Gerekli Tarama

gasteler

leave a comment »

deneme

Written by borjenski

Ekim 27, 2012 at 6:53 pm

Uncategorized kategorisinde yayınlandı

sicilli

leave a comment »

ATATÜRK KÜLTÜR, DİL VE TARİH YÜKSEK KURUMU TÜRK DİL KURUMU YAYINLARI Sayı: 211/1
DERLEME
SOZLUGU
A
– 2. baskı

DERLEME SÖZLÜĞÜ
SaraalBaba
TURK
DİL KURUMU YAYINLARI—
SAYI : 211
Türkiye’de Halk Ağzından
DERLEME SÖZLÜĞÜ
I
A
ANKARA ÜNİVERSİTESİ BASIMEVİ -1993

ÖNSÖZ
Bu sözlükte 1932. yılına kadar yazı dilimize girmemiş ve 1932-1960 yılları arasında, yurdumuzun türlü bölgelerinde halk ağzından derlenmiş olan Türkçe veya türkçeleşmiş sözler vardır.
Eser, iki büyük derlemenin verimidir:
Birinci derleme, 1932-1934 yıllarında yapılmıştır. Altı ciltlik Söz Derleme Dergisi bundan çıkmıştır.
İkinci derleme, 1952-1959 yıllarında yapılmış ve birinci derlemeden birkaç kat daha verimli olmuştur. Her iki derlemenin birleştirilmesinden de şu eser meydana gelmiştir.
Ana Dilden Derlemeler’dc bulunduğu halde biriııei ve ikinci derlemelerle bize gelmemiş olan bazı sözler de bu baskıya katılmıştır.
Birinci ve ikinci derlemelerin nasıl yapıldığı biraz aşağıda ayrıca anlatılmıştır.
*
* *
Bazı kimseler, derlemelerin sadece kullanılmak üzere yayımlandığını sanıyorlar. Derlemeler arasında, yazı dilimizin eksiklerini karşılıyaıı sözler, şüphesiz ki vardır. Nitekim son yirmi otuz yıl içinde halk ağzından yazı dilimize hayli kelime girmiştir. Ama Söz Derleme Dergisi yalnız bu amaçla meydana getirilmemektedir. Söz Derleme Dergisinin önsözünde, derlemelerle güdülen amaç şöyle açıklanmıştır:
Türkiyede halk ağzında dolaşan ve bugüne kadar lügatlere ve yan diline girmemiş, yahut yazıda pek az kullanılmış olan halk sözlerini, toplamakla, bunların hepsinin yazıda, hattâ konuşmada kullanılması gibi bir dilek ileri sürülmüş değildir. Yalnız Türkiye halk ağızlarının boylere elbirliğiyle toplanmış bir sözlüğünü dil meraklılarının gözü önüne luryınak,. sınırlarımız içinde söylenen sözleri tanıtmak ve bunlar üzerinde yapılabilecek her türlü bilimsel araştırmalara yol’açmak düşüncesiyledir ki bu dergiyi basıyoruz.
*
* *
Meraklıların ve gönüllülerin yardımlariyle meydana gelen İm eser, yurdumuzdaki halk ağzı sözlerini eksiksiz olarak Ianılacak, anlamları ve söyleniş özelliklerini bütün incelikleriyle,yanlışsız gösterecek nitelikte değildir. Eksikleri ve yanlışları daha az bir eser meydana getirilebilmesi için çok sayıda yetişmiş dilcinin yurdu karış karış dolaşmaları ve her yerde uzun zaman kalarak incelemelerde bulunmaları gerekirdi. Buna imkân bulunamamışı ır. Böyle olmakla birlikte, meydana gelen şu eserin değeri ve önemi inkâr olunamaz. Unutulma-

VI
malıdır ki ne kadar dikkatli bir derleme yapılırsa yapılsm, hiçbir zaman bu için sonu alınmıştır denilemiyecektir. Çünkü, derlemelerde bulunacak yanlışlardan ve kalacak eksikleıden başka, halk her gün yeni yeni kelimeler yaratmaktadır. Şu halde bu konu üzerindeki çalışmalara devam etmek gerekecektir.
• *
Bu sözlük, müsveddeler cilt cilt hazırlandıkça basılacaktır. Eseri tam olarak hazırladıktan sonra basmak en doğru yoldu. Ancak, on ciltten fazla tutacağı anlaşılan kitabın tamamım hazırlamak yirmi otuz yıldan önce mümkün olmayacaktır. Basıma başlamayı bu kadar geciktirmektense, küçük bir sakıncayı hoş görerek tamamlanan kısımları hemen bastırmak daha uygun görülmüştür. Bundan dolayı bir sözün türlü söyleniş şekilleri madde başlarında tam olarak sıralanamamıştır. Ancak değişik şekiller aynı harfle veya bir cilde giren harflerle başlıyorsa o cilt içinde toplanmış ve -»işaretiyle yalnız bu cilde giren kelimeler arasında bağlantı kurulmuştur. Ayrı ayrı ciltlere girecek sözler (örneğin “abartmak ile “obartmak” ve “ofurtmâk”; “acar” ile “ecer”) aı asında bağlantı kurmak işi, eser tamamlandıktan sonra hazırlanacak bir fasiküle bırakılmıştır.
* *
“Halk ağzından yazı diline” olan bu sözlük tamamlandıktan sonra, Söz Derleme Dergisi’nin 5. cildi gibi, “Yazı dilinden halk ağzına” bir indeks cildinin de hazırlanması gerektir. Böyle bir indeks, eserden faydalanmayı «çok kolaylaştıracak ve onun değerini artıracaktır.
Bu kitap birinci ve ikinci derleme yoliyle yurdun çeşitli bölgelerinden söz derlemiş olan binlerce dilseverin Kurumumuza göndermiş oldukları 600.000 den artık fişe dayanmaktadır.
Birinci derlemeye katılan ve sayıları dört beş bin kadar olan derleyicinin bir listesi yoktur. İkinci derlemeye katılanların sayısı 917 dir. Adları ve her birinin nerelerden, ne kadar söz derlediği s. XX—LV de görülecektir.
İkinci derleme için bütün yurtta bir gönüllü derleyiciler örgütü kurup sekiz yıllık program ve güdümle derlemeyi başarılı bir sonuca vardıran, sonra da fişleri sözlük haline getirme çalışmalarına yön veren, Kurumun Derleme – Tarama Kolu Başkam Ömer Asım Aksoy’dur.
Bu cilt için birinci ve ikinci derleme fişlerini birer birer incelemek ve bunlara Ana Dilden Derlemeler’deki sözleri katmak suretiyle eserin müsveddesini hazırbyanlar Uzman Şakır Ülkütaşır, Uzman Ayçan Ünver, Emel Vardark, Gülten Cankoçak, Yaşar Cankoçak ve Olcay Sarıbaş’tır.
SaraalBaba
VII

Cevdet Çağatay ile Cem Dilcin derleyicilerin durumunu ayn ayrı islemişler, kayıtlar tutmuşlar, düzgün bir fiş arşivi kurmuşlardır.
Bu cildin baskı provalarını Emel Vardarb ile Cem Dilcin asıl fişlerle karşılaştırarak tekrar tekrar gözden geçirmişler ve gereken düzeltmeleri yapmışlardır.
Bu açıklamalardan da anlaşılacağı üzere elinizdeki kitap: a) yurt içinde geniş ölçüde yapılan derlemelerden, B) bu derlemelerin sözlük haline getirilmen için Kurum merkezindeki çalışmalardan meydana gelmiş ortaklaşa bir eserdir. İçinde emeği bulunan bütün arkadaşları her zaman şükran ve saygı ile anmak Türk Dil Kurumunun borcudur.
T.D.K
SÖZLÜĞÜN DÜZENLENMESİNDE TUTULAN YOLLAR VE KULLANILAN İŞARETLER
1. Ayrı ayrı yerlerde değişik söyleniş şekilleri bulunan bir sözün en önemli görülen veya yaygın olan şekli madde başı olarak alınmış, yanına [ ] içinde değişik şekilleri konulmuştur. Bu değişik şekillerden her birinin nerelerde kullanıldığı da aynı madde içinde gösterilmiştir. Ayrıca her değişik şekle, sözlüğün alfabe sırasında madde başı olarak da yer verilmiş, ancak karşısına anlam ve derleme yeri yazüinıyarak -* işaretiyle bu sözün ve benzeri sözlerin toplu olarak bulunduğu madde gösterilmiştir.
2. Madde başlarında dört sesin gösterilmesine, mümkün olduğu kadar çalışılmış, bunlar için “6, h, fi, -” fonetik işaretleri kullanılmıştır. (Açıklamalar s. XVII dedir.)
3. Yazılışları aynı, fakat anlamları birbiriyle ilgisiz olan sözler, ayrı madde başı yapılmış ve bunlar (I), (II), (III) rakamlariyle işaretlenmiştir.
4. Birbiriyle ilgili birkaç anlamı bulunan kelimelerin her anlamı, aynı madde içinde 1., 2., 3., rakamlariyle ayrılmıştır.
5. Bazı sözler için verilen kullanış örnekleri, anlam açıklamalarından sonra italik harflerle dizilmiştir.
6. Madde başı olan sözlerin derlendiği yerler ( ) içinde gösterilmiştir. Derleme yeri köy ise, başına hiçbir işaret konulmamış; ilce merkezi ise, başına*; il merkezi ise – işareti konulmuştur, örneğin:
aeak Biraz, azıcık. (Hacıhamzalı *Tarsus -İç.) şeklinde yazılı olan madde, İçel’in Tarsus ilcesine bağlı Hacıhamzalı köyünden derlenmiş demektir.
7. İl adları kısaltmalarla gösterilmiştir. Bu kısaltmaların listesi s. XI de verilmiştir.
8. Bir söz, aynı il içinde birkaç yerden derlenmiş ise bu yerler virgül ile ayrılmıştır. Söz birkaç ilde kullanılıyorsa bu iller arasına noktalı virgül konulmuştur.
9. Birçok yerlerde kullanılmakta olan bir sözün derlendiği yerler gösterilirken birbirine yakın olan bölgeler, mümkün olduğu kadar arka arkaya sıralanmışlar.
10. Bazı köylerin ilçelere, ilçelerinde il’e bağlanışları zamanla değişmektedir. Bu kitapta gösterilen bağlantılar derleme yapıldığı zamandaki bağlantılardır.
11. Halk ağzından alınmış ve bu kitaba geçirilmiş olan sözler içinde Türkçe asıllı olmıyanlar da vardır. Halk bunları şü veya bu yönden değiştirerek kullandığından sözlüğümüze alınmaları faydalı görülmüştür.
BtRİNCt VE İKİNCİ DERLEMELER NASIL YAPILDI? Birinci Derleme:
Halk ağzından söz derleme işi Türk Dil Kurumu’nUn (kurulduğu zamandaki adı ile Türk Dili Tetkik Cemiyeti’nin) ilk günden beri üzerinde çalıştığı bir konudur. 12 temmuz 1932 de Atatürk’ün kurduğu bu Derneğin 26 eylül 1932 de toplanan birinci Kurultayından sonra ele alman ilk işler arasında halk ağzından derlemeler yapmak da vardır. Ancak en Uzak köylere kadar bütün yurttan söz derlemeye Türk Dili Tetkik Cemiyeti’nin gücü yetmiyeceğinden, bu işe resmî organların yardım etmeleri hükümetçe UygUn görülmüş ve İcra Vekilleri Heyeti’nin 21/11/1932 tarihindeki toplantısında 13507 numaralı kararname ile “Türkiye Cumhuriyeti dahilinde söz derleme işlerini yoluna koymak üzere bir “Söz Derleme Talimatnamesi mer’i-yete konulmuştur”. Bu talimatname gereğince:

IX
•) Halk dilinde yaşıyan Türkçe sözleri derlemek için Türk Dili Tetkik Cemiyeti’ne yardımda bulunmak üzere her ilde valinin başkanlığında bir “derleme heyeti” kurulmuştur.
b) Bu heyete Türk Dili Tetkik Cemiyeti il kurulu üyeleri ile belediye başkam, en büyük komutan* il millî eğitim müdürü, sağlık müdürü, lise, öğretmen okulu, orta okul, sanat,, ticaret, taran okulları müdürleri üye olarak girmişlerdir.
c) Her ilce merkezinde de kaymakamın başkanlığında yukarıdaki görevleri ilçede gören, kimselerden birer “derleme şubesi” kurulmuştur.
d) tl, ilce merkezleri ile bucak ve’köylerdeki okulların her biri, okul müdürleriyle başöğretmenlerin başkanlık edeceği birer “derleme ocağı” sayılmıştır.
e) II Merkez Derleme Kurulu, ilce, bucak ve köylerdeki şube ve ocakların derlemeleri Üe kendi derlemelerini Türk Dili Tetkik Cemiyeti genel merkezinden verilecek yönergeye göre tasnif ederek Türk Dili Tetkik Cemiyeti Genel Yazmanlığına göndermekle ve her hafta görülen işlerin özetini Bakanlığa bildirmekle görevlendirilmiştir.
f) Bakanlık Genel Müfettişlerine, uğradıkları yerlerin söz derleme çalışmaları hakkında Bakanlığa bilgi vermeleri emredilmiştir.
g) Derleme işinde en çok gayret gösteren memurların -mükâfatlandırılmak üzere-bağlı bulundukları bakanlıklara bildirilmesi emredilmiştir.
Böylece 1933 yılında bütün yurtta bir derleme seferberliği başlamıştır. Derlemeler Türk Dili Tetkik Cemiyeti’nin bastırıp her tarafa yolladığı fişleri doldurmak suretiyle yapılmıştır. 10 X14 santim genişliğinde olan bu fişlerin bir örneği s. XIIde görülecektir. Bu fişlerde sayı ile gösterilen bölümlere yazılacak şeyler s. XIII e bir örneği konulan açıklama ile belirtilmiştir.
Derleme seferberliğine yalnız memurlar değil, serbest meslek adamları, dil meraklıları, istiyen her yurttaş katılmıştır. 1933 yılı içinde Türk Dili Tetkik Cemiyeti’ne birkaç bin derleyicinin çalışma verimi olan 126.000 fiş gelmiştir. 1934 yılı içinde gelenlerle birlikte derleme fişlerinin sayısı 153.500 e ulaşmıştır.
işte Söz Derleme Dergisi bu 153.500 fişten faydalanılarak 1935 yılında başlıyan çalışmalarla meydana getirilmiş ve 1939-1951 yılları arasında 4 cilt olarak basılmıştır. Bu 4 cilt 1709 sayfa tutmaktadır. Eserde bulunan 25.000-30.000 kadar halk ağzı kelimesi alfabe sırası ile madde başı olarak yazılmış, her kelimenin anlamı veya anlamları verildikten sonra hangi ilin hangi kasaba veya köyünden derlendiği o madde içinde gösterilmiştir.
Bu 4 cilde 1952 de 6 ncı, 1957 de 5 inci ciltler de eklenmiştir. 6 ncı ciltte yalnız folklor sözleri vardır. Buradaki sözler, öteki ciltlerde bulunan sözlerden daha geniş olarak açıklanmış ve her maddeye gönderenin adı ve yeri konulmuştur.
5 inci -cilt “Yazı Dilinden Halk Ağzına İndeks” tir. Yani Söz Derleme Dergisi’nin ilk 4 çildi halk ağzı kelimelerinin alfabe sırasına göre tertip edilmişken bu cilt yazı dili kelimelerine göre alfabe sırasındadır. Madde içinde bunların -ilk 4 ciltte geçen- halk ağzındaki karşılıkları gösterilmiştir.
Birinci Derlemenin verimi olan Söz Derleme Dergisi üzerindeki çalışmalar 1957 de sona ermiştir.
İkinci Derleme :
Birinci derlemeden meydana gelen Söz Derleme Dergisi, dilimizin zengin bir hazinesidir. Bununla birlikte anlaşılmıştır ki tamamlanması ve düzeltilmesi gereken bir eserdir. Çünkü: a) Halk ağzında yaşamakta olan birçok kelimeler bu eserde yer almamıştır, b) Gerek kelimelerde, gerek anlamlarda bazı yanlışlar bulunduğu, yapdan incelemelerden anlaşılmıştır, c) Söz Derleme Dergisi’nde yalnız alfabemizdeki harfler kullanıldığından halk ağzında pek yaygm olan 6, h, fi sesleri belirtilmemiştir. İşte bu eksiklerin tamamlanması ve yanlışların düzeltilmesi maksadı ile yeni bir derleme yapılması uygun görülmüştür.

X
ikinci derleme için resmî örgütleri görevlendirme yolu tutulmamıştır. Türk Dil Kurumu, maksadını yurt içindeki dil meraklılarına duyurmuş ve böyle bir yurt hizmetinde bulunmak istiyenleri yardıma çağırmıştır. Derleyici olmak istiyenler adreslerini bildirdikçe, kendilerine bu iş için bastırılan ve s. XIV — XV te bir örneği görülen -14 X 22 santim genişliğindelri-“Derleme ve Düzeltme Fişleri” ile s. XVII ye bir kopyası konulmuş olan “Derleme ve Düzeltme Kılavuzu” gönderilmiştir.
İkinci derleme çalışmaları sekiz yıl sürmüş, 1952 başından 1959 sonuna kadar üç kere tekrarlanan programlarla yürütülmüştür. Bu sefer gelen fişlerin sayısı 450.000 i bulmuştur. Yani birinci derlemede gelenlerin hemen hemen üç katıdır.
Yeni fişler, Söz Derleme Dergisi’nin birçok yerlerini düzelttikten başka hayli yeni kelime getirmiş, Söz Derleme Dergisi’ndeki kelimelerin anlamlarına yeni anlamlar eklemiş ve bir söz için önce gösterilen derleme yerlerine başka derleme yerleri katmıştır.
İkinci derleme ile eserin ne kadar genişlediğini belirtmek için şu karşılaştırmaya bakmak yetecektir: İkinci baskının birinci cildini yalnız A harfiyle başlıyan ve 444 sayfa tutan maddeler doldurmaktadır. Birinci baskıda A ile başlıyan maddeler ise 84 sayfadır.

İL ADLARININ KISALTMALARI
( S. VIII de sözü geçmektedir.)
Adana Ada.
Adıyaman Adı. Afyon Karahisar Af.
Ağrı Ağ.
Amasya Ama.
Ankara Ank.
Antalya Ant.
Artvin Ar.
Aydın Ay.
Balıkesir Ba.
Bilecik Bil.
Bingöl Bn.
Bitlis Bt.
Bolu Bo.
Burdur Brd.
Bursa Brs.
Çanakkale Çkl.
Çankırı Çkr.
Çorum Çr.
Denizli Dz.
Diyarbakır Dy.
Edirne Ed.
Elâzığ El.
Erzincan Eze.
Erzurum Ezm.
Eskişehir Es.
Gaziantep Gaz.
Giresun Gr.
Gümüşane Gm.
Hakkâri Hak.
Hatay Hat.
İsparta Isp.
İçel İç.
İstanbul İst.
İzmir Kars
Kastamonu Kayseri Kırklareli Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Maraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Urfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
İz.
Kr.
Ks.
Ky.
Krk.
Krş.
Kc.
Kn.
Kü.
Mİ.
Mn.
Mr.
Md.
Mğ.
Mş.
Nş.
Nğ. Or.
Rz.
Sk.
Sm.
Sr.
Sn.
Sv.
Tk.
To.
Tr.
Tn.
Ur.
Uş.
Vn.
Yz.
Zn.

BİRİNCİ DEHLEMEDE KULLANILAN FİŞ
(s. IX da sözü geçmektedir.)
1
2
3
I
6
8
9
10

(Birinci Derlemede) FİŞE YAZILACAK ŞEYLEB
(t. IX da tözü geçmektedir.)
Sayı
1 Kelime (varsa türlü söylenişleri).
2 Kelimenin derlendiği yer (mahalle, köy, kaza, vilâyet).
3 Kelime isim, sıfat,, yahut zamir ise izafet ve cemi halleri, fiil ise muzari üçüncü şahsı.
4 Kelimenin manası (varsa türlü manaları, içinde kullanıldığı adi konuşma, atasözü, beyit, masal v. s. den alınmış cümleler.
5 Kelime ile (varsa) manaca eş veya zıt başka kelimeler.
6 Kelimenin herkesçe mi, bir kısım halkça jta kullanıldığı.
7 Ağzından söz derlenen kimsenin yaşı, işi gücü, kadın yahut erkek mi, yerli yahut muhacir mi olduğu, okur yazar olup olmadığı.
8 Derliyecinin adı, sanı.
9 Derleyicinin (varsa) kelimenin söylenilişi ve kullanılışı üzerine düşünceleri. 10 Kelimenin derlendiği tarih.

DERLEME VE DÜZELTME FtŞl
(Doldurulması gerekli olan kısım)
1 —Kelime [varsa türlü söylenişleri]. (Telâffuz için i, h, fi, — işaretlerinden faydalanılacaktır.)
2 —Bu fiş, karşıdaki yedi bentten hangisi için dolduruluyor»» o bentten başkasının üzeri çizilecektir. a) Kitapta bulunnuyan bir kelime derliyorum. b) Kitapta eksik olan derleme yerini veriyorum, e) Kitaptaki yanlış kelimeyi düzeltiyorum. d) Kitapta eksik olan anlamı veriyorum. e) Kitapta yanlış geçmiş olan anlamı düzeltiyorum. f) Kitapta bizden derlenmiş gibi gösterilen bu kelime bizde yoktur. g) Kitapta işaretsiz olan bu kelimeyi fonetik işaret kullanarak yazıyorum.
3 — Kelimenin anlamı (bîr kaç anlamı varsa numaralanarak gösterilecektir.)
4 —Kelimenin halk dilinde kullanılışını gösteren örnekler (kedi, fasulye, balta., gibi anlamları olan kelimeler için örneğe lüzum yoktur.)
S —Kelimenin kullanıldığı yer. Aşiret Köy Kasaba, Şehir İlçesi İli
6 —Derleyici adresi, işi.
(Doldurulması isteğe bağlı kısım)
7 — Derlenen kelime isim, sıfat zamir ise tamlama re cemi halleri, mastar ise geniş «aman üçüncü şahsı.
8 — Derlenen kelime île eşanlamlı olan yerli kelime (varsa)
9 — Derlenen kelimenin zıddı olan yerli kelime (varsa)
10 — Kelimenin tarifi tam fikir veremiyorsa birkaç çizgi ile resmi ¦
11 — Derleyicinin eklemek istediği düşünceler (varsa)
(ÎKINCÎ DERLEME ÎÇÎN) DERLEME ve DÜZELTME KILAVUZU
(S. X da sözü geçmekledir.)
16-17 yıl önce yurdumuzun her tarafında halk ağzından derlenen kelimelerle meydana gelmiş olan dört ciltlik “Söz Derleme Dergisi”, değerli bir eser olmakla beraber tamamlanmağa ve düzeltilmeğe muhtaç bulunmaktadır. Bu işte Türk Dil Kürümu’na yardım edecek arkadaşlara “Söz Derleme Dergisi” ciltleriyle birlikte bir miktar “derleme ve düzeltme fişi” sunuyor ve fişlerin doldurulma tarzı hakkında birkaç söz söylemeyi uygun buluyoruz:
Fişlerin yüzündeki altı “hane”, doldurulması gerekli olan kısmıdır. Arkasındaki hanelerin doldurulması, derleyicilerin isteğine bağlıdır. Lüzum, fayda ve imkân görülmezse bu arka sahifedeki hanelerin birkaçı veya hiç biri doldurülmıyabilir.
Doldurulması gerekli olan sahifedeki “hane” leri numaraları sırasiyle görelim:
1 – Fişin 1 numaralı hanesine derleme konusu olan kelime yazılacaktır. Söz Derleme Dergisinde bulunmıyan ve yeni derlenmekte olan bir kelimenin buraya yazılacağı tabiîdir. Fakat esasen dergide bulunan bir kelimenin, meselâ yalnız anlamında bir düzeltme yapılacaksa bile bu kelime fişte yine gösterilmelidir.
Kelimenin birkaç türlü söylenişi varsa, birer virgülle ayrılarak hepsi de yazılmalıdır.
Kelimenin halk ağzındaki telâffuzunu göstermeğe bazen alfabemizdeki harfler yetmez. Bu nokta göz önüne alınarak en çok ihtiyaç duyulacak dört ses için şu fonetik işaretlerin kullanılmasını kabul ettik:
e: “kapalı e”dir. Alfabemizdeki “e” nin “i”ye kaçan şeklidir, elti, beş, elçi, elgün, yeşil… gibi kelimelerin “e” sesini göstermek için kullanılacaktır.
h: Arapçamn noktalı ” £ ” sı gibi boğazdan hırıltı ile çıkan sesi göstermek için kullanılacaktır. Bazı bölgelerimizde birtakım “k” 1ar, bu sesle telâffuz edilir: ohümak, çoh, arha, yahın… kelimelerinde olduğu gibi. Yine bazı bölgelerimizde “k” dan çevrilmiş olmıyan “h” lar vardır: hıyar, hıra, harıltı, hortlamak… kelimelerindeki “h” 1ar gibi.
n: Geniz “n” sidir. Eskiden buna “sağır kef” denilirdi. Birçok yerlerde deniz, bunalak, donuz, son, sinir… kelimeleri bu sesle telâffuz edilir.
—: Sesli harflerin üzerine konulan bir çizgi o seslinin uzun telâffuz edildiğini gösterir: Â (hayret nidası), sona (sonra), tû, yanış (yanlış), ylmi (yirmi) örneklerinde görüldüğü gibi.
Yazı dilimizde bulunan bir kelime, yurdumuzun bir köşesinde değişik bir sesle kullanılıyorsa, bu farkı belirtmek için kelimeyi fişlemek lâzımdır. Meselâ bir yerde “çok” kelimesi “çoh.” şeklinde kullanılıyorsa, fişin 1 numaralı hanesine Özel imlâ ile “çoh” 3 numaralı “anlam” hanesine de sadece “çok” yazılır. “Deniz” kelimesinin “deniz” telâffuz edildiği yerde de, derleyici ayni şeyi yapar.
2 – “Söz Derleme Dergisi”nin tamamlanması ve düzeltilmesi için giriştiğimiz bu iş, yedi konU üzerinde durmamızı gerekli kılmaktadır. Bunlar fişin 2 numaralı “hane” sinin derleyici tarafından doldurulacak olan bölümünde basılmış olarak görülmektedir. Bir fiş, orada yazdı olan bentlerden hangisine uygun gelen maksat için doldurulmakta ise o bent bırakılacak, ötekiler”çizilecektir. Bu suretle derleyici, ayrıca bir yazı yazmaya hacet kalmaksızın, maksadım bildirmiş olacaktır.
Tamamlama ve düzeltme için üzerinde durduğumuz bu yedi bendi oradaki harfler sırasiyle biraz açıklıyahm:

XVIII
a) Halk ağzında yaşıyan kelimelerimizden vaktiyle derlenmemiş olanları çoktur. Söz Derleme Dergisini bu bakımdan tamamlamak istiyoruz. Onun için bir derleme yerinde bulunduğu halde Söz Derleme Dergisine geçmemiş olan kelimeler derlenecektir. Meselâ “ekinci” kelimesi Söz Derleme Dergisinde yoktur. Bu kelime Gaziantepte ve belki daha başka taraflarda “çiftçi” anlamına kullanılır. Şu halde kitapta bulunmıyan bu kelimeyi Gaziantep derleyicisi fişe. geçirecektir.
b) Bazen Söz Derleme Dergisindeki bir kelimenin derleme yerleri eksik kalmış olur. Meselâ “oğ” kelimesi Söz Derleme Dergisinde vardır. Birinci anlamı “tenha”dır. Bu anlam ile
– “Ordu” nttn, ve “Giresun”un birer bölgesinde kullanıldığı da kitapta gösterilmiştir. Bu kelime, • aynı anlam ile “Kilis”te de kullanıldığı halde kitapta “Kilis”in adı görülmemektedir, tşte bu eksiği tamamlamak için Kilisteki derleyicimiz “oğ” kelimesini fişe alacak ve fişteki 5 numarab hanede “Kilis” i gösterecektir. (Yani “şehir” in altına “Kilis”, “ilçesi” nin altına yine “Kilis”, “ili” nin altına “Gaziantep” yazacaktır.)
c) Söz Derleme Dergisinde madde başı olan bir kelime, onun derlenmiş olduğu yerin kullanışına göre yanlış yazılmış olabilir. Meselâ Söz Derleme Dergisinde “kasap çırağı” na Gaziantep’te “şallak” denilir gibi gösterilmiştir. Halbuki Gaziantep’te “kasap çırağı” mânasına gelen kelime “şallak” 1ar. Şu halde Gaziantepteki derleyici “şallak” kelimesi için bir fiş dolduracak ve fişin 2 numaralı hanesindeki yedi bentten yalnız “kitaptaki yanlış kelimeyi düzel-tiyorum”u bırakıp geriye kalan altı bendin üzerini çizecektir..
Burada dikkat edilecek bir nokta vardır: Bir kelime bir yerde bir türlü, başka yerde başka türlü telâffuz edilebilir. Bu sebeple kelime eğer derleyicinin iyi bildiği bir yerden derlenmiş . ise onun doğm veya yanlış olduğunu bu derleyici anlar. Fakat bilmediği bir yerden derlenmiş ise, bildiği yerin kullanışına dayanarak yanlış aramaya kalkışmamalıdır. Meselâ “şallak” kelimesi Gaziantep kullanışına göre yanlış olduğu halde Maraş kullanışına .göre doğru olabilir.
d) Halk ağandan bir kelimenin birçok anlamı bulunduğu halde, Söz Derleme Dergisine bunlardan ancak bir kısmı geçmiş olabilir. Meselâ bu kitabın dördüncü cildinde “çalmak” kelimesi için dört anlam görülmektedir. Halbuki yurdumuzun türlü yerlerinde bu kelimenin daha başka mânaları da vardır: “çok yağlı veya şekerli yiyecekler, insanı tıkamak”, “kesmek veya kesmek üzere sürmek”… gibi. İşte derleyicinin bulunduğu yerde, Söz derleme Dergisindeki anlamlara eklenecek böyle anlamlar varsa onlar için fiş doldurmak gerektir.
e) Söz Derleme Dergisinde bazen de mânaların yanlış olduğu görülmektedir. Meselâ Gaziantep’ten derlenmiş olan “deremetli” kelimesinin mânası şöyle yazılıdır: “Derli toplu olmıyan kadın.” Bu mâna, Gaziantep’teki kullanışa göre yanlıştır. Doğrusu “derli toplu olan kadın” dır. İşte Gaziantep’teki derleyici, bu yanlışı düzeltmek için “deremetli” kelimesini bir fişe alacak ve fişin 3 numaralı hanesine doğru anlamı yazacaktır. 2 numarab hanenin de yalnız e) bendini bırakıp öteki bentleri çizecektir.
f) Söz Derleme Dergisinde bazı kelimelere rastlanıyor ki filân yerden derlenmiş gibi gösterildiği halde o yerde böyle bir kelime yoktur. Bu gibi maddeleri Derleme Dergisinden çıka-rabilmemiz için fiş üzerinde bunun belirtilmesi lâzımdır. Meselâ Söz Derleme Dergisinde Gaziantep’ten derlenmiş gibi görülen bir “oruntak” kelimesi vardır. Halbuki Gaziantep’te böyle bir kelime yoktur. Bunu, derleyici dolduracağı fişin 2 numarab hanesindeki f) bendini bırakıp öteki bentleri çizmek suretiyle belirtecektir. (Fişin 1 numaralı hanesine “oruntak” kelimesinin yazılacağı tabiîdir.)
g) Derleme ve Düzeltme işlerimizden birisi de derlenen kelimelerin yerli halk ağzındaki telâffuz seklini tesbit etmektir.. Söz Derleme Dergisinde yalnız alfabemizdeki harfler kullanılmış olduğundan kelimelerin yerli halk ağzındaki telâffuzlarını bazen tamamiyle göstermek mümkün olmamıştı. Bu defa Kılavuzun birinci maddesinde izah ettiğimiz üzere alfabemizdeki harflerden başka dört fonetik işaret de kullanacağız. Gerek yeniden derlenecek kelimeler

XIX
için, gerekse Derleme Dergisinde îhılunduğu halde sesleri tamamiyle gösterilememiş olan kelimeler için bu işaretlerden fâydalandacaktır. Meselâ Derleme Dergisine “singirmek” şeklinde geçmiş bulunan kelimenin derleme yerindeki telâffuzu “sifiirmek” olduğundan oradaki derleyici kelimeyi bu telâffuzu ile fişe yazacak ve g) bendine göre bir fiş doldurmuş olduğunu belirtecektir.
3 – Fişin 3 numaralı hanesine kelimenin mânası yazılacaktır. Bü hane, yalnız yeni kelime derlendiği hallerde değil, dergide bulunan bir kelimenin meselâ yalnız fonetik işaretlerle tamamlanması ve mânasına ilişilmemesi halinde dahi -eski mâna aynen yazılmak suretiyle de olsa- dolduralacaktır.
4 – Derleme kelimelerinin halk dilinden alınmış bir cümle içinde kullanılmış olarak gösterilmesi, ona verilen mânanın açıkça kavranmasına yarıyacağından, çok faydalıdır. Bu sebeple kelime için bir, hattâ birden fazla örnek gösterilmesi, ihmal edilmemesi gereken bir iştir.
5 – Derleyiciler, çok defa kelimenin kullanıldığı yerde bulunacaklardır. Fakat bir derleyici kelime derlediği yerden başka bir tarafa ayrdmış olursa veya başka tarafta oturduğu halde iyi bildiği bir yerin kelimelerini fişlerse, bunları bize göndermemesi için bir sebep yoktur. Fişimizin 5 numaralı hanesinde gösterilecek şey derleyicinin şimdi bulunduğu yer değil, kelimenin kullanıldığı yerdir.
Kelime ister bir köyden, ister bir kasabadan derlensin, bunların adlan gösterildikten başka o köyün veya kasabanın bağlı bulunduğu ilce ve il adı da her halde yazılmalıdır.
Kelimenin bir aşiretten derlenmesi ihtimali de düşünülerek ona da yer verilmiştir.
6. Bu hanede gösterilecek şey, derleyicinin şimdi bulunduğu yerdeki adresi ve işidir. Kendisinin fişe geçirdiği madde şimdi bulunduğu yere. ait olmıyabilir. Bundan evvelki 5 numaralı fıkrada buna dair açıklamalarda bulunmuştuk.
Fişin arkasındaki “doldurulması isteğe bağlı kısım” hakkında ayrıca birşey yazmaya lüzum görmüyoruz. Yalnız derleyicilerin göz önünde tutmaları gereken bazı hususları da buraya ekliyoruz.
§ Derlenecek sözler, İstanbul Türkçesine dayanan yazı dilimizdeki sözlerden başka olmak üzere yerli halk arasında kullanılan sözlerdir.
§ Yazı dilimizde kullanılan sözler, yurdumuzun bir köşesinde şekil ve anlamca farklı olarak kullanılmakta iseler bunlar da derleneceklerdir.
§ Bir kelimenin Türkçe olup olmadığında tereddüt edilse bile o kelime derlenmelidir.
§ Sözler, yerlilerden ve mümkünse o yerden hiç ayrılmamış olanlardan derlenmeli, bunlar arasında okur yazar olmıyanlar, yaşlılar, kadınlar tercih edilmelidir. Kendisinden söz derlenen kimselerin işitme ve söyleme uzuvlarında kusur bulunmamalıdır.
§ Başka taraftan gelip bir yere yerleşmiş olanlardan ve göçmenlerden söz derlenmemelidir.
§ Derleme yapılırken halk kendilerine zararı dokunacak bir iş yapıldığı hissini almamalıdır. Derleyiciler buna çok dikkat etmeli ve işlerini yaparken durumun gerektirdiği incelikleri göz önünde bulundurmalıdırlar.
§ Her söz için ayrı bir fiş doldurulmalıdır.
§ Fişler mutlaka yeni yazı ile ve çok okunaklı olarak yazılmalıdır.
Not. Tereddüt edilen hususlar için Türk Dil Kurumu’na mektup yazılırsa açıklayıcı cevaplar verilir. 19S1

İKİNCİ DERLEMKYK KATILAN DEBLEYİCİLEKİN ADLAR], NERELERDEN DERLEM K YAIT1KLAKI VE KAÇ FİŞ CÖNDERDİKLEKt
1. Derleme yerlerinden yalnız il ve ilce merkezleri gösterilmiştir.. Listenin çok uzun olmaması için köyler ayrıca gösterilmemiş, bağlı bulundukları il ve ilce merkezleri içine alınmıştır.
2. Derleme yerleri il adlarına göre bölümlere ayrılmış, her il içindeki derleme yerleri; önce il merkezi, sonra alfabe sırasiylc ilce adları olarak verilmiştir.
3. Derleyicilerin adlan sırasında yazılı olan “gönderdiği fiş” sayısı, derleme yaptıkları yerlerin hepsinden ne kadar sözcük derlemiş olduklarım gösterir.
4. Bazı derleyicilerin adları karşısında ( ) işareti içinde dipnot numarası vardır. Bu numaralara göre sayfa altlarına yazılan notlarda öteki derleme yerleri de verilmiştir.
5. Gönderdikleri fiş sayısı saptanamamış olan derleyicilerin adları sırasındaki “gönderdiği fiş” yerine * işreti konulmuştur.
ADANA
Derleme yeri
Adana
ve Karaisalı
Bahçe
„ ve Kadirli,-Osmaniye
Kadirli Karaisalı
„ ve Saimbeyli
Derleyicinin Adı, Soyadı Gönderdiği fiş
Necati Coşkuncr 500 (1)
Yusuf Doğudandoğan 330 (2)
Bedia Yumuk 285 (3)
Nadir Özatakan 125 (4)
Seza Çağlar 50 (S)
Samet Eğit ‘300 («)
Mustafa Koçer 20 (7)
Cavit Oral * («D
Ahmet Köklügiller *
Yusuf Taşkın 112 (9)
Mesut Fani Bilgili 5 (10)
Cemil Sönmez *
Muhittin Canpolat 200 (11)
Sait Doğan 150
Kemal Ersü 515 (12)
(1) Mersin (İç.), Tarsus (İç.)
(2) Tarsus(lç.)
(3) Amasya, Merzifon (Ama.), Taşköprü (Ks.), Kayseri, Alaşehir (Mu.)
(4) Sivas, Gemerek (Sv.), Zara (Sv.)
(5) İğdır(Kr.),Akhisar(Mn.)
(6) Niğde
(7) Ağın(El.),Pasinler(Ezm.),Mersin(tç.),Tarsus(lç.),Divriği (Sv.)
(8) Haymana(Ank.),Akseki(Ant.)
(9) Mersin (İç.)
(10) İslâhiye (Gaz.), Yayladağı(Hat.), Andırın (Mr.)
(11) Nizip (Caz.)
(12) Konya, Kütahya, Altıntaş (Ktt.)

XXI
Derleme yeri _ Derleyicinin Adı, Soyam _ Gönderdiği fiş
Osmaniye Osman Nedim Tuna 9450 (13)
Saimbeyli Mustafa Türkoğlu 15 (14)
ADIYAMAN
Adıyaman, Besni, Kakta Ziya Yılmaz 7 (15)
Besni Memduh Ulubilgin 300 (16)
AFYON KARAHİSAR
Afyon OğuzArıkanlı 200 (17)
„ ve Şuhut Şevket Köse 15 (18)
Bolvadin Fahrettin Çelik 750 (19)
İbrahim Cartülı 475 (20)
Abdullah Kasap 400 (21)
„ Ünal Aydoğmuş 200
Ayhan Çelik 150 (22)
Oğuz Develi 100 (23)’
„ , İsmet Özkaran 50
Dinar Bekir Hare 900 (24)
Mehmet Ali Havuz 650 (25)
Yusuf Servet Kitis 600
Mustafa Armağan 400 (26)
Osman Arslan 400 (27)
,, Serap Gençay 250 (28)
Hasan Tatlıcan 200
Rüstem Gültekin 200 (29)
„ Sabri Günaydın 200
„ Ahmet Günsan 150
„ Mehmet özçay 125
„ , Hüseyin Bilecik 125
VasfiKarakoç 125 (30)
(13) Gazipaşa (Ant.), Bolu, Düzce (Bo.), Gerede (Bo.), Mudurnu (Bo.), Anamur (îç.), Gülnar (Iç.), Mut (İç.), Silifke (İç.) Kuşadası (İz.), Kars, Ahıska (Kr.), İğdır (Kr.), Kırşehir, Kaman (Krş.), Konya, Ermenek (Kn.), Kadınhanı (Kn.), Malatya, Maraş, Afşin (Mr.), Elbistan (Mr.), Gerze (Sn.)
(14) Mersin (İç.) v
(15) Elazığ, Kemaliye (Eze), Gaziantep, Mardin, Trabzon, Tunceli, Çemişkezek (Tu.), Pertek (Tn.)
(16) Kilis(Gaz.),Malatya
(17) Konya, Zonguldak
(18) Antalya
(19) Keçiborlu (Isp.), Sarıkamış (Kr.)
(20) Sütçüler (lap.), Yalvaç (lap.)
(21).Çal(Dz.),I8parta,Gelendost(Isp.) . ‘
(22)ÇaI(Dz.)
(23) Yalvaç (Isp.)
(24) Acıpayam (Dz.)
(25) Çal (Dz.),Çivril (Dz.), Honaz (Dz.),Tavas (Dz.)
(26) Eğridir(Isp.),Senirkent(Isp.)
(27) Yeşilova (Brd.). Çal (Dz.)
(28) izmir, Gediz (Kü.), Alaşehir (Mn.), Kırkağaç (Mu.), Eşme (Uş.), Karabük (Zn.), Safranbolu (Zn.)
(29) Keçiborlu (Isp.)
(30) Bucak (Brd.),Keçiborlu (Isp.)

XXII
Derleme yeri Derleyicinin Adı, Soyadı Gönderdiği fi;
Dinar Ali Aydoğmuş 115
Hüseyin Aydoğmuş 100
Ramazan Taşan 100 (31)
Ramazan Uzun 100 (32)
„ Talât Kodal 100 (33)
„ Vehbi Kıvanç 100 (34)
„ Mehmet Eren 75- (35)
» Ahmet Alacaoğln 50 (36)
» Ali Çetin 50 (37)
Mustafa Aydemir 50 (38)
„ Kadir Karademir 30 .(39)
Emirdağ Mehmet Aydın 700 (40)
• Mehmet Baydar 425 (41)
• » Osman Hkkurşunlu 400
Zeki Gülsoy 50 (42)
„ Osman Yamak •
Sandıklı Mustafa Yılmaz 100 (43)
Şuhut Faruk Çağlayan 30 (44)
AĞRI
Ağn İsmet Gönülal’ 200 (45)
Diyadin. Mahir Büğ 10
Tutak Sedat önelge 20 (46)
AMASYA
Amasya, Merzifon Ali Onur 29S0 (47)
„ ve Taşova . Cevdet Baç 1200
»» Hüsnü Pazar 500
»» ismail Acar 300
», Sabri Yetkin 250
,» Hasan Kamaç 50
», Necip Onur ‘ 50
(31) Burdur
(32) Denizli,Acıpayam(Dz.),İsparta
(33) İsparta, ödemi;(İz.)
(34) İsparta, Tavas (Dz.) ,
(35) İsparta, Eğridir (Isp.)
(36) Gelendoat (Isp.), Yalvaç (Isp.)
(37) Tire (İz.)
(38) Çal(Dz.) ” -
(39) Burdur, Gölhisar (Brd.), Yeşilova (Brd.), İsparta, Keçiborlu (Isp.), Uluborlu (bp.)
(40) Aydın, Biga (Çkl.), Uzunköprü (Ed.), Erzurum, Bayburt(Gm.), Kars, Malatya, Nevşehir
(41) Tefenni(Brd.),Çal(Dz.),Çivril(Dz.),İsparta
(42) Eskişehir,Gaziantep
(43) tkizdere (Rz.)
ı (44) Merzifon (Ama.), Kırıkkale (Ank.), Balıkesir, Çankırı, Çorum, Mecitözü (Çr.), Çal (Dz.), Keşap (Gr.), İnebolu (Ks.) Ordu, Mesudiye (Or.), Vezirköprü (Sm.), Gerze (Sn.), Zile (To.), Boğazlıyan (Yz.), Sorgun (Yz.) ‘
(45) Nevşehir, Sivas, Zara (Sv.)
(46) Turgutlu (Mn.)
(47) İstanbul

XXIII
Derleme yeri Derleyicinin Adı, Soyadı Gönderdiği fiş
,, ve Gümüşhacıköy, Merzifon Nail Türeli 30 (48)
» Bekir Kürt 10
„ ve Merzifon Bedia Yumuk (3)
ve Gümüşhacıköy, Merzifon Semiha Onur * (49)
„ Salih Ak taş *
Göynücek îsmet Çetintürk 513 (50)
Merzifon Hüseyin Gürbüz 1476
Hulusi Dedeoğlu 1400
Necmi Şamlı 25 (51)
Aziz Taşan 30
»1 Ali Şahin 10 (52)
)* Faruk Çağlayan (44)
ANKARA
Ankara Ali tsmailoğlu 1550
* * Turhan Dökmeci 800
Semiha Erker 200
ve Kalecik Fehmi Güner 100 (53)
ibrahim Cüceoğlu 100 (54)
Sadık Uzünoğlu 30 (55)
Necati Erdoğan 30
1 » AliErtürk 20
Ayaş Erdoğan Oztürk 700
»? Galip Bay kal 30
Haymana Nevzat Oztürk 300
Hasan Hüseyin Saygılı 290
Ömer Yücel 150 (56)
Yusuf Karakoç 50
Halil Metin 4 ,
„ Cavit Oral (8)
Kaman Aziz Yalçın ,50 (57)
Kırıkkale Faruk Çağlayan (44)
Şemsettin Tüzmen *
Nallıhan, Şerefli Koçhisar Hüseyin Metin 100
Şerefli Koçhisar Halil’Koç 265
Veli Baltacı 100
(48) Ka»tariH,iMi,Uartın(Zn.),Karabük(Zıı.),SafranİHilıı(Zıı.)
(49) İstanbul,Tosya (Kn.)
(50) Çorum, Mecitözü (Çr.)
(51) Çorum
(5 2) Karlıova (Bn.)
(53) Erzincan, Ordu,Sivas, Zara (Sv.)
(54) Klazığ,Malatya,Trabzon,Tunceli, Çemişkezek (Tn.)
(55) Uatny,lskcndcrun(Hat.)
(56) Pınarbaşi(Ky.),Yozgat
(57) Ha«brklaş(N;.)

XXIV
ANTALYA
Derleme yeri Derleyicinin Adı, Soyadı Gönderdiği fiş
Antalya, Elmalı, Kaş, Korkuteli Aka .Gündüz önder 800
»» Halil Cömert 600 (58)
Halit Turhan Anamurlu 600 (59)
„ ve Serik ibrahim Vural 500 (60)
„ ve Elmalı, Finike,
Gündoğmuş, Kaş Süleyman Yücesan 146
„ ve Finike ibrahim Kahraman 100
•» Alâettin Erkoç 75 (61)
„ ve Akseki Hüseyin Aşık 20 (62)
»» Şevket Köse (18)
99 ismail Sar ikaya 400 (63)
Akseki Cavit Binbaşıoğlu 625
„ ve Elmalı, Finike ibrahim Göker 233
i, Tevfik Arıburnu 100 (64)
1» Hüseyin Işık 80 (65)
Cavit Oral (8)
Alanya Halit AksungUr 200 (66)
Elmalı, Finike Abdullab Demirel 500 (67)
9′ ! Jale özgüner 190
99 Rifat Sancar 100 .
„ ve Finike Süleyman Çakmak 50
99 Ömer Serin 50
99 ibrahim T anal 25
99 ibrahim Sarıçiftçi 10 (68)
,, ve Finike Kerim Yavuz «
99 Cemal Aksoy *
Finike Ulviye Özgen 75
Gazipaşa Rahmi Ataöv 50
99 Osman Nedim Tuna (13)
Gündoğmuş Dursun Kut “300
Korkuteli Turgut Üner 50 (69)
Manavgat, Serik Mevlüt Masum Öcal 130 (70)
Serik Ahmet Aytaç 100
99 Cemal Tosun 1700 (71)
(58) Biga (Çkl.), Çan (Çkl.r, Acıpayam (Dz.), Kemalpaşa (tz.), Manisa, Fethiye (Mğ.)
(59) Anamur (İç)
(60) Erzincan, Alaşehir (Un.)
(61) Golkoy (Or.)
(62) Burdur,Yeşilova(Brd.)
(63) Darende (Mİ.),Gürün (Sv.)
(64) Sorgun (Yz.)
(65) Kütahya, Gediz (Kü^ünav (Kü.)
(66) Ermenek(Kn.),Ilgın (Kn.),Ulukışla (Nğ.)
(67) Marmaris (Mğ.)
(68) Silivri(İBt.)
(69) Çorum, Antakya (Hat.)
(70) Eğridir(Isp.)
(71) Eğridir (bp.). Sütçüler (lap.)

XXV
ARTVİN
Derleme yeri Derleyicinin Adı, Soyadı Gönderdiği fiş
Artvin, Şavşat Fatma Dursun 290
„ ve Şavşat, Yusufeli Mehmet Alptekin 200 (72)
„ ve Şavşat Süleyman Yazıcı 100
;, ve Ardanuç, Şavşat, Yusufeli Mustafa Göksu 50
»j Fehmi Kültürel J20
„ ve Yusufeli Salâhattin Çelik • (73)
Ardanuç, Şavşat İsmail Yılmaz 1800
»» Kâzım Ertürk 185
„ ve Borçka Osman Unsal, 150 (74)
„ ve Şavşat Yusuf Levend 20
Borçka Emin Ersoy 30
Hopa Tahsin Şenlik 50
Şavşat Nazım Dursun 1290
Seyfettin Ermişoğlu 1050
Alâettin Bayçelik 600
,,. ve Yusufeli Adil özder 500
Hesebali Turan 400
Nedim Şahin 100
Sabri Aydın 75
»» Mustafa Demirel •30
Necmettin Urhan 30
Mehmet Bilir 30
1» Adnan Kantek 20 (75)
Şemsettin Tokdemir 10
Yusufeli Necmettin Aykan 750
f Sami Akahn 100 (76)
s» Sabri Akıncı 60
tf Sabahattin Çelik 50 (77)
*t Kemal Kabaoğlu 30 (78)
»S Süleyman Rona 4
AYDIN
Aydın, KuyUcak, Nazilli İbrahim Çetin 315 (79)
„ ve Bozdoğan Refet Çetin 300
Mehmet Aydın (40)
Bozdoğan Faik Apaydın 1700
Şeref Günay 1500 (80)
SuatUzkut 800
(72) Erzurum
(73) Erzurum, Kar», Ardahan (Kr.), Sarıkamış (Kr.)
(74) Trabzon
(75) Gümflşane
(76) Erzurum
(77) Erzurum, Kart, Arpaçay (Kr.), Sarıkamış (Kr.)
(78) tapir(Ezm.), Fındıklı(Rz.), Pazar (Rz.)
(79) Salihli (Hn.)
(80) Milâ»(Mğ.)

XXVI
Derleme yeri
Bozdoğan ve Nazilli
„ ve Söke
Germencik Nazilli
Balıkesir
„ ve Susurluk ve Savaştepe
Ayvalık Balya
Bandırma, Sındırgı
Bigadiç
Burhaniye, Edremit »»
Edremit
ivrindi
»»
s,
Susurluk
Derleyicinin Adı, Soyadı
Gönderdiği fiş
1200 700 450
200 (85) 200 50 (86) • (44) 8 (87) 80 (88) 900 (89) 100
40 (90) 100
50
10 630 455 130
20
700 (91) 100 (92) 10 8 800
(81) Kınık (İz.)
(82) Biga (Çkl.),Denizli,Manisa, Fethiye (Mğ.),Milas (Mğ.), Banaz (U§.)
(83) Çan (Çkl.), Fethiye (Mğ.), Bafra (Sm.)
(84) Bilecik,Kandira(Kc.),Simav^Ktt.),Marmaris(Mğ.),Mucur(Ns.)
(85) Arpaçay (Kr.)
(86) Mustafakemalpaşa (Brs.),Nevşehir
(87) Bergama (İz.), Dikili(lz.)
(88) Erzurum, Tokat
(89) Ayvacık (Çkl.), Bayramiç (Çkl.), Biga (Çkl.), Denizli ,Honaz (Dz.), Bergama (İz.), Ürgüp (Nş.) – (90) Gerede (Bo.), Kütahya, Bor (Nğ.), Ulukışla (Nğ.)
. (91) Tefenni(Brd.), Erzincan,Manisa (92) Hınıs(Ezm.),Demirci(Mn.)

Ahmet Çetin Mehmet Özen Ali Dinçer Ali Üstündağ Cafer Mesudiyeli Refik Apaydın Necdet Atalay Hasbi Temiz Muzaffer Uyguner Saydam Kalay ihsan Çaycı Saffet Suner
BALIKESİR
Ahmet Kermen ismail Karan Safer Demiray tşa Oztürk Mehmet Gonca Şem’i Basmacıoğlu. Faruk Çağlayan Mehmet Zeyrek Necdet Demirel Mahmut Adem ‘ Nidai Sulhi Atmaca Selçuk Aybek Fatma Baykal Hüseyin Çay Cevdet Güneş Emrah Sağdıç Gülten Şarapçı Gıyas Yetkin Osman Balkır M. Turan Fnıdık Eyüp Işınak Mustafa Cüce Remziye Dalkıran Musa Güran TatlıoğlU
778
200 (81) 100
100 (82) 50 30 15 * (83) 2500 (84) 415 75 30
XXVII
BİLECİK
Derleme yeri Derleyicinin Adı, Soyadı__ Gönderdiği fiş
Bilecik Muzaffer Uygttner (84)
Osmaneli Şehide Turan 50
BİNGÖL
Karlıova Ali Şahin (52)
BİTLİS
Bitlis Nazmi Barutçu 500
Yusuf Ziya Ulusoy 200 (93)
Vasfi Bingöl 125 (94)
Rauf Hatiboğlu 100
„ Suphi Menteş 30
Sabahattin Güzel 20 (95)
,, Bedri Giray 15
Ahlat Ekrem Bayındır 6
BOLU
Bolu Kâzım Dilcimen 4989 (96)
Adil Güneş 1800 (97)
,. ve Mudurnu Mehmet Ulucan 300 (98)
„ İbrahim Metin 200
„ ve Gerede Valıap Tunçer 200
„ ve Akçakoca, Düzce Doğan Tokgöz 100 (99)
„ ‘ Cavit Önal 75 (100)
,. ve Akçakoca, Düzce Nejat Sav 75 (101)
„ Ayhan Doğan 62
,, İbrahim Şenel * 40
„ Ayhan Aydın 20
,, Mübeccel Menteş 20
., ve Düzce, Gerede,Mudurnu Osman Nedim Tuna (13)
Düzce Ali Karagöz 200 (102)
Fazd Oyat 196 (103)
Temel Özteu 50 (104)
(93) İzmir, Bergama (İz.) ^
(94) Edirne, Lalapaşa (Ed.)
(95) Malatya,Muş,Siirt,Saeun(Sr.) f
(96) Palu (El.), Giresun, BcşiLtaş (İst.), Kastamonu, Niğde, Ünye (Or.), Samsun, Kavak (Sm.), Trabzon
(97) Akyazı(Sk.)
(98) Elbistau(Mr.),Cöksun(Mr.)
(99) Kastamonu
(100) Afşin(Mr.),EUnstan(Mr.)
(101) Yozgat
(102) Tcfcnni(Brd.)
(103) Edirne, Gürün (Sv.), Şarkışla (Sv.), Tekirdağ, Selanik (Yunanistan)
(104) Lalapaşa (Ed.), Erzincan, Gümüşanc, Kırklareli, İzmit (Kc.), Aksaray (Nğ.), Ordu, Cöiköy (Or.), Çarşambt (Sm.), Terme (Sm.), Sivas, Ccmerc-L (Sv.),Tekirdağ, Maçka (Tr.),Vakfıkebir(Tr.)

XXVIII
Derleme yeri_ Derleyicinin Adı, Soyadı Gönderdiği fit
Gerede Eşref Nemutlu 30
„ Sabih Özlü S
„ İhsan Alpman ‘ 4 (105)
Selçuk Aybek (90)
Göynük Niyazi Aydın .50
,, Nuri Güner 15
Mudurnu Hüsamettin Karakılıç 1600
„ Mehmet VardaUı 7
Seben Fahri Küsen 100
BURDUR
Burdur, Tefenni Tahsin Minas 1350
İbrahim Zeki Burdurlu 1250
. „ Nihat Aksoy 750
Arafettin Şen 500 (106)
„ ve Yeşilova Mehmet Pişkin 327 (107)
Şerif Oktürk 250 (108)
„ Münir Pamukçuoğlu 200
,, İsmail Bayav 200
,, ve Yeşilova Baki Alpağan 150
„ Ali Koçak 125
„ ve Tefenni Gülsüm Kara 100
„ Ali AksungUr 100
„ Şükrü Çetinkaya 60
„ ve Bucak, Tefenni Mehmet Başer 50
A. Kadri Tan 50 (109)
„ Nazım Yavuz 50
AliŞentaş . 30
Süleyman Oğuz 20 (110)
Türkân Arıpmar 10 (111)
„ ve Bucak, Tefenni Sıtkı Öney 10
„ ve Yeşilova Hüseyin Âşık (62)
„ Ramazan Taşan (31)
„ ve Gölhisar, Yeşilova Kadir Karademir (39)
„ ve Tefenni Nuri Balköse *
„ Neciniye Doray *
„ Mustafa Gülyurt *
Bucak Kâzım Yazgan 600 (112)
n İsmail Çomak 200
(105) Çerkes(Çkr.)
(106) Çal(Dı.),Isparta,Yıldı*eli(Sv.)
(107) Kayseri
(108) Sivas
(109) Keçiborlu (Isp.). Menemen (İz.), Seferhisar (İz.)
(110) Keçiborlu (I»p.),Senirkent (lap.)
(111) Kayseri
(112) Sütçüler (Isp.)

XXIX
Derleme yeri
Bucuk
Gölhisar Gölhisar
Tefenni, Yeşilova
Yeşilova
Derleyicinin Adı, Soyadı Gönderdiği fiş
Muktedir Kamgan 100 (113)
Mehmet Özkaynak 50
İsmail Mercan 50 (114)
Hasan Tahsin Uysal 50
Musa Yöntem 4
Vasfi Karakoç (30)
İbrahim Küıç 500
Mustafa Özcau 200
Salih Özkan 150
Hüseyin Gökçakır 137 (115)
Nuri Çerçel 1350 (116)
Hasan Kasan 500 (117)
Ahmet Tuııçel 345
Turan Şimşek 200
İsmail Özkan 50 (118)
Veli Türkay 30 (119)
Halil Ünlü 20
Ali Kara 10
M. Turan Fındık (91)
Ali Karagöz (102)
Mehmet Baydar (41)
Bayram Akkuş 900
Ömer Turhan 650
A. Kadir Önal 550 (120)
Bayram Çal 550
Şükrü İlhan 425 (121)
Abidin Kaymaz 280
Kadir Sarı 200
Ali Koca 200
Yûsuf Sükun 100 (122)
İsmail Çetin 100
Veli Taşkın 50 (123)
Yücel Güngör 50 (124)
Haydar Özdemir 50 (125)
Neşet Gökoğlu 50
İbrahim Athhan 50
Nurullah Balay 40 (27)
Osman Arslan
(113) Çal(Dz.),Tavas(Dz.),ŞarkiKaraağaç(Isp.) _
(114) Kelkit(Gm.),Şiran(Gm.),İzmir
(115) İsparta
(116) İsparta
(117) Sütçüler (Isp.)
(118) İsparta, Ödemiş (İz.)
(119) Kula (Mıı.)
(120) İsparta
(121) Sütçüler (Isp.)
(12 2) Çal (Dz.), Tavas (Dz.), İsparta, Eğridir (Isp.)
(123) Çivril(Dz.)
(124) Çivril (Dz.)
(125) Çal (Dz.), Tercan (Eze.), İmranlı (Sv.), Şarkışla (Sv.), Trabzon

XXX
BURSA
(126) DerdzIi.Tavu (Dz.), Manisa, Alaşehir (Mn.), Salihli (Mn.), Koyulhisar (Sv.)
(127) Eskişehir,îstanhul,tznur,Bergama(lz.),Fethiye(Mg.)
(128) Kırklareli, Pıııarhisar(Kr]c.), Kırcaali (Bulgaristan)
(129) Tarsus (İç.), Konya, Hadım (Kn.), Malatya
(130) Erzincan
(131) Erzincan, Gttmüşane,Bor (Nğ.)
(132) Ünye (Ot.)
(133) Çal(Dx.),KeçibörIn(Isp.)
(134) Urla
(135) Lüleburgaz (Krk.)
(136) T«vş.n)ı(Ku.)

Bursa Kemal Turamıoğlu . 800 (126)
„ Güngör Güray Balkan 350
„ Salâhattin Tansel 350
Mehpare Hebilbürün 300 (127)
„ Orhan Konet 250
„ ve Orhaneli Malik Adalan 200 (128)
„ ve Mustafakemalpaşa Hasan özsap 100
Erol Sezer 15 (129)
inegöl Hüseyin-Bekâr 10 (130)
iznik Abdurrahman Suna 15
Mudanya Sıtkı Mutman 100 (131)
Mustafakemalpaşa Adil Süalp 200 (132)
Sami Ünal 150 (133)
Enver Bayol 20 (134)
„ Şem’i Basmacıoğlu (86)
ÇANAKKALE
Çanakkale Dinçer Sezgin 236 (135)
Ayvacık Ekrem Ünal 50
„. Fethi Renda 20
„ ve Bayramiç, Biga Mahmut Adem (89)
Bayramiç, Çan Ali Oğuz – 20
Biga Ali Üstündağ (82)
„ ve Çan Halil Cömert (58)
„ Mehmet Aydm (40)
Çan Hasbi Temiz – (83)
Ezine Sabri Baran 10
„ Ferit öngören (136)
Gelibolu Necmettin Karakayan 75
„ Mehmet Tabak 50
„ Eyüp Gençer 50
„ Ethemövül 50
ÇANKIRI
Çankırı, Kurşunlu Şuuri Ünal 2000
„ ismail Sönmez 730
Derleme yeri Derleyicinin Adı, Soyadı Gönderdiği fiş
XXXI
Derleme yeri ___ Derleyicinin Ant, Soyadı_ Gönderdiği fiş
Çankırı, Çerkeş, Eskipazar,
İlgaz, Kurşunlu, Şabanözü Hüseyin Aytaç 100
Çankırı Faruk Çağlayan (44)
Çerkeş ihsan Alpman (105),
ÇORUM
Çorum, Alaca Eşref Ertekin 3126 (137)
Ahmet Tulu 700 (138)
„ Cevdet Musaoğhl 260
Hüseyin Duru 100
„ Mehmet Coşkunçay 75
Necmi Şamlı (51)
„ ve Mecitözü Faruk Çağlayan (44)
„ „ ismet Çetintürk (50)
„ Turgut Üner (69)
İskilip irfan özen 2000
DENİZLİ
Denizli, Buldan Ahmet Engin 1100 (139)
Sami Gürel 1000
„ Ramazan Vural • 350
Sami Vural 204
„ ve Honaz Yusuf Sankaya 150
,, Hüseyin Armağan 100
„ ve Acıpayam İlhan Oymak 100
Halil Can 50
„ ve Sarayköy Mehmet Solmaz 50
„ Kâzım Akdeniz 50
Aslan Alp 50
„ ve Honaz Baki Uysal 30
Hakkı Ava 20
„ ve Acıpayam Mehmet Nazik 20 (140)
„ „ Ramazan Uzun (32)
AliÜstündağ (82)
,, ve Honaz Mahmut Âdem (89)
„ ve Tavas Kemal Turanhoğlu (126)
„ Salih Koyun *
Acıpayam ibrahim Akyürek 935
Kâzım Genç 400
Nuri Uzun 250
„ AttilâGençer 250
„ ve Tavas Mustafa Asım Hışd 220
(137) Darende (Hl.)
(138) Ka**amonu,Safrnııbolu(Zn.)
(139) Bergarna(Ia.),Uenanen(tz.),Maniıa
(140) Iaparta

XXXII
Derleme yeri Derleyicinin Adı, Soyadı Gönderdiği
Acıpayam Mustafa Ali Samsa 200 (141)
Murat Tüfek 100
„ Hasan Fehmi Yatağan 100
„ ve Çal Ömer Yoldaş 50 (142)
„ ve Buldan, Çal ilhan Akçal 20
,, Rıza Yaygın 10
,, Bekir Hare (24)
,, Halil Cömert (58)
Buldan Sabri Gürsoy 100
Çal Orhan Vural 1000
„ Mehmet Yiğit 600
,, Halil Özdemir 220 (143)
,, Özdoğan Gündüz 100
,» Mehmet Gürhan 100
,, Nazmi Ören 100
„ Mustafa Laman 100
Hikmet Omca 100
Ersoy Akıncı 100
Mesut Ayas 100 (144)
„ Abdurrahman Çamlı 100
„ ve Tavas İlhan Nalbant 50 (145)
Galip Şahin 50 (146)
Cafer Voyvada 50
„ ve Sarayköy Cengiz Ertekin 10
,, Ahmet Yalçınkaya 15
», Mustafa Aydemir (38)
„ ve Çivril Mehmet Baydar (41)
Faruk Çağlayan (44)
», Ar afettin Şen (106)
,5 Osman Arslan (27)
,, ve Çivril, Honaz, Tavas Mehmet Ali Havuz (25)
»» Abdullah Kasap (21)
1» Ayhan Çelik (22)
,’, ve Tavas Muktedir Kahıgan (113)
Denizli ve Tavas Yusuf Sükun (122)
»5 Ali Canan * (147)
», Haydar özdemir (125)
»» Sami Ünal (133)
Mustafa Canan *
Çameli Hasan Gündoğdu 200
v Hüseyin Zeybek 50
„ ve Acıpayam Ahmet Kayan 50
(141) Bayındır (İz.)
(142) Senirkent (lap.)
(143) Gemerek (Sv.)
(144) Yalvaç (Isp.)
(145) Keçiborlu (Isp.)
(146) Fethiye (Mğ.)
(147) Ödemia(Iz.),Of(Tr.)

XXXIII
Derleme yeri_ Derleyicmin Adı, Soyam_ Gönderdiği fiş
Çivril Ahmet Server 750
Ali Çulha 282 (148)
Ali Çalışkan 250 (149)
„ Faruk Bayramoğlu 200
,, Musa Gürpınar 136
„ M. Reşit Akay 50
„ Osman Karaca 50
,, Hüsnü Macit 20
„ Ahmet Acar ‘ 20
,, Mehmet Otağ 15
,, Halil Demircioğlu 8
„ Hasan Çalış 4
Veli Taşkın (123)
,, Yücel Güngör (124)
„ Idris Havuz *
Sarayköy Ahmet Nuri Selçuk 800
Ali Galip Haznedar 800
Tuluiözeren 800
„ Osman Yavuz 100
Tavas Hamdi Urgancı 750
Halil ibrahim Kutan 210
„ Attilâ Tataroğlu 150
HıdırÖğünç 50
, „ Hasan Çölgeçen 50
,, Bayram Çölgeçen 20
„ Vehbi. Kıvanç (34)
DİYARBAKIR
Diyarbakır, Bismil, Ergani Feyzullah Demircan 500
„ Emin Dalkılıç 300 (150)
Münir öğü 200
Sedat Günay 200
„ Şevket Baysanoğlu 10
EDİRNE
Edirne Osman Korkut 700 (151)
Ahmet Korkut 500 (152)
„ ve Lalapaşa Tahsin Yavaş 150
„ Tacettm Seran * (153)
„ ve Lalapaşa Vasfi Bingöl (94)
(14*) Mil4s(M|.),Sivaalı(Us.)
(149) Geleudost(Iep.)
(150) Eraurum, İstanbul,Kastamonu,Zile(To.)
(151) Giresun, Tirebolu (Gr.), Kayseri, Fındıklı (R*.), Pazar (Rm.) Samsun, Çarşamba (Sm.), Havıa (Sm.), Lâdik (Sm.), Terme (Sm.),Sinop,Sivas,Gemerek(Sv.),Şarki8İa(Sv.),Zonguldak
(152) Babaeski(Krk.)
(153) Kütahya, Altıntaş (KB.)

XXXIV
Derleme yeri Derleyicinin Adı, Soyadı Gönderdiği fiş
Edirne Fazıl Oyat (103)
İpsala, Uzunköprü Ahmet Ceylan 150 (154)
Keşan İbrahim Hilmi Ertür 10
Lalapaşa Temel Özten (104)
Meriç Hamdi Kayışbudak 15
Uzunköprü Mehmet Aydın (40)
ELÂZIĞ
Elazığ Burhanettin Buluç 100
ve Keban Vecihi Timuroğlu 100 (155)
Fethi Ülkü 20
ZiyaYdmaz (15)
,, İbrahim Cüceoğlu (54)
Toygttn öcal *
Ağm, Keban Yıldırım Niyazi Gençaydın 800
Nuri Onat 800 (156)
„ ¦ Adnan Binyazar 300
„ Mustafa Koçer (7)
Palu Kâzım Dilcimen (96)
ERZİNCAN
Erzincan Mehmet Karsh 900 (157)
Cahit öztelli 725 (158)
Dursun Çağh 700
Veli Asan 600 (159)
Cevat Dursunoğlu 450
Hüseyin Beton 300
İhsan Aksaray 200 (160)
Zeki Bayındır 150
,. Ali Zar 75
,, Mustafa Dursun *0
„ Aytekin Yakar 30 (161)
Ahmet Yılmaz 30
Fehmi Güner (53)
İbrahim Vural (60)
M. Turan Fındık (91)
Temel özten (104)
Hüseyin Bekâr (130)
Sıtkı Mutman (131)
Çayırlı Kemal Can 170
(154) Vize(Krk.),Saray(Tk.)
(155) Sivas, Hozat (Tn.)
(156) Kemaliye (Eze.) ,
(157) Sivas, Divriği (Sy.).Hafik (Sv.), Zara (Sv.)
(158) Hersin (lc.). Zile (To.)
(159) İsparta
(160) Milas (Mğ.)
(161) Mersin (îç.), Anamur (İç.), Silifke (İç.)

XXXV
Derleme yeri Derleyicinin Adı, Soyadı Gönderdiği
Ihç Kâmil Güneri 200 (162)
Kemaliye Osman Efe 120
Emin Unsal 40
Nuri Onat (156)
tt Ziya Yılmaz (15)
Refahiye Ahmet Kumbar 600
Tevfik Karakaya 100
Tercan Haydar Özdemir (125)
ER Z U R TJ M
Erzurum Rifat Gökçen 1000 (163)
»» Mazhar Kükey 500
Emin Dalkılıç (150)
,, ve Hasankale Hasan Ardahan 200 (164)
„ Necdet Demirel (88)
Sabahattin Çelik (77)
ti Sami Akalın (76)
»» Mehmet Alptekin (72)
»» Mehmet Aydın (40)
» t Salahattin Çelik (73)
Aşkale İbrahim Şahin 305 (165)
Hınıs Eyüp Işınak . (92)
î spir Kemal Kaboğlu (78)
Oltu Naim Alkan 100
»» Süleyman Aksu 100
Pasinler FerruhÖklü 50
»*. Mustafa Koçer (7)
Şenkaya Hüseyin Köycü 30
ESKİŞEHİR
Eskişehir, Mihalıççık Mehmet Arif Negiz 2900
Mustafa YavUzeş 400 ,
,, ve Seyitgazi Sadık Türkân 370
Mâkûfe Aslanpay 300
» Ali Doğan 150 (166)
»» M. Tevfik Oytan 40
• 9 Kadir Kedik 20
Zeki Gölsoy (42)
– Mehpare Hebilbürün (127)
Sivrihisar Eyüp Sabri Çığır 1100
Hilmi Çınkıroğlu 200
(162) Divriği (Sv.), Gemerek (Sv.), Kangal (Sv.), Şarkışla (Sv.), Yıldızeli (Sv.), Artova (To.), Turhal (To.
(163) Kars, Kayseri, Ünye (Or.), Artova (To.)
(164) Yozgat,Boğazhyan(Yz.)
(165) Divriği(Sv.),Birecik(Ur.)
(166) Yozgat,Boğazhyan(Yz.)’
SanaBaba
XXXVI
GAZİANTEP Derleme yeri Derleyicinin Adı, Soyadı _ Gönderdiği fiş
Gaziantep Halil UğUrol Barlas 1750
Turgut Ergin 940 Abdılrrahman ipekçi ‘ 800
Şakir Sabri Yener 800
Zeki Savcı 800
Ali Göçmen 100 (167)
„ ve Lohan, Nizip Ömer Özbaş 100
Vedat Dirim 20 (168)
Baha oztürk 10 (169)
Şükrü Türeli 10
„ Sabri Güzel 9
„ Ziya Yılmaz (15)
ZekiGÜlsoy (42)
islâhiye Mesut Fani Bilgili (10)
Kilis, Nizip, Oğuzeli Rifat Tatlıcıoğlu 850
„ ‘ Ömer Serengil 200 „ Ahmet Nuri Ulüsoy ‘ 100
„ Sait Dilmen 20
Memduh Ulubilgin (16)
„ Huriye Baha *
Nizip Muhittin Canpolat (11)
Oğuzeli, Nizip • Abdullah Genç 20
GİRESUN
Giresun, Alucra, Şebin Karahisar İsmail Üstüngüngör 200
„ ve Tirebolu Lütf i Güngör 200
„ ve Keşap, Tirebolu Vahit Kaya 125
Mustafa Çaldağ 50
„ Remzi Kumral 50 (170)
ve Tirebolu Osman Korkut (151)
„ Kâzım Dilcimen (96)
Alucra Ahmet Ergün 436 (171)
„ ve Şebin Karahisar Rafet Atalay 250 (172)
Bulancak, Görele, Keşap, Tirebolu İbrahim Erenel 100
„ Ferhat Henden 100
Görele Mustafa Çoban 800
Cengiz Kutlu / 386 (173)
,, Aydın Demirsar 10
,, ve Şebin Karahisar Burhan ErdoğmUş 8
(167) Hatay, Antakya (Hat), Kırıkhan (Hat.), Akçadağ (Mİ.), Elbistan (Mr.)
(168) İstanbul
(169) Birecik (Ur.)
(170) Akhisar (Mn.), Ordu
(171) Pazar (Rz.), Suşehri (Sv.)
(172) Yozgat
(173) İkizdcre (Rz.), Lâdik (Sm.), Vakf ıkebir (Tr.)

XXXVII
Derleme yeri Derleyicinin Adı, Soyadı Gönderdiği fiş
(174) Tokat

Keşap Nihat Şensoy 300
„ ve Tirebolu – İshak Külekçioğlu 44
„ Faruk Çağlayan (44)
ve Tirebolu Osman Ekiz *
Tirebolu Ziya Yazıcıoğlu 400
Arif Ünal 27
GÜMÜŞANE
Gümüşane Hüseyin Kadakal 200
„ ve Kelkit Raif Ataünal 200
Ahmet Aydmol 150 (174)
„ Özcan San 100
„ Bayburt, Kelkit, Torul Süleyman Sungurlu 100
„ ve Torul Cevat Yücel 50
ti Zihni Gümüştekin 50
„ ve Kelkit Elbeği Aydoğdu 40
„ Muhittin Kutlutan 30
Faik Oktay 20
„ Zeynelabidin Yalçın 20
„ ve Bayburt Osman Nuri Saruhan 15
„ Adil Yücel 5
„ Adnan Kantek (75)
„ Temel Özten (104)
Sıtkı Mutman (131)
Bayburt Mehmet Aydın (40)
Kelkit Hasan Turan ‘ 250
Talip Savaş 100
„ Ahmet Nuri Macit 5
„ ve Şiran İsmail Mercan (114)
Şiran Muhlis Tuğ 4934
Torul Selâhattin Tuncel 150
„ A. Şükrü Tan *
HATAY
Yayladağı Ab Yüce 500
Antakya Asaf Yahyaoğlu 3200
Fazd Balta 30
Reyhanlı Firuz Köseoğlu 100
Antakya, Kırıkhan, Reyhanlı Hulki öcal 8
„ Bn. Necdet Aran 20
Reyhanlı Niyazi Börklü 600
Dörtyol Mehmet Geyik 125
Antakya Oğuz Esmer 1000
Yayladağı Mesut Fani Bilgili (10)
Altınözü Muhsin Günay 5
XXXVIII
Derleme yeri Derleyicinin Âdı, Soyadı Gönderdiği fiş
Antakya Şükrü Balcı 50
Dörtyol Yusuf Gür 150 (175)
Hatay, iskenderun Sadık Uzunoğlu (55)
Antakya Turgut Üner (69)
Hatay, Antakya, Kırıkhan Ali Göçmen (167)
İSPARTA
İsparta Ali thsan Beyhan 2400 (176)
Halil Coşkun 500
Hasan Hüseyin Öz 300
,, Halil Cengiz 300
,, ve Eğridir Durmuş Deniz 200
,, Salih Yetkin 125
„ ve Keçiborlu, Gelendost,
Senirkent Ahmet Aksakal 100
,, Nihat Sanal 30 (177)
,j Özgen Türk 30
Rıza Akın 30
Mehmet öztürk 20
„ ve Keçiborlu llhami Bülbül 12
,, ve Gelendost Abdullah Kasap (21)
A. Kadir önal (120)
Arafettin Şen (106)
., Hüseyin Gökçakır (115)
İsmail Özkan (118)
,, ve Keçiborlu, Uluborlu Kadir Karademir (39)
„ Mehmet Baydar (41)
,, ve Eğridir Mehmet Eren (35)
,, Mehmet Nazik (140)
Nuri Çerçel (116)
„ Ramazan Üzün (32)
,”1 Talât Kodal (33)
Vehbi Kıvanç (34)
Veli Asan (159)
„ ve Eğridir Yusuf Sükun (122)
“Iğridir Ali Eryılmaz 900
;; Ali Şenol 200
Ramazan Kayacan 100
Mustafa Çevikel 100
Mehmet Armağan 50
Halit Talay 25
Hasan Erdoğan 8
,. ve Sütçüler Cemal TosUn (71)
Mevlüt Masum Öcal (70)
,. ve Senirkent Mustafa Armağan (26)
(175) Karaman (Kn), Pütürge (Mİ.)
(176) Bor(Nğ.)
(177) Rize,Trnbxon,Akcaahat(Tr.),Maçka(Tr.),Of(Tr.)
– -
XXXIX
Derleme yeri Derleyicinin Ath, Soyadı Gönderdiği
Gelendost Neslihan Dalbastı – 8S0
Ali Çaylak 250
„ ve Yalvaç İrfan Tülü 100
»» Ishak Sevindik 75
»» Ali Çalışkan (149,
Keçiborlu Mehmet Er gün 450
Cavit Soysal 300 (17Ö)
»» Mehmet Tütüncü 300
»» Ahmet Hezarfen 280
„ ve Senirkent Şemsettin Kdıçaslan 130
»» Mehmet Ayhan 100
» Hasan Ali Ertekin 50
»9 Mustafa Bilgin 15
»’ Münevver Uğur 2
99 A. Kadir Tan (109)
J» Fahrettin Çelik (19)
9» tlhan Nalbant (145)
»9 Rüstem Cültekin (29)
9* Sami Ünal (133)
,, ve Senirkent Süleyman Oğuz (110)
Vasf i Karakoç (30)
Senirkent, Uluborlu, Yalvaç Mehmet Ali Tunç 1000
ve Şarki Karaağaç Veli Oktay .800
,, ve Uluborlu Zafer Kızddağ 450 (179)
.99 Hamdi Orhan 300
»J Ali Karaçetin 250
Hasan Unsal 200
» Hasan İşçi 200
»» ibrahim Ünlü 100 (180)
»» Arif Ali Bıçakçı 100
Tevfik Durmuşoğhı 30
,, Hasan öncü 30
1» Hüseyin Dilsiz 20 (181),
5, Hakkı Alpay 16
1» Ömer Yoldaş (142)
Sütçüler Şükrü özean 300
»ı irfan Altınay 20
»» Hasan Kasan (117)
,, ve Yalvaç İbrahim Cartıllı (20)
t» Kâzım Yazgan (112)
»» Şükrü tlhan (121)
Şarki Karaağaç Cevat Neciboğlu 150
»» İbrahim Totuk 100 (182)
(178) Öd!mi;(lz.)
(179) Kırşehir
(180) Develi(Kv.),Tomarza(Ky).
(181) Urla(lz.)
(182) Bnyındır(î7..),Dcmiroi(Mıı.)
.
XL
Derleme yeri
Şarki Karaağaç
„ ve Yalvaç
Uluborlu Yalvaç
.Uluborlu Yalvaç
„ ve Gelendost
Mersin, Tarsus
Anamur
„ ve Gülnar, Müt, Silifke
,, ve Gülnar, Silifke, Mut Gülnar Mersin
„ ve Tarsus
„ ve Silifke
„ ve Anamur, Silifke
„ ve Tarsus Mut Silifke
Tarsus
istanbul
,, ve Çatalca, Silivri
Derleyicinin Adı, Soyadı
Gönderdiği fiş
(113)
50 1355 515 300 15
30 20
100 1200 350 100 100
(36) (144) (23)
(7) (14)
(59)-(13)
(183)
(161) (158) (1) (9)
1700
500
2200 *
20
(129) (2)
400
400 (184) 150
100 (185)
(183) Fethiye (Mğ.),Banas(Uş.)
(184) Nevşehir
(185) Yugoslavya, Manastır(Yugoslavya)

Ali Özspy Hüseyin Cirit Süleyman Erdal Ramazan Çelik Muktedir Kamgan Mustafa Koç Kâmil Emiral Mustafa Terzi Saffet Doğan Ali Keskin Ahmet Alacoğlu Mesut Ayas Oğuz Develi
t Ç E L
Mustafa Koçer
Mustafa Türkoğlu
Ömer Özkan
Zeki Teoman
Halit Turhan Anamurlu
Osman Nedim Tuna
Ali Ydmaz
Ali Kublay
Mehmet Şahin
Özkan Taner
Ahmet Hilmi Eroğlu
Ay tekin Yakar
Cahit Öztelli
Necati Coşkuner
Yusuf Taşkın
Neşri Atlay
Oğuz Önay
Kerim Yunt
Emin Belen
Sami Göksu
Tahsin Uyar
Erol Sezer
Yusuf Doğudandoğan
İSTANBUL
Tahir Kutsi Makal Sadettin Güner Sevim MuncUk Ferit Birtek
50 50 50 30
XLI
İZMİR
İzmir, Dikili,.Karşıyaka, Urla Aziz Ovaran j0 (186)
Raife Kesirli 20
„ İsmail Mercan (114)
Serap Gençay (28)
„ ve Bergama Yusuf Ziya Ulttsoy (93)
„ Mahmut Erpolat *
Bayındır Ali Tuğrul 100
İbrahim Totuk (182)
„ Mustafa Ali Samsa (141)
Bergama Mehmet Tokatçı 417 (187)
„ Osman Beyatlı 50
„ ve Menemen Ahmet Engin (139)
„ . Mahmut Adem (89)
„ ve Dikili Mehmet Zeyrek (87)
„ Mehpare Hebilbürün (127)
Dikili Müslim Tümer 50
Kemalpaşa Halil Cömert (58)
Kınık Mehmet Özen (81)
Kiraz, Ödemiş Hamdi Şadi Ceylâni 600
Kuşadası Osman Nedim Tuna (13)
Menemen, Seferihisa A. Kadri Tan (109)
Ödemiş Behiç Duygulu 4
,, Fethi Savaşçı 4
„ Ali Canan (147)
Cavit Soysal (178)
„ İsmail Özkan (118)
Talât Koda] (33)
Tire . Ali Çetin (37)
Torbalı Mehmet Sadık Atabek 600
„ Recep Üstel 50
Urla Hüseyin Dilsiz (181)
KARS
Kars Mürsel Köse 1500
Şakir Aydemir 600 (188)
(186) Soma(Mn.)
(187) Fcthiyo(Mğ.)
(188) Trabzon, Maçka (Tr.)
Muammer Temizer 25
Ali Onur (47)
Emin Dalkılıç (150)
Mehpare Hebilbürün (127)
Semiha Onur (49)
Vedat Dirim (168)
Kâzım Dilcimen (96)
İbrahim Sarıçiftçi (68)

Derleme yeri_ , Derleyicinin Adı; Soyadı Gönderdiği fiş
istanbul
Beşiktaş Silivri
XLII
Derleme yeri_ Derleyicinin Adı, Soyadı Gönderdiği fiş
(189) Kay8ori,Ürgül(Nş.) i (190) Aynm’ik(Sn.)

Kars Server Özavcı 200
„ Mehmet Aydın (40)
,, ve Ahıska, İğdır Osman Nedim Tuna . (13)
„ Rifat Gökçen (163)
„ ve Arpaçay, Sarıkamış Sabahattin Çelik (77)
„ ve Ardahan, Sarıkamış Salâhattin Çelik (73)
Ardahan, Kağızman Dursun Akçam 200
ve Çıldır, Göle Murat Mete 100
,, ve Göle, Posof Mahmut ön 50
Hafız Okyay 50
,, . İdris Okyay . 6
Arpaçay Isa öztiirk (85)
¦Göle Ali Rıza önder 500 (189)
İğdır Rainiz Özler 1700
İzzet Kumtepc 300
,, Turgut Sungar 100
,, Fazıl Sıktaş 100
Sadiye Günaydın 15
„ Seza Çağlar (5)
‘Sarıkamış Şükrü Kayaatlar 3000
Fahrettin Çelik (19)
KASTAMONU
, Kastamonu, Taşköprü Cevdet Bezirci 1000 (190)
,, ve Araç, Daday M. Emin Değer 200
„ ve Araç Rifat Sertlek 100
Ahmet Tulu (138)
,, Doğan Tokgöz (99)
EmiııDalkdıç (150)
Kâzım Dilcimeıı (96)
Nail Türeli (48)
Abana Alâettiıı Okyay 60
– „ ve BozkUrt, İnebolu Saffet Demirtaş 10
Araç Sami Kırıkoğlu 650
„ Hasan Akça 75
„ ve Azdavay Muharrem Uyanık 30
,. Adem Uysal. 4
tide, Devrekani, Küre Bilgin Erkan 100
• ,, ve İnebolu Tevfik Erkan 10
Daday Liitfi Bal 800
,, ve İnebolu İsmet. Gümüş 200
İnebolu Farıtk Çağlayan (44)
Kargı Bilâl Buşpıııar 300
j ¦ „ ¦ Mehmet Aktcpc 300
İKüre, Tosya . Hilmi Tanış – 850
XLIII
Derleme yeri Derleyicinin Adı, Soyadı Gönderdiği fiş
(191) Yozgat
(192) Ürgüp (Nş.)
(193) Yozgat
(194) Gemerek (Sv.)
(195) Yozgat,Ycrk5y(Yz.)

Taşköprü Ergin Tüfenkçi 300
„ Selâhattin Ulusoy 200 (191)
„ Bedia Yumuk (3)
Tosya Semiha Onur. (49)
KAYSERİ
Kayseri, Bünyan, Pınarbaşı Refik Aşkın 700
„ ve Bünyan Hamdi Üçok 401
,, ve Bünyan Ali Dündar 303
„ Mehmet Ersoy 150
Mustafa Pişkin 100 (192)
„ ve Bünyan, Pınarbaşı Mustafa Sönmez 30 (193)
„ Hilmi Kalaç 10
„ Ali Rıza Önder (189)
,, Bedia Yumuk (3)
„ Mehmet Pişkin – (107)
,, Osman Korkut (151)
Rifat Gökçen (163)
,, Türkân Arıpınar (111)
Bünyan Sezai Erkul 800
Ali Rıza Kabakçı 600 (194)
Develi İbrahim Türk 100
,, ve Tomarza İbrahim Ünlü (180)
Pınarbaşı Ali Özer 1350
Ömer Yücel (56)
Sarız Amber Eroğlıı 10
KIRKLARELİ
Kırklareli, Pınarhisar Malik Adalan (128)
Temel Özteu (104)
Babaeski Ahmet Korkut (152)
Lüleburgaz FeyzUllah Aktan , 1300
,, Mehmet Başaran 300
„ • Dinçer Sezgin (135)
Pınarhisar Hüseyin Yalçın 5
Vize Ahmet Ceylan (154)
KIR ŞEHİT?
Kırşehir Mehmet Gökçıııar 8 (195)
,, ve Kaman Osman Nedim Tuna ‘ (13)
Zîıfcr Kızıldag (179)
XLIV
KOCAELİ
Derleme yeri _ Derleyicinin Adı, Soyadı Gönderdiği fiş
(196) Akhisar (Mn.)
(197) Bor(Nğ.)
(198) Niğd«
(199) Akhisar (Mn.)
(200) Çayıralan (Yz.) (21) Bor(Nj;.)
(20 2) Bor(Nğ.) (20.!) Ulu»(Zn.)

İzmit Temel Özten (104)
Gebze Talât Tekin 75
HamdiGürz 30 (196)
Kandıra Muzaffer UygUner (84.)
KONYA
Konya, Çumra Hicri Göncel 9000 (197)
,, ve Beyşehir Suat Bülbül 150
,, ve Ereğli, Ermenek Orhan Sungur 100 (198)
,, Mehmet Ali özçelik 6 (199)
„ ve Hadım Erol Sezer (129)
„ Kemal Ersü (12)
„ Oğuz Arıkanh (17)
„ ve Ermenek, Kadınhanı Osman Nedim Tuna (13)
Ermenek Şinasi Alper 3000
„ Mustafa Yeşilyurt „ 1400
Ahmet Yaman 954
Mustafa Çolak 600
„ Durmuş Ali Uğur 400
,, ve Hadım Mustafa Aksungur 400
Vehbi Köksoy 114
„ ve Ilgın Halit Aksungur ‘ (66)
Karaman, Karapınar Fikri.Üzmen 435 (200)
Ahmet Şükrü Çiloğlu 50 (201).
Ermenek Vahit Kurşuncu 50 (202).
Yusuf Gür (175)
Seydişehir Seyit Ali Şanlı 361
^ KÜTAHYA
Kütahya Şevki Tan 600
,, ve Gediz, Simav Hüseyin Işık (65)
,, ve Altıntaş Kemal Ersü (12)
. Selçuk Aybek (90)
„ ve Altıntaş Taccttin Seran (153)
Altıntaş Hasan Özbay • 100
Emet Mehmet Karaşahin 400
Tahsin Yücel 350 (203)
„ Ahmet Ertaş 100
XLV
Derleme yeri Derleyicinin Adı, Soyadı_ Gönderdiği fiş
Gediz Serap Gençay (28)
Simav Ahmet Baysal 650 (204)
„ Muzaffer UygUner (84)
Tavşanlı Ferit öngören (136)
MALATYA
Malatya • Erol Sezer (129)
„ İbrahim Cüceoğlu (54)
„ _ Mehmet Aydm (40)
„ Memduh Ulubilgih (16)
„ _ Osman Nedim Tuna (13)
,, Sabahattin Güzel (95)
Akçadağ Ali Göçmen (167)
Arapkir Sabri Kelemeroğlu 1000
Darende Necmettin özdarendeli 560
Eşref Ertekin (137)
„ . İsmail Sarıkaya (63)
Pütürge Yusuf Gür (175)
Manisa, Alaşehir
„ ve Akhisar, Turgutlu

„ ve Alaşehir, Salihli Akhisar
Alaşehir, Salihli
„ ve Kırkağaç Demirci
Kula, Turgutlu
Salihli
Soma
Turgutlu
MANİSA
Kerhnau Ulugün İsmail Buket Hulusi Türüdü Ahmet Engin Ali Üstündağ Halil Cömert Kemal Turanlıoğlu M. Turan Fındık Hamdı Gürz Mehmet Ali özçelik Remzi Kumral Seza Çağlar Muzaffer Nezihi Ayas Bedia Yumuk İbrahim Vural Serap Gençay Eyüp Işmak İbrahim-To tuk Tevfik Okay Veli Türkay İbrahim Çetin Aziz Ovaran Fehmi Erginol Sedat önelge
300
100 (205) 20
(139) (82) (58) (126) (9İ) (196) (199) (170) (5)
1200
80
30
(3) (60) (28) (92) (182)
(119) (79) (186)
(204) Eşme(Uş.)
(205) Eşme (Uş.)

(46)
XLVI
M A R A Ş
Derleme yari Derleyicinin Âdı, Soyadı Gönderdiği fiş
Maraş, Andırın, Elbistan,
Göksün, Pazarcık Hulusi Erdem 1082
Vehbi Cem Aşkun .300 (206)
Tevfik Gümüşoluk 200
„ Mehmet Ali Küçükpınar 150
,, ve Afşin İbrahim Başaran 100
„ Ali Oğuz Özavşar ,50
,, ve Afşin, Elbistan Osman Nedim Tuna (13)
Afşin Naci Erdem 4500 (207) „ ve Elbistan, GöksUn Muharrem Görür . 1000
Sadık Aksakal 100
„ ve Elbistan Seha Şentürk 100
Cavit Önal (100)
„ – Ali Akkaya *
Andırm Mesut Fani Bilgili (10) Elbistan Hacı Doğan .150
AbdUrrahman Ünal 125 (208)
Ali Göçmen (167)
. „ ve GöksUn ‘ Mehmet Ulucan (98)
Göksün – ‘ .. Arjf Çil 400
MARDİN
Mardin Tevfik Oral 800
„ ve Kızdtepe Nafi Aykaç 10
„ Ziya Yılmaz (15)
MUfiiA
Muğla Musa Eroğlü 1500
„ ve Yatağan Mehmet Kara 20
Bodrum Süleyman Nuri Öz 1 650
İbrahim Uygur 120
„ Gülten Karaoğlan 50
„ Osman Nuri Bilgin 1
Fethiye Nuri Koyuncu 1962
Osman Şevki Olgttn 1035
„ ve Milas Ali Üstündağ (82)
Galip Şahin (146)
Halil Cömert (58)
Hasbi Temiz (83)
„ Mehmet Şahin (183)
Mehmet Tokatçı . (187)
„ Mehpare Hebilbürün (127)
(206) Siva»,Erbaş(To.),Urfa
(207) Niğde
(208) Gemerek (Sv.), Gürün (Sv.), Nazimiye (Tn.)

XLVII
-Derleme yeri
Köyceğiz Marmaris »»
Köyceğiz Milas
Yatağan
Mil; Varto
Derleyicinin Adı, Soyadı
Gönderdiği fiş
20
100
(95)
Nevşehir
Hacıbektaş Mucur
Ürgüp
Niğde
NEVŞEHİR
İnci Sağın Süleyman Ünlü İsmet Gönülal Mehmet Aydın Sadettin Güner Şem’i Basmacıoğlu Türkân Gönülal Aziz Yalçın Hurşit Tuna Muzaffer Uyguner Haydar Necdet Kultan Ali Rıza Önder Mahmut Adem Mustafa Pişkin
NİĞDE
Hasan Yeğin
ve Bor, Çamardı, Ulukışla Halit Ongan Osman Alkan İbrahim İnan Naci-Ecer Kâzım Dilcimen Naci Erdem Orhan Sungur Samet Eğit
300 30
339
10
(45)
(40) (184)
(86) (210)
(57)
(84)
(189) (89) (192)
1000 450 200 100 50
(96) (207) (198) (°
(209) Ordu
(210) Sivas

İzzet Akgül Cafer Çoban Abdullah Demire! Muzaffer Uyguner Ali Çulha İhsan Aksaray Şeref Günay İbrahim Kuyumcu Bahettin Uyar Sadettin Keleş Nedim Engin Nejat Yetkin
MUŞ
Tacettin Akay Sabahattin Güzel Hüsnü Özer
8
100
(67) (84) (148) (160) (80) 450 (209) 300 50 30 25
XLVIII
Derleme yeri Derleyicinin Âdı, Soyadı Gönderdiği fiş
Aksaray Temel özten (104)
Bor Talât Gün 4242
„ ve Ulukışla Suat Cayan 30
„ Mehmet Tümen 20
Ahmet Şükrü Çiloğlu , (201)
„ Ali İhsan Beyhan (176)
Hicri Göncel (197)
„ ve Ulukışla Selçuk Aybek (90)
Sıtkı Mutman (131)
Vahit Kurşuncu (202)
Ulukışla ffalit Aksungur (66)
ORDU
Ordu Yusufözkaya 800
„ Mahmut Bayramlı 500
„ ve Fatsa, Perşembe, Ünye Sıtkı Can 400
Orhan Gürel 354
„ İbrahim Şener ( 30
„ Mehmet Saygı 30
_,, Kemal Aksoy 12
„ Mustafa Akyürek 10
Fatma Gönül 6 (211)
„ ve Mesudiye Faruk Çağlayan (44)
„ Fehmi Güner (53)
,, ‘İbrahim Kuyumcu (209)
Remzi Kumral (170)
„ ve Gölköy Temel özten (104)
Akkuş, Fatsa, Ünye Kaya Demiral 730 (212)
Fatsa Mehmet Danışman – 600
•Gölköy Alâettin Erkoç (61)
Mesudiye Hulâgu Baykal 300
AzmiYdmaz 150 (213)
„ Hüseyin Gürsoy 125
„ Nazun Okutan 125
Ünye Ahmet Bice 850 (214)
Ömer Çam 500 (215)
Vural Tuğ 500
„ Tahsin Gürsoy 150
„ A. Nabi Tokatlıoğlu 10
AdilSüalp (132)
,, – ~ Kâzım Dilcimen (96)
Rifat Gökçen (163)
(211) Samsan, Kavak (Sm.)
(212) Erbaa (To.), Reşadiye (To.)
(213) Tokat, Almus (To.), Reşadiye (To.)
(214) Reşadiye (To.) 4215) Samsun

XLIX
RİZE
Derleme yeri
Rize
„ ve Çayeli
55 ¦ 59
„ ve Karadere „ ve Çayeli, Pazar »» .
Çayeli
5» »9
Fındıklı, Pazar
99
Güneyce
9,
tkizdere
99
Pazar „ ve Ardeşen
Derleyicinin Adı, Soyadı
Gönderdiği fiş
(177)
500 100
(78) (151)
350 10
(173) (43)
200 12 8
(171)
Akyazı
SAKARYA
Adil Güneş
(97)
Samsun „ ve Kavak
9 9
„ ve Kavak
»9 „
„ ve Çarşamba, Havza, Lâdik, Terme
99
Alaçam
Bafra
SAMSUN
Hakkı Nami özay Hasan Nami özay Ruhi Alaçam Fatma Gönül Kâzım Dilcimen
Osman Korkut Ömer Çam Nail Olgun Sakıp Aydın İbrahim Sümer Yusuf Tek Hasbi Temiz
300 300 5
(211) (96)
(151) (215) 125 (217) 10 4
(83)
(216) Zonguldak
(217) NikıarfTo.)

Osman Küçükmustafa Cavit Meral Fahrettin Gürel Mahmut Ataman İsmail Akdemir İzzet Erten Sermet Çamoğlu Cengiz Terzi Hüseyin Akgün llyas Şükrü Tuğcu Mehmet Ali Kamacıoğlu Nihat Sanal Hatice Ünal Mehmet Salihoğlu Hatice Bilgin Kemal Kaboğlu Osman Korkut Rıdvan Nedim Terzioğlu Osman Köseoğlu Cengiz Kutlu Mustafa Ydmaz Faik Kavasoğlu Besim Üner Hüsnü Yenigün Ahmet Ergün
1450 600 500 100
50
40
30 (216)
30
30
20
20
L
I
Derleme yeri_ Derleyicinin Adı, Soyadı _ Gönderdiği fiş
Çarşamba. Mehmet Torun 950
,, Salih Türkmeneri 415
„ Selâhattin Aygen 72
„ Veliyüddin Gökbilgin 50
„ ve Terme . , Temel özten (104)
Lâdik Namık Kemal önder 240 (218)
„ , Musa Kâzım Ceylan 750 (219)
Çarşamba Hüseyin Kara 45
Lâdik Hamza Şahin 8
Cengiz Kutlu (173)
Vezirköprü Faruk Çağlayan (44)
SİİRT
Siirt, SasUn Sabahattin Güzel (95)
SİNOP
Sinop Ferit Dikmen 100
Osman Korkut (151)
Ayancık Cevdet Bezirci (190)
Boyabat İsmail Zühtü Gökçeoğlu 300
Gerze Faruk Çağlayan (44)
„ Osman Nedim Tuna (13)
SİVAS
Sivas Abdülkadir Erdil 750
„ ve Gürün Hayrettin Kayapınar 502 (220)
„ „ Bekir Avcı 250
Rıza Erol 100 (221)
„ ve Gürün, İmranlı,
Koyulhisar, Suşehri, Zara,
Divriği, Yıldızeli Adil Bozkurt 50
,, ve Yıldızeli Nesrin Arseven 10
„ Nihat Polater 6
„ ve Zara Fehmi Güner ‘ (53)
„ „ İsmet Gönülal (45)
„ ve Divriği, Hafik, Zara Mehmet Karslı (157)
„ ve Gemerek, Zara Nadir özatakan (4)
„ ve Gemerek, Şarkışla Osman Korkut (151)
Şerif Oktürk (108)
„ ve Gemerek Temel özten (104)
Türkân Gönülal (210)
„ Vecihi Timuroğlu (155)
Vehbi Cem Aşkun (206)
(218) Erbaa (To.)
(219) Reşadiye (To.), Zile (To.)
(220) Birecik (Ur.)
(221) Tokat

Derleme yeri Derleyicinin Adı, Soyadı Gönderdiği fiş
Divriği Yusuf Ziya Beyzadoğlu 400
» Sadık Delipınar 370
» Rıza Uğur 200
,, Sait Aslan 200
, Tank Orhan 150
J İbrahim Arslanoğlu 75 (222)
» Ali Osman Muradoğlu 10
» ibrahim Şahin (165)
,, ve Gemerek, Kangal,
Şarkışla, Yıldızeli Kâmil Güneri (162)
s» Mustafa Koçer (7).
Gemerek Mustafa Uludağ 906
Bahaettin Ceylan 500
Mehmet Ural 500
Şakir Karahan 400
Malik Doğanay 280
» Seyit Ceylan 250
Kadir Tatarlar 200
»i Doğan Alkan 150
»» Himmet Temel 150
,t ismet Bayrakçı 100
»» Rabit Doğanay 100
„ ve Şarkışla Mahmut Tataroğlu 75
„ Ve Hafik Hasan Işkın 50
„ ve Gürün Abdurrahman Ünal (208)
»» Ali Rıza Kabakçı (194)
»» Halil özdemir (143)
Gürün Hayriye Gülsoy 1600
Nadir Kırıkçı 312
„ ve Suşehri Mustafa Kırıkçı 150
İhsan Kekeç 100
»» ihsan öz 100
» Emel Ydmaz 50
»* Hulusi Altınbaş 15
» ismet Salt 15
,, ve Şarkışla Fazd Oyat (103)
»» ismail Sarıkaya (63)
„ ve Kangal Osman Canbay *
imranlı Hüseyin Güzel 100 (223)
„ ve Şarkışla Haydar Özdemir (125)
Kangal Arif Güler 400
», Ekrem Kangal 100
» İbrahim Gündüz 50
»» Abbas Cılga 25
» Medet Kocatürk 4
, (222) Tokat (223) Tokat,Nik.ar(To.)

LII
Derleme yeri Derleyicinin Adı, Soyadı_Gönderdiği fiş
Koyulhisar Doğan Uluocak 2160 (224)
Bedri Güngör 1350
„ Şükrü Dumanoğlu 750
„ Durmuş Yurttaş 25
Kemal Turanlıoğlu , (126)
Suşehri Ahmet Ergün (171)
Şarkışla Hüsamettin Gültekin, ¦ 850
Bekir Basara 250
,, İsmet Akboğa 132
„ İzzet Soysal 100
Yddızeli Hasan Dimdik 375
Temel Ateş 150
Yusuf Güçdemir. 100
Zeki Şahin – 75
Kenan Yddırun 50
Beşir Polat 40
– Ahmet Akdoğan 30
Arafettiu Şen (106)
Zara Ömer Lütfi Aydmalp 500
TEKİRDAĞ
Tekirdağ Fazıl Oyat (103)
Temel Özten (104)
– Saray Yusuf Asıl 400
Ahmet Ceylan (154)
TRABZON
Trabzon, Maçka, Vakfıkebir Ömer Hikmet Karahasanoğlu 2000
,, ve Maçka Temel Ziya Dursun 900
• „ Zihni Caner 200
Haydar özdemir (125)
„ İbrahim Cüceoğlu (54)
„ Kâzım Dilcime’n (96)
„ ve Âkçabat, Maçka, Of Nihat Sanal (177)
„ Osman Unsal (74)
„ ve Maçka Şahin Aydemir (188)
„ ve Maçka Ziya Yılmaz (15)
Maçka Burhan Şirin 350
Gültekin Erdoğan 275
„ ve Vakfıkebir Temel Özten (104)
Of Remzi Yeşilyurt 100
Ali Canan (147)
Sürmene Osman Feyzioğln 150
Vakfıkebir Mustafa Karadeniz 400
Cengiz Kutlu (173)
(224) Tunceli


5» Hasan Armağan 200
,, ve Niksar Necati Duyun 150
„ ve Turhal Bahaddin Sesli 125
»5 Güngör Akarçay 125
55 Ahmet Atılgan 75
„ ve Almüs Duran Gündoğan 75
55 Yûsuf Aygın 75
„ ve Niksar Halis Cinlioğlu 10
5, Ahmet Aydmol (174)
,, ve Almüs, Reşadiye Azmi Ydmaz (213)
„ ve Niksar Hüseyin Güzel (223)
55 İbrahim Arslanoğlu (222)
55 Necdet Demiral (88)
»5 Rızâ Erol (221)
„ Zile Mehmet Coşkun •
Artova Muzaffer Erdost 300
55 ~ Rıza Gözütok 300
55 Kadir Dursun 125
»5 Ali Oztürk 100
„ ve Erbaa, Niksar, Turhal, Zile Kadir Kanbçay 50
„ ve Turhal Kâmil Güneri (162)
Rifat Gökçen (163)
Erbaa, Reşadiye Kaya Demiral (212)
5» Namık Kemal Önder (218)
» Vehbi Cem Aşkun (206)
Niksar Nail Olgun (217)
Reşadiye Ahmet Bice (214)
„ ve Zile Musa Kâzım Ceylan (219)
Zile Dursun Demirbağ 200
¦Rıza İvgen 200
Feyzi Şeridoğdtt 150
Ali Tuğlu 100
Mehmet’Kaput 100
Naci Dinçcl 100
Niyazi Kartaloğlu 100
Erdoğan Ordu 75
Ali Galip Hamamcıoğlu 30
Hüseyin Yanarateş 30
Muammer Varıcıcr 25
Ali Akbaş 10
Ali Rıza Erdoğdu 8
Mehmet Gülay 4
Cahit Öztclli (158)
Emin Dalkılıç (150)
Faruk Çağlayan (44)

Derleme yeri Derleyicinin Adı, Soyadı_ Gönderdiği fiş
Tokat, Almus.Erbaa.Turhal, Zile Fahrettin Taşpmar 540
TOKAT
LIV
TUNCELİ
Derleme yeri Derleyicinin Adı, Soyadı Gönderdiği fiş

Tunceli Doğan Uluocak (224)
„ ve Çemişkezek, Pertek Ziya Yılmaz (15)
Çemişkezek İbrahim Cüceoğlu (54)
Hozat Mehmet Levent 300
Vecihi TimUroğlu (155)
Nazimiye Hüsnü Çimen 450
Abdurrahman Ünal (208)
UR F A
Urfa, Birecik, Suruç, Hilvan, Siverek Ahmet Rıdvanoğlu 200
„ ve Birecik Fikri Demirel 50
Enver Bayol (134)
„ Vehbi Cem Aşkun (206)
Birecik Baha öztürk (169)
„ Hayrettin Kayapmar (220)
„ İbrahim Şahin (165)
Siverek, Viranşehir Abdülkadir Şenbayram 8
UŞAK
Uşak, Karahallı, Sivaslı Hüsnü Mızrak ¦ 50
„ Gıyas Akıncı 20
Banas Ali Üstündağ (82)
,, Mehmet Şahin (183)
Eşme Ahmet Baysal (204)
İsmail Buket (205)
„ Serap Gençay (28)
Sivaslı Ali Çulha (148)
V A N
Van Macide Aksoy 100
Dursun Üreli 30
Erciş Ali Saraçoğlu 1400
YOZGAT
Yozgat, Yerköy Hüseyin Göksoy 350
Doğan Erkılıç 250
Yaşar Barut 250
„ ve Boğazlıyan İbrahim Kalemoğlu 2.00
Hakkı’Özer 75
„ Fazlı Bilecen 50
Bekir Darıcı 20
„ Asım Dursun 6
„ ve Boğazlıyan Ali Doğan (166)
„ „ Hasan Ardahan (164)
,, ve Yerköy Mehmet Gökçınar (195)
„ Mustafa Sönmez (193)
Nejat Sav (101)
LV
Derleme veri Derleyicinin Adı, Soyadı Gönderdiği fiş
Yozgat Ömer Yücel (56)
RafetAtalay (172)
Salahattin Uhısoy (191)
Boğazhyan, Sorgun Faruk Çağlayan (44)
Çayıralan Rifat Yücel 20
Fikri özmen (200)
Sorgun Mehmet Gürkan Yıldırım 572
Tevfik Anburnu (64)
ZONGULDAK
Zonguldak Şevket Topatan 250
OğuzArıkanlı (17)
„ , Osman Korkut (151)
Servet Çamoğlu (216)
Bartın Nuriye Üsküdarlı 150
„ ve Karabük, Safranbolu Nail Türeli (48)
Çaycuma Namık Irk 1100
„ Hasan Söyler 8
Nezih Balkan 8
Devrek Şeref Cengiz Telci 75
Karabük, Safranbolu Serap Gençay * (28)
Safranbolu İsmail Siper 150
Ahmet Tulü (138)
Ulus Tahsin Yücel (203)
KIBRIS
Kıbrıs Taner Baybars 15
Baf – Mehmet “Remzi Boyer , 200
„ Zihni İmamoğlu 75
Larnaka, Magosa Hüseyin Hüsnü Kişi 600
„ ve Lefkoşa Behzat Gürsel 50
Leymasun Ali Rıza Hilmi Bahçecioğlu 20
Mithat Berberoğlu 20
Magosa .Talât Yurdakul 50
KERKÜK
Kerkük Ataullab Terzibaşı 1375
İzzettin Beyâti 200
„ Nermin Neftçi *
BULGARİSTAN
Kırcaali Malik Adalan (128)
Y U NANİSTAN
Selanik Fazd Oyat (103)
YUGOSLAVYA
Yugoslavya, Manastır Ferit Birtek (185)

A
a işte : Leğeni gatur, a bu kızı çim-
durah. (Çayağzı *Şavşat -Ar.;
Yeniköy *Düzce -Bo.; Soğukpmar
*Kangal -Sv.) â 1. Ağa. (*Alaşebir -Mn.; -Ba.;
-Gaz.; Kayalıpuıar *Yıldızeli -Sv.)
2. Usta. (Karahisar *Tavas -Dz.)
3. Efendi. (Karahisar *Tavas -Dz.)
4. Büyük erkek kardeş, ağabey. (*Akçaşebir -Bo.; Mahzemin -Ky.)
5. Baba: A bana kitap alî (Çalılı -Yz.; Yarasa * Haymana – Ank.)
aa (I) [aah(I)] Hayır, yok, olmaz, istemiyorum anlamına gelir: Karnın aç mı?Aa i (Karatekeli aşireti -Uş.; -Brd.; Bekilli * Çal, * Sarayköy köyleri, İğdir *Çivril, Beylerli— Dz.; Tepeköy * Torbalı -İz.; -Mn.;
* Edremit, Demirkapı, * Susurluk -Ba.; Evreşe * Gelibolu, Küçük-kuyu, * Ayvacık -Çkl.; Eğirler
* Simav, * Emet – Kü.; – Es.; Bak-lalı, * Çatalca – İst.; – Gr.; Kâlafka -Tr.; – Gm.; Hamidiye * Pazar -Bz.; -Nğ.; Yelten * Korkuteli – Ant.; Orhaniye * Marmaris, * Bodrum, Yerkesik – Mğ.; * Meriç, Ka-yapa, – Ed.; * Lüleburgaz ve köyleri -Krk.; Büyükmanika * Saray -Tk.)
[aah(I)] : (* Eşme köyleri, – Uş.; Ekse * Çal, * Buldan köyleri, * Sarayköy köyleri – Dz.; Hamzabali, Eymir * Bozdoğan, Beyköy – Ay.;
* Bergama – İz.; * Akhisar köyleri -Mn.; * Edremit, – Ba.; Evreşe,
* Gelibolu – Çkl.;” * İznik – Brs.; Yenice * Emet, Üçüyük * Altıntaş, *Simav, Ağızören, – Kü.; Hortu, Çaykız, * Sivrihisar – Es.; * Kandıra
– Kc; *Düzce -Bo.; Yeniköy -İst.; *Bartın -Zn.; * Taşköprü,
– Ks.; * İskilip – Çr.; – Sn.; – Sm.;
– Or. köyleri; Uluşiran *Şiran, -Gm.; *Şavşat köyleri-Ar.; Deşerek
* Yıldızeli – Sv.; Sobran *Nalhhan -Ank.; Gürnes * Akşehir -Kn.; *Korkuteli, Kışla, * Elmalı-Ant.; *Yatağan – Mğ.; Kayapa – Ed.; Büyükmanika *Saray – Tk.)
aa (II) Burada: Ayşe nerede? Aa! (*Şavşat köyleri – Ar.)
aa (IH) Çocuk dilinde büyük abdest. (-Tr.)
aah (I) [-*. aa (I) ]
aah (II) 1. Pişmanlık ünlemi. (Yayla *Tefenni -Brd.) 2. Acıma ünlemi. (Zara -Ama.; -Or.; -Sv.; ‘Ermenek -Kn.) 3. İstek, dilek ünlemi. (-Or.; *Ermenek-Kn.)4. Kızgınlık ünlemi. (Çukurkuyu *Bor — Nğ.)
aarşak Ağırşak. (-Ky.)
aba (I) [abaka -2,3; abalık, abba (I) -2,3,4; abca -2, abeş (HI)-2, abı (II), abıca -2, abıla (I) -1,2,3; abılla -1,2; abilâ, abla (I) -1,2,3,4; abla genneş, able, abo (II)-1,2,3; abu(II) -1,2,3,4; abuca -2, 3; abuğ (III) -1, 2; kılınla -1,2,3; abus (II)-1,2; apa (III)-2, apbı, apla, apo (I)-l] 1. Abla, büyük kız kardeş.(*Dinar köyleri, Atlıhisar *Şuhut, İshaklı, * Bolvadin, *Emir-
Derleme, 1

2
dağ, Karacaahmet,-Af.; *Sivaslıve köyleri, *Eşme köyleri, “Karahallı -Uş.; Sağrak “Sütçüler, İlyas “Keçiborlu, Sarıidris, Akçaşar *Eğridir, Uluğbey, Yassıviran, “Senirkent, *Gelendost,* Yalvaç ve köyleri, Nud-ra *Şarki Karaağaç, Aliköy, -Isp.; Başpınar, Yayla “”Tefenni, “Yeşilova ve köyleri, Çamköy “Gölhi-sar, Pazaravdan *Bucak, -Brd. ve köyleri; Ekse *Çal, iğdir, Çıtak, Bulkaz *Çivril, Bereketli *Tavas, Beleve, “Acıpayam, Çardak, Başçeşme, -Dz.; Çulhan * Bozdoğan-Ay.; Çerçekli “Ödemiş, Falaka *Baymdır, *Bergama, Özbek *Urla, *Tire, Tepeköy »Torbalı -İz.; Çepnidere, “”Turgutlu, Kemaliye “”Alaşehir, * Akhisar -Mn.; Pe-litköy, Keremköy “”Burhaniye, “”İvrindi ve köyleri, Tütünlük, “”Savaştepe, -Ba. ve çevresi; Küçükku-yu, *Ayvacık, Fili “”Biga, “”Ezine köyleri -Çkl.; Ismetiye -Brs.; Yenice, Hacıbekir, “”Emet, “”Simav, -Kü.; Akköy “”Söğüt —Bil.; Çaykoz, Direk, “”Sivrihisar, Şücaattin, “”Seyitgazi, Satılmış, Yakakayı, Bozan -Es.; “Kandıra-Kc; “”Düzce, “”Akçakoca, Hüsamettindere “Göynük, iğneciler “”Mudurnu, Tepe “”Seben, Yeniçağa “”Gerede, Dadıç, Akçakavak -Bo.; “”Akyazı çevresi -Sk.; “Safranbolu, Aliköy “”Çaycuma, “Bartın -Zn.; “Taşköprü, Kara-büzey “Araç, “”Cide, “Kargı, “İnebolu, -Ks.; “Kurşunlu -Çkr.; Çıkrık “Mecitözü, -Çr. ve köyleri; “Boyabat -Sn.; “Alaçam -Sm.; “Almus, “Zile ve çevresi, Hayati “Erbaa, Dereköy “Turhal, Necip, Kızılköy -To.'; Yaztaş “Fatsa, -Or.
ve ilçeleri; “Görele, Tepeköy, Piraziz, Burunucu, “Bulancak, “Keşap, “Tirebolu, -Gr. ve köyleri; Kalafka -Tr.; Kovans bucağı köyleri —Gm.; Çataklıhoca “Çayeli, -Rz. ve köyleri; Ersis, Erkinis, “Yusufeli, Çağ-lıyan ve çevresi “Şavşat -Ar.; To-reshev “Ardahan -Kr.; “Refahiye -Eze; “Erciş -Vn.; “Sasun -Sr.; -Dy.; -Ur.; “Kilis ve köyleri, -Gaz.; Kitiz “Afşin -Mr.; “Antakya -Hat.; “Gürün köyleri, Ağrakos -Sv.; Sarı-hamzah “Sorgun, Karh “Yerköy, -Yz. ve köyleri; Derekışla “Bâlâ, Sobran “Nallıhan, Çanıllı “Ayaş, Yassıören ve çevresi, -Ank.; —Krş.; Dadağı -Ky.; “Hacıbektaş, “Mucur -Nş.; Bahçeli, “Bor, Eskigümüş “Aksaray, -Nğ.; “Ermenek ve köyleri, “Karaman, Ortaca “Akşehir, -Kn.; Kamışlı “Karaisalı —Ada.; Köseçobanlı “Gülnar, “Mut ve köyleri, Ferhenk, “Anamur, “Silifke, “Mersin köyleri -İç.; Bağyaka, Çavdır “Finike, Güğü, “Elmalı, Kızılağaç “Gündoğmuş, Güzelsu “Akseki, “Gazipaşa köyleri, Yenidam-lar, “Alanya, “Kaş, -Ant.; Yaka-bağ “Fethiye, Yerkesik -Mğ.; Ha-mitabat “Lüleburgaz -Krk.; -Tk.; Kıbrıs)
[abaka - 2] : (Karadere -Rz.) [abba (I)-4] : (“Hozat -Tn.; “Afşin -Mr.; Karlı “Yerköy -Yz.; “Bünyan -Ky.; -Nğ.) [abca -2] : (Varay -Ama.; -Gr.) [abeş (III) - 2] : (“Acıpayam -Dz.) [abıca -2] : (-Gr. ve köyleri; Denizli, Beşikdüzü “Vakfıkebir -Tr.; “Ergani -Dy.)
[abıla (I) -1] : (Çandır “Sütçüler, Gönen -Isp.; Çeltek “Yeşilova, Dev-

3
ri *Bucak -Brd.; *Çal köyleri, Hırka *Tavas -Dz.; Sürez »Bozdoğan -Ay.; Karacalar *Savaştepe -Ba.; Zile »Mesudiye -Or.; Denizli, Beşik-düzü * Vakfıkebir -Tr.; Kötüboynul -Yz.; * Ermenek köyleri -Kn.; Kamışlı “”Karaisalı, Çığşar *Kadirli -Ada.; Güzelsu *Akseki -Ant.; “Fethiye köyleri-Mğ.) [abılla-1]: (»Dinar, İshaklı »Bolvadin -Af.; Atabey -Isp.; Akyaka, -Brd.; »Tavas ve köyleri —Dz.; Keremköy »Burhaniye -Ba.; Çile-hane »Reşadiye -To.; Uzunmusa -Or.; Karakoyun »İğdır -Kr.; -Bt.; »Gürün -Sv.; Hacıveliler »Finike, Kızılağaç »Gündoğmuş -Ant.; Ya-kabağ »Fethiye -Mğ.) [abilâ] : (Çeltek »Yeşilova -Brd.) [able] : (Büyükyenice »Osmaneli -Bil.)
[abo (II) -1]: (Siniş »Aşkale -Ezm.) [abu (II) • 1]: (Hazarzrat »Keçiborlu -Isp.; Bozkurt -Dz.; Poyracık »Kınık, »Bergama-İz.; Fili, Balıkçeşme »Biga -Çkl.; »Mustafakemalpaşa -Brs.; »İskilip, Düvenci -Çr.; »Terme, Irmaksırtı, »Çarşamba, »Lâdik köyleri —Sm.; »Merzifon ve köyleri, »Gümüşhacıköy ve köyleri, »Taşova, Zara, Suluova bucağı köyleri, Eras-lan -Ama.; Hayati »Erbaa, »Turhal, Bizeri -To.; Kuzköy ve Karakuş bucağı köyleri, »Ünye -Or.; Yolageldi -Ed.; »Saray köyleri -Tk.)
[ahuca - 2] : (Şehli, Tepeköy, Şıh-
musa »Bulancak —Gr.)
[abuğ (III) - 1] : (Akoluk »Sorgun
-Yz.)
[abula-1]: (»Dinar-Af.; »Maçka ve köyleri, Anaraş, Zavli »Sürmene
-Tr.; Çataklıhoca »Çayeli, Kirazlı »Güneyce -Rz.) [abus (II)-1]: (-Dy.) [apa (III) - 2]: (İncekum, Sökün »Silifke -İç.)
[apbı]: (îshakh »Bolvadin -Af.) [apla]: (Söğüt »Tefenni, Salda »Yeşilova -Brd.; »Afşin-Mr.; Hasanoğ-lan -Ank.; -Kn.)
[apo (I) -1]: (»Diyadin – Ağ.; -Bt.; *Nazimiye-Tn.)
2. Anne. (Çaykoz, Direk, »Sivrihisar -Es.; -Çr. ve köyleri; »Almus, »Zile ve çevresi, Kunduzağılı »Artova, Kızılköy —To.; Burunucu »Bulancak -Gr.; Uluşiran »Şiran, »Kelkit çevresi, »Bayburt ve köyleri, Süle, Kovans bucağı köyleri, Sobran -Gm.; Çağlıyan ve çevresi »Şavşat, Kapıköyü »Ardanuç —Ar.; »Göle, »Posof, »Ardahan ve çevresi -Kr.; Keçek »Oltu -Ezm.; »Kemaliye -Eze; »Erciş -Vn.; -Dy.; * Ağın -El.; Aşudu »Darende’ -Mİ.; Eldclek »Elbistan-Mr.; Çepni »Gemerek, Karaözü, »Gürün ve köyleri, Deşerek, Yeniyapan, »Yıldızeli, Yukarıkalc, Cüne »Koyulhisar, »Kangal, »Zara, -Sv.; Külekçi »Çayıralan, Çahlı, -Yz.; Totak »Haymana, Hasanoğlan -Ank.; Kocabcy, Cemele -Krş.; Gergeme, »Bünyan, »İncesu köyleri, Kclgin, »Develi, -Ky.; »Ürgüp, »Hacıbektaş, »Mucur,-Nş.; Bahçeli, »Bor, Gülcük, Merendiz, -Nğ.; »Karaman, Kurt-hasanlı »Kadınhanı, Sille-Kn.; »Elmalı -Ant.)
[abı (II)] : (-Yz. köyleri) [abla(I)-l]: (-Nğ.) [abo (II)-2]:(Kızılköy -To.; »Şavşat köyleri, Bağlıca »Ardanuç —Ar.)

4
[abu (II) - 2]: (-Sm. köyleri; “Merzifon köyleri -Ama.; *Zile, “Turhal, Kızık, Hodayköy “Artova, “Reşadiye köyleri, Kızılköy -To.; “Sorgun köyleri, Çalıb -Yz.) [abuğ (III)-2] : (Akoluk “Sorgun -Yz.)’
[abus (II) - 2]:(-Dy.) (çocuk dilinde)
3. Üvey anne, analık. (Bunak “Tefenni -Brd.; Yakakayı, Bozan -Es.; “Safranbolu -Zn.; Çataklıhoca “Çayeli -Rz.; Aşağıırmak “Ardanuç -Ar.; “Halfeti, “Birecik-Ur.; Telin “Gürün -Sv.; Çukurkuyu “Bor -Nğ.; “Silifke -İç.)
[abalık] : (Küçükkuyu “Ayvacık -Çkl.)
[abla (I) - 2] : (Varay -Ama.)
4. Büyükanne. (“Ağın -El.; Kitiz “Afşin -Mr.; -Nğ.; “Elmalı -Ant.)
5. Kaynana. (“Kilis ve köyleri -Gaz.) 6. Yenge. (Yakakayı -Es.; “Düzce —Bo.; Aliköy “Çaycuma -Zn.; “Kurşunlu -Çkr.; Ersis “Yusufeli, Kapıköy “Ardanuç -Ar.; “Halfeti, “Birecik -Ur.; “Kilis, -Gaz.; —Kn.)
[abda (I) - 2] : (Denizli, Beşikdüzü “Vakfıkebir -Tr.)
[abla (I) - 3] : (Denizli “Vakfıkebir -Tr.; “Şavşat köyleri -Ar.; Çaldı -Yz.)
[abla genneş] : (Tokmacık “Yalvaç -Isp.)
[abo (II) -3]: (“Şavşat köyleri-Ar.) [abn (II) - 3] : (Çayır “Zile -To.) [alınla - 2] : (Anaraş, Zavli “Sürmene —Tr.)
7. Teyze. (Yakakayı -Es.; Emirler “Ulukışla -Nğ.) 8. Hala. (Aliköy “Çaycuma -Zn.; Dağınıksu -Rz.; -N.ş.)
[abaka - 3]: (Bozukkale -Rz.). {abba (I) – 3] : (Başvartanik “Kemaliye -Eze.; Kesirik -El.; -Nğ.) [abu (II) - 4] : (Çayır “Zile -To.) [abuca - 3] ; (Küçüklü “Bulancak -Gr.)
9. Yetişmiş, bulûğa ermiş küçük kız kardeş. (“Sivaslı ve köyleri -Uş.; “Şarki Karaağaç köyleri-Isp.; Bulkaz “Çivril -Dz.) 10. Hanım, hanımefendi. (—Brd.; —Brs.; -Kü.; Aşudu “Darende-Mİ.; “Kilis -Gaz.; “Afşin -Mr.; -Ank.; “Mut köyleri, Ferhenk “Anamur, “Silifke -Iç.) [abıla (I) - 3]: (Çiftlik, İncesu “Dinar -Af.; Aydoğmuş “Keçiborlu, Yassıviran “Senirkent, Sofular “Eğridir -Isp.; Ürkütlü, Devri “Bucak -Brd.; “Çal köyleri -Dz.; Eldelek “Elbistan -Mr.; Çukurkuyu “Bor -Nğ.; -Ant.)
[abılla-2]: (“Dinar -Af.; Kavak “Yeşilova, Akyaka, -Brd.) [abla (I)-4]: (“Uluborlu köyleri, Banus “Eğridir -Isp.; İğdir “Çivril, Karataş, “Sarayköy -Dz.; Tepeköy “Torbalı -İz.; “Gediz -Kü.; “İskilip -Çr. ve köyleri; -Or. ilce ve köyleri; “Afşin, “Elbistan -Mr.; “Reyhanlı -Hat.; -Yz. köyleri; Avşar aşireti, Fakıekinciliği “Pınarbaşı -Ky.; Bahçeli, “Bor, -Nğ.; “Finike, “Elmalı -Ant.) [abuca - 4] : (Küçüklü, Piraziz “Bulancak -Gr.)
[abula - 3] : (“Dinar-Af.; Anaraş, Zavli “Sürmene -Tr.) II. Baba. (Garipköy “Tavas -Dz.; Eymir “Bozdoğan -Ay.; -Md.; “Milas -Mğ.)
[abba (I) - 2]: (Boğdam “Araç -Ks.) aba (II) 1. Çoban, deveci ve göçebe-

5
lerin giydiği uzun, yakasız üstlük, kepenek. (*Senirkent -Isp.; »Ber-gaıııa —Iz.; -Çr.; »Merzifon köyleri, Boğazköy, Yaray -Ama.; Biskeni »Turhal, »Almus, »Zile -To.; »Pazar -Rz.; -Eze. köyleri; -El. köyleri; »Antakya ve köyleri —Hat.; Karaözü, İğdeli »Gemerek, Gö-bekviran, C.elikanyurt, »Gürün, M. Höyük, Ortaköy »Şarkışla, Vasıldan »Divriği -Sv.; Sarılıamzalı »Sorgun, -Yz. köyleri; Avşar ve Türkmen aşiretleri, »Pınarbaşı köyleri-Ky.) 2. Beyaz yünden dokunan bir çeşit kilim. (Atlıhisar »Şııhut – Af.) 3. Yün terlik. (»Düzce -Bo.)
aba (111) [-^ abo, abö-(I) -1]
aba (IV) [ - abe (()]
aba (V) Yaba. (»Hozat -Tn.)
aba atmak 1. Kendisini kurtarmak için suçu başkasına yüklemek. (»Ünye -Or.) 2. Birine yük olmak : Bizim Hasan dayı aba atacak bir yer arıyor. (Nudra »Şarki Karaağaç -Isp.)
ababa (I) 1. Baş ve kuyruk tarafları
kara, gövdesi yeşil bir kuş, incir kuşu. (Buluklu »Mersin -İç.) 2. Akbaba. (-Çr.)
ababa (II) Ağababa, büyükbaba, dede. (»Akyazı çevresi -Sk.)
âbabaçça Papatya. (Çalış »Haymana -Ank.)
ababak [ — abulabut -1]
ababara [ababura -1] Kebab kestane. (»İnebolu -Ks.) [ababura -1] : (Abana, »İnebolu, »Cide -Ks.) ababbak [-»abbak (I) -1] ababil [ababul, abâbül, ababülbiil]
1. Kırlangıç. (»Bucak -Brd.) [ababülbül] : (-Brd.)
2. Kırlangıç yavrusu. (Ekse »Çal -Dz.) 3. Tip ve büyüklük bakımından kırlangıca benziyen göçmen bir kuş. (Homa »Çivril, Ekse, Ortaköy, Bckilli *Çal.-Dz.; Karamanlı »Tefenni -Brd.)
[ababul] : (Yassıören, Hasanoğlan -Ank.)
[abâbül] : (Çeltek »Yeşilova -Brd.)
abablandırnıak Umut vererek oyalamak: Beni abablandırdı, fakat gelmedi. (»Refahiye çevresi -Eze.)
ababul [ — ababül-3]
ababura 1. [ — ababara] 2. Kestane. (»İnebolu -Ks.) 3. Kavım. (-Ank.)
abâbül [ — ababil -3]
ababülbül [ — ababil -1]
abacan Çocuk dilinde bir korku ünlemi: Abacan, burada böböc (öcü) var. (»Göle, »Ardahan -Kr.)
abacı 1. Atıcı, yralan yanlış söyliyen: Onun sözüne inanılmaz, abacıdır. (-Isp.) 2. Bedavadan yiyip, içen. (Alâettin »Acıpayam -Dz.)
abacıh [ —*¦ abacık]
abacı kebeci Uzak yakın akraba, tanıdık, ahbap: Abacı kebeci, sen neci? (-Brs.)
abacık [abacıh] Anne : Abacığımın çekmediği kalmadı. (Ovacık, Bahçeli »Bor -Nğ.)
[abacıh] : (Ovacık, Bahçeli »Bor -Nğ.)
abacur Elektrik. (İsabey *Çal-Dz.)
abaç Annesi gibi, annesine çeken, annesi ahlâkında: Zeynep, abaç bir kız. (Çepni »Şarkışla -Sv.)
abaçık [ abbak (I) -1]
abadan (I) 1. Sofra örtüsü. (Sazh »Ayvacık -Çkl.) 2. Aşağı yukarı

r
abaham Al bakayım sözünün aşınmış ve kaynaşmış şekli: Abaham şunu. (Türkmen aşireti “Edremit -Ba.)
ababan 1. Tembel, uyuşuk. (-Uş.; DoduTga “Bozüyük -Bil.) 2. Beceriksiz. (-Uş.) 3. Şaşkın. (-Kü.; Bozan -Es.)
abahandan [ — abadan (IV) ]
abahon 1. [ — abulabut -1] 2. Düşüncesiz. (“Sivrihisar-Es.) 3. Tembel, kaba adam. (Zigere —Ama.)
abajor Süs yapmakta kullanılan renkli ve parlak kâğıt. (Akçaşar “Eğridir -Isp.; -Tr.)
abak (I) Çocuk oyunlarında Sayı, kama, gol. (“Kandıra -Kc; -Gr. köyleri)
abak (II) Yok, bitti anlamına: Şeker abak, kestane vereyim. (“Ayancık -Sn. ve çevresi; Gümenüz “Alaçam -Sm.)
abak (III) [-abbak (I) -1]
abaka 1. [ — abca -1] 2. [ — aba (I) -1] 3. [ - aba (I) -8]
abak atmak Oyunda gol atmak, sayı kazanmak, kama basmak. (Icilli -Gr.)
abakebe Uygunsuz, densiz. (-Bo.)
abal abal [ —*¦ abul abul -1 ]
abalabut [ — abulabut -4]
abalac [ —* ablacı (II) ]
abalah Etli, tombul, şişman: Bi
abalah çocuh. (Sarıhamzalı “Sorgun
-Yz.)
abalak Meme çocuğu. (“Tavşanlı -Kü.)
abalamah [ —*¦ abalanıak (I) -1] abalamak (I) [abalamah, aballamak, abanlamak -2, abanmak (I) -3, abannanıak (I) -1, abüdamak, abul-(lanıak, apalamak -1, apallamak,

dört metre kare genişliğinde, üzeri iki ayrı renkte küçük karelerle süslü olan; yatak, yorgan sarmakta örtü olarak veya kışın omuz atkısı olarak kullanılan yün dokuma, ince battaniye. (Tavaklı “Ezine —Çkl.) 3. Kalın kumaştan yapılmış, işlemeli, cepkene benzer bir çeşit ceket. (-Brs.)
abadan (II) Zengin. (-Gm.; Kirazlı “Güneyce -Rz.; Çavdarlı, Salcı “Şavşat -Ar.)
abadan (III) Mesnetsiz konuşma tarzı. (*Ünye -Or.)
abadan (IV) [abahandan] Ansızın, habersiz, birdenbire. (“Ünye -Or.) [abahandan] : (“Eskipazar, * İlgaz, “Kurşunlu -Çkr.)
aba gibi atmak [aba yeninden atmak]
1. Büyük söz söylemek, mübalâğalı konuşmak. (“Eşme -Uş.; Yeniköy -Ba.; “Lapseki -Çkl.; “Mustafakemalpaşa, “İnegöl -Brs.; “Kargı -Ks.; Genek -Çkr.; “Boyabat -Sn.)
2. Yüksekten atmak, palavra savurmak. (Yeniköy -Ba.; “Ayvacık -Çkl.; “İnegöl,-Brs.; “Kargı-Ks.; Genek -Çkr.)
[aba yeninden atmak] : (Nilüfer -Brs.)
3. Öğünmek. (-Brs.) 4. Kar lâpa lâpa, iri parçalar halinde yağmak. (“Çan, “Bayramiç -Çkl.; “Taşköprü -Ks.)
âbağ Bir erkeğin karısına hitap ünlemi: Abağ kahvemi getir. (“Devrek -Zn.)
abağına çalışmak Boşuna çalışmak.
(“Tirebolu -Gr.) abah 1. [ abo, abö (I) -1] 2. İşte,
bak, aha anlamına. (“Şavşat köyleri
-Ar.)
6
7
apannamak -2, apılamak, apılan-mak, apıldamak (I), apılımak, apul-damak, apullamak] 1. Çocuk emek lemek, emekliyerek yürümeğe başlamak. (Dişli, İshaklı “Bolvadin -Af.; Çaltı, “Gelendost, İğdecik, Gönen, Tahtacı aşireti -Isp.; Salda, Örencik “Yeşilova, “Tefenni Çevresi -Brd.; Ekse “Çal, Çöplü, Çıtak “Çivril Dz.; Özbek “Urla -İz.; “Turgutlu -Mn.; Yazıköy “Safranbolu -Zn.; -Ks.; “Kurşunlu, -Çkr.; “Boyabat-Sn.;-Ama.; “Zile -To.; Darısckisi “Mersin -İç.) [abalamah] : (-Dy.) [aballainak] : (İshaklı “Bolvadin -Af.)
[abanlanıak-2] : (“Karaman -Kn.) [abanmak (I)-3] : (Geçek “Altıntaş -Kü.)
[abannamak (I)-l] : (Oğuz, Mevlüt-ler “Acıpayam -Dz.) [abıldamak]: (Takmak *Eşme-Uş.; Çepnidere “Turgutlu -Mn.; İğnecik “Mudurnu, Dadıç, Berk,-Bo.; Aliköy, Horcinaz, “Çaycuma, —Zn.; Sama “Beypazarı -Ank.) [abuldamak] : (“Düzce -Bo.) 2. Yerde sürünmek, sürünerek yürümek, yere eğilip emekler gibi yürümek: Avcı abahyarak ayının inine girdi. (Sama “Beypazarı -Ank.) 3. Çabalamak: Şapkam kayboldu abaladım ahaladtm bulamadım. (-Sr.) 4. Sendelemek. (Ağrakos “Suşehri -Sv.) [apalamak -1] : (Bayat, “Emirdağ, “Dinar köyleri -Af.; Körküler “Yalvaç, “Şarki Karaağaç, Ak-çaşar “Eğridir, Hazarzrat, “Keçiborlu -Isp.; Kayadibi “Yeşilova, “Bucak köyleri, Söğüt, Bunak
“Tefenni, Aziziye, Hacılar, Gök-çeyaka, -Brd.; Denizler “Çal-Dz.; Burhaniye “Nazilli, -Ay.; Ağrı “Küre, “Tosya -Ks.; Saray -Çkr.; “İskilip, -Çr.; “Merzifon köyleri -Ama.; Çayırlı, “Haymana, Çanıllı, “Ayaş, Sarıoba “Polatlı, Kuruçay “Çubuk, Yassıören, -Ank.; “Bor -Nğ.; Ortaca, Akait “Akşehir, “Karaman, “Ermenek ve köyleri, -Kn.; Mara, İncekum, “Silifke, Namrun, “Tarsus, Karadere, “Anamur, “Mut . köyleri, Civanyayla “Mersin, -İç.; Yelten “Korkuteli, “Gündoğmuş ve “Akseki çevresi, Armutlu, “Elmalı, Bağyaka “Finike, “Gazipaşa köyleri -Ant.; “Fethiye köyleri -Mğ.) [apallamak] : (Nudra fŞarki Karaağaç -Isp.)
[apannamak -2] : (Atlıhisar “Şuhut -Af.; “Şarki Karaağaç -Isp.) [apılamak] : (Aydoğmuş, İlyas, Kozluca, “Keçiborlu, Hisarardı “Yalvaç -Isp.; Kayadibi “Yeşilova, Çerçin -Brd.; Dinek, Lâdikbağı, Çaykoz, “Sivrihisar -Es.) [apdanmak] : (Yakaköy “Gelendost, Atabey -Isp.) [apddamak(I)]: (“Eşme -Uş.; Bekilli “Çal, Beylerli, Honaz “Acıpayam -Dz.; Beşkarış “Altıntaş, -Kü.; Tokat -Es.; -Bt.; Hisarcık “Yayla-dağı -Hat.; -Krş.) [apdımak] : (-Brd.) [apuldamak] : (“Bozöyük -Bil.) [apullamak]: (Yenişarbademli “Şarki Karaağaç .-Isp.)
aba la inak (II) Korkmak. (Yenianah-şa “Karaisalı -Ada.)
abalamak (III) Yeni elbise ile giydirip kuşatmak: Bizim oğlanı abaladım. (Kuzyaka -Ks.)

8
abalamut [ — abulabut -4] abalanmak [abanlanmak, ablanmak]
Abanmak, birinin üzerine çullanmak. (Karagu »Gemerek -Sv.) [abanlanmak] : (-Brs.) [ablanmak] : (Ulubey -Or.)
abalayıp gitmek Topallamak, paytak paytak yürümek, apal apal yürümek. (Bahçeli *Bor -Nğ.)
abale [—»abo, abö (I) -1]
abalı (I) Becerikli, yiğit. (Hükâm *01tu -Ezm.)
abalı (II) Köylü. (Köşker »Kaman -Krş.)
abalı firenk Kurnaz, cin fikirli : Ahmet kâhya gibi abalı firenk yoktur. (Taşoluk »Göksün -Mr.)
abalık [ aba (I) -3]
abali Köklü asma çubuğu : Bizim abali kurumuş. (Çeltek »Yeşilova -Brd.)
aballamak [ — a bal anı ak (I) -1]
abamak (I) 1. Çirkin bir kızı veya kötü bir malı kandırma yoliyle birine yamamak. (»Eğridir köyleri -Isp.; »Zile -To.) 2. Bir şeyi birisine zorla vermek. (-Mn.) 3. Yüklemek : Suçu benim üzerime aba-dılar. (»Bor -Nğ.) 4. İftira etmek. (Beşdeğirmen »Altıntaş -Kü.)
abamak (II) 1. Menetmek, alıkoymak : Bu adamı işinden abadım. (-Brs.) 2. Muhalefet etmek, dayatmak. (Bornova -İz.) abamak (III) Giyilecek bir şeyi omuza atmak. (Kıratlı »Dikili -İz.) abana (I) Bedava. (Keremköy »Burhaniye-Ba.; »Zile-To.; »Tirebolu, »Bulancak -Gr.) abana (II) 1. Ana su. (»Abana -Ks.) 2. Suyu bol memleket. (»Abana
-Ks.)
aban aban Bön bön : Ne öyle aban aban bakıyorsun! (İsmetiye -Brs.)
aban aban yürümek [ —*¦ abanlamak -1]
abandırmak Deveyi çökertmek. (Bornova -İz.)
abâne Aba yapılan yer. (-Ba.)
abanges (I) Tarlanın seyrek sürülmüş yeri. (Tavara »Reşadiye -To.)
abanges (II) 1. Aklı eksik, kıt akıllı: Osmanın abanges olduğu yürümesinden belli. (Mağura »Maçka -Tr.) 2. Her hareketinde beceriksizlik sezilen adam. (Mağura »Maçka -Tr.)
abanız Yaş ağaç. (Karaözü, Eğerci, Sızır, Çepni’ »Gemerek -Sv.)
abanlamak [aban aban yürümek, aban-namak (I) -1, abannemek -1, apan-namak-1, appanlamak, arbanlamak, arbannamak] 1. Geniş adımlarla hızlı hızlı yürümek. (-Af.; »Kara-hallı -Uş.; Yassıviran »Senirkent, İlyas »Keçiborlu, Gönen -Isp.; -Brd.; Karataş, Kabaağaç, Sarayköy, Moraca »Çal, Karahisar, Kı-zılcabölük »Tavas -Dz.; »Bozdoğan -Ay.; Yeniköy -Ba.; »Mudanya -Brs.; Mesken, Şeref »Yatağan, Yerkesik ve çevresi -Mğ.) [aban aban yürümek] : (Çan »Bayramiç -Çkl.)
[abannamak (I) -1] : (Yassıviran »Senirkent -Isp.; Yayla »Tefenni, Urkütlü »Bucak, Çerçin, Aziziye, -Brd.; »Sarayköy köyleri,’ Oğuz, Mevlütler »Acıpayam -Dz.; Eymir, Alamut, Hamzabali, »Bozdoğan, Çiftlik -Ay.; Furunlu »Baymdır -İz.; »Susurluk, »Savaştepe -Ba.; »Bayramiç, »Çan -Çkl.; »Yatağan, Yerkesik çevresi -Mğ.) [abannemek] : (»Bozdoğan -Ay.)

9
[apannamak -1] : (Sarımahmutlu *Buldan, Bulkaz *Çivril -Dz.; -Ba.; *Simav, Yenice *Emet -Kü.; Kav-şıt “Sungurlu -Çr.; Yerkesik-Mğ.) [appanlamak] : (Ergine, Bakacak -Ed.?)
[arbanlamak] : (Kılandıras “Sandıklı -Af.; Ilyas “Keçiborlu, Alâed-din “Acıpayam, -Dz. köyleri) [arbannamak] : (Atlıhisar “Şuhut -Af.)
2. [ -» abalamak (I) -1] abanlanmak [ — abalanmak ] abanmak (I) 1. Yüzüstü düşmek.
(Irmaksırtı “Çarşamba -Sm.) 2. Yüzüstü yere uzanıp yatmak. (Karaözü “Gemerek -Sv.) 3. [-» abalamak (I) -1] 4. Sarkmak, eğilmek: Pencereden abanma. (Kara-caağaç -Bo.)
abanmak (II) Rica, minnet etmek. (“Eşme -Uş.)
abanmak (III) Birinin sırtından geçinmek, geçimini başkasına yüklemek, sığınmak, yük olmak : 0, dayısına abandı artık. (-Brd.; Çağ-lıyan ve çevresi “Şavşat -Ar.; -Nğ.)
abanmak (IV) Yola koyulmak. (Kıratlı “Dikili -İz.)
abannamak (I) 1. [ — abanlamak -1] 2. Koşmak. (“Bozdoğan -Ay.)
3. Boşu boşuna, bir iş yapmadan gidip gelmek.- (-Brd.) 4. [ — abalamak (I) -1] 5. Geniş adımlarla bir yeri ölçmek, adımlamak. (-Brd.)
abannamak (II) Bir işe hızla girişmek, işe koyulmak : Ahmet ovada öyle abannıyor ki, ekin dayanmıya-cak. (Eber, Dikici “Dinar -Af.; -Brd.)
abannemek 1. [ — abanlamak -1] 2. [ - abannamak (I) -2]
abansız (I) Davranışları kaba ve özensiz kimse. (Bunak “Tefenni -Brd.)
abansız (II) Ansızın, birdenbire,, apansız. (“İskilip -Çr.)
abanus [ —*¦ abanuz]
abanuz [abanus] 1. Abanoz. (“Çarşamba -Sm.)
[abanus] : (Deretekir “Silifke -İç.) 2. Melengiç (sakız) ağacının kökünden ve gövdesinden çıkan koyu kahverengi kereste. (“Antakya -Hat.) abapaçık [abbacık (I) -2, abbağ (I) -2, abpacıcık -2, abpacık -2, abpak -2, apabacık, apabak (I), apabbak, apabpak, apaçuh, apağ, apah, apak -1, apakbak, apakça, apambacık, apambak, apapacık, apapağı, apapak -1,2; apapbacık, apapbah, apapbak, apapbecik, apap-bıcık, apappa, apappacık, apappak, apba (II), apbacık, apbağ, apbak, appacık -1,2; appaçık, appağ, \
appak (I) -1, appappak] 1. [— abbak (I) -1]
[apapak-1 ]: ( * Bolvadin -Af.; Hami-diye, Hamallar “Keçiborlu, “Senirkent, Sücüllü “Yalvaç -Isp.; Kayadibi “Yeşilova -Brd.; “Bozdoğan -Ay.; Falaka “Bayındır -İz.; -Mn.; -Kü.)
[apba (II)] : (“Akçakoca -Bo.) [appacık-1] : (“Çal -Dz.; Dallıca “Nazilli -Ay.; İncik, Karakurum -İz.; —Ba. ve çevresi; Kulfal, “Ayvacık, “Gelibolu -Çkl.; -Es.; “Alaçam -Sm.; Akçaalan “Bodrum -Mğ.) •
[appaçık] : (Çilehane “Reşadiye -To.; -Ba.)
[appağ] : (-Çr.; -Eze. ve köyleri;

10
-Sv.; Orhaniye »Marmaris -Mğ.) [appak (I)-l] : (Güzelköy »Nazilli -Ay.; »Bergama-İz.;-Mn.; »İvrindi, Karacalar »Savaştepe -Ba.; »Ardahan köyleri -Kr.; »Mersin köyleri -İç-)
[apappak] : (»Bozdoğan -Ay.) 2. Tertemiz. (Keremköy »Burhaniye -Ba.)
[abbacık (I) -2] : (»Edremit -Ba.; »Göksün -Mr.; Darısekisi »Mersin -İç.)
[abbağ (I) -2] : (Avşar aşireti, Fa-
kıekinciliği »Pınarbaşı -Ky.)
[abpacıcık, abpacık r2] : (-Ba.)
[abpak -2] : (-Ba.)
[apabacık] : (Yassıviran »Senirkent
-Isp.)
[apabak(I)]: (Yassıviran »Senirkent -Isp.;Genişler, »Altıntaş, Çavdarhi-sar »Emet -Kü.; »Bor -Nğ.; »Karaman -Kn.)
[apabbak] : (Hocalar »Sandıklı, Burhaniye »Dinar -Af.; Yeşilyuva »Acıpayam -Dz.; »Demirci, »Alaşehir -Mn.; Yerkesik çevresi -Mğ.) [apabpak] : (Salda »Yeşilova -Brd.) [apaçuh] : (Büyükcincirop »Ardahan -Kr.)
[apağ] : (»Erbaa, »Niksar, »Zile -To.; »Erciş -Vn.; -Gaz.; Çepni »Gemerek, Hacıilyas »Koyulhisar, -Sv.; Avşar ve Türkmen aşiretleri »Pınarbaşı, »Bünyan -Ky.; »Kozan -Ada.)
[apah] : (Yavuzköy, Çayağzı »Şavşat -Ar.; Bahçeli »Bor -Nğ.) [apak-1]: (Elbengi »Yalvaç, »Şarki Karaağaç, Yassıviran »Senirkent -Isp.; Hırka »Tavas -Dz.; -İz.; »Zile, Kızılköy -To.; Erkiniz, »Yusufeli -Ar.; Keçek »Oltu -Ezm.;
Ergân -Eze; »Gürün -Sv.; -Nğ.) [apakbak] : (Hacıbeyli -Af.) [apakça] : (-Çr.; »Merzifon ve köyleri -Ama.)
[apambacık] : (»Senirkent -Isp.; Karamanlı »Tefenni -Brd.) [apambak] : (»Senirkent, »Keçiborlu -Isp.; Hacılar, -Brd.; İshakb »Çivril -Dz.)
[apapacık] : (İshaklı »Bolvadin -Af.)
[apapağı] : (Çepnidere »Turgutlu -Mn.)
[apapak-2]: (»Bolvadin-Af.: Hami-diye, Hamallar »Keçiborlu, »Senirkent, Süçüllü, »Yalvaç -Isp.; Falaka »Bayındır -İz.; -Mn.)
[apapbacık] : (»Yeşilova, Pazar-avdan »Bucak, Çerçin -Brd.; Or-taköy, İsabey »Çal, »Sarayköy köyleri, Uluköy »Tavas -Dz.; »Ödemiş ve »Kiraz köyleri -İz.; Cumayanı -Zn.; »Alaçam -Sm.; Belkıs »Serik -Ant.)
[apapbah] : (Uluğbey »Senirkent -Isp.)
[apapbak] : (»Dinar -Af.; Yaka-köy »Gelendost, Senir, İlyas, Kozluca »Keçiborlu, Aliköy -Isp.; örencik, Karaath »Yeşilova, Devri, Pazaravdan, »Bucak -Brd.; »Sarayköy köyleri, İsabey, Orta-köy »Çal, Kızılca, Garipköy »Tavas, »Çivril köyleri, -Dz.; Sürez, Eyrnir, »Bozdoğan -Ay.; »Ödemiş ve »Kiraz köyleri, Furunlu »Bayındır -İz.; Kemaliye »Alaşehir -Mn.; Bozan -Es.; »Korkuteli köyleri, »Elmalı ve köyleri, Bağyaka »Finike, Çu-kurbağ »Kaş, »Fethiye ve köyleri -Mğ.)

11
[apapbecik] : (Yakaköy “Gelendost -lap.)
[apapbıcık] : (Bulkaz “Çivril -Dz.) [apappa]: (Solakuşağı “Şerefli Koç-hisar —Ank.)
[apappacık] : (“Eşme köyleri -Uş.; Kayadibi “Yeşilova -Brd.; Alâed-din “Acıpayam, İsabcy “Çal Dz.) [apappakj : (“Eşme köyleri -Uş.; İlyas “Keçiborlu -Isp.; “Tefenni, Değirmen “Yeşilova -Brd.; “Çal, Darıveren “Acıpayam, Garipköy “Tavas -Dz.; Eğridere “Kuyucak, “Bozdoğan, Tepecik -Ay.) [apba (II) ] : (“Kangal ve köyleri -Sv.; Şıhh “Develi -Ky.) [apbacık] : (“Anamur -İç.) [apbağ]: (Sarıhamzalı *Sorgun-Y’z.) [apbak]: (Kemaliye “Alaşehir-Mn.) [appacık - 2]: (Dallıca “Nazilli -Ay.; İnecik “Karaburun -İz.; “Bandırma, “Susurluk, “Savaştepe -Ba.; “Gelibolu -Çkl.; “Alaçam -Sm.; Akçaalan “Bodrum -Mğ.) [appak] : (Güzelköy “Nazilli -Ay.; “Bergama -İz.; -Mn.; “İvrindi, Karacalar “Savaştepe -Ba.; “Ardahan köyleri -Kr.; “Mersin köyleri -İç.) [appappak] : .(“Bozdoğan -Ay.)
abapbacık [ — abbak (I) -1]
abappacık [ — abbak (I) -1]
abar [ —• abo, abö (I) -1 ]
abara (I) 1. Su değirmenlerinde suyun basıncını çoğaltmak için yapılan, büyük bir huni şeklindeki hazne. (*Zile-To.;*Afşin, “Elbistan, “Gök- ¦ sun, -Mr.; “Dörtyol -Hat.; Çepni “Gemerek —Sv.; Gökçekışla -Yz.; “Bahçe, “Osmaniye -Ada.) 2. Tarlalarda bir taraftan bir tarafa su geçirmekte kullanılan tahta oluk. (-Gaz.; Çepni “Gemerek -Sv.; Gök-
çekışla -Yz.) 3. Çift demiri ve pullukla açılan su yolu: Tarlaya abara çektim. (-Yz. köyleri) 4. Çift demirin açtığı çizgi, saban izi. (-Yz.; Doğanlı “Saimbeyli -Ada.) 5. Su oluğunun iki başından üstüne oturduğu duvar. (Genezin* Avanos —Nş.) 6. Köy evlerindeki tavanlarda iki direk arasındaki boşluk. (Banus “Eğridir, Sücüllü “Yalvaç -Isp.) 7. Tiinel. (-Md.)
abara (II) 1. Buğday ambarı. (Gökçekışla -Vz.) 2. Hayvan yemliği. (Höketçe “Saimbeyli -Ada.)
abara (III) Toprak, kum ve saman elemeğe yarıyan iri delikli kalbur. (“Kilis, Hiyam “Nizip, Lohan, -Gaz.; “Reyhanlı ve Amik Ovası Türkmenleri -Hat.)
abara (IV) Buğdayla karışık saman. (“Kilis -Gaz.)
abara (V) [-»abra(I) -2]
abare [ — abo, abö (I) - 1]
abart [ — abo, abö (I) - 1]
abarıh [ — abo, abö (I) - 1]
abarık Telaş, heyecan ünlemi: Arkadaşlar yangın var, abarık! (Akça-eniş “Elmalı -Ant.)
abarl [ — abo, abö (I) -1]
abariğ [ — abo, abö (I) - 1]
abarmak (I) Kendine güvenmek. (Akçaşar “Eğridir -Isp.)
abarmak (II) [abartmak (II) - 2] 1. Almak, alıvermek. (Tekkeköy -Dz..; -Ba.) 2. Alıp götürmek. (“Sarıkamış -Kr.)
[abartmak (II) - 2] : (Kozluca “Keçiborlu -Isp.) abaro [ — abo, abö (I) - 1] abarot satmak Çalım satmak, korku vermek : Kime abarot satıyorsun! (Abişko “Pazar -Rz.)

12
abaruh [ — abo, abö (I) - 1] abaruk [ — abo, abö (I) - 1] abaruv [ — abo, abö (I) - 1] abas Gümüş para. (“Artvin, “Ardanuç —Ar.) abasi Dört kuruş: Bu tavuğu sekiz abasiye aldım. (Çayağzı “Şavşat -Ar.)
abaskal 1. Bedava yaptırılan iş: Ne abaskahn var. (Süle ^Gm.) 2. Yarıda bırakılan iş. (Hacavera “Maçka -Tr.)
abaş (I) [abeş (III) -1, abu (II) -5] Kız kardeş. (Burhaniye “Dinar -Af.; -Brd. köyleri; İsabey “Çal, Kösten, Honaz -Dz.; Keremköy “Burhaniye -Ba.; “Zile -To.; “Bismil -Dy.; Yukarıkale “Koyulhisar -Sv.)
[abeş (III)-]] : (Söğüt “Tefenni, Ürkütlü “Bucak, Hacılar -Brd.) [abu (II) -5] : (Kuzköy ve Karakuş bucağı köyleri “Ünye -Or.)
abaş (II) [ - abraş (I) - 3]
âbaş 1. Buğday başağının yarısından yukarısına tane tutturmıyan bir hastalık. (Solakuşağı “Şerefli Koçhisar -Ank.) 2. Tane tutmamış buğday başağı. (“Şerefli Koçhisar -Ank.)
abatmak 1. [ — abartmak (I) - 1] 2. [ - abartmak (I) - 2]
aba tutma Bir çocuk oyunu. (-Dy.)
abav [ — abo, abö (I) - 1]
abay [ — abo, abö (I) -1]
aba yeninden atmak [ —*¦ aba gibi atmak – 2J
abaytaran Kekik gibi güzel kokulu bir ot. (Tekir “Silifke -İç.)
abaytı 1. Çirkin. (Çepnidere “Turgutlu -Mn.) 2. Kötü huylu. (Çepnidere “Turgutlu -Mn.)

abartı Korkutma bağırtısı. (—Mİ.)
abartıyı basmak Karşısındakini korkutmak için bağırmak. (“Alaşehir -Mn.;-Ml.)
abartmak (I) [abatmak - 1, 2; abrıt-mak] 1. Olduğundan fazla göstermek, büyütmek, mübalâğa etmek. (İshaklı, Dişli “Bolvadin -Af.; Ya-kaköy, Çaltı “Gelendost, Banus “Eğridir -Isp.; Çıtak “Çivril -Dz.: Eymir, “Bozdoğan -Ay.; Yenice “Emet, Alayunt, “Çal, -Kü.; “Kandıra -Kc; Gökçam “Sungurlu — Çr.; “Şavşat çevresi -Ar.; Haciilyas “Koyulhisar, Çöplü “Gürün -Sv.; Divanlı, Kötüboynul -Yz.; Doğan-bey “Beyşehir, Kızıllar, “Karaman, Belekler “Ilgm, Dereköy “Seydişehir, Tömek, -Kn.; “Silifke -İç.; Şeref, Gerek, Mesken, “Yatağan -Mğ.)
[abatmak -1] : (“Bozdoğan -Ay.) [abrıtmak] : (Beyçayır “Lapseki -Çkl.)
2. Yalan söylemek, uydurmak. (“Bozdoğan -Ay.; Şeref “Yatağan -Mğ.)
[abatmak -2] : (“Bozdoğan -Ay.)
3. Pohpohlamak, öğmek. (Demirci-ören -Kü.) 4. Nazlandırmak, şımartmak. (Körküler “Yalvaç -Isp.) 5. Kışkırtmak, teşvik etmek. (-Kü.)
abartmak (II) 1. Aşırmak, çalmak. (Terzili “Yerköy -Yz.) 2. [- abarmak (II) -2]
abartmak (III) Üstün gelmek, yenmek. (Güneyce -Rz.)
abartmak (IV) Değiştirmek : Ben buğdayı arpa ile abarttım. (Arablı -Yz.)
abarü [ — abo, abö (I) -1]
13
abayy Of, aman gibi sıkıntı, acı ünlemi : Abayy belim pek ağrıyor! (Yenice *Emet -Kü.)
abaz (I) 1. Fesatçı, (incesu * Dinar -Af.) 2. İddiacı, inatçı. (İncesu »Dinar -Af.) 3. Dangalak. (-Kü.; Kayalıpınar »Yıldızeli -Sv.) (
abaz (II) Ayı yavrusu. (»Daday -Ks.; »Safranbolu -Zn.)
abaz (III) Şişman, etli, gürbüz. (Giremez »Araç -Ks.)
abaz abaz olmak Rengi solmak, benzi uçmak, kansız hale gelmek. (»Sarayköy -Dz.)
abaz abaz yemek Ağzını doldura dol-dura yemek, obur gibi yutmak. (»Tefenni -Brd.)
abaz abaz yürümek Büyük adımlar atarak, sallapati yürümek. (Mede-le »Çal -Dz.)
abazambak (I) [ — abulabut - 1]
abazambak (II) Güldürücü ve tuhaf söz söyliyen, tuhaflık yapan. (»Gürün -Sv.)
abazambalak [ — abulabut - 1]
abazan (I) [abezan (I) ] 1. Uzun zaman kadm bulamıyan adam: Ali, çoktan abazanım diyor. (»Edremit -Ba.; Hamzabali,»Bozdoğan, Çiftlik -Ay.; »Akyazı çevresi —Sk.; »Cide köyleri -Ks.; Hasara -Gm.; »Hozat -Tn.; »Yıldızeli -Sv.; »Bor -Nğ.; »Anamur, *Silifke,-lç.; »Milas -Mğ.) [abezan (I) ] : (»Anamur -İç.) 2. Cinsî münasebette çok suistimal yapan adam: Bırak şunu, aba-zanın biridir. (Düzköy »Keşap -Gr.; Kalafka -Tr.) 3. Eliyle belini getiren. (—Or. ve köyleri; -Ezm.; »Kalecik -Ank.)
abazan (II) [abezan (II) ] 1. Aç. (Birgi »Çeşme-İz.;-Es.; »Kandıra -Kc;
Hasankef »Keşap -Gr.; »Ardanuç, »Yusufeli, -Ar.) [abezan (II)] : (-Es.) 2. Yoksul, çıplak. (»Ardanuç, »Yusufeli, -Ar.)
abazan (abezan) kalmak (I) Uzun zaman cinsî münasebette bulunmaktan mahrum kalmak. (-Ba,)
abazan (abezan) kalmak (II) Parasız kalmak. (-İz.;-Ba.)
abazan olmak (I) Acıkmak. (Birgi »Çeşme -İz.; Evreşe »Gelibolu -Çkl.; »Kilis-Gaz.)
abazan olmak (II) Kadına karşı istekli olmak. (»Kilis -Gaz.)
abaza tahtası Ev üzerine çakılan kısa ve ince tahta. (İğneciler »Mudurnu -Bo.)
abazımak 1. ağaç kabarmak, şişmek: Şu ağaç çok abazımış. (Örencik »Yeşilova -Brd.) 2. Ağaç kocamak, meyva vermez hale gelmek: Şu ağaçtaki abazımış dalları bütün kes-meli. (»Bozdoğan -Ay.) 3. Yara şişmek: Ahmedin yarası gene abazımış. (örencik »Yeşilova -Brd.)
abazırmak 1. Günlerce yorucu işlerde çalışarak takatsiz kalmak. (Kösten, Honaz -Dz.) 2. İçi boşalmak, çürü-mek, koflaşmak: Şu kavak ağacı abazırmış. (»Sarayköy -Dz.)
abazıya yilmek Boşuna çabalamak. (Çayırlı »Haymana -Ank.)
abaz zabaz Abuk sabuk, ipe sapa gelmez konuşma. (Karaköy »Düzce -Bo.)
abba (I) [apba (I), appa (I)] 1. Dede, büyükbaba. (»Biga ve çevresi, Ter-zialan »Çan -Çkl.; Halıdere »Karamürsel -K c.; Çayır der e * Silivri -İst.; Çilehane »Reşadiye -To.; Kayapa »Lalapaşa -Ed.; Sergen, Osmanlı

14
*Vize -Krk.; Kadıköy, Demirler ¦Saray -Tk.)
[apba (I)] : (“Akçakoca -Bo.) [appa (I)] : (Biiyükyenice “Osmaneli -Bil.; “Akçakoca -Bo.) 2,. [ -* aba (I) -11] 3. [ -* aba (I) -8] 4. [ —»¦ aba (I) -1] 5. Yabancı büyük kadm veya kız. (“Bünyan -Ky.) abba (II) Çocukların giydikleri konç-lu ayakkabı. (B. Kabaca “Senirkent -Isp.)
abba (III) [-»abbak (I) -1] abbacık (I) 1. [ abbak (I) - 1] 2,
[ abapaçık - 2] abbacık (II) Küçük abla. (“Akyazı
ve çevresi -Sk.) abba gitmek Çocuk dilinde gezmeğe
gitmek. (“Ünye -Or.) abbağ (I) 1. [- abbak (I) -1 ] 2. [-
abapaçık -2] abbağ (II) Telâş ünlemi: Abbağ,
başıma gelenler! (Çeltek “Yeşilova
-Brd.)
abbak (I) [ababbak, abaçık, abak (III), abapaçık -1, abapbacık, abappacık, abba (III), abbacık (I) -1, abbağ (I) -1, abbecik, abpacıcık -1, abpacık - 1, abpak - 1] 1. Bembeyaz. (Muğlasm, Bereketli “Tavas -Dz.; Hamzabali “Bozdoğan -Ay.; -Mn.; -Ba.; “Simav, Yenice “Emet -Kü.; “Safranbolu -Zn.; Ağlı “Küre -Ks.; “İskilip, -Çr.; Taşoluk “Göksün -Mr.; Kamışlı “Karaisalı -Ada.; Köseçobanlı “Gülnar, “Silifke, Namrun “Tarsus, Belenkcşli “Mersin-İç.; Orhaniye “Marmaris-Mğ.) [ababbak] : (“Sarayköy -Dz.) [abaçık] : (“Afşin, “Elbistan -Mr.) [abak (III)]: (Çepni “Şarkışla -Sv.) [abapaçık-1]: (İsbaklı, “Bolvadin -Af.; Yassıviran “Senirkent, “Ge-
lendost -Isp.; Çeltikçi -Brd.; Dallıca “Nazilli -Ay.; Keremköy “Burhaniye-Ba.; “Zile-To.;-Dy.; Gökçekışla -Yz.) [abapbacık] : (Gönen -Isp.) [abappacık] : (Dont “Fethiye -Mğ.) [abba (III)] : (-Mr.; Çepni “Gemerek —Sv.; —Yz.)
[abbacık(I)-l]: (“Dinar-Af.; “Senirkent, Çaltı “Gelendost -Isp.; “Çal -Dz.; Hamzabali “Bozdoğan -Ay.; Birgi “Ödemiş —İz.; Bağyüzü “Ayvalık, “Edremit, “Susurluk, Yeniköy -Ba.; Bozan -Es.; Çilehane “Reşadiye, Çayır “Zile -To.; “Afşin, “Göksün, -Mr.; “Dörtyol -Hat.; -Yz.; “Ermenek -Kn.; -Ada.; “Silifke, Darısekisi “Mersin, Köseçobanlı “Gülnar -İç.; Yeniköy “Kaş -Ant.; Orhaniye “Marmaris, Mesudiye “Datça -Mğ.) [abbağ(I)-l]: (-Gaz.; Tanır “Afşin, Eloğlu, -Mr.; —Yz.; Avşar aşireti, Fakıekinciliği “Pınarbaşı —Ky.) [abbecik] : (Yenice “Emet -Kü.; “Milas, Yerkesik çevresi -Mğ.) [abpacıcık -1, abpacık -1] : (-Ba.) [abpak-1]: (-Ba.) 2. Beyaz tenli, sarışın. (—Brd.)
abbak (II) Kel, saçsız: O, başı ab-bağın biridir. (-Brd.)
abbak (III) Çocuk maması. (Teynel -Or.)
abbap Arkadaş, ahbap: Ali benim abbabımdır. (Dişli “Bolvadin -Af.)
abbaz Beceriksiz, çekingen, pısırık. (BekiUi “Çal -Dz.)
abbecik [ — abbak (I) -1]
abbi [ -» abli (I)]
abbil Koyun. (-Isp.)
abbisi Darısı: Ben oğlanı nişanladım, abbisi seninkine. (-Gaz.)

15
abbo, abbu İhtiyar, dede: Sakallıya varıp da abbo mu diyeceksin. (*Zara -Sv.)
abbö [ — abo, abö (I) -1] abca [abaka-1, abebuba, abıca-1, abıcı, abo (II)-4, abuca -1, apca, apça -1] 1.
Amca. (Sofular »Devrek, Ahköy »Çaycuma —Zn.; »Cide, »Araç -Ks.; Sorgun, Yapraklı, Alva »Şabanözü -Çkr.; Çamllı »Ayaş -Ank.) [abaka-1] : (»Bergama -İz,; »Ilgın -Kn.)
[abebuba] : (Karahisar »Tavas -Dz.)
[abıca -1] : (Aziziye -Brd.; Dörtdi-van »Gerede, -Bo.; »Safranbolu, Cu-mayanı -Zn.; »Taşköprü köyleri, Karabüzey »Araç, Aşağıkayı »Tosya -Ks.; »Kurşunlu, Genek -Çkr.; Totak, »Haymana, Yassıören ve çevresi -Ank.)
[abıcı] : (Güzelsu, »Akseki -Ant.) [abo (II) -4] : (Karakoyun »İğdır -Kr.)
[abuca -1]: (Gökçesu-Bo.; »Safranbolu, Cumayanı -Zn.; »Araç, »Cide, »Taşköprü, »Kargı, »Tosya -Ks.; »Şabanözü -Çkr.; Kurusaray »iskilip -Çr.; Totak »Haymana, Keşanuz -Ank.) [apca] : (Keşanuz -Ank.) [apça -1] : (»Cide, »Araç -Ks.; Ha-sanoğlan -Ank.; »Develi -Ky.) 2. [ aba (I) -1]
abcal, abcalak Sakatlığı olmadığı halde topal gibi yürüyen. (Küçük -söğle »Elmalı -Ant.)
abcal abcal yürümek [abd abıl yürümek, abşal abşal yürümek] İki ‘yana çokça eğilerek yürümek, çocuk gibi, ördek gibi yürümek. (Ür-kütlü, Devri »Bucak -Brd.; Var-
yantı -Mr.; Çukurbağ, Uğurlu »Ermenek -Kn.; Eskihisar »Elmalı, Karadere »Gündoğmuş -Ant.) [abıl abıl yürümek] : (Baklalı »Çatalca -İst.; »Gerede -Bo.) [abşal abşal yürümek] : (Mençek »Ermenek -Kn.)
abcalamak Bacaklarım ayırarak yürümek: Çocuk dün sünnet oldu, ab-calıyor. (Doğanbey »Beyşehir -Kn.)
abçallamak (I) 1, Sık adımlarla yürümek. (Yakaköy »Gelendost -Isp.; »Zile -To.; Kışla »Elmalı -Ant.) 2. Büyük adımlarla yürümek. (Fa-ralya, Dont, Ceylân »Fethiye -Mğ.)
abçallamak (II) Bocalamak, şaşırmak. (Anbarcık »Gölhisar —Brd.; »Bergama —İz.)
abcara 1. [ —s abıç] 2. Sığırın karnı. (Burhaniye »Dinar -Af.)
abdak [—* appak (II)]
abdal (I) [apdal (I) -1,2,3,4; aptal -1,2,3,4] 1. Çingene. (»Emirdağ, Dişli, İshakh »Bolvadin -Af.; Uluğbey, »Senirkent, Kumdanh, »Yalvaç, Yakaköy, Çaltı, »Gelendost, »Şarki Karaağaç, Sağrak »Sütçüler, İğdecik, Tahtacı aşireti -Isp.; »Yeşilova köyleri, Devri »Bucak, Çerçin -Brd.; »Sarayköy köyleri, İsabey, Ekse »Çal, Çöplü, Sökmen, Çıtak »Çivril, Muğ-lasın »Tavas, Alâeddin »Acıpayam, »Buldan köyleri, Başçeşme, Çardak -Dz.; »Edremit -Ba.; Fili »Biga -Çkl.; Bozan -Es.; »Safranbolu -Zn.; »Merzifon ve köyleri -Ama.; Dodurga »Artova, »Zile ve çevresi, Kızılköy -To.; -Gaz.; -Mr.; »Antakya -Hat.; Karaözü »Gemerek, Kayahpmar »Yıldızeli, »Gürün-Sv.; -Yz.; Akkışla »Bünyan, Avşar ve

16
[apdal (I) - 4]: (Sarıhamzalı »Sorgun -Yz.)
[aptal-4] : (»Artova -To.)
abdal (II) [apdal (II)-1] 1. Serseri. (Karaath »Yeşilova -Brd.; Ekse »Çal —Dz.; Kerem, Gömeç »Burhaniye -Ba.; Kızılköy -To.; Uluşiran »Şiran, Süle -Gm.; Düzenli »Şavşat, Ersis »Yusufeli —Ar.; Yukarıkale »Koyulhisar —Sv.; Akkışla »Bünyan -Ky.; Yaşyer »Milas -Mğ.) [apdal (II) -1]: (Atabey -Isp.; -To.) 2. Âvâre. (»Bozdoğan -Ay.; Kerkük) 3. Tembel. (Kadıköy »Bigadiç -Ba.; »Kargı -Ks.; »Mucur -Nş.) 4. Beceriksiz. (Kadıköy »Bigadiç -Ba.; -Gaz.) 5. Deli. (Kerkük) 6. İtibarsız. (»Zile çevresi -To.) 7. Kul, köle: Abdalın olam bana kötülük etme. (-Dy.)
abdal (III) Tamahkâr, açgözlü, cimri. (Genek-Çkr.; -Yz.; -Nğ. ve köyleri)
abdal (IV) Yaşlı adam. (»Varto -Mş.)
abdallanmak Dilenmek. (Hacılar »Bahçe -Ada.)
abdalotu Esrar, af yon. (»Silifke -İç.)
abdaslık Palto, gocuk. (Çiftlik »Dinar -Af.)
abdaş 1. Kaba, çirkin. (Güneyce -Rz.) 2. Kaba hareketli. (Güneyce -Rz.)
abdeslik [abdestlik (I), ab taşlık, apdas-lık, apdastlık] 1. Evlerde el, yüz ve bulaşık yıkanan yer. (Korucu »İvrindi -Ba.)
[abdestlik (I)]: (Seki yaylası -Isp.;
Yukarıboğaz »Tavas, İsabey »Çal
-Dz.; İsmetiye -Brs.)
[abtaslık] : (Sofular »Eğridir -Isp.)
[apdashk] : (Bekilli Ȃal -Dz.)
[apdastlık] : (İncesu, Çapalı »Dinar
-Af.)

Türkmen aşiretleri »Pınarbaşı -Ky.; »Mucur —Nş.; »Bor-Nğ. ve köyleri; Ortaca »Akşehir, »Karaman -Kn.; —Ada.; »Silifke, »Mersin köyleri -İç.; Belkıs »Serik, -Ant.) {apdal (I) -1] : (Atabey-Isp.; Be? reketli »Tavas —Dz.; —Es.; Sarı-hamzalı »Sorgun —Yz.; -Ant.) [aptal -1]: (Gönen -Isp.; Alanlı —Ay.; »Tire -İz.; İğdecik, Sancaklı-boz-Mn.; »Mudurnu-Bo.; »Kırıkhan, Amik, Gâvurdağı, »Antakya köyleri -Hat.; Çöplü »Gürün -Sv.)
2. Dilenci. (Atlıhisar »Şuhut -Af.; »Gelendost -Isp.; Çerçin -Brd.; Kerem, Gömeç, »Burhaniye -Ba.; »Safranbolu -Zn.; Genek -Çkr.; »Zile çevresi -To.; Karaözü »Gemerek, Ortaköy »Şarkışla -Sv.; »Bünyan -Ky.; »Mersin köyleri -İç.) [apdal (I)-2] : (Atabey-Isp.) [aptal-2] î (Dişli »Bolvadin -Af.; »Keçiborlu -Isp.; Çepni »Gemerek -Sv.; Ortaköy »Ereğli, -Kn.)
3. Davul, zurna çalan, çalgıcı (çokça çingene). (Çiftlik »Dinar—Af.; İlyas »Keçiborlu -Isp.; Eziler »Buldan -Dz.; »Kilis -Gaz.; »Afşin, »Elbistan, Taşoluk, »Göksün -Mr. ve çevresi; Tekerahma »Gürün —Sv.; Divanlı, Kötüboynul, Gökçekışla -Yz.; Akkışla »Bünyan -Ky.; »Hacıbektaş -Nş.; Abidiye »Ceyhan -Ada.)
[apdal (I) - 3] : (Belence »Sütçüler -Isp.) ^
[aptal-3]: (Bağıllı, Sofular »Eğridir -Isp.; »Besni, »Kâhta-Adı.;-Gaz.; -Md.; Haruniye »Bahçe -Ada.)
4. Sünnetçi. (»Alucra -Gr.; -Mr. ve çevresi; -Sv.; »Sorgun çevresi-Yz.; »Bünyan -Ky.)
17
2. Banyo. (*Zile -To.)
abdestlik (I) [-»abdeslik -1}
abdestlik (II) Eski din adamlarının en üste giydikleri önü açık boy elbisesi. (-İst.)
abdestsiz Korkmaz, çekinmez, senli-benli, saygısız. (Seki ve Ceylân yaylaları -Isp.)
abdd Evlerin önündeki üstü toprak örtülü sundurma. (Devri *Bucak -Brd.; Kayapmar -Kn.)
abe (I) [aba (IV), abey -2] Teklifsiz konuşmada seslenme ve dikkati çekme ünlemi. (Çıtak *Çivril, Muğ-lasın *Tavas, Babadağ, Sığma, Hasköy “Sarayköy -Dz.; “Akhisar, Çepni aşireti, Çepnidere “Turgutlu, “Alaşehir -Mn.; “Susurluk, Karaçam “Savaştepe, “Edremit -Ba.; Evreşe, “Gelibolu, Küçükkuyu “Ayvacık —Çkl.; “İznik, “Mustafakemalpaşa, Nilüfer —Brs.; “Akyazı çevresi -Sk.; Baklalı “Çatalca -İst.; Kalafka -Tr.; Bağlıca “Ardanuç, “Şavşat köyleri, -Ar.; “Lalapaşa, “Meriç, Hasköy, Taşlımüsellim, -Ed.; “Lüleburgaz köyleri -Krk.; “Saray köyleri -Tk.)
[aba (IV)] : (“Lüleburgaz köyleri -Krk.)
[abey -2] : (Kadıköy “Vize, Tatarb, Ahırköy “Saray -Tk.) abe, âbe (II) [âbey, âbı, abiy (II), apey] Ağabey. (Atabey -Isp.; “Tefenni, -Brd.; Ovacık “Tavas, “Acıpayam -Dz.; Alamut, “Bozdoğan ^Ay.; “Edremit -Ba.; Hacavera “Maçka -Tr.; -Vn.)
[âbey] : (Akçaşar “Eğridir, “Şarki Karaağaç -Isp.; Yayla “Tefenni -Brd.; “Sarayköy -Dz.; “Şavşat,
“Ardanuç, -Ar.; “Hozat -Tn.; “Kalecik -Ank.; “Milas -Mğ.) [âbi] : (“Karahalb —Uş.; Kızüca ¦Tavas, Ortaköy “Çal -Dz.; “Bergama, Falaka “Bayındır -îz.; İskele “Bigadiç-Ba.; “Akyazı-Sk.; -İst.; -Sm.; “Elbistan, “Afşin -Mr.) [abiy (II)] : (Giremez “Araç -Ks.) [apey] : (“Divriği -Sv.)
abe (III) Abadan yapılmış ceket. (“Kilis —Gaz.;Hisarcık “Yayladağı -Hat.)
abe [ — abo, abö (I) -1]
abebuba [ — abca -1]
abeci 1. Atıcı, palavracı, yalancı, mübalağacı. (Hamzabali “Bozdoğan -Ay.) 2. [ — abulabut -1]
abegâ Bir sap iplik: Hatice abla, bir abegâ yeşil demseniz varsa verin. (Aşağnrmak “Ardanuç —Ar.)
abela Böyle, bu şekilde: Abela oyna. (Çayağzı “Şavşat -Ar.)
abelek [ — abulabut -1]
abemdedem Devetabanı denilen yum-rulu bir ot. (Büyükyenice “Osmaneli -Bil.)
aberdal Derbeder. (-Tr. ve köyleri)
abereci Sırf buğday yolmasında kullanılan buğdaycılar. (-Gaz.)
abesi (I) Bir işin ustası. (Hırka “Tavas, “Acıpayam —Dz.)
abesi (II) 1. Gümüş. (“Zile -To.) 2. Kadın süs eşyası. (“Bergama -İz.)
abeş (I) 1. Kula renkte at. (“Zile -To.; Kesim “Andırın -Mr.; “Reyhanlı ve Amik ovası Türkmenleri -Hat.; “Gürün köyleri, Çepni “Gemerek -Sv.; Divanlı -Yz.; -Nğ. köyleri; Cevdediye*Osmaniye-Ada.) 2. Açık pembe. (İğde “Elbistan -Mr.; “Reyhanlı ve Amik ovası Türkmenleri -Hat.) 3. Alnı akıtmab
Derleme, 2

18
hayvan. (Teker ahma * Gürün —Sv.) 4. Derisi alacak hayvan, insan. (Avşar ve Türkmen aşiretleri »Pınarbaşı, »Bünyan -Ky.)
abeş (II) 1. Dönek,TıiIeci. (Karaözü »Gemerek. -Sv.) 2. Çirkin, kötü. (Karaözü »Gemerek, Ortaköy, M. Hüyük »Şarkışla -Sv.; Kötüboy-nul -Yz.) 3; Gülünç. (»Sorgun -Yz.) 4. Saçma sapan. (-Yz.) 5. Aksi, söz dinlemez. (Tekerahma »Gürün —Sv.) 6. insana yakın ol-mıyan, yabanıl. (Tutmaç —Sv.)
abeş (III) I. [-»abaş (I) ] 2. [-» aba (I) -1]
abeşivermek Sarmaşmak, kucaklaşmak: Haydi kardeşim abeşiver. (Çıtak »Çivril -Dz.)
abey, abey 1. [ — abo, abö (I) - İ] 2. [-abe (I)]
âbey [ —* abe (II)]
âbey olmak Denkleşmek (yalnız hububat bölüşmede kullanılır): Harmanın sonunda yarıcı ile âbey olduk, bir tarafa hak geçmedi. (»Merzifon köyleri -Ama.)
abezan (I) [ — abazan (I) -1]
abezan (II) [ — abazan (II) -1]
abezan olmak Sersemlemek, şaşalamak. (Tepe »Seben -Bo.)
abezek Bir çeşit Çerkeş dansı. (Ta-mara, Kadıköprü »Almus -To.)
abgın [ —*¦ abbun -1]
abı (I) [ abo, abö (I) -1]
abı (II) [ -» aba (I) - 2]
abı (III) Mavi. (»İğdır ve çevresi -Kr.)
abıca 1. [ —*¦ abca -1] 2. [ — aba (I) -1] 3. Fakir ve kimsesiz kadın, (iğdeli »Gemerek -Sv.)
abıcambak [— abdobut (III)]
abıcı [ -» abca -1]
abıç [abcara -1, abış (I) -1, abus arası,
apıç (I), apoş,apşara, apuş] iki bacak arası, apış. (Dişliköy, tshakh »Bolvadin -Af.; »Eşme köyleri —Uş.; »Ge-, lendost, Körküler »Yalvaç, Gönen, Iğdecik, Aliköy, Tahtacı aşireti-Isp.; Salda,. örencik »Yeşilova, Bunak, Yayla »Tefenni, Anbarcık, Yusufça »Gölhisar, Gökçeyaka -Brd.; Oğuz ve çevresi »Acıpayam, Kösten, fionaz -Dz.; Çepni, Çepnidere »Turgutlu —Mn.; Keremköy »Burhaniye —Ba.; »Sivrihisar —Es.; »Zile —To.; »Bünyan —Ky.; Genezin »Avanos —Nş.; »Karaman -Kn.; Kalkan »Kaş, Güğü »Elmalı -Ant.; Dont »Fethiye -Mğ.)
[abcara-1]: (Sobran*Nallıhan-Ank.) [abış (I)-l]: (Ürkütlü »Bucak -Brd.; Muğlasın »Tavas —Dz.; Ağlı »Küre -Ks.; »Kurşunlu -Çkr.; -Gaz.) [abus arası] : (Yassiören ve çevresi -Ank.)
[apıç (I)] : (Çiftlik, incesu »Dinar -Af.; Yassı viran »Senirkent, Körkü-, ler »Yalvaç, Gönen -Isp.; Değirmen, Salda, Güney »Yeşilova, »Tefenni, Kuşbaba »Bucak, Aziziye -Brd.; Oğuz »Acıpayam, Hadım »Çal -Dz.; Alamut »Bozdoğan -Ay.; »Pınarbaşı -Ky.; Çalış, Yaraşlı »Haymana -Ank.; Yakabağ »Fethiye -Mğ.) [apoş] : (»Akhisar -Mn.) [apşara] : (»Alaçam -Sm.) [apuş] : (Burunucu »Silifke -İç.)
abıç kurmak Bağdaş kurup oturmak. (»Eğridir köyleri -Isp.)
abıçmak, ebiçmek Çocuğu arkasına almak, bindirmek. (»Eğridir köyleri -Isp.)
abıdık Beceriksiz, elinden iş gelmi-yen. (Aslanköy »Mersin -İç)
abıgat [ablakat, abugat (I), abukat (I),

apukat, apukot] Avukat. (-Gaz.), [ablakat] : (Ölçek »Ardahan -Kr.) [abugat (I)]: (-Sm.; »Şarkışlave köyleri -Sv.; »Mucur -Nş.; »Bor -Nğ.) [abukat (I) ]: (»Kandıra -Kc; »Akyazı çevresi -Sk.; »Merzifon köyleri -Ama.; Hisarcık *Yayladağı-Hat.),
[apukat}: (»Divriği -Sv.)
[apukot]: (Karamanlı »Tefenni -Brd.)
abıgın [ —*¦ ahbun - 1]
abığ [ — abo, abö (I) -1]
abıh [-»abık (IV)]
abık (I) Çocuk ayakkabısı, patik. (»Şarki Karaağaç, B. Kabaca »Uluborlu -Isp.)
abık (II) [-».abulabut -1]
abık (III) Bozuk. (»Yeşilova -Brd.)
abık (IV) [abıh, apık (II)] Taşak, yumurtaları karnının içinde bulunan veya yaradılışta taşak yumurtaları olmıyan hayvan. (Bardas »Karaman, Boyalı -Kn.; »Mut köyleri, »Silifke, »Anamur -îç.) [abıh] : (-Dy.)
[apık (II)] : (Tekir, Koyunlu »Silifke, Haçdişlen »Anamur -îç.)
abı kızı Gelincik çiçeği. (Çepnidere »Turgutlu -Mn.)
abık sabık [abık sapık, abık ûbuk, ahır zabır, abızambak (II), abızam-zah, abızamzak (II), abızamzak çamkavak (II), abucamcak, abucan-bak, abucankak, abuli sabuh, abuk gubuk, abuk sabık, abuk sapık, abuk sapuk, abuk subuk, abur zabur, abıızanıbalj, abuzambak (I) - 1, abu-zamzak -kayabaşı, apıh sapıl), apık sapık, apık sapuk, apık supuk, apır sapır, apır zapır, apuk sapuk, apuk supuk, apur s ab vır, apur sapur] Saçma sapan, gelişi güzel, ileri geri, boş söz. (Ileydağı »Uluborlu -Isp.;
19

»Bozdoğan -Ay.; Çiğli -tz.; »Emet -Kü.; Baklalı »Çatalca -îst.; »Alucra -Gr.; -Sv.; Kötüboynul -Yz.; Akkışla *Bünyan-Ky.;-Krş.; »Bor ^Nğ.; Görmel »Ermenek-Kn.; -Ada.)
[abık sapık] : (Aslanköy »Mersin -îç.)
[abık ubuk] : (Beylerli -Dz.) [abır zabır] s (»Zara -Sv.) [abızambak (II)] : (»Erciş -Vn.; »Gürün —Sv.) [abızamzah] : (-Dy.) [abızamzak (II)].: (Kötüboynul ve çevresi —Yz.)
[abızamzak çamkavak (II)]: (»Zile -To.)
[abucamcak, abucanbak]: (-Nğ.) [abucankak]: (Keremköy »Burhaniye -Ba.)
[abuh sabuh] : (Hayati »Erbaa -To.; »Divriği köyleri —Sv.) [abuk gubuk] : (»Keçiborlu ve çevresi— Isp.; Salda »Yeşilova-Brd.) [abuk sabık] : (»Dinar -Af.) [abuk sapık] : (-Brs.) [abuk sapuk] : (Bozukkale -Rz.) [abuk subuk]: (Bulkaz »Çivril—Dz.; »Bigadiç -Ba.; »Mudanya -Brs.; »Safranbolu -Zn.) [abur zabur] : (Uluşiran »Şiran -Gm.; Vazıldan »Divriği -Sv.) [abuzambab] : (»Zile -To.) [abuzambak (I)-l] : (»Zile -To.; »Ünye -Or.; Haciilyas »Koyulhisar -Sv.)
[abuzamzak kayabaşı]: (—Sm.; »Merzifon, Ziyere —Ama.) [apıh sapıh] : (Bahçeli »Bor -Nğ.) [apık sapık] : (Uluğbey, Yassıviran »Senirkent-Isp.; »Sarayköy köyleri, BuJkaz »Çivril, Bekilli »Çal -Dz.;
r
»Dörtyol, »Reyhanlı ve Amik Ovası Türkmenleri-Hat.; Hacıilyas, »Koyulhisar, »Divriği -Sv.; Gözne ve çevresi »Mersin -İç.; Güzelsu »Akseki, Bağyaka »Finike, »Elmalı -Ant.)
[apuk supuk] : (»Bandırma -Ba.)
[apur sabur] : (»Zara -Sv.)
[apur sapur] : (Akçaşar »Eğridir
-Isp.; Uşhum »Yusufeli —Ar.) abık sapık [ — abık sabık] abık ubuk [ — abık sabık] abda (I) [abdla -3, abla (I) -5, abula-4]
1. [-aba (I) -1] 2. [ -* aba (I) - 6] 3.
[— aba (I) -10] 4. Karı, zevce.
(İsabey »Çal -Dz.) 5. Görümce.
(Kozluca »Keçiborlu, Yassıviran
»Senirkent-Isp.; Ekse »Çal -Dz.;
Kamışlı »Karaisalı —Ada.)
[abdla -3] : (Uluğbey »Senirkent
-Isp.; Çeltek »Yeşilova -Brd.)
[abla (I) -5] : (Sobran »Nallıhan
-Ank.)
[abula-4] : (Aydoğmuş »Keçiborlu -Isp.; Anaraş, Zavli*Sürmene -Tr.) 6. Üvey kız kardeş. (Çamköy »Gölhisar —Brd.) 7. Koyunların sağım zamanlarında, süt sağan kadınlara çobanların hitabı. (Senir »Keçiborlu —Isp.) abda (II) [abla (III)] Umacı. (Yakaköy »Gelendost -Isp.) [abla (III) ]: (Doğanbey »Beyşehir -Kn.)
abda (III) Altmışaltı oyununda onlu. (-Mn.)
abd abıl [ — abul abul -1]
abı abıl yürümek [— abcal abcal
yürümek] abdabıt [ — abdobut (I) - 2] abılabot [ abdobut (I) - 2] abdabut 1. Çirkin, gösterişsiz. (Salda

*Eşme ve çevresi —Uş.; İsmetiye -Brs.; -Kü.; »Sivrihisar, Bozan -Es.; »Akyazı çevresi —Sk.; »Ünye -Or.; -Gaz.; »Afşin, »Elbistan, —Mr.; Solakuşağı »Şerefli Koçhisar -Ank.; »Bünyan -Ky.; »Bor, -Nğ.; »Karaman, »Ermenek ve çevresi -Kn.; Çığşar »Kadirli -Ada.; Kö-seçobanlı »Gülnar, Gözne ve çevresi »Mersin —İç.; Karadere »Gündoğmuş —Ant.; »Bodrum -Mğ.) [apık sapuk] : (-Nğ.; Belekler »Ilgın -Kn.)
[apık supuk] : (Tepeköy »Torbalı -İz.; -Mn.)
[apır sapır] : (Falaka »Bayındır -İz.; -Ur.; »Haymana -Ank.) [apır zapır] : (Bereketli »Tavas —Dz.; İsmetiye -Brs.; Kızılköy —To.; -Gm. köyleri; »Bismil -Dy.; »Dörtyol -Hat.; »Kozan -Ada.; Gözne ve çevresi »Mersin -İç.; »Elmalı -Ant.)
[apuk sapuk] : (Yakaköy * Gelen -dost, Kumdanh, Yalvaç, Kozluca »Keçiborlu, Yassıviran »Senirkent -Isp,; Devri »Bucak, -Brd.; Ekse »Çal, Bulkaz »Çivril, -Dz. köyleri; Tepecik —Ay.; —Mn.; • »Susurluk, »Edremit —Ba.; Evreşe »Gelibolu, Fili »Biga -Çkl.; »Düzce, »Gerede, -Bo.; Genek —Çkr.; »Alaçam -Sm.; »Gümüşhacıköy, »Merzifon köyleri -Ama.; »Zile, Kızılköy, -To.; Danışman »Fatsa, Zile »Mesudiye, »Akkuş köyleri, —Or. ve köyleri; -Gr. köyleri; Küçükhol »Of, Denizli »Yakfıkebir, -Tr. ve çevresi; »Kelkit çevresi, Harşit bucağı köyleri »Torul, -Gm. ve köyleri; »Kemaliye, -Eze; Kcçek »Oltu -Ezm.; »Bismil -Dy.; »Arapkir -Mİ.;
20
21
¦Yeşilova -Brd.) 2. [ -*¦ abılobut (I) -1] 3. [ - abulabut -1] abdalı Ablası olan (kimse): Hüseyin
abılalı. (Çıtak *Çivril -Dz.) abdan Ahlat büyüklüğünde, dalları dikenli bir çeşit ağaç ve meyvası. (*Gürün -Sv.) abılapıt [ — abulabut -1] abddamak [ — abalamak (I) -1] abddanmak Çocuk emekleme alâmeti göstermek. (Siniciköy *Düzce -Bo.) abıldatmak Aldatmak. (Sarınınve-
ran — Yz.) abd dubul [ -»¦ abdabut (I) - 2] abıüa 1. [ aba (I) -1] 2. [ ^» aba
(I) -10] 3. [ -* abda (I) - 5] abılobut (I) [abdabıt, abdabot, abdabut -2, abd dubul, abu1 (IV), abırlobut -1,2; ablah (I) -3, ablak (III) -1, abohan, abulabut -2, abulavut, abullabut -2, abullobut -2, abuloburt, abulobut - 2, 3; abur (IV) -1, abur-lobut, abustul - 2, abut (I) - 2, âbut lâbut] 1. İri, Şişman, hantal. (“Yalvaç —Isp.; Garipköy “Tavas —Dz.; “Bozdoğan -Ay.; “Gelibolu -Çkl.; Cumayanı -Zn.; “Görele köyleri -Gr.; “Zile -To.; Sobran -Gm.; -Gaz.; -Mr.; Haciilyas, Yukarıkale “Koyulhisar, -Sv.; “Sorgun, Gökçe-kışla, -Yz.; “Pınarbaşı -Ky.; “Bor -Nğ.; -Kn.)
[abdabot]: (“Edremit -Ba.) [abdabut -2] s (Akçaköy “Yeşilova -Brd.)
[abd dubul] : (“Edremit -Ba.) [abırlobut -1] : (“Şarki Karaağaç -Isp.; Ürkütlü “Bucak -Brd.) [ablah (I)-3]: (“Akyazı çevresi -Sk.) [ablak (III) -1]: (Çapalı “Dinar -Af.)
[abulabut -2]: (Salda “Yeşilova
-Brd.;-Brs.; -Es.; “Kandıra -Kc. ; “Pınarbaşı -Ky.) [abulıvut] : (Banus “Eğridir -Isp.) [abullabut -2] : (“Gelibolu -Çkl.) [abullobut-2] : (“Ayaş -Ank.) [abulobut -2] : (-Brd.; Tekkeköy -Dz.; -Mr.; Bahçeli, “Bor, -Nğ.; “Silifke -İç.)
[aburlobut] : (“Bozdoğan -Ay.) [abustul-2] s (Mencilis “Keşap -Gr.) [âbut lâbut]: (“Akyazı çevresi-Sk.) 2. Obur, çok yiyen. (“Şarkışla ve çevresi -Sv.; Sarıhamzalı “Sorgun, Gökçekışla, Kötüboynul —Yz.) [abdabıt]: (Çamköy*Gölhisar-Brd.) [abır(IV)] : (Ekse “Çal-Dz.; -Brs.) [abırlobut-2]:(“Şarki Karaağaç-Isp.) [abohan] : (“Elbistan -Mr.) [abuloburt] : (Çepni *Gemerek-Sv.) [abulobut -3} : (Hırka “Tavas -Dz.; -Yz.; Bahçeli “Bor -Nğ.; Çığşar “Kadirli -Ada.)
[abur (IV) -1] : (“Gelendost, Gönen -Isp.; Giremez “Araç -Ks.; Danışman “Fatsa -Or.; -Mr.) [abut (I) -2] : (Türkbeyli “Mengen -Bo.)
abdobut(II) [abulabut-3, abulobut-4, abur (IV) -2] 1. Kaba, anlayışsız, vurdumduymaz. (Sarıhamzalı”Sorgun -Yz.; -Sv.; “Karaisalı -Ada.) [abulabut-3] : (-Af.; -KÜ.) [abulobut - 4]: (“Koyulhisar-Sv. ve çevresi; “Bor, -Nğ.; “Seydişehir -Kn.)
[abur (IV) -2] : (Dalbca “Nazilli -Ay.)
2.[-ababak] abılobut (III) [abıcambak, abızambak (I) -2, abulobut -5] Geveze, çenesi düşük, abuk sabuk konuşan. (Cumayanı —Zn.)

22
[abıcambak] : (*Bor -Nğ.)
[abızambak (I) -2] : (*Erciş -Vn.)
[abulobut -5] : (*Merzifon -Ama.) abdobut (IV) [ abulabut - 4] abdobut (V) [ -• abulabut -1] abdlobut Dökesaça : Kız abıllobut iş
görüyorsun. (-Ky.) abmmak Düşeyazmak, yürürken
ayağı kaymak. (Çilebane * Reşadiye
-To.)
abır (I) [abur (I) ] Küçük çocukların kasık ve koltuk altlarına pudra yerine sürülmek üzere nane, mersin, kekik, gül ve cennet süpürgesi yapraklarının döğülmesinden elde edilen toz. (Uluğbey, * Senirkent -Isp.; Pazaravdan »Bucak -Brd.; İğdir *Çivril-Dz.; Armutlu »Elmalı, Belkıs *Serik -Ant.) [abur (I)]: (Çıtak, ‘* Çivril -Dz.; »Elmalı -Ant.)
abır (II) [abur (II)-l] 1. Namus, şeref, haysiyet. (Taşburun, *Iğdır -Kr. ve köyleri; Kerkük) [abur(II)-l]: (*Gelendost-Isp.; Ke-remköy »Burhaniye —Ba.; »Şavşat köyleri, »Ardanuç ve köyleri —Ar.; Toreshev, Ölçek, »Ardahan -Kr.; Keçek »Oltu -Ezm.; -Vn.; Darı-sekisi »Mersin — Iç.) 2. Utanma, hicap, hayâ. (»İğdır, Kızılçakçak »Arpaçay, Zarşat -Kr.)
abır (III) [abur (III)] Kılık, kıyafet, biçim. (—Kr. ve çevresi) [abur (III)] : (»Ardahan -Kr.)
abır (IV) { abdobut – 2]
abırcın (I) Memnun. (»Elbistan, »Göksün -Mr.; Yeniköy -Ky.)
abırcın (II) Seme, sersem. (Aşağıılıca -Es.)
abırcın (III) İşte çabukluk, gayret bildirir. (Sarmınveran -Yz.)
abırcın olmak (I) Usanmak, bıkmak: Aman, senden abırcın oldum artık. (Çepnidere »Turgutlu -Mn.)
abırcın olmak (II) Misafire fazla ikram etmeğe çalışmak, parçalanmak. (A. Elmahacılı »Yerköy -Yz.)
abırdos Kötü tütün. (Aşağıılıca —Es.)
abır elemek Hayâ etmek, utanmak : Abır ele(eyle), söğe söğe herkesi gır-ma. (Kızılçakçak »Arpaçay -Kr.)
abırlobut 1. [ -» abdobut - 1] 2. [— * abdobut - 2]
abırsız Utanmaz, hayâsız. (Taşburun, »İğdır, Kızılçakçak »Arpaçay -Kr.)
abırsızlıh Hayâsızlık, arsızlık. (Kızılçakçak »Arpaçay -Kr.)
abırsızlıh elemek Hayâsızlık etmek: Abırsızlıh eleme o sustu sen de sus. (Kızılçakçak »Arpaçay —Kr.)
abır zabır [ — abık sabık]
abısalak [ — abulabut - 1]
abış (I) 1. [ — abıç] 2. Bacağın diz kapağından yukarısı. (Ürkütlü »Bucak -Brd.)
abış (II) [abut(II)] Adım: Şurayı abışla bakalım. (Aliköy »Çaycuma -Zn.; »Ilgm köy ve aşiretleri -Kn.; Genek »Yatağan -Mğ.) [abut(II)] : (-Sn.)
abış (III) [ - abulabut - 1]
abışnıah Sumak, afallamak, şaşırmak. (»Mucur -Nş.)
abışnıak [abuşmak] Çocuk sırta binmek: Abışıver kızım. (»Bucak, Aziziye -Brd.; Bağıllı »Eğridir -Isp.; Bağyaka »Finike -Ant.) [abuşmak] :(Sarıidris* Eğridir -Isp.)
abışş [ —» abo, abö (I) -1]
abıştırmak Çocuğu arkaya, sırta bindirmek. (Kuşbaba »Bucak, Çebiş, Kozluca, Kurna -Brd.)
abıy [ —»• abo, abö (I) -1]

23
abıyakavlak Eli boş, cascavlak, (-Mğ.) abıyoh [ —» abo, abö (I) -1] abızambak (I) [abızamzak çamkavak (I)] 1. [-»abulabut -1] 2. [ —» abılobut (III) ] 3. Saçma sapan, gelişi güzel konuşan. (-Es.; *Zile -To.)
[abızamzak çamkavak (I)] : (*Zile -To.)
abızambak (II) [ —» abık sabık] abızambak (III) [abuzambak (II)] Yaprağı astımlı hastalar tarafından sigara yapılarak içilen bir çeşit ot. (-Gaz.)
[abuzambak (II)]: (“Nizip, “Oğuzeli -Gaz.)
ab izanı zah [ — abık sabık] abızamzak (I) 1. [ — abulabut -1]
2. Bunak. (“Çerkeş -Çkr.) abızamzak (II) [ — abık sabık] abızamzak çamkavak (I) [— abızambak (I) - 3] abızamzak çamkavak(II) [—» abık sabık]
abızamzalak [ abulabut -1] abızartlak [ —» abulabut -1] âbı [-»abe (II)]
abidik (I) 1. Atak, acul. (-Isp. ve çevresi) 2. Haylaz, külhanbeyi. (Sücüllü “Yalvaç -Isp.)
abidik (II) Dalavere. (—Es.)
abidik kübidik Tembellik, iş görmezlik, dalgacılık. (-Ank.)
abih [ —» abo, abö (I) -1]
abil [-»abrd (I)]
ahilâ [-»aba (I) -1]
abilemek Göreceği gelmek, göresi-mek. (“Silifke -Ant.)
abiriz [abrez]. Aptesane, ayakyolu. (“İğdır -Kr.)
[abrez] : (Taşburun “İğdır —Kr.) abiş Adı bilinmeyen küçük çocukla-
ra büyüklerin umumi-hitabı. (“Yeşilova -Brd.)
abiy (I) [-»abo, abö (I) -1]
abiy (II) [ -» abe (II) ]
abiy (III) Çok, fazla. (Giremez “Araç -Ks.)
abkın 1. Atılgan, girişgen. (Sofular, Akçaşar “Eğridir -Isp.) 2. Aç gözlü. (Sofular, Akçaşar “Eğridir -Isp.)
abla (I) 1. [-»aba (I) -2] 2. [-» aba (I) - 3] 3. [-» aba (I) - 6] 4. [ -» aba (I) -10] 5. [ -» abala (I) -5]
abla (II) 1. Ahlâksız kadın. (Yeniköy -ist.) 2. [-»ablacı (II)]
abla (III) [ -» abda (II) ]
ablacı (I) Ablasını çok seven. (Yayla “Tefenni -Brd.; Hamidiye “Pazar —Rz.; Kayapa “Lalapaşa -Ed.)
ablacı (ll)fabalaç, abla (II) – 2, aplacı] Sevici kadın. (“Düzce —Bo.; “Kilis -Gaz.; * Yay la da ğı, “Antakya-Hat.) [abalaç] : (-Ant.) [abla (II)- 2] : (Aliköy, Kayabaşı “Çaycuma -Zn.) [aplacı] : (-Kn.)
abla genneş [ —¦ aba (I) - 6]
ablah (I) 1. [aplah, aplan] Ablak. (“Zile —To.; -Gm.; “Kemaliye—Eze.; -Ur.; Palha “Divriği —Sv.; Akkışla “Bünyan -Ky.; “Hacıbektaş -Nş.) [aplah]: (“Boyabat-Sn.; Tekerah-ma “Gürün —Sv.) [aplan] : (“Karaman -Kn.) 2. Çirkin, yakışıksız. (Emirler “Ulukışla -Nğ.) 3. [ -» abdobut (I) ]
ablah (II) Budaksız, düzgün ağaç. (“Divriği —Sv.)
ablak (I) 1. Yüz hakkında güzel, parlak, yakışıklı. (Senir —Isp.; Çöplü, Karayahşiler “Çivril -Dz.; “Alaşehir —Mn.; Keremköy “Burhaniye, “Edremit —Ba.; -Kü.; Bozan,—Es.;

24
Baklalı »Çatalca-ist.; »Bartın-Zn.; »Zile ve çevresi, Dodurga »Artova, Bizeri, Kızılköy, -To.; Danışman »Fatsa, Zile »Mesudiye -Or.; Düz-köy, »Keşap, »Görele, »Tirebolu, »Bulancak, -Gr.; Denizli »Vakfıkebir, »Maçka köyleri -Tr.; Havsu »Kelkit, Hasara -Gm.; Güneyce, -Rz.; »Yusufeli -Ar.; »Refahiye -Eze; Ören »Akçadağ -Mİ.; -Gaz.; Bozhöyük »Göksün, —Mr.; »Dörtyol -Hat.; Yukarıkale, Hacıilyas »Koyulhisar, Kavak »Yıldızeli, Vazıl-dan »Divriği, Çöplü, »Gürün, Ağ-rakos »Suşehri, Soğukpınar »Kangal, —Sv.;. »Karaman -Kn.) 2. Sevimli. (- Gaz.) ablak (II) 1. Çok beyaz. (-Md.) 2. Alabula, siyahlı beyazlı. (»Reyhanlı -Hat.)
ablak (III) 1. [ -r» abdobut (I) -1] 2. [-» abulabut -1]
ablak (IV) 1. Açık, geniş, belirli: Ahmedin alnı ablaktır. (Sofular »Eğridir -Isp.) 2. Geniş, enli: Döşemenin ablağı makbul değildir. (Mağura »Maçka -Tr.)
ablak (V) 1» Ceviz ağacının mobilya yapmaya yariyan iç kısmı. (-Zn.; Hamidiye, »Pazar, »Fmdıklı çevresi, Karadere, —Rz.; »Hopa -Ar.) 2. Ağaçlarm dayanıklı iç kısmı. (Kalafka -Tr.; Ardeşen »Pazar -Rz.) 3. Yaban armudu, ahlat. (Körküler »Yalvaç -Isp.) 4. iyice kararmamış, olgunlaşmamış üzüm. (»Kilis —Gaz.)
ablak (VI) 1. Yüzün kıllarını yolmaya yarıyan sakız, ağda. (»Bolvadin -Af.; »Gediz -Kü.) 2. Pişmaniye yapmak için koyulaştırdmış şeker, ağda. (Bozan -Es.)
ablakat [ — abıgat]
ablanmak [ — abalanmak ]
ablavut [ — abulabut -1 ]
able [ aba (I) -1 ]
abli (I) [abbi] Sönmeye yüz tutan ateşin üzerini kaphyan beyaz» kül tabakası. (»Şavşat köyleri, Bağlıca, »Ardanuç -Ar.) [abbi] s (Veliköy »Şavşat -Ar.)
abh” (II) [ablo, apli] Kayıkta yelken açıldığı zaman, yelkenin iki yana kaçmaması için serenin ucundan, dümene yakın kısmına bağlanan ipler. (»Ünye -Or.; Düzköy »Keşap -Gr.; Oce »Pazar -Rz.) [ablo]: (-Çkl.; Oce »Pazar -Rz.) [apli] : (-Or. kıyı köyleri)
ablo [ abü (II) ]
abo, abö (I) [aba (III), abah-1, abale, alıar, abare, abarî, abarıh, abarl, abariğ, abaro, abarü, abaruh, aba-ruk, abarüv, abav, a bay, abbo, abe, abey -1, abı (I), abığ, abışş, abıy, abıyoh, abih, abiy (I), abof, aboğ, aboh-1,2; abov, above, abu, abü (I) -1,2; abuabo, abuf, abuğ (I), abuh -1,2; aburu -1, abuv -1, abuy -1, abuyh, aparı] 1. Şaşma ve korku ünlemi. (»Emirdağ —Af.; »Eşme köyleri -Uş.; »Gelendost, Gönenç Senir, Tahtacı aşireti -Isp.; Devri »Bucak, »Tefenni ve köyleri, Yusufçu, Anbarcık »Gölhisar, Ka-yadibi »Yeşilova,-Brd.; Oğuz, Ke-lekçi »Acıpayam, Çıtak »Çivril-Dz.; Dallıca »Nazilli -Ay.; Bademler »Urla -İz.; »Alaşehir, »Akhisar, »Soma -Mn.;- Kongurca »Savaştepe, Keremköy »Burhaniye —Ba.; »İznik-Brs.; Üçüyük, Beşkarış »Altıntaş, -Kü.; Dinek, Çaykoz,*Sivri-hisar, Karatepe -Es.; »Kandıra

25
-Kc; Genek -Çkr.; Çayır, *Zile, Çilehane “Reşadiye, Kızılköy, -To.; Hisarüstü*Keşap-Gr.; Sobran-Gm.; *Şavşat,*Ardanuç-Ar.; “Kemaliye, “Refahiye, Ergân-Ezc.;-Dy.;-Mş.; “Arapkir, Aşudu “Darende -Mİ.; “Halfeti, “Birecik, “Hilvan, “Siverek, “Suruç -Ur.; “Nizip, -Gaz.; “Göksün ve köyleri, “Afşin ve köyleri, “Elbistan ve köyleri, —Mr.; “Kırıkhan, “Hassa, “Reyhanlı ve Amik ovası Türkmenleri—Hat.; Kay alıpmar, * Yıldızeli, Palh a, * Divriği, “Zara, “Gürün, Çepni “Gemerek, Soğukpmar, “Kangal, Ağrakos “Suşehri, “Şarkışla, Haciilyas, “Koyulhisar, Tutmaç, -Sv.; -Yz. ve köyleri; Avşar ve Türkmen aşiretleri “Pınarbaşı, “Bünyan, Şıhlı “Develi, -Ky.; “Hacıbektaş, “Avanos -Nş.; Bahçeli, “Bor -Nğ.; “Karaman, îvriz “Ereğli, Sarıvadi “Ermenek -Kn.; Bican -Ada.; “Silifke, Nam-run, “Tarsus, Ulaş, Gözne, Darı-sekisi “Mersin -iç.; Kışla, Akçaeniş, “Elmalı, “Kaş, “Finike, “Gündoğmuş -Ant.; Yakabağ, Dont “Fethiye, Mesken “Yatağan, Bozöyük -Mğ.)
[aba (III)] s (-Brs.; Bozan -Es.; “Ağın —Eî.; “Reyhanlı ve Amik Ovası Türkmenleri -Hat.; -Sv.) [abah -1]: (Dinek, Çaykoz “Sivrihisar -Es.; “Reyhanlı—Hat.; Yaraşlı “Haymana, Kürtü “Şerefli Koçhisar -Ank.; Avşar aşireti “Pınarbaşı, Gülviran “Bünyan —Ky.) [abale]: (Beşikdüzü “Vakfıkebir -Tr.)
[abar]: (“Yıldızeli köyleri -Sv.)
[abare]: (Tomarzâ -Ky.)
[aharî]: (“Cide -Ks.; “Gemerek,
“Şarkışla —Sv.; Avşar aşireti,Fakı-ekinciliği “Pınarbaşı -Ky.; -Nğ.) [abarılı]: (“Cide -Ks.; “Afşin ve köyleri, “Elbistan ve köyleri -Mr.; Gülveren “Bünyan, Avşar aşireti “Pınarbaşı -Ky.) [abarî]: (-Bo.; “Kurşunlu, Genek -Çkr.; Çoğulhan, “Afşin -Mr.; “Boğazlıyan -Yz.; “Kalecik -Ank.; Avşar ve Türkmen aşiretleri*Pmarbaşı, “Bünyan -Ky.; “Ürgüp -Nş.; -Nğ.) [abariğ] : (Tanır “Afşin -Mr.; “Bünyan -Ky.) [abaro]: (“Afşin -Mr.) [abarü]: (“Cide -Ks.; Yaraşlı “Haymana —Ank.; “Mucur, -Nş.; Emirler “Ulukışla, “Bor, -Nğ.; -Kn. köyleri; -Ada.; Hızırkâhya “Finike -Ant.)
[abarah] : (“Cide -Ks.; Bahçeli “Bor, İNğ.)
[abaruk] : (Bahçeli “Bor -Nğ.) [abarüv] : (Tozkovan “Gülnar -îç.) [abav] : (Aziziye-Brd.;-Mn.; “Cide -Ks.; “Ardahan -Kr.; Aşudu “Darende -Mİ.; “Kilis -Gaz.; Çoğulhan “Afşin, -Mr.; B. Çaylı “Dörtyol, “Reyhanlı —Hat.; “Gürün, Kara-özü “Gemerek —Sv.; Çahlı -Yz.; Avşar aşireti, Fakıekinciliği* Pınarbaşı -Ky.; -Nğ.; “Ereğli -Kn.; Köseçobanlı “Gülnar — îç.; Belkıs “Serik, Çomaklı “Korkuteli -Ant.) [abay] : (“Gediz, “Simav, “Emet -Kü.; Aliköy “Çaycuma -Zn.) [abbö] : (Başpmar “Tefenni -Brd.) [abe] : (“Cide -Ks.) [abey, abey -1] : (Nilüfer -Brs.; Sofular -Zn.; “Antakya -Hat.) [abı (I)] : (Bunak “Tefenni -Brd.; “Kandıra -Kc.; “Bartın, “Ereğli, Kapullu “Karabük, Aliköy “Çay-

Vcuma-Zn.; Sobran »Nallıhan-Ank.) [abığ]: (»Devrek-Zn.) [abışş] : (Ovacık »Tavas -Dz.) [abıy] : (Burhaniye »Dinar -Af.; İlyas »Keçiborlu -Isp.; »Bartın, Ahköy »Çaycuma -Zn.; »Cide -Ks.) [abıyoh] : (Aşağıılıca -Es.) [abih] : (-Ba.)
[abiy(I)] : (»Bolvadin -Af.; Yukarı-boğaz »Tavas -Dz.; Giremez, Ka-rabüzey »Araç -Ks.) [abof] : (»Yatağan -Mğ.) [aboğ] : (Darıveren »Acıpayam -Dz.; Kongurca »Savaştepe -Ba.; Karabüzey, »Araç, »Taşköprü-Ks.; —Eze. ve köyleri; Ortaköy »Şarkışla, Vazıldan »Divriği -Sv.) [abolı-1]: (Kozağaç »Tefenni-Brd.; Kırca »Acıpayam -Dz.; Kışla »Elmalı -Ant.; Karaçulha »Fethiye, Yerkesik çevresi -Mğ.) [abov] : (Çuvallı »Yeşilova, Kozağaç »Tefenni -Brd.; Muğlasm »Tavas, Tahtacı aşireti »Sarayköy -Dz.; »Bozdoğan -Ay.; Çaybaşı »Torbalı -iz.; »Turgutlu -Mn.; »Susurluk -Ba.; Beşkarış »Altıntaş —Kü.; »Kandıra -Kc; »Hasankale-Ezm.; Aşudu »Darende -Mİ.; »Kilis, -Gaz.; »Afşin ve köyleri, Taşoluk »Göksün, Bertiz, —Mr.; Hisarcık »Yayladağı, »Reyhanlı ve Amik ovası Türkmenleri, »Antakya -Hat.; »Kangal ve köyleri, »Divriği, Tekerahma, Çöplü, »Gürün -Sv.; Abazlı »Balâ, Sola-kuşağı »Şerefli Koçhisar,: -Ank.; -Krş.; -Ky.; Bahçeli »Bor -Nğ. ve çevresi; »Karaman —Kn.; -Ada.; »Mut köyleri -İç.; Kışla, »Elmalı, »Kaş köyleri, »Korkuteli köyleri -Ant.; Mesken »Yatağan -Mğ.),
[above]: (Karaözü »Gemerek -Sv.) [abu, abü (I)-!]: (Eber, İncesu, »Dinar, İshaklı »Bolvadin-Af.; »Eşme köyleri, —Uş.; »Yeşilova ve köyleri, Kuşbaba, Ürkütlü »Bucak, Gölcük, Bunak »Tefenni, —Brd. ve köyleri; Yakaköy, Çaltı, »Gelendost, Kum-danlı »Yalvaç, Akçaşar , Banus »Eğridir, Yassıviran »Senirkent, Nudra »Şarki Karaağaç —Isp. köyleri; Eziler »Buldan, İsabey, Ekse »Çal, Muğlasm, Garipköy, Yu-kaîıboğaz * Tavas, * Acıpayam köyleri, »Sarayköy köyleri —Dz.; Kamışlar, Süre’z, Eymir, »Bozdoğan, Dallıca * Nazilli, — Ay. çevresi; Falaka »Bayındır, Armutlu »Kemalpaşa, Bornova, »Çeşme -İz.; »Akhisar -Mn. ; »Susurluk, »Bigadiç, Altınoluk »Edremit, -Ba. ve çevresi; »Ayvacık, »Gelibolu -Çkl.; İsmetiye -Brs.; -Kü.; -Es.; »Kandıra -Kc; Giremez *A-raç, Gökgöz »Daday -Ks.; »Kurşunlu, »İlgaz; Dümeli, Korgun, Ça-yırpmar, »Çerkeş -Çkr.; »Zile, »Al mus köyleri, Kızılköy -To.; -Gm.; »Ardahan -Kr.;Çinis*Aşkale-Ezm.; »Darende -Mİ.; »Nizip -Gaz.;*Dört-yol, »Antakya -Hat.; Telin, »Gürün, »Divriği, Hacnlyas »Koyulhisar, Karaözü »Gemerek, M, Höyük »Şarkışla -Sv.; -Nğ.; »Ermenek, Maydos »Cihanbeyli,»Ereğli, »Karaman, -^Kn. çevresi; —Ada.^ Hacıhamzalı, »Tarsus, »Silifke, -İç.; »Elmalı, Bağyaka, »Finike, Boz-tepe, »Serik, -Ant.; Karaçulha, Ya-kabağ, »Fethiye çevresi, »Köyceğiz, Mesken, Genek, »Yatağan, »Bodrum, »Milas, Kızdyaka , Ula, Gül-ağzı, -Mğ.)

27
[abuabo]: (Yenice *Emet -Kü.) [abuf]: (Yukarıboğaz »Tavas-Dz.) [abuğ(I)]: (»Tefenni-Brd.; Tavşanlı -Brs.; -Nğ.; Yaşyer »Milas -Mğ.) [abııh-1]: (Kemer »Eşme -Uş.; Bunak, »Tefenni, Navlu »Yeşilova, Aziziye -Brd.; »Gelendost, Yassı-ören Yörükleri -Isp.; Muğlasm, Bereketli »Tavas, Tekkeköy —Dz.; »Edremit -Ba.; Bahçeli*Biga -Çkl.; Domaniç »Tavşanlı —Kü.; Avşar aşireti, »Pınarbaşı, Kamber —Ky.; »Silifke -İç.; »Elmalı -Ant.; -Mğ.) [aburu-1]: (»Bor -Nğ.) [abuv, abüv-1]: (Cumayanı -Zn.; »Zile —To.; »Gürün -Sv.; Bahçeli »Bor, -Nğ.; »Ereğli -Kn.) . [abuy -1]: (Hacılar -Brd.; Aydoğmuş, »Keçiborlu, Sofular, »Eğridir -Isp.; Yukarıboğaz, Ovacık »Tavas -Dz.; Sürez »Bozdoğan -Ay.) [abuyh]: (Sürez »Bozdoğan -Ay,) [apari]: (Küçükyozgat -Ank.) 2. Sıkıntı, usanç, bıkkınlık ünlemi. (Aşudu »Darende -Mİ.; »Elmalı -Ant.)
[aboh -2]: (»Elmalı -Ant.)
[abu, abü (I) -2]: (»Elmalı -Ant.)
[abuh -2]: (»Elmalı -Ant.) abo (II) 1. [-»aba (I) -1] 2. [-*
aba (I) -2] 3. [-* aba (I) -6]
4. [ —• abca -1] abof [ —» abo, abö (I) -1] aboğ [ ~* al*0? abö (I) -1] aboh 1. [-»abo, abö (I) -1] 2. [-»
abo, abö (I) - 2] abohan [ -» abılobut (I) - 2] abolıon [.—» abulabut - 1] abore Değersiz, beceriksiz. (»Maçka
-Tr.)
abos Parasız, bedava. (»Mesudiye-Or.; »Şebin Karahisar, »Alucra -Gr.)
abov [ —» abo, abö (I) - 1]
above [ —» abo, abö (I) -1]
abovva Kınama ünlemi: Abovva, koskoca adam küçük bir işi yapamadı. (»Gürün -Sv.)
abpacıcık, abpacık 1. [ —» abbak (I) -T] 2. [-»abapaçık -2]
abpak 1. [-»abbak (I) -1] 2. [-* abapaçık -2]
abra (I) [abara (V), abre (III) -1, 2; apra -1, 2, 3, 4; arba -1, 2, 3; arbe (I) -1, 2] 1. Teraziyi dengeye getirmek için hafif olan kefeye konulan -taş, demir, çivi gibi -ağırlık. (Giremez »Araç -Ks.; Genek -Çkl.; İskilip -Çr. ve köyleri; »Merzifon köyleri, Buğa, Varay, -Ama.; Düzköy »Keşap -Gr.; -Gm. çevresi; Erkinis »Yusufeli -Ar.; »Refahiye çevresi—Eze; -Adı.; -Ur.; »Kilis -Gaz.; İyecik »Şarkışla, Yıldızeli, »Kangal, »Hafik, -Sv.; Avşar aşireti, Fakıekinciliği »Pınarbaşı, Erkilet -Ky.; -Nğ.) [abre (III) -lj: (»Kilis -Gaz.) [apra -1]: (Karakuş bucağı köyleri »Ünye -Or.; -Ank.; Sökün »Silifke -İç.)
[arba -1]: (Tokat-Es.; Aşudu »Darende, »Göksün ve köyleri,Eldelek »Elbistan -Mr.; »Divriği, »Kangal ve köyleri, »Gürün -Sv.; -Yz.; Yaraşlı »Haymana, Üçem »Bâlâ, »Şerefli Koçhisar ve köyleri, -Ank.; »Kadirli -Ada.) [arbe (1) -1 ]: (»Kilis -Gaz.) 2. Dara: Şu kabın abrasını alıver. (-Çr. ve köyleri; »Merzifon köyleri -Ama.; »Zile -To.; *Hilvan,*Suruç, »Siverek, »Birecik -Ur.; -Nğ.) [abara (V)]: (Hisarcık »Yayladağı -Hat.)

28
[abre (III) -2]: (*Kilis -Gaz.) [apra -2]: (-Ks.; -Nğ.) [arba -2]: (*Göksun ve köyleri-Mr.; »Divriği -Sv.; Avşar aşireti »Pınarbaşı -Ky.; -Ada.) [arbe (I) -2] : (»Kilis -Gaz.)
3. Denge, muvazene: Abrayı şaşırdı. (»Merzifon -Ama.)
[apra -3]: (»Tosya -Ks.; »Merzifon ve köyleri —Ama.)
4. Dengesizlik,ayarsızlık (terazide): Bu terazide abra var. (»Bor -Nğ.) [apra -4]: (»Bünyan, Hisarcık -Ky.)
[arba -3]: (»Gürün, »Divriği -Sv.)
5. Uçurtmanın terazisi, terazi ipi. (-Ks.)
abra (II) Mübadele edilen eşyanın
üstesi. (Vona —Or.) abra (III) 1. Yük, ‘angarya : Bana
abra olma! (-Sv.) 2. Minnet: Ben
onun abrası altına girmem. (»Bor
-Nğ.)
abra (IV) İhata, kifayet, yeterlik: Halı bu odayı abradı. (Çamlıköy -Gm.)
abracı İdare eden, zor durumdan kurtaran, aracı : Biri yalancı, biri dolandırıcı, ben de abracı. (Anado-luhisarı »Beykoz -İst.)
abrak Kum, taş ve çamur ile karışık toprak. (—Af. ve çevresi)
abralı [arbalı] 1. Dengeli, muvazeneli (terazi). (Erkinis »Yusufeli -Ar.) 2. Ayarsız, dengesiz (terazi): Bu terazi abralıdır. (»Bor —Nğ.) [arbalı] : (Çalılı-Yz.; »Şerefli Koçhisar ve köyleri —Ank.; »Kadirli -Ada.)
abramak (I) 1. Becermek, hakkından gelmek, başarmak, üstesinden gelmek : Ali işini iyi abrıyor. (Yenice
»Emet -Kü.; Düzköy »Ayancık -Sn.; »Zile -To.; Uzunmusa —Or.; -Tr. ilce ve köyleri; -Gm.; Soğuk-pınar »Kangal -Sv.) 2. Bir şeye hâkim olmak. (Mağura »Maçka -Tr.)
abramak (II) 1. Korumak, muhafaza etmek, kollamak. (-Es. ^Çarşamba -Sm.; Kalafka -Tr.) 2. Zor durumdan kurtarmak. (Anadolu-hisarı »Beykoz -İst.)
abramak (III) Yetişmek, büyümek, kendini koruyacak duruma gelmek, kurtarmak : Bu çocuk kendini ab-ramış sayılır. (Hacavera »Maçka -Tr.)
abramak (IV) İdare etmek, kullanmak: Ali reis iyi gemi abrar. (-İst. gemicileri; Kalafka —Tr.)
abramak (V) 1. Ancak yetmek, kâfi gelmek, idare etmek: Bu un bu suyu abramadı. (-Gm.; »Maçka köyleri -Tr.) 2. Eksiği tamamlamak. (Bozcalı »Reşadiye -To.; -Gm. köyleri)
abran Hayvanların, yemlerinden yemeyip ayırdıkları iri saman parçaları, kesmik. (Sadak »Kelkit -Gm.)
abraş (I) [abaş (II), apraş -1, 2, 3,4] 1. Çilli ve çopur yüzlü, sarı saçlı, açık renk gözlü adam. (»Keçiborlu, -Isp. ; »Karşıyaka, Seyrekköy »Menemen -İz.; »Gelibolu -Çkl.; Bozan —Es. ; »Kurşunlu, Genek -Çkr. ; —Sn. ; Meydancık bucağı köyleri »Şavşat -Ar.; »Kilis, -Gaz.; -Nğ.; Ortaca, »Akşehir,-Kn.; »Mut ve köyleri -İç:)
[apraş -1] : (»Bergama -İz.; Aşağı-kayı »Tosya –Ks.; -Ama.; —Nğ.; »Karaman -Kn.; »Mut -İç.)

2. Yüzü, vücudu alaca benekli, lekeli hayvan veya adam. (Bornova -Iz.; -Brs.; Baklalı »Çatalca -İst.; Eraslan -Ama.; »Maçka köyleri, Kalafka-Tr.; »Bozukkale-Rz. -Sr.; -Gaz.; »Antakya-Hat.;-Ada.; Ortakçı »Lalapaşa —Ed.; -Krk.) [apraş -3] : (»Safranbolu -Zn.)
3. Alnındaki beyazlık alt dudağına kadar inen -at, inek, manda, köpek b.v.- hayvan. (»Dikili -İz.; Yeniköy -Ba.; »Ezine köyleri, Fili »Biga -Çkl.; »Mudanya -Brs.; »Kandıra -Kc.; »Çarşamba — Şm.; -Ama. ilce ve köyleri; »Zile, Çile-hane »Reşadiye -To.; Zile »Mesudiye, Kuzköy »Akkuş -Or.; »KangaJİ -Sv.; »Mut köyleri -İç.; »Gazipaşa köyleri -Ant.; Kavaklı, »Meriç -Ed.; Çavuşköy »Babaeski -Krk.) [abaş (II)] : (Keçek »Oltu -Ezm.)
4. Doru at. (Varay-Ama.) 5. Hayvanların kıç taraflarmdaki leke. (-Ky.)6. Alaca b ulaca, karışık renkli: Aldığınyün abraş çıktı.(»Alaşehir -Mn.; -Gaz. köyleri; Kızıllar »Karaman -Kn.; »Silifke -İç.) 7. İki tarafı denk gelmemiş halı. (Dallıca »Nazilli -Ay.; Bahçeli »Bor -Nğ.)
8. Halıdaki alacalık, renk bozukluğu. (»Bünyan-Ky.; Bahçeli »Bor -Nğ-‘)
[apraş -4]: (Karahisar, »İncesu -Ky.; »Kayalı, -Kn.)
9. Biçimsiz, çirkin. (Yeniköy »Orhangazi-Brs.; Bozan -Es.; »Mesudiye -Or.; »Maçka köyleri -Tr.; -Gm.; Önsen, Hopuru, -Mr.; Haciilyas »Koyulhisar -Sv.; Divanlı :Yz.; -Nğ.)
[apraş -2] : (Haciilyas »Koyulhisar -Sv.; -Nğ.; -Kn.)
29

10i Çarpık, eğri. (Bozan -Es.; TJzunmusa —Or.; Kayadibi-Gr) LL Şaşı: Şu çocuk abraş bakıyor. (»Çal -Dz.; Mencilis »Keşap -Gr.) 12. Sert huylu, ters, kaba, muaşeret bilmez. (»Kargı —Ks.; Güneyce, »İkizdere -Rz.; Eldelek »Elbistan —Mr.) 13. Patavatsız, sözü hoşa gitmeyen. (Bozan -Es.; Eldelek »Elbistan, -Mr.) 14. Tedirgin edici, obur. (-Çr.) 15. Tembel, uyuşuk, ağır canlı. (Karadere -Rz.) 16. Pinti, hasis. (-Çr.) 17. El ve yüzde, beyaz lekeler halinde olan bir çeşit deri hastalığı. (»Antakya köyleri -Hat.; -Nğ.) 18. Çil. (Bozan -Es.; »Kilis -Gaz.)19. Yarı olmuş, iyice kararmamış üzüm. (Lohan, —Gaz.) 20. Benekli, iyi kuramamış tütün yaprağı. (»Alaçam -Sm.) 21. Düzgün olmayan, pütürlü, pürüzlü deri. (—Sm.)
abraş (II) Önüne gelen taş veya toprak sebebiyle yana doğru eğilen filiz. (^Sm.)
abraş (III) Bağdaş. (Boyalıca, Çakırca »İznik-Brs.; Karaağaç—Bo.)
abraşan Sacayağı: İki abraşanımız var. (Kıbrısçık —Bo.)
abraş kilit Uğursuz sayılan bir at donu. (»Andırın -Mr.)
abraş kurmak Bağdaş kurmak. (İbrahimözü »Göynük -Bo.)
abraşmak (I) Olduğu yerde kalmak, kalakalmak (av tabirlerinden) : Tavşan abraştı. (»Mudurnu -Bo.; Kayapa -Ed.)
abraşmak (II) Bacakları açmak. (»Akyazı çevresi -Sk.)
abraş oturmak Yan oturmak : Misafirler çok, sofraya abraş oturunuz. (-Nğ.)
30
abraştırmak Paylaştırmak, üleştirmek : Şu meyveleri çocuklara abraştır. (Süle -Gm.)
abraz [arbaz (I) -1] Kısır kadm veya hayvan.-(*Sungurlu — Çr.; Çamlıbel, Dodurga »Artova -To.; »Mucur -Nş.)
[arbaz (I)-1] : (Tokat -Es.; -Yz. köyleri; Çalış, Yaraşlı »Haymana -Ank.; »Mucur -Nş.; -Krş.)
abraza gitmek, arbaza gitmek Zıddına, inadına, dikine gitmek : Niçin birbirinizle abraza gidiyorsunuz. (Sa-raçlı »Çarşamba -Sm.)
abrazonlu Gösterişli, şatafatb, oynak: Fatma çok abrazonludur. (Kocabey »Şavşat -Ar.)
abre (I) Tezgâhtan yeni çıkan kumaşı islâh etmek üzere yapılan bir ameliye: Kumaşı abreye verdim. (-İst.)
abre (II) Biraz daha, ha gayret anlamında : Abre, şu yükü devirelim. (Çağlıyan ve çevresi »Şavşat -Ar.)
abre (III) 1. [-»abra (I) -1] 2.
[-»abra (I) -2] abrel [-»abrıl (I) ] abrez [ — ahiriz]
abrı İpekten yapılmış, beyaz renkli, çiçekli veya sade düz başörtüsü. -Bt.)
abrd (I) [abil, abrel, abril -1, abrol, abrul -1, aprd, april, aprul, arbd, arbııl] Nisan. (-Ba.; Çayır, »Zile, Kızılköy -To.; »Tirebolu, -Gr. ve çevresi; Küçükhol »Of -Tr.; -Gm.; Viccialtı, Hemsin »Pazar, Güneyce -Rz.; Soşunga »Çayırlı, -Eze; »Göksün ve köyleri -Mr.; Kaya-lıpmar, Kavak, »Yıldızeli, Savruıı, »Divriği, Yukarıkale, »Koyulhisar,
Çepni, Karaözü »Gemerek, Soğuk-pmar »Kangal, Ortaköy, Çepni »Şarkışla, »Suşehri,-»Gürün, »Zara, -Sv. çevresi; »Sorgun, -Yz. çevresi; Avşar ve Türkmen aşiretleri »Pınarbaşı, »Bünyan -Ky.; »Mucur, »Hacıkbektaş -Nş.; »Karaman -Kn.; »Silifke -İç.; Kıbrıs köyleri) [abil] : (Denizli »Vakfıkebir -Tr.) [abrel] : (Kızılçakçak »Arpaçay, -Kr.; -Ezm.; »Ağın, »Keban -El.; Tutmaç -Sv.)
[abril-1] : (Bozan -Es.; »Kandıra -Kc; »İskilip-Çr.; »Niksar, »Artova, »Erbaa, »Zile, Muhat »Almus, -To.; -Or.; —Tr. ilce ve köyleri; »Kelkit köyleri, —Gm. köyleri; »Çayeli ve köyleri, —Rz. köyleri; »Ardanuç köyleri, »Şavşat çevresi, Ersis, »Yusufeli -Ar.; Toreshev, »Ardahan-Kr.; Keçek »Oltu -Ezm.; -Bt.; »Zara,-Sv.; Gökçekışla -Yz.; »Haymana köyleri -Ank.; Gesi -Ky.) [abrol] : (Haşhaşı -Eze) [abrul -1] : (»Akhisar ve köyleri -Mn.; Evreşe, Cevizli, »Gelibolu, Yalova »Eceabat-Çkl.; -Es.; »Daday -Ks.; Ortaköy -Çr.; »Gerze, »Boyabat, »Ayancık,-Sn.; Yeniköy »Çarşamba-Sm.; »Merzifon ve köy-leri,*Gümüşhacıköy, Ziyere, -Ama.; »Reşadiye ve köyleri, Hayati »Erbaa, Taşova, Kızılköy, -To.; Zile, »Mesudiye, Danışman »Fatsa, Karakuş bucağı köyleri, »Ünye köyleri, Arpaköy -Or.; »Alucra, Tepeköy, Küçüklü »Bulancak, »Şebin Karahisar, Nefsiköseli »Görele, »Tirebolu, -Gr. köyleri; »Kelkit çevresi, Süle -Gm.; »Refahiye -Eze; -Dy.; Çöplü »Gürün, Ağrakos »Suşehri, Çepni »Gemerek, Yukarıkale, Ha-

31
cıilyas, *Koyxılhisar, -Sv.; •Bünyan, Akçakaya -Ky.; »Bor, -Nğ.) [aprıl] : (Solakuşağı »Şerefli Koçhisar -Ank.)
[april] : (—Sn.; Kılbasan »Karaman —Kn.; —İç.)
[aprul] : (»Safranbolu -Zn.; -Ks.; Ortaköy »Mecitözü -Çr.; »Gerze, »Ayancık, »Boyabat —Sn.; Akviran »Vezirköprü, Balaç -Sm.; »Merzifon -Ama.; Oğuz »Vakfıkebir -Tr.) [arbd] s (-Ada.)
[arbul] : (Ören »Görele —Gr. ;Telin
»Gürün —Sv.) abrd (II) Nisan ayında açan sarı
çiçekli bir ot. (»Eşme köyleri—Uş.) abrdmak [abrulmak, aprdmak] 1.
Birinin üzerine eğilmek, yaslanmak,
abanmak. (-Çr. ve köyleri; Hisarcık
»Yayladağı -Hat.; Kurugöl -Nş,;
»Vize -Krk.)
[abrulmak] : (-Çr.; Ziyere -Ama.; »Zile -To.; »Şebin Karahisar -Gı.; »Koyulhisar —Sv.; — Nğ.) [aprdmak] : (Solakuşağı »Şerefli Koçhisar —Ank.)
2. Bacaklarını ayırarak oturmak veya dikilmek. (Akkışla »Bünyan -Ky.)
abrış İbrik. (Gönen —Isp.)
abnşmak 1. Arkasına sarılmak, sırnaşmak, çocukça asılıp direnmek. (Sücüllü »Yalvaç -Isp.; -Kn.) 2. Birden hücum etmek, saldırmak. (Belekler »Ilgın -Kn.)
abrıtmak [ —j abartmak (I) -1]
abril 1. [ - abrd (I) ] 2. Mevsim fırtınası. (—Af.)
abris 1. Bravo, yaşa anlamına. (Yoncalı »Şavşat -Ar.) 2. Düğünlerde oyunları canlandırmak için oyuncu-
ların şevk ve heyecanla çektikleri
ünlemler, (»Varto -Mş.) abrol [ - abrd (I) ] abrozavanlı Temiz ve süslü gezen
adam. (Veliköy »Şavşat -Ar.) abrukaya almak Sıkıştırmak. (»Bor
-Nğ.)
abrul 1. [ -s» abrd (I) ] 2. Eski martın sonunda olan ye çok soğuk yapan bir fırtına. (»Elmalı -Ant.)
abrulmak [ — abrdmak -1]
abson Ateş : Bizim abson yanıyor. (Kapıköy »Maçka -Tr.)
absü Çocukların aşık, kaydırak oyununda başarı göstermeleri üzerine söyledikleri söz. (-Nğ.)
absut 1. Demir çemberi olmıyan kağnı tekerleği. (»İskilip -Çr.; -Sn.; -Sm.) 2. Kağnı tekerleğinin dış kısmını kaplıyan demir çember. (»Zile -To.)
abşak (I) 1. Tembel. (»Eşme -Uş.; -Ks.; Genek »Yatağan -Mğ.) 2. Beceriksiz. (Güney »Yeşilova -Brd.)
abşak (II) Paytak, apışları ayrık. (»Sarayköy -Dz.)
abşal abşal yürümek [ — abcal abcal yürümek ] ¦
abtaslık [ — abdeslik -1]
abu, abü (I) 1. [ — abo, abö (I) -1] 2. [-»abo, abö (I) - 2] 3. Hayır, red : Abu, ben görmedim ki, ne söy-liyeyim. (Yayla »Tefenni -Brd.)
abu (II) 1. [-»aba (I) -1] 2. [- aba (I) - 2] 3. [ -+ aba (I) - 6] 4. [-+ aba (I) - 8] 5. [ -» abaş (I)] 6. Hanım, teyze anlamında. (»Terme, »Çarşamba ve köyleri —Sm.; Danışman »Fatsa -Or.) 7. Büyütme, besleme, ahretlik gibilere ailenin küçükleri tarafından söylenir. (-Sm.)

32
abu (III) Gerdan. (-Or.) âbu [ —* abulabut -1] abuabo [ -» abo, abö (I) -1] abuca 1. [ —» abca -1] 2. [ —» aba (I) -1] 3. [- aba (I) - 8] 4. [- aba (I) -10] abucamcak, abucanbak [ —» abık sabık ]
abucankak [ — abık sabık ]
ahudan [ —» abulabut -1]
âbuda [âbüday] Yassı ve beyaz buğday. (Solakuşağı »Şerefli Koçhisar -Ank.)
[âbüday] s (»Hacıbektaş -Nş.) abudah 1. Tembel, miskin. (Bahçeli
»Bor -Nğ.) 2. Âciz. (Bahçeli »Bor
-Nğ.) âbüday [ — âbuda] abuf [—»abo, abö (I) -1] abugat (I) [ —» abıgat] abugat (II) 1. Çok bilmiş. (»Şarkışla
ve köyleri -Sv.) 2. Kandırıcı. (»Bor
-Nğ.)
abuğ (I) [ —» abo, abö (I) -1]
abuğ (II) [ -» abuk (II) ]
abuğ (III) 1. [-»aba (I) -1] 2. [-» aba (I) - 2]
abıığun [ —» abulabut -1]
abuh 1. [-»abo, abö (I) -1] 2. [ —» abo, abö (I) - 2] 3. Önemsememe ünlemi: Abuh, sende onu bir şey mi zannettin! (»Afşin köyleri, »Elbistan köyleri -Mr.)
abuhlamah Aldatmak. (Uluşiran »Şiran -Gm.)
abuhlanmah, abuhlanmak [—» abuk-lanmak]
abuh sabuh [ —» abık sabık ]
abuli un [ —» abulabut -1]
abuk (I) Sersem, kötü adam. (»Boyabat -Sn.)
abuk (II) [abuğ (II)] Umut, güven: Sö-
züne abuk oldum da burada bekledim. (-Gm.; Ersis »Yusufeli-—Ar.) „ [abuğ (II)] : (Ersis »Yusufeli -Ar.)
abukat (I) [ -» abıgat]
abukat (II) Geveze. (Hisarcık* Yay-ladağı -Hat.)
abuk gubuk [—»abık sabık]
abuk kubuk Kıymetsiz. (»Çal —Dz.)
abuklanmak [abuhlanmah, abuhlanmak ] Güvenmek, bel bağlamak, ümidetmek: Ona abuklandım da işim bu kadar geri kaldı. (—Gm.) [abuhlanmah, abuhlanmak]: (Uluşiran »Şiran, -Gm.)
abuklandırmak Umutlandırmak. (-Gm. ve köyleri; Cinis »Aşkale, —Ezm.; -Eze.)
abuk sabık [ —» abık sabık ] abuk sapık [ —» abık sabık ] abuk sapuk [ —» abık sabık ] abuk subuk [ —» abık sabık ] abul (I) Aptal. (»Züe -To.) abul (II) Kemiksiz et. (Denizli »Vakfıkebir -Tr.) abula 1. [-»aba (I) -1] 2. [-»aba (I) -6] 3. [-»aba (I) -10] 4. [-» abda (I) - 5] abulabıt [ —» abulabut -1] abul abul [abal abal, abd abd, apal apal, apan apan, apçal apçal, apd apd -1, apınak apınak, apul apul] 1, Yavaş yavaş, ağır ağır. (Dişli »Bolvadin -Af.; »Senirkent, »Gelendost —Isp.; Keremköy »Burhaniye -Ba.; Evreşe »Gelibolu -Çkl.; »Küre -Ks.; »Alaçam -Sm.; Küçük-isa, Çayır, »Zile -To.; Göbekviran »Gürün -Sv.)
[abal abal] : (Çaltı »Gelendost -Isp.)’
[abd abd] : (»Boyabat -Sn.) [apal apal] : (Uluğbey »Senirkent

33
-Isp.; »Afşin, »Elbistan-Mr.; Bahçeli *Bor -Nğ.; Mençek »Ermenek -Kn.)
[apan apan] : (Alâeddin »Acıpayam —Dz.; Beşikdüzü »Vakfıkebir -Tr.; »Elmah -Ant.)
[apçal apçal] : (»Eğridir köyleri -Isp.; »Elmah -Ant.) [apd apıl -1] : (Yassıviran »Senirkent —Isp.; Bozan, —Es,; Karadere »Gündoğmuş -Ant.) [apınak apınak] : (Birgi »Ödemiş -İz.)
{apul apul] : (»Senirkent, »Uluborlu -Isp.; »Akhisar -Mn.; »Bandırma, Küçükdere »Edremit —Ba.; Evreşe, »Gelibolu -Çkl.; -Ama.; »Ilgın -Kn.;
2. İki yana sallana sallana yürümeyi anlatan bir zarf. (Dişli »Bolvadin -Af.; »Gelendost -Isp.; İsabey »Çal, Yukarıkaraçay »Acıpayam -Dz.) abulabut [ababak, abahon -1, aba-Iabut, abalamut, abazambak (I), abazambalak, abeci - 2, abelek, abık (II), abdabut - 3, abdapıt, abdobut (V), abısalak, abış (III), abızambak (I) -1, abızamzak (I) -1, abızamzalak, abızartlak, ablak (II) - 2, ablavut, abohon, âbu, ahudan, abuğun, abuhun, abulabıt, abulavut - 2, abullabut -1, abul-lobut -1, abulobot, abulobut -1, abulubut, abusalak -1, abustul -1, abus (I) -1, abuzamzak, abzop, apabak (II) -1, apık (I) -1] 1. Ahmak, budala, sersem, aptal. (Salda, »Yeşilova -Brd.; Falaka »Bayındır -İz.; »Gelibolu -Çkl.; -Kü.; -Es.; -Gm.; -Kn.) [ababak] : (-Çr. ve köyleri; -Yz.)
[abahon-1] : (»Sivrihisar -Es.; İğneciler »Mudurnu -Bo.; Kale »Erbaa -To.) [abazambak (I)] : (-Kü.) [abazambalak] : (-Mn.; Zeytinli »Edremit -Ba.; »Tirebolu -Gr.) [abeci-2] : (»Turgutlu -Mn.) [abelek] : (Büyükyenice »Osmaneli -Bil.)
[abık (II)]: (Homa »Çivril -Dz.; Çavdarlı »Şavşat -Ar.) [abdabut-3] : (»Bodrum -Mğ.) [abdapıt] : (»Bodrum -Mğ.) [abdobut (V)] : (Çuvallı »Yeşilova -Brd.; Karataş, Hasköy, Kumluca »Sarayköy -Dz.; Çavüşköy »Babaeski -Krk.)
[abısalak] : (»Bor -Nğ.) [abış (III)] : (»Bor -Nğ.) [abızambak(I)-l]: (»Gelibolu -Çkl.; -Kü.; -Es.; Şahmuratlı »Sorgun -Yz.)
[abızamzak (I)-l] : (Denizler »Çal -Dz.; »Simav-Kü.; »Gerede -Bo.; -Çr.; Kötüboynul ve çevresi -Yz.; Çomaklı »Korkuteli -Ant.) [abızamzalak] : (»Gerede -Bo.) [abızartlak] : (Yenice »Emet -Kü.) [ablak (II)-2]: (Hırka »Tavas -Dz.; -Bt.)
[ablavut] : (Yeşilyurt »Keçiborlu -Isp,; Kadıköy -Dz.; Dallıca »Nazilli -Ay.; »Bergama -İz.; -Mn.; Uluşiran »Şiran -Gm.) [abohon] : (»Sivrihisar -Es.; Karaağaç, —Bo.) [âbu] : (»Safranbolu -Zn.) [alından]: (Kışlacık»Çubuk -Ank.) [abuğun] : (-Ama.) [abuhun] : (-Çr.; »Merzifon, Boğazköy, -Ama. çevresi)

u
[abulabıt] : (Yusufça »Gölhisar, •Tefenni —Brd.; Garipköy »Tavas —Dz.; Çavuşköy »Babaeski —Krk.) [abnlavut-2]: (Toygar. »Alaşehir -Mn.)
[abullabut -T] : (Eymir »Bozdoğan -Ay.; -Sm.)
[abullobut -1]: (»Ayaş-Ank.) [abulobot] : (»Bünyan -Ky.) [abulobut -1],: (Yassıviran »Senirkent, Senir —Isp.; Tekkeköy -Dz; »Bandırma —Ba.; -Ezm.; TJrtaköy »Şarkışla, -Sv. çevresi; Çalış »Haymana -Ank.; »Seydişehir -Kn.; »Silifke —îç.; Çavuşköy »Babaeski -Krk.)
[abulubut] : (»Merzifon -Ama.) [abusalak-1]: ,*Bor -Nğ.) [abustul-l]: (Mencilis_*Keşap-Gr.) [abuş(I)-l]: (»Gerede-Bo.; Savrun, »Divriği -Sv.)
[abuzamzak]: (—Çr.; Çomaklı*Korkuteli -Ant.)
[abzop]: (Çamlh »Ayaş -Ank.) [apabak (II) -1] : (»Yerköy -Yz.) [apık (!)-!]: (Bayat »Emirdağ -Af.; »Eşme -“Uş.; ^feniköy -Ba.; —Çr.; Toreshev »Ardahan -Kr.) 2. [-» abdobut (I) -1] 3. [-» abı-lobut (II) -1] 4. Perişan, pejmürde, (-ist.)
[abalabut]: (»Sandıklı -Af.)
[abalamut]: (Denizler Ȃal -Dz.)
[abdobut]: (Kötüboynul -Yz.) abulatya Lüfer balığı tutulan ağ.
(Ereğli »Karamürsel -Kc.) abulavut 1. [-»abdobut (I) -1] 2.
[ —» abulabut -1] 3. Beceriksiz,
dangalak. (»Düzce —Bo.) abuldamak [ — abalamak (I) -1] abullabut 1. [-»abulabut - 1] 2.
[ -» abdobut (I) - 1] 3. İki taratma sallanarak yürüyen.(*Kandıra-Kc.) abullobut 1. [-»abulabut -.1] 2.
[-* abdobut (I) -1] abulobot [ —» abnlabut -1] abuloburt [-»abdobut (I) -2] abulobut 1. [—».abulabut -1] 2. [-»abdobut (I) -1] 3. [-»abdobut (I) - 2] 4. [ -» abdobut (II) -1] 5. [ -» abdobut (III) ] 6. inatçı. (Uluşiran »Şiran -Gm^ 7. Biçimsiz ve- kötü giyinen, giyimine itina et-miyen. (»Boğazhyan —Yz.; -Nğ.) abulabut [ — abulabut -1] abul üstü Dört ayak üstü, yere eğilmiş durumda: Şu adam abul üstü yerden ne topluyor? (*Küre, »inebolu -Ks.) abunluk Her çiftçinin tarlası kenarında ayırdığı gübreli, arpa ekmeğe mahsus yer. (»Ünye -Or.) abunmak Dayanmak. (Bayraklı »Mesudiye -Or.; »Şebin Karahisar-Gr.; Büyükmanika »Saray -Tk.) abur (I) [-»abır (I)] abur (II) 1. [-»abır (II) -1] 2.
Öğme, medih. (Cinis *Aşkale-Ezm.) abur (III) [ -» abır (III) ] abur (IV) 1. [-»abdobut (I) -2]
2. [ abdobut (II) -1] abur (V) Karalâhana, fasulye ve mısır unu ile yapılan bir çeşit yemek. (Hemsin »Pazar,-Rz.) abur (VI) Kekliklerin gelme zamanında ilk gelen keklikler. (-Bt.) abura Avcıların tazılara seslenme
ünlemi. (İshaklı »Bolvadin —Af.) aburga altına alınmak Himaye altına ahnmak. (Çaltı »Gelendost -Isp.; Bahattin -Or.) aburgaç, aburganç Haddinden fazla yüklenme. (»Düzce -Bo.)

35
aburgaşık (I) 1. Dolaşık. (“Sarayköy -Dz.) 2. Dolambaçlı. (“Sarayköy -Dz.)
aburgaşık (II) Yalancı. (“Sarayköy -Dz.)
aburlobut [ — abılobut (I) -1] aburu 1. [ -»abo, abö (I) -1] 2.
Acınıp, sızlanmayı anlatır ünlem, (“Bor -Nğ.)
abur zabur [ —» abık sabık]
abusalak !•[—*¦ abulabut -1] 2. Yamuk yumuk yürüyen. (“Bor —Nğ.)
abuskal 1. İş. (Küçükhol *Of,-Tr. çevresi; Ağrakos “Suşehri -Sv.) 2. Sonradan tamamlanmak üzere yarım bırakılan iş. (Ma ğura “Maçka, Kisarna —Tr.) 3. İşte gözetilen sıra. (Küçükhol “Of -Tr.) 4. Özellikle tarlalarda, belleme ve kazma sınırı: Abuskahmı düzelteyim. (-Rz.)
abustul 1. [ —» abulabut -1] 2. [—» abılobut (I) -1]
abus (I) 1. [-»abulabut -1] 2. Kötü huylu, hırçın, geçimsiz. (Şah-melik “Develi -Ky.)
abus (II) 1. [-»aba (I) -1] 2. [ -» aba (I) - 2]
abuşak Beceriksiz, başarısız. (Güney “Yeşilova -Brd.)
abus arası ['-^abıç]
abuşmak [ —» abışmak]
abut (I) 1. İş bilmez, sersem. (Türk-beyli “Mengen -Bp.; “Zile -To.) 2. [ -» abılobut (I) - 2]
abut (II) [-»abış (II)]
abutırak Çayırlarda ve kırlarda biten bir ot. (“Ardanuç —Ar.)
âbut lâbut [-»abılobut (I) -1]
abutlamak Adımlarını açmak. (—Sn.)
abuv, abüv 1. [—»abo, abö (I) - 1] 2. Acı bildirir bir ünlem. (“Ermenek -Kn.)
abuy 1. [ —»abo, abö (I) - 1] 2.
Acıma, keder bildirir bir ünlem. (Kızılköy, Kırıklar “Dinar -Af.; İshaklı “Çivril -Dz.) abuyh [ -» abo, abö (I) -1] abuzambah [ — abık sabık] abuzambak (I) 1. [-»abık sabık] 2. Güldürücü ve tuhaf söz söyliyen, tuhaflık yapan kimse. (“Gürün -Sv.) abuzambak (II) [ —» abızambak(III)] abuzamzak [ —» abulabut -1]1 abuzamzak kayabaşı [—» abık sabık] abuzayık Dangalak, kalın kafalı
adam. (Aşağıılıca -Es.) abüklüm Yaprakları geriye doğru kıvrık, tadı acı ve iştah verici bir ot. (“Avanos -Nş.) abzol Dört köşe yontulan bir ağacın hiç balta değmemiş kabuklu kısmı. (Uşhum “Yusufeli -Ar.) abzop [ —» abulabut - 1] aca (I) [âce, aco (I) -1, 2; acu (I)]
1. Amca. (Sarıidris, Banus, Direşkene “Eğridir -Isp.; Denizler “Çal -Dz.; Evreşe “Gelibolu -Çkl.; Apolyont -Brs.; Fener “Silivri -İst.; “Zile -To.; İğdeli “Gemerek, Ağrakos “Suşehri -Sv.; “Kozan —Ada.; Beyazköy, Kadıköy, Tatarlı “Saray -Tk.)
[âce] : (Pazarcık “Bozüyük -Bil.) [aco (I) -1] : (Gacar, Sirgehamitli “Eşme -Uş.; Çandarlı “Dikili -İz. göçmenleri; “Söğüt -Bil.) [acu (I)] : (“Dikili-İz. göçmenleri)
2. Abla. (“Akhisar -Mn.;AhırkÖy “Söğüt -Bil.)
[aco (1) -2]: (Demirci “Şavşat-Ar.)
3. Anneanne, nine. (-Dy.)
aca (II) Güçlü kuvvetli, başladığı
işi başaran. (Bekilli “Çal —Dz.) aca (III) [acabana, acablam, acabola,

36
acala Acile, çabuk. (Hocalar “^Sandıklı -Af-5 »Yalvaç ve köyleri -Isp.; BekiHi, »Çal, Çıtak »Çivril, Danve-ren »Acıpayam —Dz.;^ Koyundere »Ahıska -Kr!) yacal astarı Pek seyrek ye gevşek dokunmuş bez. (»Bor -Nğ.)
acalavan [ — açalavan}
âcalık [ — ağacahk]
*acali kişnemek Sataşmak, şer aramak, ölüme susamak : Acali kişne-diyse tarlama çift koşsun. (»Fethiye çevresi -Mğ.)
acalma [acamuk (II), accuk (II), acı ağaç - 5, acı elma, acılı (II) - 2", acık (III) -1, acuk (I) -1, açuk] Dağlarda yetişen bir çeşit yabani elma. (-Bo. köyleri; Kaha, Argıthan »Ilgın -Kn.)
[acamuk (II)] : (»Bartın -Zn.) [accuk (II)] : (Cumayanı -Zn.) [acı ağaç -5]:(Çavdarlı*Şavşat -Ar.) [acı elma] : (»Kandıra -Kc.) [acıh(II) - 2] : (»Erciş -Vn.) [acık (III) -1] : (-Çkl,; Cumayanı -Zn.; .»Tosya -Ks.; -Çr.; .-Sn. ve köyleri; »Alaçam, -Sm.; »Merzifon köyleri, -Ama.; »Erbaa -To.; »Ak-kuş -Or.; Yukarıkale »Koyulhisar, Vazıldan »Divriği -Sv.; -Ank.) [acuk (I) -1]: (Bahus »Eğridir -Tsp.; Cumayanı -Zn.; »Taşköprü, -Ks.; -Sn. ve ilçeleri; »Çarşamba, -Sm. ve köyleri; »Gümüşhacıköy, »Taşova, »Merzifon ve köyleri, —Ama.; Sonusa »Taşova, -To. çevresi; Ke-lâs »Ünye -Or.; Yeniçubuk »Gemerek —Sv.)
[açuk] : (»Boyabat -Sn.) acalmak (I) 1. Fazla kullanılmaktan makine dişlileri aşınmak. (Gerdan -Ada.) 2. Makine veya herhangi

acabula, ace (1), acebe (II), acebem, acebola] Acaba. (»Görele köyleri -Gr.; Hacavera, İspelâ ve çevresi-»Maçka, Akçaabat –Tr.; Harşit bu-.cağı köyleri »Torul, Yoncahy veK-köy »Şavşat —Ar.) [acabana]: (Görmel »Ermenek —Kn,) [acablam] : (Akyoma -Gr.) [acabola] : (»Fethiye köyleri-Mğ.) [acabula] : (»Görele köyleri —Gr.) [ace (I)] : (»Bergama -İz. göçmenleri)
[acebe (11), acebeın, acebola] : (»Kilis -Gaz.)
âca Derelerin içinde yetişen basit yapraklı,” kırmızı çiçekli, güzel kokulu, iki metre kadar boyu olan bir çalı: (İncirköy »Fethiye -^Mş.)
acabada kalmak Kararsız olmak, şüphede kalmak. (»Düzce -Bo.)
acabana [ —» aca (III) ]
acabez Bezelye. (-Ky.)
acablam [ — aca (İli) ]
acabola [ — aca (III) ]
acabula [ —* aca (III) ]
acaca (I) [acı (I) -3] Zeytin. (»Gemlik -Brs.)
[acı(I) -3]: (Genek »Yatağan-Mğ.) acaca (II) [ —¦ açalavan] acağaç Zurna yapmakta kullanılan,
içi -boş bir yabani ağaç. (Sobran
-Gm.)
acak (I) Et kıymakta kullanılan satır. (Tokmacık »Yalvaç -Isp.)
acak (II) Biraz, azıcık. (»Kilis -Gaz.; Hacıhamzalı »Tarsus —İç.)
acakızı Kırlarda yetişen, yaprakları dikenli, taze iken pişirilerek yenilen lezzetli bir ot. (Kadıköy »Bigadiç -Ba.)
acak nacak Ufak tefek, kırık dökük ve değersiz ev eşyası. (»Bor —Nğ.)
37
bir alet çaptan düşmek. (*Mut köyleri -Iç.) acalmak (II) [acolmak] Acıkmak. (“Silifke -Iç.)
[acolmak]: (Anaraş “Sürmene -Tr.; Genek “Yatağan -Mğ.)
acama [ acamı - 1]
acamı [acama] 1. Toy, tecrübesiz, eli işe alışmamış. (“Dinar köyleri, Dişli, İshaklı “Bolvadin -Af.; Uluğ-bey, Yassıviran, “Senirkent, Yaka-köy, “Gelendost, Sofular “Eğridir, Ilyas, Aydoğmuş, Kozluca “Keçiborlu, Tahtacı aşireti —Isp.; Yusufçu “Gölhisar, “Yeşilova köyleri, Çerçin, -Brd.; “Çal köyleri, “Tavas köyleri, Bulkaz “Çivril, Yukarıkara-çay, Oğuz, Alâeddin “Acıpayam, Çardak, Başçeşme -Dz.; Çulhan, “Bozdoğan, Tepecik -Ay.; “Turgutlu -Mn.; Pelitköy, Karaağaç “Burhaniye -Ba.; Fili “Biga, Kü-çükkuyu “Ayvacık, “Gelibolu -Çkl.; İsmetiye-Brs.; “Emet-Kü.; -Es.: Ağaköy “Düzce, İğneciler “Mudurnu -Bo.; Aliköy “Çaycuma, Cumayanı-Zn.; -Ks.; Engiz “Bafra -Sm.; Zara -Ama.”; “Zile -To.; Karakuş bucağı köyleri “Ünye —Or.; Nefsi-köseli “Görele, “Tirebolu -Gr.; -Tr. ilce ve köyleri; Uluşiran “Şiran, Süle -Gm.; Dülgerli, Kafadere, Güneyce —Rz.; “Şavşat köyleri -Ar.; Soğukpınar “Kangal, “Zara, —Sv.; “Mut köyleri -İç.;Belkıs “Serik, “Elmalı ve köyleri -Ant.; Yaşyer “Milas -Mğ.; “Lüleburgaz ve çevresi, Çavuşköy “Babaeski -Krk.; Kerkük)
[acama]: (Bağılh “Eğridir -Isp.) 2. Genç, delikanlı.(Köke “Gelendost -Isp.; Yayla “Tefenni, Yusufçu
“Gölhisar, Örencik “Yeşilova -Brd.; Çıtak-“Çivril -Dz.; Dallıca “Nazilli, “Bozdoğan -Ay.; “Alaşehir -Mn.; Yenice *Emet, Beyce “Simav -Kü.; “Taşköprü -Ks.; “Zile -To.; Denizli “Vakfıkebir -Tr.; “Zara, Akkışla “Bünyan -Ky.; “Kaş köyleri, Bağ-yaka “Finike -Ant.) 3. Çırak. (Çerçin -Brd.; Cumayanı -Zn.; -Rz.; “Fethiye çevresi -Mğ.) 4. Bir yerin yabancısı. (Dülgerli, Karadere -Rz.) 5. Çifte alışmamış öküz veya bineğe alışmamış tay. (Bulkaz “Çivril-Dz.; Aşağıılıca -Es.; Kışla, Dereköy, Güğü “Elmalı-Ant.; Yaşyer “Milas, “Fethiye çevresi, “Köyceğiz, Orhaniye “Marmaris -Mğ.)
acamık Peygamber çiçeği. (Karaath “Yeşilova -Brd.)
acamlar alması Kırmızı renkli bir çeşit elma. (Uğurlu “Ermenek—Kn.)’
acamuk (I) Uzun zaman aç kaldığı için birtürlü doymak bilmiyen kimse. (“Düzce —Bo.; Becili “Silifke -Iç.)
acamuk (II) [ — acalma]
acan biberi Acı biber. (-Brd.)
acanta Yepyeni: Hasanın bisikleti acanta. (Ohtap “Niksar -To.)
acaplamak [aceblamak, aceplemek-2] Ayıplamak, kınamak. (“Sarayköy köyleri -Dz.; Sürez “Bozdoğan-Ay.; İğneciler “Mudurnu, “Düzce, “Gerede, Dadıç, -Bo.; “Bartın -Zn.; “İnebolu -Ks.; Korucuk -Zn.; “Zile -To.; Karakuş bucağı köyleri “Ünye -Or.; “Gürün -Sv.) [aceblamak] : (-Bt.) [aceplemek-2]: (Muallim “Gebze -Kc.; Cumayanı -Zn.; -Dy.; “Elmalı -Ant.)

38
acar (I) [acer -1,2; acarı (II), aceri-1,2] 1. Yeni. (Bayat, »Emirdağ, Uluköy, incesu »Dinar, Dişli »Bolvadin-Af.; »Eşme -Uş.;B.Kabaca, »Senirkent, Gönen-Isp.; Kurna-Brd.; Bereketli »Tavas, Tutluca, Başçeşme, Çardak -Dz.; »Bozdoğan -Ay.; »Bandırma, -Ba.; Sarıkavak, Karatepe, Koş-mat, Bozan -Es.; Karaağaç -Bo.; Baklalı »Çatalca-İst.; »Kargı -Ks.; Genek -Çkr.; Cayan, -Çr.; Sakarlı »Terme, -Sm.; Gümüşhacıköy çevresi, Varay -Ama.; Çayır, »Zile, Çilehane »Reşadiye, »Almus köyleri, Eze, Efe, -To.; Zile »Mesudiye —Or.; Yaslıbahçe »Bulancak, »Şebin Karahisar -Gr.; Muradiye, Yol-başı, Bozukkale, Güneyce, -Rz.: »Yusufeli-Ar. ;Cinis*Aşkale,-Ezm.; -Eze; .»Hozat -Tn- Pul »Ağın -El.; Sama -Gaz,; »Göksün ve köyleri, »Afşin, Bertiz -Mr.; »Reyhanlı, »Dörtyol -Hat.; Palha »Divriği, Yukarıkale, »Koyulhisar, »Şarkışla, Ağrakos »Suşehri, Soğukpınar, »Kangal, Tekerahma »Gürün, -Sv.; Hü-yükköy »Yerköy, Şıhlar »Boğazlı-yan, Büyüknefes, Gökçekışla -Yz.; »Şerefli Koçhisar, Köprüköy, »Keskin, -Ank.; Köşker -Krş.; Avşar aşireti »Bünyan, »Pınarbaşı, Kızıl-viran, -Ky.; Budak »Mucur, -Nş.; Emirler »Ulukışla, »Aksaray,-Nğ.; Ortaca »Akşehir, »Karaman, Uğurlu, Çukurbağ, Davdas, »Ermenek, Yeniköy, Zanapa, »Ereğli, Hatip -Kn.; Kozan, »Bahçe, Şıhşamı »Kadirli, »Pozantı, Haruniye, —Ada.; Anaypazarı »Silifke, »Mut köyleri, »Tarsus, Darısekisi, Gözne, »Mersin ~îç.; Kayapa -Ed.; »Lüleburgaz köyleri, -Krk.)
[acarı (II)]: (-Eze ve köyleri;-Nğ.) [acer-1]: (Haydarlı »Dinar -Af.; »Mustafakemalpaşa -Brs.; Kara viran, »İskilip, »Sungurlu, »Mecitözü, »Alaca köyleri, -Çr.; »Zile, »Niksar, »Turhal ve çevresi -To.; -Rz.; »Savur -Md.; Aşudu, »Darende, Eskimalatya —MI.; »-Kilis, Büyük-kızılhisar, -Gaz.; »Afşin -Mr.; Amik ovası »Reyhanlı, »Kırıkhan, Gâvur-dağı, Hisarcık »Yayladağı, »Antakya -Hat.; »Divriği, Telin, Çöplü, »Gürün, Maksutlu, ve çevresi, »Şarkışla, Yukarıkale »Koyulhisar, Çep-ni, »Gemerek, Kayalıpmar »Yıldızeli, Tutmaç —Sv.; Kuzayca, Kötü-boynul, Çaldı -Yz.; Yaraşlı, »Haymana, »Solakuşağı, Yusufuşağı,»Şerefli Koçhisar, »Çubuk, Çelebi, »Keskin, Yeniköy, Üçem *Balâ,Sarıkızlı, Kozan, Sofular, -Ank.; -Krş.;- Ky. ilce ve köyleri; »Hacıbektaş, »Mucur, Genezin »Avanos, -Nş.; Alaca »Aksaray, Emirler »Ulukışla, Çu-kurkuyu, Bahçeli, »Bor, -Nğ. ; Ortaca »Akşehir, Atlandı »Kadınhanı, Hortu »Ereğli -Kn.; Yarpuz, »Osmaniye, Baklalı -Ada.) [aceri-1] : (-Hat.) 2. Taze. (Gökçekışla -Yz.; Köşker -Krş.; Avşar aşireti »Bünyan -Ky.; »Bor, -Nğ.; »Ereğli -Kn.) [acer-2] : (Karavıran »İskilip, »Alaca köyleri, -Çr.; -Mİ.; -Mr.; -Sv. aşiretleri; Çelebi »Keskin -Ank.; -Ky. ilce ve köyleri; »Bor -Nğ.)
[aceri-2]: (-Hat.) acar (II) [acer (II)] 1. Kuvvetli, gürbüz, dinç, iriyarı. (»Dinar köyleri, Atlıhisar, Bedeş, »Şuhut, Dişli, İs-haklı, -Af.; »Eşme köyleri, »Kara-

39
halli -Uş.; “Eğridir köyleri, Uluğ-bey, Yassıviran “Senirkent, “Gelendost, “Keçiborlu köyleri, Sağrak “Sütçüler, tleydağı -Isp.; Devri “Bucak, Yayla, Bunak, Gölcük “Tefenni, “Yeşilova köyleri, —Brd. ve köyleri; Muğlasın, Garipköy, Kızıl-cabölük, Bereketli “Tavas, Sığma, Hasköy, Karataş, “Sarayköy, İğdir, “Çivril, Moraca, Isabey “Çal,. Aziziye, -Dz.; “Bozdoğan ve köyleri, Tepecik -Ay.; Birgi, “Ödemiş, “Çeşme, Tepeköy “Torbalı —Iz.; Çepni-dere, “Turgutlu, “Akhisar ve köyleri, “Alaşehir, -Mn.; “Bandırma, “Susurluk ve çeVresi, -Ba.; “Ezine köyleri, “Gelibolu, Fili “Biga, Küçükkuyu, “Ayvacık -Çkl.; Kö-rüstan, Hocaköy, Dereköy “iznik, “Mustafakemalpaşa, -Brs. ; Ka-vakiçi, “Simav, Yenice “Emet, Beşkarış, “Altıntaş -Kü.; Samrı, Gümele, Barcak, “Söğüt, Yenipazar, “Gölpazarı —Bil.; Yakakayı, —Es.; “İzmit, “Kandıra -Kc.; Tepe “Seben, “Gerede, Kırbız -Bo.; “Akyazı çevresi —Sk.; Cumayanı -Zn.; “Kargı, Eşen, -Ks.; “Kurşunlu, Kal-fat “Şabanözü, Genek-Çkr.; “Mecitözü,-Çr.; “Boyabat-Sn.; “Merzifon ve köyleri -Ama.; * Almus köyleri—To.; —Gm.; —Dy.; Sama -Gaz.; Büyüknefes -Yz.; Sobran “Nallıhan, Güdül, Çanılh “Ayaş, Üçem “Balâ, “Beypazarı çevresi, Etimesut —Ank.; Köşker -Krş.; -Ky.; Ortaca’ “Akşehir, Kızıllar, “Karaman, »Ermenek ve köyleri, Balı »Ereğli, -Kn. köyleri; »Pozantı -Ada.; -Iç.; »Elmalı, Güzelsu, »Akseki; Yavuz »Korkuteli, Abdurrahmanlar »Serik -Ant.; Çobansa “Fethiye, “Marma-
ris, Yerkesik çevresi -Mğ.; “Lüleburgaz köyleri-Krk.; “Çorlu-Tk.) [acer'II).]: (“Zara, Kayalıpmar”Yıldızeli -Sv.; Elecik -Ank.; “incesu -Ky.; “Bor -Nğ.; Ortaca “Akşehir -Kn.)
2. Şişman, etli, semiz. (Bayat “Emirdağ, “Atlıhisar, “Şuhut -Af.; “Eşme -Uş.; Atabey -Isp.; -Brd.; “Buldan köyleri -Dz.; Çepnidere “Turgutlu, “Akhisar -Mn.; -Ba.; Kavakiçi, Yenice “Simav, “Emet, Alayunt -Kü.; “Söğüt ve köyleri, Dodurga “Bozüyük, Yenipazar “Gölpazarı-Bil.; “Sivrihisar, Bozan -Es.; Tepe, Ortaca “Seben, “Gerede -Bo.; Bektemür -Ama.; Çayırlı “Haymana, Sobran “Nallıhan -Ank.^ acar (III) [acarı (I), acevit -1,2,3; acı kara (III)] 1. Cesur, kabadayı, atılgan, gözüpek, yiğit. (“Dinar köyleri -Af.; “Eğridir köyleri -Isp.; -Brd.; İğdir, Çöplü “Çivril, Isabey “Çal-Dz.; “Bozdoğan -Ay.; “Bandırma -Ba.; “Gelibolu -Çkl.; “Kandıra -Kc; -Ks.;’ “Kurşunlu, Kalfat “Şabanözü -Çkr.; -Çr.; -Sm.; “Merzifon köyleri -Ama.; “Şebinkarahisar-Gr.; -Tr.; “Hopa -Ar.; -Dy.; “Ağın -EL; Savrun “Divriği, “Koyulhisar TSv.; Avşar aşireti “Pınarbaşı -Ky.; -Nğ.; Sille -Kn.; Anaypazarı “Silifke -îç.; “Elmalı -Ant.; “Çorlu, Inecik-Tk.) [acevit -1]: (Akifiye “Andırın -Mr.) 2.Çalışkan, becerikli, hamarat.(“Dinar köyleri, İshakh “Bolvadin -Af.; “Sivaslı köyleri, “Eşme-Uş.;-Isp.; -Brd.; Bulkaz “Çivril, Ekse, Isa-bey “Çal, Başçeşme, Çardak -Dz.; “Bozdoğan-Ay.; -Brs.; “Kurşunlu

40
-Çkr.; Kuzköy ve Karakuş bucağı köyleri »Ünye -Ot.; »Şebin Karahi-sar -Gr.; *Hopa -Ar.; *KoyulbisaT -Sv.; -Ank.; *Elmalı -Jfnt.; Yerke-sik çevresi -Mğ.; »Çorlu, înecik -Tk.)
[acarı (I)]: (»Şarki Karaağaç -Isp.)
3. Çevik, enerjik, tezcanlı. (*Çeşme -Iz.; »Akhisar -Mn.; »Bandırma, »Susurluk ve çevresi -Ba.; »Gelibolu -Çkl.; -Gm.; -Tr.; Avşar aşireti »Pınarbaşı -Ky.)
[acevit -2] : (Yukarıboğaz »Tavas -Dz.;*Şebin Karahisar-Gr.; »Göksün ve köyleri -Mr.; »Reyhanlı ve A-mik Ovası Türkmenleri -Hat.; Gökçekışla, -Yz.; Avşar aşireti, »Pınarbaşı, »Bünyan ve köyleri -Ky.; Faydalı »Kozan, Şıhşamı »Kadirli, »Osmaniye, Misis -Ada.)
4. Açıkgöz, zeki. (İğdir »Çivril-Dz.; -Tr.; »Keskin, -Ank.; »Elmalı -Ant.; İnecik -Tk.)
[acevit -3]: (»Göksün ve köyleri -Mr.; Gökçekışla -Yz.; Avşar ve, Türkmen aşiretleri »Pınarbaşı, »Bünyan -Ky.; Misis -Ada.) [acı kara (IH)] : (Büyükkabaca »Senirkent -Isp.)
5. Çapkın. (»Şebin Karahisar -Gr.; »Koyulhisar —Sv.) 6. İyi, güzel. (»Şuhut -Af.; »Eşme -Uş.; -Dz.; Birgi »Öd emiş, Yukarıbey »Bergama -İz.; »Akhisar -Mn.;- »Kargı -Ks,)
acar (IV) 1. [-»acır -1] 2. Bir
çeşit zehirli ot. (“Yassıviran »Senirkent -Isp.) acar (V) 1. Keskin, sert: Bu yıl sirkemiz çok. acar oldu. (-Brd.) 2. Acımsı: Aldığım peynir acar çıktı. (-Brd.)
acar (VI) -Şiddetli: İki acar tokat, attım. (-Af.)
acar (VII) öfke, telâş: Babam acarla bir bağırdı. (»Milas -^Mğ.)
acar (VIII) Damlar toprakla örtülmeden önce tavan direklerinin üzerine konulan ve -toprağın aşağı dökülmemesini sağhyan mısır sapı, geven gibi şeyler. (Kuvans -Gm.; -Kr.)
acar (IX) Peki. (-Mr.)
acara (I) Sigara. (Akkoyunlu »Dinar -Af.)
acara (II) Mısırın bir çeşidi. (Tavus-ker »Oltu -Ezm.)
acar almak Hayvan zehirli öt yiyerek hastalanmak veya ölmek. (Kör-küler, Kumdanlı »Yalvaç -Isp.)
acar ayaklı Uzun boylu, iriyarı: Maşallah acarayaklı gelini var. (Büyükyenice »Osmaneli —Bil.)
acara yeli Denizden gelen yel, meltem. (Çayağzı »Şavşat —Ar.; -Kr.)
acarı (I) [-»acar (III) -2]
acarı (II) [ —» acar (I) -1]
acarı (III) Kaynatdan bitkinin renkli ve tesirli ilk suyu-. (İğdir »Çivril -Dz.)
acardı [acaruk-2, açağraz, açaruk] Zayıf, cılız, hastalıklı. (-Gm. köyleri) [acaruk-2]: (Dağmıksu -Rz.; Uchi-sar -Nş.)
[açağraz]: (Karaviran »Nizip -Gaz.) [açaruk]: (-Gr.) acarık [ —» Tacaruk -1 ]
acarlamak İpliği boyamadan önce yarpuz, ekşi erik, lıağ ve ceviz yaprağı ile kestirmek: (»Bor -Nğ.)
acarlanmak 1. [ —» acarlaşmak (I) -1] 2. Zenginleşmek. (Yenice »Emet -Kü.)

acarlaşmak (I) [acarlaşmak -1, acerlen-mek-1,2; acerleşmek, a carlamak] 1.
insan; hayvan veya bitki kuvvetlenmek, gürbüzleşmek, gelişmek, boy atmak. (Yassıviran »Senirkent, »Şarki Karaağaç, Hisarardı »Yalvaç -Isp:; Günşy »Yeşilova, Devri »Bucak, Yayla, »Tefenni, Çerçin, Aziziye, -Brd.; Ekse »Çal, Çöplü »Çivril, Sığma, Hasköy, Karataş, »Sarayköy -Dz.; Alamut »Bozdoğan -Ay.; Çepnidere »Turgutlu, »Alaşehir -Mn.; Sarıbeyler »Savaştepe, Yeniköy -Ba.; »Gelibolu -Çkl.; Geçek »Altıntaş, »Emet -Kü.; Gü-mele »Söğüt -Bil.; »Sivrihisar-Es.; Karaağaç -Bo.; Çandb *Ayaş,Sob-ran »Nallıhan -Ank.; Görmel »Ermenek -Kn., Güzelsu »Akseki -Ant.)
[acarlanmak -1] : (Hisarardı »Yalvaç -Isp.; Eymir »Bozdoğan -Ay.; -Brs.; Yenice »Emet -Kü.; -Vn.; »Göksün ve köyleri —Mr.; -Nğ. ve köyleri)
[acerlemnek-I] : (»Bor, -Nğ.)
[acerleşmek] : (-Nğ.)
[açarlamak] : (Yassıören -Ank.)
2. Yenileşmek. (Muradiye -Rz.)
[acerlenmek -2] : (-Nğ.) acarlaşmak (II) Terbiyeli, ağır, uslu
olmak. (Sarıbeyli »Savaştepe -Ba.) acarlı 1. Sert, keskin: Çamaşır külü
fazla acarlı idi elimi yaktı. (Yukarı-
seyit »Çal—Dz.) 2. Yaramaz, haşarı.
(»Bartın -Zn.) acartav (I) [acertav} 1. Tarlanın
şubat – mart ayları içindeki sürülme
tavı, zamanı. (Yayla »Tefenni
-Brd.; Ekse »Çal -Dz.; Vâray
-Ama.; Söğle »Elmalı -Ant.)
2. Tam tav. (-Brs.) 3. Yeni sökül-
41

müş tarlanın ilk ekim tavı. (Avşar aşireti »Pınarbaşı -Ky.) [acertav] : (Avşar aşireti »Pınarbaşı -Ky.)
acartav (II) insanların en güçlü oldukları delikanlılık ve olgunluk çağı. (»Mut köyleri -Iç.)
acaruk [acarık] 1. Yoksul, yarı aç, çıplak, sefil. (Muğlasın »Tavas -Dz.; Şıhlar -Or.; Mencilis, Düzköy »Keşap, »Tirebolu -Gr.; Harşit bucağı köyleri »Torul -Gm.; Genek »Yatağan -Mğ.)
[acarık]: (Uluğbey »Senirkent-Isp.; Pazaravdan »Bucak -Brd.) 2. [ — acardı]
acat 1. Alet, aygıt: Acatsız iş olmaz. (Kıratlı »Dikili -Iz.; Çepnidere »Turgutlu -Mn.; »Afşin -Mr.) 2. Ev eşyası. (»Afşin -Mr.; -Nğ.)
âcâtıh Suyu iyice süzdürülmüş yoğurt. (»Hacıbektaş -Nş.)
aeayeni [ — acer yeni]
acaza Asilzade, soylu. (Karakoyun-lu »Manavgat -Ant.)
accaçık [ — accık]
accak [ — açacak (I) -1]
accıcık [ ¦— accık ]
accıg [ —* accık]
accığ [—»acığ (I) -2]
accık [accacık, accıcık% accıg, accımuk, accucuh, accuk (I), acçık, acı (II), acıcıcık, acıcıh, - acıcık, acıdık, acıh (III), acık (I), acık, acicik, acik, âcucuh, acucuk, acuh (III), acuk (II), aciik, açcık, açcuh, açcıık, aççık, aççıkça, aççik, ¦ açıcuk] Biraz, azıcık, pekaz. (Ishaklı »Bolvadin -Af.; Uluğbey, Yassıviran »Senirkent, Hisarardı, • Elbengi, Körküler »Yalvaç, Nudra, »Şarki Karaağaç, Çaltı,*Gelendost, Aydoğ-
42
muş “Keçiborlu, Gönen -Isp.; Pa-zaravdan, Devri, Ürkütlü, *Bucak, Karaatlı, Güney, Değirmen “Yeşilova, Söğüt “Tefenni,” Anbarcık “Gölhisar, Çebiş, Kozluca -Brd.; Ovacık, Hırka, Kızılca *Tavas, Bul-kaz *Çivril, Oğuz, Yeşilova, “Acıpayam, “Sarayköy köyleri, İsabey *Çal -Dz.; Eymir, Çulhan, * Bozdoğan -Ay.; Tepeköy “T-orbalı, “Bergama -îz.; Kemaliye * Alaşehir, “TuTgutlu, -Mn.; “Susurluk, “Gelibolu —Çkl.; Yenice *Emet -Kü.; Yakakayı -Es.; “Akyazı çevresi -Sk.; Baklalı “Çatalca —ist.; jCumayanı -Zn.; Giremez “Araç, -Ks.; “Merzifon ve köyleri -Ama.; Kalafka -Tr.; Pekün, İlâç, İskâb “Kelkit -Gm.; Bağlıca “Ardanuç -Ar.; Cinis “Aşkale -Ezm.; -Mş.; “Hozat -Tn.; “Besni-Adı.;-Gaz. köyleri; “Afşin, “Elbistan -Mr.;, Soğukpmar “Kangal —Sv.; -Krş.; —Nğ.; ‘Karaman «-Kn.; “Silifke, Da-nsekisi, Gözne “Mersin -İç.; “Elmalı, Karadere “Gündoğmuş, Gü-. zelsu “Akseki, “Kaş köyleri -Ant.; Genek “Yatağan, “Bodrum, “Fethiye köyleri, Yaşyer “Milas, Yerkesik çevresi -Mğ.; -Ed.; “Lüleburgaz köyleri -Krk.) [accacıkj: (-Brd.) [accıcık]: (Aziziye —Brd.; Bulkaz, Homa “Çivril -Dz.; “Bozdoğan -Ay.; Yenice “Emet -.Kü.; “Elmah -Ant.; “Fethiye köyleri -Mğ.) [accıg]: (Salda “Yeşilova -Brd.) [accımuk]: (“Taşköprü —Ks.) [accucuh]: (“Arapkir -Mİ.) [accuk (I)]: (“Devrek-Zn.; “Taşköprü -Ks.; -Sm.; -Eze. köy ve ilçeleri)
[acçık]: (İncesu, “Dinar -Af.) [acı (II)]: (-Gaz.) [acıcıcık]: (-Ba.) [acıcıh]: (Bahçeli “Bor -Nğ^.) [acıcık]: (“Sivaslı, -Uş. ve bazı köyleri; Hazarzrat “Keçiborlu, Sofular “Eğridir, “Senirkent;’ Hisarardı, Sücüllü “Yalvaç -Isp.; Mo-raca “Çal, Bulkaz “Çivril -Dz.; Hamzabali “Bozdoğan, Alanlı—Ay.; “Dikili -İz.; -Ba.; “Hasankale -Ezm.; -EL; -Gaz.; -Yz. köyleri; “Bünyan, Mahzemin -Ky.; “Bor -Nğ.; “Silifke, Aslanköy “Mersin
-iç)
[acıcuk]: (-Sm.)
[acıh(III)]: (“Siverek, Sürüç, “Hil-van -Ur.; Karaözü “Gemerek -Sv.; Avşar aşireti “Pınarbaşı, Türkmen aşireti “Bünyan -Ky.) [acık(I)]:(*Dinar köyleri-A£;*Ka-rahallı köyleri, “Sivaslı köyleri -Uş.; Sarddris, Banus “Eğridir, İnesara “Uluborlu, İlyas “Keçiborlu, Yassıviran “Senirkent, Gönen —Isp.; “Yeşilova köyleri, Çam-köy “Gölhisar, Çerçin —Brd.;’ Kumulca, Acısu, Karakrran, Babadağ ‘Sarayköy, Bulkaz “Çivril, Ekse ‘Çal, Tekkeköy -Dz. ; Çulhan, Hamzabali “Bozdoğan -Ay.; “Akhisar köyleri, “Turgutlu -Mn.; “Susurluk, “Edremit, “Bandırma, Pelit-köy *Burhaniye,*Bigadiç,—Ba^; Fili “Biga -Çkl.; -Brs.; Yenice, Hacıke-bir,*Emet,Beşkanş*Altmtaş,*Gediz -Kü.; Yakakayı, -Es.; “Kandıra -Kc; TTjpe “Seben, “Gerede -Bo.; “Akyazı çevresi ‘—Sk.; Cumayanı -Zn.; “Tosya, Engiz “Bafra, -Sm.; “Merzifon -Ama.; Kızılköy -Tb.; -Or. köyleri; .Hisarüstü “Keşap

-Gr.; Harşit bucağı köyleri *Torul -Gm»; »Ardanuç, »Yusufeli, -Ar.; »Ardahan -Kr.; Ergân -Eze; -El.; Keferkâb »Halfeti, -Ur.; »Kilis -Gaz.; Eldelek, »Elbistan, »Afşin, Eloğlu, -Mr.; »Reyhanlı ve Amik ovası Türkmenleri -Hat.; M. Hüyük »Şarkışla, Çepni »Gemerek -Sv.; »Sorgun, »Yerköy -Yz.; »Şerefli Koçhisar -Ank.; Akkışla, »Bünyan, Şıhlı »Develi, Pazarören »Pınarbaşı, Kötüboynul,-Ky.; »Bor, -Nğ.; -Ada.; »Silifke,*Mersin-İç.; Yaka-bağ »Fethiye, Orhaniye »Marmaris -Mğ.; B- Evren »Keşan -Ed.) [acık]: (Çöplü »Çivril -Dz.; Aydınlı »Gebze -Ke; Karacaağaç -Bo.; »İnebolu -Ks.; »Ermenek -»Kn.; Giizelsu »Akseki -Ant.; »Fethiye çevresi -Mğ.)
[acicik]: (»Çal -Dz.; -Kü.; -Çr.; -Yz.)
[acik]: (İmranlı, ~*Gürün -Sv.)
[acucuh]: (Kızılca »Artova -To.;
»Divriği -Sv.)
[acucuk]: (Ceuciğe -Eze.)
[âcuh(III)]: (-ML; »Divriği -Sv,;
»Hacıbektaş -Nş.)
[acuk(II)]: (»Safranbolu-Zn.; »Cide
-Ks.;-Sm.; »Ünye-Or.; Süle-Gm.;
»Gürün -Sv.)
[aciikj : (»Safranbolu -Zn.) [açcık] : (İlâma »Eğridir, »Senirkent, Yakaköy »Gelendost -Isp.; »Bucak -Brd.; Garipköy. »Tavas, Oğuz,Alâeddin, Yukarıkaraçay, Da-rıveı*en, »Acıpayam, Ortaköy »Çal, Kiralan, Çıtak »Çivril, Kösten-Dz.; Hamzabali, Sürez »Bozdoğan -Ay.; Furünlu »Bayındır -İz.; Kışla »Elmalı -Ant.) [açcuh] : (»Ağm -El.)
43

[açcuk] : (»Bartm -Zn.; -Nğ.)
[aççık] : (İncesu »Dinar -Af.; Ha-
lıviran »Eşme -Uş.; Aliköy -Isp.;
Kiralan »Çivril, Yukarıseyit »Çal
-Dz.; Bademye »ödemiş -İz.; -Nğ.;
Şeref »Yatağan -Mğ.)
[aççıkça] : (»Çivril köyleri -Dz.)
[aççik] : (Hasanoğlan -Ank.)
[açıcuk] : (-Yz.) accıkdan [ —* açıktan ] accık eşkin [ —*¦ açık eşkin ] accık etmek İnadetmek. (-Bt.) accıktan [ —* açıktan ] accık vermek [ —*¦ acıh vermek] accımuk [ —» accık ] accor [ —» acır -1 ] accucuh [ —• accık ] accuk (I) [ — accık ] accuk (II) [ acalma ] accük Tatlandırılmış kaysı çekirdeği.
(Kerkük) acçık [ —» accık]
acdı Çalma pekmez. (Karaözü »Gemerek ^Sv.)
ace (I) [-»aca (III)]
ace (II) 1. Kardeş. (»Devdi -Ky.) 2. Hala çocuğu. (»Cihanbeyli -Kn.)
âce [ —» aca (I) -1 ]
acebe (I) Akıllı, düşünceli, zeki, mu-hakemeli. (Kaboğlu -Zn.)
acebe, acebem, acebola (II) [ — aca (III)]
acebek jacıbek] 1. Börülce. (»Boyabat -Sn.; -Ada.; »Mersin ve çevresi -İç.)
[acıbek] : (»Reyhanlı -Hat.) 2. Fasulye. (-Ada.)
acebe kalmak Şaşakalmak, donakalmak. (-Kr, köyleri; »Kilis -Gaz.)
aceblamak [ — acaplamak ]
acel yeni [ —*¦ a cer yeni ]
44
acergan Yenilmiyen, ince bir çeşit armut. (Kaptanpaşa köyleri ¦Çayeli -Rz.)
aceri 1. [ —» acar (I) - 1 ] 2. [ —» acar (I) - 2 ]
acerik [ —» acı geyrek ] ~acerlemek Yenilemek, tazelemek. (-Gaz.)
acerlenmek 1. [ —» acarlaşmak - 1 ] 2. [ —»acarlaşmak - 2 ]
acerleşmek [ —» acarlaşmak - 1 ]
acertav [ —» acartav (I) - 3 ]
acer yeni [acayeni, acel yeni] Yepyeni, çok yeni. (Kayapa “Lalapaşa -Ed.; Çavuşköy “Babaeski -Krk.) [acayeni] : (Karadere Rz.) [acel yeni] : (Düzköy “Keşap—Gr.)
acevit 1. [-»acar (III) -1] 2. [-» acar (III) - 3 ] 3. [ -+ acar (III) - 4 ] 4. Deli. (Kesim “Andırın -Mr.) 5. Yaramaz. (“Reyhanlı ve Amik ovası Türkmenleri —Hat.)
achamır [ —» acı hamur ]
acı (I) [acı ağaç - 4] 1. Aşısız fidan, yabani ağaç. (Moraca “Çal -Dz.; “İnegöl -Brs.; Zeytinburnu “izmit -Kc; Aliköy, Sandallar “Çaycuma,. “Safranbolu, Balkur “Devrek, Ya-kademirciler -Zn.; “Kurşunlu, Dü-meli -Çkr.; Çağlıyan çevresi “Şavşat -Ar.)
[acı ağaç-4] : (Çağlıyan çevresi “Şavşat -Ar.)
2. Yabani, gül fidanı. (“Akyazı çevresi -Sk.) 3. [ —» acaca (I) ] 4. Karamuk denilen dikenlr-çalının boya yapmakta kullanılan kökü : Acılı ip iyi boya tutar. (“Zara ^Sv.)
acı (II) [ —» accık]
âcı Ağabey. (“İpsala, -Ed.; “Lüleburgaz -Krk.)

acem (I) Suriyeden gelen iplik bel kuşağı. (Çıtak *Çivril -Dz.)
acem (II) Bir çeşit beyaz buğday. (*Bünyan, Kamber -Ky.)
acem çiçeği Gccesafası çiçeği. (-Md.)
acemi (I) Pekmez, un ve yağla yapılan b’r çeşit helva. (—Bt.; “Varto -Mş.)
acemi (II) iri, çekirdeği tatlı kaysı. (¦Kilis -Gaz.)
acemi (III) Yabancı. (Kirazlı, Güneyce -Rz.)
acemik Acı ve yapışkan bir ot. (Bü-yükyenice ¦Osmaneli -Bil.)
acemkeleri Bukalemun. (Işıklar -?)
acem ocağı Maltız, ızgaralı demir ocak. (—Kü.; Bozan, -Es.)
acem şeytanı Zayıf ve esmer adam. (Kayapa -Ed.)
acem tası İçi iki kilo . kadar sıvı alabilen tas. (-Md.)
acene Tırpanın sap geçecek deliğini delmeğe yarar çelik aygıt. (Elbaşı ¦Bünyan -Ky.)
aceplemek 1. Şaşmak. (Muallim “Gebze -Kc.; Cumayanı -Zn.; -Çr.; -Dy.; ¦Elmalı -Ant.) 2. [ -» acap-lamak ]
acer (I) 1. [—» acar (I) -1 ] 2. .[—»acar (I) - 2 ] 3. Taze ot, yeşillik. (Hisarcık “Yayladağı -Hat.; Ortaköy, E. Hüyük, “Şarkışla -Sv.; Türk-menaraplısı -Yz.; Çayırlı ¦Haymana -Ank.; ¦Hacıbektaş -Nş.; Bahçeli ¦Bor -Nğ.) 4. Duyulmamış havadis, yeni haber: Size bir acerim var. (¦Sungurlu -Çr.)
acer (II) [ acar (II) - 1 ]
acer (III) Hiç sürülmemiş toprak. (Çalılı -Yz.)
acer (IV) Ev yapılırken konan uzun direkler. (-Ezm.)
45
acı acı Artarların küçük sarı yonga-cıklar halinde sattıkları bir ağaç kabuğu. (*Bor -Nğ.)
acı ağaç 1. Zakkum ağacı. (Tavaklı “Ezine -Çkl.) 2. Dağ kavağı. (Zara -Ama.) 3. Bir çeşit kayın ağacı. (Hedi, Hal, Hacısor “Keban -El.) 4. [-* acı (I) -1] 5. {— acalma»]
acı ayıt Kırlarda ve tarlalarda kendiliğinden biten ve hoş kokulu pembe çiçekleri olan küçük ağaç, hayıt, (Kemaliye, “Alaşehir -Mn.)
acıbek [ —* acebek -1 ]
acıbuluk Pis: Acıbuluk bir adam. (Mençek “Ermenek -Kn.)
acıca (I) 1. [ — acısu - 2 ] 2. Maden suyu kaynağı. (*Ayaş -Ank.)
acıca (II) [acice -2, acuce] İlkbaharda su kenarlarında kendiliğinden yetişen ve yenilen baharlı bir ot.(-Dy.) [acice-2]: (Kesirik, -EL; Gözlü “Kadınhanı —Kn.) [acuce] : (-E1.)
acıcalba Öksürüğe karşı kaynatılıp içilen bir dağ otu. (İncesu, Eber, Çapalı “Dinar -Af.)
acıcıcık [ — accık ]
acıcıh [ — accık ]
acıcık [ —*¦ accık ]
acıcuk [ — accık ]
acı çiğdem Colchicum Liliaceae. (Bağlı, -Brs.)
acı çubuk [acı.omca] 1. Amerikan bağ çubuğu. (Ekse *Çal -Dz.; Beki “Karahalh -Uş.)
[acı omca] : (Irgıllı “Çivril -Dz.) 2. Üzümü acı ve küçük olan aşısız bağ çubuğu. (Ekse “Çal -Dz.) acıdamak Atların ağzına vurulan gem, kantarma. (—Ama. ilce ve köyleri; “Kelkit köyleri —Gm. köy-
leri; Bahçeli, Kemerhisar “Bor -Nğ.; Görmel, Uğurlu “Ermenek -Kn.) acı delikanldık Erkeklerde 18-22 yaş arasındaki çağ. (“Mut köyleri
-îç)
acı duman Ateş yanarken çıkan koyu siyah duman. (Ekse “Çal -Dz.)
acı düğlek Zeytinyağı ile karıştırılarak ağrı ve sızı olan yerlere sürülen bir ot. (“Savaştepe ve köyleri -Ba.)
acı dülek 1. [ — acı kavun ] 2. Ecba-lium elaterium, cucurbitaceâe. (“Bergama -İz.)
acı düvelek [ —»• acı kavun ]
acı düvlek [ — acı kavun ]
acı ekşi 1. Turunç. (Bozyazı, “Anamur -İç.; -Ant.) 2. Limon. (“Anamur -İç.; Mahmutseydi, “Alanya -Ant.)
acı elma [ — acalma ]
acı gara [ — acı kara (I) - 1 ]
acı gârek- [ — acı geyrek ]
acı gavık Bir çeşit ot. (Qönen -Isp.)
acı geğrek [ —»¦ acı geyrek ]
acı geğrik [ — acı geyrek ]
acı genirek [ —*¦ acı geyrek ]
acı genirik [ — acı geyrek ]
acı genrik [ — acı geyrek ]
acı gerek , [ —s acı geyrek ]
acı gerik [ —*¦ acı geyrek ]
acı geyrek [acerik, acı gârek, acı geğrek, acı geğrik, acı genirek, acı genirik, * acı genrik, acı gerek, acı gerik, acı keyrek] Mide ekşimesi, hazımsızlık ve bundan ileri gelen geyirti. (“Dinar köyleri -Af.; “Keçiborlu ve köyleri -^Isp.; Çerçin, -Brd.; Yeşil-yuva “Acıpayam, Muğlasm “Tavas, Kösten, Honaz -Dz.; “Ayvacık -Çkl.;*Kandıra-Kc; Ziyere -Ama.; “Ermenek -Kn.; Kışla “Elmalı -Ant.; “Yatağan ve köyleri -Mğ.)

46
[acıkıcı] : (»Şabanözü -Çkr.; Çakır *jebin Karahisar -Gr.)
3. Kuzukulağı’ otu. (»Kurşunlu, »İlgaz -Çkr.; Ersis »Yusufeli -Ar.) [acıgıcı kulağı]: (*Kurşunlu-Çkr.) [acıkıdak] : (-Uş.; Akçaşar »Eğridir -Isp.; Karataş »Sarayköy-Dz.; Çepnidere »Turgutlu -Mn.; Minnetler »İvrindi -Ba.; -Bo.; Genek »Yatağan -Mğ.)
[acımcak (II)]: (Tavşancıl »Gebze -Kc.)
4. Su teresi. (İrişli, Bayburt »Sarıkamış, »İğdır ve çevresi -Kr.) [acıgici(III)]: (Küçükisa »Zile-To.)
acıgıcı, kulağı [ — acıgıcı - 3 ] acıgici (I) [acdı gicili ] Acılı, ekşili: Acıgici, bu salatayı yerim. (Ileydağı »Uluborlu -Isp.; Yerkesik çevresi -Mğ.)
[acdı gicili] : (-Jdr.)
acıgici (II)- Abur cubur. (-Çr.)
acıgici (III) [ — acıgıcı - 4 ]
acıgici (IV) Vesvese, üzüntüyü mucip sebepler: Başım, hugünler rahat, acıgici yok. (»Mut köyleri -İç.)
acı günek 1. [ —» acıgıcı - 2] 2. Kavunun delicesi. (Poyracık »Kınık -İz.)
acı güneyik [ acıgıcı - 2 ] acığ(I) [accığ, acıh (I)-l,2; acık (II)-4,5; acoğ, acuğ -1,2] 1. Öc, intikam, kin, garaz. (Ağvan »Pazar -Rz.; »Yusufeli, Çağlıyan »Şavşat -Ar.) [accığ] : (-Bt.)
[acıh(I)-l] : (Aşağıırmak »Ardanuç -Ar.)
[acık (II)-4] : (Uşhum, Ersis »Yusufeli -Ar.)
2. İnat, zıddiyet, nisbet. (Ağvan »Pazar -Rz.; »Yusufeli, Çağlıyan »Şavşat -Ar.; Büyükcincirop »Ar-

[acerik] : (»Fethiye ve köyleri -Mğ.)
[acı gârek] : (Ziyere -Ama.)
[acı geğrek] : (*Tire -İz.; Ziyere -Ama.)
{acı geğrik] : (Aziziye -Brd. ; »Ermenek ve köyleri -Kn.; Karadere, »Anamur -İç.; Güzelsu »Akseki, Karadere »Gündoğmuş -Ant.) [acı genirek] : (Sürez »Bozdoğan -Ay.)
[acı genirik]: (Eymir; »Bozdoğan -Ay.; Minnetler »İvrindi, »Savaştepe -Ba.)
[acı genrik]: (»Eğridir köyler i-Isp.; Alamut »Bozdoğan -Ay.; »Elmalı -Ant.)
[acı gerek] : (İncesu »Dinar -Af.; Bahus, Akçaşar »Eğridir -Isp.; Yayla »Tefenni, Karaatlı »Yeşilova, Çerçin, —Brd.; Garipköy »Tavas, Yukarıkaraçay, Oğuz, Karahüyük-avşarı »Acıpayam -Dz.; »Bozdoğan -Ay.; »Tire, »Torbalı -İz.) [acı gerik] : (Bademli »Dinar -Af.) [acı keyrek]: (-Brd.) ıcıgıcı [acıgıcı kulağı, acıgici(III),acı günek -1, acı güneyik, acıkıcı, acıkıdak, acımcak (II)] 1. Lâbada. (-Uş.; »Senirkent -Isp.; Tepecik »Emet -Kü.; »Ardahan, -Kr. köyleri) 2. Hindiba. (-Es.)
[acı günek -1] : (Dişli, özburun, »Bolvadin, -Af.;* Navlu »Yeşilova -Brd.; Çıtak, Çöplü, Melhoş »Çivril -Dz.; Beşkarış »Altıntaş, Çavdar-hisar »Emet -Kü.) [acı güneyik] : (Burhaniye »Dinar -Af.; Sücüllü, Yalvaç -Isp.; Ortaköy »Çal -Dz.; Doğanbey »Beyşehir -Kn.)
47
dahan -Kr.; *Âhlat -Bt.; -Dy.) [acıh(I)-2]: (Kızdçakçak *Arpaçay, “iğdir ve çevresi —Kf.; Bağlıca “Ardanuç, Çavdarlı “Şavşat —Ar.; El.)
[acık(II).5] : (“Ahlat -Bt.)
[acoğ] :’ (-Bt.)
[acuğ -1] : ^ (Kerkük)
3. Keder, kahır. (Kerkük)
[acüğ-2] : (Kerkük)
acığ (II) Azık, yol yiyeceği. (Selimiye —Rz.)
acığara Siyah, esmer. (İncesu “Dinar -Af.)
acığaz Duyduğu sözü, gördüğü olayı sabredemiyerek söyliyen, boşboğaz. (Ekse “Çal -Dz.)
acığ «tnıek [acih elemek] Küsmek, darılmak: Ahmet acığ etti de yemek yemedi. (“Ahlat -Bt.; -Vn.) [acıh elemek] : (Kızdçakçak “Arpaçay -Kr.)
acıh (I) 1. [-»acığ (I) -1] 2.’[-+ acığ (I) - 2 ] 3. [-» acık (II) - 3 ]
acıh (II) 1. Yerelması. (Hevek “Yu-sufeb; -Ar.) 2. [ — acalma]
acıh. (IH) [ — accık ]
acıh almak Öc almak, hıncını almak. (Aşağıırmak “Ardanuç —Ar.)
acı hamır, acı harnıra [ — acı hamur]
acı hamur [achamur, acı hamır, acı hamura, acı hemire, aci hamur] Hamur mayası. (Ekse “Çal, Çöplü “Çivil -Dz.; Çepnidere “Turgutlu -Mn.; -Vn.; -Bt.; Beyobası “Kırıkkale -Ank.; Genek “Ya*tağan -Mğ.)
[achamır] : (Kerkük) [acı hanın, acı hanura] : (Kızılçakçak “Arpaçay -Kr.) [acı hamura] : (“Erciş -Vn.)
[acı hemire, acı hemre ] : (“İğdır ve çevresi’—Kr.) [aci hamur] : (-Vn.) acı hamura’ [ — acı hamur ] acıhcıçıh yapmak [ — acıh vermek ] acıh elemek [ acığ etmek ] acı hemire, acıhemre [—*¦ acı hamur] acihlandırmah, acıhlandırmak [acıhlatmah, açıklandırmak -2, acıtmak -2, acuhlandrrmah] Kızdırmak, öfkelendirmek, sinirlendirmek. (“İğdır ve çevresi — Kr.) [acıhlatmah] : (-Ur.) [acıklandırınak-2] : (-Ama.; “Ahlat -Bt.)
[acıtmak -2] : (“İğdır -Kr.) [acuhlandrrmah ] : (Kerkük) açıhlanmah [açıklanmak -2, acışmah, acışmak (I) -5, acuhlamnah, açuv-lanmak] Kızmak, çıkışmak, öfkelenmek. (Kızılçakçak “Arpaçay, Taşburun, “İğdır -Kr.) [açıklanmak-2] : (Varay, -Ama.; “Ahlat -Bt.)
[acışmah] : (“İğdır -Kr.) [acışmak (I) -5] : (Dambaylı, Emir-hacıh “Salihli -Mn.) [acuhlamnah] : (Kerkük) [açuvlanmak] : (“Karaçaycâ^dan” Başhöyük “Kadınhanı, *Ilgm-Kn.)
acıhlatmah [ — açıklandırma!} ]
acıhmah Açlık duymak, acıkmak. (Uluşiran “Şiran -Gm.; Sarıham-zalı “Sorgun -Yz.)
acıhtan [ —* açıktan ]
acıh vermek [accık vermek, acıhcıçıh yapmak, acıkıcı etmek ] Nisbet yapmak, imrendirmek, kıskandırmak. (Kızılçakçak “Arpaçay, -Kr. köyleri; -Dy.)
[accık vermek] : (-Vn.; -Bt.; -Dy.; -M,.)

r
[aeıkabalak] : (Aşağıkayı “Tosya -Ks.)
i kara (I) [acı gara] 1. Sık, yuvarlak ve küçük taneli bir çeşit ekşi üzüm. (Kozluca “Keçiborlu, Akçaşar, “Eğridir, Atabey *Tsp.; Bunak, Karamanlı, “Tefenni, Akça-köy “Yeşilova, Çerçin —Brd.; Mo-raca “Çal, Çöplü “Çivril, Babadağ, Yeniköy, Ahallı “Sarayköy, Kösten -Dz.; Çomakh “Korkuteli, Kışla, “Elmalr -Ant.; Genek “Yatağan -Mğ.)
[acı gara] : (İlyas *Keçiborlu,-Isp.; Ürkütlü “Bucak, -Brd.; İğdir “Çivril, Mor an -Dz.)
2. Bir çeşit elma. (Söğüt “Tefenni -Brd.)
acı kara (II) Ekşi: Canım bir acı kara çorba istiyor. (Emirler “Ulukışla İ-Ng.)
acı kara (III) [ — acar (III) - 4 ]
acı kavrama Zehirli ot yemekten ileri gelen bir hayvan hastalığı. (Muğ-lasm “Tavas, Işıklı “Çivril -Dz.)
acı kavruk Kırlarda yetişen ve yenen bir ot. (Çaltı “Gelendost -Isp.)
acı kavun [acı dülek -1, acı düvelek, acı düvlek] Bir otun, acı suyu sarılığa ilâç olarak kullanılan ve kavuna benziyen küçük meyvası, eşek hıyarı. (Çepnidere “Turgutlu -Mn.; Yeniköy -Ba.; Elbeyli, İnikli “İznik, Aksu, -Brs.; “Kandıra -Kc; “Çatalca -İst.;- Kapullu “Karabük -Zn.; Kayapa “Lalapaşa, -Ed.; Ceylânköy “Lüleburgaz -Krk.) [acı dülek -1] : (-Dz.; Alanlı-Ay.) [acı düvelek] : (Aksu -Brs.) [acı düvlek] : (“Edremit -Ba.)
acıkcıcık Heves, istek. (“Sarıkamış -Kr.)

[acıhcıcıh yapmak] : (-Ezm.) [acıkıcı etmek] (*Ahlat -Bt.; -Mş.)
acık (I) [ —*¦ accık ]
acık (II) [acılı (I) *-3, açııv] 1. Keder, ıstırap, elem. (-Mn.; “Gelibolu -Çkl.; -Brs.;-Sv.; -Ky.;Hamitabat “Lüleburgaz -Krk.) 2. Merhamet, şefkat. (-Mn.; -Ama.) 3. Hiddet, gazap, öfke. (-Ama.; Kerkük) [acıh (I) -3]: (Kızılçakçak “Arpaçay -KrO
[açuv]: ( -Es. ve köyleri; Çile-hane*Reşadiye -To.; “Ilgın-Kn.) 4. [-acığ(l±] 5. Hac.ğ(I)-2] 6. Sıkıntı, eziyet: Şu işi görürken bana acık etme. (Yoncalı “Şavşat -Ar.)
acık (III) . 1. [ — acalma ] 2. Yaban armudu, ahlat. (“Bergama -Iz.; Cumayanı -Zn.)
acık (IV) Sumak yaprağı, nar, ceviz, palamut kabuğu, şap gibi şeylerden yapılan ve içine boyanacak bez atılan sıvı. (“Mut köyleri, Aslanköy “Mersin -İç.)
acık [ —» accık ]
acıka Kırmızı biber ve cevizle yapılarak kahvaltıda yenilen, salça kıvamında bir yiyecek. (Develibesni “Düzce -Bo.)
acıkabalak [ — acıkalabak ]
acıkak [açıkak] 1. Armut kurusu. (-Bt.) 2. Ufak elma kurusu. (Peçe-nek “Kızılcahamam -Ank.) [açıkak] : (Çukurbağ “Kaş -Ant.) 3. Bozulmuş elma ve armut kurusu. (“Elmalı -Ant.)
acıkalabak [acıkabalak] İlâç olarak kullanılan geniş yapraklı bir ot. (-Brs.; İğneciler “Mudurnu -Bo.: “Çatalca çevresi -İst.)
48
49
acıkdan [ — açıktan ]
acık eşkin Çok acı. C “Akyazı çevresi —Sk.)
acı keyrek [ — acı geyrek ]
acıkıcı [ — acıgıcı - 2 ]
acıkıcı etmek [ -* acih vermek ]
acıkıntıma Bahar başlangıcında görülen ilk yeşillikler. (Pazar “Kızılcahamam —Ank.)
acı kireç 1. Sönmemiş kireç. (“Kurşunlu, Genek -Çkr’.; -Çr.; “Artova çevTesi-To.;*Refahiye çevresi-Eze; “Zara, “Divriği,-Sv.; “Şerefli Koçhisar, Çanıllı “Ayaş -Ank.; -Nğ.) 2. Kireç kaymağı. (“Zara -Sv.; Şerefli Koçhisar -Ank.; -Ky.) 3. Alçı. (-Nş.)
acı kirez Yabani kiraz. (Erkinis “Yusufeli -Ar.)
açıklamak (I) Acıkmak (hayvanlar hakkında): Buzağı açıkladı. (Yuka-rıseyit, Moraca, Medele “Çal -Dz.)
açıklamak (II) İplik ve bezi çeşitli renklere boyamadan önce, ceviz, nar kabuğu ve şap ile solmaz bir renge boyamak. (Banus “Eğridir -Isp.; “Mut, “Mersin köyleri-İç.)
açıklamak (III) Sırrım açıklamak. (Çepnidere “Turgutlu -Mn.)
açıklandırmak, 1. ‘Üzecek, can sıkacak şeyler söylemek, yapmak. (Ey-mir “Bozdoğan -Ay.; -Brs.; “Ak. yazı çevresi -Sk.; “Kurşunlu -Çkr.) 2. [ —* acıhlandırmah]
açıklanmak [acıksınmak (I)] 1. Üzülmek, acımak, müteessir olmak. (“Kurşunlu -Çkr.; “Afşin -Mr.) [acıksınmak(I)]: (Yassıviran”Senirkent -Isp.; “Niksar -To.) 2. [—*• acıhlanmah] 3. İnatlanmak, inat etmek. (“Ahlat -Bt.)
acı kokan Kekik otu. (Burhaniye
“Dinar -Af.) acı koruk Üzüm. (Mençek “Ermenek
-Kn.)
acıksınmak (I) [ — açıklanmak - 1 ] acıksınmak (II) Az bulmak, azsm-mak: Ne o bahşişi acıksındın? (Avşar aşireti “Pınarbaşı -Ky.) açıktan [accıkdan, accıktan, acıhtan, acıkdan, âcıkdan, açıktan, acükten, accıktan, açıktan] Biraz sonra, birazdan. (İshaklı “Bolvadin -Af.; İlyas “Keçiborlu, “Gelendost, Yassıviran “Senirkent, Gönen -Isp.; Kozağaç “Tefenni, Salda “Yeşilova, Kozluca, Çebiş, Çerçin —Brd.; Çıtak, Çivril, Darıveren, “Acıpayam, Ekse “Çal, Beylerli -Dz.; Çulhan “Bozdoğan, “Nazilli köyleri, -Ay. köyleri; Özbek “Urla -İz.; “Alaşehir -Mn.; “Susurluk, “Edremit, -Ba.; “Gelibolu -Çkl.; Karatepe, Koşmat, Sarıkavak -Es.; “Gerede -Bo.; “Zile, Kızılköy-To.; “Reyhanlı ve Amik Ovası Türkmenleri -Hat.; Tekerahma “Gürün, Kaya-lıpmar “Yıldızeli, “Zara, Ortaköy “Şarkışla -Sv.; “Sorgun, -Yz. çevresi; Sarıvadi, “Ermenek -Kn.; “Silifke -İç.; Semayük, “Elmalı, Bağ-yaka “Finike, “Kaş köyleri, Çomaklı “Korkuteli, Karadere “Gündoğmuş -Ant.; Genek “Yatağan -Mğ.) [accıkdan] : (-Brd.; Kelekçi “Acıpayam -Dz.)
[accıktan] : (Bulkaz “Çivril, Bereketli “Tavas, Bekilli “Çal, “Sarayköy köyleri -Dz.) [acıhtan] : (-Dy.) [acıkdan, âcıkdan]: (Yenice, “Emet -Kü.; “Ermenek -Kn.) [açıktan] : (“Haymana -Ank.; Bağ-
Derleme^ 4

50
yaka *Fenike, Güzelsu “Aksekj, -Ant.)
[acükten] : (*Zara -Sv.) [açcıktan] : (“Senirkent -Isp.; Da-rıveren “Acıpayam -Dz.; Alamut, Sürez “Bozdoğan -Ay.) [açıktan] : (Gökçekışla -Yz.)
açıktan [ açıktan ]
acıkulak [ — acıgıcı - 3 ]
acılama Şalgam yemeği. (Arım “Çarşamba -Sm.)
acılamak Hırpalamak, hrrpalıyarak sevmek : Çocuğu fazla acılama. (Eldirek “Fethiye -Mğ.)
acdanmak [acilenmek] Meraklanmak, kederlenmek. (Çıtak “Çivril -Dz.)
[acilenmek] : (Tanır “Afşin -Mr.) acdga Dağda yetişen bir ot. (Dişli
“Bolvadin -Af.) acdı aşı Bulgur, şeker, erik kurusu ve ekşi ile yapdan bir yiyecek. (Sücüllü “Yalvaç -Isp.) acdı gicili [ —* acı gici (I) ] acımak Sevmek, okşamak : Gel evlâdım, seni acıyayım. (Çavuşköy “Babaeski -Krk.) acıman 1. [ acırak (I) ] 2. Arıların, peteğin birkaç gözüne doldurdukları acı madde. (-Kr.) acuncak (I) [ — acırak (I) ] acımcak (II) [ —» acıgıcı - 3 ] acımığ [ — acımık (I) - 2 ] açımdı [ — acımık (I) - 2 ] acımık (I) [acımığ, açımdı, acımuh -1,2; acımuk (I) -1,2; acimık, acimik, acumuk (I) - 1, 2 ] 1. Çok sık dallı, acı ve fena kokulu’ bir yaban otu. (Çiftlik, İncesu “Dinar, İshaklı “Bolvadin -Af.; Uluğbey, “Senirkent, Kumdanb, Sücüllü, Körküler “Yalvaç, Banus*Eğ-
ridir, Senir, Ilyas ^Keçiborlu, “Şar- * ki Karaağaç -Isp-1 Bunak, “Tefenni, Çerçin -Brd.; Bekilli, Ekse, Ortaköy “Çal, Çıtak, Bulkaz, “Çivril, Kösten, Başçeşme, Çardak, —Dz.; Cumayanı -Zn.; Kızılköy -To.; -Eze; Çepni “Gemerek —Sv.; Bek-taşlı *Boğazlıyan, Kötüboynul-Yz.; Hasanoğlân -Ank.;Mahzemin -Ky.; “Karaman, Doğanbey “Beyşehir, -Kn. köyleri; Güğü “Elmalı -Ant.) [acımuh-1] : (Tekerahma “Gürün -Sv.)
[acımuk (I) -1] : (Başçeşme, Çardak —Dz.; Cumayanı —Zn.; “Çarşamba, “Terme —Sm.; “Merzifon köyleri -Ama.; “Almus köyleri, Dereköy —To.; Kalekaya, -Or.; Nefsiköseli, Haydarb “Görele, Düz-köy “Keşap -Gr.; “.Kelkit köyleri -Gm.; Soğukpmar “Kangal, Yukarıkale “Koyulhisar -Sv.) [acumuk (I) -1 ] : (Dişli “Bolvadin -Af.; Atabey -Isp.; Çerçin -Brd.; Ekse “Çal -Dz.; “Ünye, Uzunmusa -Or.; “Koyulhisar —Sv.) 2. Çokça buğday tarlasında biten ve delice, karamuk da denilen ot ve tohumu. (Kalfa -Uş.; Yassıviran “Senirkent, Akcaşar “Eğridir -Isp.; Bunak “Tefenni, Ürkütlü “Bucak, Çerçin, Aziziye, Gökçeyaka —Brd.; Moraca, Ekse “Çal, İğdir “Çivril -Dz.; * Savaştepe ve köyleri —Ba.; Hacıkebir, “Emet, Geçek, Beşkarış “Altıntaş -Kü.; “Sivrihisar -Es.; İğneciler “Mudurnu -Bo.; “Çatalca köyleri -İst.; -Çr.; “Afşin -Mr.; Karaözü “Gemerek, E. Hüyük “Şarkışla, Çöplü “Gürün -Sv.; Çanıltı “Ayaş, Yaraşlı, Çalış “Haymana -Ank.; Avşar aşireti, Fakıekinciliği

51
“Pınarbaşı, -Ky.; “Bor, -Nğ. ve çevresi “Ermenek ve köyleri, Kıra-man “Ereğli -Kn.; -Ada.; “Mut, “Mersin köyleri -İç.; Karadere “Gündoğmuş, Çomaktı “Korkuteli, “Elmalı -Ant.) [acrmığ] : (-Brd.) [acımıh] : (Kötüboynul -Yz.; “Şerefli Koçhisar -Ank.; Avşar aşireti “Pınarbaşı, Türkmen aşireti “Bünyan -Ky.)
[acımuh -2] : (“Artova ve çevresi, Kızılköy -To.; -Gm. köyleri) [acımuk (I)-2 ] : (-Bo.; “Safranbolu -Zn.; Giremez “Araç, Kuzyaka-Ks.; “Kurşunlu, -Çkr. ve köyleri; “İskilip, -Çr.; “Gümüşhacıköy -Ama.; “Niksar, -To.; Yavadı “Mesudiye -Or.; “Afşin, Eldelek “Elbistan -Mr.; “Koyulhisar -Sv.; -Nğ.; Bademağacı “Alanya -Ant.) [acımık] : (-Vn.) [acimik] : (“Afşin -Mr.) [acumuk (I)-2 ] : (Dadıç Ve çevresi, Karacaağaç —Bo.; Karaözü “Gemerek -Sv.; Güzelsu “Akseki -Ant.) 3. Sütleğen. (“Çarşamba -Sm.; -Sv.) 4. Peygamber çiçeği. (Aliköy -Isp.)
acımık (II) [acımuk (III)] Merhamet.
(“Ermenek -Kn.; “Mut -İç.)
[acımuk (III) ] : (“Niksar -To.;
Düzköy- “Keşap -Gr.) acımık (III) İnsana sımsıkı sarılan,
sırnaşık kimse. (“Şarki Karaağaç
-Isp.)
acımık (IV) [ — acırak (I) ] acımıklı Merhametli, Yufka yürekli.
(Kuzköy “Ünye -Or.; “Silifke,
“Mut köyleri -İç.) acımık torbası Safra kesesi. (“Yay-
ladağı köyleri -Hat.)
acımsak [ —» acırak (I) ]
acımsırak [—*¦ acırak (I) ]
acımuh 1. [ — acımık (I) -1] 2. [ -* acımık (I) - 2 ]
acımuk (I) 1. [ — acımık (I) -1 ] 2. [-* acımık (I) - 2 ] 3. Tereye benzer, yenilir ekşi bir ot. (-Ama. köyleri) • 4. Hayvanların salyasını akıtan otlar. (Arpaköy -Or.) 5. Maydanoz.- (-Gr. ve köyleri) 6. Kurlardaki yabani meyva fidanları. (Giremez “Araç —Ks.)
acımuk (II) [ acırak (I) ]
acımuk (III) [ — acımık (II) ]
acınaklı Elemli, kederli, acılı. (Bayat “Emirdağ -Af.)
acınmak 1. Dert yanmak, sızlanmak: Arif dayı oğlundan çok acınıyor. (“Eğridir köyleri -Isp.;—Brs.; “Bor -Nğ.; Görmel, Uğurlu “Ermenek -Kn.) 2. [ - acışmak (I) -1 ]
acı omca [ — acı çubuk -1 ]
acı ot 1. Filizinin uçları yumurta veya peynirle kavrularak yenilen bir yaban otu. (“Alaşehir -Mn.; “Bodrum -Mğ.) 2. Suda kaynatılan ve karm ağrısına ilâç olarak kullanılan bir yabani ot, (“Emet -Kü.; Subuğaz —Gaz.)
acır [acar (IV)-l, accor, acırgıcır, acir -1, 2; acor (I), acur (1) -1, 2, 7; acure, acuruk] 1. Buruşuk kabuklu, üzeri ince çizgili, boz renkli bir çeşit uzun hıyar. (Çiftlik, Burhaniye, İncesu “Dinar —Af.; Ya-kaköy “Gelendost, Senir, İlyas “Keçiborlu, -Isp.; Çerçin, -Brd.; “Buldan ve köyleri, Ekse, “Çal, Darıve-ren “Acıpayam, “Sarayköy köyleri, “Çivril ve çevresi -Dz.; Sürez, Ala-mut, Eymir, “Bozdoğan, “Nazilli, Tepecik -Ay.; Poyracık “Kınık,

r
[acir -2] : (“Kilis -Gaz.) [acur (I) -2] : (-Dy.; “Kırıkhan ve Amik Ovası köyleri -Hat.) 3. Süs için yetiştirilen bir çeşit küçük kelek. (Köşker —Krş.) [acur (I)-7 ] : (“Niksar köyleri -To.) acırak (I) [acıman-1, acımcak (I), acımık (IV), acımsak, acımsırak, acımuk (II), acica, acice (I), acumuk (II)] Az acı, acımsı. (*Eşme-Uş.; “Akhisar -Mn.; “Kandıra -Kc; -Çr.; -Sm.; “Zile -To.; -Mr.; “Kırıkhan -Hat.; “Şerefli Koçhisar -Ank.; Avşar aşireti “Pınarbaşı -Ky.; Çukurbağ, Uğurlu, “Ermenek -Kn.; “Anamur köyleri, “Mut köyleri, “Silifke -îç.; Kayapa -Ed.; Çavuşköy “Babaeski -Krk.) [acıman -1 ] : (Armutlu “Gölköy -Or.; Genek “Yatağan -Mğ.) [acımcak (I) ] : (“Düzce -Bo.) [acımık (IV) ] : (“Senirkent -Isp.) [acımsak ]: (Hamzabali “Bozdoğan, -Ay.; -Sm.)
[acımsırak ] : (Tepeköy “Torbalı -İz.)
[acımuk (II) ] : (“Niksar-To.; -Gr. köyleri)
[acica ] : (“Akyazı çevresi -Sk.) [acice (I)] : (“Afşin -Mr.) [acumuk (II)] i (Danışman “Fatsa, “Ünye -Or.)
acırak (II) Biraz aç, iyice doymamış: Karnım da acıraktı. (“Mut köyleri, “Silifke -İç.)
acırak (III) Aletlerde ve makinelerde bir delik veya yuvaya tıpatıp girmesi gereken parça ve milin biraz ince olduğundan uygun olmaması hali : Bu çivi bu deliğe acırak geldi. (“Mut köyleri -İç.)

*Ödemiş ve çevresi -îz.; “Edremit -Ba.; “Sivrihisar, Bozan -Es.; “Safranbolu —Zn.; Karagöz, Kabaağaç, “Afşin -Mr.; “Antakya -Hat..; “Zara -Sv.; “Hacıbektaş -Nş.; “Ermenek köyleri, “Karaman, Doğanbey “Beyşehir -Kn.; -Ada.; Erenyaka “Akseki, Çomaklı “Korkuteli-Ant.; Yakabağ “Fethiye, “Marmaris köyleri -Mğ.)
[acar (IV) -I] : (Yassıviran, “Senirkent -Isp.)
[accor]: (Selâh “Kızıltepe -Md.) [acırgıcır] : (Bahçeli “Bor -Nğ.) [acir -1] : (“Kilis -Gaz.) [acor(I)] : (-Çr.)
[acur(I)-l] : (“Dinar köyleri -Af.; “Gelendost, İleydağı “Uluborlu, îlyas “Keçiborlu, Atabey, Aliköy, -Isp.; Güney, Çuvallı “Yeşilova, Ak-yaka -Brd.; “Çal, iğdir “Çivril,-Dz.; Sasallı “Menemen, Özbek “Urla -îz.; “Alaşehir köyleri, Dombay “Salihli, “Akhisar, *Turgutlu,-Mn.; “Edremit, -Ba. ve çevresi; Fili “Biga, “Gelibolu -Çkl.; -Brs.;-Es.; Engiz “Bafra -Sm.; “Merzifon köyleri -Ama.; “Zile, “Erbaa -To.; Bayadı—Or.; Gölve “Şebin Karahisar -Gr.; “Erciş -Vn.; -Md.; -Dy.; “Kilis -Gaz.; Güneş “Divriği, Te-kerahma “Gürün, “Zara -Sv.;-Ky.; -Nğ. ve çevresi; “Ermenek, Doğanbey “Beyşehir, Silİe, -Kn.; -Ada.; “Silifke, “Mersin, -îç.; “Marmaris, “Milas -Mğ.)
[acure] : (“Şarki Karaağaç -Isp.) [acuruk] : (Sağırköy “Yalvaç -Isp.) 2. Dolması yapılan, üzeri tüylü bir çeşit küçük hıyar. (“Sürüç, “Birecik, “Siverek, “Viranşehir, -Ur.; “Kilis -Gaz.)
52
53
acırga Yabani turp. (Karaözü “Gemerek -Sv.)
acır gıcır [ —» acır -1 ]
acı sakız Çam sakızı. (Uluğbey “Senirkent —Isp.; “Çal köyleri, Garip-köy “Tavas -Dz.)
acısına yutmak İlenmek, beddua etmek : Acısına yuttuğum bardağı kırmış. (Güney “Yeşilova -Brd.)
acısu [acıca (I)-l] 1. Maden suyu. (Yakaköy “Gelendost, Senir “Keçiborlu -Isp.; Kiralan, Çıtak “Çivril, İsabey “Çal, Kösten -Dz.; Dallıca “Nazilli -Ay.; “İnegöl -Brs.; -Es.; -Bo. ve köyleri; “Akyazı çevresi —Sk.; “Safranbolu —Zn.; Giremez “Araç, “Daday, Kuzyaka, Sıçanlı -Ks.; “Gerze, -Sn. köyleri; “Vezirköprü, Virana, “Çarşamba, -Sm.; “Zile -To.; Danışman “Fatsa, Uzun-musa -Or.; “Tirebolu, -Gr. köyleri; “Maçka köyleri, Kisarna, Kalafka —Tr.; -Gm. ilce ve köyleri; Çayağzı’ “Şavşat -Ar.; Ölçek “Ardahan-Kr. köyleri; Divir “Refahiye, —Eze -Bt.; -Dy.; “Hozat -Tn.; -Sv.; Bahçeli “Bor, -Nğ.; Genek “Yatağan -Mğ.) 2. İçmeye elverişli olmı-yan tuzlu, kireçli, kükürtlü su. (İsabey “Çal, “Sarayköy köyleri -Dz.; -Brs.; Haciilyas “Koyulhisar, “Divriği, “Zara, -Sv.; -Yz. köyleri; Yaşyer “Milas -Mğ.; Kayapa-Ed.) [acıca (I)-l ]: (-Çr.; “Divriği -Sv.) 3. Deniz kenarmdan kaynıyarak çıkan tuzlu su. (Çukurbağ “Kaş -Ant.) 4. Çıban, sivilce ve yanığın içindeki sarı su, iltihap. (Bulkaz “Çivril -Dz.) 5. Sabunlaşma sonunda kalan kostik suyu. (Kırath “Dikili —İz.) 6. Karın ağrısına iyi gelen kekik veya filiskin (Mentha
Silvestris) suyu. (“Edremit -Ba.) 7. Eskiden firengiye ilâç olarak kullanılan ve iyodür dö sodyumla yapılan bir ilâç. (“İnebolu köyleri -Ks.) 8. Rakı. (“Edremit -Ba.)
acısulu Kengel adlı bitkinin sütünden elde edilen sakız, enger. (Uğurlu “Ermenek -Kn.)
açış [ —» aciş]
acışmah [ — acıhlanmah ]
acışmak (I) [acmmak -2, acişmah, acişmek] 1. Üzülmek, acı duymak, kederlenmek: 0 kadar acışma, ölenle ölünmez. (*Afşin, “Elbistan, -Mr.; “Reyhanlı, “Kırıkhan, Amik Ovası Türkmenleri -Hat.; -Ky.; Bahçeli, “Bor, “Ulukışla, -Nğ. ve köyleri; -Ada.)
[acınmak-2]: (Aşağıılıca-Es.;-To.; Çepni “Şarkışla -Sv.) [acişmek] : (*Afşin,*Elbistan-Mr.) 2. Birinin ölümüne, felâketine hep birlikte üzülmek, yanmak. (—Çkr.; -Çr.; “Afşin -Mr.; Çdpni “Şarkışla -Sv.; “Bor, -Nğ.) 3. Sızlamak, ağrımak, için için acımak. (Ersis “Yusufeli, “Şavşat köyleri -Ar.; B. Cincirop “Ardahan-Kr.; “Kırıkhan -Hat.; Solakuşağı, “Şerefli Koçhisar -Ank.; -Nş.; “Bor -Nğ.; “Ermenek ve köyleri -Kn.; -Ada.; İncekum, “Silifke, “Mut köyleri -İç.; Karadere “Gündoğmuş—Ant.) [acişmah]: (“Ardanuç köyleri-Ar.) 4. Canı yanmak. (Eynesil “Görele -Gr.; “Kilis, -Gaz.; -Mr.; “Zara, -tSv.; Avşar aşireti, Fakıekinciliği “Pınarbaşı -Ky.; -Nğ.; “Gazipaşa köyleri -Ant.) 5. [—»acıhlanmah] acışmak (II) Sevişmek: Biz kızımla pek acışırız. (Çavuşköy “Babaeski -Krk.)

54
acıktırmak Acıtmak, birinin canını yakmak. (İncekum “Silifke -Iç.)
acıtenek Pis, kötü. (Kaşköy *Gürün -Sv.)
acı tere Maydanoz cinsinden bir ot.
(“Divriği -Sv.) acıtiyek 1. Kavgacı, yaramaz. (-Mr.)
2. Geveze. (-Mr.)
acıtmak 1. İçlendirmek, kederlendirmek, üzmek. (-Ama.) 2. [ — acıh-landırmah]
acı yağ İlâç için saklanan ayı yağı. (Çamlıköy -Gm.)
acı yavşan Yavşan otu, veronica denilen ve kaynamış suyu ağrılara ilâç olarak kullanılan bir bitki. (-Uş.; Y. Bademli,”Şarki Karaağaç, “Eğridir ve köyleri, Gönen -Isp.; Pazaravdan “Bucak -Brd.; -Kü.; “Sivrihisar, Bozan —Es.; “Reyhanlı -Hat.;. Çukurbağ, Uğurlu, “Ermenek, “Seydişehir -Kn.; Çukurbağ “Kaş, Güzelsu “Akseki, Karadere “Gündoğmuş -Ant.; “Silifke, “Anamur, “Mut köyleri -İç.)
acı yeri Ölü evi. (Görmel “Ermenek -Kn.)
acı yeşil Koyu yeşil, yaprak yeşili. (-Sm.)
acı yonca 1. Hayvan yemi olarak kullanılan, küçük ve koyu yeşil yapraklı yabani yonca. (Akçaşar “Eğridir -Isp.; Ekse “Çal, “Sarayköy köyleri, Ovacık “Tavas —Dz.; “İnegöl, -Brs.; -Kü.; “Kargı -Ks.; *KurŞunlu -Çkr.; Dereköy —To.; “Hozat -Tn.; -El. köyleri) 2. İlk biçilen yonca. (Pazaravdan “Bucak -Brd.; “Elmah -Ant.)
acıysam, adıysam Halbuki, oysaki. (-Kn.)
acızlıh Bıkkınlık, usanç. (Uluşiran
“Şiran -Gm.) aciz tutmak Kötü kullanmak: Senin
oğlan öküzleri çok aciz tutuyor.
(İğneciler “Mudurnu -Bo.) âci Kimsesiz, başıboş çocuk. (-Md.) acibicik Kışın yaylalarda biten bir
ot. (Akçay “Elmalı -Ant.) acica [ — acırak (I) ] acice (I) [ —»• acırak (I) ] acice (II) [ — acıca (II) ] aci cehre Bahçe kenarlarında yetişen
ve üzümden küçük, siyah meyvası
olan bodur bir ağaç. (-Vn.) acicik [ —»• accık ]
acidamak Azgın hayvanlara takılan bir çeşit gem. (“Antakya ve köyleri -Hat.)
aci ekmeği Ölü evine komşu veya akrabanın gönderdiği yemek.(“Şavşat -Ar.)
acigici Acı, tatlı herşey : Çocuklar, acigici ellerine ne geçse yiyor. (“Afşin, “Elbistan -Mr.) aci hamur [ — acı hamur ] acik [ — accık ] acilenmek [ —»¦ acılanmak ] acımık [ —*¦ acımık (I) - 2 ] acimik [ — acımık (I) - 2 ] acir 1. [ — acır -1] 2. [ — acır - 2 ] aciş, açış Küs, dargın, gücenik : Biz
Ayşe ih acişiz. (-Or.) acişmah [ — acışmak (I) - 3 ] acişmek [ —»¦ acışmak (I) -1 ] acive Sepete tane halinde basılmış
hurma. (“Antakya -Hat.) aciye Yalnız başı yıkayıp taramayı bildirir. (“Kangal ve bazı köyleri -Sv.)
aco (I) 1. [ -* aca (I) -1 ] 2. [¦-»• aca (I) - 2 ] 3. Bacı, kız kardeş. (Demirci “Şavşat —Ar.)

9
aco (II) Pamuk ipliğinden dokunmuş
çul. (-Mr. ve çevresi) acoğ [ -» acığ (I) - 2 ] acolmak [ -» acalmak (II) ] acor (I) [ — acır -1 ] acor (II) Ağacın dip filizi. (*Erciş
-Vn.)
acorranmak Kuruyan ağaç yeniden yeşermek. (*Erciş -Vn.)
acot Peygamber çiçeği, düğme çiçeği. (Karamanlı “Tefenni -Brd.)
acu (I) [ -» aca (I) -1 ]
acu (II) Sert kabuklu meyva çekirdeği. (-Md.)
acuce [ — acıca (II) ]
acucuh [ — accık ]
acucuk [ -» âccık ]
acuç 1. Avuç. (»Zile -To.) 2. Bir avuç miktarı nesne. (*Zile -To.)
acuğ 1. [ — acığ (I) - 2 ] 2. [ acığ (I) - 3]
acuğ vermek Küserek fit vermek. (-Bt.)
acuh (I) Acılık: Mısırda, acuh var.
(Uluşiran * Şiran -Gm.) acuh (II) İ. Yenge. (‘Divriği -Sv.)
2. Hala, (‘Divriği -Sv.) 3. Teyze.
(‘Divriği -Sv.) acuh (III) [ -» accık ] acuhlandırmah [ — acıhlandırmah ] acuhlamnah [ — acıhlanmah ] acuk (I) [acuk beknıezi ] 1. [ — acal-
ma] 2. Yabani elmadan yapılan
pekmez. (‘Çarşamba, *Terme-Sm.)
[acuk bekmezi]: (-Sm.) acuk (II) [ —» accık] acuk (III) Dişihk organı. (—Ks.) acuk bekmezi [ acuk (I) -2 ] acumuk (I) 1. [—*acımık (I) -1 ]
2. [-»acımık (I) -2] acumuk (II) [ --» acırak (I) ]
55

acur (I) 1. [ —» acır - 1] 2. [ —*• acır
- 2 ] 3. Sarı, üzeri çizgili, tohumluk büyük hıyar. (*Düzce -Bo.) 4. Sarı renkli, uzun bir çeşit kavun. (Bergaz *Ezine -Çkl.) 5. Ham kavun. (‘Lalapaşa -Ed.) 6. Bü-yümemiş karpuz. (-Dy.) 7. [ — acu
- 3 ] 8. Bir çeşit pancar otu. (Ulu-şiran ‘Şiran -Gm.)
acur (II) Yemeğe konulan yağ, soğan, tuz ve benzeri şeyler. (Teke-rahma ‘Gürün -Sv.)
acur (III) Yılların etkisiyle yıpranmış, eskimiş şey: Sofadaki acur kilimin yerine acarını aldım. (Tön-gel ‘Kavak -Sm.)
acur (IV) Yenilmez, yılmaz, sert adam. (Yolüstü ‘Ardanuç —Ar.)
acure [ — acır -1 ]
acuruk [ — acır- -1 ]
acuva Kurumuş hurma tanesi. (Kıbrıs)
acük [ — accık ] aciikten [ —» açıktan ]
aç 1. Yoksul. (‘Ağın—EL; ‘Divriği -Sv.; ‘Tarsus -İç.) 2. Açgözlü. (‘Ağın -El.; ‘Divriği -Sv.; ‘Tarsus —İç.)
Şç Ağaç. (Hasanoğlan —Ank.)
a çaça Yayvan. (Ersis ‘Yusufeli -Ar.)
açacah 1. [-»açacak (I) -1] 2. [ - açacak (I) - 2 ]
açacak (I) [accak, açacah -1, 2; açan (111), açar -1, 2; açcah, açcak -1, 2; aç çak -1, 2; açecek, açgı (1) -1, 2; açgıç, açıCah, açıcak, açıcek, açkaç, açkı (I) -1,2; açkıç, açkır, açkış, açku (1)]1. Anahtar. (İshakh ‘Bolvadin -Af.; Yakaköy ‘Gelendost —Isp,; Akçaköy ‘Yeşilova, Yayla ‘Tefenni -Brd.; Alâet-
56
tin “Acıpayam -Dz.; Dallıca “Nazilli -Ay.; Çıplak, Halıköy “ödemiş -îz.; Emre “Kula -Mn.; “İznik -Brs.; -Ba.; Fili “Biga, “Bayramiç -Çkl.; Domaniç “Tavşanlı -Kü.; Sarıkavak, Şücaattin “Seyitgazi —Es.; “Kandıra —Kc; Küçükahmet “Düzce -Bo.; Cumayanı -Zn.; “Kargı, -Ks.; İzmirli “Sungurlu, Toy-hana “İskilip -Çr.; “Zile ve çevresi, “Erbaa, “Niksar, Çilebane “Reşadiye, Altuntaş -To.; “Ünye, Uzun-musa -Or.; Güneyce -Rz.; “Ardanuç ve köyleri, Yoncalı, Tepeköy, Ça-yağzı “Şavşat, -Ar.; ölçek, “Ardahan -Kr.; Ergân -Eze; -Sr.; -Dy.; Bizmişen -EL; Karaözü “Gemerek, Ağrakos “Suşehri -Sv.; Bektaşh “Boğazlıyan, “Çayıralan, Cihanpaşa -Yz.; Solakuşağı “Şerefli Koçhisar, “Balâ ve köyleri, “Keskin ve köyleri, Çalış “Haymana —Ank.; Sadıkalı “Avanos, “Çiçekdağı çevresi —Krş. köyleri; -Nğ.; Atlandı, Kölukısa “Kadınhanı, Yenice “‘Akşehir, Osmaniye “Ilgın, Zıvank, Camili-mescitli -Kn.; Çömelek “Mut -İç.; Genek “Yatağan _-Mğ.; Kayapa -Ed.; Çavuşköy “Babaeski, “Lüleburgaz ve çevresi -Krk.) [accak j : (Gönen -Isp.; Kösten -Dz.)
[açacah -1J : (“Zile -To.; Düzenli “Şavşat -Ar.;-EL; Kürtü, “Şerefli Koçhisar —Ank.; Hatip —Kn.) [açan (III) ] s (Burhaniye “Dinar -Af.)
[açar -1]: (Emircik “Çivril —Dz.; -Mn.; Çay “Söğüt —Bil.; “Vezirköprü, “Havza, “Lâdik —Sm.; Varay, -Ama.; Irmaklar “Ardanuç, Uşbum “Yusufeli, Çağlıyan, Meydancık
“Şavşat -Ar.; Kızılçakçak “Arpaçay, “İğdır ve çevresi, “Sarıkamış, -Kr.; -Ezm.; -Ağ.; Tutmaç -Sv.; -Nğ.; “Kozan köyleri -Ada.) [açcah] : (“Akhisar-Mn.; “Kaman -Ank”)
[açcak -1 ] : (Alâettin, Yeşilyuva “Acıpayam, Işıklı “Çivril -Dz.) [aççak -1] : (Kızılhisar “Acıpayam -Dz.; “iznik -Brs.; -Nğ.; Kayapa -Ed.)
[açeçek ] : (Reşadiye “Çivril -Dz.) [açgı (I) -1] : (“Karşıyaka -İz.; Yeniköy -Ba.; “Kandıra -Kc; -Nğ.; Genek “Yatağan -Mğ.) [açgıç] : (Çarşamba -Dy.; Karaözü “Gemerek -Sv.; -Nğ.) [açıcak ] : (Kavak “Yeşilova -Brd.; -Gr. köyleri; Kayapa -Ed.) [açıcek] : (Hacılar -Brd.) [açkaç] : (-Kn. ve çevresi) [açkı(I)-l] s (Salihler “Emirdağ -Af.; Hamidiye, Hamallar “Keçiborlu -Isp.; Başçeşme -Dz.; Kızıl-caören -Kü.; Pazarcık “Bozöyük -Bil.; Altunzade “Karamürsel, Tuzla * Gebze -Kc.; Kozlukadı “Devrek, Ortaköy “Ereğli, Cumayanı, —Zn”.; “Cide —Ks.; Gölpazarı “Kurşunlu -Çkr.;-Dy.;-Nğ.; Karakuyu “Saimbeyli, “Kadirli, “Kozan Jcöyleri, Değirmenocağı “Osmaniye, Şıhşamı, Akçalıuşağı -Ada.; -Ed.; Kadıköy, Sofular, Tatarh “Saray -Tk.) [açkıç] : (-Brs.; Ballı “Malkara -Tk.)
[açkır] : (“Kurşunlu, “İlgaz, -Çkr. köyleri; -Nğ.)
[açkış] : (Çilehane “Reşadiye —To.) [açku(I)] : (“Gerze -Sn.) 2. Kalem açacağı. (-Kü.;.”Taşköprü, “Cide -Ks.; “Zile çevresi, Kızık

¦Artova -To.; *Ağın -EL; ¦Kırıkhan, “Hassa -Hat.; “Divriği, “Zara, Yukarıkale “Koyulhisar, -Sv.; Camili “Ayaş -Ank.; -Ada.; -îç.) [açacah-2] s (Hayati “Erbaa -To.; -El.)
[açcak-2]: (-Kü.)
[aççak -2] : (-Kü.)
[açgı (I)-2] : (Höketçe “Saimbeyli
-Ada.)
[açıcah] : (Hayati “Erbaa -To.) [açkı(î)-2] : (Uluköy “Dinar -Af.; Aziziye -Brd.; Çırpılar “Bayramiç -Çkl.; -Ks.; “Antakya -Hat.; Totak, Yaraşlı, İkizce “Haymana -Ank.)
3. Tirbuşon, ingiliz anahtarı ve tornavida gibi açıcı aletler. (“Antakya -Hat.)
[açar -2] : (Kerkük) açacak (II) Bilmece. (Çayağzı “Şavşat -Ar.)
âçagatıh Yağsız ve süzülmüş yoğurtT tan yapılan peynir. (“Mucur-Nş.)
a çağız Boşboğaz, ukalâ. (Kozağaç “Tefenni -Brd.)
açağraz [.—* acarıh]
açah Açık, kapalı olmıyan. (-Bt.)
açal Yeni doğmuş erkek buzağı. (Mapavri ve köyleri —Rz.)
aç alavan [acaca (II), âc alavan, aç ezber, aç tağsır, aç tâsır] Aç açma, açken: Aç alavan çapa vurulmaz. (Çepnidere “Turgutlu ‘-JVln.; Hacı-ahmet, “Düzce -Bo.; Çalış “Haymana, Solakuşağı “Şerefli Koçhisar -Ank.; Avşar aşireti, Fakıekihciliği “Pınarbaşı —Ky.; “Nizip, “Kilis -Gaz.)
[acaca (II)]: (Yaybi “Tefenni-Brd.) [acalavan]: (-Gaz.; “ŞerefliKoçhisar -Ank.)
57

[aç ezber ] : (“Divriği -Sv.)
[aç tağsır ] : (Güney “Yeşilova
-Brd.)
[aç tâsır ] : (-Ed.)
âçalık Iş yaparken giyilen uzun ve geniş don. (-Es.)
açamak Mısır unundan yapılıp üstüne tereyağı dökülen yemek. (-Ay.)
açan (I) 1. Ne zaman ki, —diği vakit. (—Es.; —Tr. ilce ve köyleri; Dağı-nıksu, -Rz.; Ceylânköy “Lüleburgaz —Krk.) 2. Madem, madem ki. (—Tr. ilce ve köyleri; Kadıköy, Tatarlı, Osmanh, Ahırköy “Saray -Tk.)
açan (II) Ne yazık:-Açan, ben gelinceye kadar ölmüş. (îsmetiye —Brs.)
açan (III) [ — açacak (I) -1 ]
açar 1. [ —*• açacak (I) -1] 2. [ — açacak (I) - 3 ]
açaçlamak [ — acarlamak (I) -1]
açaray Nisan: Açaray yağmurları başladı. (-Dy.)
açaruk [ — acarıh ]
açasma Açık olarak, açık durumda. Bezi açasma ser. (“Zara -Sv.)
açasıya Açıncıya kadar, açmadan önce: Paket açasıya yırtıldı. (“Zara -Sv.)
aç boğaz (I) Aç gözlü, gözü doymaz. (Ilyas “Keçiborlu —Isp.)
aç boğaz, aç bugaz (II) Yiyip, içmesi kendine ait, yemeksiz tutulan gündelikçi. (“Merzifon, -Ama.)
açcah [ — açacak (I) -1 ]
açcak 1. [-»açacak (I) -1] 2. [-*¦ açacak (I) - 2 ]
açeık [ — accık ]
accıktan [ —• açıktan ]
açcuh [—*¦ accık]
açcuk [ accık ]
58
aççak 1. [—»açacak (I) -1] 2. [ -» açacak (I) - 2 ]
aç çardak Helâ. (Karakuş ‘Ünye -Or.)
aç çık [ —» accık ]
âççıkça [ —» accık ]
aççi etmek Vurmak, döğmek, dayak atmak (çocuk dilinde). (-Gaz.)
aççik [ —» accık ]
açecek [ —» açacak (I) -1 ]
aç ezber [ —» aç alavan ]
açgı (I) [açkı (1) -3] 1. [.—»açacak (I) -1 ] 2. [ -» açacak (I) - 2 ] 3. Demircilerin, baltanın deliğini açıp, genişletmek için kullandıkları aygıt. (-İst.) [açkı (I) -3] : (-İst.)
açgı (II) [açım (I), açkı (II), açku (II), açma (III) -1] Oklava ile açılmış hamur, yufka. (‘Alaşehir -Mn.; -Sm.; Harşit bucağı köyleri ‘Torul -Gm.) [açım (I)] : (-Sm.) [açkı (II)] : (‘Turgutlu -Mn.; -Sm.; ‘Ünye -Or.; ‘Tirebolu, ‘Görele -Gr.; ‘Antakya -Hat.; Kıbrıs) [açku (II)]: (Mencilis ‘Keşap, ‘Tirebolu —Gr.)
[açma (III) -1] : (Nudra ‘Şarki Karaağaç —Isp.)
açgı (III) paçkı (III)] Kilim, halı gibi yaygı, sergi. (-Gaz.) [açkı (III)] : (-Gaz.)
açgıcı [açkıcı] Yufka açan, yufkacı. (‘Alaşehir -Mri.) [açkıcı] : (‘Tire -İz.; ‘Alaşehir -Mn.; -Brs.; ‘Antakya -Hat.)
»Çg10 [ açacak (I) -1]
açgöz Aç gözlü. (İncesu ‘Dinar -Af.; İsabey ‘Çal -Dz.; Aslanköy ‘Mersin —İç.)
açıeah [—»açacak (I) -1]
açıcak [ —» açacak (I) -1 ]
açıcek .[ —» açacak (I) -1 ]
açıcuk’ [ —» accık ]
açıgaz Çocukların atlı karınca denilen eğlence aracı. (-Ur.)
a çığır ak Açıkça renkli: Badana açı-ğırak olmuş. (‘Silifke -İç.; ‘Afşin -Mr.)
açıh [ —» açık (I) ]
açıh ekmek Pide. (-Ur.)
açıhhh ‘ [ —* açkı tahtası]
açık (I) [açıh] Uzak, ırak : Bu su evden çok açık. (Adatepe ‘Devrek, Cumayanı -Zn.; ‘Alaçam, —Sm.; ‘Zile -To.; Nefsiköseli ‘Görele -Gr.; ‘Kelkit çevresi -Gm.; ‘Ardahan -Kr.; ‘Zara -Sv.; Kıbrıs) [açıh]: (-Dy.)
açık (II) [açkut] Orman içindeki ağaçsız, çıplak yer: Sığırı, büyük gürgendeki açığa- al. (Zara -Ama.) [açkut]: (Kaptanpaşa *Çayeli-Rz.)
açık (III) Kahve cezvesi. (Karaku-zu ‘Menemen -İz.; Dere -Mn.)
açık (IV) Kızlığı bozulmuş: Kızcağızı açıktır diye babasına-geri göndermişler. (‘Bor, -Nğ.)
açık ağız [açık ağızlı -1, 2] 1. Boşboğaz, geveze. (İlyas ‘Keçiborlu, Banus ‘Eğridir —Isp.; Örencik ‘Yeşilova -Brd.; Moraca ‘Çal, Alâ-eddin ‘Acıpayam -Dz.; Alamut, ‘Bozdoğan -Ay.; -Or.; -Gm.; Kışla, ‘Elmah -Ant.) [açık ağızlı -1] : (Dişli ‘Bolvadin -Af.; Kumdanlı ‘Yalvaç, •Senir, Kozluca ‘Keçiborlu, Yassıviran ‘Senirkent, *Gelendost,Tahtaci aşireti —Isp.; Salda, Akçaköy ‘Yeşüo-va —Brd.; Ekse, İsabey, Bekilli ‘Çal, Çıtak ‘Çivril, Bereketli ‘Tavas, ‘Sarayköy -Dz.; -Mn.; Ömer-

59
köy, Demirkapı, “Susurluk, -Ba.; Fili “Biga, Evreşe, “Gelibolu -Çkl.; Ismetiye -Brs.; “Bozan -Es.; -Bo.; Baklalı “Çatalca —İst.; “Alaçam -Sm.; Çilehane “Reşadiye, Çayır, “Zile, Kızılköy -To.; Zile “Mesudiye -Or.; Denizli “Vakfıkebir, Küçükhol “Of, -Tr.; Süle -Gm.; Çayağzı “Şavşat -Ar.; “Ardahan -Kr.; Ergân -Eze; Keçek “Oltu -Ezm.; Karaözü “Gemerek, Çöplü “Gürün -Sv.; Gökçekışla -Yz.; -Ed.; “Lüleburgaz ve köyleri -Krk.; “Saray -Tk.)
2. Aptal, salak. (Danışman “Fatsa -Or.; Güneyce -Rz.) [açık ağızlı -2] : (“Bandırma, -Ba.; Bozan -Es.; -Gr. köyleri; Süle -Gm.; Sosunga “Çayırlı -Eze.; “Lüleburgaz ve köyleri -Krk.)
açık ağızlı 1. [ —*¦ açık ağız -1] 2. [ —*¦ açık ağız - 2 ] 3. Tembeİ. (“Bergama -İz.)
açıkak [ — acıkak - 2 ]
açık ayak Tulumbacı yürüyüş deyimlerinden. (-İst.)
açık börek Ortası açık bırakılarak pişirilen börek. (“Fethiye -Mğ.)
açıkçı Beleşçi, bedavadan geçmen. (“Mersin, “Tarsus -İç.'; -Ada.)
açık düşmek Pehlivanlıkta göbek yarı görünmek. (Irmaksırtı “Çarşamba -Sm.)
açık ekmek [açma (III) ;2] 1. Pide, ince tandır ekmeği. (“Zile -To.; Sosunga “Çayırlı -Eze; Süle -Gm.; “İğdır ve çevresi-Kr.; -Sr.; “Nazimiye, “Hozat -Tn.; -Mİ.; -Gaz.; -Mr.; “Antakya -Hat.; Şahin “Divriği, “Gürün, Karaözü “Gemerek, -Sv.)
[açma (III) -2] : (-Ama.)
2. Yufka ekmeği. (Sosunga “Çayırlı -Eze; Şahin “Divriği, Karaözü “Gemerek -Sv.)
açık el Cömert. (Oğuz “Acıpayam -Dz.; “Bandırma -Ba.)
açık eşkin [accık eşkin] Atın sık ve çevik adımlarla yürüyüşü. (Pazar-avdan “Bucak, Aziziye -Brd.; Irgıl-lı “Çivril -Dz.; Kemaliye “Alaşehir -Mn.; Pelitköy “Edremit -Ba.; -Kü.; “İnegöl, -Brs.; Bozan -Es.; “Çatalca -İst.; “Kandıra -Kc; Genek -Çkr.; “Merzifon -Ama.; “Kilis -Gaz.; “Göksün ve köyleri -Mr.; “Divriği, “Şarkışla ve çevresi —Sv.; Avşar ve Türkmen aşiretleri “Pınarbaşı -Ky.; “Avanos köyleri -Nş.; Bahçeli “Bor, -Nğ.; Uğurlu “Ermenek, “Hadım ve köyleri -Kn.; “Mut köyleri -İç.; -Ant.) [accık eşkin] : (Eymir “Bozdoğan
-Ay.)
açık kapı 1. Misafiri bol ev. (Karadere, Kayabaşı, “İkizdere —Rz.) 2. Herkese açık olan misafirhane. (Çepni “Şarkışla -Sv.)
açık köşe Misafir odası. (“Bergama -İz.)
açıklar alayı İşsiz güçsüz, boş gezenler zümresi : Kardeşiniz ne iş yapıyor? Açıklar alayındandır. (“Bor, -Nğ.)
açık seçik 1. İyice belli, belirli. (“Düzce -Bo.) 2. Açık saçık. (“Afşin “Elbistan -Mr.)
açıktan [ — açıktan. ]
açık yiv 1. Üst dudakta bıyıkların ortasında, burna doğru uzanan çukurluk. (Senir “Keçiborlu -Isp.; “Lapseki -Çkl.) 2. Elbiselerin dikiş yeri. (Sarıidris “Eğridir -Isp.)

60
açkı (IV) Cilâ, perdah. (-Brs.)
açkı açmak Yufka açmak. (»Tirebolu -Gr.)
açkıcı [ -» açgıcı ]
açkıcdık Derileri parlatma sanatı. (-Mğ.)
açkıç [ -* açacak (I) -1]
açkı çubuğu [ —» açkı (I) - 6 ]
açkdık 1. Yufka açmak için kullanılan un, nişasta v.b., uğra. (-Brd.; Darısekisi, Gözne *Mersin -İç.) 2. Hamur açmağa elverişli özlü ün. (Dalhca *Nazilli -Ay.; *Tire -İz.; -To.; »Görele, »Tirebolu, »Keşap, »Bulancak -Gr.; Harşit bucağı köyleri »Torul -Gm.; »Aktakya -Hat.)
açkı makinesi [ —» açkı (î) - 5]
açkır [ —açacak (I) -1]
açkı sofrası [ ~» açkı tahtası ]
açkış [ — açacak (I) -1]
açkı tahtası [açkı sofrası, açıhlıh] Üzerinde yufka açılan yahut hamur işleri yapılan uzun veya yuvarlak tahta. (»Görele -Gr.; »Bayburt köyleri -Gm.; Kıbrıs) [açkı sofrası ] : (-Or. ve köyleri) [açıhlıh] : (-Dy.)
açku (I) [ -» açacak (I) -1]
açku (II) [-»açgı (II)]
açkun Fıçıların içini temizlemekte kullanılan yassı bir alet. (Çataldere »Çayeli -Rz.)
açkut [ — açık (II) ]
açma (I) [açmtı] 1. Orman içinde veya fundalıkta yakılarak, köklenerek açılan tarla. (Sığma »Sarayköy -Dz.; Yeniköy,-Ba.; »İnegöl, -Brs.; »Akyazı çevresi -Sk.; »Kandıra -Kc; Bayındır »Göynük, »Düzce, -Bo; ve dağ köyleri; Aliköy, Çaycuma, »Bartın -Zn.; -Sn. çevresi; -Sm. köyleri; -Ama.; -Tr. köyleri;

açıl yumul böceği Teşbih böceği. (*Oğuzeli -Gaz.)
acun (I) [ -» açgı (II) ]
acun (II) Her tütün denginde sıra-siyle “daban”, “mezar” ve “kapak” adlı dizilerin üzerine yerleştirilen en iyi cins sekiz sıra. (-Sm. ve çevresi)
açındı Yufkası kolay açılabilen özlü hamur. (*Bor -Nğ.)
açım vermek Kıvamında yoğrulduğu ve özlü olduğu için hamurun yufkası kolay açılmak. (*Bor -Nğ.)
açınmak Açılmak, görünmek : Eli görür açınır, beni görür ı kaçınır. (*Bor -Nğ.; *Zara -Sv.; Bekilli *Çal -Dz.)
açmtı [ — açma (I) ]
açikir Buruşuk, büzülmüş, kıvrılmış. (-Bt.)
aç kabadayı 1. Kabadayılık yapan yoksul kimse. (Çiftepınar *Mersin -İç.) 2. ‘Yoksul olduğu halde şuna buna yardım eden. (Çiftepınar*Mer-sin -İç.)
açkaç [ — açacak (I) -1 ]
açkı (I) [açkı çubuğu, açkı makinesi] 1. [ — açacak (I) -1 ] 2. [ — açacak (I) -2] 3. [-»açgı (I) -3] 4. Tahtaları birbirine eklemek için kullanılan bir marangoz aleti. (Yakaköy »Gelendost -Isp.) 5. Tabaklanmış derinin yüzünü parlatmaya yarıyan kalın camdan, silindir şeklinde bir alet. (*Ezine-Çkl.; —Brs.; -Ed.)
[açkı makinesi] : (—İst.)
6. Oklava. (Cumayanı -Zn.;
Dağınıksu —Rz.; * Antakya —Hat.;
-Yz.)
[açkı çubuğu] : (*Görele -Gr.) açkı (II) [-»açgı (II)] açkı (III) [-* açgı (III)]
61
*Şavşat köyleri, Bağlıca, “Ardanuç -Ar.; Bey dili “Nallıhan -Ank.; Genek “Yatağan -Mğ.) [a çın 11 ] : (Muğlasm “Tavas -Dz.) 2. Aslında mera olan bir yeri sürerek tarla haline getirme. (-Yz. köyleri)
açma (II) Erik ve kayısı kurusu. (“Bayburt köyleri -Gm.; Çayağzı “Şavşat, “Ardanuç, Ersis, Peterek “Yusufeli -Ar.; -Kr. köyleri; Ta-vusker “Oltu, “Tortum -Ezm.)
açma (III) 1. [-»-açgı (II)] 2. [- açık ekmek - 1]
açma (IV) 1. Atın hızını arttırma, hızlandırma : Atın açılmışı, yiğidin seçilmişi bizim ildedir. (“Zara -Sv.) 2. Avdan yılmış olan atmaca, keklik gibi av hayvanlarını tekrar ava alıştırma. (“Mut köyleri -Iç.)
açma (V) Atın karnını özengiyle kanatıp yara yapma. (“Zara -Sv.)
açma (VI) Sabahtan öğleye kadar devam eden kadın hamamı: Hamama gideceksen açniadan şaşma. (-Sv.)
açma (VII) Bakraç. (Büyükkabaca “Senirkent -Isp.)
açma börek 1. [ — açma makarna - 2] 2. Hamuru çok ince açılan, bir çeşit börek. (-Ky.)
açma makarna [açma börek-1] 1. Yufkadan kesilen «v makarnası, erişte. (Cumayanı -Zn.; Denizli “Vakfıkebir -Tr.) 2. Su böreği. (“Zile -To.; Zile “Mesudiye, Uzunnıusa -Or.; “Tirebolu -Gr.; Ağrakos “Suşehri -Sv.)
[açma börek -1] : (“Tirebolu -Gr.) açmeğun Eşek arısı. (Kaptanpaşa “Çayeli -Rz.)
açril Kesilmiş süt. (Bağlıca “Ardanuç -Ar.)
aç tağsır [ — aç alavan]
aç tâsır [ — aç alavan ]
açu bakan Falcı. (-Rz. ve çevresi)
açuk [ —» acalma]
açuv [ —*¦ acık (II) - 3]
açuvlanmak [ — acıhlanmah]
açuvlu Kızgın, öfkeli. (Çilehane*Re-şadiye, “Zile -To.)
ad Anılacak değer, önem : Bir baş soğanın da adı mı olurmuş? (“Bor -Nğ.)
ada İçi, düden, bataklık ve sazlıklarla, kenarları kovalık ve çayırlarla kaplı otlaklar. (Apa, Darıve-ren “Acıpayam -Dz.)
adâ Üzüntü ile karışık şaşma bildirir, eyvah : Ada ne yaptın, sütü devirdin. (-Brd.; Ortaca “Akşehir -Kn.)
âda 1. Koyu pekmez. (Ürkütlü “Bucak, Karahisar, Garipköy “Tavas -Dz.; “Bozdoğan -Ay.; -Es.; -Çkr.;-EL; “Şerefli Koçhisar -Ank.) 2. Armuttan yapılan pe. mez. (“Kaş köyleri -Ant.)
âdâ Ağabey : Âdâ pazara gitti. (Ka-vakiçi, Yenice “Simav -Kü.)
ada düdüğü 1. Ağaçtan yapılmış uzun kaval. (Çepni “Gemerek —Sv.; Solakuşağı “Şerefli Koçhisar, -Ank. çevresi; —Krş.) 2. Söğüt dalından yapılmış düdük. (-Ank. çevresi) 3. Ney. (-Çkr.)
adagöde İnsan ve hayvan vücudunun aşırı derecede şiştiğini anlatır: Arı sokunca çocuğun yüzü adagöde şişmiş. (Çerdin -Brd.; “Keçiborlu ve çevresi -Isp.; -Brs.; ALıyuııt -Kü.; Bozan, -Es.; Çalış, Yaraşlı “Haymana -Ank.; Bahçeli, “Bor, -Nğ.)

62
adağa [adağı] Tavlanmış, ekin ekilecek duruma gelmiş toprak. (Men-cilis *Keşap -Gr.; * Kozan, Mansur-lu -Ada.)
[adağı] : (Kuyuluk, *Kozan -Ada.) adağı [ —*¦ adağa]
adağlamah Bir kızı birine nişanlamak. (Kerkük)
adağlanmah, adahlanmah Kız nişanlanmak. (Kerkük)
adağlı [ — adaklı - 2 ]
adah Adak, nezir. (*Zile -To.; Tekke -Gm.; *Divriği, Karaözü »Gemerek -Sv.; Sarıhamzalı * Sorgun -Yz.; Emirler »Ulukışla -Nğ.)
adahlamah [ — adaklamak]
adalılı 1. [ -+ adaklı -1] 2. [ -» adaklı -2]
adak (I) 1. Yağlı çörek. (Eber »Dinar -Af.) 2. El büyüklüğünde küçük ekmek. (Örencik »Yeşilova -Brd.) 3. Küçük çocuklara, çokça perşembe günü dağıtılan şeker, üzüm, badem içi v.b. çerez. (Bademli »Dinar-Af.; Aziziye -Brd.)
adak (II) Çocuğun ilk adımları. (»Turhal -To.)
adak adak Azar azar. (Ȇnye -Or.)
adak etmek 1. Adamak, vadetmck. (»Senirkent -Isp.; »Tefenni -Brd.; »Sarayköy köyleri, Çardak -Dz.; »Akhisar köyleri —Mn.; »Kurşunlu -Çkr.;.*Ersis, »Yusufeli -Ar.; -Kr.; »Kilis -Gaz.; Eldelek »Elbistan, »Çoğulhan, »Afşin -Mr.; »Reyhanlı, »Kırıkhan, Amik, Gâvurdağı -Hat.) 2. Adağı yerine getirmek. (Yayla »Tefenni —Brd.) 3. Hayır yaparak öksüz ve yoksulları doyurmak. (Hocalar »Sandıklı -Af.)
adaklamak [adahlamah] Küçük çocuk yeni yürümeğe başlamak. (So-
fular »Eğridir -Isp.; Devri »Bucak -Brd.; »Ahlat -Bt.; »Ermenek -Kn.; »Silifke, -Iç.; Yerkesik çevresi -Mğ.)
[adahlamah] : (»Taşburun, »İğdır, Kızılçakçak »Arpaçay -Kr.) adaklı [adağlı, adalılı -1, 2; aday] 1.
Nezredilmiş, varlığı kutsal bir şey uğrana feda edilmiş, adanmış. ( »Dinar -Af.; * Şarki Karaağaç -Isp.; »Sarayköy köyleri -Dz.; -Ba. ve çevresi; »Ayvacık, »Gelibolu, »Bayramiç, »Çan-Çkl.;-Kü.; *Zile-To.; »Kurşunlu -Çkr.; -Sm.; -Gm.; Er-sis »Yusufeli -Ar.; »Reyhanlı, »Antakya -Hat.; »Koyulhisar-Sv.; »Silifke -Iç.; Genek »Yatağan -Mğ.; Kayapa -Ed.) [adalılı -1] : (»Divriği -Sv.)
2. Nişanlı kız. (Kınık -Kü.; -Bo.; »İğdır -Kr.; Kerkük “Karapapak Türkleri”)
[adağlı] : (Kerkük)
[adahlı-2]: (»İğdır -Kr.; Kerkük) [aday] : (»Akyazı çevresi -Sk.; Eldelek »Elbistan -Mr.; -Kn. köyleri)
3. Adak adamış olan: Annem üç gün oruca adaklı. (Çamlıbel »Artova -To.)
adal Erkek dana. (Kaptaııpaşa bucağı köyleri »Çayeli -Rz.)
adalamak (I) Münakaşa etmek, tartışmak. (Hasanoğlan »Silifke -İç.)
adalamak (II) Bir yerin etrafı yağmur sulariyle dolarak ada haline gelmek. (Hurma »Silifke -Iç.)
ada leyleği 1. Irmak kenarlarında bulunan siyah bir kuş. (»Bünyan köyleri -Ky.) 2. Çok uzun boylu adam. (Atabey -Isp.; -Ezm.)

63
adam aldadan kuşu Tarla kuşu. (*İğdır köyleri -Kr.)
adamalı adamakıllı, iyice. (Hacıhamzalı »Tarsus -İç.)
adamıça İnsanca, insana yakışır şekilde. (“Karaçaycadan” Başhöyük »Kadınhanı —Kn.)
adaımk [ adamlıklı -1 ]
adamıklı 1. [—*¦ adamlıklı - 1] 2. [ —»¦ adamıklı - 2] 3. Aklı başında, oturaklı adam. (Kabaklar »Çameliğ -Dz.)
adamıksız [adamlıksız, adamuksuz]
İnsaniyetsiz, kıymet bilmez. (Bademli »Dinar -Af.; Yassıviran »Senirkent, Akçaşar »Eğridir -Isp.; Ağlı »Küre -Ks.; Cibistas »Ardeşen -Rz.; »Bodrum, Genek »Yatağan -Mğ.)
[adamlıksız ] : (Pazaravdan, Devri »Bucak, Aziziye -Brd.; Ekse »Çal, »Sarayköy köyleri -Dz.; »Gümüşhacıköy, »Merzifon -Ama.; -Yz.; Yaraşh »Haymana, Solakuşağı »Şerefli Koçhisar -Ank.; »Bor -Nğ.; Görmel »Ermenek -Kn.) [adamuksuz ] : (-Sm.) adamdık (I) Bağ belleme günlük ölçüsü, bir adamın bir günde belli-yebileceği yer.(»Merzifon ve köyleri -Ama.)
adamdık (II) [adamlığ] İyilik, insaniyet. (Tahtacı aşireti-Isp.; »Merzifon köyleri -Ama.) [adamlığ ] : (Kerkük) adamlak [ — adamlık (I) -1] adamlığ [ — adamdık (II) ] adamlık [ - adamlık (I) -1 ] adanıldık [ —» adamlıklı -1 ] adamlık (I) [adamlak, adanıldı] 1. Düğün veya bayramlarda giyilen elbise, yabanlık. (Yassıviran »Se-
nirkent -Isp.; Bereketli »Tavas -Dz.; »Akhisar -Mn.; -Ba. köyleri; İsmetiye -Brs.; -Kü.; Çayırdere »Silivri -İst.; »Alaçam -Sm.; Biz-mişen -El.; »Silifke-İç.; Çavuşköy »Babaeski -Krk.; Büyükmanika »Saray -Tk.)
[adamlak] : (»Gelendost —Isp.) [adanıldı] : (»Gürün -Sv.) 2. İçi pamuklu erkek hırkası. (Ka-rasenir »Boğazlıyan —Yz.) adamlık (II) 1. Evlerde erkeklerin oturduğu yer, sedir. (Körküler »Yalvaç -Isp.) 2. Misafir odası. (-Ba.) adamlıklı [adamık. adamıklı -1, 2; adamhhlı, adamlohli, adamuhlu, adamuklu -1] 1. Hatır, gönül sayan, insaniyetli. (Çiftlik »Dinar, Dişli »Bolvadin -Af. ; Senir »Keçiborlu, Yakaköy »Gelendost -Isp.; Devri »Bucak, Akçaköy, Örencik »Yeşilova, Yayla »Tefenni -Brd.; Alâeddin »Acıpayam —Dz.; Dallıca »Nazilli -Ay.; Beşkarış »Altıntaş —Kü.; »Bartın —Zn.; —Ks.; »Merzifon köyleri, Varay -Ama.; »İskilip —Çr. ve çevresi; »Zile ve çevresi, Kızılköy -To.; Danışman »Fatsa, Zile »Mesudiye, Şıhlar, Uzunmusa -Or.; -Gm. ilce ve köyleri; -Eze; -Vn.; »Reyhanlı ve Amik Ovası Türkmenleri -Hat.; Ka-yalıpmar »Yıldızeli, »Zara, Tutmaç -Sv.; »Sorgun, -Yz. ve köyleri; Solakuşağı »Şerefli Koçhisar —Ank.; »Bor -Nğ.; Çukurbağ, Görmel, »Ermenek -Kn.; »Karaisalı —Ada.; Gözne ve çevresi »Mersin —İç.; Kışla »Elmalı, Güzelsu »Akseki, Çomaklı »Korkuteli -Ant.) [adamık] : (Çaltı »Gelendost —Isp.) [adamıklı -1] : (Yassıviran »Senir-

64
Bizim paranın adarı doldu. (“Çarşamba -Sm.; -Kn.)
adar (III) Taraftar, omuzdaş: Adarlarını al, karşıma çık. (Tepelice “Bozkır -Kn.)
adar (IV) Mart ayı. (-Bt. ve köyleri)
adarı yetmek Kemale ermek, olgunlaşmak. (“Boyabat -Sn.)
adarsız Müddeti dolmamış, vakitsiz: Bı kuzu adarsız doğdu. (“Çerkeş -Çkr.)
adaşız, adaysız Çok ağhyan, huysuz küçük çocuk. (“Silifke -İç.)
ada soğanı Urginea maritima, lilia ceae. (Tokça “Çivril —Dz.; Örencils “Yeşilova -Brd.; -İst.)
adaş [adeş-1, 2] 1. Dost, arkadaş. (İncesu “Dinar -Af.; Senir “Keçiborlu, İlegüp “Uluborlu, Körküler “Yalvaç, Banus “Eğridir, “Gelendost, Sağrak “Sütçüler, Yassıviran “Senirkent, “Şarki Karaağaç -Isp.; Gökçeyaka, Kayadibi “Yeşilova -Brd.; İğdir “Çivril, Kızılca “Tavas, Köstön -Dz.; Evreşe “Gelibolu, Fili “Biga -Çkl.; İsmetiye -Brs.; “Sivrihisar -Es.; “Düzce -Bo.; Cumayanı -Zn.; Hacavera “Maçka -Tr.; Bağlıca “Ardanuç -Ar.; “Ardahan -Kr.; -Eze. köyleri; “Divriği köyleri -Sv.; “Bor -Nğ.; “Karaman -Kn.; Tece “Mersin -İç.; Ya-kabağ “Fethiye -Mğ.; -Ed.) [adeş -1] : (“Dinar -Af.; Hacılar, Akkaya -Brd.; Ortaköy “Çal -Dz.; “Elmalı -Ant.)
2. Kardeş, kardeş edinilmiş olan. (Geresin “Keçiborlu -Isp.; Kayadibi “Yeşilova -Brd.; Evreşe “Gelibolu -Çkl.; Cumayanı -Zn.; “Zile, -To.; Hacavera “Maçka -Tr.; -Ezm.; “Ereğli -Kn.) [adeş -2] : (Yenice “Emet -Kü.)

kent, Kumdanh * Yalvaç -Isp.; Kızılköy -To.; Karakuş bucağı köyleri *Ünye -Or.; Cibistas *Ardeşen -Rz.) [adamlıhlı] : (“Erciş -Vn.) [adamlohli] : (-Bt.) [adamuhlu] : (Kızılköy -To.) [adamuklu -1] : (-Sm,; -Or.; -Gr. köyleri; Harşit bucağı köyleri “Torul —Gm.)
2. Terbiyeli. (“Merzifon köyleri —Ama.; Çomakb “Korkuteli —Ant.) [adamıkh-2] : (Karakuş bucağı köyleri “Ünye -Or.) 3. Konuk sever. (Cumayanı -Zn.; “Zara, Tutmaç -Sv.)
adandıksız [ — adamıksız ]
adamlohli [ — adamlıktı -1]
adam otu Mandragora officinalis.
(Kozak “Bergama —Iz.) adamsmmak Adam yerine konmak.
(*Kırıkhan,Amik ovası, Gâvurdağı
-Hat.)
adamuhlu [ — adamlıklı -1] adamuklu 1. [ —» adamlıklı -1] 2.
Cana yakın, sıcak kanlı. (—Or.)
adamuksuz [— adamıksız]
adana Ormancılıkta bir kereste çeşidi. (“Silifke -İç.)
adanak [ — adanat]
adanat [adanak] Ekin demetlerini arabaya yüklemekte kullanılan üç çatallı alet, dirgen, anadut. (“Dinar köyleri —Af.; Kurna, Çerçin —Brd.; Ekse “Çal, İshaklı “Çivril, “Acıpayam, -Dz. köyleri) [adanak ] : (Gökçeyaka “Yeşilova -Brd.;, Sığma “Sarayköy -Dz.)
adar (I) Olgunluk, erginlik. (“Boyabat -Sn.)
adar (II) Müddet, mühlet, zaman:
65
adaşmak Çocuklar, oyunda ad seçerek eş olmak. (*Ünye -Or.; *Gürün -Sv.)
aday [ — adaklı - 2 ]
ada yavrusu Bir çifte küçük balıkçı kayığı. (“İzmit —Kc; —Isp.)
ad çekici 1. İftiracı, müzevvir. (İn-cirköy *Fethiye -Mğ.) 2. Yaygaracı. (İncirköy “Fethiye —Mğ.)
ad çekmek Bir kişi veya bir aile için kötü şeyler söylemek. (“Elmalı -Ant.)
adda budda Tektük, seyrek, orada burada. (Bayburt “Sarıkamış -Kr.)
addamaç [addamaş] Dere veya çay içine bir adım aralıkla konulmuş geçit taşları, atlamaç. (İrişli, Bayburt “Sarıkamış —Kr.) [addamaş] : (Kızılçakçak “Arpaçay -Kr.; Tutmaç -Sv.)
addamaş [ — addamaç]
addeysa [ — adıysa ]
addım (I) Meşhur, ünlü. (“Erciş-Vn.)
addım (II) Adım. (Taşburun, “İğdır -Kr.)
addır aç Sac üzerindeki yufkayı çevirmeğe yarıyan tahta aygıt.(-Brd.)
addırık Orospu, kahpe .(Hacılar-Brd.)
addırmak 1. Bir sıvıyı fışkırtmak. (Uluğbey “Senirkent -Isp.) 2. Küçük çocuklar sidiği ileri doğru fışkırtarak işemek. (Uluğbey “Senirkent -Isp.)
adduracak Ormanlarda, yüksek yamaçlardan tomruk kaydırılan yer. (Giremez “Araç -Ks.)
ade 1. Abla. (“Demirci -Mn.; Koru “Yalova -İst.; Karahisar, “İncesu, “Develi, Bürüngüz “Bünyan -Ky.; Sabır “Ürgüp -Nş.; Çukurkuyu “Bor -Nğ.) 2. Baba. (“Ağın -EL; Kaledere, “Gürün, Ka-
rak “Yıldızeli, -Sv.) 3. Anne. (“Develi -Ky.)
adece Kuyruğu çok küçük ve cıbz koyun. (“Bodrum -Mğ.)
adel adel Tek tek, kelime kelime (konuşma hakkında): Konuşmanız bizim evde adel adel duyulur. (As-lanköy “Mersin -İç.)
adem Kusur, hata. (Kızılca “Tavas -Dz.)
adese Bir cins siyah üzüm ve bu üzümün ekşi pekmezi. (*Ünye-Or.)
adeş 1. [ —*¦ adaş - 1] 2. [ — adaş - 2] 3. Adaş, adı bir. (Çaltı “Gelendost -Isp.; Hacılar, Akkaya -Brd.; Darı-veren, “Acıpayam, Garipköy “Tavas -Dz.; Furunlu “Bayındır, Özbek “Urla -İz.; Yenice “Emet -Kü.)
adgı (I) Uçları iki duvar üstüne gelmek üzere damı örtmek için kullanılan direk. (-Brd.)
adgı (II) Vergi. “(“Afşin, “Elbistan -Mr.)
ad goşmak Ad koymak. (Koyundere “Ahıska -Kr.)
adı (I) Serseri, ahmak. (Akçaşar “Eğridir -Isp.; “İmranlı -Sv.)
adı (II) Küçük çocuk. (Nudra “Şarki Karaağaç —Isp.)
adı (III) İnsan içine girmiyen, yabani. (Çekek “Yeşilova -Brd.)
adı (IV) Acı anlatan ünlem.. (Çandır “Sütçüler -Isp.; “Kaş köyleri -Ant:)
adı batası Köstebek de denilen çıban, kemik veremi, sıraca. (Akkışla *Bünyan-Ky.)
adı batasıca [adı batmış, adı kala-sıca, adm addara kala, adm bata, admı eller alsın] 1. İlenç. (-Gaz. ve çevresi)
[adı batmış] : (-Kr. köyleri)

66
[adı kalasıca] : (Değirmen »Yeşilova -Brd.)
[adın addara kala] s (»Erciş -Yn.) [adın bata] : (-Kr. köyleri) [adım eller alsın] : (»Acıpayam -Dz.)
2. Müzmin yara. (Kuzuculuk »Dörtyol -Hat). 3. Oğlanhk da denilen ateşli bir çocuk hastabğı. (Baklalı -Ada.) 4. Ydan. (-Gaz.; »Andırın, »Elbistan, »Pazarcık, »Göksün, -Mr.; Kuzuculuk »Dörtyol -Hat.) [adı batmış] : (»İğdır -Kr.) 5. Akrep. (-Gaz.; »Karaman, -Kn. ve köyleri; -Ant.) 6. Domuz. (»Afşin, »Elbistan, »Göksün ve köyleri, »Andırın, »Pazarcık -Mr.)
adı batmış [ — adı batasıca - 4]
adı belli (I) Adamakıllı, iyi: Yaptığın iş adı belli bir şeye benzese bari. (-Es.; »Silifke -İç.)
adı belli (II) Aşikâr, açık, belli. (»Düzce -Bo.)
adı belli (III) Tamamen, başlıbaşı-na, temelli, bari oldu olacak : Adı belli sen al, ben almıyayım. (»Sibfke, Köseçobanlı »Gülnar -İç.)
adı belli olmak Bir şeyin miktar veya değeri belli olmak, bibnmek: Fiyatına bir şey de de adı belli olsun. (Köseçobanlı »Gülnar, »Silifke-İç.)
adı bellisiz Verem. (»Gülnar —İç.)
adı çekilmek Bir kız veya kadının adı çıkmak, hakkında söz söylenmek, dedikodusu yapılmak: Şu kızın Ahmetle adı çekildi. (Çiftlik »Dinar -Af.; Çaltı, Yakaköy, »Gelendost, Y. Bademli »Şarki Karaağaç -Isp.; Yayla »Tefenni, Salda »Yeşilova, Anbarcık*Gölhisar-Brd.; Çıtak »Çivril, Kösten -Dz.; Sürez, Eymir, »Bozdoğan, Dallıca »Nazilli
-Ay.; »Tire -İz.; -Es.; Cumayanı. -Zn.; »Zile -To.; Sobran, —Gm.; Tutmaç -Sv.; Çukurbağ »Ermenek —Kn.; »Anamur -İç.; Bağyaka »Finike -Ant.; Incirköy »Fethiye, »Köyceğiz -Mğ.) adıgıym atmak Tıpış tıpış yürümek: Yeri yavrum yeri, adıgıym at da gel. (Uluşiran »Şiran -Gm.) adı kalasıca [ — adı batasıca -1] adıkmak İyi veya kötü ad ile şöhret bulmak, ünlenmek. (Şehirveren »Taşköprü -Ks.; -Çr.; »Yıldızeli -Sv.; İsmil -Kn.) adı kötü Yengeç. (Gökçekışla -Yz.) adıla gödüle Çok şişmanlamış kimse.
(-Brd.) addısam, addsa [— adıysa] adıma vurmak Bir yeri adımlıyarak
ölçmek. (Çıtak »Çivril -Dz.) adımım tek atmak Tedbirli davranmak. (»Bandırma -Ba.) adım sekitmek 1. Durduğu yerden sıçrayıp uzaklaşmaya kalkışmak. (»Bor -Nğ.) 2. Durduğu yerden sıçrayıp uzaklaşmasına meydan vermek. (»Bor -Nğ.) adm addara kala [ — adı batasıca -1] adm bata [ —*¦ adı batasıca -1] adım eller alsın [ — adı batasıca -1] adım getirememek Adını hatırlıya-
mamak. (»Sivrihisar -Es.) adınmak [ —»¦ ardınmak] adır, âdır Ateş. (-Tn. ve ilçeleri) adıradan Arkadan, arkasından, gizlice. (Kemaliye »Alaşehir -Mn.) âdırık çödürük Tahterevalli. (Ha-
sanoğlan -Ank.) âdırıklı Dengesiz, bir tarafa eğik: Çuvalı eşeğe âdırıklı sarmayın. (Camili »Ayaş -Ank.)

67
âdırık olmak Birine yük olmak. (Çamlh *Ayaş -Ank.)
âdırmah Bir yöne çekmek, çevirmek, fikrini çelmek. (Sarıhamzalı “Sorgun -Yz.)
âdırmak 1. Bir yana meyletmek, ağır gelmek (yük hakkında). (Ür-kütlü *Bucak -Brd.; İsabey *Çal -Dz.; Çamlh *Ayaş -Ank.; Incir-köy *Fethiye -Mğ.) 2. Çökertmek. (Hasanoğlan —Ank.)
adışık Süse, gösterişe düşkün. (Kör-küler *Yalvaç -Isp.)
adıyaman 1. Adının söylenmesinde sakınca görülen şeyler için kullanılır. (-Gaz.) 2. Şeftali. (Dişli ¦Bolvadin -Af.; Çaltı, Yakaköy, ¦Gelendost, Sağırköy, Sücüllü, ¦Yalvaç -Isp.; -Brs.; -Ks.; -Sn. köyleri; ¦İskilip, ¦Osmancık, Hacihamza, -Çr.; ¦Merzifon köyleri, Varay, Ziyere -Ama.; ¦Zile -To.; Karaözü ¦Gemerek —Sv.; -Krş.) 3. Badem. (-İz.; -Eze; -Ky. ve köyleri) 4. İncir. (-Gaz.) 5. Havuç, deper otu. (Köprücek ¦Emet, Eğirler ¦Simav -Kü.) 6. Ayı. (-Çkr.) 7. Domuz. (¦Pınarbaşı -Ky.; ¦Bor -Nğ.) 8. Etle deri arasındaki mor leke. (¦Bolvadin -Af.) 9. Bir çeşit yara. (Dişli ¦Bolvadin -Af.)
adıysa [addeysa, adıhsam, addsa, adıysam, adîsa, adîse] Halbuki, oysaki, haniya. (¦Dinar köyleri, -Af.; -Uş. köyleri; Akçaşar ¦Eğridir, Yassıviran ¦Senirkent -Isp.; İğdir ¦Çivril, Çardak -Dz.; ¦Bozdoğan -Ay.; ¦Tepecik -Kü.; ¦Gerede —Bo.; Gör-mel, ¦Ermenek -Kn.; İbradı “Akseki -Ant.; ¦Milas -Mğ.) [addeysa] : (Yenice “Emet -Kü.)
[adıhsam, addsa] : (Alanlı -Ay.) [adîsa] s (-Ur.)
[adîse] : (“Şarki Karaağaç -Isp.) [adıysam] : (Yassıviran “Senirkent -Isp.; Sığma, Hisar, Babadağ “Sarayköy, Ovacık, Muğlasm “Tavas, Yeşilyuva, “Acıpayam, Medele “Çal -Dz.; Eymir,*Bozdoğan-Ay.; “ödemiş köyleri, “Kiraz köyleri -İz.; İsmetiye, “Alaşehir -Mn.; -Es.; “Ermenek -Kn.; “Milas -Mğ.)
adıysam [ —»¦ adıysa ]
adik, edik Fotin. (“Ereğli -Kn.)
adile (I) Yemeği yapılan bir bitki. (Emirerli “Çivril -Dz.; “Yalova -İst.)
adile (II) Sofraya son olarak konan tatlı. (“Bergama -İz.)
adilimit İnce kabuklu, güzel kokulu bir çeşit beyaz üzüm. (“Bor—Nğ.)
adîsa [ — adıysa ]
adîse [ — adıysa ]
adiş Dargın, küsülü, gücenik : Biz Ayşe ile adişiz. (-Or.)
adiyle Kendi kafasına göre hareket eden, söz dinlemiyen kız. (Bekilli “Çal -Dz.)
adlaınak Ayıklamak: Şu çiçeğin otunu adla. (Çıtak “Çivril —Dz.)
adleştirmek Ayırmak, çözmek. (Hacılar -Brd.)
adlım (I) [adlı sanlı] Meşhur, ünlü. (“Yusufeli -Ar.; -Kr. köyleri;*Er-ciş -Yn.; “Ahlat -Bt.; -Mş.) [adlı sanlı] : (-Sm.)
adlım (II) Adım. (“Kemaliye -Eze.; “Ağın -El.)
adlı sanlı [ — adlım (I) ]
âdmak Yükletmek, sırtına vurmak. (“Bozdoğan -Ay.)
adna 1. Perşembe. (İrişli, Bayburt “Sarıkamış -Kr.; Mengeser -Ağ.)

r
68
ölümü] Âni ölüm. (Yavuz “Şavşat -Ar)
[afakan ölümü ] : (Baf, Kıbrıs) [afilcan ölümü ] : (Güneyce -Rz.) afafiye [afaya] 1. Lüzumsuz, beyhude, boşuna. (Bereketli “Tavas -Dz.; “Zile -To.; Mollaveyis “Pazar -Rz.; Ersis “Yusufeli -Ar.; Ke-çek “Oltu -Ezm.; “Erciş -Vn.) [afaya ] : (Korucu “İvrindi -Ba.; Eldirek “Fethiye -Mğ.) 2. Bedava. (Çamlıköy —Gm.) afagan rüzgârı [ — afakan - 1] afağan 1. [ — afakan - 3] 2. [ — afakan -1]
afalıan 1. [ —»• afakan - 1] 2. [ — afakan - 2]
afakan [afagan rüzgârı, afağan -1,2; afahan -1,2; afân, afarak, afgan (I) -1,2; afgon, afıgan -1,2; af ikan, afkan, afkon -1,2; afokon, afu-kon] 1. Yürek oynaması, çarpıntı, helecan, tasa, iç sıkıntısı, hafakan. (Çiftlik “Dinar, İshaklı “Bolvadin-Af.; “Eşme köyleri -Uş.; “Keçiborlu, Yakaköy “Gelendost, “Senirkent -Isp.; Bekilli *Çal,*Bul-dan köyleri, Kösten -Dz.; Korucu “İvrindi -Ba.; -Brs.; Yenice, Hacı-kebir “Emet -Kü.; -Es.; “Bor -Nğ.; “Elmalı -Ant.; “Fethiye-Mğ. çevresi)
[afagan rüzgârı ] : (-Ezm.)
[afağan - 2] : (Kemaliye “Alaşehir
-Mn.; “Taşköprü-Ks.; -Çr.; -Ama.;
“Bor -Nğ.)
[afahan -1 ] : (Ezm.)
[afân]: .(“Çr.)
[afgan (I)-l ] : (İlyas “Keçiborlu -Isp.; —Kü.)
[afgon ] : (“Tefenni -Brd.) [afıgan-1 ] : (“Eğridir-Isp.; -Brd.)

2. Cuma. (Gürcistan göçmenleri, Selim Karap apakları “Sarıkamış -Kr.)
adol ilkbaharda biten bir otun çift sürülürken tarlada çıkan ve soyularak yenen, küçük patates büyüklüğündeki yumru kökü* (-To. köyleri; “Ardanuç köyleri, “Şavşat köyleri-Ar.; Irişli, Bayburt “Sarıkamış, Büyükcincirop, “Ardahan, -Kr. ve köyleri; -Ezm.)
ados Asma ve meyva ağaçlarım budamak için demir veya çelikten yapılmış ucu eğri bıçak. (Ersis, Peterek, Erkinis “Yusufeli -Ar.)
adostum kuşu Kumru. (-Brd.)
ad san Şöhret, jin. (-Sm.; “Silifke
-Iç-)
adu Mısır, darı. (Gönen -Isp.)
af Av. (încekum “Silifke -İç.)
afa (I) Kabile, devlet. (“Tire, -İz. ve çevresi )
afa (II) Gönü1, iç: Tatlı tatlı konuşmasından afam açıldı. (“Bodrum -Mğ.)
afaangı artmak Ateşi artmak, harareti yükselmek. (Çıkrık “Mecitözü -Çr.)
afacan [afıcan] 1. Bir şeyin zehir gibi acı olduğunu anlatmakta kullanılır. (Bademli, İncesu “Dinar -Af.; Kozluca “Keçiborlu -Isp.; Çeltek “Yeşilova -Brd.; Çitli “Mecitözü -Çr.; -Tr. çevresi; “Antakya -Hat.)
[afıcan ] : (Kavak “Yeşilova -Brd.) 2. Bir şeyin çok keskin olduğunu anlatmakta kullanılır: Baltanın yüzü afacan gibi. (İğneciler “Mudurnu -Bo.) 3. Heyecan, telâş. (Tekkeköy -Dz.)
afacan ölümü [afakan ölümü, afilcan
69
[afıkan ] : (-Brd.) [afkan ] : (Banus. »Eğridir, »Gelendost -Isp.; Güney »Yeşilova, Gök-çeyaka-Brd.; »Acıpayam -Dz.) [afkon-1]: (Yayla, Gölcük »Tefenni, Örencik »Yeşilova -Brd.; Darıveren, Alâeddin, Kelekçi »Acıpayam -Dz.; »Bozdoğan -Ay.; »Zile -To.; -Mğ.) [afokon ] : (Beylerli -Dz.; Çukurbağ »Kaş -Ant.)
2. Öfke, sinir. (İncesu, Çapalı, El-dere »Dinar -Af.; »Keçiborlu ve köyleri —Isp.; Pazaravdan »Bucak, Kayadibi »Yeşilova -Brd.; Yuka-rıseyit, Bekilli »Çal -Dz.; -Brs.; Yenice, Hacıkebir »Emet -Kü.; -Es.; Akçaeniş, Kışla »Elmalı-Ant.; Ceylân »Fethiye -Mğ.; Kıbrıs) [afahan -2 ] : (-Ezm.) [afarak]: (-Nş.)
[afgan(I) -2] : (Navlu »Yeşilova -Brd.)
[afıgan -2] : (-Brd.)
[afkon -2] : (Kayadibi »Yeşilova
-Brd.)
[afukon] : (Karamanlı »Tefenni -Brd.)
3. Nefesi kesen sürekli öksürük. (Bulkaz »Çivril -Dz.; Sarı »Merzifon -Ama.)
[afağan - 1 ] : (Bulkaz »Çivril-Dz.; Sarı »Merzifon -Ama.) afakanlanmak [afakan tutmak, afarak-Ianmak, afatlamak -2, af kanı kalkmak] Kızmak, sinirlenmek, öfkelenmek. (-Brd.; Kışla »Elmalı -Ant.) [afakan tutmak] t (İncesu »Dinar -Af.)
[afaraklanmak] : (-Nş.) [afatlamak -2] : (Güney »Yeşilova -Brd.; Tekkeköy -Dz.; Sürez »Boz-
doğan -Ay.; »Maçka köyleri, Kalafka -Tr.)
[afkanı kalkmak] : (Banus »Eğridir -Isp.) afakan ölümü [ — afacan ölümü] afakan tutmak [ — afakanlanmak] afal [afala (II), afalak -1, afıca, afızom-bak, aflak -I] Aptal, sersem, şaşkın. (Çandır »Sütçüler, Çaltı »Gelendost -Isp.; -Brs.; Hacavera »Maçka -Tr.)
[afala (II)] : (»Zile -To.)
[afalak -1]: (Akçaşar »Eğridir -Isp.;
»Düzce -Bo.; -Çr.; »Zile -To.;
»Afşin -Mr.; Avşar ve Türkmen
aşiretleri »Pınarbaşı —Ky.)
[afıca] : (Büyükyenice »Osmaneli
-Bil.)
[afızombak] : (Zeyve »Söğüt -Bil.) [aflak -1] : (-Çr.; Çepni »Şarkışla -Sv.; Bektaşlı »Boğazlıyan, »Çayıralan, Mamure »Çekerek, -Yz.; Tuz-hisar »Bünyan, Mahzemin -Ky.)
afala (I) 100- 200 kilo ağırlığında yunus balığı. (Görece -İz.; Büyük-taşhana »Çayeli —Rz.)
afala (II) [ afal ]
afalak 1. [ — afal ] 2. İriyarı, sallapati adam. (-Ama. köyleri)
afalamak (I) Ufalamak, avuç içinde ezerek ufak parçalara ayırmak. (İncesu »Dinar -Af.)
afalamak (II) [afarlamak (I)] Afallamak. (»Gelendost, Atabey -Isp.; Harşit bucağı köyleri -Gm.) [afarlamak (I) ] : (Varay -Ama.; Uğurlu »Ermenek -Kn.; »Gülnar
-î*)
afalsız Akılsız, beyinsiz. (Karahü-yükafşarı »Acıpayam —Dz.; Boz-hane »Beykoz —ist.; »Zile -To.; Karaözü »Gemerek -Sv.)

70
Çepnidere “Turgutlu -Mn.; “Kilis -Gaz.; Eldelek “Elbistan, -Mr.; Hisarcık “Yayladağı, Amik ovası, Gâvurdağı, “Kırıkhan, “Reyhanlı -Hat.)
[afarozcu] : (Furunlu “Bayındır -îz.)
2. Bağ, bahçe ve zeytinliklerde kalan döküntüyü toplıyan adam. (Hisarcık “Yayladağı, “Reyhanlı ve Amik ovası Türkmenleri, “Antakya ve çevresi -Hat.)
[affaracı] : (“Antakya -Hat.)
3. Harman işçisi. (Eskimalatya -Mİ.; -Gaz.)
afarak [ —• afakan - 2 ] afaraklanmak [ — afakanlanmak ] afaralamak [afarlamak (II) -1, 2] 1. Harman yerinde kalan tozlu, topraklı hububatı toplamak. (“Kilis -Gaz-.; “Reyhanlı -Hat.; Cebelibereket -Ada.; Civanyayla -îç.) [afarlamak (II) -l]: (Hisarcık “Yayladağı -Hat.)
2. Bahçede kalan döküntü meyva-ları toplamak. (“Antakya köyleri -Hat.)
[afarlamak (II) -2]: (Hisarcık*Yay-ladağı -Hat.)
3. Bir şeyin irisini, ufağını ayırmak, seçmek. (“Göksün -Mr.)
afarayıp küfüremek [— afatlamak-1] afarızlamak (I) [afartmak -3, afıroz etmek, afsunlamak, afuruzlamak] Hırsızlık etmek, aşırmak, çalmak. (Aslanköy “Mersin -îç.) [afartmak -3] : (Yolbaşı -Rz.; Çu-kurbağ, Uğurlu “Ermenek -Kn.) [afıroz etmek] : (*Kemaliye-Ezc.) [afsunlamak] : (Alamut “Bozdo-ğan-Ay.)
[afuruzlamak] : (Bahçeli *Bor-Nğ.)

afân [ — afakan - 1]
afana Bereketsiz (çokça beyaz ekmek
hakkında). (*Zile -To.; Denizli
»Vakfıkebir, Oksi -Tr.) afana etmek Çarçur etmek, ziyan
etmek: Parayı afana etti gitti. (-Tr.
ve çevresi) afana tufana çevirmek Allak bullak
etmek, alt üst etmek. (*Ödemiş
-îz.)
afanta 1. Avanta. (-Bt.) 2. Bedava, beleş. (-Bt.)
afar (I) Ispanak ve benzeri sebzelerle yapılan börek, pide. (-Brs.)
afar (II) [ -» afara - 2]
afar (III) Diş diplerine biriken sert kir, tartre. (-Gaz.)
afara [afar (II), affara] 1. Harman yerindeki hububatın taş ve toprakla karışık kalıntısı. (Çepnidere “Turgutlu, Dambaylı “Salihli -Mn.; “Viranşehir, “Akçakale, “Siverek, “Hilvan, “Suruç, “Birecik, Bozova, -Ur.; “Kilis, -Gaz.; “Göksün köyleri, Eldelek “Elbistan, Kötüre, “Afşin, -Mr. ve çevresi; Başlamış “Dörtyol, Türkmen aşireti, Amik ovası,” Reyhanlı,Gâvurdağı, * Kırıkhan, Hisarcık “Yayladağı -Hat.; Mercin “Ceyhan, -Ada.) 2. Bahçe ve bostanlardaki kalıntı, bir şeyin en son kalan döküntüsü. (Başlamış “Dörtyol, Türkmen aşireti, Amik ovası, “Reyhanlı, Hisarcık “Yayladağı -Hat.) [afar (II)]: (-Ada.) [affara ] : (“Antakya -Hat.) 3. Tütün tozu, ufalanmış tütün. (“Turgutlu -Mn.)
afaracı [afarozcu, affaracı] 1. Harman yerlerindeki hububat döküntülerini toplıyan adam. (“Tire -îz.;
71
afarızlamak (II) Soğuk almış hayvanları tedavi etmek. (Aslanköy »Mersin -İç.)
afarlamak (I) [ —» afalamak (II) ]
afarlamak (II) 1. [ -* afaraiamak -1] 2. [ —» afaraiamak - 2 ]
âfarna Yunus balığı. (»Perşembe, »Fatsa, »Ünye, -Or.)
afarozcu [ —» afaracı -1 ]
afarozman kesilmek Tehditle karışık hiddet göstermek, zorbalık yapmak. (»Ünye -Or.)
afartmak [afurtmak] 1. Mübalağa etmek, ofartmak, şişirmek. (*Bolva-_ din, —Af.; Yayla »Tefenni, Ürkütlü »Bucak, Aziziye -Brd.; Çıtak »Çivril, Yukarıkaraçay »Acıpayam -Dz.; Falaka »Bayındır-îz.; Nilüfer -Brs.; Cumayanı -Zn.; »Ermenek köyleri -Kn.; »Silifke -İç.) [afurtmak] : (»Silifke -İç.) 2. Aldatmak, kandırmak. (Kösten -Dz.) 3. [ —* afarızlamak (I) ]
afat Haylaz, yaramaz çocuk. (-Çkr.)
afatlamak [afarayıp küfüremek, affatmak, afırmak, afur küfür etmek] 1. Öfkeyle ağzına geleni söylemek, küfretmek, bağırıp çağırmak, paylamak. (Ovacık, Ga-ripköy »Tavas, Karataş »Sarayköy -Dz.; Sürez, Hamzabali, »Bozdoğan! Alanlı-Ay.; ^Kurşunlu -Çkr.; »Maçka köyleri, Kalafka -Tr.; »Ardahan -Kr.; »Antakya -Hat.; Solakuşağı »Şerefli Koçhisar -Ank.; Genezin »Avanos —Nş.) [afarayıp küfüremek ] : (»Perşembe -Or.)
[affatmak ] : (-Vn.) [afırmak ] : (Aslanköy *Mersin-İç.) [afur küfür etmek] : (»Mesırdiye köyleri -Or.; »Ağın -vEl.)
2. [—»afakanlanmak] 3, Çok korkutmak, fazla sıkıştırmak. (Çepni »Şarkışla -Sv.) 4. Birini, bir kimsenin aleyhine kışkırtmak, fitlemek. (Çobanbeyli »Afşin -Mr.) 5. Yakmak, acıtmak: Biber ağzımı afat-ladı. (»Gürün -Sv.)
afatlatmak Şövmeğe, ağzını bozmağa mecbur etmek. (Sarımahnıutlu »Buldan -Dz.)
afaya [ —* afafiye - 1 ]
af daha [aftafa, aftaka, aftefa] İbrik. (Kızılçakçak »Arpaçay -Kr.) [aftafa ] : (»İğdır ve köyleri, Ka-rakoyunlu — Kr.) [aftaka ] : (Gülesor -Ağ.) [aftefa ] : (»İğdır -Kr.)
aferim Yerelması. (Hisarardı »Sü-cüllü, »Yalvaç -Isp.; »Zile -To.)
affara [ — afara - 2 ]
affaraca [ —*¦ afaracı - 2 ]
affatmak [ — afatlamak -1 ]
afgan (I) 1. [ -» afakan -1 ] 2. [- afakan - 2 ]
afgan (II) Cerahat, irin. (Körküler »Yalvaç -İsp.)
afganlı Sinirli, delice hareketleri olan (kimse). (Çamköy »Gölhisar -Brd.)
afgon [ —» afakan -1 ]
afgun İnsan pisliği, bok. (Denizli »Vakfıkebir -Tr.)
afgurmak Köpek havlamak. (Ana-raş »Sürmene —Tr.)
afguru Düz (yol hakkında). (Denizli
»Vakfıkebir -Tr.) afıca [ — afal ] afıcan [ —» afacan (I) ] afıgan 1. [ —» afakan -1 ] 2. [ —
afakan - 2] afıgannı Helecanlı, iç sıkıntısı olan
(kimse). (-Brd.)

72
afi kafi yutmak [afi küfü yemek] I
Pisboğazlık etmek, silip süpürür-cesine yemek. (*Zara -Sv.) [afi küfü yemek] : (Tepeköy »Torbalı -tz.)
afıkan [—nafakan - 1]
afıkan olmak Bunalmak, yüreği oynamak, sinirlenmek. (-Isp.)
afi küfü yemek [—*¦ afi kafi yutmak]
afıl afıl [afıl uful-1, 2; aful uful-1, 2] 1. Yorgun argın. (Karapınar »Çaycuma -Zn.) 2. Tatlı tatb, serin serin (rüzgârın esişi hakkında). (Uluşiran »Şiran -Gm.) 3. Nefes nefese, çabuk çabuk, şapiT şupur. (Karapınar, Aliköy »Çaycuma -Zn.) [afıl uful-lf: (-Brd.; -Brs.;-Kü.; »Kandıra -Kc; -Çr.; »Düzce -Bo.; »Kurşunlu -Çkr.; -Mr.) [aful uful-1]: (Kadıköy *Saray-Tk.) 4. Yalan yanlış, baştan savma, saçma sapan, abuk sabuk. (Karapınar »Çaycuma —Zn.)
[afıl uful-2] : (Yakaköy »Keçiborlu -Isp.; Bozalan, Sarımahmutlu »Buldan, Ovacık »Tavas -Dz.; »Alaşehir-Mn.; Beşkarış »Altıntaş,-Kü.; »Düzce -Bo.; »Saray köyleri —Tk.; Tepeköy »Keşap -Gr.; »Zile -To.; Avşar aşireti »Pınarbaşı -Ky.) [aful uful -2] : (Giremez »Araç -Ks.; »Merzifon —Ama.) afıl uful 1. [-* afıl afıl-3] 2. [-»afıl afıl-4] afır [afur -1,2] 1. Ahırlardaki hayvan yemliği. (İğneciler »Mudurnu,-Bo.; Babkhisar »Şiran -Gm.; -Bt.; »Varto -Mş,; »Kırıkhan, Amik ovası, Gâvurdağı -Hat.; Karaözü »Gemerek -Sv.)
[afur -1] : (»Mudurnu ve köyleri, Tepe »Seben-Bo.; »Bartın, Samlar »Ereğli -Zn.; »İnebolu, Peşman,
»Daday, »Taşköprü, »Devrekani, Abana ve köyleri, -Ks. ve köyleri; »İskilip, -Çr. ve çevresi; Osmaniye -Sn.; »Çarşamba ve köyleri -Sm.; Karakuş bucağı köyleri »Ünye-Or.; Mencilis »Keşap -Gr.) 2. Ahır. (»Kandıra -Kc; Ziyere -Ama.; Hayati »Erbaa -To.; Ulu-bey -Or.; Düzköy »Keşap -Gr.) [afur -2] : (-Sm.; »Merzifon ve köy.-leri, Varay -Ama.; »Zile -To.; Sarı-halil, »Ünye -Or.; Nefsiköseli, Ey-nesil »Görele -Gr.; Harşit bucağı köyleri »Torul -Gm.)
afırmak [ -* afallamak - 1 ]
afıroz etmek [ —*¦ afarızlamak (I) ].
afızombak [ — afal ]
afilcan Ansızın, birdenbire. (Güneyce -Rz.)
afilcan ölümü [ — afacan ölümü]
afin Tehlike, alarm: Afin işareti yaptı. (Baf, Kıbrıs)
afinti Oynak, fıkırdak. (»Nazilli-Ay.)
afiş nefis Nevale, yenilip içilecek şeyler, çerez. (»Bor-Nğ.)
afit (I) Üzüm suyu çıkarılan yer, şırahane. (Navlu »Yeşilova -Brd.)
afit (II) Çok yaman, atılgan, gözü-pek. (»Dörtyol -Hat.)
afiyet Gelin,olan bir kızı baba evinden alırken verilen para. (Aslanköy »Mersin -İç.)
afkalamak (I) [afkurlamak] 1. Hırpalamak, dövmek : Çocuğu afkala-ma. (»Eşme köyleri -Uş.; Devri »Bucak, »Tefenni -Brd.; »Acıpayam -Dz,; »Ermenek -Kn.) [afkırlamak] : (Sofular »Eğridir -Isp.)
2. Dayaktan sersemlemek, sarsılmak, afallamak. (Evreşe »Gelibolu -ÇU.)

75;
afkalamak (II) 1. Karıştırmak, alt üst etmek, kabartmak: Fazla af-kalama, içini dışına çıkardın. (İley-dağı, Inesara »Uluborlu, -Isp.; Güney »Yeşilova, Devri »Bucak, »Tefenni -Brd.; »Acıpayam -Dz.; »Savaştepe ve köyleri, Yeniköy -Ba.; -Gr. ve köyleri) 2. Örselemek, buruşturmak, hırpalamak. (»Akhisar —Mn.; Yeniköy —Ba.; Dodurga »Bozöyük -Bil.; Uğurlu »Ermenek -Kn.) 3. Ovalamak: Şu benim çamaşırları da afkalayıver. (Çardak -Dz.)
afkalanmak 1. Sersem edilmek. (Yassıviran »Senirkent -Isp.) 2. Isırılmak. (Yassıviran »Senirkent -Isp.)
af kan [ — afakan -1 ]
af kanı kalkmak [ —» afakanlanmak]
af km [ —» ahbun - 1 ]
afkırı [ —» avhunı]
afkırlamak [ afkalamak (I) -1 ]
af kırmak [afkırtmak -3, af kurmak-1,2: afsanlamak] 1. Köpek havlamak, ürümek. (Bademli »Dinar -Af.; »Eşme -Uş.; Yeniköy -Ba.; »Düzce -Bo.; “Akyazı çevresi -Sk.; »Zile -To.; -Or.)
[afkurmak -1] : (»Kandıra -Kc; -Sm.; »Ünye,-Ör. ve köyleri; Düz-köy »Keşap, »Tirebolu, -Gr.; »Of, -Tr.; -Gm. ve köyleri; »Ardeşen köyleri, Güneyce, -Rz.; »Ardanuç -Ar.; Kayapa -Ed.) 2. İnek, öküz, at gibi hayvanlar aksırıp tıksırmak. (»Şarki Karaağaç -Isp.) 3. Birinin yüzüne karşı, edepsizce bağırmak, haykırmak. (Hisar »Sarayköy -Dz.; »Düzce -Bo.; »Akyazı çevresi —Sk.; »Çarşamba -Sm.; »Zile -To.; Arpaköy -Or.; Süle -Gm.)
[afkurmak -2]: (-Sm.; -Or. ve köyleri; -Gr.; »Of, -Tr.; -Gm. ve köyleri; »Ardeşen köyleri, Selimiye-Rz.; »Ardanuç -Ar.)
4. Okuyup üflemek, üfürmek. (Bademli »Dinar -Af.; »Eşme -Uş.; Kılkış, Selanik)
[afkırtmak -3 ] : (Kılkış, Selanik) [afsanlamak ] : (Tepeköy »Torbalı -İz.)
afkırtmak 1. Bir şeyi gizlice, kurnazlıkla almak, aşırmak. (Güney »Yeşilova, Söğüt »Tefenni —Brd.) 2. Şaşırtmak, oyalamak. (»Acıpayam -Dz.) 3. [ — afkırmak - 4 ]
af kon 1. [ - afakan - 1] 2. .[-* afakan - 2 ]
afku Kızılağaç kabuğunun sıcak ve tuzlu suda kaynatılmasiyle elde edilen ve çarık derilerini boyamakta kullanılan boya. (»Görele ve köyleri -Gr.)
afkun [—»ahbun -T]
afkur Çok yaramaz çocuk. (»Hopa -Ar.)
afkurmak 1. [ —*• afkırmak - 1] 2.
[ —» afkırmak - 3 ] aflagat Avukat. (İrişli, Bayburt*Sa-
rıkamış -Kr.) aflak 1. [ afal ] 2. Tembel. (Tuz-
hisar »Bünyan —Ky.) af laka almak Etrafını çevirmek, kuşatmak. (Körküler »Yalvaç -Isp.) aflakçı Yalancı, dubaracı, düzenci.
(Yeniköy »Ereğli -Kn.; *Mut-İç.) aflaz Âlâ, güzel. (Yuntdağı köyleri
»Alaşehir, »Salihli -Mn.; »Afşin
-Mr.)
aflim İç çamaşırı. (»Eğridir -Isp.) afo Obur. (»Refahiye -Eze.) afofcu Kendine açındıran adam. (-Kü)

74
afokon [—*¦ afakan -1 ] afsanlanıak [ — afkırmak (II) ] afsız Habersiz: Ahmet akşam eve afsız
geldi, (İsabeyli “Nazilli -Ay.) afsunlamak [ — afarızlamak (I) ] afsut 1. Kağnı tekerleğinin parçaları, ispit. (Aşağıkayı *Tosya -Ks.; -Nğ.) 2. Kağnı tekerleklerinin üst kısmına takılan demir çember. (Var ay —Ama.) afşar (I) Bir şeyin zıddı, aksi. (“Eskipazar -Çkr.) afşar (II) Çabuk iş gören, çevik. (Hani *L\ee -Dy.; -Sv.; Aziziye “Ereğli, Haremi Yörükleri “Ilgın -Kn.)
afşarı Bel bıçağı, kama. (“İğdır köyleri -Kr.) afşarsız Gelişi güzel. (Bahçeli “Bor
-Nğ.) * aftafa [ — afdaha ] aftaka [ —*¦ afdaha ] aftefa [ — afdaha ] afukon [ — afakan - 2 ] aful uful 1. [-»afıl afıl -3] 2.
[-»¦afıl afıl -4] afim tufun Alelacele, çarçabuk, yalan yanlış. (“Düzce -Bo.) afur 1. [-»afır-l]2. [-»afır-2] afurcu Samana fazla düşkün olan
hayvan. (-Ks.) afur küfür etmek [ — afatlamak -1] afurtmak [ — afartmak - 1 ] afuruzlamak [ — afarızlamak (I) ] aga [agabek, âge, ago, âgu, ağa (I) -1, 2; ağacı (II), ağacık (II), ağadadaş, ağe, ağey, ağiş (II), ağo (I) -1] 1. Ağabey, büyük erkek kardeş. (Bektaş “Sandıkb, Kara-kuyu “Dinar, Bayat, “Emirdağ -Af.; “Karahalh köyleri, “Eşme ve köyleri -Uş.; Yassıviran “Senir-
kent, Hazarzrat “Keçiborlu, “Gelendost, “Sütçüler köyleri, Sofular “Eğridir, Gönen, -Isp.; Pazaravdan “Bucak, Çeltek, Güney, Değirmen-köy “Yeşilova, Akyaka, Çine -Brd.; “Acıpayam köyleri, Medele, Belevi, Ekse “Çal, Kiralan, Çıtak “Çivril, “Tavas köyleri, Kösten, Gozacı, Tekkeköy -Dz.; Beşeylül “Nazilli, Çulhan “Bozdoğan-Ay.; “Bandırma -Ba.; Fili “Biga -Çkl.; “Kandıra -Kc; Hocaköy, Sermi,”Düzce —Bo.; “Bartın -Zn.; Karabüzey, Aşağıgü-ney “Araç -Ks.; “Çarşamba çevresi, Gümenüz “Alaçam, Engiz “Bafra, -Sm. köyleri; “Ünye, Danışman “Fatsa, Zile “Mesudiye, -Or. ve köyleri; Düzköy “Keşap, Harava, “Tirebolu, -Gr.; Anaraş “Sürmene, Kalafka, -Tr.; -Gm. ve köyleri; Kirazlı, Güneyce, Selimiye, -Rz. ve çevresi; Kızılçakçak, “Arpaçay -Kr.; “Kemaliye-Eze; “Nazimiye -Tn.; “Elbistan -Mr.; Yeniçubuk “Gemerek, Pürk, “Suşehri, “Divriği -Sv.; Solakuşağı -“Şerefli Koçhisar -Ank.; “Gülnar, Incekum “Silifke, Hacıhamzah “Tarsus -İç.; “Eımah ve köyleri, Karadere “Gündoğmuş -Ant.; Kavacık, Hamidiye, Kurtbey “Uzunköprü, -Ed.; “Saray köyleri, .-Tk.; Ceylânköy “Lüleburgaz, Çavuşköy “Babaeski -Krk.)
[agabek] : (-Ezm.) [age] : (Vazüdan “Divriği -Sv.) [âgu] : (Drama Türkmenleri “Bergama -İz.)
[ağa (I)-M:(*Emirdağ, Eber, Çiftlik, Burhaniye “Dinar, İshaklı “Bolvadin -Af.; “Karahalh köyleri, Hardallı “Eşme -Uş.; İleydağı, İnasara

75
»Uluborlu, Sarıidris, Bağıllı »Eğridir, »Gelendost, İlyas »Keçiborlu, »Yeşilova köyleri, »Bucak, -Brd. köyleri; »Acıpayam, Karahisar, Yu-karıboğaz »Tavas, Çöplü »Çivril, »Çal ve köyleri -Dz.; Dallıca »Nazilli -Ay.; Özbek »Ura, Ulamış »Seferihisar -İz.; Hacıaliler »Alaşehir, »Akhisar ve köyleri -Mn.; Pelitköy »Burhaniye, -Ba.; Küçükkuyu »Ayvacık -Çkl.; Cumalıkızık-Brş.; Yakakayı, -Es.; »Düzce, »Gerede -Bo.; Giremez »Araç, »Taşköprü köyleri, Kuzyaka-Ks.; Çitli »Mecitözü,-Çr.; »Boyabat -Sn.; B. Kızoğlu »Lâdik -Sm.; »Merzifon ve köyleri, Zara -Ama.; »Zile, Necip »Turhal, Kun-duzağılı, Heris »Artova -To.; *A-rapkir -Mİ.; »Kilis, -Gaz.; »Afşin -Mr.; »Antakya ve köyleri -Hat.; »Boğazlıyan-Yz. köyleri; Yassıören -Ank.; »Bünyan, »Sarız -Ky.; »Mucur köyleri -Nş.; -Nğ.; »Mut köyleri, »Silifke ve köyleri, »Gülnar köyleri, »Anamur köyleri -İç.; Yakabağ »Fethiye -Mğ.) [ağacı (II) ] : (Kayapa »Lalapaşa -Ed.; »Çorlu -Tk.) [ağacık (II) ] : (»Ulukışla -Nğ.) [ağadadaş] : (-Ezm. ve çevresi) [ağe] : \-Ur.; *KWİS -Gaz.) [ağey] : (Amik Ovası, »Reyhanlı -Hat.; Gahn »Divriği -Sv.) [ağış (II) ] : (»Gazipaşa köyleri -Ant.)
[ağo (I) -1] : (Çilehane, »Almus, »NiksaT -To.; »Kilis -Gaz.; -Ed.) 2. Baba. (»Çarşamba çevresi—Sm.; Başağrı, Zile »Mesudiye -Or.; Ha-rava »Tirebolu -Gr.; Tekke —Gm.; Kızdçakçak »Arpaçay -Kr.; Yalın, Sincan »Divriği -Sv.; Solakuşağı
»Şerefli Koçhisar, Köprüköy »Balâ, -Ank.)
[ago] : (Çamova »Divriği -Sv.) [ağa (I) -2] : (»Düzce -Bo.; Çitli »Mecitözü, -Çr.; »Merzifon -Ama.; »Zile, »Reşadiye köyleri, Kundu-zağılı, Heris »Artova -To.; Havsu »Kelkit, »Bayburt köyleri -Gm.; -Ar. çevresi; Sapkara »Ardahan, —Kr. ve çevresi; Cenciğe —Eze.; -Ezm. çevresi; Aşudu »Darende -Mİ.; »Afşin -Mr.; »Gürün ve köyleri, »Koyulhisar, M. Hüyük »Şarkışla, »Divriği köyleri, Çepni »Gemerek -Sv.; Aldemirci »Çayıralan, Sarıhamzalı »Sorgun, »Boğazlıyan, Cihanpaşa, Gökçekışla -Yz.; Kürtü »Şerefli Koçhisar -Ank.; »Bünyan, »Sarız -Ky.; »Mucur köyleri, -Nş.; »Bor, -Nğ.)
agabek [ — aga - 1 ]
agabince İstediğin gibi, arzu ettiğin gibi. (İğneciler »Mudurnu —Bo.)
aga çıkarmak Temize çıkarmak. (»Zile -To.)
aga çıkmak Temize çıkmak. (»Zile -To.)
ağada [ ağu (I) -1 ] agadaş Büyük ağabey. (-Eze. ve çevresi)
agof Boncuk oyununda, oyuncunun oyun sonuna kadar kullandığı yuvarlak, süslü meşe. (Kızılbahçe »Urla -İz.)
agala (I) Kil yerine kullanılan beyaz toprak. (Ağdar »Yusufeli -Ar.)
agala (II) Hayvan üzerinde buğday sapı taşımak için kullanılan ve sahra denilen bir aletin çatallı parçası. (Lohan —Gaz.)
agalama Tahta kürek, sıyırgı. (Kalafat -Çkr.)

76
aga!yan Bir postal (ayakkabı) çeşidi. (Ortaköy *Çal -Dz.)
ağam bucuk Küçükleri severken kullanılan bir söz. (Zeyve *Çal-Dz.)
agamum Arıların kovanlardaki aralıkları tıkamak için dışarıdan taşıdıkları maddeler. (Kaptanpaşa köyleri *Çayeli -Rz.)
agaş [agena, agilik, ağoş] Kardeş, arkadaş. (Senir »Keçiborlu -Isp.) [agena] : (»Nazilli çevresi -Ay.) [agilik] : (»Alaçam -Sm.) [ağoş] : (»Birecik -Ur.)
agazlık [ —» ağızlık (I) - 2 ]
ağca gatık Tuzlanıp- deri içinde saklanan yoğurt. (Aydoğmuş »Yeşilova —Isp.)
agcağız Gövdesi taze iken yenen ve marul tadında olan yabani bir bitki. (»Reyhanlı, »Kırıkhan -Hat.)
agdarmak 1. Tarlayı sürmek. (-Brd.)
2. Altını üstüne getirmek. (-Brd.)
3. Bir şeyi bir yerden alıp başka bir yere koymak. (-Brd.)
ağdırma Kağnı, araba, saban, döven v.b. gibi rençber takımlarını koymak için yapılan üstü örtülü yer, sundurma. (—Ama.)
ağdırmak 1. [ —»¦ ağmak (I) - 1 ] 2. [ -+ ağdnmak (I) - 2 ]
age [ aga - 1 ]
agemek Alıp gelmek, getirmek. (İğneciler »Mudurnu -Bo.) agena [ — agaş ]
agganak Yaprağı tüylü, kesilen yerinden akan sütten sakız yapılan bir bitki. (Uzuncaburç »Silifke-İç.)
aggın Az meyilli ve arızasız olan toprak. (»Bor -Nğ.)
aggıt [ağıt, ağıt (III)] Angıt denilen, ördeğe benzer bir kuş. (Çuvallı »Yeşilova -Brd.)
[ağıt] : (Salda »Yeşilova -Brd.) [ağıt (III)] :’ (Bağıllı »Eğridir -Isp.) aggü [aggucuk, ağu (III), ağucuk] Ağlıyan küçük çocukları susturmak veya güldürmek için söylenir. (»Alaşehir -Mn.)
[aggucuk] : (»Edremit ve çevresi -Ba.; Büyükmanika »Saray -Tk.) [ağu (III)] : (Hamzabali »Bozdoğan -Ay.; »Silifke -İç.; Kayapa -Ed.) [ağucuk] : (»Düzce -Bo.; »Silifke -İç.)
aggucuk [ -» aggü]
agıbat [agubat -1,2] 1. Çok bilmiş, bilgiç. (İğneciler »Mudurnu -Bo.) [agubat -1] : (»Tirebolu köyleri, -Gr.) 2. Avukat. (İğneciler »Mudurnu -Bo.)
[agubat -2]: (Bizeri, »Zile, Kızılköy -To.; »Tirebolu köyleri, Mencilis »Keşap, -Gr.)
agıdalı Nerium oleander apocynace-ae. (»Bergama —İz.)
ağılı Bir nevi pamuk, akala. (Başmakçı »Dinar -Af.)
agıltı Sulu ayran. (Eynesil »Görele -Gr.)
ağım Ayak tarağının üst tarafındaki çıkıntı, tümsek. (Dodurga »Artova -To.)
âgm [ — ağdık (III) - 1 ]
ağın hu Yeni doğan çocukların konuşma öğrenirken çıkardıkları ses. (Güney »Yeşilova -Brd.)
ağıt [ - aggıt ]
ağız [ - ağuz (I) -1]
agızmak Taneli şeyleri -fasulye, nohut, buğday gibi —akıtmak. (“Ka-raçaycadan” Başhöyük »Kadınhanı -Kn.)

77
ağız tüfeği Kum tehdit, blöf, (-Ama.) agilik [ agaş ]
agit [ağo (I) -3] Kuvvetli kişi, yiğit. (-Gaz.)
[ağo (I) -3]: (-Dy.) agitmek Alıp gitmek, götürmek. (A-
naraş “Sürmene —Tr.) agkm Yüksek, muvazenesi bozuk
denk, yük. (“Silifke -İç.) ağlamak (I) Temizlemek, ayıklamak.
(-Brd.)
ağlamak (II) Bir. yerden, bir arktan atlamak. (-Brd.)
ağlık Odun yığılan yer, odunluk. (Çuvallı “Yeşilova -Brd.)
ağma Reçine. (-Brd.)
ağmaz dönmez Zengin, kuvvetli, kudretli, bir kararda giden, işini aksat-mıyan. (-Ama. köyleri)
ağnamak Anlamak. (“Akyazı çevresi -Sk.; “Zile -To.; “Kilis -Gaz.)
agnaşmak Anlaşmak. (“Akyazı çevresi -Sk.)
agnatmak Anlatmak. (“Akyazı çevresi -Sk.)
ago [ -» aga – 2 j
agos Sabanın açtığı iz, çizgi. (Ersis,
“Yusufeli -Ar.; Ergân -Eze.) ağrı Ateş. (“Diyadin -Ağ.) agu [-»ağu (I) -1] âgu [-»aga -1]
aguban Çağrılan kimsenin verdiği karşılık. (-M1.)
agubat 1. [ —» agıbat -1 ] 2. [ — agıbat - 2 ]
agunduruk Başak vermıyen mahsul. (Mençek “Ermenek -Kn.)
agurt etmek Surat etmek. (“Boyabat -Sn.)
agür Çanak, çömlek v.s. yapılan kil. (Kocabey “Şavşat -Ar.)
ağ (I) 1. Ak, beyaz. (Tahtacı aşireti
-Isp.; İğdir “Çivril, Eziler “Buldan -Dz.; -Kü.; Yakakayı, Bozan —Es.; “Kandıra —Kc; Cumayanı -Zn.; Varay -Ama.; Çamlıbel, Dodurga “Artova, “Zile, -To.; -Or.; “Bayburt köyleri, Çamlıköy -Gm.; Er-kinis “Yusufeli, Çayağzı, “Şavşat, Bağlıca, “Ardanuç, -Ar.; “İğdır ve köyleri, Kızılçakçak “Arpaçay, Ko-yundere “Ahıska, Ölçek “Ardahan -Kr. köyleri; -Bt.; -Dy.; “Kilis, -Gaz.; “Afşin, “Elbistan -Mr.; “Reyhanlı, “Antakya —Hat.; “Kangal ve köyleri, “Şarkışla ve köyleri, “Gemerek ve köyleri, “Divriği —Sv.; “Çayıralan, -Yz. ve köyleri; Ke-şanuz, Hasanoğlan -Ank»; Avşar ve Türkmen aşiretleri “Pınarbaşı, “Bünyan —Ky. ve köyleri; -Nğ. köy ve aşiretleri; “Karaisalı, “Kadirli -Ada.; “Silifke ‘-İç.; Belkıs, Kuruş “Serik, Akçaeniş “Elmalı -Ant.; Kerkük) 2. Başörtüsü, namazbezi, tülbent. (Eskimalatya —Mİ.; “Kangal ve köyleri, Vazıl-dan “Divriği —Sv.; “İncesu — Ky.; -Nğ.) 3. Kaput bezi. (“İğdır ve köyleri -Kr.) 4. İlkbaharda, böceklerin meyva ağaçları üzerinde yaptıkları pamuk. (“Karahalh -Uş.) 5. [-»ağartı (I) -1] 6. Göze inen perde, ak. (-Çr.; Ersis “Humhal, “Yusufeli, Çavdarlı, Çayağzı “Şavşat -Ar.; Ölçek “Ardahan —Kr.) ağ (II) [ağal (II), ağşak (III)] 1. Ay ağılı, hale. (Karamanlar -Ba.) [ağal (II)] : (Keremköy “Burhaniye -Ba.)
[ağşak (III)] : (“Bor -Nğ.)
2. Ara, iç : Ahmet nerde? Buralarda
köyün ağında gezip durur. (Çukur-

78
bağ, Arnova “Ermenek -Kn.) 3. Donun lâstik geçirilen, şalvarın bele gelen yeri. (-Ky. ve köyleri) ağ (III) [ağn] 1. Tarla sının. (“Eşme köyleri —Uş.; “Senirkent -Isp.; Çuvallı, Salda, Güney “Yeşilova, ,-Brd.; Çöplü “Çivril -Dz.; -Kü.; “Zile -To.; Eldelek “Elbistan -Mr.; Yukarıkale “Koyulhisar -Sv.; Köş-ker -Krş.; Darboğaz “Ulukışla, -Nğ.;Yegren “Beyşehir -Kn.; Yer-kesik -Mğ.)
[ağn] : (»Kaş köyleri -Ant.) 2. Tarlaları smırlıyan dikenli ağaç, çit. (-Brs.) 3. Tel örgü. (¦Akyazı çevresi -Sk.) ‘4. Eklem, mafsal: Koyunun ön bacağı ağından kırılmış. (Yaşyer “Milas -Mğ.) 5. Büyük kapılara, içerden kapatmak için takılan mandal. (Kaptanpaşa köyleri “Çayeli -Rz.) ağ (IY) [ağböce, ağ böcü, ağ dalak (I), ağı (I), ağı böceği, ağı böcesi, ağı böcüsü, ağı kurdu -1, ağdı böcü, ağdı kurt, ağ kurdu -1, ağu (II) -1, ağu kurdu] 1. Ağaç ve çalılarda yuva yapıp yaprak yiyen tırtıl. (“Senirkent, Körküler “Yalvaç, “Keçiborlu ve köyleri, Yakaköy “Gelendost, “Şarki Karaağaç, Sarı-idris “Eğridir -Isp.; Karamanlı “Tefenni, Güney “Yeşilova -Brd.; Çamlh “Ayaş -Ank.; Doğanbey “Beyşehir -Kn.)
[ağ böce] : (“Yatağan köyleri, -Mğ. köyleri)
[ağ böcü]: (Uğurlu *Ermenek-Kn.) [ağdalak (I)] : (Akçaşar, Direşkene, Bağıllı “Eğridir -Isp.) [ağı(I)]: (Uluköy *Dinar,*Bolvadin, -Af.; Akçaşar “Eğridir, Hamidiye, Hamallar, Kozluca “Keçiborlu-Isp.;
Karaatlı, Kavak, Kayadibi “Yeşilova, Devri “Bucak, -Brd. köyleri; Ekse *Çal, Garipköy, Bereketli “Tavas, İğdir “Çivril, “Buldan köyleri, Başçeşme -Dz.; Davutlar “Kuşadası -İz.; Keremköy “Burhaniye -Ba.; Çavdarhisar, Eğrigöz “Emet, -Kü.; “Sivrihisar -Es.; Güdül “Ayaş, Göl “Kalecik, Çalış “Haymana, Hasanoğlan —Ank.; “Ermenek, “Karaman -Kn.; “Mut köyleri, Çiftepınar “Mersin, “Silifke -İç.; “Elmalı, Çomaklı “Korkuteli -Ant.; Yakabağ, Dont “Fethiye -Mğ.)
[ağı böceği] : (Yukankaraçay, “Acıpayam —Dz.)
[ağı böcesi] : (Honaz bucağı köyleri -Dz.)
[ağı böcüsü] : (Aslanköy “Mersin -İç.)
[ağı kurdu-1]: (“Eşme köyleri-Uş.; Akçaköy “Yeşilova -Brd,; Oğuz “Acıpayam, Çöplü “Çivril, Kösten -Dz.; Tepeköy “Torbalı -İz.; İnönü “Bozöyük -BU.; Çaparkaya “Şabanözü-Çkr.; Otacı “Kızılcahamam,. Sobran, “Nallıhan -Ank.) [ağdı böcü] : (Pazaravdan “Bucak -Brd.; “Silifke -İç.) [ağdıkurt] : (Ekse “Çal -Dz.; İskele “Bigadiç -Ba.; Konurlar “İnegöl -Brs.)
[ağ kurdu -1] : (Hisarardı “Yalvaç -Isp.)
[ağı kurdu] : (“Silifke -İç.) [ağu (II) -1] : (Yazıköy “Safranbolu -Zn.; Sirkeli “Çubuk —Ank.) [ağu kurdu] : (“Tefenni -Brd.) 2. [-*ağu (I) -1] ağa (I) [ağababa -2, ağbaba -1] 1. [- aga -1] 2. [-»- aga -2] 3.

Kayınbirader. (Bademli *Dinar I -Af.; Darıveren »Acıpayam, Muğ-lasm »Tavas, Kösten -Dz.; »Merzifon -Ama.; Kürtü »Şerefli Koçhisar -Ank.) 4. Kayınbaba, kaynata. (Tekke -Gm.; Yaylacık, Kapıköy, Ustalar »Ardanuç -Ar.) [ağababa - 2] : (»Şarki Karaağaç -Isp.; »Gelibolu -Çkl.) [ağbaba -1]: (Gelibolu -Çkl.) ağa (II) 1. Şeyh. (-Ba.) 2. Seyit, peygamber sülâlesine mensup kimse. (»İğdır ve köyleri -Kr.) ağa (III) Sevgili. (-Brd.) ağababa [ağbaba -2] 1. Büyükbaba. (Rumeli, Demirhisar göçmenleri, »Bergama -Iz.; Evreşe »Gelibolu -Çkl.; Samanlı, Kazıklı, Ağköy -Brs.; »Çatalca köyleri -İst.; Cumayanı -Zn.; Uzunmusa —Or.; Sobran, -Gm.; »Erciş -Vn.; »Divriği, Tekerahma »Gürün, Karaözü »Gemerek -Sv.; -Ed.; Beyazköy, Göçerler »Saray -Tk.; Kerkük)
[ağbaba -2] : (-Brs.; -Ama.; -Sm.; -Sv.; Kayapa -Ed.; Alpullu »Babaeski -Krk.) 2. [-»ağa (I) -4]
ağabbag [ —» ağabbak ]
ağabbah [ — ağabbak ]
ağabbak [ağabbag, ağabbah, ağabbecik, ağablak, ağapbah, ağappağ, ağap-pah, ağappak, ağca -1, ağca (I) -1] Bembeyaz, çok beyaz. (Yenice »Simav -Kü.; »Mut köyleri -îç.) [ağabbag]: (Çobanbeyli *Afşin-Mr.) [ağabbah] : (»İğdır —Kr.) [ağabbecik] : (Alamut »Bozdoğan -Ay.; Kavakiçi, Yenice »Simav -Kü.)
[ağablak] : (Devri »Bucak -Brd.)
[ağapbah, ağappağ, agappah, ağappak] : (»İğdır ve köyleri, Kızıl-çakçak »Arpaçay -Kr. köyleri) [ağca -1] .: (»Zile ve çevresi -To.; »Koyulhisar -Sv.) [ağca (I) -1] : (Küzyaka -Ks.)
ağabbecik [ —*¦ ağabbak ]
ağablak [ — ağabbak ]
ağaca 1. Köpek. (Honaz -Dz.) 2. Bir kuş adı. (-Nğ. ve köyleri)
ağacalık (I) [âcalık, ağalık -1, ağcalık]
1. Bir iş yapana ücretinden başka verilen şey, para. (»îskilip, —Çr. ve köyleri; Akpmar »Merzifon, Var ay, -Ama.; »Göksün ve köyleri -Mr.; »Boğazlıyan köyleri, Çalılı —Yz.; Solakuşağı »Şerefli Koçhisar, Çalış, »Haymana -Ank.; Avşar ve Türkmen aşiretleri »Pınarbaşı, Mah-zemin -Ky.; Çukurkuyu »Bor -Nğ.) [âcalık] : (»Şerefli Koçhisar -Ank.) [ağalık -1] : (Sofular »Eğridir -Isp.; Pazaravdan »Bucak -Brd.; Yenice »Emet -Kü.; -Ks. köyleri; »îskilip -Çr.; Koyulhisar -Sv.; Uğurlu, Gör-mel, »Ermenek -Kn.; Karadere »Gündoğmuş —Ant.)
[ağcalık] : (-Çr.)
2. Çobanların, hizmetkârların pazarlıklı hizmet sürelerini doldurduktan sonra, bedava olarak çalıştıkları birkaç haftalık zaman. (Karakuş bucağı köyleri »Ünye -Or.)
ağacalık (II) Gelinin erkek kardeşine , oğlan evi tarafından yapılan elbise. (-Çr. ve köyleri)
ağaca mavi Çok açık mavi, gök mavisi. (Berit ve Gâvurdağı Yörükleri -Mr.)
ağacat Tabut. (Kürtaraposman »Şarkışla -Sv.)
ağacı (I) [ağan ağacı, ağcı, ağcık,

80
ağı ağacı, ağıcık, ağı çalısı, ağı çiçeği, ağı dalı, ağdcık, ağu ağacı] Zakkum. (»Fethiye çevresi -Mğ.) [ağan ağacı] : (»Kadirli -Ada.) [ağcı] : (»Bodrum vMğ.) [ağcık] : .(»Reyhanlı, »Kırıkhan -Hat.)
[ağcı ağacı] : (»Mut köyleri -İç.; »Bodrum -Mğ.)
[ağırcık] : (»Kırıkhan, »Reyhanlı -Hât.)
[ağı çalısı] : (»Antakya -Hat.) [ağı çiçeği] : (»Gazipaşa -Ant.) [ağı dalı] : (Kıratlı »Dikili, Poyracık »Kınık -İz.; Horozköy -Mn.; Zeytinli »Edremit -Çkl.) [ağdcık] : (»Kilis ^Gaz.; Gâvur-dağı, -Mr.)
[ağu ağacı] : (»Kandıra —Kc.) ağacı (II) [ aga -1 ] ağacık (I) İşte, şurada. (Yeniköy
-Ba.)
ağacık (II) [ —»¦ aga -1]
ağaç Tarak genişliği 1,5 metre olan
kilim dokuma tezgâhı. (»Kandıra
-Kc.)
ağaçalık [ —* ağı çalık ]
ağaç balı [ağaç pisi, ağaç püsü] Kayısı, erik, badem gibi ağaçların gövde ve dallarından sızan zamk. (»Eşme köyleri -Uş.; Garipköy »Tavas, »Sarayköy köyleri -Dz.; Eymir, Hamzabali, »Bozdoğan -Ay.; Çepnidere »Turgutlu-Mn.; Evreşe »Gelibolu -Çkl.; »Kurşunlu -Çkr.; Çam-lıbel »Artova -To.; »Hozat -Tn.; »Ağın -EL; -Gaz.; Solakuşağı, »Şerefli Koçhisar -Ank.; -Nğ.; -Kn.; »Milas -Mğ.; Kayapa »Lalapaşa -Ed.)
[ağaç pisi] : (»Arapkir -Mİ.) [ağaç püsü] : (-Dz.)
ağaç delen [ağaç gaganası-l,ağaş delen] Ağaçkakan kuşu. (Çiftlik »Dinar, İshakh, Dişli »Bolvadin -Af.; Kozluca »Keçiborlu, Yassıviran, Uluğbey, »Senirkent, Çaltr, »Gelendost, İğdecik -Isp.; »Yeşilova köyleri, Yayla »Tefenni, Anbarcık »Gölhisar, -Brd. köyleri; İsabey, Baklan bucağı köyleri »Çal, Alâeddin »Acıpayam, Çıtak, Bulkaz »Çivril, »Sarayköy, Garipköy, Bereketli »Tavas -Dz.; Dallıca »Nazilli -Ay.; Falaka »Bayındır -İz.; »Alaşehir -Mn.; Karacaağaç -Bo.; Cumayanı -Zn.; -Çr.; Çiftlik »Reşadiye, »Zile, Kızılköy, Bizeri, -To.; Uzunmusa -Or.; Küçükhol »Of-Tr.; Çayağzı »Şavşat -Ar.; »İğdır ve çevresi -Kr.; »Refahiye, Ergân, -Eze; -Sr.; »Divriği, Ağrakos »Suşehri, Hacı-ilyas, Yukarıkale »Koyulhisar, Ka-yalıpmar »Yıldızeli, Tekerahma »Gürün -Sv.; —Yz. ve köyleri; Sarı-vadi »Ermenek -Kn.; »Bor -Nğ.; Darısekisi »Mersin -İç.; Badema-ğacı »Alanya, Karadere »Gündoğmuş -Ant.; »Bodrum -Mğ.; Kayapa »Lalapaşa —Ed.) [ağaç gaganası-1] : (Kalafka -Tr.) [ağaş delen] : (Salda »Yeşilova -Brd.; Taşburun, »İğdır -Kr.) ağaç gaganası 1. [ — ağaç delen] 2. Geveze. (Kalafka -Tr.)
ağaç göğsü Köknar ağacında biten
ve yemeği yapılan bir çeşit mantar.
(Güzelsu »Akseki -Ant.) ağaç kabardan Ilık bahar rüzgârı.
(Cumayanı -Zn.; -Kn.) ağaç kabartan Ağaç kabuklarını un
haline getiren bir kurt. (»Elmalı
-Ant.)

81
ağaç kulak li Kara sabanın yanlarına takılan ve toprağı iki tarafa atan ağaç. (“Sarayköy köyleri-Dz»; Eymir, “Bozdoğan -Ay.; -Brs.; -Sn.) 2. Semerin ön ve arkasında bulunan ve hayvana yük yükleti-lirken ipleri geçirmeye yariyan çıkıntılar. (-Brs.) 3. Öküz arabalarında yokuşa veya inişe geçileceği zaman uzatılıp kısaltılan kayışın bağlandığı iki kulak. (-Sm.)
ağ açmak Kadınlar âdet gördükten sonra hamama gidip temizlenmek. (“Zara —Sv.)
ağaç öresi avı Karaca avcılığının bir bir çeşidi. (-Ant.)
ağaç pisi [ —» ağaç balı ]
ağaç püsü [ —*¦ ağaç balı ]
ağaç üzümü Dut. (“Milas -Mğ.)
ağadadaş [ — aga - 1 ]
ağadayı Kaynananın erkek kardeşi. (“Şarki Karaağaç —Isp.)
ağadırnıah [ —» ağmak (I) -1 ]
ağağbet İyi, hayırlı son : Ağağbetli olasın. (“Erciş -Vn.)
ağal(I) [ağda (I), ağül (I)-l] Gece,kırda yatırılan koyun sürüsünü korumak için yapılan çitle çevrili yer, açık ağıl. (Keremköy “Burhaniye -Ba.; İsmetiye-Brs.; Hayati “Erbaa-To.; Zile “Mesudiye, “Akkuş köyleri, Uzunmusa -Or.; Seyit -Gr.; Denizli “Vakfıkebir -Tr.; Geben, Çokak, Akif iye “Andırın -Mr.; Sarıhamzak “Sorgun, -Yz. köyleri; “Bor -Nğ.; -Ada.)
[ağda (I)] : (Kalkan -Kü.)
[ağul (I) -İ] : (“Senirkent -Isp.;
“Gürün -Sv.) ağal(II) [-*ağ(IT)-l] ağalamak Zenginleşmek. (Çavdarlı
“Şavşat -Ar.)
ağalanma!ı Ağalık tavrı takınmak. (Sarıhamzalı “Sorgun -Yz.)
ağalık 1. [-»ağacalık (I)] 2. Düğün zamanı, kız babasına oğlan tarafının verdiği para. (“İpsala köyleri, “Uzunköprü -Ed.; “Saray köyleri —Tk.) 3. Hamamlarda zenginlerin soyunacağı, kafesle çevrili bir kişilik bölme. (“İskilip -Çr.)
ağalık etmek Bahşiş vermek, ikram- -da bulunmak. (“Şarki Karaağaç -Isp.; “Kırıkhan -Hat.)
ağalık taslamak Böbürlenmek. (Güneyce -Rz.)
ağaltı 1. [—»ağartı -1] 2. [ ~* ağartı -3]
ağamsı [ağca -2, ağımsı] Beyazımsı, beyaza yakın. (Sarıhamzalı “Sorgun -Yz.)
[ağca-2] : (Sulusaray “Artova
-To.; “Dörtyol -Hat.; -Sv.)
[ağımsı] : (İncirgediği “Karaisalı
-Ada.) ağan [ —» ağuz (I) -1 ] ağan ağacı [ — ağacı (I) ] ağanak Gebe ineklerin fercinden
akan su. (“Mut köyleri -İç.) ağanene Büyükanne. (Karakoyun,
Taşburun “İğdır -Kr.) ağantı Sütün üstünden toplanan kaymak. (“Bozdoğan -Ay.) ağapbah, ağappağ, ağappah, ağappak
[ —» ağabbak ] ağar (I) [ağzan ] Ağaç gövdesinden
oyulan su yalağı. (Bulkaz “Çivril
-Dz.)
[ağzan] : (Hemsin bucağı köyleri, Mapavri -Rz.) ağar (II) [ağır (II)-2, ağor, ağrd ] Ahır. (Denizli, Beşikdüzü “Vakfıkebir -Tr.)
[ağu- (II) -2]: (B. Evren “Keşan -El.)

Derleme, 6
82
[ağor] : (Kocabey »Şavşat -Ar.)
[ağrıl] : (-Ank.) ağar (III) Ağır, yavaş. (Akkışla
»Bünyan —Ky.) ağara Avare, işsiz, boş gezen. (Cu-
mahkızık -Brs.) ağar ani. [—»ağartı-1] 2. [—ağartı -3] ağaranlık [ağran -1] Koyun, keçi gibi
süt veren hayvan. (*Bor -Nğ.)
[ağran-I]: (Bereketli »Tavas -Dz.;
»Zile -To.; Arısama »Karapınar
-Kn.)
ağarantı 1. [—»ağartı -1] 2. [—»ağartı-3] ağara yatırmak [ağura yatırmak]
Daldırma yapmak, soğuktan, müteessir olan veya kök salması istenen sürgünleri toprağa gömmek. (»Divriği -Sv.) [ağura yatırmak] : (-Ur.)
ağar d anlı h Üzüm suyunun daha çabuk ve daha kolay durulması için, içine konulan beyaz toprak veya ufaltılmış taş kırıntıları. (-Ur.)
ağâre Kağnı tekerleğinin ve mazının hareket ederken kaymasına engel olmak için, kağnı okunun üzerine konulan ağaç parçası. (Sarıhamzalı »Sorgun -Yz.)
ağargan 1. Uçuk renkli, ağarmış, solmuş. (»Ünye -Or.) 2. Ağarmaya, solmaya yüz tutmuş. (»Ünye -Or.)
ağarı (I) [ — ağartı -1 ]
ağar. (II) 1. [-ağrı (I) -1] 2. [-»ağrı (I) -2]
ağarıberi [ağari beğari] öteberi, ufak tefek şey. (-Çr. köyleri) [ağari beğari] : (-Dz. köyleri)
ağarım Uçurum, yar. (Keremköy, »Burhaniye -Ba.; »Zile-To.; Tey-neli -Or.)
ağarınca Ağırlığınca anlamına: Ağa-
rınca altın verseler gene kızı vermem onlara. (-Sm.; »Zara -Sv.)
ağarmtı 1. [ - ağartı -1 ] 2. Rüzgârla kabaran denizdeki köpüklü beyazlık. (Ardeşen »Pazar —Rz.)
ağari beğari [ —» ağarıberi ]
ağarlama 1. [ —» ağırlama -1 ] 2. [ —» ağırlama - 2 ]
ağarma [ —» ağrı (II) - 4 ]
ağarmak Ekinler olgunlaşmak. (Genek -Çkr.)
ağamı Sırt, arka. (Karaözü »Gemerek -Sv.)
ağarsımak [ağırsamah, ağırsamak, ağırsımak, ağrımak -2, ağumak]
Yiyecek kokmaya, bozulmaya yüz tutmak. (Cumayanı —Zn.; —Sn.; -Sm.; »Merzifon köyleri -Ama.; »Zile, »Niksar, »Taşova -To.; »Zara, Yukarıkale »Koyulhisar-Sv.; »Karaman -Kn.; »Anamur -Iç.) [ağırsamah] : (Kızılçakçak »Arpaçay -Kr.)
[ağırsamak] : (Sofular »Eğridir -Isp.; Devri »Bucak -Brd.; Oğuz »Acıpayam -Dz.; Alamut »Bozdoğan -Ay.; »Kandıra -Kc; »Gerede, -Bo.; »Kargı -Ks.; -Çr. ve çevresi; Korucuk, -Sn.; -Sm.; »Merzifon ve köyleri —Ama.; »Taşova, -To.; Karakuş bucağı köyleri »Ünye -Or.; Ersis »Yusufeli -Ar.; -Kr.; »Ağın -EL; »Sorgun -Yz.; Çamlh, »Ayaş -Ank.; Bahçeli »Bor -Nğ.; Uğurlu, »Ermenek -Kn.; »Silifke, »Anamur -tç.)
[ağırsımak]: (-Çr.; »Boyabat-Sn.; »Merzifon -Ama. köyleri;»Zile -To.; »Ermenek ve köyleri -Kn.; »Mut köyleri -İç.)
[ağrımak -2]: (Bozan -Es.; Ortaköy

83
-Çkr.; Çitli “Mecitözü -Çr.;’ -Or.; “Koyulhisar -Sv.) [ağumak] : (“Gölköy -Or.)
ağartı [ağ (I) -5, ağaltı, ağaran, ağa-rantı -1, 2; ağarı (I), ağarinti -1, agartu, ağaru, ağdaam, ağıltı, ağırtı, ağran -2, ağrantı, ağrıntı, artı] 1. Süt, yoğurt, ayran v.b.’ ürünler. (“Eşme köyleri, -Uş.; Nudra. “Şarki Karaağaç, Sofular “Eğridir -Isp.; Çerçin -Brd.; İğdir “Çivril -Dz.; Karahayıt, -Ay.; Tepeköy “Torbalı —İz.; Çepnidere “Turgutlu -Mn.; “Edremit, Kadıköy “Bigadiç, Yeniköy-Ba.; “Bayramiç,”Lapseki, “Çan, Tavaklı “Ez^ne, “Ayvacık -Çkl.; Devecikonağı “Mustafakemalpaşa -Brs.; Beşkarış “Altıntaş, -Kü.; Büyükyenice “Osmaneli -Bil.; Bozan -Es.; Gaipler “Kandıra -Kc; Koru “Yalova -İst.; “İskilip, “Sungurlu, -Çr. ve köyleri; “Boyabat -Sn.; “Çarşamba, “Bafra, Karakoğuk -Sm.; “Merzifon köyleri, -Ama. köyleri; Yatmış, Altuntaş “Artova, “Zile ve çevresi, “Reşadiye, “Taşova, Sa-nüsa “Erbaa, Muhat “Almus, -To. ve köyleri; Zile, Faldaca “Mesudi-
• ye, Çavdar “Ünye, -Or.; Piraziz -Gr.; -Gm. ilce ve köyleri; Hemsin, Ortaköy “Pazar -Rz.; Erkinis, Er-sis, “Yusufeli, “Şavşat ve köyleri, “Ardanuç -Ar.; “Göle, “Posof, ölçek, “Ardahan, Kızılçakçak “Arpaçay, Karakoyun, Taşburun “İğdır -Kr.; “Refahiye çevresi, -Eze. ve köyleri; Keçek “Oltu, “Pasinler -Ezm.; -Mş.; “Ağın, -EL; “Halfeti -Ur.; “Kilis ve köyleri, -Gaz.; Ço-ğulhan, Sevin, “Afşin, “Elbistan, “Göksuri ve köyleri, Bertiz, Eloğlu
-Mr.; “Reyhanlı ve Amik Ovası Türkmenleri, Hisarcık “Yayladağı -Hal.; Soğukpınar “Kangal, “Koyulhisar, Mursal, Palha, Savrun “Divriği, Telin, “Gürün, Ağrakos “Suşehri, E. Hüyük “Şarkışla, Karaözü “Gemerek, “Zara, Tutmaç, -Sv.; Bektaşh “Boğazlıyan, Divan-lı, Büyükincirli -Yz.; Solakuşağı “Şerefli Koçhisar -Ank.; Avşar ve Türkmen aşiretleri “Pınarbaşı, “Bünyan ve köyleri, -Ky. köyleri; “Bor, -Nğ.; “Kozan -Ada.; Çavuşköy “Babaeski -Krk.) [ağ (I)-5] : ^Düzenli, Çavdarlı “Şavşat -Ar.)
[ağaltı] : (Yakaköy “Gelendost -Isp.; Arpaköy -Or.; -Gr. köyleri) [ağaran] : (Uluğbey “Senirkenl, “Şarki Karaağaç, *Gelendost,*Eğri-dir köyleri, “Sütçüler köyleri —Isp.; Güney, Akçaköy “Yeşilova, Devri “Bucak, Aziziye, Çerçin —Brd.; Da-rıveren “Acıpayam, Karataş “Sarayköy, İsabey “Çal, Kızılyer, Kösten -Dz.; “Mudurnu -Bo.; -Rz.; “Erciş, -Vn.; “Ahlat -Bt.; -Mİ.; “Kilis, Lohan -Gaz.; Dağhalilince, “Kalecik -Ank.; -Ky.; Genezin “Avanos -Nş.; Çukurkuyu, “Bor, Emirler “Ulukışla -Nğ.; “Karaman, Çavuşcu “Ilgın, Yeniköy “Ereğli -Kn.; “Mut köyleri, “Mersin köyleri -İç.; “Marmaris köyleri -Mğ.) [ağarantı -1]: (Ürkütlü, Pazaravdan “Bucak, Aziziye, Çerçin -Brd.; İğ* neciler “Mudurnu -Bo.; Kışla “Elmalı -Ant.; “Yatağan köyleri-Mğ.) [ağarı (I)]: (Bağıllı, Yılanlı “Eğridir -Isp.; Yenice, “Emet -Kü.; Bozan -Es.)
[ağarıntı-1] : (Çerçin -Brd.)

84
[ağartu] î (»Gümüşhacıköy, »Merzifon ve köyleri -Ama.; Hayati »Erbaa, Dodurga »Artova -To.; Karakuş bucağı köyleri »Ünye, »Akkuş köyleri -Or.; »İğdır -Kr.; »Hozat -Tn.)
[ağaru] : (Karakuş bucağı köyler’ »Ünye -Or.; Bozçalı *Reşadiye-To.) [ağdaam]: (Armutlu »Gölköy -Or.) [ağdtı] : (Harşit bucağı köyleri*To-rul -Gm.) [ağırtı] : (-Çr.)
[ağran] : (Çepni »Gemerek -Sv.; »Ulukışla -Nğ.)
[ağrantı] : (Ürkütlü »Bucak, -Brd. köyleri)
[ağrıntı] : (Karaoğlan »Mustafakemalpaşa —Brs.) [artı] : (»Şerefli Koçhisar -Ank.; »Hacıbektaş -Nş.)
2. Sarımsaklı yoğurt. (*İskilip,-Çr.)
3. Uzaktan ancak seçilebilen hafif beyazlık, ışık. (Nudra, »Şarki Karaağaç, Yassıviran, »Senirkent, Aydoğmuş »Keçiborlu, »Eğridir köyleri, »Sütçüler köyleri,. Hisarardı »Yalvaç, Atabey -Isp.; Salda »Yeşilova »Tefenni, Kuşbaba »Bucak, Çerçin —Brd.; Darıveren»Acıpayam, »Sarayköy köyleri, Eziler »Buldan -Dz.; Çulhan, Sürez »Bozdoğan -Ay.; »Bergama -İz.; »Turgutlu, »Alaşehir ^Mn.; Yeniköy -Ba.; Fili »Biga -Çkl.; »Emet, -Kü.; Yakakayı -Es.; »Kandıra -Kc; »Düzce -Bo.; »Safranbolu, Cumayanı -Zn.; »Cide, »İnebolu -Ks.; »Zile, Taşova -To.; Erkinis, »Yusufeli -Ar.; Ölçek »Ardahan, Kızılçakçak »Arpaçay -Kr.; »Erciş -Vn.; -Mş.; »Ağın -El.; -Gaz.; Çoğulhan »Afşin, -Mr.; Haciilyas, »Koyulhisar,
Göbekviran,, »Gürün -Sv.; Çam’lı »Ayaş -Ank.; Bahçeli »Bor, »Ulu-‘ kışla, »Çamardı, -Nğ. ve köyleri; Görmel, Uğurlu, »Ermenek -Kn.; Karadere*Gündoğmuş, »Serik, »Kaş -Ant.; Yaşyer »Milas; »Fethiye ve çevresi -Mğ.; Kayapa -Ed.) [ağaltı] : (Hamzabali »Bozdoğan -Ay.)
[ağaran] : (Varay -Ama.; »Zile -To.; »Milas -Mğ.) [ağarantı -2] : (İğneciler »Mudurnu, »Düzce -Bo.) [ağartu] : (Uluşiran »Şiran -Gm.; »Hozat -Tn.).
4. .Dutta ilk olgunlaşma belirtisi, ben: Mayıs dedi mi dutlara ağartı düşer. (Ersis »Yusufeli -Ar.; »Ağın -EÎ!) 5. İltihaplanan yara ve çıbanın üzerindeki beyazlık. (Cumayanı -Zn.)
ağartma 1. Turşulara konulan sarımsak, tuz, zeytinyağı ve ekşi karışımı. (Eymir, »Bozdoğan -Ay.) 2. Çörek firma verilmeden önce üzerine sürülen zeytinyağı, süt veya yoğurt karışımı. (Korucu »İvrindi -Ba.) 3. Dokumacıların kullandığı ağ iplik. (Erkinis »Yusufeli -Ar.) 4. Ağartılmış deri. (-Ada.)
ağartmak 1. Dokunan bezleri sığır, inek veya manda mayışma koyduktan sonra suda çalkalıyarak beyazlatmak. (Pazaravdan*Bucak-Brd.; -Rz.; Zığlıspir, Ersis, Erkinis »Yusufeli -Ar.; »Kemaliye -Eze; »Ağın -El.; -Mİ.; -Nğ.; Çukurbağ, Uğurlu, Görmel »Ermenek -Kn.; »Silifke -İç.) 2. Yünden dokunmuş başörtülerini kükürt buhariyle beyazlatmak. (Erkinis »Yusufeli -Ar.) 3. Kumaş ve dokuma ipliğini kireç

85
kaymağı ile beyazlatmak. (-Brs.; *Mut köyleri -Iç.) 4. Derileri sepi-liyerek beyazlatmak. (“Hozat -Tn.; “Şerefli Koçhisar -Ank.; -Nğ.; Akçayaka -Ant.; Yerkesik çevresi -Mğ.) 5. Siyah pekmezi çarparak beyazlatmak. (-Ky.) 6. Ham keresteyi rendelemek. (Mesken * Yatağan-Mğ.)
ağartu 1. [—»ağartı -1] 2. [-»ağartı -3]
ağaru [ —» ağartı - -1 ]
ağaş [ağeş (I), ağıç] Ağaç. (Ovacık “Dinar -Af.; Karakoyünlu aşireti -Kr.;Kesirik -El.) [ağeş (I)]: (Hisarardı”Yalvaç-Isp.) [ağıç] : (Örencik “Yeşilova -Brd.)
ağaşak [ —» ağrışak ]
ağaş delen [ —» ağaç delen]
ağat (I) [-»ağıt]
ağat (II) Bilye oyunu. (“Pasinler, -Ezm.)
ağatçı Ağıtçı, mersiyeci. (Sarıhamzab “Sorgun —Yz.)
ağausta Eski sepici teşkilâtının başı. (-İst.)
ağaz (I) [-»ağız (I) ]
ağaz (II) Ağız. (“Akkuş köyleri -Or.; Denizli “Vakfıkebir -Tr.; Sarıhamzab “Sorgun -Yz.)
ağaz (III) [-» ağuz (I) -1]
ağaz (IV) [ -» ağız (IV) ]
ağaz bağa [ —» ağız bağı (I) - 1]
ağazlık [ —» ağızlık (I) -14]
ağba Sazlık, batakbk. (Yolgeçen -Ada.)
ağbaba 1. [ —»ağa (I) - 4 ] 2. [ —» ağababa -1]
ağ baht [ağıbaht -1] İyi talih. (-Gaz.; “Afşin, “Elbistan -Mr.). [ağıbaht -1]: (Bereketli*Tavas-Dz.; “Zile -To.; “Elbistan -Mr.; Çandırlar “Feke -Ada.)
ağ bakla [ağcebek -1, ağlövlez, ağ pah-
la, ağ pakla -1} Beyaz kuru fasulye. (Bereketli “Tavas -Dz.; Keremköy “Burhaniye -Ba.; -Çr. ve köyleri; Dodurga “Artova, “Zile ve çevresi -To.; “Afşin -Mr.; Yukarıkale “Koyulhisar -Sv.; “Sorgun, Divanlı -Yz.;-Ky.;-Nğ.) [ağcebek -1] : (Rumkuş “Karaisalı -Ada.)
[ağlövlez] : (-Eze. ve köyleri) [ağ pahla] : (“Zile -To.; “Mucur köyleri, -Nş.)
[ağ pakla -1] : (-Çr.; Cumayanı -Zn,; Zile “Mesudiye-Or.; “Gürün -Sv.; Bektaşh “Boğazhyan, -Yz. köyleri; Şıhlı “Develi, “Bünyan ve köyleri -Ky,) ağbalanmak [ağdurulmak] Bir şeyin üzerine abanmak, yüklenmek. (Emirler “Ulukışla -Nğ.) [ağdurulmak] : (Kuzyaka “Safranbolu -Zn.)
ağbaldır Toprak altında 40-50 cm. uzunluğunda beyaz bir sapı olan ve ilkbaharda toplanıp yemeği’ yapılan bir ot. (Güney ova köyleri -Gaz.)
ağbaş (I) 1. Alm veya başı beyaz hayvan. (Çayağzı, “Şavşat, “Ardanuç, Humhal, Etsİs, Erkinis “Yusufeli, —Ar.; Büyükcincirop “Ardahan -Kr.; Malakis “Oltu -Ezm.) 2. Kel, saçsız. (Ericek “Afşin -Mr.)
ağbaş (II) Ekine tane tutturmayan bir çeşit ekin hastalığı. (Ovasaray, — Çr.)
ağbat kar abat Toprağa göre renk değiştiren bir cins kertenkele. (“Kilis -Gaz.)
ağbaz ağbaz Küme küme, kafile kafile: Yükseğine çıktım seyran eyledim —Ağbaz ağbaz göçü gider gazelin. (“Kozan -Ada.)

86
ağben Taze antep fıstığının etli kabuk kısmı beyaz olanları. (Hiyam »Nizip -Gaz.)
ağ bez Beyaz patiska, kâğıt bezi. (Tilafşin * Afşin -Mr.)
ağbıkeri Bir çeşit üzüm. (Kesirik -El.)
ağbırçekli [ağmirçek] Saçı sakalı ağarmış insan. (—Vn.) [ağmirçek ] : ( * İğdır ve çevresi -Kr.)
ağbin [ —» ahbın ]
ağ böce [-»ağ (IV) -1]
ağ böcü [ —¦ ağ (IV) -1 ]
ağbörek Main şekilli motiflerle süslenmiş bir çuval dokuması. (Berit ve’Gâvurdağı göçebeleri -Mr.)
ağ bulut [ağca bulut] 1. Kışın görülen yağmur bulutu. (Cumayanı -Zn.; -Çr.; Çilebane *Reşadiye,*Zile -To.; Zile »Mesudiye, Saray *Perşembe, Uzunmusa -Or.; *Tirebolu, Mencilis •Keşap -Gr.; Denizli * Vakfıkebir -Tr.; *Kelkit çevresi -Gm.; »İğdır ve çevresi -Kr.; Ergân —Eze.; Çöplü »Gürün -Sv.; -Yz. köyleri) 2. Kışın kar eriten beyaz bulut. (Nefsiköseli •Görele -Gr.)
[ağca bulut ] : ( »Ünye -Or.) ağbun [ — alıbun -1 ]
ağca [ağça(I)-2] 1. [ ağabbak] 2. [-» ağamsı ] 3. Siyahlı beyazb, alaca. (Karaözü »Gemerek —Sv.; Akkışla »Bünyan -Ky.) 4. Pamuk ipliğinden dokunmuş çul. (»Göksün ve köyleri, -Mr.; Avşar köyleri »Pınarbaşı -Ky.)
[ağca (I) -2] : (Kirmit »Ceyhan -Ada.)
ağca ağaç Beyaz gövdeli, parlak ve dayanıklı kerestesi olan bir ağaç. (-Çr.; »ZUe ve çevresi, Döllük,
Kızılköy -To.; Zile *Mesudiye -Or.; Çakırköy »Şebin Karahisar -Gr’.; -Eze; Yukarıkale, Haciilyas »Koyulhisar -Sv.)
ağcababa Yuvasını kayaların derin kovuklarına yapan bir kuş. (Yukarıkale »Koyulhisar -Sv.)
ağcabeğ, ağcabey [ —» ağcabek ]
ağcabek [ağcabeğ, ağcebek -2 ] Börülce. (Yeşilköy »Dörtyol —Hat.) [ağcabeğ, ağcabey] : ( -Mr.) [ağcebek -2] : (-Ada.)
ağcebek 1. [ —» ağ bakla ] 2. [ —» ağcabek ]
ağca bey (I) Bir beye akrabalığı olan. (»Halfeti -Ur.)
ağca bey (II) 1. Teni beyaz adam. (Palha »Divriği -Sv.) 2. Kansız, renksiz adam. (Palha »Divriği -Sv.)
ağca’ bulut [ — ağ bulut - 2 ]
ağcaca Baharda tarlalarda^biten ve yemeği yapılan bir ot. (Savrun »Divriği -Sv.)
ağca ferik Bir bar çeşidi. (-Kr.)
ağcağız Yaprakları beyaz benekli bir diken. (Güney ova köyleri -Gaz.)
ağcakanat Tatarcık. (»Kilis -Gaz.)
ağcalık [ — ağacalık (I) ]
ağcı [-»ağacı (I)]
ağcık [ —» ağacık (I) ]
ağcd Beyazlı, beyazı çok. (Yazırlı •Nazilli -Ay.; -Çr.; *Boyabat -Sn.; *Zile -To.; »Şavşat köyleri -Ar.; -Eze; »Kilis -Gaz.; »Reyhanlı ve Amik ovası Türkmenleri, •Antakya -Hat.; Çöplü »Gürün -Sv.; »Kadirli -Ada.)
ağca (I) 1. [ -» ağabbak] 2. [—* ağca - 4 ]
ağca (II) Yassı hububat. (Ambar •Ereğli -Kn.)
ağdaam [ —» ağartı -1 ]

ağda çiçeği Çuha çiçeği. (Düzköy
* Keşap -Gr.) ağdalak (I) [-»ağ (IV) -1] ağdalak (II) Yol kenarlarında çalılar
arasında biten bir çeşit ısırgan otu.
(Bağıllı “Eğridir -Isp.) ağdalamak Yüzdeki tüyleri ağda ile
almak. (* Bor -Nğ.; “Karaman
-Kn.)
ağdalanmak Böbürlenmek, kendini naza çekmek, ağır satmak. (Ekse “Çal -Dz.; “Afşin -Mr.)
ağdahk 1. Üzüm sıkılan ve pekmez yapılan yer, şırahane. (“Elmalı -Ant.) 2. Pekmez yapmaktan başka işe yaramıyan üzüm. (“Elmalı
– Ant.)
ağdamak Yaranın üzerini sıcak bir şeyle bastırmak. (Yeniköy — Ba.)
ağ darı Beyaz mısır. (Nefsiköseli “Görele -Gr.; -Ur.; “Kilis, -Gaz.)
ağdeş Zayıf, cılız (hayvan yavrusu veya çocuk hakkında). (Çerçin
– Brd.; * Çivril -Dz.) ağdıhmak Donun, pantolonun bacak arasına parça eklemek. ( * Bor -Nğ.)
ağdık (I) [ağsar] 1. Yaramaz, sırnaşık, münasebetsiz, densiz, nadan. (Suvermez * Emirdağ – Af.; Ekse “Çal -Dz.; Bozan -Es.- -Çr.) 2. Ters, aksi. (Köseçobanlı * Gülnar -Iç.) 3. Yanlış, değişik: Ayakkabıyı ağdık giymişsin. (* Senirkent -Isp.) 4. Hatalı, kusurlu, eksik: İnsanın daima ağdık tarafını ararlar. (Yenice “Emet -Kü.; Yeniköy, -Ba.) [ağsar] : (*Bor-Nğ.) 5. Yakışıksız, yersiz (söz). (“Alaşehir -Mn.; Yeniköy -Ba.; “Mut, Köseçobanlı “Gülnar, -Iç.)
87

ağdık (II) 1. [-»ağman (I) -1]
2. Minnet : Kimsenin ağdığı altında değiliz. (-Çr.) 3. Kötülük. (“Merzifon -Ama.) ağdık (III) [âğın, ağdırık (I), ağdı-rıklı (I), ağgın (I), ağımdı, ağ-manlı] 1. Dengesiz, eğik, bir yana devrik (yük). (-Ba.; “Merzifon ve köyleri, Varay —Ama.; -Çr.; “Ermenek ve köyleri, Akçalar * Seydişehir -Kn.)
[âğın] : (Bahçeli * Bor, – Nğ.) [ağdırık (I)] : (Çepnidere * Turgutlu -Mn.; “Ezine ve köyleri -Çkl.) [ağdmklı(I)]: (“Eşme -Uş.; Moraca, Yukarıseyit * Çal, İğdir, Çöplü “Çivril, “Sarayköy köyleri, Muğlasm “Tavas, Çardak – Dz.; “Şabanözü, “Çerkeş —Çkr.; “iskilip -Çr.; Çanıllı, “Ayaş, * Beypazarı -Ank.; Doğanbey “Beyşehir -Kn.) [ağgın (I)] : (“Bor, -Nğ.) [ağmalı] :• (Hamzabali “Bozdoğan -Ay.)
[ağmanlı]: (Yusufuşağı * ŞerefliN Koçhisar -Ank.; Genezin “Avanos -Krş.; Avşar köyleri “Pınarbaşı -Ky.)
2. Ağır, fazla: Vapur ağdık eşya almıyor. (Gevgeli göçmenleri Kum-bağ -Tk.)
ağdık (IV) [ -» ağrık (I) - 2 ]
ağdık (V) Ağır, pis (koku hakkında). (“Karacabey -Brs.)
ağdık ağdık konuşmak Yüksek sesıe, bağıra bağıra konuşmak. (—Ba.)
ağdık boğaz Obur, pisboğaz. (Yuka-rıkaraçay “Acıpayam —Dz.)
ağdık gelmek Yüksek gelmek: Yastığım ağdık geldi. (Aşağıılıca —Es.)
ağdır çöğdür yürümek Topallıyarak yürümek, (iğneciler * Mudurnu -Bo.)
88
ağdırık (I) [ — ağdık (III) -1 ] ağdırık (II) [ — ağman (I) -1 ] ağdırık (III) [ağmaç] Tepenin arkası, tepenin görünmiyon yeri. (“Mudurnu – Bo.)
[ağmaç] : (Zeyve * Söğüt -Bil.) ağdırık (IV) Şımarık, ne oldum delisi,
kibirli. (-Bo.) ağdırıkh (I) [ — ağdık (III) -1] ağdırıklı (II) Aksak, sarsak, topallı-
yarak yürüyüş. (Yukarıseyit *Çal,
Hisar ve çevresi * Sarayköy — Dz.) ağdırık olmak Bir kimse başkasına
yük olmak. (Sığma “Sarayköy-Dz.;
Bayındır -Kn.) ağdırış eğdiriş [ağdırma ç çöğdürmeç,
ağdırma çöğdürme] Tahterevalli
oyunu. (“Mudurnu, -Bo.)
[ağdırmaç çöğdürmeç] : (- Kü.)
[ağdırma çöğdürme]: (Zeyve “Söğüt
-Bil.; -Ks.)
ağdırma [ağduma] Yağmur veya güneşten korumak için evin bir tarafına yapılan ve arkası duvara verilen çatı, sundurma (“Merzifon -Ama.) [ağduma] : (“Merzifon -Ama.)
ağdırmaç çöğdürmeç [— ağdırış eğdiriş]
ağdırma çöğdürme [— ağdırış eğdiriş] ağdırmak (I) [ağdırmak - 2, ağman-naııdırıııak, ağmek] 1. [— ağmak (I) -1] 2. Bir şeyi eğmek, meylettirmek, çekmek. (“Kilis -Gaz.; Eldelek, “Elbistan,.”Afşin -Mr.; “Bor, -Nğ. ve köyleri)
[ağdırmak -2]: (“Akyazı çevresi -Sk.)
[ağmannandırmak] s- (-Krş.) [ağmek] : (“Afşin, “Elbistan -Mr.; Sarıhamzalı “Sorgun -Yz.)
3., Topallamak, aksamak. (Kösten -Dz.)
4. Ağır basmak, çökertmek, mat etmek, bozmak. (-Kü.; — Çr.) 5. Suçu başkasının üzerine atmak, (incesu “Dinar-Af.)6. Yükseltmek, havaya doğru kaldırmak, omuza almak. (Doğanbey “Beyşehir —Kn.; “Silifke -Iç.; Minnetler “ivrindi -Ba.) 7. Dolaştırmak, gezdirmek. (“Sivrihisar -Es.) 8, Sürüyü bir yamaca c’oğru salıvermek, (iğdir “Çivril -Dz.; Bozan -Es.; “Marmaris köyleri -Mğ.)
ağdırmak (II) 1. Pişirilen bir şeyi koyulaştırmak, ağdalaştırmak. (Bornova -Iz.) 2. Beyazlatmak. (“Bandırma -Ba.) 3. Börttürmek. (“Bandırma -Ba.)
ağdirmit Çok tatlı, kokulu, iri sal-kımlı bir çeşit üzüm. (-Nğ.)
ağ duğaklı Düğünde gelini güveyi ile tanıştıran kadm. (Denizli “Vakfıkebir -Tr.)
ağduma [— ağdırma]
ağduma taşı [ağdurma] Hayvana yüklenen bir yükün dengesini sağlamak için bir tarafa konulan taş. (-Sm.) [ağdurma] : (Kızılköy – To.)
ağdurma [ — ağduma taşı ]
ağdurmak 1. Yöneltmek, tevcih etmek. (-Sm.) 2. [ — ağmak (I) -1]
ağdurulmak [ — ağhalanmak ]
ağdük Şaşı. (“Zile -To.)
ağe [ — aga -1 ]
ağeçcik Ortasma ayak basacak tahta çakılan ve bu tahtanın üzerine çıkıldıktan sonra, koltuk altında tutularak yürünen bir buçuk metre uzunluğunda ağaç. (tlyas * Keçiborlu -Isp.)
ağense Kuzu. (Bereketli “Tavas -Dz.; “Zile -To.; “Malkara -Tk.)
ağeş (I) [ -*¦ ağaş ]

89
ağeş (II) Ateş küreği. (Hayati “Erbaa -To.)
ağey [ -* aga -1 ]
ağger, âğer Boynuzunun dibinden
ağzına kadar beyazı olan keçi.
(* Kelkit köyleri, Söfker * Şiran,
Tekke -Gm.; “Refahiye çevresi
-Eze.)
ağgm(I) [-»ağdık (III)-1] ağgın (II) [ağgun ] Çok, fazla. (-Nğ.)
[ağgun] : (Şıhlar -Or.) ağgun ‘ [ -» ağgın (II) ] ağı (I) [-»ağ (IV) -1] ağı (II) [ağu (I) -2] Zehirli ot. (Eğrigöz
“Emet -Kü.)
[ağu (I) -2] : (Yolbaşı, Muradiye -Rz.)
ağı (III) Kırağı. (-Çr.) ağı ağacı [ —» ağacı (I) ] ağıbaht 1. [-»ağbaht] 2. Talihsiz.
(“Bergama —İz.) âğı bardağı Çok yaramaz, haşarı,
afacan çocuk. (“Bor -Nğ.) ağı böceği [ —» ağ (IV) -1 ] ağı. böcesi [ —» ağ (IV) -1 ] ağıcık [ —» ağacı (I) ] ağı böcüsü [ -» ağ (IV) -1 ] ağıç [-»ağaş]
ağıçahk [ağaçalık] Köy kadınlarının iş yaparken giydikleri, uçkurlu, geniş ağlı ve uzun paçalı don, şalvar. (İshakh “Bolvadin – Af.; Dallıca “Nazilb -Ay.; -Kü.; – Es. ve çevresi; – Ank. çevresi) [ağaçalık] : (DenizU * Vakfıkebir -Tr.)
ağı çalısı [ —» ağacı (I) ]
ağı çalmak 1. [ — ağılanmak ] 2.
Zehirleşmek, acılaşmak. (“Senirkent-Isp.) 3. Zehir sürmek. (“Senirkent -Isp.)
ağı çiçeği [ -» ağacı (I) ]
ağıda [ağuda -2] Pekmez, şeker gibi tatlılardan yapılan koyu sıvı, ağda. (Darıveren “Acıpayam -Dz.) [ağuda -2] : (“Zile -To.)
ağı dalı [ —» ağacı (I) ]
ağı düğü [ağu düğü] 1. Evde erzak olarak bulundurulan ötebçri, acı tatlı, ufak tefek yiyecekler. (Senir * Keçiborlu, Yassıviran, Uluğbey * Senirkent, Gelegermi, Körküler, “Yalvaç, Çaltı, Yakaköy “Gelendost -Isp.; Çerçin – Brd.; -Es.; “Zile, Bizeri – To.; “Bor -Nğ.; Ararım “Beyşehir, “Karaman -Kn.)
Jağu düğü] : (-To.)
2. Zehir zıkkım : Şu yemeği ağı düğü ettiniz. (Çukurbağ, Mençek “Ermenek-—Kn.; “Gazipaşa köyleri -Ant.; -Kü.; “Bor -Nğ.; Kıbrıs)
3. Karm ağrısına ilâç olarak kullanılan sarı bir ot. (Körküler “Yalvaç -Isp.)
ağı kurdu [ağ kurdu -2] 1. [—» ağ (IV) -1 ] 2. Arı kovanlarına dadanarak, bal ve petekleri yiyen bir çeşit kurt. (Sığma, Karataş * Sarayköy -Dz.; Sürez,-Hamzabali “Bozdoğan -Ay.)
[ağ kurdu -2] : (Ekse “Çal -Dz.;
* Bozdoğan -Ay.; Yeniköy -Ba.;
Evreşe * Gelibolu -Çkl.; Kâyapa,
-Ed.; “Saray çevresi -Tk.) ağda(I) [Uagal(I)] ağda (II) Daldırma suretile dikilen
bağ çubuğu. (* Çermik ve çevresi
-Dy.)
ağılanmak [ağı çalmak -1] Zehirlenmek. (“Emirdağ-Af.; “Şarki Karaağaç -Isp.; “Tefenni -Brd.^ Ekse, Be-killi,Moraca “Çal, Oğuz “Acıpayam,

90
»Sarayköy köyleri -Dz.; Alanlı -Ay.; »Alaşehir -Mn.; -Ur.; -Yz.; Sobran »Nallıhan-Ank.; »Bor-Nğ.; Çukurbağ, Uğurlu, Görmel »Ermenek -Kn.)
[ağı çalmak-1] : (»Senirkent -Isp.)
ağılcık [ ağacı (I) ]
ağılcın Tam olgunlaşmamış, yarı ham meyva veya sebze. (»Elmalı -Ant.)
ağıl dutmak 1. Tarlayı dikenli bitkiler v.s. ile çevirmek, sınırlamak. (* Silifke -Iç.) 2. Hayvanlar için açık havada barınacak yer hazırlamak. (»Silifke -İç.)
ağdı böcü [ —» ağ (IV) -1 ]
ağdı kurt [ - ağ (IV) -1 ]
ağılı pöy Örümcek. (»Antakya-Hat.)
ağıllamak (I) Koyun, keçi gibi hayvanları sağmak üzere ağıla koymak, (incesu, Çapalı »Dinar —Af.; Ge-legermi * Yalvaç – Isp.; Güney, Gökçeyaka, Örencik »Yeşilova -Brd.; Ismetiye -Brs.; »Mut köyleri -îç.; Semayük »Elmalı -Ant.)
ağıllamak (II) îkram etmek, ağırlamak: Misafiri ağilladık. (İğneciler * Mudurnu -Bo.; »Zile -To.)
ağıllanmah Akıllanmak. (Taşburun »İğdır -Kr;)
ağıllanmak (I) 1. Çıbanm etrafı çember şeklinde kızarmak. (»Eğridir köyleri -Isp.) 2. Bir yere toplanmak, toplu halde bulunmak. (Yakaköy * Gelendost -Isp.)
ağıllanmak (II) İzzet ikram görmek, ağırlanmak. (—Es.)
ağılmak Ünlenmek, anılmak, şöhret bulmak. (»Zara -Sy.)
ağdpa Yıkılan ahırın harabesi. (Celi-kanyurt »Gürün -Sv.)
ağiltı [ —»ağartı - 1 ]
ağd yapmak Biçilen mısırları üstüste
koyup ay şeklinde yerleştirmek. (»Tefenni -Brd.)
ağımsı [ — ağamsı ]
ağın (I) [ -»¦ ağuz (I) -1 ]
ağın (II) ihtiyar, yaşlı. (»Düzce -Bo.)
ağm (III) Daha fazla.(»Düzce -Bo.)
ağın (IV) Aşk, sevda. (Şabanözü »Polatlı -Ank.)
ağonce Çember, yazma, yemeni. (Afşar »Hadım — Kn.)
ağındırıık Reçine, çam sakızı. (»Taşköprü -Ks.)
ağınmak (I) Yuvarlanmak, debelenmek. (Çepnidere * Turgutlu, Ken-der »Kula -Mn.; »Düzce -Bo.; »Zile -To.)
ağınmak ,(II) 1. Soğuktan donan ve birdenbire sıcağa tutulan eller çok sızlamak. (—Es. köyleri) 2. Açlıktan ölmek. (Görmel »Ermenek — Kn.) 3. Rengi uçmak, benzi solmak : Çocuk korkudan ağındı. (»Dörtyol -Hat.)
ağır (I) [ağn- akıllı] 1. Olgun, terbiyeli, oturakb, aklı başında. (Devri * Bucak – Brd.; – Ks.; Karakuş bucağı köyleri »Ünye -Or.; Tekke -Gm.; »Şavşat ve köyleri -Ar.; -Mr.; Çepni »Şarkışla -Sv.; »Mut köyleri -Iç.; »Bor -Nğ.) [ağn- akıllı] : (* Kilis -Gaz.) 2. İtibarh, hatırı sayılır (kimse). (* Bor -Nğ.; »Merzifon, »Gümüşhacıköy – Ama.) 3. Kıymetli eşya, para: Evde ağırın, dağda davarın olsun. (»Zara -Sv.) 4. Beyaz, mor veya başka renk çizgdi kumaştan yapılan kadın elbisesi. (Bozan -Es.) 5. Kâbus: Bu gece beni ağır bastı. (Yenice »Emet -Kü.)
ağır (II) 1. Çeşme yalağı. (* Eşme köyleri – Uş.; Hortuna * Torbalı

91
-îz.; Yenikyö -Ba.) 2. [-»ağar (II) ]
ağır ağsak Yavaş yavaş, düzensiz.
(*Bor -Nğ.) ağır akdlı [ -» ağır (I) -1 ] ağır almak Kulağı az işitmek. (*Bor _-Nğ.)
ağır ayak 1. [ağır ayaklı, ağu* canlı, ağırlıklı, ağır daban, ağır taban]
Gebe, yüklü, doğurması yakın. (Yakaköy »Gelendost – Isp.; Aydınlı »Gebze -Kc.; »Boyabat -Sn.; »Çarşamba -Sm.; -Çr.; »Zile ve çevresi, -To.; Danışman »Fatsa -Or.; -Gm. ilce ve köyleri; Yolbaşı, Muradiye – Rz.; Ersis »Yusufeli, Çayağzı, Ciritdüzü »Şavşat, »Ardanuç ve köyleri -Ar.; Keçek »Oltu -Ezm.; Ergân, -Eze.; »Bismil -Dy.; »Hozat -Tn.; Te-kerahma »Gürün, »Zara, -Sv.) [ağır ayaklı] : (»Maçka -Tr.) [ağır canlı] : (- Or. ve köyleri; Mencilis »Keşap -Gr.; »Hasankale -Ezm.)
[ağırlıklı] : (Uluğbey »Senirkent – Isp.; – Ba.; * Alaçam – Sm.; »Zile-To.; »Bismil-Dy.; »Ermenek ve köyleri – Kn.; Kayapa »Lalapaşa, -Ed.)
2. Tembel, ağır canlı, vurdum duymaz. (Körküler »Yalvaç – Isp.; Navlu »Yeşilova -Brd.; Çilehane »Reşadiye -To.; Çayağzı »Şavşat -Ar.; Sosunga »Çayırlı, »Refahiye -Eze; -Vn.; »Zara -Sv.; »Bor -Nğ.)
[ağır daban] : (Bulkaz »Çivril -Dz.) [ağır taban] : (îsabey »Çal -Dz.)
3. Yavaş yavaş, ağır ağır. (-Brs.; »Çarşamba -Sm.; -Çr.; Damşman »Fatsa -Or.; Divanh – Yz.)
ağır ayak gün [ağır gün] Mübarek gün: Bu ağır ayak gün sizi dövmekten vazgeçtim! (Navlu »Yeşilova -Brd.) [ağu- gün] : (Genek »Yatağan -Mğ.)
ağır ayaklı [ — ağır ayak -1 ] ağu- bar Bir bar çeşidi. (-Kr.) ağu* canlı [ -» ağır ayak -1] ağır daban [ — ağır ayak - 2 ] ağırdamak 1. Eskimek, köhneleşmek: Şu ev ağırdamış. (Korucuk, Bostancılı -Sn.) 2. Düşündüğünü anlatamamak. (»Bozdoğan – Ay.) ağır dolu Kürekleri suya derince daldırarak yavaş yavaş ve vücut hamlesiyle çekiş için kullanılır. (-Tr.; -Rz.) ağu* elli Borcunu geç ödeyen, elinden kolay kolay para çıkmıyan. (* Çarşamba -Sm.; »Gemerek, »Şarkışla -Sv.)
ağır engini Nezle. (Akyaka -Brd.)
ağır gün [ — ağu* ayak gün]
ağır hastalık [ -» ağrı (II) - 3 ]
ağırık [ ağrık (I) - 2 ]
ağırlama [ağarlama -1, 2] ¦ 1. Halay oyununda bir musiki usulü, havası. (Hacıkebir * Emet – Kü. ; Kızık »Artova -To.; Hacıilyas »Koyulhisar – Sv.; Kötüboynul, – Yz.; »Fethiye köyleri -Mğ.) [ağarlama -1] : (Sarıhamzalı »Sorgun -Yz.)
2. Halay oyununun üç bölümünden biri. (»Şarkışla, »Divriği, -Sv.; »Sorgun, -Yz. ve köyleri) [ağarlama -2] : (»Zara -Sv.)
3. Samah denilen halk oyununda söylenen son kıt’a. (Tahtacı aşireti -Isp.)
ağırlık bitirmek Düğünden önce kız ve oğlan tarafı bir araya gelerek,

92
yapılacak işler hakkında konuşmak, anlaşmaya varmak. (Çerçin —Brd.)
ağırlıklı [ — ağn- ayak -1 ]
ağırluh 1. Bütün ev eşyası. (“Ardanuç köyleri -Ar.) 2. Yaylaya çıkarılan bütün eşya. (“Ardanuç köyleri – Ar.)
ağırma [ — ağrı (II) - 4 ]
ağırmak (I) Bağırmak, sesli sesli ağlamak. (Danışman * Fatsa – Or.)
ağırmak (II) Ağrımak. (Kocabey * Şavşat -Ar.)
ağırrak Az ağır, ağırca, ağır sayıla-bilcn. (Gökçeburun, “Silifke -Iç.)
ağırsah Aksak koyunlardan ibaret sürü: Sen önden git, ben ağır sahi arkadan getiririm. (Kizılçakçak “Arpaçay -Kr.)
ağırsak Koyunların doğurmasına yakın şişen memesi. (Kızılköy “Dinar -Af.)
ağırsamah [ —*• ağarsımak ] ağırsamak [ ağarsımak ] ağırsmmak [ağrınmak -3, ağrısınmak]
1. Bir işi ağır bulmak, yüksünmek, yük saymak, angarya saymak. (“Düzce – Bo.; Zara – Ama.; “Kilis, -Gaz.; “Afşin -Mr.; “Pınarbaşı-Ky.; Kocabey-Krş.; -Nğ.; “Silifke -Iç.)
[ağrmmak] : (“Bor -Nğ.) [ağrısınmak] : (-Nğ.)
2. Hakaret saymak, ağırına gitmek, alınmak: Ben bu sözü ağırsınıyo-rum. (Çardak -Dz.) 3. Hoş karşılanmamak, istiskal olunmak : Ağır-sanacağım yere hiç misafir olmam. (* Merzifon ve köyleri – Ama.)
ağırşah [ağışah, ağışak -1] 1. Yün, iplik eğirden iğin altına takılan yuvarlak ağaç parçası, ağırşak, (Çayağzı, Yavüzköy * Şavşat — Ar.)
[ağışah] : (-Gm.)
[ağışak -1] : (Ersis, * Yusufeli-Ar.)
2. Ip bükmeğe yarıyaıı iğ, ağırşak. (Karaözü “Gemerek -Sv.)
ağırşak [ağışak -2, ağşak (I) -4,10] 1. Kağnı arabasında tekerlekler üstüne konulan ağaçların gerdirilmesi için kullanılan parça. (Hacılar “Sandıklı -Af.) 2. FJ değirmeninde iki taş arasına yatay olarak konulan tahta veya demir. (* Merzifon -Ama.; E. Hüyük “Şarkışla -Sv.; “Bor -Nğ.) [ağşak (I)-4] : (“Bor -Nğ.)
3. Memenin etli, şişkin kısmı. (Ya-kaköy “Gelendost -Isp.) [ağışak -2] : (Yumrutaş * Acıpayam -Dz.)
4. Bir çeşit elma. (- Bo.) 5. Kır menekşesi. (-Çr. köyleri)
[ağşak (I) -10] : (“iskilip -Çr.) ağırşaklanmak [ağşaklanmak(I)] 1. Çıban kızararak sertleşmek, katılaşmak. (Tekke “Çivril -Dz.; -Es.; -Nğ.)
[ağşaklanmak (I)]: (“Bor-Nğ.; “Mut köyleri -îç.) 2. Meme belirmeye, büyümeye başlamak : Göğsü ağırşaklanmış.(—Nğ.; Tekke “Çivril -Dz.)
ağır taban [ —¦ ağn- ayak - 2 ]
ağır tav Çamuru çokça, toprağı sabana yapışacak kadar yaş olan tar-
. la. (Görmel “Ermenek -Kn.)
ağırtı [ —»¦ ağartı -1 ]
ağısmı ahmak 1. Acısını gidermek, sızısını dindirmek. (* Bor – Nğ.) 2. At ve eşek yem yemediği zaman üst dudağından kan almak. (“Zara -Sv.)
ağış (I) Gümeçten bal çıkarmakta kullanılan alet. ( Bornova; – îz.; – Ed.)

93
ağ»S (n) [~*aga -1] ağışah [ -» ağır şah -1 ]
ağışak 1. [ —» ağırşah - 1 ] 2* [— ağırşak - 3 ]
ağışmak Topluca hücum etmek, sürü halinde koşmak. (»Maçka köyleri, »Akçaabat köyleri, »Vakfıkebir köyleri — Tr.)
ağış tır mak [ağnaşdurmak -1, ağmış-tırmak] Üstü kapalı anlatmak, hissettirmek, dolayısiyle duyurmak. (Danışman »Fatsa -Or.; »Zara -Sv.)
[ağnaşdurmak] : (»Merzifon -Ama.) [ağnaştırmak] : (*-Perşembe, —Or. ve köyleri) ağıt (I) [ağat (I), avut (II) -1] 1. Ölen bir kimser.in. iyi hallerini ve ölmesinden duyulan acıları sayıp dökmek üzere söylenen ezgi, ezgi ile mersiye söyliyerek ağlama. (İncesu »Dinar, »Bolvadin -Af.; Yassıviran »Senirkent, »Gelendost, Eski Geceli * Yalvaç, Senir, Tahtacı aşireti -Isp.; Akçaköy, Elden -Brd.; »Eşme’nin Kaçar, Kozan, Kızılkeçili aşiretleri -Mn.; Narlı-dere -İz.; Bereketli »Tavas, Ezi-ler * Buldan – Dz.; Keremköy * Burhaniye, -Ba.; * Safranbolu -Zn.; -Ks.; -Ama. köyleri; -Çr.; »Zile -To.; Mahmudiye »Sivrihisar, Bozan, Yakakayı-Es.; Kıbrısköyü, -Ank.; »Pınarbaşı Avşarları -Ky.; Bektaşlı »Boğazlıyan, -Yz. ve köyleri; »Gürün, »Koyulhisar, »Zara, – Sv.; -Krş.; Sarılar * Avanos -Nş.;*Bor-Nğ.; »Karaman-Kn.; »Kiği -Eze.; -Ezm.; Aşudu »Darende, ören »Akçadağ -Mİ.; Kara-dere »Gündoğmuş -Ant.; »Silifke, »Mut köyleri, Çukur -İç.; Gâvur-
dağı, »Kadirli – Ada.; Çoğulhan, »Afşin -Mr; »Kilis, -Gaz:; -Mr.;
– Hat. ilce ve köyleri; Trakya il ve ilçeleri)
[ağat (I)] : (»Afşin, * Elbistan -Mr.; »Kangal ve köyleri -Sv.; Sarıhamzalı »Sorgun -Yz.; -Ada.) [avut (II) -1] : (»Geyve -Kc; Sulusaray »Artova -To.; »Gürün -Sv.)
2. Gelin olan bir kızın arkasından meziyetlerini sayıp dökerek ağlama. (Elvanlar »Eşme -Uş.; »Bor -Nğ.)
ağıt (II) İki tarlayı birbirinden ayıran set. (Narlıdere —İz.)
ağıt (III) [-» aggıt J
ağıtçı 1. Ağıt söyliyen, ağıt söyliyerek cenaze sahiplerini ağlatan. (Yazıköy »Safranbolu -Zn.; Çakal »Eşme -Uş.; »Zile -To.;
* Pınarbaşı Avşarları -Ky.; -Yz.; Ören »Akçadağ -Mİ.; »Silifke -İç.; Çoğulhan »Afşin, Kesim »Andırın,
* Elbistan -Mr.; * Kilis, – Gaz.;
* Reyhanlı -Hat.) 2. Gelin olan kızın etrafındaki topluluğa söylediği ağıtlarla hüzün veren, onları ağlatan (kimse). (Yazıköy * Safranbolu -Zn.; Çakal »Eşme-Uş.)
ağıt etmek [ağıt koparmak, ağıt tutmak ] Bir ölüm dolayısiyle sürekli şekilde ağlamak : Babası öldüğünde çok ağıt etti. (»Mut köyleri – Iç.) [ağıt koparmak] : (-Sv.) [ağıt tutmak] : (Güney »Yeşilova
– Brd.; Çardak – Dz.; Çiftepmar »Mersin -İç.)
ağıt koparmak [ — ağıt etmek] ağıtlamak El, kol, vücut hareketleriyle karşısındakini sakındırmak. (Karaath »Yeşilova -Brd.)

94
ağıtmak (I) ölünün meziyetlerini sayıp dökmek. (-Çkr.)
ağıtmak (II) Hiç görmediği ve bilmediği bir çevrede yalnızlıktan ve hayretten doğma bir şaşkınlıkla diküerek sağa sola bakınmak. (* Çal -Dz.)
ağıt tutmak [ — ağıt etmek ]
ağıt yakmak Yeni bir ağıt düzmek,
söylemek. (Çiftepmar *Mersin-îç.;
Çığşar, »Kadirli -Ada.) ağıt yitirmek Ac klı bir işi veya olayı
ağlıya ağlıya anmak. (“Bor -Nğ.) ağız (I) [ağaz (I)] 1. Sefer, defa, kere,
(»Eşme köyleri -Uş.; -Brd.; Yenice
*Emet, -Kü.; *Cide, — Ks.; — Sm.;
* Merzifon – Ama.; * ZUe – To.; -Bt.; * Hozat -Tn.; *Küis -Gaz.; “Kırıkhan, Amik, Gâvurdağı, “Antakya — Hat.; * Zara — Sv.; * Bor, – Nğ.; “Karaman — Kn.; – Ada.;
* Süifke -Iç.; Çomaklı “Korkuteli -Ant.)
[ağaz (I)] : (^Sm.; -Sv.; -Ed.) 2. Pekmez kaynatılırken tavaya konulan bir kaynatmalık şıra: Üç ağız pekmez kaynattık. (Uluğbey
* Senirkent, Kumdanlı * Yalvaç -Isp.; “Mut köyleri -îç.) 3. Ekmekçilikte firma her seferde atılan ekmek. (“Bucak -Brd.; Hemsin
* Pazar -Rz.; “Bor -Nğ.) 4. Bir bel ağzının açtığı arktan akan su. (-Nğ.)
ağız (II) [ağo (II)] 1. Ormandan açılmış boz tarla. (Buhari * Fatsa -Or.)
[ağo (II)]: (Kocabey “Şavşat -Or.)
2. Ortasında suların toplandığı bir toprak bulunan çepeçevre dağların bu toprağa bakan yamaçları, aklan,
koyak. (-Kü.; Alansa “Kelkit -Gm.) 3. Ekin biçilirken orakçı, tırpancının ilk başladığı yer veya bu şekilde tarla içinde açılmış yol. (“Merzifon köyleri -Ama.) 4. Birkaç tarlanın bir arada bulunduğu tarım bölgesi. (Saylav * Ünye -Or.)
ağız (III) 1. Uç, kenar, başlangıç: Bizim ev köye girince hemen ağızdadır. (Kumdanlı “Yalvaç —Isp.; * Zara – Sv.) 2. Budanan bağ çubuğunun ucundan göze kadar kuruyan kısmı. (-Isp.)
ağız (IV) [ağaz (IV)] 1. Ezgi, musiki makamı: Urfa ağzı. (—Gaz.) 2. Şive, bir bölgenin özel konuşma ve söyleme tarzı: Gaziantep ağzı. (-Çkr.) 3. Öğüt, nasihat: Ağzımı tut, ağzın yanmaz. (“Zara —Sv.) [ağaz (IV) ] : (Sarıhamzalı “Sorgun -Yz.)
ağız (V) Yavaş, ağır. (Karabörk
“Görele -Gr.) ağız (VI) [ — anız ] ağız ağıza vermek Çene yarıştırmak:
Kim seninle ağız ağıza verir. (“Erciş
-Vn.)
ağıza ip ölçmek [ağız avlamak, ağız ellemek, ağızlamak (1)9, ağız yoklamak] Ağız aramak, düşünce yoklamak, istimzaç etmek. (—Nğ.) [ağız avlamak] : (-Brs.) [ağız ellemek] : (Aliköy “Çaycuma -Zn.)
[ağızlamak (I) -9] : (Ekse * Çal -Dz.)
[ağız yoklamak] : (Yenice * Emet -Kü.)
ağız almak Meme çocukları bir çeşit ağız hastalığına yakalanmak. (“Senirkent -Isp.)

95
ağız avlamak [ — ağıza ip ölçmek] ağız ayırmak Aptal aptal bakmak :
Ne ağız ayırıyorsun, yoluna gitsene!
(-Ky.)
ağız bağı (I) [ağaz bağa] 1. Çuval ağzı bağlamakta kullanılan ip, sicim. (Çiftlik * Dinar, İshakk, Dişli »Bolvadin – Af.; * Yalvaç, Çaltı, Yakaköy, »Gelendost, Yassıviran »Senirkent —Isp.; »Yeşilova köyleri -Brd.; Oğuz, Alâeddin »Acıpayam, İsabey, Ekse, Bekilli »Çal, Çöplü, Bulkaz, Çıtak »Çivril, Bereketli »Tavas, Beylerli, Başçeşme -Dz.; Alibeyli »Bergama —İz.; — Kü.; Bozan -Es.; Dadıç, -Bo.; Cumayanı
– Zn.; – Çr.; * Merzifon köyleri, Varay – Ama.; * Zile, Çilehane »Reşadiye, Dodurga »Artova, Hayati »Erbaa, -To.; Zile »Mesudiye,
– Or.; Nefsiköseli * Görele – Gr.; Sobran -Gm.; Keçek * Oltu -Ezm.; »Refahiye —Eze; * Ağın
– El.; Taşoluk * Göksün – Mr.; Ağrakos »Suşehri, »Şarkışla ve çevresi, »Yıldızeli, »Zara, »Divriği ve çevresi, Tekerahma* Gürün, Yukarıkale * Koyulhisar, Çepni »Gemerek, Tutmaç, -Sv.; »Sorgun,
– Yz. ve köyleri; Avşar aşireti * Pınarbaşı, * Bünyan ve köyleri -Ky.; »Mucur-Nş.; Bahçeli, »Bor, -Nğ.; »Karaman -Kn.)
[ağaz bağa] : (Bektaşlı * Boğazh-yan -Yz.)
2. Çift sürülürken, öküzlerin ot yememeleri için ağızlarına takılan ip veya telden örülmüş bağ. (Ekse »Çal -Dz.) 3. Güreşlerde devenin ağzını bağlamakta kullanılan ip. (»Ayvacık -Çkl.)
ağız bağı (II) 1. Yalancı şahitlik yapacak kimseye verilen rüşvet. (-Çr.) 2. İstenilen bir kızın verilmesine razı olmıyan, zorluk gösteren akraba ve dostlarma erkek tarafından verilen hediye. (Arah ».Halfeti – Ur.) 3. Düğün gecesi gelini konuşturmak için damadın’ verdiği hediye. (»Varto — Mş.)
ağız dabışdısı [ağız davın, ağız davış • tısı, ağız davrı, ağız tavrı] Anlatış, ifade tarzı, konuşma tarzı. (Yenice »Emet – Kü.)
[ağız davrrı] : (»Mut köyleri, »Silifke, —İç. köy ve aşiretleri) [ağız davıştısı] : (* Şarki Karaağaç -Isp.; »Süifke -İç.) [ağız davrı] : (Giremez »Araç -Ks.; * Süifke — İç.; Çukurbağ, Uğurlu »Ermenek -Kn.)
[ağız tavrı] : (* Sarayköy köyleri -Dz.; Alamut »Bozdoğan – Ay.; »Gümüşhacıköy, »Merzifon -Ama.; Orhaniye »Marmaris, »Milas, Yerkesik çevresi —Mğ.) ağız dadı (I) [ağız tadı -1] 1. Nişan veya düğünde oğlan tarafından kız evine gönderilen şeker, tatlı, yemiş gibi hediyeler. (»Şu-hut -Af.; »Şarki Karaağaç -Isp.; Pazaravdan, Ürkütlü * Bucak -Brd.; »Sarayköy -Dz.; Hamzabali, »Bozdoğan -Ay.; Kümbet »Seyitgazi -Es.; »Kargı -Ks.; »Kilis -Gaz.; -Mr.; »Ayaş, Yaraşlı »Haymana -Ank.; Bahçeli, »Bor, -Nğ.; Gaziler »Hadım, »Ermenek
– Kn.; Karadere * Gündoğmuş -Ant.)
[ağız tadı -1] : (Sığma * Sarayköy
– Dz.; »Alaşehir -Mn.; Beşkarış
I

96
*Altmtaş -Kü.; Bozan-Es.-,’-Nğ.) 2. Bayramlarda nişanlının, oğlan tarafına gönderdiği giyecek ve yiyecek. (Çandlı * Ayaş – Ank.) 3. Ölüm günü, ölü evine gelen kadınlara yedirilen helva-ekmek, şerbet, peynir – ekmek gibi şeyler. (“”‘Bor -Nğ.)
ağız dadı (II) 1. Dirlik,- düzenlik, rahatlık, huzur, afiyet, sağlık, şenlik. (Yukarıkaraçay * Acıpayam, Tekkeköy —Dz.; Eymir »Bozdoğan – Ay.; * Mesudiye köyleri – Or.; -El.; *Bor, -Nğ.; Yerkesik çevresi -Mğ.; Kayapa -Ed.)- 2. Bıkkınlık^ usanç : Yeter artık, yaptığın iş ağız dadı verdi. (Ekse *Çal -Dz.)
ağız dağıtmak Küfretmek, ağıza geleni söylemek, ağız bozmak. (Ka-pıdere * Elbistan • – Mr.; Bahçeli *Bor, -Nğ.)
ağız dalaşı [ağız talaşı] Söz kavgası, kırıcı sözlerle “tartışma. (»Taşköprü -Ks.; »Haymana – Ank.; »Bor -Nğ.)
[ağız talaşı ] : (- Tr. ve ilçeleri) ağızdan ağıza düşmek Dile düşmek, herkes tarafından duyulmak. (*A-rapkir -Mİ.) ağızdan gububuk akmak Çok çirkin, iğrenç lâflar söylemek. (»Bor -Nğ.) ağız davın [ —» ağız dabışdısı] ağız davıştısı [ —*¦ ağız dabışdısı ] ağız davrı [ —*¦ ağız dabışdısı ] ağızdıh T. [ — ağızdırık ] 2. [ — ağızlık (I) - 2 ] 3. [ -* ağızlık (I) -14 ] ağızdırık [ağızdıh -1, ağızlah] Ağızlık, sigara takımı. ( »Antakya – Hat.) [ağızdıh -1] : (İrişli, Bayburt »Sarıkamış —Kr.) [ağızlah] : (-Bt.)
ağız eğmek [ağu eymek* ağız ökünmek, ağız yanışlamak, ağız yanşa-lamak, ağız yaslamak, ağız yassılamak, ağız yaşalamak, ağzına okunmak, ağzma ökünmek, ağzım ge-gelemek-1, ağzım gevelemek -1, ağzını kesmek, ağzım lölanmak, ağzım yansdamak, ağzını yanşalamak] Bir kimsenin sözlerini alaylı bir şekilde tekrarlamak. (»Süifke, Aslanköy
-îç.)
[ağız eymek] : (»Düzce -Bo.) [ağız ökünmek] : (»Kilis -Gaz.) [ağız yanışlamak]: (Kemaliye * Alaşehir -Mn.)
[ağız yanşalamak] : (»Elmah-Ant.) [ağız yaslamak, ağız yassılamak]: (»Sivrihisar —Es.) [ağız yaşalamak] : (»Tefenni -Brd.) [ağzma okunmak] : (»Şarkışla ve çevresi -Sv.)
[ağzma ökünmek] : (Şıhlı »Develi -Ky.)
[ağzım gegelemek -1]: (»Dinar -Af.; Edin »Yeşilova -Brd.; Alâeddin * Acıpayam Dz.; * Zile — To.; Çepni * Gemerek – Sv.; Çalış »Haymana -Ank.; Yakabağ »Fethiye 7Mğ.)
[ağzmı gevelemek -1] : (Garipköy »Tavas, Denizler »Çal -Dz.) [ağzmı kesmek] : (»Ermenek -Kn.) [ağzım lölanmak] : (»Sorgun çevresi -Yz.)
[ağzmı yansdamak] : (Doğanbey »Beyşehir -Kn.)
[ağzmı yanşalamak] : (»Acıpayam -Dz.)
ağız ellemek [ —* ağıza ip ölçmek] ağız eskisi Ağız ağrısı, bir çeşit ağız yarası. (Özbek »Urla, Tepeköy

* Torbalı – Iz.; – Mn.; Yenice ¦Emet, Üçüyük -Kü.; *Zile -To.)
ağız eskitmek Boşuna çene yormak: Şu kadarcık işimizi görmedi, boşuna ağız eskittik. (* Merzifon köyleri – Ama.; Karakuş bucağı köyleri *Ünye -Or.)
ağız etmek Gerçeği saklamak, samimi konuşmamak. (- Sm.; – Ks.; -Ky.)
ağız eymek [ — ağız eğmek ]
ağız gevelemek Sözü cesaretle, tam
olarak söyliyememek. (İskele -Vn.) ağız kavafı (gavafı) Geveze, çalçene.
(»Bor -Nğ.) ağız kabağı Testiye su koymak için
huni yerine kullanılan su kabağı.
(Sarımahmutlu * Buldan -Dz.)
ağız kavaflığı Gevezelik. (*Bor -Nğ.)
ağız kirası Ramazanda yemek veren kimsenin, davetlilere yemeğin sonunda verdiği para, diş kirası. (-Ks.)
ağız kokusu Küfür, kötü, iğrenç söz. (*Bor -Nğ.)
ağızla 1. [ -* ağızlık (I) -19 ] 2. [ - ağızlık (I) -14]
ağızlah [ —»¦ ağızdır ık ]
ağızlama Tarlayı kazarken, kazılan yerle kazılacak yer arasındaki genişlik: Ağızlamanı geniş al. (Nef-siköseli * Görele —Gr.)
ağızlamak (I) [ağızlatmak (I) - 2] 1. Bir işe başlayıp kolaylamak, işi sonuna getirmek. (Yassıviran “Senirkent -Isp.; —Brd.; -Gaz.; * Er-menek-Kn.; * Anamur,-İç. köyleri) [ağızlatmak(I)-2] : (Yassıviran,* Senirkent – Isp.; Pazaravdan * Bucak -Brd.; »Gelibolu -Çkl.; -Çr.) 2. Birine bir iş başlamak. (»Erme-
97

Derleme, 7
nek -Kn.; »Mut köyleri, »Anamur -İç.) 3. İşe başlatmak: İşçileri ağızladım. (*Zile -To.; -Çr.; »Ermenek —Kn.) 4. Hazırlamak, hazır etmek. (Uğurlu * Ermenek —Kn.) 5. Yolcu etmek, uğurlamak. (İğneciler »Mudurnu – Bo.; Çukurbağ, Uğurlu, * Ermenek – Kn.; * Mut köyleri, * SUifke, * Anamur – İç. köyleri) 6. Sürüyü otlağa, yaylaya sürmek, göndermek: Sürüyü yaylaya doğru ağızladım. (İğneciler
* Mudurnu -Bo.; Çepni * Şarkışla -Sv.; *Mut köyleri -İç.) 7. Suyu başka bir yöne çevirmek, yöneltmek: Suya bizim bahçeye ağızladım. (-Kü.; *Kurşunlu, Saray -Çkr.;.
* Zile -To.) 8. Gerekli şeyleri söylemek, öğüt, talimat vermek. (Çepni »Şarkışla, *Zara -Sv.) 9. [—» ağıza ip ölçmek]
ağızlamak (II) Yemeğin üstünden yemek. (»Ardanuç ve köyleri —Ar.)
ağızlamak.- (III]f Bir şeyin ağız kısmını onarmak. (»Ünye —Or.)
ağızlamak (IV) Bitki yeşermek, çıkmaya, büyümeye başlamak: Ekinin ağızlamış mı? (»Sarayköy köyleri -Dz.)
ağızlanmak Ot yeni yeni bitmek, büyümek. (İbek * Mecitözü – Çr.)
ağızları bir Anlaşmış, söz birliği etmiş kimseler. (»Arapkir —Mİ.)
ağızlaşmak 1. Sözleşmek, anlaşmak: Evvelden ağızlaşmışlar, ikisinin ağzı da bir. (Yassıviran »Senirkent -Isp.) 2. İş kolaylaşmak, sonuna yaklaşmak. (* Şarki Karaağaç -Isp.; * Bor – Nğ.) 3. Zamanı, sırası gelmek: Havalar ısındığı için bağ, bahçe işleri de birden ağizlaştı. (*Bor -Nğ.)
98
ağızlatmak (I) 1. Denk getirmek, yoluna koymak: Vapur iskeleyi ağızlatamadı, çarptı. (»Gelibolu -Çkl.; Pazaravdan »Bucak -Brd.; Kayapa – Ed.;. * Vize – Krk.) 2. [ — ağızlamak (I) -1 ]
ağızlatmak (II) [ağız vermek (III)] Kesici bir aletin ağzına yeniden çelik koydurtmak: Baltayı ağız-latmağa gönderdim. (Humhal »Yusufeli – Ar.)
[ağız vermek (III)] : (* Yusufeli -Ar.)
ağızlık (I) [agazlık, ağazlık, ağızdıh -2, 3; ağızla -1, 2; ağız taşı] I. Bir şeyin başladığı yer. (Yassıviran * Senirkent, »Eğridir köyleri, Gönenköy -Isp.; Çuvallı * Yeşilova – Brd.; Ekse, isabey, Bekilli »Çal, Yeşil -yuva »Acıpayam, Kösten -Dz.; Bü-yükyenice * Osmaneli – Bil.; »Merzifon ve köyleri – Ama.; Ibradı »Akseki -Ant.; Çukurbağ, Uğurlu »Ermenek -Kn.; »Alaşehir -Mn.; »Ayaş -Ank.) 2. Huni. (Çulhan »Bozdoğan, Alanlı -Ay.; »Merzifon -Ama.; Çilehane * Reşadiye, Çamlıbel »Artova, »Niksar -To.; Zile »Mesudiye, Arpaköy, -Or.; Mencilis * Keşap, Nefsiköseli »Görele -Gr.; -Gm. ilce ve köyleri; -Kr.; »Refahiye çevresi -Eze; -Sr.; »Arapkir -Mİ.; -Ur.; »Kilis, -Gaz.; Tanır, »Afşin, Bertiz, -Mr.; »Reyhanlı ve Amik ovası Türkmenleri, -Hat.; Ortaköy »Şarkışla, Karaözü * Gemerek, Ağra-kos »Suşehri, Hacıilyas * Koyulhisar, Tekerahma * Gürün, Avşar-cık ve çevresi »Divriği, Tutmaç -Sv.; Kötüboynul, Iğdecik -Yz.) [agazlık] : (Çandır -Gr.)
[ağızdıh -2] : (Irişli, Bayburt »Sarıkamış -Kr.)
3. Su için ölçü birimi. (»Bor – Nğ.; »Karaman -Kn.) 4. Yayık çömleğinin ağzına bağlanan deri kapak. (»İvrindi -Ba.; İbradı »Akseki -Ant.) 5. Süt süzerken huni içine konan ince bez. (Kayabaşı »Keşap —Gr.) 6. Çift sürerken, hayvanların bir şey yemelerine engel olmak için, ağızlarına takılan tel, ip, kendir, sazdan örülen veya çuvaldan yapılan torba. (Me-dele, Moraca »Çal-Dz.; »Bozdoğan köyleri, Yazırlı »Nazilli -Ay.; -Gaz.; »Milas — Nğ.) 7. Kuzu ve oğlakların süt emmemeleri için ağızlarına takılan tel kafes. (—Yz.) 8. İneklerin kendi kendilerini emmemeleri için ağızlarına takılan tel veya kirpi dikeninden yapılan kafes. (-Yz.) 9. Kuyu ağzına konan yuvarlak, delikli taş. (-Brd.; Yeniköy —Ba.; Bozan -Es.) [ağız taşı] : (»Bor -Nğ.) 10. Emzik. (Yakabağ »Fethiye -Mğ.) 11. Sepet veya küfe ağzını kapatmak, için konulan ot, dal. (Aydınlı »Gebze -Kc; -Gaz.) 12. Ekmek pişirilirken fırıırn ağzına konan bir miktar odun. (İğneciler »Mudurnu -Bo.; »Bozan -Es.)
13. Kağnım kanat başlarına kadar dolduktan sonra en üste yüklenen deste. (Çiftlik »Dinar -Af.)
14. Su arkının sulanan yerlere açılan kısmı, ark başı, arklardan sulanacak tarlaya açılan su yolu. (Hisarardı, Sücüllü, »Yalvaç -Isp.; Çuvallı, Salda, Değirmen »Yeşilova -Brd.; Bulkaz »Çivril-Dz.; Özbek, »Urla -İz.; Alaşehir -Mn.; İskele

“Bigadiç, “Bandırma -Ba.; -Kn.; Bozan, – Es.; * Taşköprü – Ks.; -Çr. ve çevresi; “Merzifon ve köyleri, Varay -Ama.; Çamlıbel “Ar–tova, “Zile, Kızılköy, Bizeri, -To.; “Zile, “Mesudiye -Or.; “Kelkit çevresi -Gm.; -Dy.; “Gürün —Sv.; Bektaşlı “Boğazlıyan, -Yz. köyleri;
– Nş.; Bahçeli, * Bor, * Ulukışla, -Nğ.; “Karaman, -Kn.; “Elmalı -Ant.; Ceylan “Fethiye, “Yatağan
– Mğ.; Kıbrıs) [ağazlık] : (“Zile -To.) [ağızdıh -3] : (“İğdır köyleri – Kr.) [ağızla -2 ] : (Solakuşağı “Şerefli Koçhisar —Ank.)
15. Kirizme yapılırken, bağ, bahçe bellenirken belin açtığı derinlik, ilk çukur, hendek. (Yassıviran “Senirkent, Gönen -Isp.; Isabey, Be-killi * Çal – Dz.^ Zara – Ama.; Uğurlu “Ermenek -Kn.; “Mut köyleri -Iç.; Yakabağ, Ceylan “Fethiye -Mğ.) 16. Fidan dikmek için açılan yer. (İshaklı “Bolvadin -Af.) 17. Kütüğü parçalarken açılan yarık. (Yakaköy “Gelendost -Isp.; “Bor – Nğ.) 18. iki bağın arasındaki yol. (-Ank.) 19. Dokuma tezgâhında mekiğin işlemesi için bırakılan çözgü aralığı. (Kalfa -Uş.; Pazaravdan “Bucak, -Brd.; Bekilli “Çal, Kadıköy “Buldan -Dz.; iskele “Bigadiç, “Bandırma -Ba.; -Brs.; Büyükyenice, “Osmaneli – Bil.; “Kandıra – Kc; “Safranbolu —Zn.; —Ks.; -Çr.; “Merzifon ve köyleri —Ama.; Ar-paköy -Or.; Haciilyas “Koyulhisar – Sv.; Kötüboynul — Yz.; “Ulukışla, “Bor-Nğ.; Uğurlu “Ermenek -Kn.; Karadere “Gün-
99

doğmuş – Ant.; Ceylan “Fethiye, Yerkesik çevresi -Mğ.; -Ed.) [ağızla -1] :’ (Yenice * Emet -Kü.) 20. Çözgü dolaplarmda ipliğin muntazam gidişini sağlıyan araç. (-Çr. çevresi) 21. Hazırlık : Baban ağızlığını yaptı mı? (“Ermenek köyleri -Kn.) 22. Dam çevrilir veya örtülürken, çevrdmekte veya örtülmekte olan açık kısım. (Karadere “Gündoğmuş -Ant.) ağızlık (II) 1. Beş çile ipliğin hepsi. (* Buldan – Dz.) 2. îp veya yün yumağının onda biri. (- Brd.)
ağızlık (III) 1. [ -» ağuz (I) -1 ] 2. ineğin doğurduktan sonra sağılan sütünden yapılan yemek. (Güney * Yeşilova – Brd.) 3. Kavunun çekirdekli kısmmdan kesüip alman yüzbeği. (-Çr.)
ağızlık (IV) Lâf etme, düzgün konuşma: İyi’ ağızlık öğrenmişsiniz. (Alâeddin * Acıpayam – Dz.)
ağızlık (V) Sıra, düzen: Şöyle ağızlıkla gidelim. (Büyükyenice * Osmaneli -Bil.; Ziyere -Ama.; Kötüboynul, Iğdecik -Yz.)
ağızlık açmak Bir şeye başlangıç yapmak. (“Tefenni -Brd.; — Çr.)
ağızlık almak Tarlaya, tavalara su yolu açmak: Ahmet tarlaya ağızlık aldı. (“Gümüşhacıköy —Ama.)
ağızlık değneği Dokumacılıkta arışları ayırmak *ıçin kullanılan tahta. (-Brs.; -Çr.)
ağızlık eğrisi Dokuma tezgâhında ipliğin bir tarafının gerilip diğer tarafının gevşemesi, (iğneciler “Mudurnu – Bo.)
ağızlıklamak Doğru yolu göstermek. (Küflek “Havza -Sm.)
100
karşı gelmek, karşılık vermek. (“Ağın – El.) 4. Sır vermek, açığa vurmak. (-Brd.; “Ünye -Or,)
ağız vermek (II) Bitkilerin köküne toprak doldurmak. (“Ünye -Or.)
ağız vermek (III) [-»•ağızlatmak (II)]
ağız yanışlamak [ —» ağız eğmek ]
ağız yanşalamak [ —» ağız eğmek ]
ağız yapmak Köye, şehirden dönen bir kimse düzgün dille konuşmak. (“Ardanuç ve köyleri -Ar.)
ağız yaslamak, ağız yassılamak [ —¦ ağız eğmek ]
ağız yaşalamak [ —» ağız eğmek ]
ağız yoklamak [ —» ağıza ip ölçmek]
ağit Yiğit. (Karacurun “Nizip-Gaz.)
ağ konak Büyük ev. (Çaldı – Yz.)
ağ kurdu 1. [-»ağ (IV) -1] 2. [ — ağı kurdu - 3 ]
ağla, ağla [ağlağu, ağlavu] 1. Hayvanların girmemesi için, tarla veya bahçe kenarına ağaç dalları ve çalı çırpı ile yapılan çit, parmaklık. (Aliköy, Yakademirciler, Karapınar * Çaycuma, * Bartm ve çevresi, “Devrek -Zn.; “Cide -Ks.) [ağlağu] : (Yatmış “Artova -To.) [ağlavu] : ( Ağlı * Küre – Ks.) 2. Kazıklara, yatay durumda uzun sırıklar çakılarak yapılan sınır. (“Düzce, Berk -Bo.)
ağlaç 1. [-»ağlak (I) -1] 2. [-» ağlak (I) - 2 ]
ağlağan (I) 1. [ -» ağlak (I) - 1 ] 2. [-»ağlak (I) - 2]
ağlağan (II) Fazla yağış yüzünden ol^unlaşamıvan tahıl ve bunların unundan yapılan, pişkin olmıyan ekmek. (“Yusufeli -Ar.)
ağlağu [ -» ağla -1 ]
ağlalı [ —» ağlak (I) - 4 ]

ağız öğretmek öğüt vermek : Ona ağız öğreten var. (Alanlı “Bozdoğan -Ay.)
ağız ökünmek [ —» ağız eğmek ] ağız sallamak Oyalanmak, boş’ vakit
geçirmek. (*Bor -Nğ.) ağızsız Söz söylemesini beceremiyen.
(Demirkapı * Susurluk — Ba.) ağız sütü [ —» ağuz (I) -1 ] ağız tadı 1. [ —» ağız dadı (I) - 1 ] 2. Göz aydınma, tebriğe gelenlere tutulan şeker. (-Brs.) 3. En çok sevilen ve yenmesi sona bırakılan yemek: O yumurtayı ağız tadı ayırdım. (-Ed.) ağız tadı ile satmak Uygun fiyatla satmak. (Karabüzey *Araç -Ks.) ağız tadı vermek İyi bir şey vaad
etmek. (-Çr.) ağız talaşı [ —» ağız dalaşı ] ağız taşı [ —» ağızlık (I) - 9 ] ağız tatldığı Nişan töreninden sonra oğlan tarafından davetlilere içirilen
şerbet veya kahve. (* Boğazlıyan -Yz.)
ağız tavrı [ —» ağız dabışdısı ] ağız tutmak Sır saklamak. (-Sv.) ağız vermek (I) 1. Akıl vermek, öğütlemek, kışkırtmak. (Devri “Bucak, Çerçin, -Brd.; Bozan -Es.; “Kurşunlu, Genek -Çkr.; -Ama.; Kalafka — Tr.; Sobran, – Gm.;
* Refahiye çevresi, – Eze; — El. ve köyleri; -Gaz.-; “Divriği -Sv.; Bektaşlı, “Boğazlıyan -Yz.; Mah-zemin -Ky.; Bahçeli, “Bor -Nğ.;
* Çukurbağ, Uğurlu, Görmel * Ermenek -Kn.; Karadere “Gündoğmuş -Ant.; Orhaniye “Marmaris -Mğ.) 2. Söz vermek, vaatte bulunmak. (Kesirik -El.; -Gaz.; -Nş.;
* Mut köyleri – İç.) 3. Büyüğe
101
ağlak (I) [ağlaç -1,2; ağlağan (I) -1, 2; ağlah, ağlamsek, ağlamsuk, ağla-muk ağlarca-2, ağlarcı, ağlaz-1,2]
1. Vara yoğa ağlıyan, sulu gözlü: Aman, ne ağlak çocuk. (-Brs.; Tavşancıl *Gebze, “Kandıra -Kc; -Çr.; “Merzifon köyleri -Ama.; Kalealtı “Elbistan -Mr.)
[ağlaç -1] : (“Gürün -Sv.) [ağlağan (I) -1] : (-Ama. Azerî köyleri)
[ağlamsek] : (* Nazilli – Ay.) [ağlamsuk] : (Karaköy “Düzce
— Bo.; Zara – Ama.) [ağlumuk] : (-Sm.)
[ağlarca -2]: (“Fethiye köyleri -Mğ.)
s^ağlarcı] : (“Gerede -Bo.) [ağlaz -1] : (-Eze)
2. Oyun bozan, mızıkçı. (“Merzifon ve köyleri – Ama.; Çanıllı * Ayaş -Ank.; Bahçeli “Bor -Nğ.) [ağlaç - 2 ] : (* Gürün -Sv.) [ağlağan (I) -2]: (-Ama. Azerî köyleri)
[ağlaz - 2 ] : (Çamhbel “Artova^ *Zile, -To.; Cinis “Aşkale -Ezm.; -Eze; “Zara, -Sv.)
3. Asma budanırken, çubuğun kesilen yerinden akan su, özsuyu: Ağlak başladı, bağları budamıyalım. (“Senirkent -Isp.; Yukarıseyit, “Çal -Dz.; -Çr.) 4. Nemli (yiyecekler hakkında) : Mutfaktan getirdiğin tuz ağlak. (“İnegöl köyleri -Brs.; Bağlıca “Adanuç, “Şavşat köyleri, Büyükcincirop “Ardahan -Kr.)
[ağlah] : (Bağlıca “Ardanuç -Ar.) ağlak (II) 1. Issız, tenha, boş. (“Akhisar – Mn.; Bayralar “Elmalı
– Ant.; “Fethiye köyleri – Mğ.)
2. Açık: Bizim bostanın dört yanı ağlakta bekliyor. (Süle – Gm.) 3. işsiz, boş gezen: Ağlaksan gel, şu işleri yapalım. (“Fethiye köyleri -Mğ.)
ağlamak (I) Kesilen bağ çubuğunun budanan yerinden özsuyu akmak: Budamalar bu yıl çok ağladı. (Zara -Ama.; “Bor -Nğ.)
ağlamak (II) Tarlayı çitle çevirmek. (-Brs.)
ağlamsamak [ağlamsı olmak, ağlayım-sı olmak ] Ağhyacak gibi olmak, ağlamaklı olmak. (“Bandırma -Ba.)
[ağlamsı olmak] : (Orhaniye “Marmaris -Mğ.)
[ağlayımsı olmak] : (Türkmena-
raplısı — Yz.) ağlamsek [—»ağlak (I) -1] ağlamsı [ağlamsur ] Ağhyacak hale
gelmiş, ağlamaklı. (İğdir * Çivril
-Dz!)
[ağlamsur] :(*Mesudiye köyleri-Or.) ağlamsı ağlamsı Ağlamaklı ağlamaklı: Doğru söyle bir şey mi var? Niçin gözlerin ağlamsı ağlamsı? (“inebolu -Ks.; “Elmalı -Ant.) ağlamsı ttolmak [ — ağlamsamak ] amlamsuk [ —» ağlak (I) -1 ] ağlamsur [ —» ağlamsı ] ağlamuk [ —» ağlak (I) -1 ] ağlarca (I) 1. Olduğundan az gösterip, açındıran kimse. (Baklalı -Ada.) 2. [-* ağlak (I) - 1 ] 3. Tenha yerlerde yaşadığına ve ağladığına inandan görüntü, şeytan. (“Fethiye köyleri – Mğ.) ağlarcı [ -» ağlak (I) -1 ] ağlat Dağlarda yetişen ve meyvası yenen bir çeşit ağaç, ahlat. (“Zile -To.)

102
ağlavu [ — ağla -1 ]
ağlayan Dolu yağmadan 4-5 dakika önce duyulan ses, uğultu. (Balık-hçeşme *Biga -Çkl.)
ağlayımsı olmak [ —*¦ ağlamsamak ]
ağlaz 1. [-»ağlak (I) - 1 ] 2. [ -» ağlak (I) - 2 ]
ağlazlamak Mızıkçılık ederek ağlamaklı olmak. (*Zile, -To.; Denizli ¦Vakfıkebir -Tr.)
ağlazlanmak Mızıkçılık etmek. (*Zile -To.; *Zara -Sv.)
ağlazlık Mızıkçılık, oyun bozanlık. (*Zile -To.; *Zara, Tutmaç, -Sv.)
ağlek Hayvanların toplandığı yer, ağıl. (*Afşin -Mr.)
ağlenmek Beklemek, durmak, oyalanmak. (Zara -Ama.; »Elbistan, »Afşin -Mr.)
ağlesüt Bir çeşit üzüm. (-To. köyleri)
ağlık 1. Pudra, düzgün, aklık. (İncecikler * Bergama – İz.; Bozan -Es.; -Çr.; -Ama.; -Gm. köyleri; * Kilis, – Gaz.; – Mr. ve çevresi; Avşar aşireti * Pınarbaşı -Ky.) 2. Üstübeç. (-Çr.)
ağlövlez [ — ağbakla ]
ağluk Kadınların önlerine kuşandıkları peştamal. (Kapıköy * Maçka -Tr.)
ağma (I) Akan yıldız. (- Sm.) ağma (II) Âmâ, doğuştan kör. (Sarı-
hamzalı »Sorgun – Yz.) ağınaç [ — ağdırık (III) ] ağma dağma Eğri büğrü, engebeli
tarla. (Kocabey * Şavşat – Ar.) ağmağa Hastalıklı, iyi görmiyen göz.
(Zile »Mesudiye -Or.) ağmağeni Çam ağacına benziyen bir
çeşit ağaç. (Kaptanpaşa bucağı
köyleri * Çayeli — Rz.)
ağmak (I) {ağdırmak -1, ağadırmah, ağdırmak (I) -1, ağdurmak -2, ağ-malamak, ağmanlamak, ağman-lanmak, ağmanmak, ağmanna-mak, ağmaşmak -1, 2; ağsamak -7, anmak (II), aydırmak, avmak (I)] 1. Aşağı inmek, yük veya terazide denge bozularak bir yanı ağır gelmek. (»Dinar köyleri, -Af.; Nud-ra * Şarki Karaağaç, Söbüova aşireti * Gelendost -Isp.; -Brd.; Kızılhisar »Acıpayam -Dz.; Falaka »Bayındır, Tepeköy »Torbalı, İnecikler »Bergama -İz.; -Kü.; Büyükyenice »Osmaneli -Bil.; »Sivrihisar, -Es.; »Kandıra -Kc; »Gerede – Bo.; »İnebolu, »Cide -Ks.; -Sn.; Irmarsırtı »Çarşamba, -Sm.; »Merzifon ve köyleri – Ama.; Kızılca * Artova — To.; »Mesudiye köyleri, Arpaköy -Or.; »Alucra -Çr.; »Kilis, -Gaz.; -Mr. ve çevresi; Çepni * Gemerek, * Divriği, »Zara, »Gürün-Sv.; Sarıham-zalı »Sorgun, Bektaşlı »Boğazlryan, Kötüboynul -Yz.; »Avanos, Köş-ker,-Krş.; Avşar ve Türkmen aşiretleri* Pınarbaşı, »Bünyan, »Deve-li-Ky.; * Mucur-Nş.; »Bor-Nğ. ve köyleri; Kızıllar, * Karaman, Korası * Akşehir, * Ereğli -Kn.; »Elmalı -Ant.; -Ed.) [ağdırmak -1] : (Aydoğmuş »Keçiborlu -Isp.)
[ağadırmah] : (Sarıhamzalı * Sorgun .—Yz.)
[ağdırmak (I) -1] : (* Dinar köyleri, İshaklı * Bolvadin – Af.; * Eşme köyleri -Uş.; Banus, Akçaşar »Eğridir, Körküler, Hisarardı »Yalvaç, »Şarki Karaağaç, Yassıviran, ‘Senirkent; Hamidiye, Hamallar, İlyas

103
* Keçiborlu – Isp.; Karamanlı, »Tefenni, Navlu, Çuvallı »Yeşilova, Pazaravdan »Bucak, Çerçin, -Brd.; Eziler »Buldan, Garipköy »Tavas, Bekilli, »Çal, iğdir »Çivril, »Sarayköy köyleri, Kösten -Dz.; Hamzabali, Eymir * Sürez, * Bozdoğan
– Ay.; Orhanlı * Seferihisar – Iz.; »Alaşehir, »Turgutlu, »Akhisar ve köyleri – Mn.; Minnetler * ivrindi, Pelitköy * Burhaniye, * Savaştepe köyleri, —Ba.; Küçükkuyu »Ayvacık -Çkl.; »inegöl, -Brs.; Yenice »Emet, »Simav -Kü.; »Sivrihisar, Yakakayı, Bozan -Es.; Tavşancıl »Gebze —Kc; —Bo.; »Safranbolu -Zn.; Giremez »Araç -Ks. ve çevresi; * Kurşunlu, Genek – Çkr.; -Çr.; »Merzifon ve köyleri -Ama.; »Zile -To.; Karakuş bucağı köyleri, »Ünye -Or.; * Bayburt köyleri, —Gm. köyleri; Emirli »Afşin —Mr.; »Divriği, —Sv.; Bektaşlı »Boğazlı-yan, Çaldı -Yz.; Sobran »Nallıhan
– Ank.; Avşar köyleri * Pınarbaşı -Ky.; —Nş.; »Ermenek ve köyleri, Doğanbey »Beyşehir -Kn.; »Mut,
* Silifke —Iç, \ Çomaklı * Korkuteli -Ant.; »Bodrum, Yerkesik çevresi -Mğ.)
[ağdurmak -2] : (»Niksar -To.) [ağmanlamak] : (Karaözü »Gemerek — Sv.)
[ağmanlanmak] : (Demirayak »Şerefli Koçhisar -Ank.; »Avanos -Krş.)
[ağınannanmak] : (-Ky.) [ağsamak-7] : (Karakuş bucağı köyleri * Ünye -O»; »Elmah -Ant.) [anmak (II)] : (Göbekviran »Gürün -Sv.; Yenice »Tarsus -Iç.) [avdırmak] : (* Bozdoğan — Ay.)
[avmak(I)] :(*Bozdoğan-Ay.;Gav-raz, Bolaman -Or.; »Ilgın -Kn.) 2. i* şmak: Ben tüfeği ateşleyene kadar tepeyi ağdı. (Cumalıkızık – Brd.; Bulkaz * Çivril, * Tavas, Honaz -Dz.; Yenice »Emet, -Kü.; Dodurga * Bozöyük-Bil.; Keskin, Bozan -Es.;’ -Bo.; Afşar »Taşköprü -Ks.; ökse »Çarşamba – Sm.;
* Niksar – To.; Zile * Mesudiye,
* Ünye, Bahattin, Uzunmusa -Or.:
* Merzifon – Ama.) 3. “Yağmur” inmek, düşmek. ( »Kandıra-Ec: »Taşköprü -Ks.; »Ulukışla, »Bor -Nğ.) 4. Yıldız, yılan v.b. kaymak: Gökten bir yıldız ağdı. (Keskin -Es.) Yılan deliğine ağdı gitti. (Ir-maksırtı »Çarşamba -Sm.; -Nğ.) 5. Toplanmak, üşüşmek: Yemeğe karıncalar ağmış. (-Brd.; Yassıviran »Senirkent -Isp.; Kemaliye, »Alaşehir -Mn.; — Mrv ve çevresi; Çepni »Şarkışla —Sv.; »Bor -Nğ. ve köyleri) 6. Güneş batmak : Gün ağdı. (-Kü.) 7. Çömelmek, oturmak : Yanına ağıver. (—Kü.) 8. Yatıp yuvarlanmak, debelenmek : Bu gece yatakta ağdım döndüm. (»Sivrihisar -Es.) 9. Bir kimsenin üzerine yüklenmek, çullanmak, asılmak: Üzerime fazla ağma. (»Nizip -Gaz.)
[ağmaşmak -2] : (Tekkeköy -Dz.; »Elmah -Ant:)
10. Yükselmek, yukarı çıkmak : Gönülsüz namaz, göklere ağmaz. Sürü yamaca ağdı. (incesu »Dinar -Af.; »Eşme çevresi -Uş.; Körküler »Yalvaç, »Gelendost köyleri, Yassıviran * Senirkent, Senir, Y. Bademli »Şarki Karaağaç, Sübüova, Yakaköy, – Isp.; Çandır, Karaman-

104
lı, “Tefenni, örencik, Kayadibi “Yeşilova -Brd.; Kelekçi * Acıpayam ve köyleri, Ekse, DedekÖyü “Çal, Çıtak, Bulkaz “Çivril, “Buldan ve köyleri, * Sarayköy köyleri, Honaz -Dz.; Eğridere * Kuyucak, Sürez “Bozdoğan -Ay.; Tepeköy “Torbalı, İncecikler, Bölcek “Bergama -îz.; Minnetler “İvrindi -Ba.; Yenice “Emet, -Kü.; “Sivrihisar, Bozan -Es.; -Bo.; “İnebolu köyleri – Ks.; “Çerkeş, -Çkr.;-Çr.; İnaltı, “Ayancık-Sn.; “Bafra-Sm.; “Merzifon -ve köyleri -Ama.; “Zile -To.; “Mesudiye köyleri, Danışman,
* Fatsa, Uzunmusa -Or.; -Tr.; -EL; “Halfeti, -Ur.; “Gürün -Sv.; Küçükboynul -Yz.; “Ayaş -Ank.; Sarılar “Avanos -Krş.; “Ulukışla, “Bor -Nğ.; Amuva, Sarıvadi, “Ermenek,. Engili “Akşehir, – Kn.; “Kadirli, “Karaisalı -Ada.; “Anamur, Tekeler, “Süifke, -İç. köyleri; Karadere “Gündoğmuş, “Akseki, Sidek “Kaş, Güzelsu “Elmalı, “Gazipaşa köyleri -Ant.; Gölcük -Mğ.;-Ed.)
[ağmalamak] : (“Karaisalı -Ada.; “Mut -İç.)
[ağmanmak] : (Çeltek * Yeşilova, Gökçeyaka – Brd.) [ağmaşmak -1J : (Pazaravdan “Bucak -Brd.; Tekkeköy -Dz.; Çepnidere “Turgutlu -Mn.; Çomaklı “Korkuteli-Ant.; Kabaağaç “Fethiye, “Marmaris -Mğ.) 11. Hayvanlar çiftleşmek. (Bulkaz “Çivril -Dz.; Yenice “Emet —Kü.)
ağmak (II) Anmak, birisinden söz. etmek: Seni dün akşam çok ağdık. (Cumayanı “Devrek — Zn.)
ağmak (III) 1. Delirniek. (Akçaeniş
“Elmalı, -Ant.) 2. Ahmak, salak. (Kösten – Dz.; Kireçhane – Rz.) ağmak ıslıyan ince ince, sürekli yağan yağmur, ahmak ıslatan. (Ceylan, “Lüleburgaz – Krk.) ağmalamak [ — ağmak (I) -10 ] ağmalaşmak Şaka yollu güreşmek.
(Karaözü “Gemerek -Sv.) ağmah [ - ağdık (III) -1 ] ağman (I) [ağdık (II) -1, ağdırık (II), ağman t -1, 2; ağsar - 2]
1. Kusur, hata, eksik taraf, kabahat, ayıp, örgensel kusur, hastalık: Ağmansız adam olmaz. (Kumdanlı, Sücüllü * Yalvaç, Yassıviran * Senirkent, * Şarki Karaağaç — Isp.;
– Brd.; Bozan -Es.; “Eskipazar, Genek -Çkr. ve çevresi; -Sn.; “Merzifon ve köyleri, Varay -Ama.; “ZUe -To.; Keşanuz -Ank.; “Bor -Nğ.; “Ermenek ve köyleri, Kızıllar, * Karaman,. Ortaca * Akşehir, Doğanbey * Beyşehir, Belekler, -Kn.; “Mut köyleri, “Süifke, “Anamur, Civan yaylası -İç.; Karadere “Gündoğmuş -Ant.) [ağdık (II) -1] t (Çerçin -Brd.; Kızılca “Tavas -Dz.; -Mn.; -Çr.) [ağdırık (II)]: (Çamlh* Ayaş -Ank.) [ağmant -1 ] : (- Brd.; Bozan -Es.; “Elmalı -Ant.)
[ağsar - 2] : (“Bor -Nğ.)
2. Sebep, fırsat, bahane : Bir ağman hulupta gelemedim. (-Kü.) [ağmant -2]: (-Brd,; Keskin – Es.)
3. Belâ, engel, yük: Sen bana ağmah olma. (ZUe “Mesudiye, Şıhlar “Ulu-bey -Or.)
ağman (II) 1. Ağırlık, ağır taraf. (Körküler “Yalvaç -Isp.; “Yddızeli
– Sv.; – Ky.) 2. Bir yükün hafif

olan tarafı: Ağman tarafına taş
koy. (Erkilet -Ky.) ağmanlamak [ — ağmak (I) -1 ] ağmanlanmak [ —» ağmak (I) -1 ] ağmanlı [ —» ağdık (III) - 1 ] ağmanmak [ —» ağmak (I) - 10 ] ağmannamak [ —¦ ağmak (I) - 1 ] ağmannandırmak [ ¦— ağdırmak (I)
-2]
ağmant 1. [ —» ağman (I) - 1 ] 2. [-»ağman (I) - 2 ]
ağ mantar Bir çeşit mantar. (Do-durga * Artova -To.)
ağman Bir çeşit üzüm. (‘Çemişkezek -Tn.; Kesirik -El.)
ağmaşmak 1. [ —» ağmak (I) -10 ] 2. [-»ağmak (I) -9]
ağmek [ — ağdırmak (I) - 2 ]
ağmirçek [ —» ağbırçekli ]
ağn [-»ağ (III) -1]
ağnağaz 1. Gün aşırı öğütülen zahire, harman zamanı veya ilkbaharda un kalmadığı vakit azar azar öğütülen zahire. (‘Bayburt köyleri -Gm.) 2. Çok az, azıcık. (Cinis ‘Aşkale -Ezm.)
ağnah [ -» ağnak (II) -1 ]
ağnak (I) 1. At, eşek gibi hayvanların debelendikleri tozlu, topraklı yer. (Banus ‘Eğridir —Isp.; Güney * Yeşilova, Pazaravdan * Bucak -Brd.; ‘Sarayköy köyleri, — Dz. köyleri; Tepeköy ‘Torbalı – Iz.; Keremköy ‘Burhaniye -Ba.; Bozan -Es.; Giremez ‘Araç — Ks.; -Çr.; ‘Alaçam -Sm.; Harşit bucağı köyleri” * Torul, – Gm.; Karadere, Dülgerli -Rz.; ‘Afşin -Mr.; Hisarcık ‘Yayladağı -Hat.; Hacıilyas •Koyulhisar -Sv.; • Çayıralan, Cihanpaşa-Yz.; ‘Haymana -Ank.; •Bünyan -Ky.^ Çukurkuyu, Bah-
105

çeli, ‘Bor, -Nğ.; Çukurbağ, Uğurlu
* Ermenek, Hatunsaray, Belekler, -Kn.; Güzelsu ‘Akseki, Karadere
* Gündoğmuş -Ant.) 2. Keklik, tavuk gibi hayvanların eşindikleri yer ve bu yere dökülen kumlu toprak. (Bulkaz, Süngüllü ‘Çivril, Kösten -Dz.; ‘Afşin -Mr.; Civan-yayla * Mersin – İç.; – Ant.) 3. Eşinip debelenmekten çukurlaşan tozlu yer: Kapının önünü iki gündür sulamadım da ağnağı çıktı. (‘Bor -Nğ.) 4. Sıcak kum. (‘Kula – Mn.) 5. Mandanın yattığı su birikintisi, gölcük. (Kızılhisar, ‘Acıpayam – Dz.; Sölöz * Orhangazi -Brs.; Oymaklı – Ada.) 6. Balıkların yumurtalarını bırakmak üzere, suyun dibinde sürtünerek meydana getirdikleri çukurlar. (Yenice bucağı köyleri, Pazar bucağı köyleri ‘Eğridir -Isp.) 7. Balığın gölde yüzmek için seçtiği kısım. (Güneyce —Bz.)
ağnak (II) [ağnah] 1. Anlayışlı : Ne ağnak çocuk. (Zeyne ‘Gülnar -İç.) [ağnah] : (Kızılca ‘Artova -To.) 2. Anlayış, idrak: Ağnağı eksik adamdır. (- Sv.)
ağnak (III) Eğik: Direk ağnak duruyor. (Bizmişen —El.; Kayapa -Ed.;. ‘Vize, Çavuşköy ‘Babaeski -Krk.; ‘Saray köyleri -Tk.)
ağnak (IV) Yeni doğan hayvanlar üzerindeki yapışkan madde.* (Ci-vanyayla ‘Mersin -İç.)
ağnak (V) Balıkların yumurta dökme mevsimi : Ağnak zamanı geldi. (Yenice bucağı köyleri, Pazar bucağı köyleri ‘Eğridir -Isp.)
ağnak vermek Av hayvanı iz kanş-tırmak, iz kaybetmek: Tavşan.
106
burada ağnak vermiş, nereye gittiği belli değil. (Süngüllü * Çivril -Dz.) ağnalaınak [ —*¦ ağnamak (I) - 1 ] ‘ ağnam Hayvan vergisi. (Karadere
* Gündoğmuş, * EJmalı – Ant.) ağnamak (I) [ağnanmak (I) -1, anala-
mak, ânamah, anamak, ânamak (I)-l, 2; ânanmak, andırmak (II), angalamak, angalanmak -1, ang-lamak, anğnannıak, aiîlamak(J), anlanmak (I), afimak (III), anna inak (I), annandırmak (III), annan-mak -1, anramak (II), anranniak] 1. Hayvanlar toprakta yatıp yuvarlanmak, (incesu * Dinar -Af.; Yayla * Tefenni, Anbarcık * Gölhisar, * Yeşilova köyleri – Brd.; Garipköy * Tavas, * Çal köyleri,
* Acıpayam köyleri, * Sarayköy köyleri, Beylerli, Çardak, Başçeşme -Dz.; Hamzabali »Bozdoğan, “Na-züli -Ay.; “Akhisar köyleri -Mn.; —Ba.; Ismetiye —Brs.; -Bo.; Cumayanı – Zn.; * Çarşamba – Sm.; “Gümüşhacıköy, “Merzifon -Ama.; ÇUehane “Reşadiye, * ZUe — To.; Kuzköy * Akkuş, Zile * Mesudiye, Akpınar -Or.; Denizli “Vakfıkebir, Küçükhol “Of-Tr.; Havsu “Kelkit -Gm. ve köyleri; Karadere, Dülgerli, -Rz.; Kızılçakçak “Arpaçay -Kr.; “Erciş, -Vn.; “Ahlat -Bt.; “Afşin, “Elbistan -Mr.; “Dörtyol —Hat.; Ağrakos “Suşehri, Yukarıkale, Haciilyas * Koyulhisar, Dik-taş “Divriği, “Gemerek, “Şarkışla, Tutmaç -Sv.; Bektaşlı “Boğazlıyan, -Yz.; Ömerhacık “Kaman -Krş.; Avşar aşiretleri “Pınarbaşı —Ky.; Bahçeli, “Bor, -Nğ.; Kızıllar “Karaman, Korası “Akşehir -Kn.; * Kadirli – Ada.; * Serik, * Elmah
-Ant.; “Milas, “Bodrum, Yerkesik çevresi -Mğ.; “Lüleburgaz, Çavuş-köy “Babaeski -Krk.)
[ağnanmak (I) -1 ] : (-Uş. köyleri; Yakaköy “Gelendost -Isp.; Gökçeyaka * Yeşilova, Devri * Bucak -Brd.; “Bozdoğan – Ay.; Tepeköy “Torbalı -İz.; -Mn.; -Ba. ve çevresi; Küçükkuyu * Ayvacık -Çkl.; Dodurga “Bozüyük -Bil.; “Sivrihisar, Bozan -Es.; “Gerede, “Düzce -Bo.; Aliköy “Çaycuma, “Safranbolu -Zn.; “Taşköprü, Aşa-ğıkayı “Tosya, “Küre, “İnebolu, “Cide,-Ks.; -Çkr.; “İskilip,-Çr. ve çevresi; “Merzifon ve köyleri, “Gümüşhacıköy, Ziyere, Varay -Ama.; “Zile, “Taşova -To.;
* Maçka köyleri, -Tr. ve çevresi;
* Bayburt köyleri; * Kelkit köyleri -Gm.; “Andırın -Mr.; “Yayladağı -Hat.; Sarıhamzalı, “Sorgun, Kötüboynul, -Yz.; Çayırlı, “Haymana, Solakuşağı “Şerefli Koçhisar, Çamlh, “Ayaş -Ank.; Güzelsu “Akseki, Karadere “Gündoğmuş-Ant.; “Müâs -Mğ.)
[anamak, ânamak (I) -1] : (Garipköy, Bereketli “Tavas -Dz.; “Alaçam -Sm.; “Niksar -To.; Düzköy “Keşap, Sınır “Tirebolu -Gr.; Gözne ve çevresi -İç.; Gülağzı -Nğ.)
[analamak] : (-Or.) [ânamah] : (“Mucur -Nş.) [ânanmak] : (“Bartın,” “Safranbolu -Zn.; -Ks.; “Gümüşhacıköy -Ama.; Hayati “Erbaa -To.; Anaraş “Sürmene -Tr.) [angalamak]: (Orhaniye “Marmaris -Mğ.)

107
[angalanmak, angalanmak-1]: (‘Elmah -Ant.; ‘Fethiye çevresi -Mğ.) [anglamak] : (Cumayanı -Zn.) [anğnanmak] : (Kozluca * Keçiborlu — Isp.)
[anlamak, anlamak (I)] : (Kuşbaba ‘Bucak -Brd.; ‘Çal -Dz.; Mulaka ‘Maçka -Tr.; ‘Ermenek köyleri -Kn. köyleri; ‘Silifke, *Mut köyleri, Köseçobanlı ‘Gülnar, – Iç.; Çomaklı * Korkuteli, * Gazipaşa köyleri -Ant.)
[anlanmak, anlanmak (I)] : (Dikici, Çiftlik ‘Dinar – Af.; Eber ‘Keçiborlu, Yakaköy ‘Gelendost -Isp.; Güney, Örencik ‘Yeşilova, Çamlık ‘Bucak, ‘Tefenni, -Brd.; Homa * Çivril, * Buldan köyleri – Dz.; ‘Demirci -Mn.; Minnetler ‘ivrindi -Ba.; Bergaz ‘Ezine -Çkl.; Cuma-hkızık – Brs.; Yakakayı, – Es.; Nefsiköseli * Görele — Gr.; * Ermenek -Kn.; ‘Mersin köy ve aşiretleri -İç.; Kalkan, ‘Kaş -Ant.), [anmak (III)] : (Zarşat – Kr.) [annamak, annamak (I) ] : (Karamanlı ‘Tefenni -Brd.; Yukarıseyit ‘Çal -Dz.; Ulukışla ‘Bor -Nğ.) [annandırmak (I)] : (Ortaklar ‘Germencik -Ay.; -Bil.) [annanmak, annanmak -1] : (‘Eşme köyleri,-Uş.; Ilyas *Keçiborlu-Isp.; Hacılar -Brd.; ‘Çivril köyleri -Dz.; Dallıca ‘Nazilli, Eğridere ‘Kuyu-cak, Alamut, Sürez, ‘Bozdoğan —Ay.; ‘Alaşehir -Mn.; Kurucu bucağı çevresi ‘ivrindi, —Ba.; ‘Bayramiç, ‘Çan —Çkl.; Yenice, ‘Emet, Murathanlar, —Kü.; Büyükyenice ^Osmaneli -Bil.; ‘Sivrihisar -Es.; Tepe ‘Seben, iğneciler ‘Mudurnu,
‘Düzce, -Bo.; Bertiz -Mr.; Sobran ‘Nallıhan, -Ank.) [anramak, anramak (II)] : (-Nğ.; ‘Kadirli -Ada.)
[anranmak] s (-Kü.; Karadere-Rz.) 2. Balık kendine has hareketler yapmak. (Güneyce -Rz.) 3. Sevinçten coşup oynamak. (Güneyce -Rz.) 4. Duvar, direk veya yük eğilmek, bel vermek, yana meyletmek. (‘Mustafakemalpaşa, Nilüfer -Brs. ; -Rz.; Paşaköy ‘ipsala, Kıyık —Ed.; Ceylân ‘Lüleburgaz, Çavuşköy ‘Babaeski -Krk.; ‘Hayrabolu -Tk.)
[ânamak (I) -2] : (‘Susurluk -Ba.; Çayırdere ‘Silivri-ist.; *Meriç-Ed.) [andırmak (II)] : (Solakuşağı, ‘Şerefli Koçhisar -Ank.) ağnamak (II) [ânamak (II)] Anlamak. (‘Devrek -Zn.; ‘Merzifon köyleri -Ama.; Kızılca ‘Artova, ‘Zile —To.; Çayağzı ‘Şavşat -Ar.; -Gaz.; ‘Afşin, ‘Elbistan -Mr.; ‘Zara -Sv.; -Yz. köyleri)
[ânamak (II) ] : (-Brs. ve köyleri; ‘Bartın-Zn.; ‘Taşköprü -Ks.; -Çr.; ‘Tirebolu, Nefsiköseli ‘Görele -Gr.; ‘Afşin, ‘Elbistan -Mr.; Çöplü ‘Gürün-Sv.;-Yz.; Hasanoğlan-Ank.)
ağnamaksız Anlayışsız. (Mencilis ‘Keşap -Gr.)
ağnanmak (I) 1. [—*¦ ağnamak (I) -1] 2. Yatakta uyanık olarak iki tarafa dönmek, yerde yuvarlanmak. (-Ba. ve çevresi; ‘İnebolu —Ks.) 3. Üzerine çullanmak, çökmek, (-Çr,) 4. Ferah bulmak. (-Çr.)
ağnaşdurmak 1. [— ağıştırmak] 2. Açıkça anlatmak, açıklamak. (‘Merzifon -Ama.)
ağnaşdmak Anlaşılmak. (‘Bor -Nğ,)

108
ağrek 1. Koyun, keçi ve sığırların yaylımda dinlendikleri yer. (Do-durga “Artova, Kızılköy -To.; “Refahiye -Eze.; Pazarcık —Mr.; Ka-yalıpınar “Yıldızeli, Yukarıkale, Haciilyas “Koyulhisar, Ağrakos “Suşehri-Sv.; -Yz. köyleri; Girveli “Bünyan -Ky.) 2. İşsiz, avare kimselerin toplandığı yer, delikanlılar meclisi. (M. Hüyük “Şarkışla -Sv.)
ağrem Yeni açılmış tarla. (“Zile -To.; Denizli “Vakfıkebir -Tr.; Viçe “Hopa -Ar.)
ağrep [—» ağrap]
ağret Ahret. (“Nazimiye -Tn.)
ağrı (I) [ağarı (II) -1,2; ağri] 1. Yönünden, tarafından, -den doğru, -ya doğru,-mn boyunca: Üç güzel geliyor bağlardan ağrı, taramış zülfünü gerdana doğru. (-Çr.; “Safranbolu -Zn.; “Cide, “Taşköprü, -Ks.; “Kurşunlu, “İlgaz, -Çkr.; “Vezirköprü -Sm.; “Merzifon ve köyleri, Zara -Ama.; Alihoca, Çayır, “Zile, “Taşova, -To.; Meydan “Ünye, Zile “Mesudiye, Şıhlar, Ulubey-Or.; Parak “Alucra, Nefsiköseli “Görele, “Şebin Karahisar, Piraziz -Gr.; Alagâvur “Vakfıkebir -Tr.; Manastır “Torul -Gm.; “Bozdoğan -Ay.; Emiralem “Menemen -İz.; Bozan -Es.; “Kandıra -Kc; “Düzce -Bo.; -Mr.; Menteşe “Yıldızeli, “Koyulhisar, -Sv.; “Sorgun, —Yz. ve köyleri; Demira-yak “Şerefli Koçhisar -Ank.; Avşar aşiretleri “Pınarbaşı, Şıhh “Develi -Ky.; -Nğ. ve köyleri; Uğurlu, Çukurbağ, “Ermenek, “Karaman, -Kn. ve köyleri; “Karaisalı —Ada.; Namrun “Tarsus, “Mut köyleri, “Silifke, “Anamur -İç.; Karadere “Gündoğmuş, Bağyaka “Finike,

ağnaştırmak [—* ağıştırmak]
ağnaz [—*¦ ağnağaz - 1]
ağnık 1. Odun yığını, odunların yığın yapıldığı yer. (“Acıpayam-Dz.; Salda “Yeşilova -Brd.) 2. İki tarla arasındaki sınır taşı. (Ekse “Çal -Dz.)
ağo (I) 1. [— aga - 1] 2. Köyün ileri gelen zengini, ağa. (Çilehane, “A1-mus, “Niksar -To.) 3. [— agit]
ağo (II), [- ağız (II) -1]
ağo (III) [- ağn (I) - 1]
ağor [—ağar (II)]
ağoş [— agaş]
ağoz [— ağuz (I) - 1]
ağ pahla [—» ağ bakla]
ağ pakla 1. [—*¦ ağ bakla] 2. Kabuğu ayrılmış, temizlenmiş bakla. (Karaözü “Gemerek -Sv.)
ağpun [—* ahbun - 1]
ağ pürçekli ihtiyar kadın. (Çalılı -Yz.)
ağralıti [—*¦ ağrışak]
ağraltı Gölge, karaltı: Bir ağaç ağraltısına otursak da, dinlensek. (-Es.)
ağraltı olmak Engel olmak: Kimseye ağraltı olma. (-Kü.; -Es.)
ağramak (I) Geğirmek. (Nudra “Şarki Karaağaç -Isp.)
ağramak (II) Ulaşmak, erişmek: Ahmet maksadına ağradı. (Şabanözü “Polatlı -Ank.)
ağran U [—*¦ ağaranlık] 2. [—* ağartı
-i]
ağrantı [—»ağartı -1]
ağrap [ağrep] Akrep. (-E1. köyleri “Pütürge -Mİ.; “Divriği -Sv.) [ağrep] : (-E1. köyleri)
ağre Kağnıda mazmın yerinde durmasını sağlıyan eğri ağaç. (“Sorgun çevresi, —Yz. köyleri)
109
*Serik-Ant.; Eldirek *Fethiye-Mğ.) [ağan(II)-l] : (-Gaz.; İbradı »Akseki —Ant.)
[ağri] : (»Daday -Ks.)
2. -den beri, -den sonra, -den itibaren: Deminden ağrı ne iş yapıyordun? (-Sm.; »Şebin Karahisar, Pa-rak »Alucra -Gr.; Dikilitaş -Nğ.) [ağarı (II)-2] :„ (Kayapa »İvrindi -Ba.; »Bor -Nğ.; İbradı »Akseki -Ant.)
3. Dolayı, ötürü, dolayısiyle: Ali babamdan ağrı akrabam oluyor. (»Taşköprü -Ks.; »Düzce -Bo.; »Boyabat -Sn.; -Or.; »Zara -Sv.; -Nğ. köyleri; -Kn. köyleri; »Silifke -İç.)
ağrı (II) [ağarma, ağu* hastalık, ağırma, ağrrter] 1. Soğuktan üeri gelen bir çeşit hastalık. (Giremez »Araç -Ks.) 2. Yara, çıban gibi hastalıklara verilen ad: Çocuğun’yüzünü ağrı bürümüş. (Hasanlar »Milas -Mğ.) 3. Tifo. (»Gerede -Bo.; »Safranbolu -Zn.; Ağlı »Küre, -Ks.; Öşek »Boyabat -Sn.; Güdül »Ayaş, Şıhlar »Kızılcahamam —Ank.) [ağn* hastalık] : (-Dz.; Eğrigöz *E-met, -Kü.; Büyükyenice »Osmaneli -Bil.; Cumayanı —Zn.) [ağrıter] : (-Ks.)
4. Sığır ve koyunlarda sıcak ve yağlılıktan üeri gelen bir hastalık. (-Çr.; Çepni »Şarkışla -Sv.; »Boğazlıyan -Yz.)
[ağarma] : (»İskilip köyleri -Çr.; -Ky.)
[ağırma] : (»İskilip köyleri -Çr.) [ağrıma] : (Bozan-Es.; »Kurşunlu, -Çkr.; »Çarşamba, »Terme -Sm.; »Şarkışla, »Gemerek -Sv.; Bektaşlı
»Boğazlıyan -Yz.; Avşar aşireti »Pınarbaşı -Ky.; Bahçeli *Bor-Nğ.)
ağrı (III) Eğri. (»Afşin. -Mr.)
ağrıcak Gözde sürekli çapak yapan bir göz hastalığı : Gözürlde ağrıcak var. (»Bor -Nğ.)
ağrıcaklanmak [ağrıklanmak] Hastalanmak (göz hakkında) : Çok ağlama gözün ağrıcaklanır. (»Bor -Nğ.) [ağrıklanmak] :(Karagöz * Afşin-Mr.)
ağrıcaklı [ağrıhlı, ağrıklı -1, ağrdı, ağ-rdıklı, ağrımık (I), ağruhlu] 1. Hastalıktan kurtulamıyan kimse, hastalıklı, ağrılı sızılı. (Devri »Bucak -Brd.; Beşkarış »Altıntaş -Kü.; Sarılar »Avanos -Krş.; »Bünyan -Ky. ve köyleri; »Ürgüp ve köyleri, -Nş. ve köyleri; Bahçeli »Bor, -Nğ.) [ağrıhlı] : (Sarıhamzalı »Sorgun -Yz.)
[ağrıklı -1] : (Pazaravdan, Kuşbaba »Bucak -Brd.; İshaklı, »Çivril-Dz.; »Bandırma -Ba.; »Gelibolu -Çkl.; »Kandıra —Kc;” »Çarşamba, »Terme, -Sm.;.-Ama.; Karakuş bucağı köyleri, »Ünye -Or.; »Şarkışla, -Sv. ve köyleri; -Ky.; Çavuşköy »Babaeski -Krk.) [ağrılı] : (-Ks.) [ağrdıklı] : (-Vn.) [ağrımık (I)] : (»Ünye -Or.) [ağruhlu] : (»Zara -Sv.) 2. Hastalıklı hayvan. (Sarılar »Avanos —Krş.; »Ürgüp ve köyleri —Ky. ve köyleri; -Nş. ve köyleri; Bahçeli »Bor -Nğ.) 3. Gözü hastalıklı kimse. (»Bor, -Nğ.)
ağrıce Hıdırellezin ilk günü olan mayısın altıncı günü. (Divanlı -Yz.)
ağrıhlı [—*¦ ağrıcaklı - 1]
ağrık (I) [ağdık (IV), ağırık] 1. Eşya, yük, yolculukta önden gönderilen

110
çeli ‘Bor, —Nğ.) 4. Koyunun yünü. (Karahisar ‘incesu — Ky.)
ağrık (III) Düşkün, müptelâ: Ev-dekilerin hepsi de boğaz ağrığı. (—Çr.; Uğurlu ‘Ermenek -Kn,; Çomaklı * Korkuteli -Ant.)
ağrık (IV) Kokmaya, bozulmaya yüz tutmuş yiyecek, et. (Armutlu ‘Gölköy, -Or.)
ağrddanmak [—» ağrıcaklanmak]
ağrıklı 1. [—» ağrıcaklı -1] 2. Saraya benzer bir çeşit sinir hastalığına tutulmuş kimse. (Bekilli ‘Çal -Dz.) 3. Belâlı, çileli: Ne ağrıklı bir başım varmış. (‘Bor -Nğ.)
ağrd [-»ağar (Di)]
ağrılı [— ağrıcaklı -1]
ağrılıklı [—3» ağrıcaklı -1]
ağrıma [—* ağrı (II) - 4]
ağrımak 1. Hayvanlar sıcağın etkisiyle bir çeşit hastalığa yakalanmak. (Kaçar, Harmandalı ‘Eşme -Uş.; Bozan -Es.; ‘Kurşunlu -Çkr.; ibik ‘iskilip -Çr.; Bektaşh, *Bo-ğazlıyan -Yz.; -Nğ.) 2. [— ağar-sımak]
ağrımık (I) [— ağrıcaklı -1]
ağrmıık (II) Kirden arınmış eşya: Ağrımık çamaşırları çamaşır selesine doldurdum. (‘Ünye -Or.)
ağrını yenlitmek Kendini küçük düşürmek, onurunu kırmak: Ahmet Ağadan araba ist.eyip de ağrını yen-litme, vermez. (Ağlı ‘Küre, Peşman ‘Daday -Ks.)
ağrın alam [ağrın alem, ağrın alını] Yalvarma ve yakarmada “senin yerine ben hasta olayım” anlamında kullanılır: Ay balam, ağrın alam. (Azerî köyleri -Ama.) [ağrın alem] : (Irişli, Bayburt ‘Sarı kamış -Kr.)

eşya, göç zamanı dönünce alınmak üzere bir yere bırakılan fazla eşya, ağırlık. (Dişli ‘Bolvadin, Bayat ‘Emirdağ -Af.; ‘Eşme köyleri -Uş.; Yakaköy ‘Gelendost, Yılanlı ‘Eğridir —Isp.; iğdir, ‘Çivril -Dz.; Çayır ‘Zile -To.; Sevin ‘Afşin, ‘Göksün ve köyleri -Mr.; Çepni ‘Gemerek -Sv.; -Yz. köyleri; Akkışla *Bünyan-Ky.; *Uhıkışla-Nğ.; ‘Ermenek, Pirlerkondu -Kn.; ‘Karaisalı, -Ada.; ‘Mut, Orhana ‘Anamur, Belenkeşli ‘Mersin -Iç.; Karadere ‘Gündoğmuş, Yuva ‘Elmalı, Töngüç aşireti ‘Serik, ‘Kaş köyleri, Çomaklı ‘Korkuteli, ‘Gazipaşa -Ant.; ‘Fethiye köyleri -Mğ.) 2. Yatak, yorgan gibi şeylerin konulduğu yer, yüklük. (Karaözü ‘Gemerek -Sv.)
[ağınk] : (Karaözü ‘Gemerek-Sv.)
3. Angarya iş, mânevi yük: Çocuğu bırak, ağrık etme. (‘Gelendost, ‘Senirkent -Isp.; Yapraklı, Korgun, Dümeli ‘Şabanözü, -Çkr.; ‘Merzifon köyleri —Ama.; -Yz. köyleri; Solakuşağı ‘Şerefli Koçhisar-Ank.; -Krş.; *Bor-Nğ.; ‘Ermenek, -Kn.; Çomaklı ‘Korkuteli —Ant.)
[ağdık (IV)] : (-Çr.)
4. Engel, mâni: Bağa gidecektim, önüme bir sürü ağrık çıktı. (Uluğbey ‘Senirkent -Isp.)
ağrık (II) 1. Ağrı, sancı, yel: Belime bir ağrık yerleşti. (Karakuş bucağı köyleri ‘Ünye -Or.; -Bt.) 2. Hastalık: Köyün sığırlarında ağrık var. (-Gm. ilce ve köyleri) 3. Sürüde yürüyemiyecek veya zor yürüyebilecek durumda olan keçi ve koyun: Ağrıkları dışarı çıkarsanız. (Bah-
111
[ağrın alını] : (Taşburun, * İğdır -Kr.)
ağrın alem [—» ağrın alam]
ağrın alım [—» ağrın alam]
ağrmğın, ağrıngın Dargın, küskün: O adam bana ağrmgın evime gelmez. (Karain *Ürgüp -Nş.; Karadere »Gündoğmuş -Ant.)
ağrınıp incinmek [— ağrınmak -1]
ağrınmak [ağrınıp incinmek] 1. İncinmek, gücenmek, kırılmak. (-Brd.; -Brs.: Bozan -Es.; »Kilis, -Gaz.; »Zara -Sv.; Avşar aşireti »Pmar-.başı -Ky.) [ağrınıp incinmek] : (»Senirkent -Isp.; -Es.; Eloğlu, -Mr.; -Ky.; »Bor, -Nğ.; »Silifke -İç.) 2. Bir şeyden incinerek sızlanmak, yakmmak: Ağa! Hasan’ın ücretini az vermişsin bana ağrınıverdi. (Uğurlu, Görmel »Ermenek -Kn.) 3. [— ağırsınmak -1]
ağrıntı [— ağartı -1]
ağrıntı olmak Birisine yük olmak: Size ağrıntı olduğumuz yeter, müsaade edin de gidelim. (Beşkarış »Altıntaş -Kü.)
ağrısınmak [— ağırsınmak - 1]
ağrış Bir evin ihtiyacı olan erzak: Bu gün ağrışları köye getirdik. (Dont »Fethiye -Mğ.)
ağrışak [ağaşak, ağrahti, ağrşak, ağşak (I)-l] Ağırşak, yün bükeceği, iğin ucuna takılan yarım küre şeklindeki cisim. (-Tr. çevresi; Güneyce -Rz.; »Yusufeli -Ar.; Çepni »Gemerek -Sv.; -Ed.) [ağaşak] : (Beşikdüzü »Vakfıkebir -Tr.)
[ağrahti] : (Kıbrıs)
[ağrşak] : (Nefsiköseli »Görele -Gr.;
-Ar.)
[ağşak (I) -1] s (Kadıköy »Bigadiç -Ba.; Evreşe »Gelibolu, Yörük köyleri »Ezine -Çkl.; »Çarşamba -Sm.; »Zile —To.; Civrişan »Alucra, Ey-nesd, Karabörk »Görele, »Tirebolu -Gr.; Mersin »Perşembe, -Or.; Denizli »Vakfıkebir -Tr.; Erkinis »Yusufeli-Ar.; Beyoba -Ank.; »Bor -Nğ.; »Hadım, -Kn.; Çomaklı »Korkuteli, »Elmalı -Ant.; »Bodrum, »Milas -Mğ.; Kayapa -Ed.)
ağrıter [— ağrı (II) - 3]
ağrıtmak Arıtmak, temizlemek: Çamaşırları zorla ağrıtabildim. (»Ünye -Or.)
ağrı tutmak Sara hastalığına yakalanmak. (»Kangal -Sv.)
ağrıya yatmak (I) Çekiştirmek, yermek, aleyhte bulunmak: Sen her zaman benim ağrıma yatırsın. (Sarı-veliler »Ermenek -Kn.)
ağrıya yatmak (II) Tifo hastalığına tutulmak. (Bozan -Es.; Kargı »Tosya -Ks.)
ağri [- ağrı (I) - 1]
ağrşak [—*¦ ağrışak]
ağruh Kızgın, öfkeli, içerlemiş. (»Zara -Sv.)
ağruhlu [ağrıcaklı - 1]
ağrunk Yıkıntı, döküntü, ormanlarda işe yaramayan ağaç kütüğü. (Zara -Ama.)
ağsak 1. Topal, hafifçe topallayan, aksak. (Yassıviran »Senirkent, »Gelendost, »Yalvaç -Isp.; Çamköy »Gölhisar -Brd.; Çıtak »Çivril, Bereketli, Ekse, Isabey »Çal -Dz.; Dallıca »Nazilli -Ay.; -Brs.; -Kü.; Bozan -Es.; -Bo.; -Çr.; »Merzifon ve köyleri, Zara -Ama.; Çayır, »Zile -To.; Çandır -Gr.; -Gm. köy-

112
leri; Yoncalı *Şavşat -Ar.; »İğdır ve çevresi -Kr.; -Vn.; -Mİ.; Emirli * Afşin, -Mr.; Çepni »Gemerek, Sincan »Divriği, -Sv.; -Yz. köyleri; —Ank.; -Krş.; Avşar aşireti »Pınarbaşı, Akkışla »Bünyan -Ky.; »Ulukışla ve köyleri, »Bor, Dikilitaş, Aşlama -Nğ.; Davdas, Sarıvadi, Çukurbağ »Ermenek, Ça-vuşçu, Belekler, »Ilgın, »Karaman -Kn.; »SÜifke, »Mut köyleri, »Mersin, -Iç.; »Elmalı -Ant.; Kayapa, -Ed.; Çavuşköy »Babaeski -Krk.) 2. Eksik, yarım, iyi gitmiyen (iş hakkında). (»Merzifon ve köyleri, Zara -Ama.; Belekler »Ilgın -Kn.) ağ sakgallı Muhtar ve köy yönetim kurulu. (Irişli, Bayburt »Sarıkamış -Kr.)
ağsak oğlağı Sarımsaklı yoğurt üzerine yağ konularak yapılan yemek. (»Çıldır -Kr.)
ağsak tümsek inişli çıkışlı. (»Bor
-Nğ.)
ağsamak [ağsımak] 1. Topallamak, aksamak, (ishaklı »Bolvadin -Af.; Körküler »Yalvaç,Yakaköy »Gelendost, Yassıviran,Uluğbey* Senirkent, »Şarki Karaağaç, Tahtacı aşireti -Isp. ;Çuvallı, Eden »Yeşilova-Brd.; Çardak -Dz.; »Bergama -Iz.; -Mn.; Bozan -Es.;Karabüzey *Araç,-Ks.; Çitli »Mecitözü, »Sungurlu, — Çr.; Üçhanlar »Kavak -Sm.; »Merzifon ve köyleri -Ama.; Çilehane »Reşadiye, »Zile.ve çevresi -To.; Karakuş bucağı köyleri »Ünye -Or.; Çandır -Gr.; Çakırlar »Ardanuç, »Şavşat köyleri -Ar.; »İğdır ve çevresi -Kr.; -Dy.; -Gaz.; »Afşin, »Elbistan, -Mr.; »Şarkışla ve çevresi -Sv.; -Yz. ve köyleri; Çayırlı »Haymana
-Ank.; Türkmen aşireti, Girveli »Bünyan, Avşar aşireti »Pınarbaşı, -Ky.; »Ulukışla, »Bor, -Nğ.; Çukurbağ, Sarıvadi, Uğurlu »Ermenek, »Karaman, Belekler »Ilgın -Kn.; -Ada.; »Mut köyleri, »Anamur, »Mersin köy ve aşiretleri -Iç.; »Elmalı -Ant.; Kayapa -Ed.; Ha-mitabat »Lüleburgaz, Çavuşköy »Babaeski -Krk.) [ağsımak ] : (Bozlar -Brd.; Çayır »Züe -To.; Kayalıpınar »Yıldızeli -Sv.; -Yz. köyleri; »Anamur -Iç.; Çavdır, Bağyaka »Finike -Ant.*) 2. Iş gereği gibi yürümemek, geri kalmak: Ahmedin vaziyeti çok ağ-sadı. (Karabüzey »Araç -Ks.; Bahçeli »Bor, -Nğ.) 3. Yavaşlamak, azalmak: Sabahleyin yağmur yağıyordu, şimdi ağsadı. (Çaltı »Gelendost -Isp.; Bahçeli »Bor -Nğ.) 4. Basmak, dayanmak, yerleşmek: Ot kökünün üstüne ağsar.- (»Bor -Nğ.) 5. Eğilmek, meyil göstermek: At görür ağsar, su görür susar. (-Sm.; »Zile ve çevresi -To.; »Bor -Nğ.; »Elmalı -Ant.) 6. Ahlâkı bozulmak : Artık bu kadın ağsadı, boşaman lâzım. (»Elmalı -Ant.) 7. [-ağmak (I) -1]
ağsar 1. [- ağdık (I) - 4] 2, [—*¦ ağman (I) - 1]
ağsımak [—*¦ ağsamak - 1]
ağsmmak 1. Kibirlenmek. (Armutlu »Gölköy -Or.) 2. Sakınmak, korkmak. (Güney »Buldan -Dz.)
ağsırmak Aksırmak. (Yeşüyuva »Acıpayam -Dz.; -Çr.; Emirli »Afşin -Mr.)
ağsu Süt. (-Isp.)
ağsuğa Duvar sıvamak için kullanı-lan*kireç. (Dodurga »Artova -To.)

113
ağsuğata Alışveriş. (Uluşiran * Şiran | -Gm.)
ağsüntere Bir cins buğday. (Kizdca, Sulusaray ‘Artova -To.)
ağşâdın [ağşağadun, ağşa kadın] Ayşe kadın fasulyesi. (Bahçeli *Bor
-Nğ.)
[ağşağadun]: (Zazara -To.)
[ağşa kadm] : {Ortaköy ‘Şarkışla
-Sv.)
ağşağadun [— ağşâdın]
ağşak (I) 1. [— ağrışak] 2. Herhangi bir cismin dönmesi için takılan ağırca demir parçası: Bu taş dönmüyor, ağşak getirelim. (Vazıldsan ‘Divriği -Sv.) 3. Hayvan nallarını delmekte kullanılan çelik parça. (Güdül ‘Ayaş —Ank.) 4. [—*¦ ağırşak - 2] 5. Zımba ile beraber kullanılan ve çivi delmeye yanyan bir kalaycı aleti. (-Ank.) 6. Koyunların kuyruk altında tüylerine yapışarak kuruyan pislik parçalan. (Bahçeli ‘Bor -Nğ.) 7. Tavı geçmiş tarladaki kesekler: Ağşakları saban da ezmiyor. (Bahçeli ‘Bor -Nğ.) 8. Çıbanın altındaki sertlik. (‘Bor -Nğ.) 9. Sarı renkte, iri taneli bir çeşit üzüm. (Ekse *Çal-Dz.) 10. [— ağırşak - 5]
ağşak (II) Alçak: Osmanın evi çok ağşak. (Balıca ‘Düzce -Bo.)
ağşak (III) [-»ağ (II) -1]
ağşa kadın [—» ağşâdın]
ağşaklanmak (I) [— ağırşaklanmak -1]
ağşaklanmak (II) Ayın etrafında hale meydana gelmek, ağıllanmak. (‘Bor -Nğ.)
ağşam Akşam. (Devri ‘Bucak -Brd.; ‘Orhaneli -Brs.; -Sm.; Nefsiköseli ‘Görele -Gr.; ‘Ermenek -Kn.; -Ada.)
ağşam bazarı Akşam pazan. (‘Bor–Nğ.)
ağşamlamak Ay geç doğmak. (‘Bor -Nğ.)
ağşamlı zabahlı (sabahlı) Pek yakında, kısa bir zaman içinde (doğum hakkında) : Bu doğum ağşamlı za-bafıhdır. (‘Bor -Nğ.)
ağşar [ağşer] 1. Küllü su. (‘Kargı, ‘Tosya -Ks.; -Çr.) [ağşer] z (-Çr.)
2. Çamaşırda kullanılan bir çeşit
toprak, kil. (‘Kurşunlu -Çkr.) ağşarlamak Küllü su ile sarı boya
boyamak. (‘Mut köyleri -Iç.) ağşarlanmak Ocaklı, okumaya yetkili
birisi tarafından okunmak. (-Brs.) ağşarlı, ağşerli Hastalık veya nazar
gibi şeylere okumaya yetküi kimse.
(-Brs.)
ağşayık Kırda yetişen bir çeşit ot.
(‘Ilgın -Kn.) ağşer [-»ağşar -1] ağşermek Aşermek. (Çerkez aşireti,
Engiz ‘Bafra -Sm.) ağşiş 1. Üremi. (‘Erciş -Vn.) 2.
Şeker hastalığı. (‘Erciş -Vn.) ağterme Dermansız, bitkin: Zavallı
çocuğu döve döve’ ağterme etmişler.
(‘Nazimiye -Tn.) ağtop Bir çeşit buğday. (-To.) ağtoprak [ağtorpah, ağtorpak -1, 2] 1.
Badana yapmakta kireç yerine
kullanılan bir çeşit beyaz toprak.
(‘Bayburt köyleri -Gm. köyleri;
-Gaz.; Cihanpaşa -Yz.; Mahzemin
-Ky.)
[ağtorpah ] : (Kızılçakçak ‘Arpaçay -Kr.)
[ağtorpak -1] : (-Gaz.)
2. Pekmez yapılırken üzümün ekşi-

Derlemo, &¦
114
sini almak için kullanılan toprak. (-Gaz.)
[ağtorpak-2] : (-Gaz.)
ağtorpah [—» ağtoprak -1]
ağtorpak 1. [— ağtoprak - 1] 2. [— ağtoprak - 2]
ağu (I) [ağada, agu, ağ (IV) - 2, ağo (III), ahi (II)] 1. Zehir. (Kdkış Bornova -İz.; *Akhisar -Mn.; •Bandırma -Ba.; *Düzce -Bo.; Yeniköy -İst.; *Cide —Ks.; Bektemur, Ziyere -Ama.; Kızılca * Artova -To.; Arpaköy —Or ; ‘Tirebolu —Gr.; -Tr. ilce ve köyleri; Tekke, -Gm.; ‘Pazar, Selimiye, Yolbaşı, Muradiye, -Rz.; Düzenli, Çavdarlı ‘Şavşat, Erkinis, Ersis ‘l^usufeli, ‘Ardanuç, ‘Hopa -Ar.; Taşburun, ‘İğdır, ‘Ardahan, ‘Göle çevresi -Kr. köyleri; -Ezm. ve ilçeleri; ‘Erciş, -Vn.; -Bt.; Hani ‘Lice, -Dy.; -Mş.; ‘Hozat -Tn.; ‘Ağın -El.; Karaözü ‘Gemerek, Vazddan, ‘Divriği, ‘Yıldızeli, ‘Gürün, —Sv.; Kuşçu ‘Yerköy —Yz.; -Ank. ve çevresi; Bahçeli ‘Bor -Nğ.; Büyükmanika ‘Saray -Tk.) [ağada] : (‘Şarki Karaağaç,’Yalvaç -Isp.)
[agu] : (‘Akyazı çevresi-Sk.;-Bt.)
[ağ (IV) -2] : (Eldelek ‘Elbistan
-Mr.; -Yz. ve köyleri)
[ağo (III)] : (-Vn.)
[ahi (II)] : (‘Silifke -İç.)
2. [-ağı(H)] ağu (II) 1. [-»ağ (IV)] 2. Susam
tarlada iken dadanan tırtıl. (‘Köyceğiz -Mğ.) ağu (III) [-» aggü] ağu ağacı [—s» ağacı (I)] ağu bardağı Sinirli, aksi, titiz. (*A-
rapkir -Mİ.)
ağuda 1. Pekmez pişerken üstte toplanan san köpüklü sıvı. (Haşhaşı, Cenciğe, Ergân, —Eze.) 2. [—*¦ ağıda]
ağu düğü ağı düğü (I) -1]
ağucuk [—*• aggü]
ağu kurdu [— ağ (IV) -1]
ağul (I) 1. [-»¦ ağal (I)] 2. Eve yalan bir yerde, etrafı çevrili ufak sebze bahçesi. (Danışman ‘Fatsa -Or.)
ağul (II) Göçebe. (‘Hopa -Ar.)
ağul (III) Allah. (‘Mersin köyleri -İç.)
ağulamak Zehirlemek. (‘Kandıra -Kc; Anaraş ‘Sürmene -Tr.; -Gm.; Kesirik -El.)
ağulanmak Zehirlenmek. (‘Eşme —Uş.; Pazaravdan ‘Bucak —Brd.; ‘Bozdoğan -Ay.; Bornova -İz.; ‘Gelibolu -Çkl.; ‘Kandıra -Kc; ‘Düzce —Bo.; Güney ‘Taşköprü, ‘İnebolu, ‘Kargı -Ks.; ‘İskilip -Çr.; ‘Merzifon -Ama.; Kızılca ‘Artova, ‘Taşova —To.; Arpaköy -Or.; ‘Alucra, ‘Tirebolu -Gr.; -Tr. ve çevresi; -Gm. ve köyleri; Hamidiye ‘Pazar, Yolbaşı, Kızıltoprak, Muradiye, -Rz.; ‘Şavşat ve köyleri, Ersis ‘Yusufeli, ‘Ardanuç çevresi -Ar.; -Rz.; Taşburun, ‘İğdır -Kr.; ‘Refahiye çevresi -Eze; -Vn.; -El. köyleri; -Bt.; ‘Zara -Sv.; ‘Şerefli Koçhisar-Ank.; Bahçeli *Bor-Nğ.)
ağıımak [—» ağarsımak]
ağun 1. Buğday unu. (İğneciler ‘Mudurnu -Bo.) 2. Buğday, arpa, ıza, çavdar karışımının unu. (İğneciler ‘Mudurnu -Bo.)
ağımduruk Başakları boş buğday. (Mençek ‘Ermenek -Kn.)
ağunmak Dişi köpek gebe kalmak, çiftleşmek. (Kalafka -Tr.)

115
ağu otu Baldıran. (»Bandırma -Ba.; -Tr.)
ağur (I) 1. Hayvanların yem kabı. (»Kelkit -Gm.) 2. Kağnı izi. t-Vn.)
ağur(II) Ağ r. (Genek »Yatağan-Mğ.) ağura yatırmak [—*¦ ağara yatırmak] ağure Hıyar, salatalık. (»Gelendost -Isp.)
ağurt etmek Bir kimsenin aleyhinde söz söylemek. (Ula -Mğ.)
ağustos alması Yumuşak ve mayhoş bir çeşit elma. (-Ks.)
ağustoslamak Un, bulgur, tarhana gibi yiyecekler yaz aylarında acımak. (Büyükyenice’* Osmaneli-Bil.)
ağuş Asma filizi. (-Mş.)
ağut Ağlama, ağıt. (*Gürüıi —Sv.)
ağurt 1. Ağzın içi, avurt. (Cumayanı -Zn.) 2. Çene. (Yaşyer *Milas -Mğ.)
ağuz (I) [ağız, ağan, ağaz (III), ağın (I), ağızlık" (III) -1, ağız sütü, ağoz, avız (IV)-l, avur (II), avuz] 1. Yeni doğurmuş bir hayvandan ilk günlerde sağılan, koyu yapışkan süt, ağız. (Güney *Yeşilova -Brd.; Mengencik »Düzce, »Gerede -Bo.; Aliköy, Karapmar »Çaycuma, »Safranbolu, Cumayanı -Zn.; »Kargı, »inebolu, —Ks.; »Merzifon ve köyleri-Ama.; Çilehane* Reşadiye, »Artova köyleri, Çayır, »Zile, Kızılköy, -To.; Zile »Mesudiye, Danışman »Fatsa, Arpaköy, -Or.; »Görele ve köyleri, »Tirebolu ve köyleri -Gr.; Denizli »Vakfıkebir, Anaraş »Sürmene, »Maçka köyleri —Tr.; »Kelkit çevresi, Sobran -Gm.; Hemsin bucağı köyleri »Pazar, Güneyce -Rz.; Ersis/Erkinis »Yusufeli, »Ardanuç ve köyleri, »Şavşat köyleri
-Ar.; Taşburun, »İğdır, -Kr. köyleri; -Ezm. ve ilçeleri; Sosunga »Çayırlı, »Kemaliye, »Refahiye ve çevresi, -Eze; »Ahlat, -Bt.; -Dy.; -Mş.; »Nazimiye, »Hozat -Tn.; »Harput, Keşirik -EL; -Mİ.; Hacı-Uyas, Yukarıkale »Koyulhisar, Palha »Divriği, »Gürün ve köyleri, Kayalıpmar, »Yıldızeli, Soğukpmar »Kangal, Karaözü »Gemerek, Tutmaç, -Sv.; »Kızılcahamam -Ank.; »Bünyan ve köyleri -Ky.; Karadere »Gündoğmuş -Ant.; Kerkük) [ağız] : (Sofular »Eğridir, Aliköy -Isp.; Yukarıkale »Koyulhisar-Sv.) [ağan] : (»Kangal ve köyleri -Sv.; -Yz. köyleri)
[ağaz (III)] : (Bektaşlı »Boğazlıyan -Yz.;-Ada.)
[ağın (1)] : (Uluköy »Dinar -Af.; Ikipmar, »Mihalıççık, -Es. köyleri; »Göksün ve köyleri -Mr.; »iskenderun, »Reyhanlı -Hat.; iğdeli »Gemerek -Sv.; Yeniköy »Ereğli -Kn.)
[ağızlık (III) -1] : (Karamanlı »Tefenni -Brd.; »Acıpayam, Ortaköy »Çal -Dz.)
[ağız sütü] : (»Sarayköy —Dz.; Mahmutlar »Turgutlu -Mn.) [ağoz] : (Ersis »Yusufeli -Ar.) [avız (IV) -1] : (Sobran »Nallıhan -Ank.)
[avur (II)] : (-To.) [avuz] : (Hacıahmet »Düzce, —Bo.; Binbirdirek -ist.; »Bartın, »Safranbolu, —Zn.; Giremez »Araç, »Taşköprü, Peşman »Daday, -Ks.; »Kurşunlu, -Çkr.; »Boyabat, -Sn.; »Çarşamba köyleri -Sm.; »Merzifon köyleri, »Gümüşhacıköy, Zara, -Ama.; »Erbaa, »Turhal, »Zile

116
ve köyleri, *Niksar, *Taşova -To. ve köyleri; ‘Mesudiye, ‘Ünye ve köyleri, ‘Akkuş ve köyleri -Or.; *Keşap, ‘Görele, ‘Tirebolu, ‘Alucra, ‘Şebin Karahisar —Gr. ve köyleri; Beşikdüzü ‘Vakfıkebir -Tr.; Süle -Gm.; ‘Kemaliye -Eze; Celikanyurt ‘Gürün, ‘Koyulhisar, Ağrakos ‘Suşehri, ‘Gemerek -Sv.; ‘Ayaş -Ank.; -Ky.; Güzelsu ‘Akseki -Ant.; -Mğ.)
2. Yeni doğurmuş bir hayvanın ilk sütünden yapılan bir çeşit yiyecek. (-İst.; Engiz ‘Bafra -Sm.;-Ama.; Düzköy ‘Keşap -Gr.; Mağura, Ka-pıköy, ‘Maçka, Beşikdüzü -Tr.; -Gm.; Erkinis, Ersis ‘Yusufeli-Ar.; Berne ‘Sarıkamış, ‘İğdır -Kr.; -Ezm. ve ilçeler i;-Ez e; -Vn.;—Bt.; ‘Varto -Mş.; Palha, ‘Divriği -Sv.)
3. Yeni doğurmuş bir hayvanın sütünden yapılan tatlı, yağlı peynir. (‘Ardanuç, ‘Şavşat, ‘Yusufeli, ‘Artvin -Ar.) 4. Yeni doğurmuş bir hayvanın ilk sütüyle yapılan ekmek. (‘Ardanuç ve köyleri -Ar.) 5. Yeni doğurmuş bir hayvanın ilk sütünden yapılan yoğurt. (‘Erciş -Vn.)
ağuz (II) Namuslu. ( ‘İğdır ve çevresi -Kr.)
ağüz Beyaz yüz: Ağüze ben yaraşır. (Taşburun, ‘İğdır -Kr.)
ağüzüm 1. Beyaz renkte bir çeşit üzüm. (Kuşbaba ‘Bucak -Brd.; İsabey ‘Çal -Dz.) 2. Yeşilimsi beyaz renkte bir çeşit üzüm. (Bereketli ‘Tavas -Dz.; ‘Erciş -Vn.)
ağ vurmak Karpuz yaprağı bir çeşit bitki hastalığı ile buruşup kurumak. (‘İğdır köyleri -Kr.)
ağyatan Toprağın çukur yerlerine biriken yağmur suyu. (-Ada.)
ağyel 1. Güney doğudan esen yel.
(‘Merzifon ve köyleri —Ama.;
‘Taşova -To.; ‘ıMesudiye -Or.)
2. [-* akyel - 1] ağ yemşen Yabani bir ağacın beyaz
renkli, yuvarlak, tatlı ve kuşbur-
nuna benziyen mey vasi. (‘Erciş
-Vn.)
ağ yonca 1. Yer yoncası, toprak üstüne yayılan, kısa boylu bir çeşit yonca. (-Brs.) 2. Açık yeşil yaprakları olan, küçük beyaz çiçekli bir çeşit yabani ot. (Dereköy -To.)
ağza çık (I) [ağzı açık (III).] Peynir, kıyma veya mercimekle yapılan bir çeşit börek. (İshaklı ‘Bolvadin -Af.)
[ağzı açık (III)] : (-Af.; -Ur.) ağzaçık (II) [ağzı açık (I) -1,2; ağzı boş (İl), ağzı bozuk, ağzı cıvık, ağzı gara - 4, ağzı gevşek, ağzı kaltak, ağzı kalabalık, ağzı kara -2, ağzı keşli -2] 1. Boşboğaz, geveze, sır tutmaz. (Yassıviran ‘Senirkent -Isp.; Yakabağ ‘Fethiye -Mğ.)
[ağzı açık (I) -2] : (-Krk.) [ağzı boş (II)] : (‘Yusufeli, ‘Ardanuç, -Ar.)
[ağzı bozuk] : (İleydağı, İnesara ‘Uluborlu -Isp.; Falaka ‘Bayındır -İz.)
[ağzı cıvık] : (* Sivrihisar -Es.; ‘Göksün ve köyleri -Mr.; -Ada.; Namrun ‘Tarsus -İç.) [ağzı gara -4] : (-E1. köyleri) [ağzı gevşek] : (‘Senirkent -Isp.; Karakuş bucağı köyleri’Ünye -Or.; ‘Ermenek -Kn.)
[ağzı haltak]: (Mencilis*Keşap-Gr.) [ağzıkalabalık] : (‘Merzifon-Ama.; ‘Zile -To.)

117
[ağzı kara -2] : (İncesu * Dinar -Af.; *Eşme köyleri -Uş.; »Eğridir köyleri -Isp.; »Sarayköy köyleri -Dz.; Bozan -Es.; Genek -Çkr.) [ağzı keşli -2] : (Taşbaşı »Bozkır, »Kadınhanı köyleri, Tuzlukçu, Turgut »Ermenek-Kn.; »Akseki-Ant.) 2. Avanak, şaşkın, aptal. (Çandır »Sütçüler -Isp.; Dodurga »Artova -To.)
[ağzıaçık(I)-l]: (»Dinsrr-Af.; Hırka »Tavas -Dz.; -Mn.; »Zile ve çevresi -To.; ‘Mesudiye köyleri -Or.; Çayağzı, »Şavşat, »Ardanuç ve köyleri, »Yusufeli, -Ar.; -EL; Tutmaç -Sv.)
ağzaçık (III) [ağzı açık (II)-l] 1. Kapaksız duvar dolabı. (Yakaköy »Gelendost -Isp.; »Zile -To.) [ağzı açık (II) -1] : (Gesit »Ilgın, »Ereğli, »Karaman, »Bozkır, -Kn.) 2. Dolap. (Süle -Kn.) 3. Kapaksız çinko su kabı. (—Sv.)
ağza gomak Yemek : Üç gündür ağzına bir şey, gomadı. (»Bor -Nğ.)
ağzan [— ağar (I)]
ağzı açık (I) 1» [—»• ağzaçık {II) - 2] 2. [- ağzaçık (II) -1] 3. Hırsız. (»Varto -Mş.)
ağzı açık (II) [ağzı boş (I)] 1. [—»• ağzaçık (III) -1 ] 2. Kerpeten. (-Ba.) [ağzı boş (I)] : (»Ünye -Or.)
ağzı açık • (III) [—»¦ ağzaçık (I)]
ağzı açmak İftar etmek; Ağzı zeytin veya tuzla açmak sünnettir. (-Sm.)
ağzı ala Geçimsiz, aykırı. (Çoban-saray »Yıldızeli -Sv.)
ağzı astarlı Ağzı sıcağa dayanıklı. (-Ks.)
ağzı aşa Kadının tenasül organı, ferç* (Navlu »Yeşüova -Brd.)
ağzı ayrılmak Bir şeyi hayran hayran dinlemek veya seyretmek. (As-lanköy -İç.) ağzı bağlı Büyülü. (»Mesudiye köyleri -Or.1) ağzı bek [— ağzı pek] ağzı berk [—* ağzı pek] ağzı boş (I) [—»• ağzı açık (II) - 2] ağzı boş (II) [— ağzaçık (II) -1] ağzı boşa seğirtmek Tazı avlanmak
istememek (avcılıkta). (-Nğ.) ağzı boşuna Faydasız, boş yere, bo-şuboşuna: Ağzı boşuna yorulup durma bu iş olmıyacak. (*Bor-Nğ.) ağzı bozuk [—* ağzaçık (II)-l] ağzı büyük Yayın balığı. (-Sm.) ağzı cıvık [— ağzaçık (II) -1] ağzı dolu (I) [ağzı kara -5, ağzı pis, ağzı püsür, ağzı yelli -1] Kaba konuşan, söven, sövmeyi huy edinmiş. (»Sarayköy köyleri -Dz.; Yeniköy -Ba.)
[ağzı kara -5] : (»Sarayköy köyleri -Dz.; »Gelibolu-Çkl.; »Boğazlıyan -Yz.)
[ağzı pis] : (İleydağı »Uluborlu -Isp.; »Pasinler -Ezm.; »Ahlat -Bt.; »Divriği -Sv.) [ağzı püsür] : (Karakuş bucağı köyleri »Ünye -Or.)
[ağzı yelli-1] : (Küçükisa*Züe -To.)
2. Lâfı bitmemiş, söyliyecek sözü
olan kimse. (Yeniköy -Ba.; Süle
-Gm.) 3. Akıllı, mantıklı kimse.
(»Hopa -Ar.) ağzı dolu (II) Teneke kesmeye yarı^
yan bir çeşit makas. (-Çkl.) ağzı esenli Ağzmdan dua eksik ol-
mıyan, tatlı düli kimse. (-Kn.) ağzı gara 1. [—*¦ ağzı kara -10] 2.
[— ağzı kara -11] 3. [— ağzı kara

118
- 3] 4. [-* ağzaçık (II) -1 ] 5. [-* ağzı kara - 8] 6. [— ağzı kara -13]
ağzı gevşek [— ağzaçık (II) - 1]
ağzı gırağlı [ağzı yelli -2] Yüksekten atan, övünen. (*Bor — Nğ.) [ağzı yelli-2]: (Küçükisa *Zile -To.)
ağzı göğe değmek Hayvan baharda ilk defa taze ot yemek. (-Krş.)
ağzı güzel Kibar, terbiyeli konuşan. (»Göksün ve köyleri -Mr.)
ağzığerik [ağzığerik basmacık, ağzığerik nazlı ] Kilim ve heybelerde kullanılan bir motif. (Orhana ‘Anamur -İç.)
[ağzığerik basmacık] : (Orhana *A-namur -Iç.)
[ağzığerik nazlı] : (Orhana »Anamur -İç.) ağzığerik basmacık [—»ağzığerik] ağzığerik nazlı [—¦ ağzığerik] ağzı haltak [—*¦ ağzaçık (II) - 1] ağzı havalı Gururlu, kendini beğenmiş: Onun bu günlerde ağzı havalı. (Çayırlı »Haymana -Ank.) ağzı kalabalık [— ağzaçık (II) - 1] ağzı kapalı Oruçlu. (»Kilis -Gaz.) ağzı kara [ağzı gara -1, 2, 3, 5, 6; ağzdlı, ağzı kıllı, ağzı kızd] 1. Ara bozucu, dedikoducu, kovcu. (»Eşme köyleri -Uş.; Senir -Isp.; Anbarcık »Gölhisar, Kavacık, »Yeşilova, Çerçin -Brd.; İsabey »Çal, Dereçiftlik -Dz.; Keremköy »Burhaniye -Ba.; Bozan -Es.; »Taşköprü -Ks.; »Zile -To.; -Nğ.; Mençek *Ermenek,*Ka-raman, Çakırlar -Kn.; Karadere »Gündoğmuş, Süleymaniye »Akseki -Ant.) 2. [-* ağzaçık (II) -1] 3. Kötü, kara haber vermekten hoşlanan kimse. (Anbarcık »Gölhisar -Brd.; -Brs.; »Taşköprü -Ks.; -Çr.; -Gm. ilce ve köyleri; »Erciş -Vn.;
Çepni »Şarkışla -Sv.; -Nğ.) [ağzı gara -3] : (-E1. köyleri) 4. Kavgacı, dövüşken. (»Boğazlıyan -Yz.) 5. [-* ağzı dolu (I) - 1]
6. Yalancı. (Mursal »Divriği -Sv.)
7. İftiracı. (Çepni »Şarkışla -Sv.)
8. Bekâr, bulûğ çağında olup evlenmemiş kimse. (İleydağı, înesara »Uluborlu -Isp.; Akçaköy, »Yeşilova, Yayla »Tefenni, -Brd.; »Sarayköy köyleri, -Dz.; »Edremit, -Ba.; -Bo.; »Gemerek -Sv.)
[ağzı gara-5] : (İncesu »Dinar-Af.) [ağzı kızıl] : (»İnebolu, »Cide -Ks.; »Boyabat -Sn.)
9. Toy, olgunlaşmamış çocuk. (Yc-şilyuva »Acıpayam -Dz.; Kozluca, Hacılar -Brd.; »Edremit -Ba.) [ağzdlı, ağzı kdlı ] : (-Ky.)
10. Yabancı. (-Brd.; Falaka »Bayındır -İz.; »Eşme köyleri -Uş.; Bozan -Es.; Kızılbaş köyleri -Ama.; -Dy.; -Gaz.; »Bor -Nğ.) [ağzı gara -1] : (Yeşilova, Bedeli, Hacdı »Salihli -Mn.; »Bor -Nğ.)
11. Tarikatten olmıyan kimse. (Kozluca, Hacılar, -Brd.; Manastır -Isp.; Kızılbaş köyleri-Ama.; -Dy.) [ağzı gara -2] : (Yeşilova, Bedeli, Hacdı »Salihli -Mn.)
12. Softa, mutaassıp. (»Ağın -EL; »Ermenek -Kn.) 13. Toprağın yüzündeki yarık ve çukurlarda biriken sular. (Ezin »Dörtyol -Hat.; Bahçeli »Bor -Nğ.; Oy-maklı -Ada.; -İç. köyleri) 14. Köpek. (Sinemilli aşireti »Gürün -Sv.)
[ağzı gara -6]: (-E1. köyleri) ağzı kara olmak Bozulmak, susturulmak, utandırılmak : Ali’nin dün

119
ağzı kara oldu. (Ağrakos ‘Suşehri -Sv.)
ağzı kenetli [—» ağzı kilitli (I)] ağzı keşli 1. Yerli yersiz konuşan, tatsız lâflar eden, can sıkıcı şeyler söyliyen (kimse). (-Brd.; *Çal-Dz.; -Ama. köyleri; -Sv.; ‘Elmadağ, ‘Çankaya, ‘Keskin -Ank.; -Krş.; ‘Hadım, ‘Ereğli, Taşbaşı ‘Bozkır, -Kn.) 2. [- ağzaçık (II) - 1] 3. Beceriksiz, budala. (-Krş.; ‘Ereğli -Kn.) 4. Konuşurken “ağzının iki yanında tükürük toplanan kimse. (Taşbaşı, Çat ‘Bozkır -Kn.) 5. Bir hastalık sebebiyle ağzında keşe benzer beyazlıklar olan kimse. (‘Hadım -Kn.) ağzı kdavlı Sert konuşan (kimse).
(-Ama. köyleri) ağzı kızıl [—» ağzı kara - 8] ağzı kilit [— ağzı kilitli (I)] ağzı kilitlenmek Söz söyliyememek, konuş amamak: Ağzın mı kilitlendi niye konuşmuyorsun ? (Çardak —Dz.) ağzı kilitli (I) [ağzı kenetli, ağzı kilit, ağzı küiüi, ağzı kinetli (I), ağzı kitli] Alt ve üst dudağı beyazlı at. (‘Senirkent -Isp.; Devri, Pazaravdan ‘Bucak, ‘Sarayköy köyleri, Muğ-las n ‘Tavas, Yeşilyuva ‘Acıpayam -Dz.; Kürse -Ba.; ‘Gelibolu -Çkl.; Cumalıkızık -Brs.; Bozan -Es.; ‘Kargı—Ks.; -Çr.; ‘Merzifon-Ama.; ‘Zara, _-Sv.; Köşker —Krş.-; -Ky. çevresi; -Nğ.; ‘Mut köyleri -tç.) [ağzı kenetli] : (‘Dinar -Af.; Emirler ‘Balâ -Ank.) [ağzı kilit] : (-Gm. çevresi) [ağzı kinetli (I)]: (-Brd.) [ağzı kitli]: (“Antakya —Hat.) ağzı kilidi (II) [-+ ağzı pek] ağzı kinetli (I) [-»ağzı kilitli (I)]
ağzı kinetli (II) f- ağzı pek]
ağzı kitli [—» ağzı kilitli (I)]
ağzı kulağına yakm Uyanık, aklı
başmda, anlayışlı (kimse). (‘Gürün
-Sv.)
ağzı liman Ağzına kadar dolu : Bardağı ağzı liman doldur. (‘Kavak -Sm.)
ağzdlı, ağzı kıllı [—* ağzı kara - 9]
ağzı mühürlü 1. Alt dudağında, kendi renginden başka renkte işaret olan hayvan. (-Ks.) 2. Damağında siyah leke bulunan at, kedi, köpek. (‘Zara -Sv.$ -Ky. çevresi)
ağma başa, ağzına basanı Başına buyruk. (‘Silifke -İç.)
ağzma deve tepmek Bir tartışmada gereken karşılığı verememek, susmak: Ne susuyorsun? Ağzına devemi tepti? (‘Maçka, -Tr.)
ağzına düşmek Haddine düşmek, yapabilmek: Ağzına mı düşmüş? O, bana karşı gelemez. (‘Bor -Nğ.)
ağzma okunmak [— ağız eğmek]
ağzma ökünmek [—» ağız eğmek]
ağzın fal ola Geleceğe ait söylenen bir sözün doğru çıkması için yapılan temenni: -Senin işin olacağa benzer. -Ağzın fal ola. (-Çr.)
ağzını bağlatmak Büyülemek. (‘Mesudiye köyleri -Or.)
ağzım bozmak (I). Eler şeyi açığa vurmak. (Tekkeköy —Dz.)
ağzını’ bozmak (II) Ât gemine aldırış etmeden istediği yere gitmek. (Ye-niceköy ‘Emet —Kü.)
ağzmı bozmak (III) Tatlının üzerine ekşi yemek. (Bağlıca ‘Ardanuç, Çavdarh ‘Şavşat —Ar.)
ağzmı gegelemek 1. [—*¦ ağız eğmek] 2. Kekelemek. (‘Zile -To.)

120
ağzını gevelemek 1. [— ağız eğmek]
2. [—*¦ ağzmı geveletmek] ağzmı geveletmek [ağzmı gevelemek -2,
ağzmı gezeletmek, ağzını öğelemek]
Lâf karıştırmak, sözü gevelemek: İşin aslını söylesene, niye ağzını geveletip duruyorsun. (‘Mesudiye köyleri -Or.)
[ağzmı gevelemek -2] : (‘Erciş -Vn.; -El.)
[ağzmı gezeletmek] : (Karakuş bucağı köyleri ‘Ünye -Or.) [ağzmı öğelemek] : (-Kü.) ağzmı gezeletmek [— ağzmı geveletmek]
ağzmı kesmek [—»ağız eğmek] ağzmı lölanmak [— ağız eğmek] ağzım öğelemek [—* ağzmı geveletmek]
ağzım samtmak Şaşkın şaşkın iki
tarafa bakınmak. (‘Bor -Nğ.) ağzmı silmek, ağzmı yıkamak Bir konu hakkında söz söylememeye, bir işe karışmamaya karar vermek. (‘Bor -Nğ.) ağzım yansdamak [—» ağız eğmek] ağzım yanşalamak [— ağız eğmek] ağzmı yaymak Fazla ve gereksiz konuşmak. (‘Ağın -El.) ¦ ağzın soğuya Öl, geber anlammda ilenç olarak kullanılır. (Tekke -Gm.)
ağzı pek [ağzı bek, ağzı berk, - ağzı kilitli (II), ağzı kinetli (II), ağzı perk, ağzı yumuk -2, ağzı yumu-lu -2, ağzı yünlü -2] Sır ver-miyen, ketum (kimse). (‘Eşme -Uş.; ‘Senirkent, ‘Şarki Karaağaç -Isp.;-Brd.;-Dz.; Hamzababi*Bozdoğan -Ay.; Tepeköy ‘Torbah -Iz.; -Mn.; Yeniköy -Ba.; Evreşe, ‘Gelibolu -Çkl.; —Brs. ve çevresi; ‘Al-
tıntaş -Kü.; Bozan -Es.; ‘Akyazı çevresi -Sk.; ‘Kandıra -Kc.; ‘Düzce -Bo.; Baklalı ‘Çatalca, Yeniköy -İst.; ‘İnebolu-Ks.; ‘Çerkeş, Genek -Çkr.; ‘İskilip, -Çr.; -Sm.; ‘Merzifon, ‘Gümüşhacıköy -Ama.; ‘Zile -To.; -Or.; Kalafka, -Tr.; -Gm. köyleri; -Mr.; ‘Beyhanlı -Hat.; ‘Koyulhisar, ‘Divriği, -Sv.; ‘Ayaş -Ank.; ‘Bor, -Nğ.; Çukurbağ ‘Ermenek-Kn.; -Ada. çevresi; Namrun ‘Tarsus, ‘Mut köyleri, ‘Silifke, ‘Anamur -İç.; Yerkesik çevresi -Mğ.; -Ed.)
[ağzı bek] : (Karakuş bucağı köyleri ‘Ünye -Or.)
[ağzı berk] : (‘Göksün ve köyleri -Mr.; Amik, Gâvurdağı ‘Kırıkhan -Hat.)
[ağztküitli (II)] s (-Çr.; -SV.; -Nğ.; Kayapa -Ed.) [ağzı kinetli (II)] : (-Bo.) [ağzı perk] : (‘Ardanuç —Ar.) [ağzı yumuk -2] : (‘Merzifon ve köyleri -Ama.; ‘Mesudiye köyleri -Or.)
[ağzı yumulu -2] ; (Bozan -Es.) [ağzı yünlü -2] : (İğneciler ‘Mudurnu -Bo.)
ağzı perk [— ağzı pek]
ağzı pis [— ağzı dolu (I)]
ağzı püsür [— ağzı dolu (I)]
ağzı unnu Haklı olduğu halde susan. (Aslanköy ‘Mersin -İç.)
ağzı yaş Ağzı salyalı olan ve konuşurken etrafa tükürük sıçratan kimse. (Aşağıırmak ‘Ardanuç —Ar.)
ağzı yelli 1. [— ağzı dolu (I)} 2. [-» ağzı gırağh]
ağzı yokarı Pazarlığı yukarıdan tutan, malına çok para istiyen.(-Ama. köyleri)

121
ağzı yomlıı Ağzı uğurlu, sözü uğurlu (kimse). (*Erciş -Vn.)
ağzı yumlu [ağzı yumuh (I), ağzı yu-ınıdıı -1,. ağzı yünlü -1] Sıkılgan, söz söylemez. (Çaltı, »Gelendost -Isp.; Çüehane »Reşadiye, »Zile -To.; Haciilyas »Koyulhisar —Sv.; Kızıllar »Karaman -Kn.) [ağzı yumuh (I)] : (-To.) [ağzı yumulu -1] : (Yassıviran »Senirkent -Isp.; Isabey »Çal -Dz.; Bozan —Es.)
[ağzı yünlü-2] : (iğneciler »Mudurnu -Bo.)
ağzı yumuh (I) x [—»ağzı yumlu] ağzı yumuh, (yumuk) (II) İçi kıymalı bir çeşit börek. (-Ur.) ağzı yumuk 1. Sessiz, sakin, geçindi. (»Merzifon köyleri -Ama.) 2. [—»ağzı pek]
ağzı yumulu 1. [—*¦ ağzı yumlu] 2.
[—» ağzı pek] ağzı yünlü 1. [—»ağzı yumlu] 2.
[— ağzı pek]
ah, ah (I) 1, Çoban köpeklerini çağırmak için kullanılan seslenme ünlemi. (Dereli »Gölpazarı -Bü.; Eldelek »Elbistan -Mr.; -Nğ.) 2. Hayır, yok anlamında kullanılır. (Çayağzı, Çavdarlı, »Şavşat, Erkinis »Yusufeli —Ar.) 3. Kadınların kocalarına seslenme ünlemi: Ah, buraya gelir misin? (Karaağaç »Şavşat, Tosunlu »Ardanuç -Ar.)
ah (II) 1. ‘Kadınların başlarına örttükleri beyaz tülbent. (»Kemaliye -Eze;»Arapkir-Mİ.; Savrun,»Divriği -Sv.; Bahçeli »Bor -JVğ.) 2. Beyaz, ak. (»Arapkir -Mİ.; Şavruıı »Divriği—Sv.; Sarıhamzalı »Sorgun -Yz.) 3, Ağ, şalvarın topuklara
kadar sarkan apış arası kısmı. (-M1.)
aha,aha [ahabah, ahaca, ahacana, anacığına, ahacık, ahacıka, aha-cim, abacına, ahacuh, ahacuk, ahah (I) -1,2; ahabah -1,2; ahahan, ahaki, abanı, ahan -1,2; ahana, ahanak (I), ahanaka, ahancıha, ahancık, ahancuk, abandır, ahane, ahanek, ahanik, ahaniya, ahanya, ahha - 1, 2; aho (II) ] 1. İşte, orada, hemen şurada, bu. (»Bolvadin, Sinanpaşa —Af.; »Eşme köyleri -Uş.; Hisarardı, »Yalvaç, Yakaköy »Gelendost, Hazarzırat, Senir »Keçiborlu, Gönen -Isp.; Kayadibi »Yeşüova, Gökçeyaka, -Brd.; * Buldan köyleri, Alâ-eddin »Acıpayam, Bekilli »Çal, Bulkaz, »Çivril, Bereketli »Tavas -Dz.; Alamut »Bozdoğan, Tepeeik -Ay.; Kıratlı »Diküi, Kozak -İz.; »Kırkağaç -Mn.; »Savaştepe ve çevresi, »Edremit ve çevresi, »Bandırma, »Bigadiç, »Susurluk, —Ba.; Füi »Biga, Evreşe, »Gelibolu -Çkl.; -Brs. ve çevresi; Üçüyük »Altıntaş, Yenice, »Emet, -Kü.; »Sivrihisar, Yakakayı, Bozan —Es.; »Kandıra —Kc.; Yumrukaya -Bo.; »Akyazı çevresi/ —Sk.; Aliköy * Çaycuma, »Bartın, Cunıayanı -Zn.; »İnebolu, »Cide, -Ks.; »Kurşunlu -Çkr. köyleri; —Çr.; »Boyabat, —Sn.; »Havza, Aşağıkaramanlı, »Çarşamba, »Alaçam -Sm.; »Taşova, »Gümüşhacıköy ve köyleri,»Merzifon ve köyleri, -Ama. köyleri; Çayır, »Zile, Hayati »Erbaa* »Artova köyleri, ^-To.; Da-nışman*Fatsa, Züe*Mesudiye,*Ün-ye, Bayadı -Or.; Karabörk-»Görele, »Tirebolu, »Alucra, -Gr. ve köyleri;

122
Denizli ‘Vakfıkebir, ‘Maçka köyleri, Kalafka, -Tr.; Uluşiran ‘Şiran, Harşit bucağı köyleri, ‘Torul —Gm. ve köyleri; Kaptanpaşa ‘Çayeli -Rz. ve çevresi; ‘Ardanuç köylert, Erkiniz ‘Yusufeli, ‘Hopa, ‘Şavşat köyleri -Ar.; ölçek ‘Ardahan, ‘İğdır, -Kr.; ‘Oltu -Ezm.; Sosunga, ‘Çayırlı, Ergân, Cimin -Eze; ‘Erciş -Vn.; -Bt.; ‘Nazimiye -Tn.; ‘Ağın, ‘Besni, ‘Çemişkezek -El.; -Mİ.; ‘Kilis ve köyleri, -Gaz.; ‘Göksün ve köyleri, ‘Afşin, ‘Elbistan, Bertiz, -Mr.; ‘Dörtyol, ‘Kırıkhan çevresi, ‘Reyhanlı ve Amik Ovası Türkmenleri, ‘Antakya ve köyleri, -Hat.; Hacıilyas ‘Koyulhisar, Ağrakos * Suşehri, Telin, * Gürün, . * Divriği, -Sv.; * Sorgun, -Yz. ; Avşar aşiretleri * Pınarbaşı -Ky.; ‘Mucur -Nş.; ‘Bor, -Nğ.; Atlandı, ‘Kadınhanı, Sarıvadi ‘Ermenek -Kn.; Haruniye ‘Bahçe, Kümbet ‘Kadirli -Ada.; Korum, Gözne ‘Mersin -İç.; ‘Elmalı,-Ant.; ‘Milas, ‘Fethiye köyleri, ‘Yatağan -Mğ.; Kıbrıs köyleri) [ahabah] : (Çavdarlı ‘Şavşat -Ar.) [ahaca] : (Beşkarış ‘Altıntaş -Kü.; Bayadı -Or.; -Nğ.) [ahacana]: (Uluşiran ‘Şiran -Gm.) [ahacığma]: (-Çr.) [ahacık] : (‘Dinar köyleri -Af.; ‘Eşme köyleri, -Uş.; Kuşbaba ‘Bucak, Hacılar,” —Brd.; ‘Çal ve köyleri, ‘Sarayköy köyleri, Yukarı-boğaz ‘Tavas -Dz.; Hamzabali ‘Bozdoğan -Ay.; ‘Bergama —İz.; ‘Salihli köyleri -Mn. ve köyleri; -Brs.; —Kü.; ‘Sivrihisar köyleri, Yakakayı, -Es._; ‘Kandıra, ‘Akyazı -Kc; ‘Kargı -Ks.; Dedeköy ‘Şa-
banözü-Çkr.;-Çr. ve çevresi; ‘Çarşamba -Sın.; ‘Merzifon -Ama.; ‘Zile—To.; ‘Kilis ve köyleri-Gaz.; ‘Göksün ve köyleri, ‘Afşin, Bertiz, -Mr.; ‘Yayladağı köyleri, ‘Reyhanlı, Amik, Gâvurdağı ‘Kırıkhan, ‘Antakya -Hat.; Kayahpınar *Yıl-d-zeli, ‘Şarkışla, ‘Gemerek ve köyleri, -Sv.; ‘Boğazhyan, Büyükin-cirli, -Yz.; Çayırlı ‘Haymana, Bey-dili ‘Nallıhan -Ank.; Kocabey -Krş.; ‘incesu -Ky.; Bahçeli ‘Bor, Karahacılı aşireti, -Nğ.; Dont ‘Fethiye, Orhaniye ‘Marmaris -Mğ.) [ahacıka] : (‘Buldan köyleri -Dz.) [ahacuh] : (-To.; Uluşiran ‘Şiran –Gm.)
[ahacuk] : (-Sm.; Ağlı ‘Küre -Ks.; ‘Merzifon ve köyleri -Ama.; Kü-çükisa, ‘Zile -To.; ‘Ünye çevresi -Or.; Karaköy ‘Düzce -Bo.; ‘Zara -Sv.)
[ahacım] : (-Nğ.)
[ahacına] t (-Çr.; —Mr.; ‘Karaisalı
çevresi —Ada.)
[ahah (I)-l] : (Kozluca -Brd.; ‘Akhisar ve köyleri -Mn.; Beşkarış ‘Altıntaş, -Kü.; ‘Cide -Ks.; -Çr.; ‘Perşembe, —Or. ve köyleri; —Gm, köyleri; ‘Pazar -Rz.; -Mr.; Hisarcık ‘Yayladağı, ‘Antakya —Hat.; Yaraşlı ‘Haymana -Ank.; Bahçeli *Bor-Nğ.; Kümbet, *Kadirli-Ada.; Yuva ‘Elmah ^Ant.) [ahahah -1]: (Yenice ‘Emet -Kü.) [ahahan]: (Kalafka -Tr.) [aham] : (‘Şebin Karahisar, ‘Alucra, ‘Tirebolu —Gr.) [ahan, ahân -1] : (Kalafka, Anaraş ‘Sürmene —Tr.; ‘Zile ^-To.; -Gm.; Hemsin ‘Pazar, Güneyce -Rz.’ ‘Şavşat köyleri, Ersis *Yusufeli

123
-Ar.; Hamzabali »Bozdoğan -Ay.; Kızdçakçak »Arpaçay, »Ardahan, »İğdır ve çevresi, Bireşik -Kr.; Tavusker »Oltu, »Hasankale -Ezm.; -Eze. ve köyleri; -Vn.; -Bt.; -Dy.; »Hozat -Tn.; »Besni, »Çemişkezek -El. ve köyleri; -Mİ.; -Mğ.) [ahana] : (Fındıcak »Daday -Ks.; »Merzifon ve köyleri -Ama.; Kızdçakçak »Arpaçay, Bayburt »Sarıkamış, »İğdır, Bireşik -Kr.) [ahanak(i)]: (Fındıcak »Daday -Ks.; »Tarsus köyleri -Iç.; Macar »Gazipaşa -Ant.)
[ahanaka] : (Macar *Gazipaşa-Ant.) [ahancıha] : (»Afşin, »Elbistan-Mr.) [ahancuk] : (Küçükisa »Zile -To.) [ahane] : (»Erciş -Vn.) [ahancık] : (Kocabey -Krş.) [ahandır] : (-Ezm.) [ahanek] : (»Cide -Ks.) [ahanik] : (»Cide, »inebolu -Ks.) [ahaniya] : (Anaraş »Sürmene -Tr.) [ahanya]: (Tutmaç -Sv.) [ahha-1] : (»Ardanuç köyleri -Ar.; »Antakya -Hat.)
[aho (II)] : (»Şavşat köyleri -Ar.) 2. Hayret, korku, keder, sevinç, kızgınlık, alay bildiren ünlem. (Hazarızrat, Senir, »Keçiborlu, Nudra »Şarki Karaağaç -Isp.; Çerçin, Akyaka -Brd.; Sürez »Bozdoğan —Ay.; »Edremit ve çevresi -Ba.j »Merzifon -Ama.* »Züe -To.; »Ardanuç köyleri -Ar.; »İğdır, ölçek, »Ardahan -Kr.; -Ezm. ve çevresi; »Antakya -Hat.; »Karaisalı -Ada.) [ahah (I) -2] : (Uluğbey »Senirkent, İleydağı »Uluborlu, Sücüllü »Yalvaç, Kozluca -Isp.; Kozluca -Brd.;-Çr.; »Çarşamba ve çevresi
-Sm.; »Merzifon ve köyleri -Ama.; Uluşiran »Şiran -Gm.; »Ardanuç -Ar.; -Mr.; »Kırıkhan, »Antakya -Hat.; »Divriği -Sv.; »Fethiye köyleri -Mğ.)
[ahahah -2] : (Yenice »Emet -Kü.) [ahaki] : (Uluşiran »Şiran -Gm.) [ahan -2] : (Ersis »Yusufeli -Ar.; -Ezm. ve çevresi; »Varto -Mş.; »Hozat -Tn.; »Besni, »Çemişkezek -EL; -Mİ.)
[ahha -2] : (»Ardanuç köyleri -Ar.) 3. Evet anlamında. (-Brs. ve çevresi)
ahaba, ahaba [ahlantı] iniş aşağı, bayır aşağı, eğik: Damı ahaba yap, su göllenmesin. (»Afşin, »Elbistan, Önsen,-Mr.; Bekirli *Ceyhan-Ada.) [ahlantı] : (»Şavşat köyleri -Ar.)
ahabah [—» aha -1]
ahabbağ [— akabbak]
ahabil Kırlangıç kuşu. (iskele »Bigadiç —Ba.)
ahabpah [— akabbak]
ahaca [-= aha - 1]
ahacana [— aha -1]
anacığına [—» aha -1]
ahacık [—*¦ aha -1]
ahacıka [— aha -1]
ahacım [—» aha -1]
ahacına [—»aha -1]
ahacuh [—» aha -1]
ahacuk [—» aha -1]
ahah (I) 1. [-» aha -1] 2. [- aha - 2]
ahali (II) 1. Akak, su yatağı. (-Gm.; »Şavşat köyleri, Humhal »Yusufeli -Ar.) 2. Suyun akış yönü. (Humhal »Yusufeli -Ar.)
ahahah 1. [-» aha -1] 2. [-» aha - 2]
ahahan [—*¦ aha -1]
ahaki [—» aha - 2]

124
ahal ahal Üzgün, kederli bakış. (Uşhum ‘Yusufeli -Ar.)
alıalak Bir çeşit kara üzüm. (Er-kinis ‘Yusufeli -Ar.)
ahalek Döveni boyunduruğa tutturan, iki başı delik odun. (Çavdarlı ‘Şavşat -Ar.)
aham [— aha - 1]
ahampak [— akabbak]
aban 1. [-»¦ aha - 1] 2. aha – 2] 3. Bir şeyi hatırlamak istendiği zaman söylenir: Aharı, adın ne idi ki? (Tutmaç -Sv.)
ahana [— aha - 1]
ahanak (I) [— aha - 1]
ahanak (II) [-» ahah (II) - 1]
ahanaka [— aha - 1]
ahanât Hınç, kin. (-Gaz.; Hisarcık ‘Yayladağı -Hat.)
ahancıha [—* aha -1]
ahancık [— aha - 1]
ahancık [—*¦ aha -1]
abandır [—*¦ aha - 1]
aban e [—*¦ aha -1]
ahanek [— aha -1]
ahanik [—*¦ aha - 1]
ahaniya [- aha -1]
ahanya [— aha -1]
ahapça [— akabbak]
ahar, ahar (I) [ahır (I) -1, 2, 3, 4; ahırlıh, ahor, abur -1, 2, 3; abura (I), ahurluh] 1. Hayvanların su içtiği taş veya ağaç yalak, çeşme yalağı. (Karahallı, -Uş.; ‘Eğridir köyleri, Sağrak ‘Sütçüler, Kozluca, Senir ‘Keçiborlu -Isp.; ‘Yeşilova köyleri, Bunak, ‘Tefenni, Anbarcık ‘Gölhisar,, Kurna, Lengüme, Sala, Hacılar, Çerçin -Brd.; Garipköy, ‘Tavas, Gökmen, Karayahşiler ‘Çivril, ‘Buldan köyleri, ‘Sarayköy köyleri, Mor aca
‘Çal, Darıveren, Alâeddin ‘Acıpayam -Dz.; Alamut, Hamzabali ‘Bozdoğan, Yazırlı ‘Nazilli -Ay.; Tepeköy ‘Torbalı, ‘Ödemiş köyleri, ‘Kiraz köyleri, Poyracık ‘Kınık -İz.; Çepnidere ‘Turgutlu, ‘Eşme ve çevresi, ‘Alaşehir, Sa-ruhanlı, -Mn.; -Ra. ve çevresi; Kirazlı -Brs.; Eğrigöz, Yenice, Örencik ‘Emet -Kü. köyleri;-Es.; ,*Zile -To.; Dont ‘Fethiye -Mğ.) [ahır (I) -1] : (‘Emirdağ -Af.; Ye-şilkavak ‘Eşme —Uş.; Yakaafşar ‘Eğridir, ‘Keçiborlu ve çevresi -Isp.; Yayla ‘Tefenni, Pazaravdan, Devri ‘Bucak, Sala, Çebiş, Kozluca -Brd.; Yukarıkaraçay ‘Acıpayam, îsabey ‘Çal, Çıtak ‘Çivril, ‘Tavas köyleri, Hisar ‘Sarayköy, Çardak, Başçeşme, Bey-lerli —Dz.; Sürez, Eymir, ‘Bozdoğan -Ay.; Özbek ‘Urla, Tepeköy ‘Torbalı, Sasalh ‘Menemen, Bornova —Iz,; Afşar ‘Alaşehir, ‘Turgutlu, Sancakhiğdecik, Sancaklıboz, -Mn.; Demirkapı, ‘Susurluk, ‘Sındırgı -Ba.; Evreşe, ‘Gelibolu, Kuzköy -Çkl.; Karaoğ-lan ‘Mustafakemalpaşa -Brs.; ‘Zile -To.; Yukarıkale ‘Koyulhisar-Sv.; Karadere ‘Gündoğmuş, -Ant.; Or-haniye ‘Marmaris, ‘Fethiye ve köyleri, ‘Yatağan köyleri, -Mğ.) [abur -1] : (‘Sarayköy köyleri -Dz.; -Ay.)
2. Hayvanların barındığı yer, ahır, tavla. (Hisarardı, Sücüllü ‘Yalvaç, ‘Gelendost, Gönen -Isp.; Kayadibi, Güney ‘Yeşilova, ‘Tefenni ve köyleri, -Brd.; Bereketli ‘Tavas -Dz.; Bozan -Es.; ‘Ardanuç ve köyleri, Çandarlı ‘Şavşat -Ar.; *Çd-

125
dır, »Ardahan köyleri -Kr.; -Bt.; »Karaisalı -Ada,; Dont »Fethiye, »Milas -Mğ.)
[ahor] : (»Artova .-To.; »Şavşat köyleri -Ar.)
[ahur-2]: (»Kargı -Ks.; Kürt aşireti, Çomar — Çr.; Zara —Ama.; Danışman »Fatsa —0r.; Sobran, -Gm.; Gare »Pazar -Rz.; »Ardahan, —Kr. köyleri; -Ezm.; »Kemaliye rEze; »Erciş-Vn.; »Hozat -Tn.; »Ağın, -El. köyleri; Ağrakos »Suşehri, »Gürün -Sv.; Kerkük) [ahura (I)] : (Kalkan »Simav-Kü.; Küçükçayır -Rz.)
3. Hayvan yemliği. (»Keçiborlu köyleri -Isp.; Alâeddin »Acıpayam -Dz.; -Mn.; Küçükkuyu »Ayvacık -Çkl.; Hacıkebir, Eğrigöz »Emet -Kü.; -Es.)
[ahır (I) - 2] : (BekUli, Isabey »Çal —Dz.; »Bozdoğan —Ay.; »Turgutlu, Sancakhiğdecik, Sancaklıboz -Mn.; Sölözmüslüm »Orhangazi, -Brs.; Bozan -Es.; »Kurşunlu -Çkr.; Çavuşköy »Babaeski -Krk.) [ahırhh] : (Kızılçakçak »Arpaçay -Kr.) “
[abın- - 3] : (Aliköy »Çaycuma -Zn.; Uluşiran »Şiran, Tekke -Gm.; Kerkük)
[ahurluh] : (-Kr. köyleri)
4. içi oyuk ağaç dibek. (Dirmil »Tefenni -Brd.) ..
[ahır (I) - 3] : (-Brd.)
5. Demirci ocağı yanındaki oyma yalak. (Dirmil »Tefenni -Brd.) [ahır (I)-4]t (»Bozdoğan -Ay.; -Ant.)
ahar (II) [ahu- (I) - 5] 1. Çay, dere, akarsu. (İncesu »Dinar, -Af.; -Dy.; -Gaz.; Mehre »Elbistan -Mr.; Ke-
merhisar »Bor, -Nğ.) 2. Su arkı, ince kanal, akak. (-Dy.; »Hacıbektaş -Nş.) 3. Pınar. (-Dy.) 4. Çeşme. (»Birecik -Ur.) 5. Çeşme oluğu. (Örencik -Kü.; -Gaz.) [ahu- (I) - 6] : (İğdeli »Gemerek -Sv.)
ahar (III) 1. Bir çeşit kâğıt ve bez cilâsı. (»Kilis -Gaz.; -Kn.) 2. Tutkal yerine kullanılmak üzere pişi-rüen şekersiz nişasta peltesi. (»Antakya ve köyleri —Hat.)
ahar (IV) [aher] 1. Gurbet, dışarı yer: Ali ahardan gelmedi. (Zara -Ama.; -Gm. köyleri; Yerkesik çevresi -Mğ.)
[aher] : (Zara -Ama.) 2. Yabancı, yerli olmıyan: Bu akşam bizim evde ahar köylüler var. (Humhal »Yusufeli -Ar.)
ahar (V) Obur, gereğinden çok yiyen. (Kozluca »Keçiborlu -Isp.)
aharbahar 1. Aklantı, suların akış meyli. (»Şavşat -Ar.) 2. Toprağın meyile göre ayrılışı. (»Şavşat -Ar.)
aharbakar 1. Eğiklik, meyil. (-Vn.) 2. Şaşı. (»Zara -Sv.)
aharca Daima akan yara. (İncesu »Dinar -Af.; »Boyabat -Sn.; »Zara -Sv.)
aharı İlk çocuğa verilen ad : Ayağın uyuşunca üzerine bir aharıyı bastır, hemen geçer. (Çataklıhoca ‘ »Çayeli -Rz.)
aharlamak Yumurta akı ile kağıdı cilalamak. (—Kü.)
ahartı [ahartu] Süt, yoğurt,” ayran gibi maddelere verilen ad. (»Arapkir -Mİ.)
[ahartu] : (»Kemaliye -Eze.) ahartu [— ahartı]

126
ahat Kendi kendine verilen söz, ahit : Kızımı vermede ahatımı yerine getirdim. (Dişli ‘Bolvadin -Af.)
ahayt Üstünlük bildiren ünlem : Ahayt diye bir bağırdım hepsi korkudan dağılıverdi. (Ceylan ‘Fethiye -Mğ.)
ahbar Orta yaşlı bir kimseye alay etmek için söylenen söz : Merhaba ahbar, nasılsın? (Ersis ‘Yusufeli -Ar.)
abbaz Göreneğe aykırı derecede çıplak giyinen, açık saçık giyinen kadın. (Bağlıca ‘Ardanuç -Ar.)
ahbın, ah bin [ağbin, ahpın - 2, ahpum] 1. [—*¦ ahbun -1] 2. Gübreli toprak, tarla. (Güneyce -Bz.) [ağbin] : (‘Nazimiye -Tn.) [ahpın - 2] : (-Rz.) [ahpum] : (‘Mesudiye -Or.)
ahbin [— ahbun -1]
ahbinlemek [—*¦ ahbunlamak]
ahbinlik [—*¦ ahbunluk]
ahbin tarla Gübrelenmiş tarla, toprağı kuvvetli tarla. (‘Hozat -Tn.)
ahbuğday, ahbuğday Sonbaharda ekilen kabuğu beyaz, yumuşak bir çeşit buğday. (-Dy.; ‘Reyhanlı -Hat.)
ahimin [—» ahbun -1]
ahbun [abgın, abıgın, afkm, afkun, ağbun, ağpun, ahbm -1, ahbın, ahbin, ahimin, alımın, ahpm -1, ahpon, ahpu, ahpun, akben, akbun -1, ak-nıın -1, akımın, akpm, akpun, ap-gm, apkın (I) -1] 1. Gübre, fışkı. (-Ama. köyleri; ‘Artova ve köyleri, Çayır, ‘Zile, ‘Reşadiye, ‘Almüs, -To. ve çevresi; Danışman ‘Fatsa, Zile ‘Mesudiye -Or.; ‘Alucra, Mesudiye”-Gr.; Hacavera ‘Maçka, Kalafka, -Tr.; ‘Kelkit çevresi,
Uluşiran ‘Şiran, Süle, -Gm. ve köyleri; ‘Şavşat ve köyleri, Uşhum, ‘Yusufeli, -Ar.; ‘Ardahan, Kızılçakçak,-Kr.; Cinis ‘Aşkale, ~ Ka-raz, -Ezm. ve ilçeleri; ‘Refahiye ve çevresi, -Eze. ve köyleri; ‘Ağın, ‘Keban,’ Kesirik, -El.; ‘Arapkir -Mİ.; Çöplü, ‘Gürün, ‘Zara, ‘Yıldızeli, Soğukpmar ‘Kangal, Ağra-kost ‘Suşehri, Çepni ‘Gemerek, ‘Hacülyas, ‘Koyulhisar, Savrun, ‘Divriği, Tutmaç, -Sv.; Gerdan -Ada.)
[abgın] : (‘Şarkışla -Sv-) [abıgın] : (Banus ‘Eğridir -Isp.) [afkm] : (Eskipazar —Or.; Darı -Gr.)
[afkun] : (-Or. ve köyleri ‘Şebin Karahisar, ‘Tirebolu köyleri -Gr.; ‘Akçaabat -Tr.)
[ağbun] : (Havza ‘Kelkit -Gm.) [ağpun] : (Kaptanpaşa bucağı köyleri ‘Çayeli -Rz.) [ahbm, ahbm -1] : (Karkmcık ‘Artova -To.; -Kr. köyleri; -Eze.; ‘Erciş-Vn.; Aşudu ‘Darende, Bar-guzu-Ml.; Göbekviran ‘Gürün -Sv.) [ahbin] : (Anaraş ‘Sürmene -Tr.; -Rz.; ‘Kemaliye -Eze.) [ahbum] : (-Gm.) [ahmm] : (-Dy.; ‘Darende -Mİ.; ‘Afşin çevresi -Mr.; Karaözü ‘Gemerek -Sv.; Akkışla bucağı ve köyleri ‘Bünyan -Ky.) [ahpın-1]: (-Tr.; Dağmıksu, Muradiye, Yolbaşı, Karayemiş -Rz.; Ergân -Eze.)
[ahpon] : (Çatakhhoca, Limanköy
‘Çayeli -Rz.)
[ahpu] : (Güneyce -Rz.)
[ahpun] : (‘Artova, Ficek, Çilehane
‘Reşadiye, ‘Zile -To. ve çevresi;

127
-Or.; »Şebin Karahisar -Gr.; -Tr. ilce ve köyleri; Tekke, -Gm.; Pete-rek, Erkinis, * Yusufeli, * Ardanuç köyleri, * Şavşat köyleri-Ar.; Keçek * Oltu -Ezm; Mirangi -Ağ.; »Har-put, -EL; * Gürün, Çepni * Gemerek, Kayakl pınar * Yıldızeli, Ortaköy ¦Şarkışla, *Divriği, *Zara, »Koyulhisar,-Sv.; Avşar aşireti *Pmarbaşı -Ky.)
[akben] : (-Sv.)
[akbun -1] : (*Almus, »Beşadiye, Kızıl, -To:; *Tortum -Ezm.; So-sunga *Çayırlı -Eze; Vazıldan, *Kangal köyleri -Sv.) [akmın-1]: (»Alaca -Çr.; »Afşin, İğde, Efsus, »Elbistan, Çardak »Göksün -Mr.; Telin, Tıhmın »Gürün -Sv.)
[akımın] : (İğdeli »Gemerek -Sv.) [akpın] : (Zencidere -Ky.) [akpun] : (-To.; »Şebin Karahisar -Gr.; »Maçka —Tr.; »Şarkışla ve çevresi —Sv.)
[apgın] : (»Gemerek ve köyleri, »Şarkışla -Sv.; Alâmettin »Çayıralan -Yz.)
[apkm (I)] : (M. Hüyük »Şarkışla -Sv.)
ahbunlamak, ahbunlamak [ahbinle-mek, ab-punlamak] Toprağı gübrelemek, gübre dökmek. (»Zile-To.; Kalafka -Tr.; —Gm.; »Şavşat köyleri -Ar.; »Divriği, -Sv.) [ahbirdemek] : (»Hozat -Tn.) [ahpunlamak]‘: (-Tr. çevresi; »Alucra -Gr.; Kazağaç »Şiran, -Gm.; Bağlıca, »Ardanuç, »Yusufeli, »Şavşat, -Ar.; »Ardahan —Kr.; -Eze. köyleri; -EL; »Gürün -Sv.)
ahbunluk, ahbunluk [ahbinlik, ahpun-luk -1] Gübre konulan yer, gübrelik.
(»Şebin Karahisar -Gr.; Kalafka -Tr.; Hasara, Hayekse, Canca, -Gm.; Hacıilyas »Kpyulhisar, »Divriği, -Sv.)
[alminİik] : (»Hozat -Tn.) [ahpunluk -1] : (-Gm. köyleri; »Ardanuç ve köyleri, »Şavşat ve köyleri, »Yusufeli, -Ar.; »Refahiye çevresi, »Kemah ve çevresi, Er-gân -Eze.; »Ağın -EL; »Koyulhisar -Sv.)
ahbun otu Gübreliklerde yetişen, sarı çiçekli bir ot. (»Ağın, »Keban -El.)
ahca, ahca 1. Beyaz: Benim defter seninkinden ahca. (Gökçeyaka »Yeşilova -Brd.; Çitli »Mecitözü -Çr.) 2. Oldukça beyaz, akça: Bu gün ahca bir güvercin tuttum. (-Kr.; Sarıhamzalı »Sorgun -Yz.)
ahca mercimek İri mercimek. (-Es.)
ahcıkatık, ahçıkatık Yoğurttan yapılan bir çeşit peynir. (-Brd.)
ahcil Rengini atmış, soluk. (»Boyabat -Sn.)
ahça, ahça 1. Akça, para: Ahça sayış öğretir, elbise giyiş öğretir. (İncesu »Dinar —Af.; Çayağzı »Şavşat -Ar.; »Karaisalı -Ada.) 2. Kıymetli, değerli: Senin yıkık ev o kadar ahça mı? (İncesu »Dinar -Af.)
ahçı Çoğu zaman yanık yanık ah çeken kimse. (BekUli »Çal -Dz.)
akıla , İğdiş edilmiş erkek hayvan. (Taşburun, »İğdır —Kr.)
ahdafa İbrik. (Kızılçakçak »Arpaçay -Kr.)
ahdam Beyaz mısır. (Muğlasın »Tavas —Dz.)
ahdana Evin zemin katındaki temel, üstü duvarı: Evin ahdanası yıkıldı. (-Or.)
ahdaracah [ahdaracak, ahdaraç, ah-

128
Çamlıbel »Artova -To.; »Alucra -Gr.; Tekke -Gm.; Ersis, »Yusufeli -Ar.; -Dy.; »Hozat —Tn.; »Divriği -Sv.; Saray »Yerköy, Sarıhamzalı »Sorgun, Çaldı-Yz.; Avşar ve Türkmen aşiretleri »Pınarbaşı —Ky.)
3. Dolu olan bir şeyi boşaltmak. (»Boyabat -Sn.; »Zile -To.; -Gaz.; Girveli »Bünyan —Ky.) [ahtarmak (I) -2] : (Varay —Ama.; Çamlıbel »Artova, Çilehane »Reşadiye -To.; -Gaz.; »Elbistan -Mr.; »Zara -Sv.)
4. Baştan sonuna kadar okuyup bitirmek, hatmetmek. (»Zile -To.; -Gaz.; Girveli »Bünyan — Ky.) [ahtarmak(I) -3]: (»Sivrihisar -Es.; Hisarcık »Yayladağı -Hat.; -Nğ.)
5. Aramak, araştırmak, soruşturmak. (Taşburun, »İğdır, Koyun-dere »Ahıska, Kızılçakçak »Arpaçay -Kr.)
[ahtarmak (I) - 8] : (Ortaköy »Çal -Dz.; »Alucra -Gr.; »İğdır ve çevresi -Kr.; »Lice, -Dy.; Bakülü »Hafik, -Sv.; Kerkük)
6. Arayıp bulmak. (Koyundere »Ahıska -Kr.)
[ahtarmak (I) - 9] : (-Kr.)
7. Çağırmak: Ahmedi ahdar, buraya gelsin. (Kızılçakçak »Arpaçay -Kr.) 8. Tarlayı ilk defa sürmek. (Girveli »Bünyan -Ky.) [ahtarmak (I) -11] : (İncesu »Dinar -Af.)
9. Tarlayı ikinci veya üçüncü defa sürmek. (Karaözü »Gemerek —Sv.) [ahtarmak (1) -12]: (»Reşadiye köyleri —To.) ahde Boşuboşuna, yok yere : Ahde çalıştığın ne oldu ya? (»Gelendost -I«p.)

taracak, ahtaraç -1, ahtarağaç, ah-tıraçak] Saç üzerinde pişirilen yufkayı çevirmeye yarıyan, tahta veya demirden yapılan aygıt. (Dodurga ¦Artova, *ZUe -To.; *Divriği-Sv.) [ahdaracak] : (* Gürün -Sv.) [ahdaraç] : (Dambaylı »Salihli -Mn.)
aktaracak] : (»Zile, »Artova, Kı-alköy, -To.; Aşudu »Darende -Mİ.; ‘Divriği —Sv.)
[ahtaraç-1]: (Cumayanı-Zn.; Kar-kmcık »Artova, Kızılköy —To.; Denizli »Vakfıkebir -Tr.; Kuruçay, Armudan »Refahiye -Eze.; Polat »Akçadağ, »Darende -Mİ.; Haciilyas, »Koyulhisar, Ortaköy »Şarkışla, »Kangal ve köyleri, »Divriği, »Zara, »Gemerek, Çöplü »Gürün -Sv,)
[ahtarağaç] : (»Şebin Karahisar -Gr.; -Ur.; »Gürün -Sv.) [aht ıra çak] : (Gökçeyaka »Yeşilova -Brd.) ahdaracak [—» ahdaracah] ahdaraç, ahdaraç [— ahdaracah] ahdar güdar etmek Altüst etmek, karıştırmak. (Ersis »Yusufeli -Ar.) ahdarı Beyaz, parlak ve kaygan tanelerinin kabuklarını ayırdıktan sonra çorbası ve yemeği yapılan bir bitki. (Ersis »Yusufeli -Ar.) ıhdarnıah, ahdarmak [ahtarmak (I) -1, 2, 3,8,9,11,12] 1. Devşirmek, toplamak. (-Ks.) 2. Karıştırmak, altüst etmek, çevirmek. (-Ks.; »Boyabat -Sn.; »Zile -To.; -Kr. köyleri; Ortaköy »Şarkışla —Sv.; Sarıhamzalı »Sorgun —Yz.; Girveli »Bünyan —Ky.)
[ahtarmak (I) -1]: (Yakakayı -Es.; »Boyabat —Sn.; Varay —Ama.;
129
ahdim an [ah t im an] Kuvvetli istek : Şu maden işinde ahdımanım kaldı. (-Ba.)
[ah t iman] : (-Ba.) ahdırık Denge aurumu bozuk, eğik :
Yüklü eşekleri ahdınklı ahdınklı
ine getirdim. (Sofular *Eğridir-Isp.) âhe [ahiy] Arkadaş, kardeş: Gel
geninle âhe olalım. (Büyükcincirop
*Ardahan -Kr.)
[ahiy] : (-Mr. ilce ve köyleri) ahenk yeri Oyun yeri. (*Bergama
-îz.)
aher [- ahar (IV) -1]
ahet Pazar günü. (* Kilis, -Gaz.)
ahgabak Turşusu yapılan, beyaz
renkli bir cins kabak. (Sarıbeyli
•Çivril -Dz.) ahgın İşlenmesi kolay, engebesiz,
düz: Ovada çift çubuk sürülür,
çünkü ahgmdır. (Muğlasm “Tavas
-Dz.)
ahha 1. [-* aha -1] 2. [- aha - 2]
ahi (I) 1. Oysa ki: Ahi ben sana gitme demiştim. (Kızılçakçak *Arpaçay -Kr.) 2. Oh olsun anlamında kullanılır : Ahi iyi oldu, sen misin söz dinlemiyen. (Kızılçakçak •Arpaçay -Kr.)
ahi (II) [-ağu (I) -1]
ahi baba [ahu baba - 1] Sevimli ihtiyar adam. (Dişli, İshakh *Bolvadin -Af.)
[ahu baba]: (İshakh ‘Bolvadin-Af.)
ahi gitmek Tazeliği, yeniliği, gençliği kaybolmak: Ahi gitmiş, vahi kalmış. (*Bor -Ng.)
ahıl [ahil] Görmüş geçirmiş, yaşlı kimse. (*Varto -Mş.) [ahil] : (Çayağzı *Şavşat, “Ardanuç -Ar.)
ahılamak Zehirlemek. (*Silifke -İç.)
ah ilgan, ah ilgan [ahılkan. ahmdırık, ahındunık, ahmduruk, ahma (I), ahmak] Çamsakızı, reçine. (-Çr. köyleri; *Merzifon ve köyleri -Ama.) [ahılkan]: (*Merzifon -Ama.) [ahmdırık]: (Ağrakos *Suşehri-Sv.) [ahmdıruk] : (*Alucra -Gr.) [ahmduruk] : (*Şebin Karahisar -Gr.)
[ahma (I)]: (İncesu *Dinar -Af.; Muğlasm *Tavas, Çardak -Dz.) [ahmak]: (İncesu “Dinar -Af.)
ahılkan [— ahılgan]
ahıl teherrenmek Baş dönmek, zihin bulanmak. (İrişli, Bayburt “Sarıkamış -Kr.)
ahun, ahun (I) Eğim, meyil. (Muğlasm *Tavas -Dz.; —Gm.)
ahım (II) Sanki. (-Bt.)
ahmdırık [—*¦ ahılgan]
ahmdıruk [— ahılgan]
ahmduruk [— ahılgan]
ahır (I) 1. [- ahar (I) -1] 2. [- ahar (I) - 3] 3. [-» ahar (I) - 4] 4, [-* ahar (I) -5] 5. [-* ahar (II) -5] 6. İçinde üzüm çiğnenen ağaç tekne, şırahane. (Çerçin -Brd.; Karadere ‘”Gündoğmuş —Ant.)
ahır (II) [alırında] 1. Sonunda, sonra. (“İğdır -Kr.; -Mş.) [ahrmda]: (Zile * Mesudiye -Or.) 2. Ötürü, dolayı. (*Iğdır ve çevresi -Kr.) 3. Geçmiş, öncesi. (“İğdır, -Kr.) 4. Söyle bakayım anlamında: Ahır, niçin böyle yaptın? (Kerkük)
ahırak [ahırıh, ahırık, ahhk (II), ah-muk, ahruh, ahuruh - 2] Balgam. (Dişli *Bolvadin -Af.) [ahırıh] : (*Zara -Sv.; “Şerefli Koç-hisar —Ank.)
SanaDBata
Derlem, 9
130
[ahınk] : (*Şebin Karahisar -Gr.; »Afşin -Mr.)
[ahhk (II) ] : (»Afşin -Mr.) [ahmuk]: (-Ama. köyleri) [ahruh]: {»Savur -Md.) [ahuruh - 2]: (*Zara -Sv-) ahn-akh Balgamlı. (Dişli »Bolvadin -Af.)
ahır aktarması [ahır hergi, ahur aktarması] ilkbaharda tarlanın sürülmesi: Kaç dönüm ahır aktarması yaptın? (Çayırlı »Haymana, Güdül, Çamlh »Ayaş —Ank.) [ahır hergi] : (Çayırlı »Haymana -Ank,)
[ahur aktarması] : (»Hozat —Tn.)
ahıraltı, ahıraltı Ahırın ön kısmı: (Muradiye -Rz.)
ahıra yatırmak [ahra geçmek, alıra yatırmak] Daldırma yapmak, bağ çubuğunu gövdeden ayırmadan toprağın içine batırıp, biraz ileriden çıkarmak. (-Gaz.) [ahra geçmek] : (»Sivrihisar -Es.) [ahra yatırmak] : (—Gaz.)
ahırev Köy evlerinde ahıra bitişik olan oda. (Uğurlu »Ermenek -Kn.)
ahır güz Kasım ayı. (»Kavak -Sm.)
ahır hergi [—• ahır aktarması]
ahırdı [— ahırak]
alıırık [—» ahırak]
aharlamadık Ahıra alışık olmıyan hayvan: Aldığım beygir ahırlama-dık çıktı, zayıfladı. (»Ermenek -Kn.)
ahırlamak [ahurlamak -1, 2] 1. Herhangi bir hizmet hayvanını kış süresince ahırda beslemek. (»Eğridir köyleri, »Sütçüler köyleri —Isp.; Yukarıseyit »Çal, Yeşilyuva »Acıpayam —Dz.)
[ahurlamak-1]: (»Kargı -Ks.;-Çr.; »Gazipaşa -Ant.)
2. Hayvan ahıra ahşmak. (Yayla »Tefenni—Brd.; Yeşüyuva »Acıpayam —Dz.; »Mut köyleri —Iç.) 3. Hayvan uzun zaman ahırda kalarak hamlaşmak: Hayvana ara sıra bin ki ahırlamasın. (»Sarayköy köyleri -Dz.; »Kilis —Gaz.; Karandere »Şerefli Koçhisar -Ank.) [ahurlamak-2] : (»Kargı-Ks.; »Akhisar -Mn.)
4. Uzun zaman ahırda kalan hayvan zayıflamak: Ahırlayan hayvanları uzun zaman kırlarda otlatmak. (»Sarayköy çevresi -Dz.; Uğurlu »Ermenek —Kn.; Orhaniye »Marmaris -Mğ.) 5. Uzun zaman ahırda kalan hayvan yabanileşmek, hırçınlaşmak: Bizim at ahırlamış, kimseyi yanına yaklaştırmıyor. (»Kilis -Gaz.; »Antakya-Hat.; Karandere »Şerefli Koçhisar -Ank.) 6. Uzun zaman ahırda kalmış bir hayvan, havalar ısmmadan otlağa çıkarıldığında hastalanmak. (»Fethiye köyleri -Mğ.)
ahırlanmak Evcilleşmek: Bu tay henüz ahırlanmadığı için huysuz. (»Elmalı -Ant.)
ahırlatmak Hayvanı ahıra alıştırmak. (Aslanköy -îç.)
ahırlı Ahıra alışkın olan at ve kısrak. (Mesken »Yatağan -Mğ.)
ahırhh [- ahar (I) - 3]
ahırmak Anırmak. (»Gürün -Sv.)
ahu- nadası ilkbaharın başmda yapılan nadas. (Beşkarış »Altıntaş, -Kü.; Bozan —Es.)
ahır olmak Sona ermek, bitmek: Ev yapıyordun ahır oldu mu ? (»Ardanuç -Ar.)
ahırotu Papatyaya benziyen sarı çiçekli bir bitki. (»Süifke — îç.)

131
ahır sekisi, ahır sekisi [ahor sekisi, ahur odası, ahur sekisi, ahur seküsü] Kışın, sıcaklığından faydalanarak oturmak için ahırın bir yanına set halinde yapılan, yüksekçe ve sofa genişliğinde oda: Oturduğu yer ahır sekisi, çağırdığı padişah türküsü. (Yayla *Tefenni -Brdi; Bozan -Es.; Domu *Alaca -Çr.; ¦Merzifon -Ama.; *Zile -To.; -Gm, kasabaları; -Kr. köyleri; Cinis ‘Aşkale -Ezm.; -EL; * Arapkir -Mİ.; *Gemerek, *Şarkışla, »Zara, »Yıldızeli, -Sv.; -Yz. köyleri; Çayırlı *Haymana, Kürtü *Şerefli Koçhisar -Ank.; Kocabey -Krş.; *Pınarbaşı -Ky. ve köyleri; —Nş.; Bahçeli, *Bor, -Nğ.; Alkaran »Çumra, -Kn.) [ahor sekisi] : (*Artova, Çamlıbel -To.)
[ahur odası] : (-EL; *Erciş -Vn.) [ahur sekisi] : (-Ezm.; *Hozat-Tn.; Kesirik, -El.)
[ahur seküsü] : (*Erciş -Vn.; »Arapkir -Mİ.; »Zara -Sv.) ahırsız Hiç ahıra bağlanmamış beygir. (»Eğridir köyleri, »Sütçüler köyleri -Isp.)
ahırşak Ağırşak, yün bükmeye yarı-yan tahta alet. (-Ank. ve çevresi)
ahır tarlası ilkbaharda sürülüp ekime hazırlanan tarla. (»Şerefli Koçhisar -Ank.)
ahırvan [ — ahırven]
ahırven [ahırvan] Tabakhanede deri temizlemeye mahsus çukur. (—Ur.) [ahırvan] : (»Taşköprü -Ks.)
ahıs 1. Ters, aksi. (UJuşiran »Şiran -Gm.) 2. Uğursuz. (Uluşiran »Şiran -Gm.)
ahısga Akasya ağacı. (Mehmetbeyli »Sorgun —Yz.)
ahıska barı Bir bar çeşidi. (-Kr.)
ahit 1. Salça. (Küçükkızılcık »Göksün -Mr.) 2. Şekerle yapılan koyu şerbet, ağda. (-Mr.)
ahıtraa (I) [ahutma] Hayvanların alnından burnuna doğru uzanan beyazlık. (»İskilip, -Çr.; »Zile —To.; Kızılçakçak »Arpaçay -Kr.; »Refahiye çevresi -Eze.; »Erciş, —Vn.; »Ağın, »Keban -EL; Aşudu »Darende —Mİ.; -Ur.; —Gaz.; »Afşin -Mr.; Savrun »Divriği, »Kangal ve köyleri, »Zara -Sv.; —Yz.; -Ky.; »Bor, -Nğ.)
[ahutma] : (»Reyhanlı -Hat.)
ahıtnıa (II) 1. Saç üzerinde veya tepside pişirilen çörek, ekmek. (Fili »Biga -ÇkL; »iskilip -Çr.; »Ağın, »Keban -EL; Hasköy »Gürün -Sv.) 2. Saç üzerinde pişirilen ve yassı . kadayıfa benziyen bir çeşit tatlı. (-Gm.; »Arapkir -Mİ.; -Ur.)
ahıtmak Küçük çocuk çiş- etmek. (-Çr. köyleri; »Şerefli Koçhisar ve köyleri -Ank.; Avşar ve Türkmen aşiretleri »Pınarbaşı, »Bünyan, -Ky.)
alutma bilezik Enli ve uzun altın çubukların arası altın zincirle örülmüş bilezik. (»Siverek -Ur.)
akıtmalı Alnından burnuna doğru beyaz leke. olan hayvan. (Bahçeli .»Bor -Nğ.)
ahıtmak köfte Kıyma ve bulgurla yapılan bir çeşit köfte. (-Gaz.)
ahibaba Tabak esnafının başı. (-Ank.)
ahide- Ip. (Arık »imranlı -Sv.) ahil [— âhıl] abiy [—¦ âhey]
ahkırık Balgam çıkarırken boğazdan gelen hırıltılı ses. (-Çr.)

132
ahkulamak Kızılağaç kabuğu ile çarığı boyamak. (Karabörk »Görele -Gr.)
ahla anmak Âkla gelmek: Durup dururken ahhma andı. (Uluşiran »Şiran -Gm.)
ahlak Bir çeşit armut. (Lök -Yz.)
ahlan Derenin hızlı akan kısmı: Bir çocuk ahlana kapılmış gidiyordu, zor kurtarıldı. (Babalı *Sorgun-Yz.)
ahlantı [—» ahaba]
ahlat (I) 1. Kaba, bilgisiz, duygusuz, biçimsiz adam [argo]. (Yassıviran »Uluborlu -Isp.; »Bozdoğan -Ay.; Tepeköy »Torbalı -Iz.; -Sm.; »Zile -To.; -Kü.) 2. Ufak tefck (kimse). (Yenice »Emet -Kü.)
ahlat (II) 1. Bir çeşit tarla otu. (Kapıköy »Maçka -Tr.) 2. Ham. (-Bt.)
ahlat kurusu Uzun boylu, zayıf, aptal kimse. (-Brs.; —Krk.)
ahlek gezmek Boş vakit geçirmek, aylak gezmek. (Yayla »Tefenni -Brd.)
ahlet, ahlet Ahlat, yaban armudu. (Uluşiran »Şiran, Tekke, Hasara, -Gm.; Genek »Yatağan -Mğ.)
ahh 1. Duygulu, içli kimse. (Karaözü »Gemerek —Sv.) 2. Ah almış, ilençli, beddualı kimse. (Eldirek »Fethiye -Mğ.)
ahhh [abdık (I)] Aklık, pudra, allık. (»Divriği -Sv.) [ahhk (I)] : (»Divriği -Sv.)
ahlık (I) [-ahhh]
ahhk (II) [- ahırak]
ahh karalı Dertli, kederli : Ahh karalı ne günler geçirdik. (Bahçeli »Bor -Nğ.)
ahlo Oklava. (Taşburun, »İğdır -Kr.)
alıma (I) [— ahılgan]
alıma (II) 1. Kadınların süs eşyası olarak kullandıkları altın dizisi. (»Hozat -Tn.; »Harput köyleri, Kesirik, —El.) 2. Zenginlik : Ahması takması yerinde, neye ihtiyacı var. (»Hozat -Tn.)
ahmak [—*¦ ahdgan]
ahmak hölüden [ahmak yaşartan]‘ 1. ince ve sürekli yağan yağmur: Bu günlerde yağan yağmur da tam ahmak hölüden. (Zile »Mesudiye -Or.)
[ahmak yaşartan] : (Hisarcık »Yayladağı, »Antakya köyleri -Hat.) 2. Güneş varken yağan hafif yağmur. (Başlamış »Dörtyol -Hat.)
ahmak sarı Sarı renkli bir kuş. (Ak-çaşar »Eğridir -Isp.; Kayadibi »Yeşilova —Brd.)
ahmak yaşartan [—» ahmak hölüden
-i]
ahman Koç katımmda koyunlarm gece yattığı üstü açık, etrafı kapalı olan yer. (Çavuşcu »Sungurlu -Çr.)
ahmedbey Bir Çeşit tatlı üzüm. (-Çr-)
ahmediye Fesin etrafına sarılan renkli sargı. (-Ezm.) ahinin [— ahbun -1 ] ahmuk [— ahırak]
ahn Herhangi bir yüzeyin kenarı, çoğu zaman tarlaları birbirinden ayıran smır. (Sarıkavak -Es.)
ahnak Atın, eşeğin debelendiği yer. (-Ada.)
almamak Hayvan yerde yatıp yuvarlanmak. (-Ada.)
almaz Güçsüz, kuvvetsiz : Bu öküz çok ahnaz, ne eti yenir, ne de koşulur. (Uluşiran »Şiran -Gm.)
ahmt (I) 1. Sakat, hasta, kötürüm, zayıf. (Hartma »Acıpayam -Dz.;

133
*Göksun ve köyleri —Mr.; *Develi -Ky.; Doğanbeyli ¦Saimbeyli, Ak-çalıuşağı * Kozan -Ada.) 2. Akdsız, aptal. (Doğanbeyli *Saimbeyli -Ada.)
ahnıt (II) Otlaklarda yetişen veçeşit-li renklerde çiçekleri olan, acı kabuklu bir ağaç. (Zara —Ama.)
aho (I) Ormanda, fundalık arasında açılan tarla. (Aşağurmak ve çevresi *Ardanuç, *Şavşat köyleri -Ar.)
aho (II) [— aha - 1]
ahor [—ahar (I) - 2]
ahorak [ahurik] ilkbaharda, çift sürerken öküzlerin otlamaması için ağızlarına takılan, ince dallardan örülmüş bir alet. (Aşağurmak *Ar-danuç —Ar.)
[ahurik] : (Zıglıspir *Yusufeli -Ar.)
ahor sekisi [— ahır sekisi]
ahpa, akpa Mutfakta kullanılan büyük kıyma bıçağı. (Hızıruşağı ¦Avanos -Krş.)
ahpahla [— ak bakla]
ahpm 1. [— ahbun -1] 2. [— ahbm -2]
ahpin Sebze v.s. ekden küçük tarla. (¦Varto -Mş.)
ahpon [— ahbun -1]
ahpu [— ahbun -1] . ¦
ahpum [—»• ahbm - 2]
ahpun, ah pim [— ahbun -1]
ahpun arabası Gübre arabası. (-Ezm.)
ahpuncu Gübreyi sırtmda bir sepette taşıyan kimse. (Erkinis ¦Yusufeli -Ar.)
ahpun çekmek Gübreyi tarlaya taşımak: Tarlam uzak olduğundan, ahpun çekmek için, iki adam tuttum. (Çavdarlı * Şavşat -Ar.) ahpıınlamak [— alıbunlamak] ahpunluk, ahpunluk 1. [— ahbunluk]
2. Gübreliğe yakın olan tarla: Ahpunluk tarla-verimlidir. (¦Refahiye çevresi -Eze.) ahraç, ahraç Sığır ve davar sürülerinin yazın açıkta yattıkları yer. (¦Şebin Karahisar, ¦Mesudiye -Gr.; ¦Şerefli Koçhisar -Ank.; Mahzemin -Ky.) ahra geçmek [— ahıra yatırmak] ahrap, ahrap 1. Akrep. (Tahtacı aşireti —Isp.; Çayağzı ¦Şavşat —Ar.; Ortaköy ¦Şarkışla, .Zara-Sv.; Ka-rakoyunlu ¦Serik —Ant.) 2. Örümceğe benziyen ve ısırdığı zaman zehirliyen bir böcek. (Çepni ¦Gemerek -Sv.) ahras [— alıraz -1] ahra yatırmak [— ahıra yatırmak] ahraz [ahras, ahres] 1. Dilsiz, sağır ve dilsiz. (¦Gerede -Bo.; Ağlı ¦Küre, Karabüzey .Araç, —Ks.; Imat ¦Alaca, Çıkrık ¦Mecitözü, ¦Osmancık, -Çr.; ¦Boyabat -Sn.; ¦Reşadiye, ^Kavak, ¦Çarşamba, ¦Ladik, ¦Havza -Sm.; ¦Merzifon ve köyleri, ¦Gümüşhacıköy -Ama.; Kızık .Ar-tova,.Zile-To.; Zile ¦Mesudiye-Or.; -Gaz.;-Mr.; Kayalıpmar ¦Yıldızeli, Çepni ¦Gemerek, .Zara, -Sv.; Güdül .Ayaş -Ank.; *Mucur -Krş.; Avşar ve Türkmen aşiretleri ¦Pınarbaşı, ¦Bünyan, Yahyalı ¦Develi -Ky.; ¦Ulukışla, ¦Bor,-Nğ.; Dav-das ¦Ermenek, Şabanlı *Karapı-nar -Kn.; incirlik -Ada.; * Silifke, -Iç. köyleri)
[ahras] : (¦Silifke -Iç.; -Md.) [ahres] : (¦Marmaris -Mğ.) 2. Akılsız, ahmak. (¦Sivrihisar -Es.; -Ks.; Hatip -Kn.)
ahren Yaşıt, aynı yaşta olan. (Karaözü ¦Gemerek -Sv.; -Yz.)
ahres [—*¦ ahraz -1]

134
ahretlik Kendinden geçmiş adam. (Söğüt -Dz.)
ahretlik yoklaması Bir çeşit kan kardeşliği. (-Ank.)
ahrmda [ - ahır (II) -1]
ahrıyan Merhametsiz. (*Maçka -Tr.)
alımlı [— ahırakj
ahsata [ahsete] v Alış veriş: Benimle ahsata etme. (-Gm.) [ahsete] : (-E1.)
ahsete [— ahsata]
alışıl Dişbudağa benziyen bir ağaç. (Ersis »Yusufeli -Ar.)
ah sil Yaprakları kızılcık yaprağına benziyen, meyvasız bir ağaç. (»Yusufeli -Ar.)
ahşalamak, aşhalamak Sıcak suya soğuk su katarak ılıklaştırmak. (Ersis »Yusufeli -Ar.)
ahşam [— aşanı (I)]
ahşamacan Akşama kadar. (Koyun-dere »Ahıska -Kr.)
ahşam çağı Akşam üstü, akşam vakti. (»İğdır -Kr.)
ahşer mahşer Çok kalabalık: Pazar yeri bu gün ahşer mahşerdir. (»Bor -Nğ.)
aht, aht Köy nikâhı. (Düzenli »Şavşat, • »Ardanuç köyleri -Ar.; ölçek »Ardahan -Kr.)
ahta iğdiş, iğdiş manda. (»İğdır ve çevresi -Kr.; -El.)
ahtar Enenmemiş erkek katır. (Hum-hal »Yusufeli -Ar.)
ahtaracak, aktaracak [— ahdaracah]
ahtaraç 1. [— ahdaracah] 2. Fırın küreği. (Karkmcık »Artova -To.)
ahtar ağacı Ayakkabının içini dışına çevirmeye yarayan bir aygıt. (»Kemaliye —Eze.)
ahtar ağaç [— ahdaracah]
ahtarıhnak, ahtarılnıak 1. Devrilmek,
yıkılmak. (Adacami -Rz.) 2. Altüst edilmek. (Ersis »Yusufeli -Ar.)
ahtarmak, ahtarmak (I) 1. [—*¦ ahdarmah - 2] 2. [— ahdarmah -3] 3. [— ahdarmah - 4] 4. Devirmek, yıkmak. (»Susurluk köyleri -Ba.; »Hozat -Tn.) 5. Yenmek. (Çayağzı »Şavşat -Ar.) 6. Tavuk veya horoz toprak, çöp eşelemek. (Ma-ğura »Maçka —Tr. ve çevresi ) 7. Mide bulanmak. (»Sivrihisar -Es.) 8: [—*¦ ahdarmah - 5] 9. [—» ahdarmah - 6] 10. Tohum ekmeden, tarlayı sürüp nadasa bırakmak. (Muğ-lasm »Tavas -Dz.; Çilehane »Reşadiye -To.; Ağın »Keban -EL; »Arapkir —Mİ.; »Şerefli Koçhisar -Ank.) 11. [-»-ahdarmah -8] 12. [ahdarmah - 9]
ahtarmak (II) Beslemek, yiyip içeceğini vermek. (»Şavşat ve köyleri -Ar.)
ahtetmek Nikâh kıymak. (»Şavşat
köyleri —Ar.) ahtıman [—ahdıman] tthtıraçak [—*¦ ahdaracah] ah tüf “[-» ah tüh] ah tüh [ah tüf] Acıma bildirir ünlem:
Ah tüh ne oldu? (Küçükisa »Zile
-To.)”
[ah tüf] : (îrişli, Bayburt »Sarıkamış -Kr.)
ahu (I) 1. Geceleri öten bir çeşit kuş. (îleydağı *Uluborlu-Isp.) 2. Sevimli hayvan: Şu hayvan ahu gibi. (»Ge-lendost, »Şarki Karaağaç -Isp.)
ahu (II) 1. Ak sakallı, saygı değer yaşlı adam. (»Akhisar -Mn.) 2. Sevgili, sevimli kimse. (Zara -Ama.)
ahubaba 1. [—»• ahıhaba] 2. Eskiden esnaf birliğine başkanlık eden ve yargıları esnaflar tarafından mut-

135
lak yerine getirilen kimse ki, Kır-şehirde yatan “Ahîören,, tekkesinin şeyhi veya illerdeki vekili. (-Çkr.) ahunt Acemlerin din adamı, bilgini. “(-Kr.)
ahur, ahur 1. [-»ahar (I) -1] 2. [-» ahar (I) - 2] 3. [-» ahar (I) - 3] 4. Saksı. (»Sarayköy köyleri -Dz.)
ahura (I) [-»ahar (I) - 2]
ahura (II) Bağlardaki kuvvetli üzüm çubuğu. (»Osmaniye -Ada.)
ahur aktarması [—» ahu- aktarması]
ahur hamı 1. Kış süresince ahırda kalıp, ayakları tutulan hayvan. (»Erciş -Vn.) 2. Kışm besiye .çekilmiş olan hayvan. (»Erciş -Vn.)
ahur havuzu Kışı ahırda geçiren hayvanların, içinde su içtikleri, taştan oyulmuş havuz. (»Erciş -Vn.)
ahurik [—» ahorak]
ahurlamak 1. [—» ahırlamak -1] 2. [—» ahırlamak - 3]
ahurluh [— ahar (I) - 3]
ahurmak, ahırmak Tükürmek, balgam çıkarmak. (»Zara —Sv.)
ahur odası [—*¦ ahır sekisi]
ahur sekisi [— ahır sekisi]
ahur seküsü [—» ahır sekisi]
ahuruh 1. öksürük. (»Zara —Sv.) 2. [— ahırak]
ahutma [—» ahıtma (I)]
ahuyul Yüzü buz tutup altından su akan dere. (Çilehane »Reşadiye -To.; Hamidi, Umrani —Kn.)
ah üzüm Ak üzüm. (-Nğ.)
aınlı, ağmlı Uzun. (Hasanoğlan »Silifke -Iç.)
a’ırotu Çiçekleri papatyaya benzi-yen, kabukları soyulunca sapı yenebilen, güzel kokulu, bozumsu yeşil renkli bir ot. (»Silifke köyleri -Iç.)
ahde Büyük iğne. (Körküler »Yal-
vaç -Isp.; Çeltek »Yeşilova -Brd.;
Kızılca »Tavas -Dz.) ainevi Ayna. (»Gelendost -Isp.) aj Aç, tok değil. (Koyundere »Ahıs-
ka -Kr.)
ajala Acele, çabukluk, tezlik. (Koyundere »Ahıska -Kr.)
ajbun Gübre. (»Divriği, »Kangal -Sv.)
ajdama Mutfak. (-Eze.)
ajık Kızgınlık, öfke, hiddet. (Koyundere »Ahıska -Kr.)
ak (I) [akbez -1, akcakatık -3, ahhk (I) -5] 1. Tülbent, baş örtüsü, beyaz yaşmak. (»Şarki Karaağaç, »Yalvaç -Isp.; »Bor -Nğ.; Darlaz »Ereğli, Sdle -Kn.) [akbez 1] : (Sofular »Eğridir -Isp.; Falaka »Bayındır -tz.; -Brs.; Cumayanı-Zn.; »Alaçam-Sm.; »Zile -To.; Yukarıkale »Koyulhisar -Sv.) 2. Iç çamaşırı. (Zara -Ama.) 3. Ayran. (-Sm.; -Mİ.) [akcakatık -3] : (Örencik »Yeşilova -Brd.; »Zile -To.) 4. Göz bebeğine inen beyaz leke, boz. (»Bor -Nğ.) [aklık (I) -5] :|(* Akyazı çevresi-Sk.)
ak (II) Sevgi ile karışık yalvarış; Ak oğlum şu odunu kırıver. (—Kn.)
aka (I) [akey, akga, akka -1, 2] 1. Baba. (»Bayburt -Gm.) [akga]: (»İğdır köyleri -Kr.) [akka -2]: (Pungu »Develi -Ky.) 2. Ağabey, büyük kardeş. (»Emirdağ ve köyleri -Af.; —Dz.; Akköy »Söğüt —Bil.; Yalamalar »Göynük —Bo.; —Sm.; —Or. ve köyleri; »Tirebolu köyleri —Gr.; Kisarna, Mağura »Maçka -Tr. ve köyleri; Çamhköy —Gm.; »Göksün ve köy-

136
[akabacık] : (Yarıkkaya “Yalvaç -Isp.)
[akabbacık] : (“Ermenek -Kn.)
[akabbağ]: (-Çr.)
[akambicik] : (Çandır “Sütçüler
-Isp).
[akapağ] : (-Çr.)
[akapak] : (“Gelendost -Isp.)
[akapça] : (-Çr.)
[akappak] : (Sarıvadi “Ermenek -Kn.)
[akbacak (II)]: (Karadere “Gündoğmuş -Ant.)
[akbacık] s (Cumalıkızık -Brs.; Akçalar “Seydişehir, Doğanbey “Beyşehir, Çukurbağ, Uğurlu “Ermenek -Kn.)
[akbak] : (“Ayvalık, -Çkl.; “Sivrihisar —Es.; Yassıören —Ank.; Doğanbey “Beyşehir, Çukurbağ, Uğurlu “Ermenek -Kn.) [akcacık]: (Büyükyenice “Osmaneli -Bil.; “Taşköprü -Ks.) [akcacık] : (İğneciler “Mudurnu -Bo.)
[akobbah]: (Sarıvadi “Ermenek -Kn.)
[akpacık] : (Karaoğlan,*Mustafake-malpaşa -Brs.; Emirler “Ulukışla -Nğ.)
[akpak] : (“BandiTma -Ba.; “Gelibolu -Çkl.; -Brs.; -Kü.; “Akyazı çevresi -Sk.; “Cide -Ks.; “Alaçam -Sm.; “Bodrum -Mğ.; “Silifke -İç.; Kadıköy, Sofular, Tatarlı “Saray -Tk.)
[akpakça]: (Aliköy “Çaycuma -Zn.; Kadıköy, Sofular, Tatarlı, “Saray -Tk.)
akaca [—*¦ akarca (I) - 3] aka çıkarmak Temize çıkarmak. (“Zile -To.)
SamıaDBaba
leri-Mr.;-Krş.; -Kn.; “Manavgat, Demirtaş “Alanya —Ant.) [akey] : (“Birecik -Ur.) [akka -1] : (“Birecik -Ur.; “Yerköy -Yz.; Şahmelik “Develi -Ky.) 3. Kabadayı. (-Tr. ve çevresi) aka (II) Akan dam: Bu dam eski-denberi akadır. (“Gülnar ve köyleri -îç.)
akaba 1. İniş, meyilli yer. (Merkepçi-kışlacığı, -Ama.; “Zile -To.; “Afşin -Mr.; Kuzuculu, Başlamış “Dörtyol -Hat.; —Yz. köyleri; Faydalı, Tepe-cikören “Kozan, Bozdoğan, Kes-meburun, Karacovar “Osmaniye -Ada.) 2. İki dağ arasındaki geçit. (-Md.)
akabacık [— akabbak]
akabat Sonunda, nasıl olsa, bir gün: ölüm akabat senin de başına gelecek. (“Fethiye çevresi -Mğ.)
akabbacık [—*¦ akabbak] akabbağ [—¦ akabbak]
akabbak [ahabhağ, ahabpah, ahampak, ahapça, akabacık, akabbacık, akabbağ, akambicik, akapağ, akapak, akapça, akappak, akbacak (II), akbacık, akbak, akcacık, ak cacık, akobbah, akpacık, akpak, akpakça] Bembeyaz, çok beyaz, tertemiz. (YakakÖy “Gelendost, Uluğbey “Senirkent —Isp.; Kavak, Salda “Yeşilova -Brd.; Denizler “Çal -Dz.; Bozan -Es.; –Çr.; “Karaman, Çukurbağ, Uğurlu, “Ermenek -Kn.; Köseçobanlı “Gülnar —İç.; “Elmalı -Ant.)
[ahabhağ] : (-Çr.) [ahabpah]: (“Divriği -Sv.) [ahampak]: (Bahçeli “Bor, -Nğ.) [ahapça]: (-Çr.)
137
akagan [-* akak (II)]
akak (I) [akanak(I)-l,2; akgın (II)-1,2; akılgan (I) -2, 3; akıntı (I)-2, akıntılı (I)-l, alargan (II) -1,2; akkm (II) -1,2; aklam (I) -1, aklan (I) -2,3,4; akmaç, aknak] 1. Mecra, yatak, kuru sel yarıntıları, dere yatağı. (Senir *Keçiborlu-Isp.; Evreşe*Ge-libolu -Çkl.; îcilli, Düzköy »Keşap -Gr.; -Ed.; Çavuşköy *Babaeski -Krk.)
[akanak (I) -1] : (Erkinis *Yusufeli -Ar.; Avşar aşireti, Fakıekincüiği, ¦Pınarbaşı -Ky.; *Ermenek köyleri -Kn.)
[akılgan (I) -2] : (Çalış * Haymana -Ank.)
[akırgan (II) -1]: (»Kilis -Gaz.) [aklan (I) -2] : (-Ba.; Çayır, »Çaycuma, Himmetoğlu, Yakademirci-ler, Olukyanı -Zn.; Evci —Yz.; Tuzhisar »Bünyan -Ky.; -Nğ. ve köyleri; »Karapınar -Kn.) [aknak] : (Çakalkuyusu -Ada.) 2. [- akar -1] 3* Çağlayan, ırmak veya derede suyun hızlı aktığı yer: Akakta yüzme. (»Çal-Dz.; Bolath »Perşembe —Or.)
[akanak (I) - 2] : (»Eğridir köyleri -Isp.; »Göksün ve köyleri —Mr.; -Nğ.; Çnkurbağ »Ermenek, Gaziler »Hadım, Belekler »Ilgın -Kn.) [akgın (II) -1]: (Çeltikçi »Anamur -îç.)
[akdgan (I) – 3j : (Akbaşh, -Ky.) [akıntı (I) - 2]: (Büyükyenice »Osmaneli -Bil.; -Rz.) {aklan (II) -1] : (Darıveren »Acıpayam -Dz.; »Elmalı -Ant.) [aklan (I) -3] : (»Antakya ve çevresi -Hat.; »Ermenek -Kn.) [akmaç]: (Dereköy -To.)
4. Eğimi, inişi fazla olan yer, meyilli, eğimli. (Harşit bucağı köyleri »Torul -Gm.; Çavuşköy »Babaeski -Krk.)
[akgın (II) - 2] : (Gölcük, »Tefenni çevresi -Brd.)
[akıntılı (I)-l]: (»Eğridir köyleri —Isp.; Yayla »Tefenni, -Brd.; Hamzabali »Bozdoğan-Ay.; Falaka »Bayındır —îz.; »Kurşunlu —Çkr.; Süle-Gm.; Çavdarlı »Şavşat-Ar.; Çepni »Gemerek, »Zara, »Gürün -Sv.; -Yz. köyleri; Çamlh »Ayaş -Ank.; »Bor-Nğ.;*Mut köyleri-îç.) [akkm (II) - 2] : (»Eğridir köyleri -Isp.; Çebiş, Çeltikçi, Kozluca -Brd.; »Sarayköy, Tekkeköy -Dz.; »Sivrihisar-Es.; Görmel »Ermenek -Kn.; »Silifke, »Mersinköyleri-îç.; »Milas -Mğ.)
[aklam (I) -1] s (Ahmetçe »Ayvacık, Yalova »Eceabat -Çkl.; »Taşova -To.)
[aklan (I) -4] : (Hisarcık »Yayladağı -Hat.; Ortaca »Akşehir, Sarıvadi, »Ermenek -Kn.; »Meriç -Ed.; Çavuşköy »Babaeski -Krk.)
5. Cereyan, akıntı. (-Kr.) [alargan (II) -2] : (-Ank.)
6. [— akarca (I) - 3]
akak (II) [akagan, akılgan (III) -1] Çabuk meyleden, sebatsız, maymun iştahlı. (»Eşme -Uş,; Aşağı-dana »Safranbolu -Zn.) [akagan] : (-Hat.) [akılgan (III) -1] i (»Düzce -Bo.; Tanır »Afşin -Mr.)
akalma [akelma] Bir çeşit yuvarlak elma. (Yaka »Dinar -Af.) [akelma] : (-Sm.)
ak alıç Dağlarda yetişen yabani ve dikenli bir ağacm meyvası, alıç.

138
(Ekse *Çal -Dz.)
akambicik [—• akabbak]
akamat tşlenmiyen, verimsiz toprak. (Hacavera *Maçka -Tr.)
akan (I) 1. [—*¦ akar -1] 2. [— akar -2] 3. Ekin yığınlarını yağmurdan korumak için yığının üst tarafına yapılan hilâl şeklindeki cetvel. (Saraycık “Gümüşhacıköy -Ama.)
akan (II) Bakayım, göreyim anlamında: Mehmet gel akan ! (Gölcük ¦Tefenni -Brd.)
akana [akçana] 1. Nine, büyük anne. (“Dinar -Af.; “Keçiborlu, -Isp.; “Beyşehir, -Kn.) [akçana] : (“Bartın -Zn.) 2. Üvey anne, analık. (Sofular “Eğridir, “Gelendost—Isp.) 3. Amca karısı, yenge. (Atabey -Isp.; Balkande “Beyşehir -Kn.)
akanak (I) 1. [- akak (I) -1] 2. [- akak (I) - 3]
akanak (II) Sakrz elde edilen kök: 0 akanak benim,-sakızını sen toplama. (Avşar aşireti, Fakıekinciliği “Pınarbaşı -Ky.)
akanak (III) Kayanak oyununda “pardon” anlamında kullanılan bir söz. (-Nğ.)
akanca [— akar -1]
akanda Ağın bütün halkalarının sudan kurtulduğunu bildiren “tamam” anlamında bir balıkçı sözü. (—Tr.)
akani [akdeş, âkıdeş, âkideş, akraç (III)] Arkadaş: Biraz dur akani, bir şey soracağım. (Çamköy “Gölhisar -Brd.)
[akdeş] : (“Gelendost -Isp.; Kara-atlı “Yeşilova, Hacüar -Brd.) [âkıdeş]:. (“Buldan -Dz.) [âkideş]: (-Dz.)
[akraç (III)] : (Çulhan “Bozdoğan
-Ay.) akapağ [—*¦ akabbak] akapak [— akabbak] akapça [— akabbak] akappak [—*¦ akabbak] akar [akak (I) -2, akan (I) -1,2;
akanca, akarca (II) -1,2; akdgan
(I) -4, aklan (I) -5, aklantı -2]
1. Irmak, dere, çay, küçük akarsu. (“Bolvadin -Af.; Yakaköy, “Gelendost -Isp.; -Brd.; -Brs.; Köprü-ören “Tavşanlı-Kü.; Ayvalı, “Sivrihisar, Yakakayı, Bozan -Es.; Berk, Aşağısoku, —Bo.; Kapullu “Karabük -Zn.; “Zile -To.; Muradiye, Yolb’aşı -Rz.; Çayağzı “Şavşat -Ar.; -Eze; Çoğulhan “Afşin —Mr.; Çöplü “Gürün, M. Hüyük “Şarkışla -Sv.; Elecik -Ank.; Türkmen aşireti, Ak-kışla “Bünyan, -Ky.; -Nş.; “Ulukışla, —Nğ.; Durlaz, “Ereğli, Hoy-ran “Beyşehir, Sarıvadi “Ermenek -Kn.; Kıbrıs)
[akak (I) -2] : (“İnegöl köyleri -Brs.; -Ed.; Pirinççeşme “Malkara -Tk.)
[akan (I) -1]: (Muradiye -Rz.) [akanca]: (Horcinas -Zn.) [akarca (II) -1] : (Türkmenli “Bayramiç -Çkl.; Balkur * Çaycuma -Zn.)
[akılgan (I) -4] : (Yerebakan-Âda.; Namrun “Tarsus -İç.) [aklan (I) -5]: (Narlıdere -İz.; Çayır “Çaycuma, Yenice “Bartın, Kahoğlu, Cumayam -Zn.; Bertiz -Mr.; Kızıllar “Karaman. -Kn.; Karamezar “Ceyhan -Ada.) [aklantı -2]: (“Kandıra -Kc.)
2. Çeşme, pınar, kaynak, su oluğu. (-Brd.; -Dz.; Büyükyenice “Osmaneli -Bil.; Bozan -Es.; “Düzce
SaraDBaba
139
-Bo.; -Sm.; Mağura, Kisarna »Maçka -Tr.; »Birecik -Ur.; Afşar-Ant.) [akan (I) - 2] : (Çobanlar »Yıldızeli -Sv.)
[akarca (II) - 2] : (Yukarıkale »Koyulhisar -Sv.)
3. Çeşme yalağı. (-Dz.; Mağura, Kisarna »Maçka -Tr.) 4. Suni ipekli, âdi kumaş. (Büyükyenice »Osmaneli-Bil.) 5. [-»• akarca (I) -3]
akar akıllı iradesiz, dönek, duygu-siylc hareket eden, (»Sarayköy köyleri -Dz.; -Mn.; -Kn.)
akaralık Kalabalık, sürü. (»Bartın -Zn.)
akarap Siyahlı beyazlı, alacalı. (Güneyce —Rz.) akar bakar Bakışımlı (mütenazır) toprak meyli, haddıfasıllar. (Hemsin Bucağı köyleri »Pazar -Rz.; »Borçka, * Şavşat köyleri -Ar.; -Vn.) akarca (I) [akaca, akak (1) -6, akar - 5] 1. Kemik veremi. (Sirgehamitli »Eşine -Uş.; Kumdanlı »Yalvaç, »Se-nirkent -Isp.; -Brd.; Bereketli »Tavas -Dz.; -Ba.; -Kü.; —Es.; »Taşköprü -Ks.; -To. ye çevresi; Çepni »Gemerek, -Sv.; -Yz.; Avşar aşi’ reti, »Pınarbaşı, -Ky.; »Bor -Nğ.; »Ereğli, »Karaman -Kn.) 2. Bulaşıcı beyin hastalığı (hayvanlarda). (-Isp.) 3. Daima akan çıban, sıraca, fistül. (Yakaköy »Gelendost, »Senirkent -Isp.; Çerçin TBrd.;-Ba. ve çevresi; Beşkarış *Altıntaş,-Kü.; »Sivrihisar, Bozan —Es.; »Akyazı • çevresi -Sk.; »Safranbolu, Balkur »Çaycuma -Zn.; »Taşköprü —Ks.; »iskilip, -Çr.; »Kurşunlu, Dümeli »Şabanözü, »Çerkeş, -Çkr.; »Vezirköprü,-Sm.; »Gümüşhacıköy, »Merzifon -Ama.; »Artova, »Taşova,
»Zile —To.; Karaözü »Gemerek, -Sv.; Büyükincirli, »Boğazlıyan -Yz.; Çanıllı, »Ayaş, Solakuşağı »Şerefli Koçhisar -Ank.; Avşar aşireti, Fakıekinciliği *Pınarbaşı,-Ky.; Ortaköy, Bahçeli, »Bor, -Nğ.; -Nş.; Güvere »Silifke, »Mut köyleri -İç.; Karadere »Gündoğmuş -Ant.)
[akaca] : (Büyükyenice »Osmaneli -Bil.)
[akak (I) -6] : (»Eşme -Uş.; Aşa-ğıdana »Safranbolu -Zn.) [akar -5] : (Tahtacı aşireti -Isp.; -Kü.; »Zile -To.; »Elmalı -Ant.) 4. Deri veremi, cüzam. (»Çeşme -Iz.; -Es.; »Taşköprü -Ks.; Belekler »Ilgın -Kn.) 5. Belsoğuklu-ğu. (-Kü.; -Sn.; -Ky.) 6. Köstebek denilen bir hastalık. (Akça-köy »Yeşilova -Brd.; »Çeşme -İz.; -Ba. ve çevresi; »Akyazı çevresi -Sk.) 7. Akıntılı ve öldürücü bir hayvan hastalığı. (Aydınlı »Gebze -Kc; Büyüklü »Çarşamba -Sm.; Güvere »Silifke -İç.)
akarca (II) 1. [-»akar -1] 2. [-* akar - 2] 3. Kaplıca. (-Brs. köyleri)
akarca (III) Bir çeşit kuş. (»Afşin -Mr.)
akarcalı 1. Başkasının malına zarar veren kimse. (Bağillı »Eğridir -Isp.) 2. Bünyece zayıf, hastalıklı kimse. (Sofular »Eğridir -Isp.)
akarcık Küçük sivilce, (iskele »Bigadiç -Ba.)
akarina Eğimli, yatık yer, toprak. (Kalafka -Tr.)
akar hokar (kokar) Bozulabilen, çü-rüyebilen şeyler: Akar hokan bek-letmiye gelmez. (»Bor -Nğ.)

140
akarı bekeri Ufak tefek şeyler. (-Kn.
ve çevresi) akarısta Bir çeşit yumuşak buğday.
(»Elbistan -Mr.) akarmak Beyazlanmak. (İsmetiye
-Brs.)
ak arpa Bir çeşit beyaz arpa. (Ekse *Çal -Dz.)
akarsu (I) 1. Altın veya gümüşten yapılmış bilezik. (»Senirkent -Isp.; -Brd.; »Akyazı ve çevresi -Sk.; Gürcüköyü »Kızılcahamam —Ank.; »Elmalı -Ant.) 2. Altın veya gümüş üzerine elmas işlemeli gerdanlık. (-Mn.; -Kü.; -Es.; Baklalı »Çatalca -İst.; —Sm.; —Krk.) 3. İnci ile işlenmiş bir baş süsü. (»Akyazı çevresi -Sk.; »Bor, -Nğ.; -Kn.)
akarsu (II) Eskiden kullanılan bir çeşit kadın kumaşı. (—Sm.)
akar takar Baş aşağı, tepetaklak. (Çamlıköy -Gm.)
akasma Bir çeşit beyaz çardak gülü. (»Bandırma -Ba.)
akaş 1. Sütlâç. (-Af.; Beşkarış »Altıntaş -Kü.; Osmaniye »Ilgın -Kn.; Kavacık, Hamidiye »Uzunköprü -Ed.; Kadıköy, Tatarlı, Sofular »Saray -Tk.) 2. Pirinç pilâvı. (-Brd.; Genek »Yatağan -Mğ.)
akay Adam, erkek. (»Bandırma—Ba.; -Brs.)
akbaba [akbabacca, akbabaç, akba-baçça, akbabaçya, akbaş . (I) -1, akbaşlı (I) -2, akbaşlık (I) -1, akbubacca, akbubaç, akbuhaçya, akbubaşça, akbubatça, aklmbecci -1, akbubecik, akbubeşce -1, akbu-betçe, akbuleşce, akçababaş, akçı-baba -1, akmııbatça, akpopatça] Papatya. (Güllü »Eşme -Uş.; Kayadibi »Yeşilova -Brd.; Kaklıç
»Menemen -İz.; »Bayramiç -Çkl.; Bozan —Es.; Alemdar —Bo.; Muradiye —Rz.; Çanıllı »Ayaş -Ank.; -Ky.)
[akbabacca] : (Söğüt »Tefenni -Brd.)
[akbabaç] : (Ayasköy -İz.) [akbabacca] : (Çepnidere »Turgutlu -Mn.; »Bayramiç, »Çan -Çkl.) [akbaba çy a] : (İlyas »Keçiborlu -Isp.; »Kandıra -Kc; Teke, »Gazipaşa —Ant.)
[akbaş (I) -1] : (»Emirdağ -Af.; Kalafat -Çkr.; Damlapmar »Beyşehir -Kn.)
[akbaşlı (I) -2] : (Yenice »Emet Kü.)
[akbaşhk (I) -1] : (Körküler, »Yalvaç -Isp.)
[akbubacca] : (Yassıviran »Senirkent —Isp.) -
[akbubaç] : (Sürez »Bozdoğan -Ay.)
[akbubaçya] : (-Brd.) [akbubaşça] : (Akçaköy, Kayadibi »YeşUova -Brd.; Ovacık »Tavas, Beylerli -Dz.; Sürez »Bozdoğan, Sinekçiler-Ay. ;Dont * Fethiye -Mğ.) [akbubatça] : (Çiftlik »Dinar -Af.; Senir »Keçiborlu, Çaltı »Gelendost -Isp.; Değirmenköyü »YeşUova -Brd.; İsabey »Çal -Dz.; Emiralem »Menemen -İz.; »Karaman -Kn.; Kışla »Elmalı -Ant.; İncir-köy »Fethiye -Mğ.) [akbubecci -1] : (İlyas »Keçiborlu -Isp.)
[akbubecik] : (Mesken »Yatağan -Mğ.)
[akbubeşce, akbubeşca -1] : (Gök-çeyaka, Çuvallı »Yeşilova -Brd.) [akbubetçe]: (»Elmalı -Ant.)

141
[akbuleşçe]: (Karaatlı »Yeşilova -Brd.)
[akçabaş]: (Orhaniye »Marmaris . -Mğ.)
[akçibaba -1] s (Kadıköy »Sarayköy -Dz.)
[akmabatça]: (Sanidris »Eğridir -Isp.)
[akpopatça] : (Karadere »Gündoğmuş —Anı.)
akbabacca [—akbaba]
akbabaç [— akbaba]
akbabaçça [— akbaba]
akbabaçya [—akbaba]
akbacak (I) 1. Çiy olarak yenilen bir ot. (—Brs.; »Karaman -Kn.) 2. iyi cins bamya tohumu. (Zara —Ama.)
akbacak (II) [—akabbak]
akbacık [— akabbak]
akbadılcan Yeşil domates. (Orhana -Ant.)
akbak [— akabbak]
akbakal Karatavuk soyundan kahverengi tüylü bir kuş. (»inebolu -Ks.)
akbakan Beceriksiz, budala. (»Savaştepe -Ba.)
ak bakla [ahpahla, akböğrülce, akbö-rülce-1, akleyvaz-1, aklöylez, ak-pakla, alaca bakla - 2] Beyaz, kuru fasulye. (-îz. çevresi; İğneciler »Mudurnu, Dadıç -Bo.; »Sivrihisar -Es.; Aliköy »Çaycuma -Zn.; »Taşköprü;-Ks.; Osmancık, -Çr.; »Merzifon ve köyleri-Ama.; -To.; -Yz. köyleri; »Bor, -Nğ.) [ahpahla]: (»Boyabat -Sn.; -To.; Uçhisar -Nş.)
[akböğrülce]: (Yakaköy »Gelendost -Isp.; Gökçeyaka »Yeşilova -Brd.) [akbörülce -1] : (ishaklı »Bolvadin
-Af.; Yassıviran »Senirkent, Çaltı, Yakaköy, »Gelendost, »Yalvaç, »ŞarkıKaraağaç, Senir, îlyas*Keçi-borlu-Isp.; »Yeşilova köyleri,Yayla »Tefenni, -Brd. ve köyleri; Ekse »Çal, Yukarıkaraçay, Oğuz »Acıpayam, Bereketli* Tavas, Bulkaz »Çivril —Dz.; Cumayanı -Zn.; »Zile -To.; -Kn. ve çevresi; Bağyaka, Çavdır »Finike, »Kaş köyleri—Ant.; Yakabağ »Fethiye -Mğ.) [akleyyaz -1] : (»Kemaliye -Eze.) {aklöylez]: (-Eze. ve köyleri) [akpakla]: (»Safranbolu-Zn.; »İnebolu —Ks.; Genek -Çkr.; -Çr.; -Sri.; »Vezirköprü -Sin,; »Merzifon köyleri -Ama.; »Bor, -Nğ. ve çevresi; »Ereğli -.Kn.; Y. Yirikler »Karaisalı -Ada.)
[alaca bakla - 2]: (»Bartın, Cumayanı, Yakademirciler, -Zn.; Veliköy -Tr.; »Şavşat -Ar.)
akbal 1. Bir çeşit tatlı. (Körküler »Yalvaç -Isp.) 2. Yoğurt. (»Bor -Nğ. Rumeli göçmenleri)
akbaldır [akbaldıran] Tarlada yetişen ve yenen bir çeşit ot. (Ortaköy »Çal -Dz.)
[akbaldıran],: (»Devrek -Zn.; Kö-seçobanlı »Gülnar -îç.) akbaldıran {— akbaldır]
akbalık [akçabalık -1,2] 1. Bir cins tath su balığı, (incesu »Dinar—Af.; »Şarki Karaağaç, Y. Bademli-Isp.; »Beykoz -İst:; -Sm.; »Antakya ^-Hat.; Akçalar »Seydişehir -Kn.) [akçabalık -1]: (Hacıkebir »Emet -Kü.)
2. Geçici balık. (»Beykoz -İst.) [akçabalık - 2] : (Hacıkebir »Emet -Kü.)

142
akbalhbaba Lamium albüm, labiatae. (-ist.)
akbambalak [akkabak (II)] Beyaz tenli ve etine dolgun kadm veya kız. (*Elmah -Ant.) [akkabak (II)]: (Uzunmusa -Or.)
akbambü Zehirsiz, beyaz başlı bir çeşit böcek. (Tahtacı aşireti -Isp.)
akbar 1. Üstübeç. (-İst.) 2. Peynir, turşu, sirke gibi şeylerin üzerinde biriken beyaz köpük. (Zara -Ama.)
akbardak [—» akçabardak - 1]
ak basmak Gözlere beyaz leke inmek, boz inmek. (—İst.)
akbaş (I) 1. [—»akbaba] 2. [—» abkaşlı (I) -1] 3. Karnabahar. (Çulhan “Bozdoğan, Alanlı —Ay.; —İz. ve çevresi) 4. Tane tutmamış ekin başağı. (-Çr.; Yaraşlı “Haymana, Emirler “Balâ, Hisarh “Polatlı -Ank.; İsgöbü -Ky.; -Kn.) 5. Bir çeşit beyaz buğday. (“Kelkit köyleri, —Gm. köyleri; Kuşçu “Yerköy -Yz.) 6. [— akbuğday] 7. Ekine tane tutturmıyan bir bitki hastalığı. (Denizli “Vakfıkebir -Tr.; Emirler “Balâ, Çiftlik “Kalecik -Ank.; Karadere “Gündoğmuş -Ant.)
akbaş (II) Şahinden büyük bir av kuşu. (—Ant.)
akbaşak 1. [—» akbuğday] 2. [—» akbaştı (I) - 1]
akbaşık Kireç. (Karaçay -Es.)
akbaşh (I) [akbaş (\) -2, akbaşak -2] 1. İnce ve sık yapraklı, beyaz çiçekli bir yabani ot, ayvadana. (Mora-ca “Çal -Dz.; -Brs.; “Simav, Şaphane “Gediz, Köprücek, “Emet -Kü.) [akbaş (I)-2]t (Körküler “Yalvaç -Isp.; Kiralan “Çivril -Dz.; Kasımlar “Gölpazarı -Bil.)
[akbaşak -2]: (-Brs.) 2. [-» akbaba]
akbaşh (II) Küfür olarak kullanılır. (Yukankaraçay “Acıpayam -Dz.; Orhaniye “Marmaris -Mğ.)
akbaşh (III) Düğün sırasında hediyeleri kız tarafma götürecek kafilede ilâhi okuyanın arkasında- bulunan yaşlı kadm. (-Dy.)
akbaşhk (I) 1. [-» akbaba] 2. Beyaz yünden örülen baş atkısı, şal. (-Yz. köyleri)
ak bekmez [ak bulama -3] Elle çarpd-mış, yumurtalı katı pekmez, bulama. (-Çr.; -Sm.) [ak bulama - 3] : (-Çr.)
akben [—» ahbun -1]
akberdi Bataklıklarda yetişen ve hasır dokumaya yarıyan bir çeşit ot. (İncesu “Dinar -Af.)
ak bez 1. [-* ak (I) -1] Kaput bezi. (Yenice “Emet -Kü.)
akbın Salma su ile sulanan tarla. (-Ezm.)
akbıtırak Tarlalarda yetişen zararlı ve dikenli bir ot. (Karaatlı “Yeşilova -Brd.)
akbilek Tosuncuk, fazla iri doğan çocuk. (-Kü.)
akbili [akpili] Darısı basma anlamında. (“Antakya —Hat.) [akpili]: (“Kilis -Gaz.)
akboğan Muşmula çekirdeği. (-Tr.)
akböğrülce [—» ak bakla]
akböriil Yuvarlak sık taneli beyaz üzüm.. (-Es.)
akbörülce [akleyvaz -3] 1. [—»ak bakla] 2. Karnıkara, börülce. (Karadere “Gündoğmuş -Ant.) [akleyvaz - 3] : (“Kemaliye -Eze.)
akbuba [akbubecci -2, akbuva, akça-baba] Akbaba. (İncesu “Dinar -Af.;
SanaBaba
143
Kösten —Dz.; Sürez »Bozdoğan -Ay.)
[akbubecci - 2]: (Ilyas *Keçihorlu -Isp.)
[akbuva]: (Burhaniye »Dinar-Af.;
Yenice »Emet -Kü.)
[akçababa]: (*ŞebinKarahisar-Gr.) akbubacca [—*¦ akbaba] akbubaç [—» akbaba] akbubaçya [— akbaba] akbubaşca [—*¦ akbaba] akbubatça [—¦»• akbaba] akbubecci 1. [— akbaba] 2. [—*¦ ak-
buba]
akbubecik [— akbaba]
akbubeşçe, akbubeşca I. [—*¦ akbaba] 2. Tarla sarmaşığı. (Alâeddin »Acıpayam —Dz.)
akbubetçe [-»akbaba]
akbudama Kasımpatı. (tsabey »Çal -Dz.)
akbuğday [akbaş (I) -6, akbaşak-1, akbuldey, akbuydey] Sonbaharda ekilen, kabuğu beyaz, yumuşak bir çeşit buğday. (»Dinar köyleri, Dişli, îshaklı »Bolvadin-Af.; Sağrak*Süt-çüler, »Senirkent, »Şarki Karaağaç, Yakaköy »Gelendost, Kozluca, Senir »Keçiborlu -Isp.; »Tavas ve köyleri, Darıveren »Acıpayam, Bulkaz »Çivril-Dz.; Falaka »Bayındır —îz.; Fili »Biga -Çkl.; »Sivrihisar, Bozan -Es.; »Akyazı ve çevresi -Sk.; -Ks.; »Safranbolu, Aliköy »Çaycuma, Cu-mayanı-Zn.; »Alaçam köyleri,-Sm.; Çilehane »Reşadiye -To.; Denizli »Vakfıkebir -Tr.; -Eze; »Doğuba-yazıt -Ağ.; -Gaz.; Koyunbaba »Kalecik,Yaraşlı »Haymana -Ank.; Zencidere -Ky.; Kocabey -Krş.; -Nğ.; »Karaman, »Ermenek köyleri
-Kn.; Güzelsu »Akseki, »Kaş köyleri, »Elmalı -Ant.) [akbaş (I) - 6] : (»Zara -Sv.) [akbaşak -1] : (Çepnidere »Turgutlu -Mn.; »S-usurluk, Yeniköy —Ba.; Evreşe, »Gelibolu—Çkl.; -Brs. ve çevresi; »Çatalca köyleri,-îst.; »Zara -Sv.; Kayapa »Lalapaşa -Ed.; Çavuşköy »Babaeski, Ceylanköy »Lüleburgaz -Krk.) [akbuldey]: ‘(-Es.) [akbuydey, akbuyday]:. (Yassıviran »Senirkent -Isp.; »Acıpayam -Dz.; »Safranbolu -Zn.)
ak bulama 1. Beyaz kabuklu, büyü1: kışlık kavun, beyaz divlek. (Sarı-caeli -Çkl.) 2. Beyaz üzüm pekmezi. (»Bergama —îz.) 3. [—»¦ ak bekmez]
akbuldey [— akbuğday]
akbuleşce [— akbaba]
akbulgar Büyük salkındı, iri yuvarlak taneli beyaz üzüm. (Gedelek »Orhangazi -Brs.)
ak bulgur Buğday bulguru. (Uğurlu »Ermenek -Kn.)
akbulut 1. Bulutlu havalardaki bunaltıcı sıcaklık. (Zara -Ama.) 2. Pamuk bulutları. (Gülesur »Doğubayazıt —Ağ.; Alibeyhüyüğü »Çumra -Kn.)
akbun [akmın oku] 1. [—*¦ ahbun -1] 2. Su basan, gübreli, verimli tarla. (Zile »Mesudiye -To.) [akmın oku ] : (»Elbistan -Mr.)
ak burun Burnu beyaz olan köpek. (»Kaş köyleri -Ant.)
akbuva [— akbuba]
akbuydey, akbuyday [— akbuğday]
akbülgül Çavuş üzümü. (Şabanözü »Polatlı -Ank.)
akbürçek [akpürçekli] İhtiyar kadın. (Çepni »Gemerek -Sv.)

144
[akpürçekli] : (Mahzemin -Ky.) akça (I) [akça (I)-l, aklan (III)-l] Beyazca, beyaza yakın. (»Keçiborlu, »Gelendost -Isp.; Isabey, Bekilli »Çal -Dz.; »Bartın -Zn.; Peşman »Daday, Karabüzey »Araç -Ks.; Haciilyas »Koyulhisar -Sv.) [akça (I)-l] : (Yakaköy »Gelendost, Sağrak »Sütçüler, Gönen-Isp.; Kavak, Kayadibi »Yeşilova -Brd.; Kozak -îz.; îsmetiye —Brs.; Aliköy »Çaycuma, Çayırköyü -Zn.; Giremez »Araç, »Taşköprü -Ks.; -Sn.; »Alaçam, -Sm.; »Merzifon köyleri -Ama.; »Zile, -To.; —Gr. köyleri; »Dörtyol -Hat.; —Sv.; Bek-taşlı »Boğazlıyan, -Yz.; »Ayaş —Ank.; Avşar aşireti »Pınarbaşı -Ky.; Uğurlu »Ermenek -Kn.; Göz-ne »Mersin -îç.; Karadere »Gündoğmuş -Ant.)
[aklan (III)-l] : (»Mut köyleri -îç.) akça (II) [— akça armut] akça ağaç [akcaç, akça ağaç-1] Beyaz
gövdeli ve dayanıklı kerestesi olan
kayın ağacı. (ZUe »Mesudiye -Or.;
»Yıldızeli -Sv.)
[akcaç] : (iğneciler »Mudurnu -Bo.) [akça ağaç -1] : (»Senirkent -Isp.) akça armut [akça (II), akcarmıt, akça (II),.akça armıt] Erken olgunlaşan, şeker armudu da denilen, sulu ve tatlı bir çeşit armut. (Denizler »Çal -Dz.; Falaka »Bayındır -îz.; »Alaşehir köyleri -Mn.; Eğrigöz »Emet -Kü.; -Nğ.; »Kaş köyleri -Ant.)
[akça (II)] : (Senir »Keçiborlu-Isp.; »Nevşehir -Nğ.)
[akcarmıt] : (Yenice »Emet -Kü.) [akça (II)] : (Yayla »Tefenni -Brd.; »Bandırma -Ba.)
[akça armıt] : (»Nevşehir -Nğ.)
akça badas yapmak ihtiyaç halinde öğütülmek üzere dövenin altından buğday ahp savurmak: Un yoktu, akça badas yaptık öğüttük. (Beşka-rış »Altıntaş -Kü.)
akcacık [— akabbak]
akcaç [— akça ağaç]
akça hacı [akça kanat (I)-l] 1. Leylek. (»Bergama -îz.) 2. Beyaz kartal. (Karakuyu -Ada.) [akça kanat (I)-l]: (»Bergama —îz.)
akcakatık [akkatık-1] 1. Kışa saklanmak üzere kurutulan, yağlı, süzülmüş yoğurt. (Eber »Dinar, »Sandıklı -Af.; Sücüllü »Yalvaç -Isp.; Kayadibi »Yeşilova -Brd.) [akkalık -1] : (Kızılköy, 1 ncesu »Dinar, Dişli »Bolvadin, »Emirdağ -Af.; »Yalvaç, »Gelendost -Isp.; Cumayanı -Zn.; Yukarıkale »Koyulhisar -Sv.)
2. [—akcakatık] 3. [—ak (I) -3]
akça kavak Bir çeşit kavak. (»Gelendost -Isp.)
akçalı Beyaz tenli insan. (Yayla »Tefenni —Brd.)
akçana [— akana -1]
akcarmıt [— akça armut]
akcayel [— akyel -1]
akcd [akçd] Beyaza yakın, beyazı çok, rengini atmış, solmuş (kumaş vıs. hakkında)..(Körküler »Yalvaç, Yassıviran »Senirkent, Sofular, »Eğridir, Aliköy -Isp.; Anbarcık »Gölhisar-Brd.; Çıtak »Çivril -Dz.; -Es.; -Ama. köyleri; -Ada.; »Silifke -îç.)
[akçd] : (ishaklı »Bolvadin, »Dinar -Af.; Karahisar »Tavas -Dz.; »Lapseki -Çkl.; »Sivrihisar -Es.; »Akyazı çevresi -Sk.; »İnebolu, -Ks.;

145
* Alaca -Çr.; »Merzifon, -Ama.; Sanvadi, »Ermenek -Kn.; Aslanköy -îç.)
akciliıu [akkaya] Su geçirmiyen, gri renkli,küli toprak, kaolen. (Arpaköy -Or.; —Gr.)
[akkaya]: ^Navlu »Yeşilova -Brd.)
akça (I) 1. [—s» akça (I)] 2. Beyaz ve boz renkli öküz. (Büyükyenice »Osmaneli -Bil.)
akça (II) [—*¦ akça armut]
akça (III) Kadrnlarm süs eşyasında kullandıkları madenî, parlak ve ortası delik, yassı pul. (Eğrigöz »Emet -Kü.)
akça ağaç 1. [—» akça ağaç] 2. Dağlarda yetişen ve keçiler tarafından yenilen, beyaz gövdeli bir ağaç. (Bereketli »Tavas, Ortaköy »Çal -Dz.) 3. Küçük yapraklı, gevrek ve içi beyaz bir çeşit ağaç. (Fili »Biga -Çkl.) 4. Meyvasız bir çeşit orman ağacı. (»Elmalı —Ant.)
akça arırııt [— akça armut]
ak çababa [— akbuba]
akçababaş [— akbaba]
akçabağ Ağaçlara sarılan, küçük yapraklı bir çeşit sarmaşık. (Aliköy »Çaycuma -Zn.)
ak ç ab alık 1. [-»akbalık -1] 2. [- akbalık - 2]
akçabardak [akbardak] 1. Karçiçeği, kardelen, çiğdem. (Yeniköy -Ba.; »Gelibolu -Çkl.; Demirdere »Mustafakemalpaşa-Brs.; Danamandıra, Çayırdere »Silivri -ist.; Danişment »Uzunköprü -Ed.; Çengelli »Lüleburgaz, Çavuşköy »Babaeski -Krk.; »Saray -Tk.)
[akbardak] : (»Susurluk -Ba.; Çavuşköy »Babaeski -Krk.)
2. Bir çeşit saplı, beyaz kabak. (»Bergama -Iz.) akçabaş Çivi, ağaç çivi. (»Bergama -Iz.; Doma »inegöl -Brs.; »Zile -To.)
akçaböceği Teşbih böceği. (»Oğuzeli -Gaz.)
akçabudak Kerestesi sert ve sağlam olan bir ağaç, karaağaç. (Kayadibi »Yeşilova -Brd;)
akça buğday Beyaz, kılçıksız bir çeşit buğday. (Kavakiçi »Simav -Kü.)
ak cacık [—» akabbak]
akça elma Bir çeşit elma. (-Kü.)
ak çağa tık [— akcakatık]
akçagurun Büyükçe eşek. (Paşa-köy —Bo.)
akça kanat (I) [ak ganat, ak kanat (I) - 3] 1. [- akça hacı - 2] 2. Tatarcık. (»Kilis, -Gaz.) [ak ganat] : (-Es.) [ak kanat (I) - 3] : (»Ayvacık -Çkl.; Görmel »Ermenek -Kn.)
akça kanat (II) Güneyden esen ve çok defa kar getiren yel. (-Mr.)
akçakatık[akcakatık - 2, akçagatık] Yağlı ve süzülmüş yoğurttan yapılan ve kışa saklanan bir çeşit peynir. (Eber, Burhaniye »Dinar-Af.; ilyas »Keçiborlu, Sücüllü »Yalvaç, Sofular »Eğridir, Senir, Büyükha-cılar -Tsp.; Ürkütlü »Bucak, Do-ğanbaba »Yeşilova, Aksu -Brd.; Bereketli »Tavas -Dz.; Çepni »Gemerek -Sv.; »Mucur -Krş.; -Kn. çevresi; Ceylanköy »Lüleburgaz -Krk.)
[akcakatık - 2] : (Sofular »Eğridir -Isp.; »Yeşilova köyleri -Brd.; »Zile -To.)
[akçagatık] : (»Yalvaç ve köyleri -Isp.)

Derleme, 10
146
akça kavak Gövdesi ve yapraklan kavağa benziyen bir çeşit ağaç, beyaz kavak. (Alanlı —Ay:; -Kü.)
akça kerkez Kartal cinsinden, başı beyaz, kanatlarının, uçları siyah bir çeşit kuş. (Orhaniye »Marmaris , -Mğ.)
akça kesme [akçe kesme] Dağlarda yetişen ve keçiler tararından yenilen çalı, (Ulupınar »Yeşilova, Ür-kütlü »Bucak -Brd.; Çomaklıdere »Korkuteli -Ant.; »Fethiye köyleri, »Marmaris, -Mğ.) [akçe kesme]: (Tekkeköy -Dz.)
akçakoca Saçı, sakalı beyazlaşmış ihtiyar. (-Sn.)
akçalaşmak Pazarlık etmek. (Kara-yılanlı -Hat.)
akçalı 1. Dalları yassı olan bir çeşit çah. (îsmetiye —Brs.) 2. Çit yapılan bir çeşit diken, çah. (Hasanoğlan -Ank.)
akçahbasan Bir çeşit buğday. (—Kü.; Koyunbaba »Kalecik -Ank.)
ak çalık Okul çocuklarının taktıkları beyaz yaka : Akçalığım evde kalmış. (Çepnidere »Turgutlu -Mh.)
akça mercimek İri taneli bir çeşit mercimek. (»Bünyan -Ky.)
akçamuk 1. Tamamen açılmış pamuk kozası. (Kuzyaka »Safranbolu -Zn.) 2. Saçkırana benziyen bir çeşit saç hastalığı. (Abana -Ks.)
akça örüzger [—» akyel - 2]
akça pakça Beyaz, temiz, güzel: Akça pakça bir çocuk. (»Alaşehir -Mn.; Pelitköy »Burhaniye -Ba.; -Kü.; »Taşköprü -Ks.; »Çarşamba ve köyleri -Sm.; »Bor -Nğ.; »Elmalı -Ant.)
akçarados Bir çeşit beyaz buğday. (»Fethiye köyleri -Mğ.)
âkça rüzgâr [akyel -4] 1. [—* akyel - 2] 2. Kuzey batıdan esen yel. (Sanmanın utlu »Buldan -Dz.) [akyel-4].: (Hadım ‘Çal -Dz.)
akça tu tuk Sığırlardaki idrar tutukluğu hastalığı. ^(Kadısusuz »Gerede -Bo.)
akçavak 1. Su kenarlarında yetişen, bey*z yapraklı bir ağaç. (Yakabağ »Fethiye —Mğ.). 2. Beyaz renkli, çevik hareketli bir çeşit ırmak ba-‘ lığı. (Keşanuz »Ayaş -Ank.)
ak çavdar Bir- çeşit çavdar. (Hamitli »Uzunköprü -Ed.)
ak çay azlık Martta ekilen yazlık buğday. (»Daday -Ks.)
akça yel 1. [-» akyel -2} 2. Kuzeyden esen yel. (»Çal —Dz.) 3. Güney doğudan esen yel. (»Emet -Kü.)
akçe kesme [—»akça kesme]“
akçıbaba 1. [—»akbaba] 2. İri bir çeşit kuş. (»Sarayköy köyleri —Dz.)
akçıl f-» akçıl]
akçiçek [akısga] Akasya ağacı. (Çepnidere »Turgutlu -Mn.) [akısga]: (Hasanoğlan -Ank.)
ak çilli Şalvar. (-Ank.)
akçiş Anahtar. (-Af. köyleri)
akçit Beyazı çok olan basma. (Do-ğanbey »Beyşehir —Kn.)
akdamar Tütün yapraklarında görülen bir çeşit hastalık. (»Dikili —İz.; -Sm.)
akdamla Süt, yoğurt. (»Kurşunlu–Çkr.)
akdara Erkekler tarafından oynanan bir oyun. (-İst.) akdaracak [—» akdıraç] akdara ç [-» akdıraç] akdar dönder etmek [—» akdarmak] akdargaç [—» akdıraç] ak dan 1. Beyaz mısır. (»Dinar ve

147
köyleri -Af.; *Eşme -Uş.; Yassıviran »Senirkent, Hisarardı »Yalvaç -Isp.; »Sarayköy köyleri, »Buldan ve köyleri, Yukarıboğaz »Tavas -Dz.; »Bozdoğan, -Ay.; »Alaşehir -Mn.; »Bandırma, Yeniköy -Ba.; Evreşe »Gelibolu -Çkl.; Karakuş köyleri »Ünye, »Perşembe, -Or. ve köyleri; »Tirebolu -Gr.; Uluköy »Torul -Gm.; -Dy.; »Zara -Sv.; Görmel »Ermenek -Kn.; »Milas ve köyleri, -Mğ.) 2. Küçük, beyaz mısır, patlak mısır. (»Eşme —Uş.; »Sarayköy köyleri -Dz.; Eymir »Bozdoğan -Ay.; Falaka »Bayındır^ Tepeköy »Torbalı ,-îz.; Çepnidere »Turgutlu -Mn.; îbradı »Akseki, Karadere »Gündoğmuş -Ant.) 3. Mısır cinsinden küçük taneli bir tahıl. (Ürkütlü »Bucak -Brd.; İsabey »Çal -Dz.; »Akyazı çevresi —Sk.; »Kilis —Gaz.; Güzelsu »Akseki, »Finike, -Ant.; Orhaniye »Marmaris, »Milas, »Bodrum -Mğ.) 4. Beyaz küçük taneli un yapılan darı, Arnavut darısı. (»Reyhanlı, »Antakya -Hat.)
akdarılmak Karşı tarafa geçmek, kayıp gitmek: Yılan beni görünce çukura doğru akdarıldı gitti. (»Elmalı -Ant.)
akdarmah [—» akdarmak]
akdarmak [akdar dönder etmek, akdarmah, akdört etmek, aktar dönder etmek, aktar kutar etmek] 1. Bir şeyi altüst etmek, karıştırmak, savurmak, boşaltmak, devretmek, hatmetmek, çevirmek. (İshaklı, »Bolvadin -Af.; »Senirkent ve köyleri, Kozluca »Keçiborlu ve köyleri, Yeniköy »Gelendost -Isp.; »Yeşilova ve köyleri. Çerçin, »Tefenni -Brd.;
Bereketli »Tavas, »Sarayköy köyleri, Yukarıkaraçay*Âcıpayam-Dz.; Sürez, »Bozdoğan, Tepecik -Ay.; iskele »Bigadiç -Ba.; Küçükkuyu »Ayvacık, Evreşe »Gelibolu -Çkl.; Yenice »Emet -Kü.; Bozan, -Es.; »Kandıra -Kc.; Dadıç -Bo.; »Safranbolu, Cumayanı -Zn.; —Sm.; Çilehane »Reşadiye, »Zile, -To.; Nefsiköseli »Görele -Gr.; Sobran -Gm.; Keçik »Oltu -Ezm.; Sosunga »Çayırlı, »Refahiye, -Eze; -Gaz.; »Afşin, »Elbistan,.-Mr.; Hacıilyas »Koyulhisar, Göbekviran, »Gürün, Çepni »Gemerek, Tutmaç -Sv.; »Sorgun, Küçükboynul —Yz.; »Bünyan ve çevresi -Ky.; »Ulukışla, »Bor, —Nğ.; Sarıvadi »Ermenek, »Karaman —Kn,; Gözne, Darıseki-si -İç.; Karadere »Gündoğmuş, »Elmalı, »Finike ve köyleri -Ant.) [akdar dönder etmek] : (Yenice »Emet -Kü.)
[akdarmah] : (»Mucur -Nş.) [akdört etmek] : (Akçaköy »Yeşilova -Brd.; Dodurga »Bozüyük -Bil.; »Elmah -Ant.) [aktar dönder etmek] : (Incirköy »Fethiye -Mğ.) [aktar kutar etmek] : (-Çr.) 2. Tarlayı sürerek toprağı kabartmak. (İskele »Bigadiç -Ba.; »Safranbolu, »Bartın -Zn.) 3. İletmek, göndermek. (»Gelendost -Isp.) akdarmahk Kuran’ı hatmeden öğrencinin hocaya verdiği hediye. (-Nğ.)
akdene 1. Bir çeşit fasulye. (Atabey -Isp.) 2. Çorba için iri öğütülen arpa. (Giremez »Araç -Ks.)
akdeş [—» akani]

148
Görmel »Ermenek -Kn.) [akdirmit]: (-Nğ.)
akdirmit [—*¦ akdimlit]
akdoğan Yırtıcı bir kuş. (Kireli »Tire -îz.)
akdoğu Beyaz renkli, küçük ve kıvrık kulaklı keçi. (Geyren -Isp.; »Kargı, »Tosya -Ks.)
akdon 1. Soğuk gecelerde yağan çiğin donması, kırağı., (Yaşyer »Müâs -Mğ.) 2. îç pantolonu. (Yusufca »Tefenni -Brd.)
akdoncak İç pantolonu ile, yarı giyinik. (»Fethiye köyleri -Mğ.)
akdört 7-8- cm. uzunluğunda dört ağaç parçasiyle oynanan bir ev oyunu. (Iğnecüer »Mudurnu, »Gerede -Bo.)
akdört etmek [— akdarmak]
akdudu Sarımtırak renkli bir çeşit kuş. (İshaklı »Bolvadin -Af.)
ak dut Beyaz dut. (»Perşembe, -Or. ve köyleri)
ak düşmek Üzümler olmaya haşlamak. (»Merzifon ve köyleri -Ama.)
akebe Yokuşlu, inişli, dönemeçli yol. (-Md.)
akekin Beyaz, iri taneli, kırmızı başaklı bir çeşit kılçıklı buğday. (Rumeli göçmenleri)
akelma [—*¦ akalma] -aker Sigara ağızlığında biriken kir, zifir. (-Md.)
akere Duvar içinde sıra sıra, pencere gibi açılan ve arkadan yem vermeye elverişli olan öküz yemlikr lerinden herbiri. (»Kilis, -Gaz.)
akey [— aka - 2]
akfaşar Balıkçılara verilen isim.
(Yaşyer »Milas -Mğ.) akfatma 1. Lor tatlısı. (»Bergama
-îz.) 2. Yağ, yumurta ve kül suyu

akdıraç [akdaracak, akdaraç, akdar-gaç, akdıreç, akdırgeç, aktaracak - 2, aktaraç, aktarağacı - 2, aktıraç, aktıraş -1, aktıreç] Sacın üzerindeki yufkayı çevirmeye yarıyan, yassı demir veya tahta aygıt. (Aydoğmuş »Keçiborlu -Isp.; -Brd.; Yukarj,-karaçay »Acıpayam, Kösten -Dz.) [akdaracak]: (»Zile -To.;.-Mİ.) [akdaraç] : (-Isp.) [akdargaç] : (»Marmaris köyleri -Mğ.)
[akdıreç] : (-Brd.; »Çivril -Dz.) [akdırgeç] : (Kozluca »Keçiborlu -Isp.)
[aktaracak - 2]: (-Sm.; »Almus, »Zile, Cincife »Turhal, -To.; »Zara, -Sv.)
[aktaraç] : (Bademli »Dinar -Af.; »Eşme -Uş.; -Brd. köyleri; Isabey »Çal, Honaz ve çevresi -Dz.; Muratlar »Bayramiç —Çkl.; Baklalı »Çatalca -ist.; -Sv.; Bezirhane »Balâ, Çalış, Yaraşlı »Haymana -Ank.; »Ereğli, -Kn.; Çavuşköy »Babaeski -Krk.) [aktarağacı -2]: (-Ur.) [aktıraç] : (Aydoğmuş —Isp.; Kösten -Dz.)
[aktıraş-1]: (Yaka*Keçiborlu-Is,p.)
[aktıreç]: (Çiftlik »Dinar -Af.;
tlyas »Keçiborlu -Isp.; îshaklı
»Çivril -Dz.) akdıreç [—» akdıraç] akdırgeç [— akdıraç]
akdiken Crataegus, rosaceae. (—İst.)
akdikmeler Kireçli topraktaki muntazam sel yarmtdarı. (»Mut köyleri -Iç.)
akdimlit [akdirmit] Beyaz, küçük taneli bir çeşit üzüm. (Uğurlu,
149
ile yapılan, üzerine ılık şerbet dökülen tatlı, şekerpare. (Davutpaşa–İst.) akfiğ [— akf iy]
akfiy [akfiğ] Bezelye. (Senir -Isp.;
“Taşköprü -Ks.; “Alaçam -Sm.;
“Mucur köyleri -Nş.)
[akfiğ] : (“Mucur köyleri —Nş.) akga [— aka -1]
akganak Kökü kesildiği zaman çıkan sütünden sakız yapılan, yaprakları tüylü bir çeşit ot. (İncesu “Dinar -Af.)
ak ganat [— akça kanat (I) - 2]
ak gaş Kaşları beyaz insan. (Giremez “Araç -Ks.)
akgatık Lorla karıştırılarak kurutulmuş yoğurt. (* Şarki Karaağaç -Isp.)
akganüstü gelmek Sırtı yere gelmek, güreşte yenilmek. (Tepe “Seben -Bo.)
akgavık Beyaz yünden yapılan ve fese benziyen bir çeşit şapka. (Alâ-eddin “Acıpayam -Dz.)
ak geçi Tiftik keçisi': Ak geçiyi gören içi dolu yağ sanır. (“Bor -Nğ.)
akger [akker] Tüyleri alacalı kıl keçisi. (Geyran -Isp.; Urkütlü “Bucak —Brd.; Ovacık “Tavas ^-Dz.; “Eşme ve köyleri -Mn.; Cumalı-kızık -Brs.; Akköy “Söğüt -Bil.; *Kargı,*Tosya -Ks.; Buğabağı-Çr.; Ovacık “Vezirköprü -Sm.; Mahze-min —Ky.; Uğurlu, Çukurbağ “Ermenek —Kn.; “Mut köyleri -İç.; Karadere “Gündoğmuş —Ant.) [akker] : (Gölcük “Tefenni -Brd.; “Avanos -Krş.; Avşar ve Türkmen aşiretleri “Pınarbaşı, “Bünyan -Ky.)
akgernaz, akgernez [akkermaz] Bir
çeşit beyaz buğday. (Balkı “Ilgın —Kn.; Ormana “Akseki -Ant.) [akkermaz]: (“Aksaray -Nğ.)
akgesse Pişmiş hamurun araşma ceviz, peynir koyup üzerine yağ ve tatlı dökülerek yapılan yemek. (Güzelsu “Akseki -Ant.)
akgevrek Beyaz, sert kabuklu, gevrek bir çeşit üzüm. (Evciler -Ks.)
akgın (I) 1. [-*akkm (I) -1] 2. [- akkm (I) -3] 3. [- akkın (I)
-5]
akgın (II) 1. [- akak (I) -3] 2. [-akak (I) -4] 3. [- akım (I)] 4. [—* akılgan (I) -1] 5. Hızlı, kıvrak: Bizim at akgın yürür. (İncesu “Dinar -Af.)
akgız Beyaz renkli inek veya buzağı. (Büyükyenice “Osmaneli –Bil.)
akglik Küçük, sarı meyvalı, boz renkli bir çeşit ağaç. (İncesu “Dinar -Af.)
ak gök 1. İyi kötü, yarı olmuş yarı olmamış sebze veya meyva. (Dişli “Bolvadin -Af.; Alâeddin “Acıpayam, Çıtak “Çivril -Dz.; Çulhan “Bozdoğan -Ay.; Yakabağ “Fethiye, Yaşyer “Milas -Mğ.) 2. Bir çeşit incir. (Senir —Isp.; “Fethiye ve köyleri -Mğ.) 3. Çeşitli sebze. (Garipköy “Tavas -Dz.; “Fethiye ve köyleri -Mğ.)
akgötüren Yabanın büyüğü. (-Ed.)
akgöz [akgözlü, akközlü] 1. Korkak, budala, ahmak. (Kızılköy “Dinar -Af.; Yassıviran “Senirkent, Banus “Eğridir -Isp.; “Sarayköy köyleri, “Tavas köyleri, Ekse “Çal, Yukarı-karaçay; Darıveren “Acıpayam, Tekkeköy -Dz.; Hamzabali, Eymir “Bozdoğan -Ay.; Yenice “Emet, -Kü.; * Sivrihisar -Es.; Beydili “Nallıhan -Ank.; “Karaman, “Er-
SanaDBaba
150
menek köyleri -Kn.; “Anamur, As-lanköy -Iç.; Karadere “Gündoğmuş, “Gazipaşa -Ant.; “Fethiye köyleri, Orhaniye “Marmaris -Mğ.) [akgözlü] : (Kuşbaba “Bucak-Brd.)
2. Açgözlü, herşeyde gözü olan. (“Şarki Karaağaç -Isp.) [akközlü] : (“Şarki Karaağaç -Isp.)
3. Fesat, hırçın, (iğneciler “Mudurnu -Bo.)
ak gözleme Yağsız ekmek, pide. (Dişli “Bolvadin -Af.; Bereketli “Tavas -Dz.; “Devrekani -Ks.)
akgözlü [—» akgöz -1]
akgut İri taneli, güzel kokulu bir çeşit beyaz üzüm. (“Şerefli Koçhi-sar ve köyleri -Ank.; -Kn.)
akguyruk iyi cins çay. (“Bor-Nğ.)
ak gül Beyaz gül. (“Bolvadin -Af.)
ak gün Mesut ve mutlu gün. (“Mesudiye köyleri —Or.)
akgünek Kırda yetişen ve yenen bir çeşit ot. (Çaltı “Gelendost -Isp.)
akhaba Yünden dokunmuş bir çeşit kilim. (Çaltı “Gelendost —Isp.)
akı (I) [aki] Kardeş. (Ekse “Çal -Dz.; “Mustafakemalpaşa —Brs.) [aki]: (Müdam “Mustafakemalpaşa -Brs.)
akı (II) Yumurtanın beyazı. (Kaya-pa-Ed.)
akıbat (I) Avukat. (Uluköy “Dinar
-Af.; Çukurkuyu “Bor —Nğ.) akıbat (II) Göz göre göre, bile bile.
(Çalı “Çal, “Tavas -Dz.) akıd [akıda (II), akıdak -1, akıdık(I) -1,
akıt (I), akta] Sidik. (“Boğazlı-
yan -Yz.; M alizemin -Ky.)
[akıda (II)]: (“Zile -To.)
[akıdak(Bahçeli “Bor -Nğ.)
[abdık (I) -1] : (“Yalvaç -Isp.; Be-
reketli “Tavas -Dz.; “Zile -To.;
-Yz.; -Ky.; -Kn.)
[akıt (I)]: (Devri “Bucak -Brd.;
-Bo.; “Bor -Nğ.)
[akita] : (“Zile -To.)
akıda (I) [akıt (II) ,2] 1. Helva, şeker, pekmez. (Mençek, Uğurlu “Ermenek -Kn.) 2. Çoğu kaynatmak suretiyle akideleşmiş şeker, pekmez, koyu pekmez. (“Anamur, “Silifke, “Gülnar, “Mut ve köyleri -İç.) [akıt (II) -2] : (-M1.; -Ur.; “Kilis, “Nizip -Gaz.; “Afşin, “Elbistan, -Mr.; Hisarcık “Yayladağı -Hat.) 3. Pekmezle t karıştırılmış incir. (“Alanya -Ant.)
akıda (II) [-».akıd]
akıdak 1. [—» akıd] 2. Lâzımlık, oturak. (Bahçeli “Bor -Nğ,)
âkıdeş [— akani]
akıdık (I) 1. [- akıd] 2. Her yere işiyen kimse. (Uluğbey, “Senir-kent -Isp.)
akıdık (II) Kararsız, ikiyüzlü, sebatsız, dönek. (Küçükkabaca “Uluborlu, Yassıviran, Uluğbey -Isp.)
akıdmak [— akıtmak (i) -1]
akik Kadınların ve kız çocuklarımn boyunlarına taktıkları üçgen şeklindeki kırmızı boncuk. (İleydağı “Uluborlu, Bağıllı “Eğridir -Isp.)
akıla zarar, akıllara zarar Olağan üstü, tahminin üstünde : Bu sene buğdaylar öyle bol ki, akıllara zarar. (“Fethiye ve köyleri -Mğ.)
akılbahg, akılbaloğ [akılbali, akılbâ-liği, akılhalik, akılbaluğ, akırbahk, akilbâle] Erinlik, baliğ olma, bulûğa erme. (-Bt.) [akılbali]: (Ortaköy “Çal -Dz.; “Merzifon -Ama.) [akılbâliği]: (“Merzifon -Ama.)

151
[akılbalik] : (Mahzemin -Ky.) [akılbaluğ, akılbuluğ] : (Çayağzı *Şavşat, »Ardanuç -Ar.) [akırbalık] : (Çamköy * Gölhisar -Brd.)
[akilbâle] : (Çuvallı * Yeşilova -Brd).
akılbali [—»akdbalıg]
akılbâliği [—» akılbabg]
akılbalik [—» akdbalıg]
akılbaluğ, akılbuluğ [-» akdbalıg]
akılbâliğ olmak Erinlik çağına gelmek. (»Silifke -İç.)
akdcı Akıl veren. (Bahçeli *Bor-Nğ).
akıldak (I) Aynı akılda olan, kafa dengi. (Ekse, »Çal -Dz.)
akıldak (II) Küçük su toplumu çizgisi, su çatı. (»Avanos -Krş.)
akü delisi Zeki fakat çok yaramaz çocuk. (»Merzifon köyleri -Ama.)
akü ermezlik Cahillik. (Büyükyenice »Osmaneli —Bil.)
akılgan (I) [akgın (II) -4, akılkan -1, akmtdı (I) -2, akkın (II) -4, aklan (I) -6, aknal -1] 1. Akıntılı, hızlı akan su, akıntılı su kanalları. (Hıyam »Nizip, Lohan -Gaz.) [akgın (II) -4]: (»Sarayköy köyleri -Dz.)
[akılkan -1] : (Lohan -Gaz.) [akıntdı (I) -2] : (Muradiye ve köyleri -Rz.; Çavdarlı »Şavşat -Ar.) [akkın (II) -4] : (Yeniköy -Ba.; Bozan -Es.; Bahçeli »Bor -Nğ.; »Elmalı -Ant.; Dalaman, Mesken »Yatağan, Orhaniye »Marmaris -Mğ.) ‘
[aklan (I) -6] : (»Antakya -Hat.) [aknal -1] : (Gaziler »Hadım -Kn.) 2. [-» akak (I) - 1] 3. [-» akak (I) - 3] 4. [-+ akar -1] 5. [-» akım (I)] akdgan (II) 1* Ağacın kabuğu ile
gövdesi arasındaki ince tabaka. (-Çr.) 2. [-» akma (I) -1]
akdgan (III) 1. [-»akak (II)] 2. Bilgiç, çok bilmiş: Hadi sen de akılganlık satma. (Tanır »Afşin—Mr.)
akdkan 1. {-»akdgan (I) -1] 2. [-» akma (I) -1]
akım (I) [akgın (II) - 3, akdgan (I) - 5, akmtı (I) - 3, akkm (II) - 3, aklanı (I) - 2, aklantı -1, akimi, aknal - 2]
, Meyil, suya akış imkânı veren eğim: Bu damın akımı yok. (»Dinar köyleri -Af.; Yassıvirân »Senirkent -Isp.; Evreşe »Gelibolu-Çkl.; »Taşköprü -Ks.; Denizli »Vakfıkebir -Tr.; -Gm. ve çevresi; »İğdır ve çevresi -Kr.; Çanıllı »Ayaş -Ank.; -ÎC.)
[akgın (II) -3] : (»Mut köyleri -tç.) [akdgan (I) - 5] : (»Kilis -Gaz.) [akmtı (I) - 3] : (-Brs.; -Ks.; Mahzemin -Ky.)
[akkm (II)- 3] : (Mesken »Yatağan -Mğ.)
[aklam (I) - 2] : (»Gelibolu -Çkl.) [aklantı -1] : (»Kandıra -Kc; -Sn.) [aklım] : (»Ünye -Or.) [aknal -2]: (»Şarki Karaağaç -Isp.)
akım (II) Ayağın üstü. (»Doğuba-yazıt —Ağ.)
akım çatağı Küçük sellerin birleşerek büyük bir sel meydana getirdikleri yer. (Uzuncaburç »Silifke -Iç.)
akm Ekin, harmandan alman buğday: Bu yıl 200 çinik akınımız çıktı. (Yeniçubuk »Gemerek, »Kangal ve köyleri —Sv.)
akıncak Bayır, tepe, yamaç. (Cuma, yanı -Zn.; Karabörk »Görele, Yas-lıbahçe »Bulancak -Gf.; -Rz.; Har-şit bucağı köyleri -Gm.)
akındırık [—» akma (I) -1]

152
akırba Hısım, akraba. (Kızılca, Karahisar »Tavas —Dz.)
akırbale gelmek Erinlik, bulûğ çağma gelmek. (Karahisar »Tavas -Dz.)
akırbahk [-» akdbalıg]
akırdak Kaim dilme, direk. (Karayı -lanlı »Antakya -Hat.)v
akırgan (I) Tomruğun içinden çıkan yağlı çam. (Giremez »Araç -Ks.)
akırgan (II) 1. [-»akak (I) -I] 2. [-» akak (I) - 5]
akırhergi Vakitsiz yapılan nadas: 10 dönüm akırhergi yaptım. (Solakuşağı »Şerefli Koçhisar -Ank.)
akırtmaç [akıtmaç (I) -2] Deve yeni doğurduğu zaman alman sütüne un katılarak yapılan yemek. (Yeniköy »Ereğli -Kn.) [akıtmaç (I) -2] : (-Kn.)
akis (I) [akış] Köpek. (Elden »Yeşilova —Brd.)
[akış] : (İleydağı »Uluborlu -Isp.;
Navlu »Yeşilova -Brd.) akis (II) Otomobil aksı. (»Kandıra
-Kc.) akısga [—*¦ ak çiçek] akış [-»akis (I)]
akış akış Akın akın, toplu olarak. (»Bor -Nğ.)
akış akış gitmek Âkın akın, küme küme, toplu olarak gitmek. (Bahçeli »Bor -Nğ.)
akışkı Akınca: Musluktan su akışkı bana haber ver. Elimi bıçak kesti, kan akışkı korktum. (Senir »Keçiborlu -Isp.)
akışmak (I) Bir yöne hep birden, toplu olarak yürümek, üşüşmek. (Yassıviran »Senirkent, »Şarki Karaağaç -Isp.; Kuşbaba, Devri »Bucak, Güney »Yeşilova -Brd.; Ga-

akmgan Su yürümüş ağaç. (Kazma-sökü -Sn.)
akını akım gitmek Sürüne sürüne, yüzüstü gitmek. (Akpmar -Or.)
akmmak jakkınmak] 1. Özenmek, meyletmek, gönül vermek, sevmek. (*Bartm -Zn.; Avşar aşireti, Fakı-ekinciliği »Pınarbaşı -Ky.; Bahçeli, *Bor, -Nğ.; Görmel, »Ermenek -Kn.; Şıhşamı »Kadirli -Ada.;»Silifke -İç.)
[akkınmak] : (»Silifke -İç.) 2. Kaymak: Dağlardan akınarak geldim. (Karakuş bucağı köyleri »Ünye, Arpa -Or.; Karabörk »Görele -Gr.; »Ermenek -Kn.)
akmtı (I) 1. Yağmur ve kar suyu. (Uluğbey »Senirkent -Isp.; »Çal köyleri -Dz.; -Rz.) 2. [-»akak (I) - 3] 3. [-» akım (I)]
akmtı (II) [-» akma (I) -1]
akmtı (III) Bir işin normal gidişi: işleri akıntıya bindirdik. (Uluğbey »Senirkent, Körküler »Yalvaç -Isp.; »Mesudiye -Or.)
akmtı (IV) Kadınlarda aybaşı olayı. (Görmel »Ermenek -Kn.)
akıntdı (I) 1. [-»akak (I) -4] 2. [-»akdgan (I) -1] 3. [-»akkın (I) - 2] 4. [-» akkın (I) - 4]
akıntdı (II) [-» akkın (III) -1]
akıprık Su içmeye mahsus kalaylı ibrik. (»Dinar ve köyleri —Af.)
akır (I) Ateş. (»Karlıova köy ve aşiretleri —Bn.)
akır (II) Ahır. (Yaraşlı »Haymana -Ank.)
akırap [—» akrap (II) -1]
akıraz [akırazgı] Beyaz üzüm, (Yazıköy »Safranbolu-Zn.; »Ilgın -Kn.) [akırazgı]: (»Şarki Karaağaç -Isp.)
akırazgı [-» akıraz]
153
ripköy *Tavas, ¦Çivril, Honaz-Dz.; Alamut, Sürez ¦Bozdoğan -Ay.; Yenice *Emet -Kü.; »Sivrihisar, Bozan -Es.; *Kilis -Gaz.; ¦Kırıkkale -Ank.; Avşar aşireti, Fakıekin-ciliği *Pmarbaşı -Ky.; *Bor, -Nğ.; Doğanhey *Beyşehir, *Ermenek ve köyleri -Kn.; * Silifke, Çiftepmar ¦Mersin -İç.; *Elmah -Ant.)
akışmak (II) Toprak dam yağmurda akmak, (Sofular *Eğridir -Isp.; Kuşhaba ¦Bucak -Brd.)
akışmak (III) Anlaşmak, kaynaşmak, arkadaş olmak. (Aslanköy * Mersin
-İç) akıt (I) [-»akıd]
akıt (II) 1. Salça. (-İst.; -Mr. ve çevresi) 2. [-* akıda (I) - 2]
akıt (III) Taş kemer, kubbemsi taş tavan : Tavanları akıt evler soğuk olur. (*Ahlat -Bt.)
akıtma (I). [akıtma işi] 1. Mısır ununa haşhaş, yağ veya pekmez karıştırılarak tepside pişirilen bir çeşit ekmek, (ishaklı, Dişli * Bolvadin -Af.; *Senirkent, Sücüllü * Yalvaç -Isp.) 2. Tepside pişirüen yumurtalı veya yağlı ekmek. (Sofular, Akçaşar *Eğridir, *Senirkent —Isp.; ¦Yeşilova köyleri —Brd.) 3. Hamuru saç- üzerine dökülerek pişirilen bir çeşit ekmek, pide, çörek. (Sofular ¦Eğridir -Isp.; Devri ¦Bucak -Brd.; Garipköy, Karahisar, Bereketli *Ta” vas, ¦Sarayköy, Bozkurt —Dz.; Ulucak *Menemen, ¦Torbalı köyleri,-Falaka ¦Bayındır, Kazanlı, Ba-labanlı . ¦ödemiş, ¦Bergama -İz.; -Mn.; Minnetler * ivrindi, Yeniköy -Ba.; Ismetiye -Brs.; Hacıkebir ¦Emet, Geçek ¦Altıntaş -Kü.; ¦Safranbolu, ‘Bartın —Zn.^ ¦Yatağan
-Mğ.; -Ed.; ¦Lüleburgaz köyleri -Krk.; Şahinköy ¦Malkara -Tk.) [akıtma işi] : (¦Susurluk -Ba.)
4. Hamuru yağda kızartarak yapılan bir çeşit ekmek veya tatlı. (Hamzabali ¦Bozdoğan -Ay.; ¦Dikili -İz.; ¦Turgutlu, -Mn.; Demir-kapı ¦Susurluk, ¦Bandırma, -Ba.; ¦Mustafakemalpaşa -Brs.; Bozan -Es.; *Safranbolu -Zn.; -Sm.; -Krk.; Büyükmanika ¦Saray —Tk.)
5. Hamuru, yassı kadayıf gibi saç üzerine dökerek yapılan bir çeşit tatlı. (Alanlı -Ay.; ¦Susurluk ve çevresi -Ba.; ¦Bayramiç, ¦Çan -Çkl.; Çayırdere ¦Silivri, Yeniköy, ¦Yalova -İst.; ¦Elmalı -Ant.; Şeref ¦Yatağan -Mğ.; Kayapa ¦Lalapaşa, —Ed.; Ceylanköy ¦Lüleburgaz, -Krk.) 6. Hamuru, saç üzerinde pişirildikten sonra tepsiye alınıp, üzerine et suyu veya tatlı dökülerek yapılan bir çeşit yemek. (Evreşe, *Gelibolu -Çkl.; -Ant.) 7. Mısır unundan yapılan ekmek. (¦Turgutlu -Mn.; Doma *İnegöt -Brs.; Köprücek ¦Emet -Kü.) 8. Bir çeşit sucuk. (¦Kilis —Gaz.) 9-[- akma (I) -1] 10. Bir ottan toplanan süt sakızı. (Navlu *YeşUova -Brd.)
akıtma (II) [akıtmaç (II)] Hayvanların alnından burnuna doğru uzanan beyaz leke. (Kıratlı ¦Dikili, Poyracık ¦Kınık -Iz.; Hacıkebir *Emet -Kü.; Bozan-Es.; *Kandıra —Kc; ¦Düzce -Bo.; -Çkr.; —Ama.; -EL; -Mİ.; Keret *Nizip, Lohan -Gaz.; ¦Afşin -Mr.; ¦Antakya -Hat.; Kötüboynul -Yz.; *Haymana -Ank.; Çığşar ¦Kadirli -Ada.; .Mut köyleri -İç.; Yakabağ *Fethiye -Mğ.;

154
•Meriç -Ed.)
[akıtmaç (II)] : (»Avanos -Krş.)
akıtma (III) 1. Alçıdan yapılan tavan süsleri. (-Çkr.) 2. Bir çeşit nakış. (»Mut köyleri -Iç.) 3. Enli bilezik. (»Siverek. -Ur.; »Nizip, »Kilis -Gaz.; »Pazarcık köyleri -Mr.) 4. Birkaç dizi enli gerdanlık. (»Kilis -Gaz.)
akıtma (IV) 1. Susamın sapları karışmadan tanelerini bir yere toplama. (Büyükyenice »Osmaneli —Bil.) 2. Tarlanın, yalnız ekilecek kısımlarını gübreleme. (*Kilis -Gaz.)
akıtmacık Kilim, yün çorap ve heybelerde kullanılan bir çeşit motif. (Orhana »Anamur -Iç.)
akıtmaç (I) 1. Saç üzerinde pişirilen yumurtalı hamur yemeği. (Bademli »Dinar -Af.) 2. [— akırtmaç] 3. Sulu, su kıvamında, cıvık. (Üründü »Serik -Ant.)
akıtmaç (II) [—*¦ akıtma (II)]
akıtma işi [—»akıtma (I) -3]
akıtmak (I) [akıdmak] 1. İşemek. (»Dinar köyleri, Hocalar •Sandıklı, Dişli, »Bolvadin -Af.; »Eşme —Uş.; Yassıviran »Senirkent, Hisarardı, * Yalvaç, Gönen, -Isp.; »Tefenni çevresi, Kayadibi •Yeşilova -Brd. ve köyleri; »Sarayköy, Çöplü »Çivril, Çardak -Dz.: »Bozdoğan -Ay.; »Alaşehir -Mn.; »iznik -Brs.; Yenice *Emet, Çal —Kü.; »Sivrihisar -Es.; —Ks.; Al-vaz, *Şabanözü, »Eskipazar, »Kurşunlu -Çkr.; -Çr.; »Zile ve çevresi -To.; Kalafka -Tr.; Süle -Gm.; -Rz. ve köyleri; »Kilis -Gaz.;-Mr.; Çepni *Gemerek, »Zara, -Sv.; -Yz. köyleri; -Ky.; Bahçeli *Bor, -Nğ. ve çevresi; * Ermenek ve köyleri,
-Kn.; »Anamur, »Süifke -Iç.; »Elmalı, *Kaş, -Ant.) [akıdmak] : (-Brd.; Yakaköy »Gelendost -Isp.; -Es.) 2. Hayvan sulamak. (»Karahalh -Uş.; San-mahmutlu »Buldan, Bulkaz »Çivril -Dz.)
akıtmak (II) 1. Meylettirmek, çekmek, çevirmek: Kızın gönlünü akıtmak lâzım. (Körküler »Yalvaç -Isp.;, Çeltek »Yeşilova, -Brd.) 2. Düşürmek: Kalemi cebimden akıtmışım. (Yenice »Emet -Kü.)
aki [-»akı (I)]
âkideş [—*¦ akani]
akidiye Akide şekeri. (-Ezm.)
akilbâle [—» akılbahg]
akilik (I) Omurilik. (Dişli »Bolvadin -Af.; »Senirkent -Isp.; »Lapseki -Çkl.; -Es.; Cumayanı -Zn.; »Taşköprü -Ks.; -Nğ.; -Kn.)
akilik (II) Beyaz düğme. (»Gelendost -Isp.; Kayadibi »Yeşilova -Brd.; * Sarayköy köyleri, İsabey, Ekse *Çal -Dz.; Çepnidere »Turgutlu -Mn.)
akilitiri Bir çeşit beyaz erik. (»Bor ;Nğ.)
akîr (I) 1. Eritilen yağın dibinde biriken tortu. (»Zile —To.; —Gaz.; Isgın »Elbistan, »Afşin -Mr.; »Reyhanlı ve Amik ovası Türkmenleri -Hat.; Karatoruk »Gürün -Sv.) 2. Yağ ve yoğurt gibi maddelerin ekşi tortusu. (»Kilis —Gaz.) 3. Bir sıvının dibindeki birikinti, tortu. (•Kilis, »Nizip -Gaz.)
akır (II) Hakaret anlamında. (»Nizip -Gaz.)
akisi Aksi, söz dinlemiyen. (Dan-veren »Acıpayam —Dz.)
akita [—» akıd]

155
akitin Yiğit, cesur. (-Dy.) akiye [akya] Orkinos balığı. (“Marmaris -Mğ.)
[akya] : (Bozburun “Marmaris, -Mğ.)
akka 1. [-»aka (I) -2] 2. [-*aka
(i) - i]
ak kabak (I) ince uzun, beyaz renkli bir çeşit kabak, helvacı kabağı. (Bağılh “Eğridir -Isp.; -Sm.;*Mer-zifon köyleri -Ama.)
ak kabak (II) [— akbanıbalak]
ak kadm barınağı Büyük salkındı, uzun taneli bir çeşit beyaz üzüm. (Yassıviran “Senirkent -Isp.)
akkadina Papatyaya benzer sarı çiçekli bir ot. (Kıbrıs)
akka dukka Bir çeşit oyun. (Yarık-kaya “Emirdağ -Af.)
akkakık Kırmızı, gevrek: Bu ekmekler akkakık olmuş. (Navlu “Yeşilova -Brd.)
ak kanat (I) 1. Kuyruğu ve yelesi beyaz olan at. (-Isp.; “Mut köyleri -Iç.) 2. Beyaz kanatlı küçük bir knş. (Çulhan “Bozdoğan -Ay.) 3. [-9 akça kanat (I) - 2] 4. Uçak. (Ekse “Çal -Dz.)
akkanat (II) Ürün vermiyen mısır bitkisi. (Oğuz “Acıpayam -Dz.)
akkanat (III) Eski askeri örgüte göre muvazzaf, ihtiyat, rediften sonra gelen yaşldar. (-Ama. köyleri)
akkanat alayı Saçı sakalı ağarmış ihtiyarlar. (-Çr.)
akkanat bulutu Yağmur bulutu. (-Ant.)
akkap 1. Yazı kâğıdı. (“Ayvacık -Çkl.) 2. Beyaz tabak. (“Bergama -tz.)
akkaş (I) Lâkap, şöhret. (“Sarayköy köyleri -Dz.; Giremez “Araç -Ks.)
akkaş (II) Haşhaş, afyon. (Gürnes “Akşehir -Kn.)
akkatık 1. [— akcakatık -1] 2. Yağlı sütten yapılan yoğurt. (İshakh “Bolvadin -Af.) 3. Yoğurdun üzerinden alınıp bir yerde biriktirilen kaymak. (“Şerefli Koçhisar -Ank.) 4. Süt. (Çavuşköy “Babaeski -Krk.)
akkavak Populus alba, salicaceae. (-Brs.; -İst.)
akkaya [—*¦ akcilim]
akkaya bülbülü Muaşeret adabını bilmiyen, kaba adam: Akkaya bülbülü geldi. (-Ed.)
akkayacık Yuvasını kayaların derin kovuklarında yapan, kanatları siyah tüylü küçük bir kuş. (Civan-yaylağı “Mersin -İç.)
akkayşak Bir çeşit mantar. (“Çerkeş -Çkr.)
akker [- akger]
akkerkes Kartal cinsinden, başı beyaz, kanatlarının – uçları siyah bir kuş. (“Ulukışla, “Bor -Nğ.; Kızılca “Hadım —Kn.)
akkermaz [— akgernaz]
akkın (I) [akgın (I) -1,2,3; akıntılı (I) -3, 4; aklam (II), aklan (II)-2] 1. Az meyilli, düzgün, engebesiz yol veya toprak. (Yassıviran “Senirkent -Isp.; -Brd. köyleri; “Çal, “Buldan köyleri, Garipköy “Tavas, Tekkeköy -Dz.; Yeniköy -Ba.; Kü-çükkuyu “Ayvacık -Çkl.; Beşkarış “Altıntaş -Kü.; “Sivrihisar, Bozan -Es.; Bahçeli “Bor -Nğ.; Çukurbağ “Ermenek -Kn.; “Silifke -İç.; “Elmalı -Ant.; Genek “Yatağan, Orhaniye “Marmaris -Mğ.) [akgın (I) -1] : (Devri “Bucak -Brd.; Yenice “Emet -Kü.; “Mut köyleri —İç.)

156
2. Sürülmesi ve çalışılması kolay tavlı toprak. (Garipköy *Tavas -Dz.; Yeniköy -Ba.; Sarıcaeli -Çkl.; Orhaniye »Marmaris -Mğ.) [akıntılı (I) - 3] : (Sücüllü »Yalvaç, -Isp.)
3. Yolunda, yoluna girmiş, olurunda (iş hakkında). (-Af.; »Eğridir köyleri, –Isp.; -Brd. ve köyleri; »Buldan köyleri, İğdir »Çivril, »Sarayköy -Dz.; -Ba.; Bozan, -Es.'; -Nğ.; »Silifke -İç.; »Elmalı -Ant.; »Milas -Mğ.)
[akgın (I) - 2] : (Devri »Bucak -Brd.; »Sarayköy köyleri -Dz.; Yenice »Emet -Kü.) [aklam (II)] : (Ahmetçe »Ayvacık -Çkl.; Kemal -Ed.)
4. Kolaylıkla yapılan, çabuk ilerli-yen, akıcı (iş hakkında). (»Eğridir köyleri, -Isp.; Darıveren »Acıpayam -Dz.; -Ba.)
[akıntılı (I)-4] : {»Eğridir köyleri -Isp.)
5. İşlenmesi kolay, pürüzsüz, düzgün, budaksız ağaç veya tahta. (Yassı viran »Senirkent, »Yalvaç -Isp..; —Brd.; »Çal —Dz.; Bozan -Es.)
[akgm (I) - 3] s (Bademli »Dinar -Af.; Yenice »Emet -Kü.) [aklan, aklan (II) - 2] : (Ürkütlü »Bucak -Brd.; Korucu »İvrindi -Ba.; Takanlı, Aslanköy »Mersin, »Mut köyleri -İç )
akkm (II) 1. [-»akak (I) -3] 2. [-»akak (I) -4] 3. [-»akım (I)] 4. [-» akdgan (I) -1]
akkm (III) [akıntılı (II)] 1. İstekli, eğinik, gönüllü, tutkun. (»Senirkent -Isp.; Marabuz »Afşin -Mr.; -Nğ.)
[akmtdı (II)] : (Büyükkabaca »Senirkent -Isp.)
2. Anlayışlı. (-Brd.) akkın (IV) iştahla, istiyerek yenen
yemek. (Eymir »Bozdoğan -Ay.) akkınmak [—» akınmak] ak kır Bütüniyle beyaz olan at, süt
kırı. (Avşar aşireti, Fakıekinciliği
»Pınarbaşı -Ky.; -Ant.) akkırkaz (kerkez) Kartal cinsinden,
kanatlarının ucu siyah bir kuş.
(-Kn.)
akkız 1. Killi ve nemli toprakta yetişen, uzun yapraklı, tüylü mor çiçekli bir çeşit diken olup sapları soyularak yenir. (İshaklı »Bolvadin -Af.; »Dikili -İz.; Pelitköy »Burhaniye -Ba.; Gözne, Civan-yaylağı,- Darısekisi »Mersin -İç.) 2. Genger otunun tazesi, şevketibos-tan. (»Bergama -İz.) 3. Yaylalarda yetişen ve kuruyunca içi boş kamış haline gelen ot. (Yukarıyirikler »Karaisalı -Ada.)
akkila çift Akala pamuğunun iki çenekli olan kapçığı. (Ekse »Çal -Dz.)
akko,akku Saksağan, alasakçâ. (-Dy.)
akkozak (I) 1. Beyaz renkli afyon çiçeği. (İsabey »Çal — Dz.) 2. Mısır koçanı. (İğdir »Çivril —Dz.) 3. Fıstık çamından yapılan kereste. (»Bergama -İz.) 4. Beyaz olan tahtası yapılarda kullanılan bir çeşit ağaç. (Hartlap -Mr.)
akkozak (II) Taşlarla oynanan bir oyunda kullanılan söz. (-Ky.)
akkÖse Sonbaharda ekilen, soğuğa dayanıklı bir çeşit .buğday. (»Hadım -Kn.)
akközlü [—» akgöz - 2]
akkıılak 1. Beyaz mantar. (»Ber-

157
gama -Iz.) 2. Sütü kurutularak güzel kokulu sakız yapılan bir çeşit ot. (Hemsin, Ortaköy *Pazar -Rz.; Yukarıkale * Koyulhisar, -Sv. ^Bozkır -Kn.)
akkulut Yeşil renkli, iri taneli bir çeşit üzüm. (Cimin —Eze.)
akkunduz Geniş ve kıvrık yapraklı bir çeşit ot. (*Şebin Karahisar, “Tirebolu -Gr.)
akkur Tertemiz, bembeyaz. (Kavak * Yeşilova -Brd.; Engilli * Akşehir -Kn.)
akkuş [akmaca] Leşle geçinen büyük ve yırtıcr bir kuş, atmaca. (Çaltı ‘Gelendost -Isp.; Ekse *Çal, Kızılca “Tavas -Dz.) [akmaca] :. (Bekilli *Çal -Dz.)
ak kuşak Elde örülmüş beyaz yün kuşak. (Yayla ‘Tefenni -Brd.)
akkuyruk Tavuk yiyen bir çeşit kuş. (Çulhan ‘Bozdoğan -Ay.)
akla almak, akla dakmak, akla goy-mak Bir şeyi sabit fikir haline getirmek, karar vermek. (*Bor -Nğ.)
aklabacı Kızağa ot yükleneceği zar man, ön kısmına konulan 1 – 1,5 metre yüksekliğindeki kazık, sırık. (*Ardanuç köyleri -Ar.)
akla dammak, akla damlamak Akla gelmek, sezmek, tahmin etmek: Bu işin olmıyacağı daha başında aklıma dammıştı. (‘Bor —Nğ.)
aklağı Akan suyun yatağında oyduğu çukur. (Karahöyük *încesu -Ky.)
aklahna üzümü iri yuvarlak taneli, – kaim kabuklu, dayanıklı bir çeşit
beyaz üzüm. (Sarıcaeli —Çkl.) aklam (I) 1. [—akak (I) -4] 2.
[—akım (I)]
aklam (II) [— akkm (I) - 3] aklamak, aklamak [aklemek] 1. Toplamak, ayıklamak, devşirmek: Soğan otu akladık. (Eber *Dinar -Af.; * Gelendost -Isp.; * Tefenni ve çevresi, ‘Yeşilova köyleri, Kurna,-Brd.; Hadım *Çal, D arı veren, Alâeddin, . ‘Acıpayam, ‘Sarayköy, Kadıköy ‘Buldan, ‘Tavas köyleri, Çardak -Dz..; Dallıca ‘Nazdli, Sürez, Hamzabali, ‘Bozdoğan, Tepecik -Ay.; Poyracık ‘Kınık -İz.; ‘Alaşehir -Mn.; Sonran1 -Gm.; Cenciğe -Eze; Sarıvadi, Çukurbağ, ‘Ermenek -Kn.)
[aklemek] : (*Acıpayam-Dz.; ‘Alaşehir -Mn.; -Ba.; Ismetiye -Brs.; -El. ve çevresi)
2. Temizlemek: Yarın arık aklamağa gideceğiz. (‘Tefenni ve çevresi, Kurna, -Brd.; Ekse *Çal -Dz.)
3. Atlamak: Çaydan akladım. (Karamanlı ‘Tefenni -Brd.) 4. Ağartmak, yıkamak. (Ekse ‘Çal, Kadıköy ‘Buldan -Dz.; ‘Düzce -Bo.; Güney ‘Taşköprü -Ks.) 5. Terbiye etmek. (‘Düzce -Bo.) 6.* Haklamak, başarmak. (Büyükmanika ‘Saray -Tk.)
aklan, aklan (I) 1. Su arkı. (Büyük-findos -Isp.; Çayır ‘Çaycuma, Hacı-kadıoğlu, Yukarıdemirciler, Sofular -Zn.) 2. [—akak (I) -1] 3. ]-akak (I) -3] 4. [—akak (I) - 4] 5. {— akar -1] 6. [— akılgan (I)
-i]
aklan (II) 1. [—akma (I) -1] 2. [—akkm (I) -5] 3. Yeşü kabuğu kolay soyulan iyi cins ceviz. (‘Mersin köyleri -îç.)
aklan (III) 1. [— akça (I)J 2. Tombul, beyaz: Aklan yüzlü çocuk, (l%a-

158
bey, *Çal -Dz.) 3. Uzun boylu, yakışıklı delikanlı. (Yukarıseyit “Çal -Dz.) 4. Olgun, aklı başında adam. (Takanlı *Mersin-îç.)
aklantı 1. [-* akım (I)] 2. [- akar -1] 3. Saçak oluğu. (-Sn.;-Tr.)
aklap Dağ armudu, ahlat. (Küçük-kabaca “Uluborlu, Süc.üllü, Ya-rıkkaya “Yalvaç -Isp.; Argıthanı “Ilgın -Kn.)
akla takla Altüst, karışık, dağınık: Her taraf akla takla oldu. (“Zile ve çevresi -To.)
aklemek [— aklamak -1]
akleyvaz 1. [-r*- ak bakla] 2. Ayşekadın fasulyesi. (—Mİ.) 3. [— ak-börülce - 2]
aklık (I) [aklık kızıllık] 1. Pudra, düzgün. (“Dinar -Af.; “Eşme -Uş.; -Isp.; Çerçin, -Brd.; Dallıca “Nazilli -Ay.; “Karşıkaya -İz.; “Alaşehir, -Mn.; Yeniköy —Ba.; “İnegöl, “İznik -Brs.; Yenice “Emet, Beşkarış, “Altıntaş, -Kü.; Bozan, -Es.; Fevziye “Geyve —Kc; —İst.; “Bartın, “Çaycuma, “Safranbolu -Zn.; “Kargı, -Ks.; “Çerkeş, “Eski-pazar,*Kurşunlu-Çkr.;—Çr. ve çevresi; Karadere -Rz.; “Boğazlıyan -Yz.; Bahçeli “Bor -Nğ.; “Ermenek -Kn.; “Mut köyleri -İç.; Kayapa, Hıdırağa -Ed.; “Lüleburgaz köyleri -Krk.; Büyükmanika “Saray -Tk.)
[aklık kızıllık] : (“Boyabat -Sn.) 2. Deri hastalığı ilâçlarında kullanılan beya* renkli toz. (-Sn. ve çevresi) 3. Tebeşir. (Erkilet “Pınarbaşı, -Ky.) 4. Kadınlarda veya erinlik çağındaki kızlarda görülen akıntı. (Söğüt “Marmaris -Mğ.) 5. [-* ak (I) - 4]
aklık (II) 1. [—¦ ak yıldız] 2. Samanyolu (Güzelsu “Akseki -Ant.)
aklık kızıllık [- aklık (I) -1]
akimi [— akım (I)]
aklî baliğ Aklı başında, düşünceli. (“Bandırma -Ba.)
aklöylez [— ak bakla]
akma (I) [akılgan (II) - 2, akdkan - 2, akındırık, akıntı (II), akıtma (I) - 9, aklan (II) -1, akunduk, akunduruk] 1. Çamsakızı, reçine. (Dikici, Çiftlik “Dinar, -Af.;’ “Eşme ve aşiretleri -Uş.; Sofular “Eğridir, Kozluca, Giresin, İlyas “Keçiborlu, Sağrak “Sütçüler -Isp.; Ürkütlü, Devri “Bucak, “Yeşilova köyleri, “Tefenni ve çevresi, —Brd. ve köyleri; “Sarayköy köyleri, İsabey, Bekilli “Çal, Darıveren, “Acıpayam, “Buldan köyleri, Yukarıbo-ğaz, “Tavas, Bulkaz, İğdir “Çivril, Honaz, Çardak, Başçeşme, -Dz.; Hamzabali, Sür ez “Bozdoğan, Ya-zırh “Nazilli -Ay.; Kıratlı “Dikili -İz.; Sarıcaeli -Çkl.; Beşkarış “Altıntaş -Kü.; Bağyaka “Finike, Yelten “Korkuteli -Ant.; “Bodrum, “Fethiye köyleri, “Milas ve köyleri, “Marmaris ve köyleri, Yerkesik -Mğ.)
[akılgan (II) -2] : (Sarı “Merzifon, Zigere -Ama.; -To.; Karaözü “Gemerek -Sv.)
[akdkan - 2] : (“Merzifon -Ama.) [akındırık] : (Zile “Mesudiye, Ba-yadı, Arpaköy -Or.; -Gr.) [akıntı (II)] : (Zevker “Refahiye -Eze.)
[akıtma (I) - 9] : (“Milas köyleri, -Mğ.)
[aklan (II) -1]: (Yukarıkale “Ko-

yulhisar -Sv.; Ortaca, Çakırlar ¦Akşehir -Kn.)
[akunduk] : (Nefsiköseli »Görele -Gr.; Harşit bucağı köyleri *Torul -Gm.)
[akunduruk] : (-Or. ve köyleri; ¦Tirebolu, Nefsiköseli »Görele, -Gr.; Denizli, Beşikdüzü »Vakfıkebir —Tr.)
2. Çokça meyva ağaçlarının gövde ve dallarında olan zamk. (»Eşme -Uş.) 3. Katran. (-Uş.)
akma (II) Tepe ve yarlardaki kaya parçaları. (Sarıcaeli -Çkl.)
akma (III) Aldanma, gönül verine. (-Yz. köyleri)
akma (IV) Bir çeşit kumaş. (-Sv.)
akmaca [— akkuş]
akmaç [—*¦ akak (I) - 3]
ak mahsul Tahıl. (Alâeddin »Acıpayam -Dz.; Köseçobanlı »Gülnar -îç.)
akmak (I) Ağaçlara su yürümek: Söğütler akmış. (Hisarardı »Yalvaç -Isp.)
akmak (II) Ekmek (yiyecek). (Yeni-çubuk »Gemerek, »Kangal ve köyleri -Sv.)
akmaltak Boz renkli, beyaza yakın. (»Çarşamba -Sm.)
akman 1. Temiz, beyaz, güzel. (»Taşköprü, Abana, -Ks.; »Meriç -Ed.) 2. Alnı beyazlı sığır. (»Taşköprü -Ks.) 3. ihtiyar. (»Şebin Karahisar -Gr.)
akmandır Sütünden sakız yapdan ot, sakızlık. (Medele, Ekse *Çal -Dz.)
akmaral Büyük geyik. (KadıçiftUği
»Yalova -ist.) akmaz Bir yere akıntısı olmıyan
küçük göl. (Haydarlı “Görele-Gr.)
159

akmelek Ak toprak. (Çandır »Serik -Ant.)
akmeri Bir çeşit beyaz üzüm. (»Ağın -El.)
akmık Atmık, sperma. (»Kandıra -Kc.)
akının 1. [—»ahbun -1] 2. Gübre ve benzerini taşımak için’ kağnının yanlarına konan tahta, mahfaza. (Taşoluk »Göksün -Mr.)
akının oku [— aklmn -2]
akmubatça [— akbaba]
akımın [—» ahbun -1]
aknak [-* akak (I) -1]
aknal 1. [- akdgan (I) -1] 2. [-»¦ akım (I)]
ako [akob] Deli, serseri. (»Zile -To.) [akob] : (Beylerli -Dz.)
akob [-* ako]
akobbah [—» akabbak]
akos [akoz] Saban, pulluk veya traktörün toprakta açtığı iz, çizgi. (»ZUe -To.; Ölçek »Ardahan -Kr.; Niğzivan -Ar.; »Ahlat -Bt.) [akoz] : (Bağlıca, Aş ağarmaklar »Ardanuç, Çavdarlı, »Şavşat, Er-kinis, »Yusufeli -Ar.; »Ardahan -Kr.; »Ahlat -Bt.)
akova Bir çeşit yumuşak buğday. (-Ba.)
akoz [-* akos]
akoz etmek Haber vermek, ihbar etmek Jargo]. (-Sm.)
akpa Mutfakta kullanılan büyük kıyma bıçağı. (Hızıruşağı “Avanos -Krş.)
akpacık [—» akabbak]
akpaflak [akşaplak] Beyaz ve şişman yüzlü kimse. (*Alaçam -Sm.; Görmel, Uğurlu, Çukurbağ “Ermenek -Kn.; Çukurbağ »Mut —îç.) [akşaplak]: (Çukurbağ “Ermenek -Kn.)
160
akpak [— akabbak]
akpakça [—*¦ akabbak]
akpakla [—» ak bakla]
akpaklak 1. Beyaz kabarcıklı yanık: Ahmedin eli akpaklak olmuş. (Ka-yadibi “Yeşilova -Brd.) 2. Patlamış mısır : Mısırı kavurunca akpaklak oldu. (Kayadibi “Yeşilova, Hacılar -Brd.)
akpampul [aktopaç (I) ] Güzel ve beyaz çocuk. (Kösten, Oğuz “Acıpayam —Dz.; • Çulhan “Bozdoğan -Ay.; -Kü. aşiretleri; —İz. çevresindeki aşiretler; Cumayanı -Zn.) [aktopaç(I)] : (Hırka “Tavas -Dz.)
akpancar Ispanak gibi yenilen lezzetli, yabani bir ot. (“Bayburt köyleri -Gm.)
akpapa Beyaz saçlı (kimse). (“Divriği, “Zara köyleri -Sv.)
akpaze Su, nişasta ve pekmezden yapılan bir tatlı. (Büyükyenice “Osmaneli -Bil.)
ak pelit Ak meşe, (-Sm. ve çevresi)
akpın [—¦ ahbun - 1]
akpili [— akbili]
akpopatça [— akbaba]
akpullu Kenarı işlemeli çevre, baş örtüsü. (Ekse *Çal -Dz.)’
akpun [— ahbun -1]
akpusa [akpusanık] Bir çeşit beyaz buğday. (-İz. çevresi; -Mn. çevresi) [akpusanık] : (Gölmarmara “Akhisar -Mn.)
akpusanık [—• akpusa]
akpürçekli [— akbürçek]
akraç (I) Su kabı. (Çaltı “Gelendost —Isp.)
akraç (II) Derelerin büklüm, dönemeç yeri. (Cumayanı -^Zn.; Kırmıt “Osmaniye -Ada.)
akraç (III) [— akani]
akrap (I) [akrep -1, 2] 1. Hayvanların yularlarında, yanak kısmına takılan ve hayvanın hızlı yürümesini sağlı-yan üç veya dört dişli demir parçası. (Senir -Isp.; “Acıpayam köyleri, “Sarayköy köyleri, Kızılca “Tavas -Dz.; Hamzabali, Eymir “Bozdoğan, Tepecik -Ay.; Evreşe “Gelibolu, -Çkl.; Büyükyenice “Osmaneli —Bil.; İğneciler *Mudurnu-Bo.; Gaziler “Hadım -Kn.; Milas -Mğ.) [akrep -1] : (Kurna -Brd.; Ovacık “Tavas -Dz.; Alanlı -Ay.; Işıklar -İz.; -Ba. çevresi; “İnegöl -Brs.; Bozan -Es.; Baklalı, “Çatalca—İst.) 2. Kurt ve köpekler tarafından boğulmasını önlemek için köpeklerin boynuna takılan sivri madeni gerdanlık, tasma. (Çomaklı “Korkuteli -Ant.)
[akrep -2] : (Kurna -Brd.) akrap (II) [akırap] 1. Akrep. (Eymir “Bozdoğan -Ay.; Büyükyenice “Osmaneli -Bil.; “Kargı -Ks.; Kı-zılköyü -To.; Zile “Mesudiye -Or.; Çayağzı “Şavşat -Ar.; -Md.; Kara-özü “Gemerek -Sv.; İbradı “Akseki -Ant.)
[akırap] : (Nefsiköseli “Görele -Gr.) 2. Siyah renkli bir çeşit kertenkele. (Dişli “Bolvadin -Af.) 3. Çıyan. (-Gaz.)
akrap (III) Kahveye benzer yemişleri olan bir çeşit bitki. (Süle —Gm.)
akraz Dilsiz. (—Gaz.; “Boğazlıyan -Yz.)
akren Yaşıt, denk, akran: (“Dinar -Af.; İsabeyli “Nazilli -Ay.; “Afşin -Mr.; Mesken “Yatağan -Mğ.)
akrep 1. [-»akrap (I) -1] 2. [- akrap (I) - 2 ] 3. Kır güvercini. (“Emirdağ -Af.)

161
akri Kırmızı ve dayanıklı kerestesi olan bir çeşit orman ağacı. (Çayağzı, Yavuzköy »Şavşat, * Ardanuç -Ar.)
akrol ince ve yuvarlak bir çeşit tandır ekmeği. (Aşağurmak ‘Ardanuç —Ar;)
akıtın Yavaş. (“Karaçayca’dan,, Başhöyük ‘Kadınhanı -Kn.)
akrat Düzenci, bilgiç, kurnaz: Seni gidi akrut. .. (Baf, Kıbrıs)
aksak (I) Koyunun tırnağı arasında meydana gelen ve çakı ile kesilerek yerine tuz basılan şişkinlik, çıban. (Gülesur ‘Doğubayazıt -Ağ.)
aksak (II) Mercimek ufağı. (Şam-bayadı ‘Besni -Mİ.)
aksakal Evliya, ermiş. (Mençek ‘Ermenek -Kn.)
aksakarca Dağ tepelerinde görülen beyaz bulut. (Dumanlı ‘Kurşunlu -Çkr.)
aksarhan [aksavran] Bir çeşit tohumluk buğday. (Genek ‘Yatağan -Mğ.)
[aksavran] : (Şeref ‘Yatağan -Mğ.)
aksavran [— aksarhan]
aksaya 1. Beyaz gömlek: Aksaya giyer ilikli, sandığı altın kilitli. (‘Sivrihisar—Es.; Körüstan, Elbey-li ‘İznik -Brs.; Ulaş ‘Tarsus -Iç.) 2. Gemici gömleği. (—Brs.) 3. Yakası, kol ağzı ve eteği işlemeli bir çeşit beyaz ceket. (-Ama. köyleri)
akse Yüz, surat (yerme anlamında): Aksesi piş herif. (‘Antakya -Hat.)
akser Başakları koyu san renkte olan bir çeşit sert buğday. (Korucu ‘ivrindi -Ba.)
ak serçe Boz renkli, beyaz benekli ve serçe büyüklüğünde bir kuş. (Emirşahlar ‘Anamur —îç.)
aksesine gülmek Alay etmek. (‘Antakya -Hat.)
akseta [aksuata, aksuvata] Alışveriş, (iğneciler ‘Mudurnu -Bo.) [aksuata]: (Küçükisa ‘Zile -To.; ‘Çumra, ‘Ermenek, -Kn.) [aksuvata] : (‘Haymana -Ank.; »Bor, -Nğ.)
aksımak 1. İtiraz, aksilik: Mustafa çok aksımak etti. (Mençek ‘Ermenek -Kn.) 2. Topallamak. (Güneyce -Rz.)
aksısam Beyaz ve iri taneli bir çeşit buğday. (‘Dikili -Iz.)
ak sıva Beyaz’ badana. (Ilyas ‘Keçiborlu, Nudra ‘Şarki Karaağaç, Ya-kaköy, ‘Gelendost, —Isp.; Anbar-cık ‘Gölhisar -Brd.;. Alâeddin ‘Acıpayam, işaret ‘Çal, Kösten, Honaz -Dz.; -Kü.; Bozan, -Es.; Cumayanı —Zn.; Karabüzey ‘Araç -Ks.; ‘iskilip -Çr.; Ziyere -Ama.; Çilehane ‘Reşadiye -To.; -Dy.; ‘Zara -Sv.; Akçalar ‘Seydişehir, Gaziler ‘Hadım, Çukurbağ, Sarı-vadi ‘Ermenek -Kn.; Çavuşköy ‘Babaeski -Krk.; Kıbrıs)
aksik atak Eksik etek, kadın, genç kız. (Kertmeağcamescit ‘Kangal -Sv.)
aksirke Bir çeşit üzüm. (Şarli -Tr.)
akson Değirmen çarkım döndüren mil. (-Isp.)
aksoymuk Dalgaların denizde meydana getirdiği heyazlık: Deniz aksoymuk oldu. (‘Cide —Ks.)
aksu (I) Kayalardan sızan tatlı ve berrak su. (‘Kargı-Ks.; ‘Vezirköprü -Sm.; ‘Ermenek -Kn.)
aksu (II) Olmadı, kabul etmem anlamına gelen bir çocuk oyunu deyimi. (-Nğ. ve köyleri)
Dirime, V

162
ve yemeği yapdan bir çeşit ot. (Ortaköy ‘Şarkışla —Sv.)
akşiş Boyunda çıkan bulaşıcı bir çeşit çıban. (Dişli ‘Bolvadin -Af.)
akşit Kutlu. (-İz. ve çevresi)
akt’ Nikâh: Ayşeyle Mehmedin aktım yaptık. (‘Şavşat köyleri -Ar.)
aktafa Güğüm, ibrik. (Zaim ‘Sarıkamış —Kr.)
aktahal Buğday. (İğneciler ‘Mudurnu -Bo.)
aktan karadan Evet veya hayır, iki ¦ şeyden biri: Aktan karadan bir şey söyle de gideyim. (-Çkr.; ‘Zara -Sv.)
.aktaracak 1. Dirgen : Akratacağı harmana gönderiver. (Karataş ‘Sarayköy -Dz.) 2. [—»• akdıraç]
aktaraç [—»¦ akdıraç]
aktarağacı 1. Yemenicdikte, yemenileri çevirmek için kullanılan uzun ve yuvarlak bir ağaç. (*Gerze-Sn.; ‘Bor -Nğ.) 2. [- akdıraç]
aktar değneği Dikişli ayakkabıları çevirmeye yarıyan tahta aygıt. (‘Ermenek -Kn.)
aktar dönder etmek [—¦» akdarmak]
aktar gudar, aktar güdar [aktar güdel, aktar gülder -2] Karmakarışık, altüst: Dolapları aktar gudar ettim. (‘Yusufeli, Yavuzköy *Şavşat-Ar.) [aktar güdel] : (‘Merzifon -Ama.) [aktar gülder - 2] : (-To.)
aktar güdel [—aktar gudar]
aktar gülder 1. Çocukların, hotik oyununda kullandıkları bir deyim: Aktar gülder, alttan gelen güdek güder. (-To.) 2. [—*¦ aktar gudar]
aktarılıp inmek Bayılıp düşmek: Ali bu haberi duyunca, aktarılıp indi. (Sarımahmutlu, Bozalan ‘Buldan -Dz.)

aksuata [-* akse ta]
aksuhı Bir çeşit armut. (-Ks.)
aksuna Su altmda felce uğrayıp dışarı çıkan dalgıcın, iyileşmesi için tekrar indirilmesi gereken ayni su derinliği. (Bozburun ‘Marmaris -Mğ.)
aksuvata [—*¦ akseta]
aksünter Sonbaharda ekilen, kışa dayanıklı yumuşak bir çeşit buğday. (-Brs.)
akşamcık kuşu [akşam kuşu] Yarasa. (Domaniç ‘Tavşanlı —Kü.; Iğ-necüer ‘Mudurnu -Bo.) [akşam kuşu]: (İğdir ‘Yeşilova -Brd.)
akşam darı [akşam otu] Akşam ezanının 15-20 dakika öncesinden başlayan ve ezanla biten süre: Akşam darında su içmek günahtır. (‘Arda-danuç -Ar.)
[akşam otu]: (Çiftlik ‘Dinar-Af.; Darıveren ‘Acıpayam, Ortaköy’Çal -Dz.)
akşam kuşu [— akşamcık kuşu] akşamlok, akşamlık Akşam yemeği. (-Bt.)
akşam otu [— akşam darı] akşam oturu Akşam üzeri. (‘Nazilli -Ay.)
akşam sabah [akşam sabah güzeli] Bir çeşit çiçek. (Bekilli ‘Çal -Dz.) [akşam sabah güzeli] : (Körküler ‘Yalvaç -Isp.)
akşam sabah güzeli [—*¦ akşam sabah]
akşap Ahşap, tahtadan yapılmış.
(‘Gelendost -Isp.) akşaplak [— akpaflak] akşekeri Sarı renkli, tatlı bir çeşit
armut. (Bahçeli ‘Bor -Nğ.) akşi hamur Ekinlerin içinde yetişen
163
aktarılmak Devrilmek, altüst olmak. (Bayburt »Emirdağ -Af.)
aktar kutar etmek [—*¦ akdarmak]
aktarma (I) 1. Havale etme, baştan savma. (~Kü.) 2. Çalma. (-Ks. köyleri) 3. Ganimet. (Barak, Akça-köy »Nizip -Gaz.)
aktarma (II) ‘ Tavla ve domino gibi oyunlarda kullanılan bir söz: 0-yun iki parti, birde aktarma olur. (-Or. çevresi)
aktarma (III) Kepenek: Dükkânın aktarmasını indir. (»Afşin —Mr.)
aktarma (IV) Ekin kaldırılan tarlayı ilkbaharda sürme zamanı: Aktarmada bir öküz daha alacağız. (Mahzemin -Ky.)
aktarmaç Yollarda birdenbire çıkan dönemeçler. (Aşşğulıca -Es.)
aktaş 1. Kilometre taşı. (Kızılköy »Dinar -Af.) 2. Mermer, kireç taşı. (Yassıviran »Senirkent, »Uluborlu -Isp.; Devri »Bucak -Brd.; -ist.; »Kurşunlu -Çkr.; Orhaniye »Mar-maris-Mğ.; Küçünlü, Kayapa-Ed.)
ak tavuk 1. Güvercin büyüklüğünde bir kuş. (Çeltek »Yeşilova -Brd.) 2. Çiğdeme benziyen ve ilkbaharda açan bir çeşit beyaz çiçek. (»Göynük, -Bo.)
aktı -Götürü iş için verilen ücret, el emeği. (»Akhisar —Mn.)
aktıraç [— akdıraç]
aktıraş 1. [— akdıraç] 2. Saçı sakalı ağarmış adam. (»Afşin, »Elbistan -Mr.)
aktıreç [—¦ akdıraç]
aktop (I) Kartopu. (Dişli »Bolvadin -Af.)
aktop (II) [aktopaç (II)] Bir çeşit buğday, (isabey »Çal -Dz.; »Alaçam
-Sm.; -To.; Hacıilyas »Koyulhisar, »Zara -Sv.)
[aktopaç (II) ] : (Ficek »Reşadiye -To.; Soğukpmar »Kangal —Sv.) aktopaç (I) [— akpampul] aktopaç (II) [-»aktop (II)] aktoprak 1. Toprak evleri sıvamak için kireç yerine kullanılan beyaz toprak. (Çiftlik, incesu »Dinar -Af.; »Gelendost -Isp.; »Yeşilova köyleri, -Brd. köyleri; Bereketli ‘ »Tavas, Bulkaz »Çivril, »Acıpayam köyleri, »Çal köyleri, »Buldan ve köyleri -Dz.; Dallıca, »Nazilli -Ay.; Özbek »Urla -Iz.; Kara-veliler, Camili *Eşme,-Mn.; »Susurluk -Ba.; Yenice »Emet, »Gediz -Kü.; Büyükyenice »Osmaneli-Bil.; Bozan, -Es.; Çayırdere »Silivri-Ist.; Aliköy »Çaycuma -Zn.; »Merzifon köyleri -Ama.; -Kr.; »Ermenek, »Karaman -Kn.; »Süifke -Iç.; »Elmalı -Ant.; Sarıcaeli, »ipsala —Ed.; »Lüleburgaz ve köyleri —Kik.) 2. Pekmez yapdırken içine katılan toprak. (»Senirkent -Isp.; Oğuz »Acıpayam, isabey, Bekilli »Çal -Dz.; Özbek »Urla -Iz.; »Safranbolu -Zn.; -Ks.; — Çr.; »Merzifon köyleri -Ama.; -Mr.; »Silifke -Iç.; »Elmalı -Ant.; Çavuşköy »Babaeski, »Lüleburgaz ve köyleri —Krk.) 3. Killi, kireçli beyaz toprak: Ak-toprakh tarlaya arpa ektik. (Sürez »Bozdoğan -Ay.; »Alaçam -Sm.; -Or.; »Doğubayazıt-Ağ.; »Antakya çevresi -Hat.; —Sv.; Çavuşköy »Babaeski -Krk.) aktutma Albümin hastalığı. (»Ermenek, Gaziler »Hadım —Kn.;*Akseki -Ant.) akuçka Camekân, camevi. (*Arda-

164
nuç, *Borçka, * Şavşat, “Yusufeli -Ar.)
akuka Suyun, duvar veya temele zarar vermesini önlemek için yapılan boru, künk. (“Ahlat -Bt.; -Vn.)
akukul çökmek* Dizler yere değmeden çömelmek: Ahmet akukul çökmüş. (Okar “Yusufeli -Ar.)
akunıet Kuru otları altüst etmeye yarıyan ucu çatallı odun, sopa. (Kirazlı “İkizdere -Rz.)
akunduk [— akma (I) -1 ]
akunduruk [-»akma (I) -1]
akunduz Yaylalarda yetişen otsu gövdeli, geniş yapraklı, dalsız bitki. (Nefsiköseli “Görele -Gr.)
akunkaa Kurbağa. (Bereketli “Tavas —Dz.)
akur (I) Kudurmuş: Akur gibi üzerime saldırdı. (“Akyazı çevresi -Sk.)
akur (II) [akuru] 1. Yamaçlara yapılan düz ve yan yol. (Kilimli —Zn.) [akuru] : {Aliköy “Çaycuma -Zn.; Ağlı “Küre -Ks.) 2. Düz, doğru. (“Ereğli -Zn.) 3. Hayvan yemliği. (-Sn.) 4. Çokluk ve yer anlamında: Orası taş akuru (çok taşlık) bir yerdir. (-Ama. köyleri)
akuru, âkuru [—» akur (II) -1]
akuşgan Kibrit. (“İğdır -Kr.)
akuşka 50×65 cm. çapında küçük pencere. (“Sarıkamış, “İğdır —Kr.)
aküre Taşlı tarla. (“Birecik —Ur.)
ak üzüm Sık taneli, büyük salkındı bir çeşit beyaz üzüm. (“Bor —Nğ.; “Elmalı -Ant.)
akva Bir çeşit küçük hançer. (Seyitgazi, -Ky.)
akya [—» akiye]
akyağ Eritilmiş inek yağı. (Genek “Yatağan -Mğ.)
akyalavuş Tatlı dilli, cana yakın. (Hamzabali “Bozdoğan -Ay.)
ak yağmur Dolu : Ak yağmur meyveleri ve ekinleri batırdı. (Adatepe “Devrek -Zn.; “Zile -To.)
akyamır iri taneli ve hızlı yağan yağmur. (Yukarıkaraçay “Acıpayam -Dz.)
akyanış Yalnız kilimlerde kullanılan bir motif. (Orhana “Anamur -İç.)
akyannaz [— akyarnaz]
akyar Toprağı kireçli yamaç. (Giremez “Araç -Ks.)
akyarnaz [akyannaz] Bir çeşit beyaz ve yumuşak buğday. (“Ereğli, Sille, -Kn.; “Mut köyleri, Buluklu “Mersin -İç.)
[akyannaz] : (Bahçeli, “Bor -Nğ.)
ak yaşmak [ak yazma] Dört köşe, beyaz -renkli baş örtüsü, tülbent. (Dişli “Bolvadin -Af.; Senir, İlyas “Keçiborlu -Isp.; Fili “Biga -Çkl.; Cumayanı -Zn.; “Alaçam -Sm.; Zile “Mesudiye -Or.; Ağrakos “Suşehri, —Sv.; Salkuma —Ky.; —Ed.; Çavuşköy “Babaeski -Krk.) [ak yazma] ; (Yassıviran “Senir-kent -Isp.; Çerçin -Brd.)
akyavan Lüzumundan fazla konuşan, münasebetsiz kimse: Bırak çanım, akyavanın biri.. . (Yenice “Emet -Kü.)
akyavaş (I) [akyaveş] 1. Sinsice hareket eden insan veya hayvan. (Bademli “Dinar -Af.; Karataş*Sa-rayköy—Dz.; “Alaçam, “Bafra—Sm.; Doğanbey “Beyşehir -Kn.) [akyaveş] : (Ürkütlü “Bucak -Brd.) 2. Ağır kanlı, tembel kimse. (Bademli “Dinar -Af.; Oğuz “Acıpayam -Dz.; Çamllı “Ayaş -Ank.;

165
*Mut köyleri -îç.) 3. Bit. (»Boyabat -Sn.; »Vize -Krk.)
akyavaş (II) Çırası az olan çam odunu: Bu gün bir yük akyavaş getirdim. (Yaşyer »Milas -Mğ.)
akyayeş [— akyavaş (I) -1]
akyavşan Karın ağrılarında ilâç ola-, rak kullanılan bir çeşit kokulu ot, acı yavşan. (Hasanoğlan -Ank.)
akyazbk Kellesi dört sıra olarak olgunlaşan sarı buğday. (Karahisar »Tavas -Dz.; Çilehane »Reşadiye -To.)
ak yazma [—*¦ ak yaşmak] akyel [ağyel, akça yel, akçe yel, akça örüzger, akça rüzgâr -1, akça yel-1]
1. Lodos, güneyden esen yel. (Çiftlik »Dinar -Af.; Yalova »Eceabat, Ortaköy »Gelibolu, Fili »Biga -Çkl.; Yörükobası »İnegöl —Brs.; Yuvacık -Kc; İğneciler »Mudurnu -Bo.; »Akyazı çevresi -Sk.; Çaybaşı »Tosya, Sada -Ks.; »Kurşunlu -Çkr.; »Ladik, »Çarşamba ve çevresi -Sm.; »Ünye köyleri -Or.; »Koyulhisar -Sv.; Elecik, Çiftlik »Kalecik -Ank.; Haliliye »Ceyhan -Ada.; Hamitli »Uzunköprü, Kayapa »Lalapaşa -Ed.; »Lüleburgaz ve köyleri, Ça-vuşköy »Babaeski —Krk.) [ağyel] : (»Merzifon köyleri, Eras-lan -Ama.)
[akça yel] : (Çöplü »Çivril -Dz.) [akçe yel] : (Karaatlı »Yeşilova -Brd.) 2. Batıdan esen yel. (İlyas »Keçiborlu -Isp.; Büyükyenice »Osmaneli -Bil.; Güdül »Ayaş -Ank.)
[akça örüzger]: (»Eşme ve köyleri -Mn.)
[akça rüzgâr -1] : (»Eşme köyleri -Mn.)
[akça yel-1] : (Üçkuyu,Moraca*Çal -Dz.; »Alaçam köyleri -Sm.; Çilehane »Reşadiye -To.) 3. Doğudan esen yel. (-Brd.; İskele »Bigadiç -Ba.) 4. [—*¦ akça rüzgar - 2] 5. Kuzeyden esen, dondurucu, soğuk yel: Akyel esti esti, dananın, eşeğin kökünü kesti. (»Çal ve köyleri —Dz.) 6. Poyraz, kuzey doğudan esen yel. (»Şebin Karahisar -Gr.; Gü-zelsu »Akseki -Ant.)
akyem Oltalarda yem olarak kullanılan izmarit, istavrit ve uskumru balıkları. (“Balıkçılar arasında” »Beykoz -İst.)
akyddız [aklık (İl) -1] Akşama yakın doğan parlak yıldız, çoban yıldızı, sabah yıldızı. (Bereketli »Tavas -Dz.; Keremköy »Burhaniye -Ba.; »Kargı -Ks.; Satıyüzü »İskilip-Çr.; Cinis »Aşkale -Eze; Karaözü*Ge-merek -Sv.; Dont »Fethiye -Mğ.; -Ed.)
[aklık (II)-l] : (-İst.)
akyüz [-* akyüzlük]
akyüzlü Temiz, namuslu, doğru adam. (-Sv.)
akyüzlük [akyüz] İffet, namus, şeref. (Senir »Keçiborlu -Isp.; Dallıca »Nazilli -Ay.; -Sm.; *Zile-To.; Zile »Mesudiye- Or.; Havsu »Kelkit -Gm.; Yoncak »Şavşat -Ar.; Ölçek »Ardahan -Kr.; Çöplü »Gürün -Sv.)
[akyüz] : (Boz -Mn-X akzahran Bir çeşit buğday. (Ovacık
»Tavas -Dz.) ak zuval Beyaz kızılcık. (-Sm.) al (I) [alcıkarı -1, algelini] 1. Hile,
tuzak: Haydin arkadaşlar al oldu
bize, Sılanın dikenleri gül oldu bize.
(Feselek »Reşadiye, »Zile, Dodur-

166
ga, * Artova,-To.;’Mesudiye köyleri, Karakuş köyleri *Ünye -Or.; Nefsiköseli ‘Görele, ‘Keşap köyleri -Gr.; -Tr.; -Ks.; Çitli, Sandere ‘Mecitözü -Çr.; -Sm.; ‘Gümüşhacıköy, ‘Merzifon köyleri -Ama.; Bayat ‘Emirdağ -Af.; Salda ‘Yeşilova, Karamanlı ‘Tefenni -Brd.; ‘Sarayköy, köyleri, ‘Tavas çevresi, Oğuz ‘Acıpayam, Bekilli ‘Çal -Dz.; Inceakan ‘Nazilli, *Bozdoğan-Ay.; ‘Bergama -İz.; ‘Akhisar -Mn.; Tepecik ‘Emet -Kü.; Büyükyenice ‘Osmaneli -Bil.; ‘Sivrihisar, Bozan -Es.; Kızılçakçak ‘Arpaçay -Kr.; ‘Refahiye -Eze; Taşoluk ‘Göksün, Berit ve Gâvurdağı Yörükleri -Mr.; Çepni ‘Gemerek, Telin, Çöplü ‘Gürün, ‘Koyulhisar, Vazıldan, ‘Divriği, Soğukpmar *Kangal-Sv.; Gürcü ‘Kızılcahamam, Solakuşağı ‘Şerefli Koçhisar, Yaraşlı ‘Haymana, ‘Ayaş -Ank.; Akkışla, ‘Bünyan, Avşar ve Türkmen aşiretleri ‘Pınarbaşı -Ky.; Zıvarık, ‘Cihanbeyli, ‘Karaman -Kn.; ‘Elmalı -Ant.; Ortaca ‘Köyceğiz, Karaçulha ‘Fethiye —Mğ.) 2. Lohusa kadınların üstüne çökerek onları boğduğu sandan görüntü. (Hıyam ‘Nizip -Gaz.; ‘Silifke -İç.) [alcıkarı -1] : (Karakuş bucağı köyleri ‘Ünye -Or.) [algelini] : (Çepni ‘Gemerek -Sv..) 3. Kadınlardan başka, bir kimsenin üstüne çökerek onları boğduğu sandan görüntü. (-Or. köyleri; ‘Kırıkhan, Amik ve . Gâvurdağı çevresi -Hat.) al (II) 1. Düğünde güveyin boynuna atılan mendil büyüklüğünde kırmızı bez. (Y. Bademli ‘Şarki Karaağaç
-Isp.) 2. Kadınların alınlarına’bağladıkları, yeşilli kırmızılı ipek örtü. (Tahtacı aşireti -Isp.) 3. Gelinlerin başına örtülen uzun, kırmızı örtü, duvak. (Çandır ‘Sütçüler, Nudra ‘Şarki Karaağaç, Bağıllı ‘Eğridir -Isp.; Navlu ‘Yeşilova -Brd.; Aliköy ‘Çaycuma -Zn.)
al (III) ön, ön taraf. (Çilehane ‘Reşadiye -To.; “Karaçayca’dan” Başhöyük ‘Kadınhanı —Kn.)
âl Ağıl. (Arpaköy -Or.; ‘Afşin -Mr.; Hasanoğlan -Ank.; ‘Hacıbektaş -Nş.)
ala (I) [alabele -1,2; alabula -1, alaca (III) -1, 2; alaca belece -1, alaca bulaca, alacalı -1, 2; alacalı belece-li -1, alacalı bolacalı, alacalı bula-calı -1, 2; alacik, alaç, alalı bulalı, alaş (II) -4, alaşan bulaşan -1,2; alaş bulaş, alca - 3, alca belce, ale (I), alıceli beliceli] 1. Siyahla beyaz karışık renk, siyahlı beyazlı. (İshaklı, Dişli ‘Bolvadin, İncesu, Çiftlik ‘Dinar -Af.; Sağrak ‘Sütçüler, ‘Keçiborlu köyleri, Çaltı, Yakaköy, ‘Gelendost, Uluğbey ‘Senirkent, Tahtacı aşireti —Isp.; ‘Tefenni çevresi, ‘Yeşilova köyleri, Çerçin —Brd.; İğdir, Bulkaz ‘Çivril, ‘Buldan ve köyleri, Denizler, İsabey, Ekse ‘Çal -Dz.; Sürez ‘Bozdoğan,- Eğridere *Ku-yucak, Dallıca ‘Nazilli —Ay.; ödemiş, ‘Kiraz ^köyleri -İz.; Çepni aşireti, Çepnidere ‘Turgutlu -Mn.; ‘Gelibolu -Çkl.; İsmetiye -Brs.; ‘Sivrihisar, Bozan -Es.; Tepe ‘Seben, -Bo.; Aliköy ‘Çaycuma -Zn.; Giremez ‘Araç -Ks.; ‘Alaçam -Sm.; ‘Merzifon köyleri -Ama.; Hayati ‘Erbaa, *ZUe, Çilehane,

167
»Reşadiye, Karakaya, -To.; Zile »Mesudiye, »Akkuş köyleri, -Or.; Karadere »Görele, »Tirebolu, Düz-köy »Keşap, -Gr. köyleri; Güneyce -Rz.; ölçek »Ardahan -Kr.; -Eze; -Dy.; »Hozat -Tn.; »Reyhanlı, »Dörtyol-Hat.; Vazıldan »Divriği, Çöplü, Telin »Gürün, Kayalıpmar »Yıldızeli, Hacıilyas * Koyulhisar -Sv.; -Yz. köyleri; Solakuşağı.»Şerefli Koçhisar-Ank.; »Bor-Nğ.; Kıran »Ereğli, »Karaman, Çukurbağ »Ermenek -Kn.; Çiftepmar »Mersin -îç.; Bağyaka, Çavdır »Finike, »Elmalı köyleri, Bademağacı -Ant.; Orhaniye, Bayır »Marmaris, Dont »Fethiye -Mğ.)
[alaca (III)-2]: (Hamzabali, Çulhan »Bozdoğan -Ay.; Tokat, Bozan -Es.; Sulusaray »Artova -To.; Kalafka -Tr.;*Kelkit, —Gm.; Karadere, Dülgerli -Rz.; »Zara, Palha, Diktaş »Divriği, Hacıilyas, * Koyulhisar —Sv.; -Yz. köyleri; Dont »methiye, Yaşyer »Milas —Mğ.) [alacalı-2]: (Taşoluk »Göksün -Mr.) [alacalı bulacak -2] : (»Perşembe, -Or. ve köyleri)
[alaç]: (Karaözü »Gemerek —Sv.; încirgediği »Karaisalı -Ada.) [alaşan bulaşan -1]: (Mençek »Ermenek -Kn.)
falaş (II) -4] : (Hacıhamzalı »Tarsus
2. Kahverengi ile kırmızı arası bir renk. (Hisarardı * Yalvaç -Isp.; »Düzce -Bo.;*Züe, -To.; Kalafka -Tr.)
[alabele-2]: (-Kn.)
3. Açık kahverengi, elâ (göz hakkında). (-Brd. ; Ekse*Çal-Dz. ;*Bergama
-îz.; »Düzce —Bo.; Yeniköy -îst.; Giremez »Araç, -Ks.; »Zde -To.; Söbrtn -Gm.; »Muradiye köyleri -Rz. köyleri; Kızılçakçak »Arpaçay, Karakoyunlu »İğdır, »Ardahan -Kr.; »Erciş -Vn.; Subuğaz, -Gaz.; »Reyhanlı ve Amik Ovası Türkmenleri, »Antakya ve çevresi -Hat.; »Silifke, »Mut köyleri, -îç.) [ale (I) ] : (Yassıviran »Senirkent -Isp.; Yenice »Emet -Kü.; Ağın »Keban, Kesirik -El.; Bahçeli »Bor -Nğ.)
4. Kekliğin boynundaki siyah halka: Palazın alaları çıktı. (Bulkaz »Çivril -Dz.) 5. Çok renkli, karışık renkli: Ala kilim eskimiş. (Kuzca »Sütçüler -Isp.; Kuşbaba »Bucak -Brd.; Yörük aşireti »Torbalı -îz.; Minnetler »İvrindi -Ba.; Yenice »Emet -Kü.; »Düzce -Bo.; »Taşköprü —Ks.; Genek -Çkr.; »Boyabat -Sn.; Hkyati »Erbaa -To.; Karakuş, »Ünye köyleri, Danışman »Fatsa, .Arpaköy —Or.; »İğdır ve çevresi —Kr.; —Gaz.; Çepni »Gemerek -Sv.; -Yz.; Bey dili »Nallıhan, »Kırıkkale -Ank.; Avşar ve Türkmen aşiretleri »Pınarbaşı, »Bünyan, Hacılar, Mahzenim -Ky.; Hüsniye »Ulukışla -Nğ.; Davdas »Ermenek -Kn.; »Fethiye köyleri, -Mğ.) [alabele -1 ]: (Dişli »Bolvadin, Burhaniye^ »Dinar -Af.; Hisarardı »Yalvaç, Yassıviran »Senirkent, Ay doğmuş »Keçiborlu -Isp.; Kara-atlı »Yeşilova, Yayla, Karamanlı, »Tefenni, -Brd. ve köyleri; Yeşil-yuva- »Acıpayam, »Tavas çevresi, İğdir, Çöplü, »Çivril, »Çal köyleri, Çardak, Kösten -Dz.; —îz. ve çevresi; *Eşme ve ^çevresi, Yeniköy

168
-Ba.; Kavakiçi, Yenice *Simav -Kü.; Bozan —Es.; »Düzce, •Mudurnu -Bo.; »Taşköprü -Ks.; »Kurşunlu -Çkr.; »İsküip, -Çr.; »Boyabat -Sn.; Şabanözü, »Polatlı, Köprü »Keskin, Beydili »Nallıhan, Çamlh »Ayaş -Ank-; Akkışla, »Bünyan -Ky.; Uğurlu »Ermenek -Kn.; Çomaklı »Korkuteli -Ant.) [alabula -1] : (*Dinar-Af.;Ürkütlü, Devri »Bucak -Brd.; -Brs.; -Kü.; v -Ks.; »isküip, -Çr.; Dodurga »Artova, Hayati »Erbaa, »Taşova, »ZUe —To.; Ziğere, Varay -Ama.; Karakuş köyleri, »Ünye, Kuzköy »Akkuş, Arpaköy, -Or.; »Tirebolu, »Görele, Düzköy, Mencilis »Keşap —Gr.; Harşit köyleri, »Torul -Gm.; »Ardahan -Kr.; Akçaköy »Nizip -Gaz.; »Kilis, Çoğulhan »Afşin, »Göksün ve köyleri. -Mr.; »Reyhanlı ve Amik Ovası Türkmenleri, -Hat.; »Divriği, Kılıççı »Şarkışla, Ağrakos »Suşehri, »Gürün, »Kangal, »Zara -Sv.; Sarıhamzalı »Sorgun, »Boğazlıyan, —Yz,; »Şerefli Koçhisar, Ahırlı »Haymana —Ank.; Avşar köyleri »Pınarbaşı, Akkışla »Bünyan -Ky.; Bahçeli, »Bor, -Nğ.; -Nş.; Görmel, Çukurbağ »Ermenek, -Kn. köyleri; -Ada.; »Süifke, »Mut, -Iç.; Kışla, »Elmalı, Karadere »Gündoğmuş, Çomaklı »Korkuteli -Ant.; »Fethiye köyleri -Mğ.)
[alaca (LU) -1] : (Yeşüyurt »Keçiborlu —Isp.; Bornova, Tepeköy »Torbalı -İz.; -Mn.; -Brs.; Beş-karış »Altıntaş, Yenice »Emet -Kü.; Büyükyenice »Osmaneli -Bü.; »Düzce -Bo.; »Akyazı çevresi -Sk.; »KaTgı. -Ks.; »Kurşunlu,
-Çkr.; —Çr.; Engiz »Bafra -Sm.; Karakuş köyleri »Ünye, Danışman »Fatsa —Or.; Hacavera »Maçka -Tr.; Çamlıköy, Süle —Gm.; -Rz. köyleri; »Şavşat köyleri, Uşhum, Ersis »Yusufeli, »Ardanuç köyleri -Ar.; ölçek, »Ardahan, »İğdır ve çevresi —Kr.; Sosunga »Çayırlı -Eze; »Küis -Gaz.; »Afşin, »Elbis-, tan, »Göksün ve köyleri-Mr.; Karaözü »Gemerek —Sv.; Bektaşlı »Boğazlıyan, Cihanpaşa —Yz.; »Haymana -Ank.;”-Ky.; -Nğ.; »Milas, »Yatağan -Mğ.; »ipsala köyleri -Ed.; »Saray köyleri -Tk.; »Lüleburgaz ve köyleri -Krk.) [alacak -1]: (»Hozat -Tn.; »Antakya -Hat.; -Krk.) [alaca belece -1]: (-Uş.; Ilyas »Keçiborlu, Nudra »Şarki Karaağaç, Yukarıbademli -Isp.; Garip-köy »Tavas-Dz.; »Bozdoğan -Ay.; »Eşme ve çevresi. —Mn.; »Simav -Kü.; Büyükyenice »Osmaneli-Bil.; »Mudurnu -Bo.; »Taşköprü -Ks.; -Çr.; »Merzifon köyleri -Ama.; Do-ğanbey »Beyşehir -Kn.) [alaca bulaca] : (Ileydağı »Uluborlu -Isp.; »Edremit -Ba.; »Gelibolu -Çkl.; »Kandıra-Kc.; Baklalı »Çatalca -ist.; »Bartm -Zn.; Kalafka -Tr.; »Ardanuç köyleri, Ersis »Yusufeli,-Ar.; Cenciğe-Eze; -Mş.; »Afşin -Mr.; »Reyhanlı ve Amik Ovası Türkmenleri, »Antakya-Hat.; Telin »Gürün-Sv.; »Silifke, Köse-çobanlı »Gülnar -Iç.; »Bodrum -Mğ.)
[alacalı beleceli-1]: (»Dinar köyleri, Dişli »Bolvadin -Af.; Sağrak »Sütçüler, Yassıviran, »Senirkent, Kozluca »Keçiborlu, »Şarki Kara-

ağaç, Yakaköy, Çaltı *Gelendost, *Yalvaç -Isp.'; Çuvallı, Kayadibi, Gökçeyaka ‘Yeşilova, -Brd.; ‘Acıpayam köyleri, Bulkaz ‘Çivril, ‘Sarayköy köyleri, Bekilli ‘Çal, ‘Buldan köyleri -Dz.; ‘Bozdoğan, Ya-zırlı ‘Nazilli -Ay.; Falaka ‘Bayındır, Tepeköy ‘Torbalı -İz.; ‘Alaşehir -Mn.; Demirkapı ‘Susurluk, Yeniköy -Ba.; Evreşe, ‘Gelibolu -Çkl.; -Kü.; ‘Sivrihisar, Bozan, Tokat-Es.; ‘Mudurnu, Dadıç-Bo.; -Ks.; ‘Gümüşhacıköy -Ama.; ‘Zile, -To. köyleri; ‘Alucra -Gr.; Şarlı ‘Vakfıkebir -Tr.; Muradiye -Rz.; Ağrakos ‘Suşehri, Hacıilyas ‘Koyulhisar, Çöplü ‘Gürün -Sv.; ‘Karaman -Kn.; -Ada.; ‘Mersin -İç.; Güzelsu ‘Akseki, ‘Elmalı -Ant.) [alacalı bolacah] : (*Antakya-Hat.) [alacalı b'ulacah-1]: (Anbarcık *Göl-hisar —Brd.; ‘İnebolu —Ks.; ‘Alaçam-Sm.; Çilehane *Reşadiye,-To.; ‘Maçka köyleri, Denizli, ‘Vakfıkebir, -Tr. ve çevresi; Sobran -Gm.; Çayağzı ‘Şavşat -Ar.; ‘Kilis —Gaz.; -Mr.; -Krk.)
[alacik] : (‘Arapkir -Mİ.)
[alalı bulak]: (-Krş.)
[alaşa] : (Nefsiköseli ‘Görele -Gr.;
•Bor, -Nğ.)
[alaşan bulaşan -2] : (Mençek ‘Ermenek -Kn.) [alaş bulaş] : (‘Bor -Nğ.) [alca -3] : (Pelitköy ‘Burhaniye -Ba.)
[alca belce]: (Süre?*Bozdoğan-Ay,.) [abceli beficeli] : (Karaatlı ‘Yeşilova -Brd.)
6. Beyaz rengi çok olan şey, kirli bez. (‘Boyabat -Sn.; Kızdca ‘Artova, ‘Zile -To.; -Tr. çevresi; -Sv.;
169

-Yz.) 7. Açık al, doru ile al arası bir at donu. (‘Erciş -Vn.) ala (II) [alaca gök, alaca kır] 1. Olgunlaşmamış, ham kavun, karpuz, meyva. (Kozluca’Keçiborlu -Isp.; -To.)
[alaca gök] : (Körküler ‘Yalvaç -Isp.)
[alaca kır] : (‘Gelendost —Isp.) 2. [- alaca (I) - 1] 3. Yarı, yarım: Ala*çiğ. Ala sulu. (Minnetler ‘İvrindi -Ba.; -Yz.; ‘Karaisalı -Ada.; ‘Silifke -İç.) 4. Sulanan tarlada kuru kalan yer. (‘Mersin köyleri -İç.) 5. Tarlada sabanın atladığı yer, sürülmemiş toprak. (Şıhlar, Ulubey, Arpaköy -Or.; ‘Zara -Sv.; Bahçeli ‘Bor -Nğ.; Güzelsu ‘Akseki —Ant.) 6. Siyah, beyaz lekeli bir çeşit deri hastalığı. (-Çr.; -Sm.; ‘Afşin -Mr.) ala (III) [alaca (II) -1, 6; alca -2, aleca, alıca -1, 2] 1. Sergi eşyası olarak kullanılan bir çeşit pamuklu dokuma. (Bahçeli, ‘Bor, Hüs-niye ‘Ulukışla, -Nğ.; -Nş.) 2. Yerlilerin el tezgâhlarında dokudukları renkli pamuklu bez. (‘Mersin köyleri —İç.)
[alaca (II) -1 ] : (‘Dinar ve köyleri, Çiftlik ‘Bolvadin -Af.; *Ka-rahallı -Uş.; Sücüllü * Yalvaç, ‘Eğridir köyleri, İleydağı, ‘Uluborlu, * Keçiborlu köyleri, Sarı-mehmetler * Sütçüler, * Senirkent, * Şarki Karaağaç, -Isp.; Devri ‘Bucak, Güney, Navlu ‘Yeşilova -Brd. ve çevresi; ‘Sarayköy köyleri, Garipköy ‘Tavas, ‘Çal ve çevresi, Karahâcılar *Çivril,-Dz.;*Bozdoğan -Ay.; ‘Urla, Tepeköy ‘Torbalı -İz.; -Mn.; ‘Bigadiç, Yeniköy,
170
-Ba.; “Orhaneli köyleri—Brs.; Beşkarış “Altıntaş, Yenice*Emet,-Kü.; Bozan, Tokat —Es.; “Bartın —Zn”.; Giremez “Araç, -Ks. ve köyleri; -Ur.; “Kilis, -Gaz.; “Afşin, “Elbistan, “Göksün ve köyleri —Mr.; Husançı -Yz.; “Haymana -Ank.; “Bor —Nğ.; “Karaman, “Ermenek ve köyleri, Doğanbey “Beyşehir, —Kn.; Çığşar “Kadirli -Ada.; “Mut köyleri, “Silifke, -İç.; “Elmalı, Karadere “Gündoğmuş -Ant.; “Bodr rum, “Marmaris, “Yatağan, Dont “Fethiye ve köyleri -Mğ.; Kıbrıs) [alca-2]:(—Isp.; Değirmenköyü “Yeşilova, -Brd.; “Tavas çevresi-Dz.) [aleca]: (Ürkütlü “Bucak -Brd.) [abca - 2]: (Senir “Keçiborlu, “Eğridir -Isp.; Çeltek “Yeşilova, -Brd.; Bulkaz “Çivril -Dz.)
3. Kareli bezden yapdmış ekmek bohçası: Acıklıysan alada ekmek var, al ye. (“Serik köyleri —Ant.)
4. önlük, kırmızı peştem”al.(*Develi -Ky.) 5. Siyah, beyaz iplikten dokunan ve çobanlar tarafından kullanılan üstlük. (Kıbrıs) 6. Keklik avında kullanılan, çeşitli renklerle boyanmış bez tuzak. (İğne “Emet -Kü.; “Zile -To.; “Kilis -Gaz.; “Antakya ve çevresi -Hat.; Hacılar, -Ky.; -Krş.; “Bor -Nğ.; “Ermenek köyleri, “Hadım köyleri-Kn.; Araplar -Ada.; “Silifke, “Mut köyleri, Çiftepmar “Mersin -îç.)
[alaca (II) - 6] : (“Eğridir köyleri, “Uluborlu -Isp.; -Brd. ve çevresi; Emirler “Bigadiç—Ba.; Karaoğlan, “Mustafakemalpaşa —Brs.; Kızılca-ören-Kü.; —ist.; “Kurşunlu -Çkr.; -Çr.; Ziğdi “Erbaa, “Zile -To.; “Yusufeli -Ar.; Mamure “Çekerek
—Yz.; Güdül “Ayaş -Ank.; Çakal-lık “Serik-Ant.)
[alıca -1]: (Yakaköy “Gelendost -Isp.)
ala (IV) 1. Şaşma, hayret bildirir ünlem. (Bornova —îz.; “Ünye köyleri, Karakuş -Or.; Kızılçakçak “Arpaçay -Kr.) 2. Al, al ya, al sana, al işte anlamlarında: Kalemini buldum, ala bir daha kaybetme. (Kızılçakçak “Arpaçay, “İğdır ve çevresi -Kr.; —Bt.; —Gaz.) ala (V) Hala. (Yeniçubuk “Gemerek -Sv.)
ala (VI) Küçük heykel yapılabilen bir çeşit beyaz. toz. (Çulhan “Bozdoğan —Ay.)
ala (VII) [-»alabacak (II)]
ala (VIII) Aveüarm, av hayvanlarını yuvalarından çıkarmak veya çevrelerine toplamak için kullandıkları müzik aleti. (-Ada.)
ala (IX) Emekli. (-Ks.)
âla Çit. (“Bartın -Zn.; -Ada.)
alâ Belki: Alâ Ahmet gelir. (“Zile -To.)
alaabak 1. Kabak şansı renginde, alacalı, kargaya benzer bir çeşit kuş. (“Silifke -İç.) 2. Alakarga (eti yenir). (“Osmaniye —Ada.)
alaaç Yarı aç: Aç buldu da alaaç mı kaldı. (“Silifke -İç.)
ala ağız [alaaz, alagaz (I), alagizir, alagız, alagaz, alağaz -1, alağız, ala-ğızcı, alağızlı, alağuz, alavaz, ala-vuz (I), alaz (VII), algaz] Ara bozucu, boşboğaz, geveze, ikiyüzlü, dönek: Bırak şu ala ağız herifi. (“Karaman -Kn.; Banus “Eğridir -Isp.) [alaaz]: (Çepni “Gemerek -Sv.) [alagaz (I) ]: (Bereketli “Tavas, “Sarayköy köyleri, Ekse “Çal -Dz.;

171
Keremköy »Burhaniye -Ba.; *Zile -To.; Çepni “Gemerek -Sv.; —Yz.) [alagız] : (Kaşıkçı -Tk.) [alagizir] t (Ağlı »Küre -Ks.) [alaguz]: (-Bo.;-Ks..; Suhara “Çıldır -Kr.)
[alağaz -1]: (îlyaslar “Kırkağaç, ¦Kula -Mn,; »Simav -Kü.; »Afşin -Mr.; Karaözü, Çepni »Gemerek, -Sv. ve çevresi; Sarıhamzalı »Sorgun, Bektaşlı »Boğazlıyan, —Yz. ve köyleri; Akkışla köyleri, »Bünyan, -Ky. ve köyleri; Çukurbağ, Sarıveliler »Ermenek -Kn.) [akağız] : (»Emirdağ-Af.; Yakaköy »Gelendost, Yassıviran »Senirkent -Isp.; Yayla, Bunak, *Tefenni,Çer-çin —Brd.; »Acıpayam köyleri, San-mahmutlu »Buldan, Çöplü ».Çivril, Muğlasm, Ovacık »Tavas, Ekse »Çal -Dz.; Yazırh »Nazilli,. Sürez »Bozdoğan, Tepecik -Ay.; Tepeköy »Torbalı, Falaka »Baymdır -îz.; Dambaylı »Salihli, »Eşme köy ve aşiretleri, Çepnidere »Turgutlu—Mn.; »Mustafakemalpaşa, Cumalıkızık, -Brs.; Yenice »Emet, Be’şkarış * Altıntaş,.-Kü.; Çoğulhan »Afşin -Mr.; M. Hüyük »Şarkışla -Sv.; »Boğazlıyan -Yz.; -Krş.; »Bünyan, Mah-zemin -Ky.; »Bor -Nğ.; Çukurbağ, Civler »Ermenek, Alibeyhüyüğü »Çumra, —Kn.; »Silifke, Korucuk »Gülnar -îç.; Yenidamlar »Alanya, »Elmalı, Çavdır, Bağyaka, »Finike -Ant.)
[alağızcı] : {»Alanya -Ant.) [alağızh] : (Çelebibağı »Erciş -Vn.) [alağuz] s (-Ks.; Harşit bucağı köyleri »Torul —Gm.) [alavaz]: (Marabuz »Afşin -Mr.) [alavuz (I)]: (Aşağnlica -Es.; Ge-
nek, Maruf -Çkr.; Kumru »Fatsa -Or.; »Bulancak, »Tirebolu, Kayadibi -Gr.)
[alaz (VII)] : (Tahtayazı »Çubuk, -Ank.)
[algaz]: (Aslanköy »Mersin -îç.)
ala ala bakmak 1. Aptal, alık alık, bön bön bakmak. (-Bt.; »Fethiye köyleri -Mğ.) 2. Çaresizlik içinde yalvararak bakmak. (»Fethiye köyleri —Mğ.)
ala abı hey Yuha anlamında ünlem [argo], (-Sm.)
alaarga Tüyleri renkli ve süslü bir cins karga. (Ağrakos *Şuşehri-Sv.)
ala avcılığı Bir çeşit keklik tuzağı olan ala ile yapılan avcılık. (»Karaman -Kn.)
ala ayaş Siyahlı beyazlı ve iri taneli bir çeşit üzüm. (Hasanoğlan -Ank.)
alaaz [—» ala ağız]
alababa Akbaba. (Aziziye -Brd.; »Buldan köyleri -Dz.)
ala bacak (I) 1. Bacakları benekli.; beyaz renkli hayvan. (Sağrak »Sütçüler, Yassıviran »Senirkent -Isp.; Ürkütlü »Bucak -Brd.; Oğuz »Acıpayam, »Sarayköy köyleri, Muğlasm »Tavas -Dz.; Yeniköy -Ba.; Yenice »Emet -Kü.; Tokat -Es.; Genek -Çkr.; -Çr.; -Or.; »Divriği -Sv.; ömerhacılı »Kaman -Krş.; Avşar aşireti, Fakıekinciliği, »Pınarbaşı, Mahzemin -Ky.; Bahçeli, »Bor, -Nğ.; Uğurlu »Ermenek-Kn.; »Mutköyleri,-îç.; Güzelsu »Akseki, Çomaklı »Korkuteli -Ant.) 2. Dört ayağının bilekten yukarı kısmı beyaz at. (-Nğ. ve köyleri)
alabacak (II) 1» Şeftali. (Körküler »Yalvaç -Isp.) 2. Biber. (Aydoğ-muş »Keçiborlu -Isp.)

I
172
‘Elmalı ve köyleri -Ant.; Yakabağ ‘Fethiye -Mğ.)
alabakar Turuncu, kırmızıya çalar renk : Alabakar kilim dokuttum. (*Zara -Sv.)
alabalık Eti beyaz ve lezzetli, az kılçıklı, kırmızı ve siyah benekli sazan emsinden tatlısu balığı. (Sir-ge ‘Eşme -Uş.; ‘Eğridir —Isp.; ‘Susurluk, Yeniköy -Ba.; ‘İnegöl, -Brs.; Abant, Sünet ‘Göynük -Bo.; ‘Kandıra -Kc; ‘Akyazı -Sk.;Gerze ‘Devrek, ‘Safranbolu -Zn.; -Ks.; -Sm.; ‘Taşova-To.;-Or.; ‘Alucra -Gr.; Büyükliman —Tr.; Harşit köyleri ‘Torul,Sobran,-Gm.; Hamidiye ‘Pazar, -Rz. köyleri; Pilarget *Ar-havi, Bağlıca ‘Ardanuç, ‘Şavşat köyleri, Ersis ‘Yusufeli -Ar.; -Kr. ve çevresi; Sosunga ‘Çayırlı, ‘Refahiye çevresi -Eze; ‘Doğubayazıt -Ağ.; ‘Hozat -Tn.; -El.; ‘Kilis -Gaz.; -Sv. ve çevresi; Avşar aşireti ‘Pınarbaşı -Ky.; Maden ‘Çamardı -Nğ.; ‘Ermenek-Kn.; *Silifke-İç.; ‘Finike -Ant.; Orhaniye ‘Marma-maris -Mğ.)
alabanda [alabandı -1, 2; alavanda (I) -1, 2,3] 1. Gürültü, patırtı, şamata : Bir alabanda var. (Çaltı *Ge-lendost -Isp.; Tokat -Es.; ‘Merzifon ve köyleri -Ama.; Ortabereket ‘Ayaş -Ank.) [alabandı -1] : (-Sv.) [alavanda (I) -1] : (‘Elbistan -Mr.) 2. Şiddetli paylama, haşlama, tekdir. (‘Senirkent, ‘Uluborlu -Isp.; -Mİ.; -Adı.; ‘Antakya ve çevresi -Hat.)
[alabandı -2] : (‘Antakya ve çevresi -Hat.)
[alavanda (I) -2]: (‘Elbistan -Mr.)

alabacak (III) [ala (VII), alabaş (III) -2, alabele -5, alaca (III) -3] Ahlâksız, ara bozucu, dönek, uğursuz adam: Alabacakhk edip de bilişi bozma. (Devri *Bucak, Horzum *Tefenni -Brd.; *Şerefli Koçhisar köyleri -Ank.; Uğurlu, Çukurbağ, *Ermenek, -Kn.; *Mut köyleri -Iç.; Akçainiş, *Elmalı -Ant.; * Fethiye ve köyleri, Orhaniye, Bayır ‘Marmaris -Mğ.) [ala (VII)]: (*Mut köyleri -İç.) [alabaş (III) -2] : (Bunak »Tefenni -Brd.)
[alabele -5] : (Çukurbağ ‘Ermenek -Kn.)
[alaca (III) - 3 ] : (Yukarıkara-çay ‘Acıpayam -Dz.; -Çr.; -Sm.; Karakuş bucağı köyleri ‘Ünye -Or.;–Gr. köyleri; Yoncalı ‘Şavşat, ‘Ardanuç köyleri -Ar.; -Gaz.; Dastarlı ‘Ayaş -Ank.; ‘Yatağan, ‘Fethiye ve köyleri —Mğ.)
alabacak (IV) Bir kişinin değnekle, koşarak oynadığı bir çeşit oyun. (‘Susurluk —Ba.)
alabada Sulak ve verimli toprakta yetişen ve yaprağından dolma yapılan bir çeşit tohumlu bitki. (Kadıköy ‘Bigadiç -Ba.)
alabağarsak Gizli dert, sır, üzüntü: Ustaca konuşursan, o sana alabağar-sağını dökecektir. (‘Fethiye ve köyleri -Mğ.)
alabahar İlkbaharın ilk günleri, baharın geldiğini hissettiren günler: Bu .yıl alabahar yaylaya çıktım. (‘Mut köyleri, ‘Mersin köy ve aşiretleri -İç.)
alâbahta Üveyik kuşu. (-Ama.)
alâbak Saksağana benzer bir çeşit kuş. (‘Silifke, ‘Mersin köyleri-İç.;
173
3. Kibir, gösteriş : Şu geçen adamın alabandasına bak. (“Karacasu—Ay.; “Merzifon ve köyleri —Ama.) [alavanda (I) - 3] : (Karakuş bucağı köyleri “Ünye —Or.)
4. Acele. (“Silifke -îç.) alabandı 1. [—» alabanda - 1] 2.
[—»alabanda -2] alabanı 1. Cömert, eli açık: Veli amca çok alabanı adam. (—Yz. köyleri) 2. Açık kalbli. (Hortu “Ereğli -Kn.)
alabarak Palamut yiyen bir kuş. (“Eşme ve- çevresi —Mn.)
ala bastırmak Tarlada kuru kalan yerleri yeniden sulamak. (Aslanköy “Mersin -îç.)
alabaş (I) 1. Başı benekli hayvan. (Bademli “Dinar -Af.; Yassıviran “Senirkent -Isp.; Gölcük, “Tefenni çevresi -Brd.; Ortaköy “Çal, “Sarayköy köyleri, Yukarıboğaz “Tavas, Yeşilyuva “Acıpayam —Dz.; “Bartın, “Safranbolu -Zn.; “Kargı, —Ks.; “Kurşunlu —Çkr.; -Çr.; “Boyabat -Sn.; “Merzifon -Ama.; Kı-zdca “Artova -To.; -Tr. köyleri; “Torul çevresi -Gm.; “Ardanuç köyleri -Ar.; Taşburun “İğdır -Kr. köyleri; Çoğulhan “Afşin -Mr.; “Zara, “Gürün -Sv.; Sarıhamzalı, “Sorgun -Yz.; Avşar ve Türkmen aşiretleri “Pınarbaşı, “Bünyan -Ky.; Bahçeli “Bor-Nğ.; Çukurbağ “Ermenek -Kn.; “Mut köyleri -îç.; Kışla, Yuva “Elmalı -Ant.; Yaşyer “Milas -Mğ.; “Lüleburgaz ve köyleri -Krk.) 2. Sürüyü idare eden erkek kd keçisi. (-Ank.) 3. Vücudunun yarısı beyaz, yarısı siyah olan kıl keçisi. (Genek -Çkr.) 4. Baş tüyleri karışık renkli bir çeşit kuş.
(îlyas “Keçiborlu -Isp.; Dirmil “Gölhisar —Brd.) 5. At ve eşeklerde bulunan bir çeşit sinek. (Hiyam “Nizip -Gaz.)
alabaş (II) Yaprakları lahanaya ben-ziyen, kökü şalgamdan daha büyük olan ve yemeği yapdan bir çeşit bitki”. (“Lapseki -Çkl.; “Mustafakemalpaşa -Brs.; “Beşiktaş -îst.; -Ks. köyleri; -Kn.; -Ed.; “Lüleburgaz ve köyleri -Krk.)
alabaş (III) 1. Karısının başkalariyle ilgisine göz yuman adam. (Bunak “Tefenni -Brd.; “İskilip -Çr.) 2. [-»alabacak (III)] 3. Ahmak, sersem, aptal. (Kusara “Maçka, Kalafka,-Tr.; Ağın “Keban-El.; “Elbistan -Mr.)
alabaşlı (I) Etrafa saldıran, azgın köpek: Alabaşlı it gibi onu bunu dalayıp duruyor. (-Mr.)
alabaşlı (II) Yarım, bitmemiş durumda: Hastalanınca her işim alabaşlı kaldı. (Sayağzı, “Silifke, Aslanköy “Mersin -îç.)
alabecit Acele, düzensiz ve çabuk:-Alabecit eşyalarıtoplayıverdim.(*Bor -Nğ.)
alabele 1. [-» ala (I) - 5] 2. [- ala
(I) - 2] 3. Çiçek bozuğu veya çilli yüz.(Büyükkabaca “Uluborlu-Isp.; -Brd.; Bozan -Es.; “Ayaş, Sola-kuşağı “Şerefli Koçhisar -Ank.) 4. Belli belirsiz, az çok, yarım yamalak: Alabele gözüm seni ısırıyor. (Güney “Yeşilova -Brd.; Tekkeköy -Dz.; Yenice “Emet -Kü.) 5. Eksik, düzensiz ve acele (iş hakkmda) : Tarlayı alabele sürmüş. (Kozluca, Çebiş, Çeltikçi -Brd.) 5. [-»alabacak (III)] alabellengez Üstünkörü, baştan sav-

174
ma: Evin duvarı alabellengez yapılmış. (»Silifke -İç.)
alabıcık (I) Alacalı dana. (Cinis »Aşkale -Ezm.)
alabıcık (II) Kulübe. (»SÜİfke -îç.)
alabık İkiyüzlü, ara bozan kimse (çocuk oyunlarında). (-Gr.)
ala bdamk [ala bulanık -2] Yarı berrak, bulanık su. (Ürkütlü »Bucak -Brd.) [ala bulanık - 2] : (Çukurbağ »Ermenek -Kn.; »Silifke, »Anamur -îç.; Karadere »Gündoğmuş -Ant.)
alâ’bış Bir çeşit saksağan. (»Gazipaşa -Ant.)
alabicik Memesi beyazlı hayvan. (As-lanköy »Mersin -îç.)
ala bişik Yarı pişmiş (yemek) : Bugün pilâvı ala bişik yedik. (Köseço-banlı »Gülnar -îç.)
ala bohlu [— ala boklu]
ala boklu [ala bohlu] Yarım yamalak, yarı kirli, işe yaramaz halde (iş hakkında) : Elindeki işi ala boklu bıraktın. (Tuzhisar »Bünyan-Ky.;-Yz.; Akçalar »Seydişehir, »Karaman, Uğurlu, Görmel, Çukurbağ »Ermenek -Kn.; »Süifke -İç.; »Kaş köyleri -Ant.; Dont »Fethiye -Mğ.) [ala bohlu] : (-Ky.)
alaboku Oyunda eşsiz kalan ve iki tarafla oynıyabilen çocuk. (-Sm.)
alaboncuk İyi veya kötü halleriyle heryerde tanınan kimse : O alabon-cuktur, tanımıyan yoktur. (İncesu »Gürün -Sv.)
alaboz 1. Benekli hayvan. (»Çarşamba -Sm.) 2. Ekildiği halde her tarafı yeşermiyen tarla, yarı karlı toprak : Bu yıl tarla alaboz^ kaldı. (Taflancık »Keşap -Gr.)
ala böğrülce [ala börülce, alaca pakla] Siyah benekli bir çeşit fasulye.
(Bağıllı »Eğridir -Isp.; Dodurga »Artova -To.)
[ala börülce] : (Eden »Yeşilova -Brd.; Bulkaz »Çivril -Dz.) [alaca pakla] : (»Safranbolu -Zn.) ala börtme 1. Çok az pişmiş : Etin ala börtmesi yenmez. (Medele »Çal -Dz.) 2. Külbastı, kebap. (Sorkun »Beypazarı -Ank.; Bayır »Marmaris -Mğ.)
ala börtük Güneşten bir tarafı yanmış sebze veya meyva : Bu domatesler ala börtük. (»Elmalı -Ant.)
ala börülce [—*¦ ala böğrülce]
alabuçuk Baştan savma, yarım yamalak, yarı başlı: Toprağı ala buçuk belleyiverip kaçmış. (Bahçeli »Bor —Nğ.; Aslanköy »Mersin -İç.; Tokat -Es.)
ahunda 1. [-»ala (I) - 5] 2. Kırmızımsı ve karamsı renkli eşya. (»Silifke -İç.) 3. Bulanık, biçimsiz, başka şekilde: Gözlerim alabula görmeğe başladı. (»Silifke—îç.; »Bor -Nğ.; »Karaman -Kn.; Irişli, Bayburt »Sarıkamış -Kr.) 4. Baştan savma, acele, yarım yamalak. (»Silifke -İç.; »Fethiye köyleri-Mğ.) 5. İkiyüzlü, iki taraflı, şüpheli adam veya iş : Kadın lâfı alabula söylüyor. (Büyükyenice »Osmaneli—Bil.; -Ks.; »Tirebolu, »Görele, Düzköy »Keşap -Gr.; Mençek »Ermenek -Kn.; »Mut -îç.)
ala bulanık 1. Hasta yüzlü, renksiz : Yüzün ala bulanık, hasta mısın? (»Sarayköy köyleri -Dz.) 2. [—*¦ ala bdamk]
ala bulaşık Yarım, tamamlanmamış, kirli: İşini temiz yap, ala bulaşık bırakma. (Uğurlu »Ermenek, »Ilgın, »Akşehir, »Beyşehir köyleri -Kn.;

175
Köseçobanlı “Gülnar -îç.; “Elmalı -Ant:)
alabut Buğdayın kötü olması ve biçerken basından çalınması (El-delek »Elbistan -Mr.)
alâbut Yazm mandaları serinletmek için üzerlerine su atmaya yarıyan, ağaçtan yapdmış çukur kürek, çömçe. (-Bo.)
ala bulut 1. Gökte yer yer toplanan beyaz, kaba bulutlar. (Körküler »Yalvaç -Isp.; »Çivril -Dz.; »Merzifon köyleri -Ama.; Ziğana »Torul -Gm.; Keleriç -Eze.; »Göksün -Mr.; »Zara -Sv.) 2. Yağmur bulutu. (»Kelkit —Gm.; Aslanköy »Mersin -îç.)
alaca (I) [ala (II) - 2, alca -1, ahca -3] 1. Üzüme düşen ben. (Bademli, Eber »Dinar -Af.; »Eşme -Uş.; »Uluborlu, »Senirkent ve çevresi, —Isp.; »Tefenni ve çevresi, Güney »Yeşilova, -Brd. ve çevresi; »Sarayköy köyleri, »Buldan köyleri, Garipköy »Tavas, “Çal köyleri, Çöplü, îğdir »Çivril -Dz. köyleri; Hamzabali »Bozdoğan, —Ay.; Falaka “Bayındır, “Menemen ve köyleri, “Urla, -îz.; Çepnidere “Turgutlu, “Demirci -Mn.; Yeniköy -Ba.; Elbeyli “îznik -Brs.; “Sivrihisar -Es.; “Kargı -Ks.; -Çr. ve çevresi; »Zile -To.; “Erciş, -Vn.; -Mş.; “Arapkir -Mİ.; -Ur.; Bertiz -Mr.; Çepni, Yeniçubuk “Gemerek -Sv.; Bektaşlı »Boğazhyan -Yz. köyleri; Çamlık, »Ayaş, Bey-dili »Nallıhan, Macun -Ank.; Bahçeli »Bor -Nğ.; Uğurlu »Ermenek -Kn.; »Mut köyleri, »Silifke -îç,; Karadere »Gündoğmuş —Ant.) [ala (II) -2]: (Devri, Ürkütlü “Bu-
cak -BM.; Bulkaz “Çivril -Dz,; “Süifke -îç.) [ahca -3]î (-Brd.)
2. Ben düşmüş üzüm, erken olgunlaşan bir çeşit üzüm. (»Sivrihisar -Es.; “Kilis, Lohan, -Gaz.; “Bünyan -Ky.; “Bor, “Nevşehir, -Nğ. ve çevresi; Doğanbey “Beyşehir -Kn.)
[alca-1] : (-Isp.;-Brd.; “Acıpayam -Dz.)
3. Meyvalara düşen ben. (-Gm. çevresi; -Mş.; —Nğ.; -Ada.) 4. Bir ağaçta ilk olgunlaşan yemiş : Bu incirin alacasını ben yedim. (Kıratlı “Diküi-îz.;*Bünyan-Ky.)
alaca (II) 1. [-* ala (III) '2] 2. Kıldan dokunmuş sergi, bir çeşit kilim. (-Çr.) 3. Heybe. (Dodurga “Bozüyük -Bil.) 4. Kenarları işlemeli büyük baş örtüsü. (»Bor -Nğ.) 5. Kadın donu. (Danışman »Fatsa -Or.) 6. [-+ ala (III) - 6]
alaca (III) 1. [-»ala (I) -5] 2. [-* ala (I) -1] 3. [-* alabacak (III)]
alaca (IV) 1. At ve eşeklerin ağzında olan bir çeşit hastalık. (»Eğridir -Isp.) 2. Sıraca hastalığı. (»Zile -To.; »Hadım -Kn.) 3. Bir çeşit hastalık. (“Fethiye köyleri -Mğ.)
4. Çiçek bozuğu, çopur yüz. (“Bigadiç -Ba.)
alaca (V) [alaçı] 1. Tahta parmaklıklı ağd, bostan, bahçe kapısı. (Kara-kaya “Ilıç, »Refahiye çevresi -Eze; Kayalıpınar »Yıldızeli, Soğukpınar »Kangal, Ağrakos »Suşehri, »imranlı, »Zara, Vazıldan »Divriği, Çepni »Gemerek -Sv.) [alaçı] : (Avşar aşireti, Fakıekinci-liği »Pınarbaşı -Ky.) 2. Hapishane. (-Çr.)

176
alaca aş [alaca aşı, alcaş] 1. Bir çeşit yemek, türlü. (Dişli »Bolvadin -Af.; »Sarayköy köyleri -Dz.) 2. Aşure. (Dişli »Bolvadin, -Af.; Babadağ »Sarayköy, Yeşilyuva »Acıpayam -Dz.; Epçeler -Brs.; Kurtköy »Altıntaş, »Emet -Kü.; -To.) [alaca aşı] : (Körküler »Yalvaç -Isp.)
[alcaş] : (Karahüyük »Acıpayam -Dz.)
3. Pirinç ve bulgurdan yapılan bir çeşit yemek, pilâv. (»Kargı —Ks.; Yerkesik çevresi -Mğ.) 4. Bulgurla mercimekten yapılan biraz sulu pilâv, lâpa. (»Çerkeş —Çkr.)
alaca aşı [— alaca aş - 2]
alaca avı Bir çeşit kara avı. (—Ant.)
alaca bakla 1. Beyaz börülce. (»Bergama -İz.) 2. [—*¦ ak bakla]
alaca bandak Yarım yamalak, tek-tük, seyrek: Soğanı alaca bandak ekmişler. (Körküler »Yalvaç —Isp.)
alaca basma Çok renkli bir çeşit basma. (Bulgaristan göçmenleri)
alaca belece 1. [—ala (I) -5] 2. Siyahla beyaz karışık yer. (Kara-büzey »Araç -Ks.)
alaca belece görmek Az görmek, bulanık görmek: Gözüm ince yazıları alaca belece görüyor. (—Ba.)
alaca bez Yerli pamuklu dokuma. (»Ağm -El.)
alaca bulaca [— ala (I) - 5]
alacacı El tezgâhında, alaca denilen bir çeşit pamuklu dokuyan usta. (-Gaz.)
alacacı çorba Bütün mercimek ve pirinçle pişirilen bir çeşit çorba. (»Kilis -Gaz.)
abaca düşmek [ala düşmek (I) -1,2; alca düşmek] 1. Üzümlere ben düş-
mek, üzüm ermeye başlamak: Bağa alaca düşmeğe başladı, (incesu »Dinar -Af.; Uluğbey, Yassıviran »Senirkent, Ilyas »Keçiborlu -Isp.; Kayadibi »Yeşilova -Brd.; Çerçin -Dz.; »Çal köyleri, Alâeddin, »Acıpayam, Kösten, Honaz -Dz.) [ala düşmek (1)1] : (Dişli »Bolvadin -Af.; »Gelendost, Kumdanlı »Yalvaç, Gönen, Aydoğmuş -Isp.; An-barcık »Gölhisar, Çerçin -Brd.; Bereketli »Tavas, İsabey »Çal -Dz.; A. Kızılca »Mustafakemalpaşa-İz.; »Susurluk -Ba.; Yenice »Emet -Kü.; Cumayanı -Zn.; »Alaçam -Sm.; Kızılköy -To.; Hacıilyas »Koyulhisar-Sv.; Akkışla »Bünyan -Ky.; Akçalar »Seydişehir, »Karaman, Görmel, Uğurlu -Kn.; »Silifke -İç.; Karadere »Gündoğmuş, »Elmalı -Ant.; Dont *Fethiye-Mğ.) [alca düşmek] : (Salda »Yeşilova -Brd.)
2. Meyvalar olgunlaşmaya başlamak, benlenmek. (»Kemaliye-Eze.)
3. Karlar erimeye başlayınca, yer yer toprak görünmek. (Mencilis »Keşap -Gr.; »Hozat -Tn.)
[ala düşmek (I) - 2] : (Y. Bademli -Isp.; Çukurbağ »Ermenek —Kn.; -İç.)
alaca garga [alaca gergen, alaca karga - 2, ala garga (I) -1, alağarga - 2, alakarga -1] Saksağan. (»Safranbolu, »Bartın -Zn.) [alaca gergen] : (Bekilli »Çal -Dz.) [alaca karga - 2] : (-Mn.; Minnetler »İvrindi, Yeniköy -Ba.; Genek -Çkr.; »Tirebolu -Gr.; -Gm. çev-, resi; »Ardanuç, »Yusufeli, »Hopa -Ar.; Zevker »Refahiye -Eze; -EL; »Zara, »Gürün, —Sv.)

177
[ala garga (I) -1]: (İncesu *Dihar -Af.; “Taşköprü -Ks.; Yaraşh “Haymana -Ank.) [alağarga - 2] : (-Yz.) [ala karga -1] : (Akçaşar “Eğridir, “Senirkent, -Isp.; Bunak “Tefenni -Brd.; Moraca “Çal -Dz.; -Kü.; “Sivrihisar, -Es.; “Kandıra -Kc.; “Safranbolu, Aliköy “Çaycuma -Zn.; Giremez “Araç, -Ks.; “Kurşunlu -Çkr.; -Çr.; “Taşova -To.; Arpaköy —Or.; —Kr. ve köyleri-; -Bt.; “Gürün, -Sv. ve köyleri; Büyükincirli -Yz.; Çayırlı “Haymana -Ank.; Avşar köyleri “Pınarbaşı -Ky.; “Kozan -Ada.)
alaca gergen [— alaca garga]
alacagök [— ala (II) -1]
alaca güneş Güneşin ağaç yaprakları arasından süzülmesiyle yarı aydınlanan yer: Alaca güneşte kuruyan meyvenin rengi., açık olur. (“Bor -Nğ.)
alacak 1. Biçilmiş ekini kaldırmaya yarıyan üç dişli aygıt. (Kırca, İshakh “Bolvadin -Af.) 2. Ağaçtan meyva toplamaya yarıyan ucu çatallı sırık. (Hasara -Gm.; Celikan-yurt “Gürün —Sv.)
alaca kar [alaca kışlık] Karın yer yer eriyerek toprağın görünmeye başladığı zaman. (-Çr.) [alaca kışlık] s (İğneciler “Mudurnu -Bo.)
alaca karga 1. Karakuş. (“Sarayköy köyleri -Dz.) 2. [—» alaca garga] 3. Çok renkli bir çeşit karga. (Yenice “Emet -Kü.; İğneciler “Mudurnu -Bo.; “Akyazı çevresi —Sk.; Burunkaya -Zn.; —Ks.; -Tr. ve çevresi)
alacakır [-* ala (II) - 1]
akıca kışlık [- alaca kar]
alacalanmak Eriyen karlar arasından yer yer toprak görünmek: Tarlalar alacalandı. (“Kurşunlu -Çkr.; “Ardanuç, “Yusufeli, “Şavşat -Ar.)
alacak 1. [-* ala (I) - 5] 2. [- ala
(I) -1] 3. Cümbüşlü. (Dont “Fethiye -Mğ.) alacalı beleceli 1. [— ala (I) - 5] 2. ikiyüzlü, dönek adam. (—Ks.) alacalı bolacalı [— ala (I) - 5] alacalı bulacak 1. [—»ala (I) - 5] 2.
[-ala (I) -1] alacalıh [—» alacalık (I) -1] alacalık (I) [alacalıh] 1. İlkbaharda karların eriyerek, tarlaların biraz kar, biraz toprak görünen yerleri. (Yeniköy-Ba.; Kalafka-Tr.; Kor-zaf “Şiran -Gm.; “Şavşat köyleri, Bağlıca ? Ardanuç, Uşhum, “Yusufeli -Ar.; “Ardahan, -Kr.; Yağlı “İspir, -Ezm.; “Refahiye çevresi -Eze.; Göbekviran ‘Gürün, “Koyulhisar -Sv.; Beydili “Nallıhan, Yaraşh “Haymana -Ank.) [alacalıh]: (Kızılçakçak “Arpaçay -Kr.)
2. Ekilmiş tarlada tohumun yeşer-mediği yerler. (Yeniköy -Ba.) 3. Değişik renklilik. (“Kandıra -Kc.; Göbekviran “Gürün -Sv.)
alacalık (II) 1. Döneklik, ikiyüzlülük. (“Şavşat köyleri -Ar.; -Mr.) 2. Bozgun, kargaşalık- (-Mr.)
alacalık (III) Alaca denilen pamuklu dokuma ipliği, direzi. (“Ermenek köyleri -Kn.)
alacama Loğusalara musallat olan alkarısınm çocuklarda beliren şekli (bu hastalık nazardan olur). (-Gaz.)

Derleme, 12
178
alacan Arı kovanlarında bulunan mum kurdu. (Aliköy “Çaycuma -Zn.)
alacanh [ala çakır - 2, aladiri -1, 2] 1.
Yarı canlı, ölmek üzere bulunan: Aman sen de, alacanlıyı öldürürsün. (“Süifke -îç.; »Bor -Nğ.) [aladiri -1]: (Eldirek *Fethiye-Mğ.) 2. Yarı pişmiş: Yemek alacanh olmuş, az daha kaynasın. (—Es.) [alaçakır -2 ]: (“Eğridir köyleri -Isp.)
[aladiri-2] : (Eldirek “Fethiye-Mğ.)
alaca ot Susuz yerlerde yetişen geniş yapraklı, dikenli bir çeşit ot. (Ersis “Yusufeli -Ar.)
alaca pakla [—» ala böğrülce]
akıca şûra Bulgur veya doğulmuş buğday Ue mercimekten yapüan bir çeşit çorba. (—Gaz.)
alaca tane [akıca tene] Bulgurla mercimekten yapdan püâva benzer bir çeşit yemek. (-Uş.) [alaca tene] : (“Karahallı, -Uş.; Bulkaz “Çivril -Dz.)
alacatav Çok kurumuş toprak, hölü (nemi) kaçmış toprak : Bizim tarlanın alacatavı kaçmış. (“Mustafakemalpaşa —Brs.)
alacatek İyice olmıyan ekin. (—Ank.)
alaca tene [—¦ alaca tane]
alaca üzüm Erken olgunlaşan bir çeşit üzüm. (“Kilis -Gaz.)
alaceher [alacehir, alaciğir, alaciyir] Meyvası yenmiyen, bodur ve dikenli bir ağaç. (“Şenkaya -Ezm.) [alacehir]: (Incesu*Dinar -Af.; Yakaköy “Gelendost -Isp.) [alaciğir] : (Sarıidris “Eğridir -Isp.) [alaciyir]: (May “Çumra, Çukurbağ “Ermenek, “Bozkır -Kn.)
alacehir [— alaceher]
alacehre Bir çeşit sarı boya. (—Kn.)
alacığı, alacığı Bütünü, hepsi: Mahkemede alacığı da doğru söyledi.(—Mi. ve çevresi)
alaçıh [—* alacık -1]
alacık [alacılı, alacuk -1,2; alacak, alaç-çık, ala çığ, alacık -1, alaçik, alaçuh, alaçuk, alançık, alapçik, alavçuk, alaycık, alayçık, alecük, aleçik, alençik, alevçik, aleyçik-1, akcık] 1. Üzeri dal veya hasırla örtülen çoban evi, tarla, bostan, bağ kulübesi, çardak : Bağı beklemek için alacık yapıyoruz. (Çiftlik “Dinar -Af.; Aydoğmuş^ “Keçiborlu, Yassıviran, Uluğbey, “Senirkent, Senir, Tahtacı aşireti—Isp.; Dengere, Kozacı, Bunak “Tefenni, Çamkoy, An-barcık “Gölhisar, “Yeşüova köyleri -Brd.; “Acıpayam, İsabey “Çal, Söğüt, Honaz, Çardak -Dz.; Aşağıka-yı, Ağlı “Küre, “Tosya-Ks.; “Boyabat -Sn.; *ZÜe-To.; -Vn.; “Dörtyol -Hat.;Hacıilyas, “Koyulhisar, “İmranlı, “Yddızeli, Sincan “Divriği, E. Hüyük “Şarkışla, -Sv. ve köyleri; “Yerköy -Yz. köyleri; Cemele-Krş.; Papak “Osmaniye-Ada.; Bağyaka, Çavdır “Finike, “Elmalı ve köyleri, Çomaklı “Korkuteli-Ant.; “Fethiye köyleri, -Mğ.) [alacıh]: (“Mucur -Nş.) [alacuk-1] : (Keremköy “Burhaniye -Ba.; “İlgaz, “Kurşunlu -Çkr.; Yukarıkale “Koyulhisar -Sv.) [alacak]: (-Nğ.)
[alaççık] : (“Beyşehir köyleri —Kn.) [alaçığ]: (Bayat “Emirdağ -Af.) [alacık -1] : (“Sivrihisar ve köyleri —Es.; “Dinar köyleri, Yakasinek “Bolvadin -Af.; Iğdecik -Isp.; Devri “Bucak, Karakent,-Brd.; Kara-

179
kuyu -Mn.; Ildızın -Çkr.; »İskilip -Çr.; -Ama.; Çamlıbel »Artova, »Zile, -To.; »Şebin Karahisar -Gr.; Cinis »Aşkale, Keçek, Tavusker »Oltu, —Ezm. ve çevresi; Taşlıçay »Diyadin -Ağ.; -Vn.; -Mİ.; Büyük-kızılcık*Göksün, Hunu »Afşin—Mr.; Çepni,’Yeniçubuk »Gemerek, Ka-yalıpınar »Yıldızeli, »Şarkışla, Gö-bekviran »Gürün, Ulaş, Tutmaç -Sv.; Türkmenaraplısı -Yz.; »Haymana, Çanıllı »Ayaş, Solakuşağı »Şerefli Koçhisar -Ank.; »Avanos, Köşker -Krş.; »Develi, Hisarcık, -Ky.; Alaca »Aksaray, Çukurkuyu, -Nğ.; Kayacık -Kn.; -Ada.; Ci-vanyayla »Mersin -İç.; »Kaş köyleri -Ant.)
[alaçik] : (Çaldı-Yz.; Kal’a*İncesu, »Develi -Ky.)
[alaçuh] : (Çamlıbel »Artova -To.) [alaçuk] : (Yukarısölöz »Orhangazi -Brs.; -To.; »Şebin Karahisar -Gr.; Haciilyas »Koyulhisar, Ağrakos »Suşehri, -Sv.; —Mğ.) [alançık] : (»Alucra -Gr.) [alapçık, alapçuk] : (Celikanyurt »Gürün -Sv.) [alavçuk] : (-Sv.) [alaycık]: (Telin »Gürün, M. Hü-yük »Şarkışla, -Sv.) [alayçık] : (Bayat -Af.; Kızık »Artova -To.; »Göksün, Varyanlı, -Mr,; Çepni »Gemerek -Sv.; »Kadirli, Misis -Ada.)
[aleciik] : (»Boyabat -Sn.) [aleçik] : (Dercköy »Develi — Ky.) [alençik] : (»Bünyan -Ky.) [alevçik] : (İğdeli »Gemerek -Sv.) [aleyçik-1] : (»Emirdağ -Af.; Ortaköy »Şarkışla -Sv.; »Kadirli, »Karaisalı, Boynuyoğun -Ada.)
[ahcık] : (Yassıviran, »Senirkent -Isp.; Kayadibi »Yeşilova, Karamanlı »Tefenni, Yan —Brd.; —Dz.) 2. Çul veya keçeden yapdan çadır. (Bunak »Tefenni -Brd.; Yakabağ, Dont, Ceylan »Fethiye -Mğ.) 3. Göçebe çadırlarının üzerine konan eğri ağaç, eğilmesi kolay ağaç sürgünü. (Kızılca »Hadım -Kn.; Karadere »Anamur -Iç.) 4. Bostan korkuluğu. (Şabanözü »Polatlı -Ank.) 5. Ormandaki küçük düzlük, ağaçsız yer: Davarı ormandaki alacıkta otlattım. (»Ünye —Or.) [alacuk-2]: (»Ünye -Or.) 6. Vücuttaki çok küçük leke: Bu ala sayılmaz, bir alacık. (»Afşin -Mr.)
alaciğer Evin içi: Alaciğerimi görüyor. (-Kü.)
alaçiğir [— alaceher]
alacik [—ala(I)-5]
alaciyir [— alaceher]
alacuk 1. [-* alacık -1] 2. [— abaçık -5]
alaç [—ala (I) -1]
alâç İlâç. (^Gaz.)
akıca (I) Ucuz ve kötü bir çeşit basma, (Hırka »Tavas -Dz.)#
alaca (II) Yarı olmuş üzüm. (Çulhan »Bozdoğan -Ay.)
alaca (III) [alaçağ, alaçav-1, alaçön] Yazın bol yağmurlardan sonra ekinleri ve ağaç yapraklarım sarartan yakıcı güneşli durgun hava. (»Bayramiç -Çkl.; Solaklar -Kc.) [alaçağ] : (-Brs.; »Mengen, »Gerede -Bo.; Balkur »Devrek -Zn.) [alaçav -1] : (»Gerede -Bo.) [alaçön] : (Giremez »Araç -Ks.)
alaçağ [— alaca (III)]
alacak [—*¦ alacık -1]

180
alaçakır 1. Yarı olgunlaşmış sebze veya meyva (çokça domates ve karpuz hakkında): Domatesleri alaçakır toplamışlar. (*Dinar -Af.; Yassıvi-ran »Senirkent, »Eğridir köyleri, Yakaköy »Gelendost —Isp.; Akça-köy »Yeşilova, Çerçin -Brd.; Isa-bey »Çal, Yukarıkaraçay »Acıpayam -Dz.; Yenice »Emet -Kü.; -Yz. ve köyleri; Görmel »Ermenek -Kn.; Demirtaş »Alanya, Akçaeniş, »Elmalı, Karadere * Gündoğmuş -Ant.; »Fethiye köyleri -Mğ.) 2. [—*¦alacanlı - 2] 3. Gece gökyüzünün yarı bulutlu hali: Bu gece hava alaçakırdı. (»Eğridir köyleri -Isp.) 4. Yeşile yakın bir renk. (Aydoğ-muş »Keçiborlu -Isp.) 5. Yarı aç, yarı tok: Karnım alaçakır doydu. (Pazara vdan »Bucak —Brd.) 6. ilkbaharda dağlardan buzların çözülmesiyle, içinde buz parçaları karışık olarak akan az bulanık su: Hayvanı alaçakır suya sürme, bacaklarını buz keser. (Zile »Mesudiye -Or.; Çepni »Gemerek -Sv.; Kızılca »Hadım -Kn.; Eldirek »Fethiye -Mğ.) 7. Şöyle böyle: Bugün keyfim alctçakır. (-Ky.; Mençek »Ermenek -Kn.)
alaçalpoy ilkbaharda, karın erimeye ve yer yer toprağın görünmeye başladığı zaman: Alaçalpoy da ilk defa bizim tarla açıldı. (Irişli, Bayburt »Sarıkamış —Kr.)
alaçam Bir çeşit büyük bıçak. (Güneyce —Rz.)
alaçaprak [alaçarpah, alaçarpak, ala-çarpaz - 2] Yağmurla karışık kar, sulu sepken. (»Sasun -Sr.; -Dy.) [alaçarpah] : (»Erciş -Vn.) [alaçarpak] : (-Vn.; »Ahlat -Bt.)
[alaçarpaz - 2] : (Yaraşh »Haymana -Ank.)
alaçarpah [—*¦ alaçaprak]
alaçarpak [—» alaçaprak]
alaçarpaz 1. Kekliğin göğsündeki kmalı tüyler. (»Erciş -Vn.) 2. [—*¦ alaçaprak]
ala çav 1. ‘[—*¦ alaca (III)] 2. Seyrek yapraklı ağaç gölgesi, yarı gölge: Efendi orası alaçav, hele sen şu gölgeye gel. (-Sm.)
alaçavuş Hüthüt, ibibik, taraklı denilen kuş. (-îz. ve çevresi -Ant.)
ala ç çık [—» alacık -1]
alaçı [—*¦ alaca (V) - 1]
ala çığ [— alacık -1]
alacık 1. [— alacık -1] 2. Apaçık, açık: Evin üstü alacık kalmış. (Ersis »Yusufeli-Ar.; »Kilis-Gaz.)
alaçiçek 1. Güneşli, açık hava : Bugün hava alaçiçek: (Erkinis »Yusufeli -Ar.) 2. Baharda her yerin çiçeklerle bezenmiş hali: Dağlar alaçiçek olmuş. (»Ardanuç köyleri -Ar.)
alaçik [—» alacık -1]
âlaçko Sık sık ağlıyan, mızmız çocuk. (Yugoslavya göçmenleri)
alaçön [— alaca (III)]
alaçuh [—*¦ alacık - 1]
alaçuk ,[— alacık -1]
alaçul Kilim. (Çepnidere »Turgutlu -Mn.)
alad [- aladı (I) -1]
alada (I) Güllerin en bol açtığı zaman : Bu gün güllerin aladası. (Atabey, -Isp.)
alada (II) [-» aladı (I) -1]
alada etmek [aladı etmek, aladımak, aladlamak, alaklamak - 3, alatla-mak (I), alatmak] Acele etmek. (-Bo. çevresi)

181
[aladı etmek] : (İğneciler “Mudurnu -Bo.)
[aladımak] : (-Ba.)
[aladlamak] : (Kemaliye “Alaşehir
-Mn.)
[alaklamak -3] : (“Sarayköy köyleri -Dz.; Sürez, Alainut, “Bozdoğan, -Ay,; Balçuva -İz.; “Demirci -Mn.; -Ba.)
[alatlamak (I)] : (“Buldan köyleri, “Sarayköy köyleri, Solmaz “Tavas, Kelekçi “Acıpayam, “Çivril, Kale -Dz.'; Bayat “Emirdağ -Af.; “Şarki Karaağaç —Isp.; “Bozdoğan, Burhaniye “Nazilli, Yenipazar, Ortaklar-Ay.; “Tire, “Bergama, Kazanlı “Ödemiş -İz.; “Eşme köy ve aşiretleri -Uş.; Körez “Kııla, “Alaşehir, -Mn.; Minnetler “İvrindi, “Edremit, “Sındırgı, -Ba.; Bolayır, “Gelibolu, Gök “Lapseki -ÇkL; “Mustafakemalpaşa, Yarhisar, Gökçesu “Yenişehir, Cumalıkızık —Brs.; Çav-darhisar, Hacıkebir, Yenice “Emet, Domaniç, Gürağaç “Tavşanlı, Tepecik “Simav, Alayunt -Kü.; Kurşunlu “Gölpazarı, Gömele, “Söğüt, Oklubalı “Bozüyük-Bil.; Yakakayı, Bozan -Es.; Pelitçik “Göynük, -Bo. çevresi; Çayırdere “Silivri -İst.; “Alaçam-Sm.; Bizmişen-EL; -Yz. göçmenleri; Kuzucular, “Nallıhan -Ank.; -Kn.; Taşhmüsellim “Lalapaşa, “Meriç, “İpsala, Kaya-pa, Medrese -Ed.; “Vize, “Lüleburgaz ve köyleri -Krk.; Muratlı “Çorlu, “Saray çevresi, İnecik, -Tk.) [alatmak] : (-Ba. ve çevresi)
alada gelmek Aceleye gelmek: 0 iş çok alada geldi, (Kavakiçi, Yenice “Simav -Kü.)
aladana 1. Peynir, soğan ve yufka
ekmekle yapılan bir çeşit yiyecek. (Kızılköy “Dinar -Af.) 2. Yoğurtlu pekmoz: Pekmezi getirin de aladana yapalım, (İsabey “Çal -Dz.) 3. Bir çeşit fasulye. (“Elmalı -Ant.) 4. Yaz aylarında avlanan, sırtı renkli ve kılçıklı bir çeşit balık. (“Perşembe, -Or. çevresi) 5. Sebzeleri kökünden yiyen bir çeşit kurt. (“Elmalı -Ant.) 6. Tanelerinin bir kısmı siyah olan mısır koçanı. (Eldir ek “Fethiye -Mğ.)
aladarbız Yarı ıslak, yarı kuru, az tavlı toprak: Bizim tarla daha aladarbız. (Taşoluk “Göksün, önsen -Mr.; Çepni “Gemerek-Sv.; Yalak “Pınarbaşı -Ky.)
aladeliYarı deli, budalaca. (“Mersin köyleri —İç.)
aladı (I) [alad, alada (II), alat (I)] 1. Acele, ivedi, çabuk: Çok aladı işim var. (Bayat, “Emirdağ, —Af.; Armutlu “Tefenni-Brd.; Honaz “Bozdoğan-Ay.; -Mn.; Yeniköy —Ba.; “Çan, “Bayramiç, “Biga -Çkl.; Domaniç “Tavşanlı, Beşkarış, “Altıntaş, Yenice “Emet vKü.; -Es. köyleri; İğneciler “Mudurnu, “Göynük -Bo.;-Krş.; Afgan -Kn.; Çomaklı “Korkuteli -Ant.; -Ed.; Çavuşköy “Babaeski, “Lüleburgaz köyleri -Krk.; Rumeli göçmenleri) [alad] : (Garipköy “Tavas -Dz.; -Kü.)
[alada (II)] : (Tepeköy “Torbalı-İz.; “Mustafakemalpaşa -Brs.;^ Çoban “Tavşanlı -Kü.; Ağlı “Küre -Ks.) [alat(I)]: (Salda “Yeşilova-Brd.; Ekse “Çal, “Sarayköy, Karahisar “Tavas—Dz.;”Bozdoğan-Ay.; “Alaşehir-Mn.; “Tire-İz.;-Ba. ve çevresi; Çaykoz, Sadıkbağı, “Sivrihisar,

182
Yakakayı,Bozan -Es.; -Kü. çevresi) aladı (II) İlk ürün: Ahmet ağa aladı kaldırmış. (Bayat »Emirdağ -Af.) aladı (III) [alat (III)-2] İpek böceklerinin koza yapmalarından bir hafta, on gün önce, çok yaprak yeme devresi: Bizim böcekler aladı-da. (Eymir »Bozdoğan —Ay.; »Çan, »Bayramiç, »Biga -Çkl.; -Brs.; Büyükyenice »Osmaneli -Bil.; -Mğ.; »Meriç -Ed.)
[alat (III) - 2] t (»Tire -Iz.) aladı etmek [— alada etmek] aladımak [—*¦ alada etmek] aladı şappak [alap şalap, alapşap] Çok
acele, çabucak: Yemeğimi aladı şappak yedim. (Eynıir »Bozdoğan -Ay.)
[alap şalap]: (»Edremit -Ba.; »Cide -Ks.)
[alapşap]: (Yeşüyuva »Acıpayam -Dz.; »Karacasu, »Bozdoğan -Ay.; »Eşme köy ve aşiretleri —Uş.; Bak-lalı »Çatalca -İsi.; Namrun »Tarsus, Köseçobanlı »Gülnar -Iç.; Yer-kesik çevresi -Mğ.)
aladirgen Harmanı dirgenle yarım aktarma. (Eldirek »Fethiye -Mğ.)
aladiri 1. [— alacanlı -1] 2. [-*¦ alacana -2]
aladiriz Ala renkli, gevrek ve dayanıklı bir çeşit üzüm. (Alibeyhüyüğü »Çumra, -Kn.)
aladlanıak [—*¦ alada etmek]
aladovşan Az kullanılmış. (-Ada.)
alad semet [alasemet, alat basırat, alat kasamat, akıt kasat, alat kıpırt, akıt samat, alat semet] Yarım yamalak, çok acele, çabucak. (Garipköy »Tavas -Dz.)
[alasemet]: (Genek -Çkr.)
[alat basırat] : (Sadıkbağı, »Sivrihisar —Es.)
[alat kasamat] : (İğneciler »Mudurnu -Bo.)
[alat kasat] : (Uşhum »Yusufeli -Ar.)
[alat kıpırt] : (Tepeköy »Torbalı -iz.)
[alat samat] ; (Akçalar »Seydişehir, Görmel, Uğurlu »Ermenek -Kn.) [alat semet] : (Sağrak »Sütçüler —Isp.; »Buldan köyleri, Garipköy »Tavas, »Sarayköy, Tekkeköy -Dz.; »Eşme köyleri -Mn.; »Man-
• yas -Ba.; Bozan, -Es.; »Devrek -Zn.; Akçalar »Seydişehir, Görmel, Uğurlu »Ermenek -Kn.; Karadere »Gündoğmuş, Güzelsu »Akseki -Ant.)
ala düşmek (I) 1. [— alaca düşmek -1] 2. [—*¦ alaca düşmek - 2] 3. Vücud veya yüz leke olmak: Adamın yüzüne ala düşmüş. (Isabey »Çal -Dz.) 4. Saç ağarmak. (Çilehane »Reşadiye —To.)
ala düşmek (II) Tuzağa, hileye düşmek: Ahmet beni ala düşürdü. (Nudra »Şarki Karaağaç -Isp.; -Dz.; Zile »Mesudiye -Or.; »Elbistan -Mr.; M. Hüyük »Şarkışla, Vazıldan »Divriği -Sv.; Bektaşlı »Boğazlıyan. -Yz.; Yaşyer »MUâs -Mğ.)
ala eğri Kabuğunu, çobanların kavallarına geçirdikleri küçük bir ağaç. (Eldirek »Fethiye -Mğ.)
alaf (I) [alav (I), alavi, alef, alov (II)] 1. Alev. (Hocalar »Sandıklı, »Dinar köyleri -Af.; »Karahalh, »Eşme köy ve aşiretleri -Uş.; »Senirkent -Isp.; Devri »Bucak, »Yeşilova köyleri, Yayla, »Tefenni -Brd.

183
köyleri; *Çal köyleri, Garipköy »Tavas, Çöplü, Irgılh »Çivril, »Sarayköy köyleri, »Buldan köyleri, »Acıpayam köyleri—Dz.; »Bozdoğan ve köyleri, Alanlı -Ay.; Tepeköy »Torbalı, Furunlu »Bayındır, »Ödemiş ve »Kiraz köyleri — Iz.; »Alaşehir, »Turgutlu -Mn.; »Çan ve »Bayramiç köyleri -Çkl.; »İznik, -Brs.; -Ba.; Kavakiçi, Yenice * Simav, Yenice »Emet, Beşkarış »Altıntaş -Kü.; »Söğüt -Bil.; Alpanos »Seyitgazi, »Sivrihisar, Bozan, —Es.; »Mudurnu ve köyleri -Bo.; Aliköy »Çaycuma -Zn.; »Taşköprü -Ks.; Saray -Çkr.; Çıkrık »Mecitözü, »Kargı, -Çr.; »Gümüşhacıköy ve köyleri, * Merzifon ve köyleri, Varay -Ama.; Kızılca, Kunduzağılı »Artova, »ZUe -To.; -Gm. köyleri; »İğdır ve çevresi —Kr.; -Bt.; Aşudu »Darende -Mİ.; Çoğulhan, Nişanit »Afşin, »Göksün, -Mr.; »Kırıkhan, »Reyhanlı, Amik Ovası Türkmenleri-Hat.; »Kangal ve köyleri, Ka-raözü, »Gemerek, M. Hüyük, »Şar-kışla,*Gürün ve köyleri-Sv.;Bektaş-lı »Boğazlıyan, Büyükincirli, -Yz.; »ŞerefliKoçhisar köyleri,Çanıllı *A-yaş, Çalış, Yaraşlı »Haymana, Bey-dili »Nallıhan, Hasanoğlan -Ank.; Kocabey -Krş.; Avşar aşireti »Pınarbaşı, Akkışla »Bünyan, -Ky. ve köyleri; »Nevşehir, Bahçeli, »Bor, -Nğ.; Uğurlu, Çukurbağ, »Ermenek —Kn.; »Karaisalı çevresi —Ada.; »Silifke, »Mut köyleri, -İç.; Güzelsu »Akseki, Belkis, »Serik, Bağ-yaka »Finike, Yuva, »Elmalı -Ant.; Ceylan »Fethiye, »Yatağan köyleri, Orhaniye, Bayır »Marmaris, »Bodrum -Mğ.)
[alav (I)]: (Dişli »Bolvadin -Af.; -Kü.; —Ks.; Uluşiran »Şiran -Gm.; Kocabey, Çavdarlı »Şavşat, Bağlıca »Ardanuç-Ar.;-Eze; »Erciş,—Vn.; -Ur.; »Afşin, »Elbistan -Mr.; »Antakya -Hat.; Ortaköy »Şarkışla, »Zara, -Sv.;’»Ermenek —Kn.; Kö-seçobanlı »Gülnar -İç.) [alavi] : (»Ardanuç -Ar.) [alef] : (-Ba. ve çevresi; Nilüfer —Brs.; Büyükyenice »Osmaneli—Bil.; Tavşancıl’ »Gebze -Kc.) [alov(II)] : (»İğdır ve köyleri -Kr.) 2. Telâş, korku: Ahmet bize bir. alaf salıverdi. (»Ermenek -Kn.) alaf(II) [alafa(I)-2, alafı-1, ahf]l. Hayvanların kışlık yiyeceği, saman, ot, mısır sapı v.b.: Bu yıl alaf bol, sığırlar semiz olur. (»Eğridir köyleri -Isp.; Karaköy, Söğüt »Tefenni -Brd.; Gökçesu »Yenişehir, Kara-oğlan, »Mustafakemalpaşa, Nilüfer -Brs.; Karabayır »Balya, Yeniköy -Ba.; Bozan -Es.; »Kandıra -Kc; * Mudurnu ve köyleri, Sandallar -Bo.; »Akyazı çevresi -Sk.; Çatak »Ereğli, Karapınar, Aliköy »Çaycuma, Karahasan »Ulus -Zn. köyleri; Kamana »Azdavay, »Bozkurt köyleri, Peşman »Daday, Ağlı »Küre, »Cide, »İnebolu, »Taşköprü, Keloğlan-Ks.; »Sungurlu, »Kargı-Çr.; »Boyabat, -Sn. ve köyleri; Irmak-sırtı, »Çarşamba, Kocalı »Terme -Sm.; »Merzifon ve köyleri, -Ama.; Çilehane »Reşadiye -To.; -Or. köy ve ilçeleri; »Görele, »Tirebolu, »Bulancak ve köyleri, “»Şebin Karahisar, -Gr. köyleri; -Tr. çevresi; -Gm. köy ve ilçeleri; Karadere-Rz.; Ersis, »Yusufeli, »Şavşat ve köyleri, »Ardanuç köyleri —Ar.; Taş-

184
burun, Alkaner, * İğdır, Kızılçakçak “Arpaçay, “Sarıkamış, “Göle, “Posof, “Ardahan ve çevresi, -Kr.; “Hınıs, “Şenkaya, Cinis “Aşkale, “Horasan,-Ezm.; Sosunga “Çayırlı, “Kemaliye’, Zevker “Refahiye, -Eze. ve köyleri; “Diyadin, “Tutak -Ağ.; “Erciş -Vn.; “Hozat -Tn.; “Ağın, *Keban,-El.; * Arapkir-Ml.; Nişanit, “Afşin, “Göksün-Mr.; “Kangal ve köyleri, “Şarkışla, “Divriği ve köyleri, “Zara, “Gürün ve köyleri, “Suşehri-Sv.; Büyükincirli -Yz.; “Kalecik, Avşar ve Türkmen aşiretleri “Pınarbaşı, “Bünyan -Ky.; Uğurlu, Çukurbağ “Ermenek -Kn.; Karadere “Gündoğmuş -Ant.; Ça-vuşköy “Babaeski, “Lüleburgaz köyleri-Krk.; “Saray köyleri, Koz-yörük “Malkara -Tk.) [alafa(I)-2] :(*Şavşat köyleri -Ar.) jalafı -1] : (“Şavşat köyleri -Ar.) [ahf] i (~Bt.; “Varto -Mş.) 2. Suyu çekümiş, yarı kurumuş buğday veya haşhaş. (Büyükyenice “Osmaneli” —Bil.) 3, Hayvan yemi satıcısı. (-Bt.) 4. Hayvanlara yedi-rüen yeşil yaprak ve dallar: Sığırlara biraz alaf topla gel. (“Görele, *Bulancak, “Tirebolu ve köyleri, Düzköy “Keşap, -Gr.; Kalaf-ka -Tr.; “Pazar ve “Çayeli köyleri, Aşıklar -Rz.) 5. Taş, kerpiç veya ağaçtan yapdmış hayvan yemliği: Koyunların alafında ot kalmamış. (Yuva, Armutlu, “Elmalı, “Kaş ve köyleri -Ant.; “Fethiye köyleri -Mğ.) 6. Hayvanların su içtikleri yer, yalak. (Büyükincirli -Yz.; *Kaş-Ant.; Dodurga “Fethiye -Mğ.) 7. Süprüntünün yüze gelen iri kısmı, çalı çırpı: Bahçenin ala-
fını ateşe verdim. (“Ermenek ve köyleri -Kn.) alafa (I) 1. Sumaklanmış, yani te-teri denilen tanenli bitki suyuna batırılmış deri. (-Brd.) 2. [— alaf (II) -1]
alafa (II) Düğünün ertesi günü gelinin bakire olup olmadığını anlamaya gelen kimseler. (Karadere -Rz.)
alafa çıkmak Ot biçmeye gitmek: Yarın köycek a^afa çıkılacak. (Uğurlu “Ermenek -Kn.)
alafaka [— alafakı -1]
alaf akı [alafaka, alıfaka, ahf akı] 1. Uzman, bir işin ehli, usta: Bir işi alafakısına sormalı, (iğneciler “Mudurnu -Bo.; Tahtacı aşireti -Isp.; Ürkütlü “Bucak -Brd.; Yukarıseyit “Çal, Ovacık “Tavas, Yukarıkaraçay “Acıpayam -Dz.; -Kn.; “SUifke -İç.; Kuz, Yuva “Elmalı, Kasaba “Kaş -Ant.) [alafaka] : (Hamzabali “Bozdoğan -Ay.)
[alıfaka] : (Bozan -Es.)
[ahfakı] : (Büyükyenice “Osmaneli
-Bil.)
2. Şuursuz. (Dişli “Bolvadin —Af.)
alafalak (I) [alafarlak] Palamut ve çokça mısır yiyen alacalı bir çeşit kuş. (Bademli “Dinar —Af.; Banus, Sofular “Eğridir, Yakaköy “Gelendost, Çandır “Sütçüler, Hisarardı “Yalvaç —Isp.; örencik “Yeşilova, Ürkütlü “Bucak, Bunak “Tefenni -Brd.; Karadere, “Gündoğmuş, “Korkuteli köyleri, -Ant.) [alafarlak]: (İlyas “Keçiborlu -Isp.)
alafalak (II) Alelacele, düzensiz. (Aydoğmuş “Keçiborlu -Isp.; Yayla “Tefenni -Brd.: -Kn.)
SanaDiaba
185
alafalmak [alaflanmak-l,alavlanmak]
1. Kızmak, öfkelenmek, telâşlanmak, heyecanlanmak. (Bademli *Dinar -Af.; Muğlasm *Tavas -Dz.; Yazırh ‘Nazilli -Ay.) [alaflanmak -1] : (Kayadibi ‘Yeşilova -Brd.; Oğuz, Darıveren ‘Acıpayam-Dz.; Salarha köyleri-Rz.) [alavlanmak] : (-Ks.; Kocabey ‘Şavşat -Ar.; ‘Afşin, ‘Elbistan -Mr.; ‘Zara -Sv.; -Kn.)
2. Başı dara gelmek, zor duruma düşmek. (‘Tefenni -Brd.; Yukarı-karaçay ‘Acıpayam, Bulkaz ‘Çivril -Dz.) 3. Alev almak, tutuşmak. (Bulkaz ‘Çivril -Dz.)
alafarlak [— alafalak (I)]
alafat Çok büyük : Dün alafat bir yılan gördüm. (Yukarıkaraçay ‘Acıpayam -Dz»)
alaf bağı Mısır dallarından, yapraklardan yapılan demet. (-0r„ köyleri)
alafdar [alaftar] Her çeşit hububat satıcısı, zahireci. (‘Harput, Kesirik -El.; ‘Arapkir -Mİ.) [alaftar] : (‘Sarıkamış ^-Kr.; -Eze.)
alaf getirmek Suyu çekilmek, yan kurumak : Haşhaş alaf getirmiş. (Büyükyenice ‘Osmaneli -Bd.)
alafı 1. [— alaf (II) -1] 2. Pişmiş fakat boyanmamış deri. (-Mğ.)
alafır 1. Pişmiş fakat boyanmamış derinden yapdan ayakkabı astarı, (‘Senirkent -Isp.) 2. Baştan savma, acele yapılan iş i Çapayı alafır yapıp geçmişler. (Uluğbey ‘Senirkent -Isp.) 3. [—»• alayur] 4. Seyrek çıkan tohum : Sizin buğday alafır çıkmış. (Uluğbey ‘Senirkent —Isp.)
alafirik Yan kuru, yan yaş: Bu mtsır alafirikmiş. (*Göksun ve köyleri -Mr.)
alaf lama Yüzde çıban şeklinde çıkan bir hastalık. (‘Dinar -Af.)
alaflamak (I) Hayvana yem, kuru ot, saman vermek, yemlemek: Ben koyunları alaflamaya gidiyorum. (Gölcük, Kozağaç ‘Tefenni, Anbarcık ‘Gölhisar -Brd.; Kerem -koy, ‘Burhaniye-Ba.; Evreşe ‘Gelibolu -Çkl.; ‘Kandıra -Kc.; ‘Akyazı çevresi -Sk.; Çayırdere ‘Silivri —ist.; Cumayanı —Zn.; Irmaksırtı ‘Çarşamba -Sm.; ‘Niksar, Çilehane, Gökköy ‘Reşadiye -To.; Karakuş köyleri ‘Ünye, Zile ‘Mesudiye, Salman ‘Akkuş, Danışman- ‘Fatsa -Or.; ‘Görele, ‘Tirebolu, ‘Bulancak ve köyleri, —Gr. çevresi; Istama ‘Maçka-Tr.; ‘Kelkit çevresi-Gm.; Kaptanpaşa köyleri ‘Çayeli —Rz.; Yoncalı ‘Şavşat, ‘Ardanuç köyleri -Ar.; ölçek ‘Ardahan, Kızılçakçak ‘Arpaçay -Kr. köyleri; Ergân, -Eze. ve köyleri; -Dy.; ‘Divriği, Hacıüyas ‘Koyulhisar -Sv.; ‘Beyşehir -Kn.; Muratlı ‘Çorlu -Tk.; -Ed.; -Krk.)
alaflamak (II) [aleflemek, alışdırmah, alıştırmalı, alıştırmak - 3] 1. Kışkırtmak: Ayıracağınyerde, kavgayı alaf-lıyorsun. (Çerçin -Brd.; -Kü.) 2. Alevlemek, yakmak, tutuşturmak, ateşe vermek. (Bulkaz ‘Çivril, Ortaköy ‘Çal, Alâeddin ‘Acıpayam -Dz.; Akhisar, Kemaliye ‘Alaşehir -Mn.; Dodurga. * Artova, * Zile -To.; ‘Afşin, ‘Elbistan, -Mr.; Haciilyas ‘Koyulhisar -Sv.; Bektaşh ‘Boğazlıyan, -Yz. ve köyleri) [aleflemek] : (Zara -Ama.) [alışdırmah, alışdırmak] : (Taş-burun ‘İğdır -Kr.) [ahştırmah]: (‘Divriği -Sv,)

186
[alıştırmak-3]: (»İnebolu-Ks.; Yapraklı »Çerkeş, Alva »İlgaz, Genek -Çkr.; -Sn.; »Merzifon -Ama.; »Zile, »Artova -To.; Karakuş bucağı köyleri »Ünye, Arpaköy -Or.; Kalafka -Tr.; Harşit bucağı köyleri »Torul -Gm. köyleri; Bağlıca »Ardanuç, »Yusufeli köyleri-Ar.;-Ezm.; -Vn.; -EL; Aşudu »Darende -Mİ.; -Ur.; -Gaz.; »Göksün ve köyleri, Çoğulhan »Afşin -Mr.; »Antakya -Hat.; »Kangal ve köyleri, -Sv. ve çevresi; »Şerefli Koçhisar, Beydili »Nallıhan -Ank.; -Nğ.)
alaflanmak 1. [— alafalnıak -1] 2. Kızışmak: Gübre alaflanmış. (»Mudurnu ve köyleri -Bo.)
alafh [alavh - 2] 1. Ateşli, alevli. (Bereketli »Tavas —Dz.; »Gürün -Sv.) 2. Kızgın, öfkeli, istekli, arzulu. (Bereketli »Tavas, Kelekçi »Acıpayam —Dz.)
[alavh - 2] : (»Bor -Nğ.) alafIık 1. Ateşi kolay yakmaya yarı-yan çalı çırpı, kuru ot: Çok üşüdüm, bir alaflık getirde ısınıvereyim. (Ör-kenez »Yalvaç- —Isp.) 2. Kuru ot, saman gibi hayvan yemi konulan yer. (Ergân —Eze.) 3. Yorgunluk gidermek için yenilen, içilen, mey-ya, sebze, şerbet v.b. : Çok yorulduk, alaflığınız yok mu? (Sücüllü »Yalvaç -Isp.)
alafora öfke ve kızgınlıkla sövme.
(»Antakya çevresi -Hat.) alafsa Karga. (Cihangazi »Bozüyük
-BU.) alaftar [— alaf d ar]
alag Tepelerde rüzgâr gören açık
yerler. (Dereköy -Çkr.) ahi gabak [alağabak-1, 2; alağabış,
ala kabak (I) -1, 2, 5] 1. Saksağan. (Hocalar »Sandıklı -Af.) [alağabak, alağabış -1] : (Uğurlu »Ermenek —Kn.) , [ala kabak (I) - 5] : (Hediyeli »Kandıra -Kc; Çukurbağ, Uğurlu »Ermenek -Kn.)
2. Siyah beyazlı güvercin büyüklüğünde bir kuş. (Salda »Yeşilova -Brd.)
[ala kabak (I) -1] : (Çiftlik »Dinar -Af.; A’kçaşar »Eğridir -Isp.; Bereketli »Tavas, Bulkaz »Çivril, Oğuz »Acıpayam, Bekilli »Çal -Dz.; Yazırh »Nazilli -Ay.; Özbek »Urla -İz.; Hartlap -Mr.; Yukarıkale »Koyulhisar -Sv.; Sarıvadi, »Ermenek -Kn.; Göğben »Fethiye -Mğ.)
3. Palamut, mısır yiyen ve sesleri taklit eden bir çeşit kuş. (Alâed-din »Acıpayam, Ortaköy, Bekilli »Çal, Kösten -Dz.)
[alağabak-2]: (»Mersin köyleri-İç.) [ala kabak (I) -2] : (Salda »Yeşilova -Brd.; Ekse, Moraca »Çal, İğdir, *ÇİvtU-Dz.; Alanlı, Sürez*Bozdoğan -Ay.; »Savaştepe —Ba.; Kasımlar »Gölpazarı —Bil.; »Ermenek -Kn.; Bostanlar »Bahçe -Ada.; »Süifke, »Mut köyleri, Buluklu »Mersin -İç.) ala gabış [ahi kabış -1, ala kabak (I) - 4, ala kaşık, alarga (II) ] Alaca karga. (Güzelsu »Akseki -Ant.) [ala kabış -1]: (»Ermenek -Kn.; Mahmutseydi »Alanya —Ant.) [ala kabak (I) - 4] : (Sarılar -İz.; Muratlar »Bayramiç -Çkl.; »Ermenek —Kn.)
[ala kaşık] : (Beydili »Nallıhan -Ank.)

[alarga (II)] : (Zile »Mesudiye-Or.; Hacıilyas »Koyulhisar -Sv.)
ala ganat Beyaz kanatlı yabani güvercin, (iğneciler »Mudurnu -Bo.)
alaganta Domates. (-Sm.)
alağaranı [alağaranı, alağaranlık, ala-karan] Alacakaranlık. (Karacaören »Dinar -Af.)
[alağaranı] : (Görmel »Ermenek -Kn.)
[alağaranlık] : (Köseçobanlı »Gülnar -İç.)
[alakaran] : (Yayla »Tefenni-Brd.; Tepeköy »Torbalı -İz.; Kazmasö-kü -Sn.)
ala garga (I) 1. [— alaca garga] 2.
Kargaya, saksağana benziyen bir çeşit kuş. (İsabey »Çal -Dz.; Nef-siköseli »Görele -Gr.) 3. Tavuk yumurtalarım yiyen bir kuş. (Ye-niçubuk »Gemerek -Sv.)
ala garga (II) Boşboğaz, ara bozucu. (Yenice »Emet -Kü.)
alagaz (I) [—• ala ağız]
alagaz (II) Kömür yanarken çıkan gaz, karbondioksit. (»Zara -Sv.)
alageçik Çoban kulübesi. (Karakü-tük »Tarsus —İç.)
alagenevür Siyahlı beyazlı yılan. (Akçalar »Seydişehir -Kn.)
alager 1. Kır renkli keçi. (Söğüt »Tefenni-Brd.) 2. Olgunlaşmamış, yarı olmuş. (»Mudurnu ve köyleri -Bo.; Çeltikçi »İnegöl-Brs.; »Marmaris köyleri —Mğ.)
ala getirmek (I) Yaşlanan hayvanın kılları beyazlaşmak : Bizim at ala getirdi. (»Zara —Sv.)
ala getirmek (II) Hileye getirmek, tuzağa düşürmek: Ala getirdiler de öldürdüler. (»Zara —Sv.)
187

alagır Saçları yeni ağarmaya başlamış, kuvvetli adam. (İncesu »Dinar -Af.)
alagırık (I) Kurnaz, şakacı kimse. (Kösten -Dz.)
alagırık (II) Alacalı köpek. (Kösten -Dz.)
alagız [— ala ağız]
alagiren Yarı açık, yarı bulutlu hava. (»Kargı, »Tosya -Ks.)
alagizir [— ala ağız]
alagöbek Karaağaçlarda çıkan ve yemeği yapılan bir çeşit büyük mantar. (»Düzce -Bo.)
alagönen Yarı kuru, yarı yaş, nemli. (Çayırlı »Haymana -Ank.)
alagöz (I) 1. Cesur, yiğit. (»Maçka -Tr.) 2. Korkak. (Mençek -Kn.) 3. Elâ göz. (—Sv. ilce ve köyleri)
alagöz (II) Küçük taneli, ekşice bir çeşit üzüm. (»Erciş -Vn.)
alagun Gürültü. (»Merzifon -Ama.)
alaguru [— alakuru - 2]
alaguşluk öğleden evvelki zaman : Alaguşluk çıktık, öğleye vardık. (Kemaliye »Alaşehir -Mn.)
alaguz [— ala ağız]
alaguzu Kirpi. (Gökçeburun »Silifke -İç-)
alagücük (I) Baştan savma, yarım : Mehmet yaptığı işi alagücük eder. (»Göksün ve köyleri -Mr.)
alagücük (II) Kısa ve boz renkli yılan. (Kasımlar »Eğridir -Isp.)
alagüdük Bir ciris köpek. (Mençek »Ermenek —Kn.)
alagülük Kuduz olanlara yedirilen bir böcek, zehirli buğday böceği. (Kızılviran —Kn.)
alagün 1. Yazın güneş buluta girdiği zamanki gölgeli hava : Alagünde koyun iyi otlar. (»Mudurnu ve köy-
188
leri, -Bo.; -Sv.) 2. Yarı açık, yarı bulutlu hava. (“Elbistan, “Afşin -Mr.)
alagüneş Yarı güneşli, yarı gölgeli yer. (Bahçeli “Bor — Nğ.; “Ermenek -Kn.)
ala günler Ağustos ayında sam yelinin estiği günler. (Büyükyenice “Osmaneli —Bil.)
alağabak, alağabış, ala kabak 1. [— ala gabak - 1] 2. [— ala gabak - 3]
alağabaş, alağabak Tüyü, siyahlı beyazlı ve tepeli bir kuş. (Kaya »Fethiye -Mğ.)
alağancık 1-3 cm. boyunda, kah-verenkli, vücutta gezdiği zaman ısıran böcek. (Bahçeli “Bor, -Nğ.)
alağara Siyahı çok olan bir kilim motifi : Kızıma bir çift alağara kilim verdim. (“Fethiye köyleri -Mğ.)
alağara m [—*• alagaranı]
alağaranlık [— alagaranı]
alağarga 1. Alaca renkli bir kuş. (Dodurga “Artova -To.) 2. [- alaca garga]
alağaz 1. \~* ala ağız] 2. Atılgan çocuk. (Solakuşağı “Şerefli Koçhisar -Ank.)
alağazlık [alağızlık] Boşboğazlık, gevezelik, ara bozuculuk. (Oğuz “Acıpayam -Dz.; Büyükincirli -Yz.; Emirler “Balâ -Ank.) [alağızlık] : (Alâeddin “Acıpayam, Ekse “Çal, -Dz.;’-Yz.; Görmel “Ermenek -Kn.; Bağyaka, Çavdır “Finike -Ant.)
alağbak Siyahlı beyazlı, güvercin büyüklüğünde bir kuş. (Yakabağ “Fethiye -Mğ.)
alağeçi Siyahlı beyazlı kıl keçisi. (Köseçobanlı “Gülnar —İç.)
alağelmek, alıgelmek Alıp gelmek, getirmek: Mangalı alağel. (*Bor-Nğ.)
alağır 1. Orta yaşlı adam. (Köseçobanlı “Gülnar -İç.) 2. Siyahlı beyazlı, kır düşmüş saç, sakal, tüy. (Köseçobanlı “Gülnar -İç.)
alağız [— ala ağız]
alağızcı [— ala ağız]
alağızlı [— ala ağız]
alağızlık [—• alağazlık]
alağöbeli Çokça, taze su kabağı vc bulgurla pişirilen bir çeşit yemek. (Kuskan “Gülnar -İç.)
alagönen Suyunu iyice almamış toprak: Yağmur yağsa da, daha toprak alagönen. (Köseçobanlı “Gülnar -İç.)
alağöt Tembel, iş tutmaz adam. (Köseçobanlı, “Gülnar -İç.)
alağra Pamuk ipliği ile dokunan bir çeşit halı. (Yakabağ “Fethiye-Mğ.)
alağuş etmek, alavuş etmek Telâşlandırmak, heyecanlandırmak. (“Çal -Dz.)
alağuz [— ala ağız]
alağuz etmek Sobayı hafif yakmak. (-Ks.)
alah Tarladaki zararlı bitkiler: Bu yıl tarlayı alah kaplamış. (Kızılçakçak “Arpaçay —Kr.)
alah almalı Tarladaki zararlı bitkileri ayıklamak. (Kızılçakçak “Arpaçay -Kr.)
alahanav Yarı kuru, yarı yaş toprak. (“Ahlat -Bt.)
alahar Yarı suyunu çekmiş, yarı kurumuş, yarı kızarmış nesne. (“Ahlat -Bt.)
alahaşhaş Çok ve karışık renk (alay
anlamında). (-Gm.) alah ey Düğün, şenlik gibi kalabalık
yerlerde sevinç, alay anlatan ünlem.
(Hiyam “Nizip, -Gaz.)
SanaDiaba
alahinta Karışık buğday. (*Şiran köyleri -Gm.)
alahta Büyük yapraklı bir çeşit bitki. (*Maçka -Tr.)
alahüllü Yarı pişmiş: Kebabın alfi-hüllü’ pişmişi iyi olur. (* Bünyan –Ky.)
alaja cücük Küçük yaşta ev gîçim sorumluluğu alan kimse. (Ağın *Keban -El.)
alajik Çok renkli. (Ağın *Keban-El.)
alak (I) [alaka] 1. Bataklık yer. (Çamköy *Gölhisar -Brd.) 2. Köşk. (-Brs.) 3. Bağ, bahçe kulübesi. (*Kartal -İst.; Aşağidana, Kirpe “Safranbolu -Zn.; Süzey “Araç, Peşman “Daday, Uzunkavak “Taşköprü, Kuzkaya, -Ks.; “Gerze -Sn.) 4. Sığır konulan, üstü s açık kenarı çitle çevrili yer. (Uzunkavak “Taşköprü -Ks.) 5. İniş yerlerde kızağın hızını kesmek için önüne bağlanan ağaç. (Çayağzı, Kirazlı “Şavşat—Af.) [alaka] : (Veliköy “Şavşat -Ar.) 6. At eğeri. (Kızılviran -Kn.)
alak (II) 1. Oyunlarda aynı taraftaki eş, bir guruba katılan kimse: Bizim alak nereye gitti. (Yayla, “İnebolu, Abana -Ks.) 2. Şaşkın, sersem, alık (bakış): Alak alak, ne bakıyorsun? (Devri “Bucak -Brd.; Yaraşh “Haymana —Ank.)
alak (III) 1. Kızana gelmiş köpek.
• (Bereketli “Tavas -Dz.; Eymir “Bozdoğan -Ay.; Yakacık, Çobansa “Fethiye, Bozburun, “Marmaris, “Milas, “Bodrum, “Yatağanköyleri, -Mğ. köyleri) 2. Karışık tüylü. (“Bergama -İz.)
alak belek Bulanık, karışık (görmek hakkında). (Yerkesik çevresi-Mğ.)
alaka [-* alak (I) - 5]
189

ala kabak (I) [ala kakan, ala takaç, ala takalak, alhatak] 1. [— ala ga-bak -2] 2. [-»ala gabak -3] 3.
Ağaçkakan kuşu. (Yesilyuva “Acıpayam —Dz.; Hisar “Tavşanlı —Kü.) [ala kakan]: (Dallıca “Nazilli -Ay.; Yukarıkale “Koyulhisar -Sv.) [ala takaç]: (Ağaköyü “Bartın -Zn.; Peşman “Daday-Ks.; Akpmar, Arpaköy, Bayadı -Or.) [ala takalak] : (Cumayanı -Zn.) [alhatak] : (Gerze “Devrek -Zn.) 4. [—*¦ ala gabış] 5. [—¦ ala gabak -1] 6. Tahminen 8 kilo ağırlığında, alaca renkli, yuvarlak bir çeşit kabak. (Yeniçubuk “Gemerek -Sv.; Küçükboynul -Yz.; Bahçeli “Bor -Nğ.)
alakabak (II) [alakabış - 2] 1. Boşboğaz, sözünde durmaz. (Mençek “Ermenek -Kn.)
[alakabış - 2] : (Mençek “Ermenek -Kn.)
2. Serseri, işsiz güçsüz, boş gezen. (Çulhan “Bozdoğan -Ay.)
alakabış 1. [—» ala gabış] 2. [— ala
kabak (II) -1] alakakaç Gelincik çiçeği. (Uşhum
“Yusufeli -Ar.) ala kakan [-»ala kabak (I) - 3] ala kanat Büyük ve boz renkli yaban
güvercini. (Bunak “Tefenni -Brd.;
-Bo. köyleri; Giremez “Araç, – Ks.;
Apsarı -Çkr.; Eze, Efe, -To.;
Sobran “Nallıhan -Ank.) ala kangalı Yaprakları geniş ve benekli, kenarları dikenli, yenilebilen
bir çeşit ot. (Suboğaz -Gaz.) alakanı Şekerli su üzerine konulan
ve iki renkli görünen çay. (“Zara
-Sv.)
190
ala kar Yarı karlı.? (Taşoluk »Göksün -Mr.)
alakara 1. Hile, kötülük. (Lohan -Gaz.) 2. Deve yününden dokunan kilim. (Eldirek »Fethiye -Mğ.)
alakaran [—*¦ alağaranı]
ala karga 1. [—*¦ alaca garga] 2. Tüyleri birkaç renkli olan ve saksağandan küçük bir kuş. (Ekse »Çal -Dz.; İsmetiye, Aksu -Brs.; -Ks.; Gönüllü »Keşap —Gr.; Kaya-pa »Lalapaşa -Ed.) 3. Çeşitli sesler çıkaran zararlı bir kuş. (Fili »Biga -Çkl.;-Ks.; Karaözü*Gemerek-Sv.)
alakarlı Karlarm erimesiyle yer yer görünen toprak. (»Mut köyleri-İç.)
ala kaşık [— ala gabış] – alakavun otu Ezildiği zaman kavun gibi kokan bir çeşit ot. (Navlu »Yeşilova -Brd.)
abı kaz Üstünde siyah benekler bulunan beyaz kanatlı, tavuk büyüklüğünde, uçar, eti yenir, ayakları perdeli yaban ördeği. (»Silifke -İç.)
alak belek Şöyle böyle, belli belirsiz, yarım yamalak: Ekilen soğan alak belek çıkmış. (Güney »Yeşilova -Brd.; Solmaz »Tavas, Moraca, Isabey »Çal -Dz.; Güzelsu »Akseki -Ant.)
alak bulak [allah bullah, allak pullak] 1. Karmakarışık, altüst: Her tarafı -alak bulak ettin: ^»Eşme -Uş.; İğdir-»Çivril, Sarayköy köyleri -Dz.; »Bozdoğan -Ay.; Yayla »Karaburun -İz. ;,-Mn.; -Brs.; -Or.; -Tr. çevresi; -Nğ.; Kayapa -Ed.; »Lüleburgaz ve köyleri -Krk.) [allah bullah]: (Hayati »Erbaa, »Zile -To.; »Ardahan -Kr.; -Dy.; »Arapkir -Mİ.; »Divriği köyleri —Sv.; Küçükboynul -Yz.; »Mucur -Nş.) [allak pullak] : (Salda »Yeşilova
-Brd.; Alâeddin »Acıpayam, Bekilli »Çal-Dz.; Alamut »Bozdoğan -Ay.r »Kurşunlu -Çkr.; —To. ve çevresi; »Ardanuç köyleri, Ersis »Yusufeli -Ar.) 2. Bulamk, silik, hayalmeyal (görmek hakkında): Gözüm alak bulak görüyor, seni bilemedim. (»Eğridir köyleri, İğdecik -Isp.; Devri »Bucak, Yayla »Tefenni, Çerçin — Brd./; Yeşilyuva »Acıpayam -Dz.; »Bozdoğan —Ay.; Beşkarış * Altıntaş -Kü.; Ağlı »Küre -Ks.; »Elmalı -Ant.)
alakeçi Ara bozucu, boşboğaz : Hasan çok alakeçilik yapıyor. (Mençek »Ermenek -Kn.)
alakepir (I) Yarı aç, yarı tok: (-Ky.; »Silifke -İç.)
alakepir (II) Taşlık ve fundalık yer. (Burunucu »Silifke —İç.)
alakesa İnsan sesine benzer şekilde öten bir orman kuşu. (Küçükisa *Zile -To.)
alakese Alaca karga. (»Zile, —To.)
alakeyf Çakırkeyf, neşeli, az sarhoş. (Karakuş bucağı köyleri »Ünye -Or.)
alak falak Yarım yamalak, karmakarışık: Eşyaları alak falak etmişsin. (»Senirkent -Isp.)
ajakırık 1. Kanun dışı evlilikten doğan çocuk, piç. (Kösten -Dz.) 2. Açıkgöz, işini bilir. (Kösten -Dz.)
alakış Az yağışlı, yarı güneşli hava : Bu gün hava alakışh geçti. (Sofular »Eğridir -Isp.)
alakıtay Bir çeşit basma. (Kadı-çiftliği »Yalova -İst.)
ala kilim Renkli keçeden sergi, yaygı. (Aliköy »Çaycuma -Zn.)
alakimek Oyun bozanhk etmek :

191
Oyunda alakimek olmaz. (Alanlı -Ay.)
alakise (I) Saksağana benzer bir
kuş. (-Ama. köyleri) alakise (II) Yarı olmuş, yarı olmamış.
(-Çr.)
alakişik Karga büyüklüğünde renkli’ bir kuş, alakarga. (Küçüklü -Gr.; Yukarıkale “Koyulhisar -Sv.)
alakiştik AlaCa renkli kedi. (Çileha-ne “Reşadiye -To.)
alak katak Karmakarışık, dağınık: Zihnim alak katak oldu. (îcilli -Gr.)
alaklamak 1. Çalmak, aşırmak: Elmaları hemen alaklamışlar. (İshakh “Bolvadin -Af.) 2. Karıştırmak, dağıtmak: Çocuklar her tarafı alak-ladılar. (İleydağı “Uluborlu -Isp.) 3. [— alada etmek]
alaklaşmak Yüzük oyununda eşler aralarında ad çekişmek. (“Safranbolu —Zn.)
alakmak 1. Dişi köpek erkek istemek. (Kınık “Fethiye -Mğ.) 2. Açlıktan mide sancımak, kazınmak: Midem alakıyor. (Civanyayla “Mersin -İç.)
alak malak [alat malat] 1. Belli belirsiz, hayalmeyal: Gözlerim alak malak görüyor. (Yelten “Korkuteli -Ant.; “Çivril köyleri -Dz.) [alat malat] : (“Yatağan -Mğ.) 2. Altüst, karmakarışık: Çocuklar bahçede alak malak oluyorlar. (—Gm. köyleri)
alakoruk Yarı olmuş üzüm: Üzümlerin yenecek yeri yok, hepsi alakoruk. (“Fethiye ve köyleri -Mğ.)
alaktırıcı Ortalığı birbirine katan, ara bozucu. (“Senirkent -Isp.)
alaktırmak 1. Dedikoduyla ortalığı karıştırmak, ara bozmak. (“Senir-
kent -Isp.) 2. Döküp saçmak, dağıtmak. (Aslanköy “Mersin —İç.) alakuduru Baştan savma, üstünkö-rü : Saatimi alakuduru onartma. (Kıbrıs)
alakuru [alaguru] 1. Yarı tavlı toprak. (Ilyas “Keçiborlu,. Yassıviran “Senirkent -Isp.; Çerçin -Brd.; “Kurşunlu -Çkr. ^Mustafakemalpaşa -Brs.; Beşkarış “Altıntaş -Kü.; Bozan-Es.; Himmetoğlu “Göynük -Bo.; Giremez “Araç -Ks.;-Bahçeli “Bor -Nğ.; Çukurbağ “Ermenek -Kn.; “Anamur -İç.) 2. Yarı kuru, yarı yaş. (“Elbistan -Mr.; Bahçeli “Bor -Nğ.; Çukurbağ “Ermenek, -Kn.; “SUifke -İç.) [alaguru]: (Ürkütlü “Bucak-Brd.) 3. Atların kışın hem yayılarak, hem de saman yiyerek beslenme şekli: Kış geldi, atları ala kuru besleyeceğiz. (“Ünye -Or.)
alakuş (I) Yaygaracı, palavracı. (“Ka-rahallı -Uş.; -İç.)
alakuş(II) Baş örtüsü. (“Çerkeş -Çkr.)
ala kuşak [albenli, albez -1, alemir, alevim zahman, algım salgım, algur-şak, alguşak -1, alını yeşilim (II), alman emir, alkım, al kuşak, alle-mir, allı gelin (I), allım yaşıl, allım yeşil, allım yeşillim - 2, allı yeşil, allı yeşilli, alyeşil, alyeşil kuşak] Alâimisema, gök kuşağı. (Sağrak “Sütçüler —Isp.; Kemaliye, “Alaşehir —Mn.; Gülesur -Ağ. ; —Bt. ; Bağyaka “Finike -Ant.; Orhaniye “Marmaris -Mğ.)
[albenli, alibenli] : (Tepe “Seben -Bo.)
[albez - 1 ] : (Gökeyyup “Salihli -Mn.)
SanaDiaba
192
[alemir] : (Kayalar *Balya -Ba.; Zeyve, Barcak * Söğüt -Bil.) [aleyim zahman] : (İlama »Keçiborlu -Isp.)
[algım salgım] s (-Bo. ve çevresi) [al gurşak] : (Çardak -Dz.) [al guşak -1] : (Bekilli »Çal -Dz.) [alım yeşilim (II)] : (Mezitli »Mersin -îç.)
[alınan emir] s (Yenice »Simav -Kü.)
[alkım] : (»Susurluk -Ba.’) [al kuşak] : (»Karaballı -Uş.; Ye-şilyuva »Acıpayam, Bekilli, Üç-kuyu »Çal —Dz.; Hamzabali »Bozdoğan -Ay.; Sünnetçiler. »Akhisar -Mn.; »İznik -Brs.; Bozan -Es.; »Kurşunlu -Çkr.) [allemir] : (Karamanlı »Tefenni -Brd.)
[allı gelin (I)] : (»Yalvaç, »Uluborlu -Isp.)
[allını yaşd] : (Saçıkaralı aşireti »Osmaniye -Ada.) [allım yeşil] : (»Anamur -îç.; Kadere »Gündoğmuş -Ant.) [allım yeşillim-2] : (Sökün, »Silifke, »Gülnar ve köyleri, »Mut köyleri, -îç.)
[allı yeşil] : (Sücüllü »Yalvaç -Isp.) [allı yeşilli] : (»Senirkent -Isp.) [alyeşil] : (Ydanlı »Eğridir -Isp.; Kuşbaba »Bucak -Brd.; Büyükyenice »Osmaneli -Bil.; Bozan, —Es.; Kızılköy -To.; Faraşlı »Kalecik -Ank.; Sarıvadi »Ermenek -Kn.) [alyeşil kuşak] : (Çiftlik »Dinar-Af.; »Tavas -Dz.)
alalanmak Dağlarda yer yer kar erimek: Ketir kırının karı alalan-mış. (Uğurlu »Ermenek -Kn.)
alaleşiş, aleşiş Hindi. (Kerkük)
alalı [alavırh] Çeşitli, karışık: Bu buğday alalı. (Çamhköy -Gm.) [alavırh] : (Hocalar »Sandıklı -Af.) alalı bulak [- ala (I) - 5] alalmak [— alarmak (I) -1] alaluvuç Kertenkele. (Mursal, »Divriği -Sv.) ahuna [alampa, alıma, alımpa, allampa, allıma] 1. El ile tutulup atılabilecek büyüklükteki taş parçası : Dünkü kavgada bir alama da bana geldi. (Karamıkkaracaviran »Bolvadin, »Dinar köyleri, Balçıkhisar —Af.; Bozkuş -Uş.; Sofular »Eğridir, Ay-doğmuş »Keçiborlu, Gönen, Senir, -Isp.; Kuzköy »JBucak, Dereköy, Akçaköy »Yeşilova, Yayla, Koza-ğaç, »Tefenni, Çerçin, -Brd.; »Çal köyleri, Yukarıkaraçay, »Acıpayam,, îğdir, Bulkaz »Çivril, »Buldan köyleri, -Dz. köyleri; »Tire, -îz.; Lohan -Gaz.; -Mr,; -Kn. köyleri; Karadere, »Anamur -îç.; »Elmalı, Kalkan »Kaş, Çanakçı »Serik, Bağ-yaka »Finike -Ant.; Müskebi »Bodrum, »Fethiye köyleri, »Marmaris ve köyleri, Hasanlar »Milas, -Mğ. ve köyleri)
[alampa] : (»Sandıklı -Af.; Kara-höyük -Kn.; »Milas ve çevresi, Mesken »Yatağan -Mğ.) [alıma] : (îlyas »Keçiborlu -Isp.; Yayla »Tefenni -Brd.; Karahisar »Tavas -Dz.; -Mğ.) [alımpa] : (Mesken »Yatağan -Mğ.) [allampa] : (Ula -Mğ.) [allıma] : (Karahisar »Tavas -Dz.) 2. Sert ağaçtan yapdan, üzeri oyma işlemeli, ve gece gezerken taşman sopa. (Aziziye -Brd.) alamaç [alamaş, alambaç, alambaş, alanbaç,alavaç,alavış(II)] 1. Yüksek

193
alev, çalı, ot ateşi : Haydi alamaçlı ateş yakalım. (Yaraşlı ‘Haymana, 5olakuşağı, ‘Şerefli Koçhisar, Cerit-kale ‘Keskin -Ank.; Sadıkalı ‘Avanos, -Krş.; ‘İncesu, Avşar aşireti ‘Pınarbaşı-Ky.; ‘Ürgüp—Nş.; Sille -Kn.; İsahacdı -Ada.; ‘Eşme aşiretleri -Mn.; Tokat-Es.; ‘Halfeti, ‘Birecik—Ur.; ‘Reyhanlı ve Amik ovası Türkmenleri -Hat.; Küçük-boynul -Yz.) [alamaş] : (-Gaz.) [alambaç] : (‘Bor -Nğ.; Hortu ‘Ereğli -Kn.)
[alambaş] : (‘İslâhiye -Gaz.; ‘Andırın -Mr.; ‘Kadirli, ‘Osmaniye, »Bahçe -Ada.) [alanbaç] : (‘Sungurlu -Çr.) [alavaç] : (Güvenç -Kn.) [alavış (II)] : (* Şarki Karaağaç -Isp.)
2. Yarısı yanmış odun parçası. (-Ba.)
alamadı Kasırga, fırtına. (Karataş
‘Sarayköy -Dz.; Cimin -Eze.) alâmak [—»• alarmak (I) -1] alaman 1. Büyük, iri, kocaman. (Ekse, İsabey *Çal-Dz.; ‘Bergama -İz.; -Bt.) 2. Alaca renkli koyun, inek, öküz v.b. (Büyüklü ‘Çarşamba -Sm.; ‘Akkuş köyleri -Or.) 3, Her kuzuya süt veren koyun.(-Sv.; Karahoca ‘Haymana -Ank.) 4. Çökelekle karışık peynir. (—Or. ve köyleri)
alamana, alaman 1. Seyrek örgülü balık ağı. (-Gr.; Dağmıksu -Rz.) 2. Gözleri aynı boyda olan, üç katlı palamut ve torik ağı. (Ereğli ‘Karamürsel -Kc; Küçüklü ‘Bulancak -Gr.)
alaman çık Kanarya kuşu. (Kayışlı -Ada.)
alaman çıplağı Bir çeşit tabanca. (Bağdh ‘Eğridir -Isp.)
alaman gaşığı Tahtadan yapdmış oluk: Çeşmenin alaman gaşığı kırılmış. (Burhaniye ‘Dinar -Af.)
alamanda 1. Hiddetli azar, paylama. (Çayağzı ‘Şavşat -Ar.) 2. Komut. (Sarıveliler ‘Ermenek -Kn.)
alamam Erkekçe, mertçe : Alamam konuş, döneklik istemem. (‘Zara -Sv.)
alaman kınası Bir çeşit kına. (Bekilli
‘Çal -Dz.) alamanlı Olgun, anlayışlı kimse.
(~Yz.)
alamarmak [—»• alarmak (I) - 1]
alamaşa, alamaş [—* alamaç -1]
alamat Şamata, yaygara. (Abana-Ks.)
alambaç [—* alamaç -1]
alambaş [-» alamaç -1]
alamecek [alamencik] Kanatlar inin
üstü ve boynu kırmızı renkli küçük
bir kuş. (‘Afşin -Mr.)
[alamencik] : (Taşoluk ‘Göksün
-Mr.)
alamedi İplik sarmakta kullanılan çıkrığın pervanesi. (Harşit bucağı köyleri ‘Torul -Gm.)
alamelek [alamelik] Bir yanı kırmızı bir yanı sarı, iri taneli kiraz. (Ersis ‘Yusufeli, Çayağzı ‘Şavşat, ‘Ardanuç -Ar.)
[alamelik] : (‘Ardanuç ve köyleri, ‘Yusufeli-Ar.)
alamelik [— alamelek]
alamencik [— alamecek]
alamerdinli Bir çeşit güvercin.(‘Merzifon -Ama.)
alamerenıet Çok acele, çabucak: Kamyon gidiyormuş, alameremet ha-

Derleme, 13
194
zırlandım geldim. (Eldirek “Fethiye -Mğ.)
alameşlek Yüze gülüp, arkadan konuşan adam, ikiyüzlü. (“Boyabat -Sn.)
alamık [alamuk-2] Rüzgârlı ve bulutlu havada güneşin arasıra görünmesi, az açık hava. (tcilli -Gr.; Ağrakos “Suşehri -Sv.)
[alamuk-2] t (-Or.; “Tirebolu, Gebeme “Mesudiye, Hisargeriş -Gr.)
alâmit Pamuk ipliğini sarmaya yariyan el çıkrığı. (—Or. ve köyleri)
alampa [— ahuna -1]
alamsız Habersiz, ansızm: Alamsız yanıma oturdu ela korktum. (Güney “YeşUova -Brd.)
alamşat 1. Ara bozucu, ikiyüzlü: Sen o alamşadm ağzına bakma. (“Bor-Nğ.; Tepelice “Bozkır-Kn.) 2. Yılışarak sevgisini gösteren: Hadi ordan alamşatlik etme. (“Bor -Nğ.)
alam taram olmak [alan taran olmak]
Darmadağınık, karmakarışık olmak, perişan olmak, dağılmak, ayrılmak: Köy sıtma yüzünden alam taram oldu. (“Gelibolu -Çkl.; “Alaçam -Sm.; Hacıüyas “Koyulhisar —Sv.; —Nğ.; “Ermenek köyleri, Belekler “Ilgın, -Kn.)
[aban taran olmak] : (Sofular “Eğridir -Isp.) alamuk 1. Bulutlu, durgun ve çok sıcak hava. ‘(“Çarşamba köyleri, “Terme köyleri, Danışman “Fatsa, Zile “Mesudiye, Samur, Arpaköy, -Or.; Düzköy “Keşap, EynesU bucağı köyleri, “Görele, “Tirebolu -Gr.; Harşit bucağı köyleri, Ziğana “Torul-Gm.; *Kızdcahamam-Ank.) 2. [-*¦ alamık]
alan, alan [alanhk] 1. Açıklık, düzlük yer: Atlar alanda yayılıyor. (Burhaniye, “Dinar, tshaklı “Bolvadin—Af.; “Karahallı, “Eşme, Susuzviran —Uş.; “Eğridir köyleri, Yassıviran “Senirkent, Senir “Keçiborlu, “Gelendost, Y. Bademli, -Isp.; “Tefenni çevresi, Devri “Bucak, ¦ -Brd.; “Sarayköy köyleri, “Buldan köyleri, Möraca, Ekse’ “Çal, Danveren “Acıpayam, Güney, Kızılcabölük, —Dz.; Hacıbeyli, Burhaniye “NazUli, “Bozdoğan, Germencik, Karahayıt, Umurlu, Hamzabali, -Ay.; Görece -îz.; “Kula, “Demirci, Süleymanlı *Akhisar,*Eş-me aşiretleri, îğdecik, Sancaklıboz -Mn.; Minnetler “ivrindi -Ba.; Evreşe'”Gelibolu, Fili “Biga, Saray-cık -Çkl.; Elbeyli “îznik, Gökçesu “Yenişehir -Brs.; Yenice “Emet -Kü.; Kasımlar “Gölpazarı,Gümele, Dudaş, “Söğüt —Bil.; Bozan, -Es.; “Düzce -Bo.; “Akyazı çevresi -Sk.; Yeniköy —İst.; Ağlı, “Küre -Ks.; Saray-Çkr.; “Alaçam-Sm.; “Merzifon köyleri -Ama.; “Züe, Çamlı-bel, “Artova, -To.; Karakuş bucağı köyleri “Ünye -Or.; -Gr. ve köyleri; Hacavera “Maçka, -Tr.; “Kelkit -Gm.; “Erciş -Vn.; Çoğulhan “Afşin -Mr.; Kömürçukuru “İskenderun -Hat.; Hacıilyas, “Koyulhisar, Çepni “Gemerek, -Sv.; -Yz. köyleri; Çandh, “Ayaş, Hisarlıkaya “Polatlı, Eğrigöz -Ank.; Zencidere -Ky.; Sabır “Ürgüp -Nş.; Postallı * Ulukışla -Nğ.; “Bozkır, Bucak-kışla, Kızıllar, “Karaman, Kıraman “Ereğli, “Ilgın, “Akşehir, “Ermenek ve köyleri, -Kn. ve köyleri; “Karaisalı çevresi, Yolgeçen, -Ada.; “Silif-

195
ke ve köyleri, “Gülnar ve çevresi, *Mut köyleri, ‘Anamur köyleri, Köy, Cebel, -İç.; *Kaş köyleri, Güzelsu *Akseki, *Elmalı, Karadere “Gündoğmuş, Apturrahmanlar “Serik, Bağyaka * Finike, Taşağd -Ant.; İncirköy, Kaya, Dont “Fethiye, Genek, Şeref, “Yatağan, “Milas, Kızdkaya, -Mğ.; “Babaeski, “Lüleburgaz ve köyleri —Krk.) 2. Etrafı tepelerle çevrili çukur yer, koyak. (İncesu “Dinar —Af.; Ay-doğmuş “Keçiborlu —Isp.) 3. Orman içindeki düz ve ağaçsız yer. (İshakh * Bolvadin -Af.; -Brd.; -Ay. Yörükleri; -Ba.; Yenice “Emet -Kü.; “Söğüt köyleri-Bil.; Numanoluk “Seyitgazi, Yakaka-yı, Bozan —Es.; Yuvacık “İzmit -Kc; “Gerede -Bo.; Tukyani -Zn.; Daday, “Cide -Ks.; -Sn.; -Sm.; Estiğin, -To.; Zile “Mesudiye, Karahasan —Or.; “Şebin Ka-rahisar, -Gr. köyleri; Araz “Vakfıkebir —Tr.; Beytarla, “Torul, —Gm.; “Kilis -Mr.; -Sv.; Faraşlı “Kalecik -Ank.; Çukurbağ “Ermenek -Kn.; Yağbasan “Saimbeyli, Hasanbeyli “Bahçe -Ada.; “Elmalı -Ant.; Pazarlı “Vize, “Lüleburgaz ve köyleri -Krk.; “Saray çevresi, B. Karakarlı “Hayrabolu -Tk.) [alanlık] : (Yassıviran “Senirkent -Isp.; -Brs.; Peşman “Daday -Ks.; “Silifke -İç.; -Ed.; “Vize -Krk.; Bulgaristan göçmenleri) 4. İki tarla arasındaki sınır. (Sücül-lü “Yalvaç —Isp.; Hisarcık, Turan -Ky.) 5. Kır, ova: Alanlar yeşermeye başlamış. (Nudra, “Şarki Karaağaç -Isp.; -Brd.; Darıvcren “Acıpayam -Dz.; — İz. ve çevresi; Hav-
ran -Ba.; “Simav,. Hisarköy, Domaniç -Kü.; Gümele “Söğüt -Bil.; Bozca “İncesu -Ky.; Bahçeli “Bor -Nğ.; Hotamış, Şabanlı —Kn.; “Silifke köyleri, “Anamur köyleri -İç.; “Elmalı, Bağyaka “Finike -Ant.) 6. Dışarı, açık, ortalık yer: Aldığını yerine koy, alanda bırakma. (Çamlık “Bucak -Dz.; Derbent “Alaşehir -Mn.; -Kü.; “Mut köyleri, “Silifke-İç.; “Elmalı-Ant.; El-direk, İncirköy “Fethiye, Liva -Mğ.) 7. Çayır, çimenlik. (-Mn.; -Tr.; “Elmalı -Ant.) 8. Ufuk. (-Bo.) 9. Ekilen tarlalarda tohumun bitmediği yerler: Bu yıl ekinlikler hep alan kaldı. (“Daday -Ks.; Karakuş bucağı köyleri “Ünye -Or.; Çukurbağ “Ermenek -Kn.) 10. Yıkılmış veya yarım bırakılmış ev. (Hisarlıkaya “Polatlı, Keşanuz -Ank.) 11. Değirmende tahılın ilk döküldüğü yer. (Yukarımaden—Ar.)
alanbaç [— alama ç -1]
alancık, alancık Küçük düzlük: Sizin öküzleri öteyüzde alancıkta gör-gördüm. (Köseçobanlı “Gülnar-İç.; Meler “Çal -Dz.)
alancık [— alacık - 1]
alanda kalmak Açıkta kalmak: Tohumlar alanda kalmış. (Fadıl “Orhaneli -Brs.)
alan dolan [— alan talan -1]
alan felen Açık, eski, dökülmeye yüz tutmuş: Evin üstü alan felen oldu. (Eldirek “Fethiye -Mğ.)
alangöz İri gözlü. (“Serik -Ant.)
alanı Şeftali, kayısı, armut gibi mey-valarm ceviz ve şeker karıştırılıp ipe dizilen ve güneşte kurutulan ezmesi. (“İğdır —Kr.)
SanaDiaba
196
alanız Yaramaz, mızıkçı: Alanız çocuğu da hiç sevmem. (*Mucur -Nş.; ¦Kırıkkale -Ank.)
alankese Saksağan. (* Gerze köyleri -Sn.)
alanlık- [— alan - 3]
alan palan 1. Yer yer, parça parça : Bu yıl buğdaylar alan palan bitti. (Mencilis *Keşap -Gr.) 2. Yılbaşı gecesi çocukların ev ev dolaşarak yiyecek toplama adeti : Çocuklar alan palana çıktılar. (Erkinis ‘Yusufeli -Ar.)
alanpur Salıncak. (Alâeddin ‘Acıpayam -Dz.)
alan talan [alan dolan, alan talan, alan taran, alan t ulan, alan turan, alasan garaşan, alasan talasan] 1. Karmakarışık, darmadağınık, altüst: Her yer alan talan olmuş. (Güney ‘Yeşilova, —Brd.; Vakıf ‘Tavas -Dz.; ‘Eğridir köyleri -Isp.; Tepeköy ‘Torbalı -îz.; ‘Alaşehir -Mn.; Yakakayı -Es.; ‘Kurşunlu -Çkr.; Kalafka, Şarlı ‘Vakfıkebir -Tr.; Harşit bucağı köyleri ‘Torul, -Gm.; ‘Şavşat köyleri, Bağlıca, ‘Ardanuç -Ar.; Cinis, ‘Aşkale -Ezm.; ‘Arapkir -Mİ.; ‘Divriği -Sv.; ‘Pınarbaşı -Ky.; ‘Ermenek -Kn.; -Ed. çevresi) [alan dolan] : (‘Vakfıkebir -Tr.) [alan talan] : (-Brd.)
[alan taran] : (-Uş.; ‘Şarki Karaağaç, Yassıviran ‘Senirkent -Isp.; Çerçin -Brd.; Çardak -Dz.; ‘Gelibolu -Çkl.; Baklalı ‘Çatalca, -îst.; ‘Çarşamba -Sm.; ‘Yusufeli, ‘Ardanuç, -Ar.; ‘Şerefli Koçhisar -Ank.; Doğanbey ‘Beyşebir -Kn.; Orhaniye ‘Marmaris -Mğ.)
[alan turan] : (Kirazlı, Güneyce -Rz.; ‘Yusufeli, ‘Ardanuç, -Ar.) [alasan garasan] : (-Es.) [alasan talasan] : (-Çkr.)
2. Yağma : Çocuklar bizim meyveleri alan talan etmişler. (‘Şavşat köyleri -Ar.)
[alan tıdan] : (-Sm.) alan talan [— alan talan - ]J
alan talan etmek, alen telen etmek [alan taran etmek] 1. Altüs t etmek, dağıtmak, karmakarışık etmek: Çocuk her yeri alan talan etmiş. (Yassıviran, Uluğbey ‘Senirkent -Isp.; Alâeddin, Oğuz, ‘Acıpayam, ‘Sarayköy köyleri -Dz.; Yazırlı ‘Nazilli, ‘Bozdoğan -Ay.; -Brs.; Çilehane ‘Reşadiye -To.; Danışman ‘Fatsa -Or.; Mencilis ‘Keşap -Gr.; Kalafka -Tr.; -Gm. köyleri; Uş-hum ‘Yusufeli, Yoncalı ‘Şavşat -Ar.; -Dy.; Ağın ‘Keban -EL; Kırıkhan, Gâvur dağı, ‘Reyhanlı ve Amik Ovası Türkmenleri -Hat.; ‘Zara, Hacıilyas ‘Koyulhisar -Sv.; ‘Karaman, Görmel *Ermenek-Kn.; ‘Elmalı -Ant.; -Ed.) [alan taran etmek] : (Evreşe ‘Gelibolu -Çkl.)
2. Yağma etmek, kapışmak: Adam ölünce malını alan talan ettiler. (Ersis ‘Yusufeli -Ar.; ‘Merzifon -Ama.)
alan taran [—*¦ alan talan -1] alan taran etmek [— alan talan etmek - 1]
alan taran olmak [— alam taranı olmak]
alantm Gürgenlerin dibinde veya alan yerlerde biten, sütlü, beyaz

renkli ve yemeği yapılan bir çeşit mantar. (Erküt *Cide —Ks.) alan tulan [—»¦ alan talan - 2] alan turan [—»¦ alan talan - 1] alanyazı [alayazı] Göz alabildiğine geniş düzlük, ova : Alanyazıda tek başına kalmış. (*Bor, -Nğ.; Çalış »Haymana, Solakuşağı »Şerefli Koçhisar -Ank.; »Buldan, »Sarayköy köyleri -Dz.; »Göksün ve köyleri, Çoğulhan »Afşin -Mr.) [alayazı] : (»Bor -Nğ.) alaoğlak [ala pakla] Beyaz ve kahve-renkli bir çeşit fasulye. (Eldirek »Fethiye -Mğ.)
[ala pakla] : (Nefsiköseli »Görele -Gr.)
alâoküz Başı siyahlı beyazlı, serçe büyüklüğünde bir kuş. * (* Silifke -îç.)
alaöş [alayoş, alayöş] Sabah ezanından biraz önceki zaman. (Kırıklı -Ada.; * Mersin köy ve aşiretleri -îç.)
[alayoş]: (Banus »Eğridir -Isp.; Pa-zaravdan, Ürkütlü »Bucak -Brd.) [alayöş] : (Çukurbağ, Uğurlu, »Ermenek-Kn.; »Anamur, Köseçobanlı »Gülnar, »Mut köyleri, *SUifke-îç.)
alapaça Ayakları beyaz renkli at. (»Ardanuç köyleri -Ar.)
ala pakla [—* alaoğlak]
ala pakız Gagası ve ayakları yeni kırmızılaşmaya başlamış keklik yavrusu. (Aslanköy »Mersin -îç.)
ala pancar Baharda görülen ve yemeği yapılan bir çeşit bitki. (Aslanköy »Mersin, Uzuncaburç »Süifke —Iç.)
alapara Baharda karların yer yer eriyip toprak görünmesi hali : Dağ-
197

lar alapara oldu. (Yayla köyleri »Mersin -Iç.)
alapartıcı Savruk, baştan savma iş yapan. (Yeniköy -Ba.)
alapata Yaprakları marula benzer bir çeşit ot. (îsmetiye -Brs.)
alap çık, alapçuk [—*¦ alacık]
ala pilâv Mercimek ve pirinçle yapılan bir çeşit pilâv. (»Gerede -Bo.)
alapo Akasya ağacma benzer bir çeşit ağaç. (Güneyce -Rz.)
alap şalap [— aladı şappak]
alapşap [— aladı şappak]
alaptan Lâpa lâpa yağan kar. (»Şebin Karahisar -Gr.)
alara Bir çeşit kilim, çul. (Yakabağ »Fethiye -Mğ.)
alarga, alarga (I) 1. Orman içindeki açıklık yerler. (Anbarcık »Gölhisar -Brd.; Çöğürler -Kü.) 2. Kenar, köşe : Şöyle bir alargaya çekilip oturdum. (Aliköy »Çaycuma -Zn.) 3. Açıklık, düzlük, boşluk : Öküzler boşanmış alargada geziyor. (»Ardanuç köyleri —Ar.; Belekler »Ilgın -Kn.) 4. Açık, örtülmemiş (yapı) : Evi yaptım üstü alarga kaldı. (Zığ-lıspir, Erkinis »Yusufeli —Ar.) 5. Delikanlıların oyun oynamak veya eğlence yapmak için meydana getirdikleri halka, daire : Atın şunu alargadan dışarı. (Ortabereket *A-yaş —Ank.)
alarga (II) [— ala gabış]
alarga etmek Çekilmek, kenara durmak : Alarga edin kamyon geliyor. (»Hopa -Ar.)
alarka Odanın sobaya veya ocağa uzak olan yeri : Alarkada oturma beri gel. (iğneciler »Mudurnu -Bo.)
alarlamak Bulutlu hava bir açdıp bir
198
kapanmak : Hava bugün alarladı. (»Divriği -Sv.)
alarmak (I) [alalmak, alâmak, ala-marmak] 1. Kızarmak : Kirazlar alarmağa başladı. (Hisarardı »Yalvaç, »Şarki Karaağaç -Isp.; Güney »Yeşilova, Çerçin -Brd.; »Sarayköy köyleri -Dz.; Minnetler »ivrindi —Ba.; -Brs.; Yenice »Emet -Kü.; Giremez »Araç, -Ks.; Saray -Çkr.; -Çr.; »Zile -To.; Düzköy »Keşap -Gr.; »Zara -Sv.; Çukurbağ »Ermenek, Doğanbey * Beyşehir -Kn.; »Mut köyleri, -Iç.; »Saray -Tk.)
[alalmak]: (»Erciş -Vn.)
[alâmak]: (Kemaliye *Alaşehir-Mn.)
[alamarmak] : (»Bor -Nğ.)
2. Tahd veya jneyva olgunlaşmaya başlamak. (Mencüis »Keşap -Gr.; Harşit bucağı köyleri * Torul -Gm.) 3. Tam yanmamış kömürden gaz çıkmak: Mangaldaki ateş aldrıyor, üzerini külle. (»Gürün -Sv.) 4. Şafak sökmek, ışımak : Ortalık alarmağa başladı.(»Bor—Nğ.; »Karaman, Çukurbağ »Ermenek -Kn.)
alarmak (II) [alartmak] Gözleri açarak, dik dik bakmak.. (Incirgediği »Karaisalı —Ada.)
[alartmak] : (Incirgediği »Karaisalı -Ada.)
alartma Ara sıra açılan yağmurlu ye-ya karlı hava s Vakit geçti ama ikindi ulanmasında gideyim. (Çukurbağ, Uğurlu »Ermenek -Kn.) abartmak [—alarmak (II)] alartu Alacakaranlıktaki belirti, karaltı: Şu karşıda bir alartu var. (»Mesudiye köyleri *-©**)
alasabbah [ala şafak] Şafak vakti, alacakaranlık. (»Erciş -Vn.) [ala şafak] : (Giremez »Araç -Ks.)
alasahça [— alasakça]
alasakça [alasahça] Saksağan. (-Mr.; Avşar aşireti, Fakıekinciliği »Pınarbaşı-Ky.; Bahçeli »Bor -Nğ.; »Ereğli -Kn.) [alasahça] : (-Nğ.)
alasaksağan 1. İspinoz. (İshaklı »Bolvadin -Af.; Senir -Isp.; »Şebin Karahisar-Gr.) 2. Güvercin büyüklüğünde, uzun kuyruklu, eti yenmez bir çeşit kuş. (Dişli »Bolvadin -Af.) 3. Siyahlı beyazlı bir çeşit kuş. (Dodurga »Artova —To.)
alasaksoğar Uzun kuyruklu ve beyaz kanatlı bir çeşit kuş. (Haciilyas »Koyulhisar -Sv.)
alasan (I) 1. Bağ yapraklarında olan bir çeşit hastalık. (Zara -Ama.) . 2. Olgunlaşmaya başlamış buğday: Buğdaya alasan düştü. (Zara-Ama.) ‘
alasan (II) Allalıı seversen anlamında yalvarma veya soru edatı. (Yayladağı köyleri »Antakya -Hat.; Kerkük)
alasan (III) Gürültü: Alasan etme, babam uyuyor. (»Akşehir —Kn.)
alasan garasan [— abın talan - 1]
alasan talasan [—alan tabın -1]
alasarık Kötü, dönek adam. (*Eğ’ tidir köyleri —Isp.)
ataşeme Yarı uyur, yarı uyanık^ uykudan gürültüyle uyanıp sersemleşme hali: Sesi duyunca alaseme kapıya koştum. (»Bor -Nğ.)
alasemet [— alad semet]
alasefiye [alaseviya] Ardım önünü düşünmeden, gelişigüzel: Alasefiye konuşma / (Mencilis »Keşap -Gr.)

199
[alaseviya] : (Çayağzı * Şavşat -Ar.)
alaseviya [— alasefiye] alası Alacak. (Karaköy *Düzce -Bo.)
ala sığırcık Beyaz renkli sığırcık.
(Ekse *Çal -Dz.) alası olmak Almak istemek, almaya
istekli olmak : Şu elmadan alaşım
vardı. (*Bor -Nğ.) alasit üzümü İnce kabuklu, iri taneli
bir çeşit beyaz üzüm. (Dereköy
-To.)
alasulu 1. Yeni olmaya başlamış meyva. (Yassıviran “Senirkent -Isp.; Çeliş, -Brd.; “Çal köyleri, İğdir * Çivril -Dz.; * Afşin -Mr.; -Yz. köyleri; Yaraşlı “Haymana, *Ayaş -Ank.; “Bor -Nğ.; Doğan-bey “Beyşehir -Kn.; *Mut köyleri, “Silifke, -Iç.; Güzelsu “Akseki —Ant.; Yerkesik çevresi -Mğ.) 2. İyi pişmemiş, yarı sulu yemek.’ (Banus “Eğridir, Körküler “Yalvaç, “Şarki Karaağaç -Isp.; —Brd. ve çevresi; Yukarıkaraçay “Acıpayam -Dz.; -Yz. köyleri; -Ank.; “Bor -Nğ.; “Karaman, Çukurbağ “Ermenek, Doğanbey “Beyşehir -Kn.; Güzelsu “Akseki -Ant.) 3. Uluorta, yersiz söz söyliyen. (Sücüllü “Yalvaç -Isp.; Ortaköy “Çal -Dz.; -Ank.; Doğanbey “Beyşehir-Kn.)
alaş (I) 1. Sıcak su. (Beşeylül “Nazilli -Ay.) 2. Pis su. (Beşeylül’ “Nazilli -Ay.)
alaş (II) 1. Büyük ve siyahlı beyazlı bostan köpeği. (-Bo.; “Kargı, “Taşköprü, -Ks.; “Kurşunlu -Çkr.; “Akkuş köyleri, -Or.; Sarıbamzalı “Sorgun -Yz.; -Krş;) 2. Yeşil başlı erkek ördek. (Muscalı, “Çarşamba
-Sm.; Tekkiraz bucağı köyleri*Ün-ye -Or.) 3. Kula at. (“Ardahan -Kr.) 4. ala (I) – 1]
alaş (III) 1. İkiyüzlü, ara bozucu. (“Kargı -Ks.) 2. Obur, çok yiyen. (Divanlı -Yz.)
alaş (IV) Köpekleri uyarmada kullanılan bir çağrı. (Takanlı “Mersin -Iç.)
alaşa (I) Zayıf ve çelimsiz at. (Yeniköy, Özbey “Torbalı -Iz.; Küpeli, Ayrancı —Ama.; —Gm.) 2. Ağzı ve burnu beyaz olan at. (Aşağıırmak “Ardanuç —Ar.) 3. Beygir, erkek at, iğdiş olmıyan huysuz at. (Irişli, Bayburt “Sarıkamış -Kr.) 4. Semere alışmış hayvan. (-Ank.; Çeş-mekolu “Lüleburgaz —Krk.) 5. Her kuzuyu emziren koyun. (Bahçeli “Bor -Nğ.; Hortu “Ereğli -Kn.) 6. Azgın köpek, boğa, at v.b. “(Çamhköy, -Gm.; Muradiye -Bz.; Ersis “Yusufeli-Ar.;-Kn.) 7. Leş. (“Bor -Nğ.)
alaşa (II) [alaşo] 1. Kötü kadın, orospu, oynak, cilveli. (Şıhlar, Ulubey -Or.; Haydarlı “Görele, “Keşap ve köyleri -Gr.; “Maçka köyleri, Kalafka -Tr.; Çayağzı, Çavdarlı “Şavşat, Ersis, “Yusufeli, Bağlıca “Ardanuç -Ar.; Bahçeli “Bor -Nğ.)
[alaşo] : (Karadere, Dülgerli -Rz.) 2. Çok süslü, allı pullu. (“Şavşat köyleri -Ar.) 3. Herkesçe beğenilen, hoş görülen, yakışıklı kimse. (Selimiye -Rz.) 4. İkiyüzlü, ara bozucu, yaltaklık eden. (Tokat -Es.; Haydarlı “Görele -Gr.; Abişho “Pazar -Rz.; Totak, Yaraşlı “Haymana, “Şerefli Koçhisar ve köyleri -Ank.; -Krş.; Kala “İncesu —Ky.;

200
Kurugöl -Nş.; Bahçeli *Bor, Eskimiz “Aksaray -Nğ.; Hortu “Ereğli, “Karaman, Zıvarık, -Kn.; “Mut köyleri, Bozkır -İç.; “İpsala ve “Uzunköprü köyleri -Ed.) 5. Alçak, engin, basık: Duvar da çok alasaymış. (Kadıçiftliği “Taşköprü -Ks.; Başhöyük “Kadınhanı -Kn.) 6. Çok aceleci, her işte acele eden. (Sarıkavak, Topkaya, Karatepe -Es.; Kala “İncesu -Ky.) 7. Yaramaz, hırçın, yaygaracı. {Zile “Mesudiye, -Or. köyleri; Kalafka -Tr.; Uluşiran “Şiran, Çamlıköy, -Gm.; Çayağzı, Yoncalı, “Şavşat -Ar.; ölçek “Ardahan -Kr.; Diktaş “Divriği -Sv.; Eskinuz “Aksaray -Nğ.; Bardas “Karaman -Kn.)
alaşa (III) 1. [-»• ala (I) - 5] 2. Bir çeşit deri hastalığı, çil. (“Bor, -Nğ.)
ala şafak [— alasabbah]
alaşağa [alaşağı] Bayburt barlarından olan Sıksaray oyununda söylenen bir söz. (Denizli “Vakfıkebir -Tr.) [alaşağı] : (Güneyce -Rz.)
alaşağı [—*¦ alaşağa]
alaşali Oynak, cilveli (hayvanlar hakkında). (Anaraş “Sürmene -Tr.)
alaşan bulaşan 1. [— ala (I) -1] 2. [-ala (I) -5]
alaşar Yüzü beyaz lekeli adam. (Gürcü “Kızılcahamam —Ank.; -Kn.)
alaşav Çeşitli renkler. (Aliefendi “Alanya —Ant.)
alaşık 1. Eğreti, geçici: Evi alaşık örttüm. (“Ahlat -Bt.) 2. Yaylalarda sütü korumak veya kaymak dondurmak için kamıştan yapılan çit, çadır. (Bahçeli “Bor -Nğ.; Şah viran “Kadınhanı -Kn.) 3. Üzeri çulla örtülü ve çadır yerine kullanı-
lan, 16 çubuktan yapılmış barınak. (Bahçeli “Bor -Nğ.)
alaş bulaş [—*¦ ala (I) - 5]
alaşka Alay, şaka. (Selimiye -Rz.)
alaşlamak ihtiyarlamak. (Çöplü “Gürün -Sv.)
alaşman Karışık, melez. (Vona-Or.)
alaşo [—*¦ alaşa (II) -1]
alaşur Bulut sıcağı, sıkıcı, boğucu hava: Alaşur bastı. (-Bo.)
alat (I) [— aladı (I) -1]
alat (II) 1. Bez dokuma tezgâhı. (“Boyabat -Sn.) 2. Sarıya veya kırmızıya boyanmış yün iplik. (Men-çek “Ermenek -Kn.) 3. Elbise. (-Yz. köyleri)
alat (III) 1. Azgın, tehlikeli köpek. (Hamzabali “Bozdoğan -Ay.) 2. [—*¦ aladı (IH)] 3. Bir çeşit çam ağacı. (“Akçaabat -Tr.) 4. Karanfil, zencefü, tarçın gibi baharlarm karışımı. (-Bt.) 5. Düğünlerde pilâvın üzerine konulan söğüş» et. (“Divriği -Sv.) 6. Bulaşık. (Yeni-köy -Tk.)
alata (I) 1. Karışık, toplama. (Güneyce -Rz.) 2. Karışık maddelerle yapılan bir çeşit ekmek. (Güneyce -Rz.)
alata (II) 1. Uçurum : Alatadan aşağı yuvarlandı, (önsen, Pazarcık -Mr.; Susanoğkı “Silifke -İç.) 2. Yüksek : Arabaya alata yük vurmuş. (—Mr.)
alata (III) [ahta, alta, aluta (II)] 1. Sürüye katılmayan zayıf, hasta hayvan. (Maraba -Mr.; “Divriği -Sv.; Gazi “Develi, -Ky. Türkmenleri; Çökek * Ürgüp -Nş.; Kıraman “Ereğli, Görmel “Ermenek -Kn.; “Mut köyleri, Keben “Silifke, -İç.; Eldirek “Fethiye -Mğ.)
SanaDiaba
201
[akta] : (Kuşu ‘Hekimhan —Mİ.; ‘Silifke çevresi —îç’.) [alta] : (Köseçobanlı ‘Gülnar -îç.) [aluta (II)] : (‘Divriği -Sv.) 2. Nekahat devresindeki iştahlılık. (‘Fethiye ve köyleri -Mğ.) alatakaç [— ala kabak (I) - 3] alatakalak [— ala kabak (I) - 3] alataras 1. Toprağı tavlıyacak kadar yağan yağmur. (Karakuş bucağı köyleri ‘Ünye -Or.) 2. Yan nemli, tavlı toprak. (Karakuşa bucağı köyleri ‘Ünye -Or;) alatatavu [—*¦ alatay - 2] alatav [alatatavu, alatavh -1,2] 1. Yarı yaş, yarı kuru toprak, az tavlı yer: Çavdara alatav iyi geliyor. (Muğla-sın, Garipköy ‘Tavas, Karataş, ‘Sarayköy -Dz.; ‘Dinar köyleri -Af.; ‘Eşme -Uş.; Aliköyü -Isp.; Kozağaç, ‘Tefenni, ‘Bucak köyleri, Çerçin -Brd.; Eymir ‘Bozdoğan -Ay.; Tepeköy ‘Torbalı, Falaka ‘Baymdır -îz.; ‘Edremit ve köyleri, Minnetler ‘İvrindi, ‘Savaştepe, Yeniköy, -Ba.; Tepecik ‘Emet -Kü.; Büyükyenice ‘Osmaneli—Bil.; Bozan —Es.; ‘Safranbolu —Zn.; -Ks.; -‘Kurşunlu, ‘Şabanözü köyleri,- Genek -Çkr.; ‘İskilip, -Çr.; ‘Merzifon ye köyleri, Deveciköy -Ama.; Solakuşağı ‘Şerefli Koçhisar -Ank.; Avşar aşireti, Fakıekinciliği ‘Pınarbaşı -Ky.; -Nğ.; Çukurbağ, Uğurlu ‘Ermenek -Kn.; ‘Mut köyleri -îç.; Karadere ‘Gündoğmuş, Pirhasanlar ‘Elmalı -Ant.; Orhaniye ‘Marmaris, Yerkesik çevresi -Mğ.)
[alatavh -1]: (Bunak ‘Tefenni -Brd.; Sürez ‘Bozdoğan -Ay.; -Es.; ‘Gerede -Bo.; ‘Bor -Nğ.;
Görmel ‘Ermenek -Kn.; ‘Silifke, Aslanköy ‘Mersin -îç.)
2. îyice pişmemiş yemek : Yemek alatav ama tadı iyi. (‘Eşme -Uş.) [alatatavu] : (-Nş.)
[alatavh - 2] : (‘Bor -Nğ.; ‘Çumra -Kn.)
3. Az kızdırılmış demir : Demir alatav döğülürse dağılıverir. (-Ba.)
4. Az sıcak. (-Ant.) 5. Çok pişmiş yemek. (‘Şabanözü köyleri —Çkr.)
alatavh 1. [— alatav -1] 2. [— alatav - 2]
alatavşan üzümü Sarı renkli ve çilli bir çeşit üzüm. (Ekse ‘Çal -Dz.) ala tavuk Dağlarda yaşıyan bir çeşit
kuş. (Kızılca ‘Tavas —Dz.) alat basırat [— alad semet] alatçık 1. Çadır direği. (-Ant.) 2. Çingene çadırı. (Çavuşköy ‘Babaeski -Krk.) alatene 1. Bulgur ve mercimekle yapdan bir çeşit yemek. (Çuvallı ‘Yeşilova ~-Brd.) 2. Çavdarla karışık buğday : Bu yıl 50 gülek alate-nem çıktı. (Kışla ‘Elbistan -Mr.) alatengirek Kısa boylu, benekli ve zehirli bir ydan. (Yukarıkaraçay ‘Acıpayam -Dz.) alat kasamat [—*¦ alad semet] abat kasat [- alad semet] alat kıpırt [— alad semet} alatlamak (I) [— alada etmek] alatlamak (II) Yeni doğmuş bebekleri, al denilen görüntünün kötü etkisinden korumak için alcı denilen kimselere atlatmak. (-Or.) aiatmak [—»¦ alada etmek] alat malat [—alak malak -1] ala torba, alato’ra Çeşitli renkte yünlerden dokunan saplı torba. (‘Fethiye köyleri -Mğ.)

202
alatsamak Acele ettirmek, acele etmeyi istemek. (-İç.)
alat samat [—»¦ alad semet]
alat semet [—*¦ alad semt t]
alatu İpek mendil. (-Ank.; “Silifke Türkmenleri -îç.)
alatura Bir çeşit kırmızı üzüm. (Uş-hum “Yusufeli -Ar.)
ala tutmak Gözünü boyamak, hile yapmak, karışıklığa getirmek : Beni ala tuttun da yendin. (“Sivrihisar -Es.)
alav(I) alaf (I) -1]
alav (II) Hayret bildirir ünlem :
Alav, bu nasıl iş? (-Kn.) alavaç [— alamaç] alavalmak Aşırı kıskançlık ve arzu
duymak. (“Bor -Nğ.) alavanda (I) 1. [— alabanda -1] 2.
[— alabanda - 2] 3. [—*¦ alabanda
-3]
alavanda (II) Fındık bahçelerinde, ağaç sıralarının arası: Bu alavanda genişmiş. (Yenicehisar “Keşap—Gr.)
alavant etmek Surat asmak, tersle- ‘ mek, başa kakmak. (İğneciler “Mudurnu -Bo.)
alavantı Telâş ve hiddet : Bir ala-vantı ile geldi. (“Kilis —Gaz.)
alavartacı Palavracı, mübalâğacı. (-İz.)
alavat Huni. (“Reşadiye -To.)
alavathk Şiddetli rüzgâr, fırtına : Aiavathkh bir günde tarlaya, gittim. (Çobanisa -Isp.)
alavaz [— alaağız]
alav çan Sert mizaçlı. (-Uş.)
alavçuk [— alacık]
alaverdi, alaverti Toprak içinde uzunluğuna yaydmış çok kuvvetli ağaç kökü. (“Ardanuç -Ar.)
alavere [alevlere, alver] I. Alışveriş,
alım satım, ticaret, ilgi: Bundan sonra sizinle alavere yok. (Ömerköy “Susurluk -Ba.; -Brd.; Yukarıse-yit “Çal -Dz.; “Kandıra -Kc; “Merzifon ve köyleri -Ama.; “Mesudiye köyleri -Or.; -Sv.; “Ermenek-Kn.; -Ada.; Köseçobanlı “Gülnar, Yenice “Tarsus, Aslanköy “Mersin -İç.; “Elmalı -Ant.; Eldirek “Fethiye -Mğ.) [alevere] : (“Afşin -Mr.) [alver] : (“İğdır ve köyleri -Kr.; “Varto -Mş.; Kerkük) 2. Karışıklık, kargaşalık. (“Bandırma -Ba.) 3. Emme basma tulumba. (“Bandırma -Ba.) 4. Yüzük oyununda, yüzüğü ilk bulacak tarafı seçmek için oyundan Önce yapılan başlangıç. (“Safranbolu -Zn.)
alavere yapmak Ticaret yapmak.
(Yenice “Tarsus -İç.) alavgaz [—*¦ alavur] alavır [— alavur] alavırlı [— alalı]
alavırt 1. [—*¦ alavur] 2. Su kabı olarak kullanılan bir çeşit kabak. (Ceylan, Yakabağ “Fethiye -Mğ.)
alavış (I) [alavun] 1. Gürültü, patırtı, şamata, boğuşma, yaygara. (Zeytinlik -İz.; “Mut, -İç.; Yerkesik çevresi —Mğ.) [alavun] : (“Gümüşhacıköy, “Merzifon ve köyleri -Ama.) 2. Mübalâğa. (“Ermenek -Kn.)
alavış (II) [— alamaç]
alavız talavuz öfkeli öfkeli, hiddetli (konuşma hakkında). (Aşağıılıca -Es.)
alavi [-»- alaf (I) -1]
alaviresiye Boşuna, boş yere: Çocukla alaviresiye uğraşıyor. (Bek-taşlı “Boğazlıyan —Yz.)

203
alavlanmak [—* alaf almak -1]
alavh 1. Kıskanç. (*Bor -Nğ.) 2. [-¦alaflı -2]
alavhk Ekmek pişirilirken fırının ağzına konan bir miktar odun. (İğneciler “Mudurnu -Bo.)
alavun [—*¦ alavış (I) - 1]
alavur [alafır -3, alavgaz, alavır, ala-vırt -1, alavurt -1] Az tavlı, yarı kuru, yarı yaş toprak. {“Gelendost, Gönen -Isp.; İnar -Brd.; Süngüllü “Çivril -Dz.)
[alafır-3] : (“Senirkent -Isp.) [alavgaz] : (Sücüllü “Yalvaç -Isp.) [alavır] : (Körküler “Yalvaç, Yassıviran “Senirkent -Isp.; Güney “Yeşilova, “Çerçin —Brd.) [alavırt-1]: (Kavıncı “Tefenni, Hadım “Çal, Bulkaz “Çivril, “Acıpayam, Uzunpmar, Bereketli “Tavas -Dz.; Ceylan “Fethiye -Mğ.) [alavurt-1] : (Çerçin -Brd.; Çöplü “Çivril, Kızılhisar “Acıpayam, Üç-kuyu —Dz.)
alavura Başa örtülen şal. (Galata “Gelibolu -Çkl.)
alavurt [alavut] 1. [— alavur] 2. Su kabağı.(Fığla -Ant.; “Fethiye -Mğ.) 3. İnce, uzun saplı bir çeşit kabaktan yapılan su kabı. (Orhaniye “Marmaris, “Fethiye köyleri —Mğ.) [alavut] :(Orhaniye*Marmaris—Mğ.)
alavuş Tehdit yollu bağırma. (-İç.)
alavut 1. Arabaya saman doldurmaya yarıyan aygıt, dirgen. (“Mustafakemalpaşa -Brs.) 2. Mandalara su verilen” tahta kab. (—Bo.) 3. [—*¦ alavurt - 3]
alavuz (I) [—»• alaağız]
alavuz (II) Isınacak kadar yakdan ateş, alev. (Giremez “Araç, -Ks.; Kuzköy “Ünye -Or.)
alavuz etmek [alavuzlamak] Alevlendirmek, yalaza yermek. (-Ks.) [alavuzlamak] : (Kuzköy “Ünye -Or.)
alavuzlamak [—*¦ alavuz etmek]
alavzada [—» alaza]
alay (I) [aley-2] 1. Arka. (Karataş “Sarayköy -Dz.; -Ba.) 2. Kına gecesinde ve duvak gününde kadınların oturdukları yüksekçe yer. (İğneciler “Mudurnu -Bo.) 3. Düğünden sonra, gelinle beraber giden kız tarafına ait kadın ve kızlar. (Bozukkale, —Rz.) 4. Gelini almaya giden topluluk. (“İpsala köyleri, “Uzunköprü köyleri, B. Evren “Keşan -Ed.) 5. Hep, bütün : Onların alayını tanırım. (Gâvurdağı —Gaz.; “Gürün — Sv.; “Bünyan ve köyleri -Ky.; “Bor -Nğ.) [aley -2] : (-Gaz.) 6. Halay. (“Kurşunlu -Çkr.;-Nğ.)
alay (II) Acı, keder ünlemi. (Doğan-bey “Beyşehir -Kn.)
alayah Köylerde şarkı söyliyerek dolaşan çingeneler. (Çeltek “Yeşilova -Brd.)
alayaş Yarı kuru, yarı yaş. (İncekum, “Silifke -İç.)
ala yaşlı Orta yaşlı adam : Adamcağız ala yaşlı iken öldü. (Köseçobanlı “Gülnar -İç.)
alayazı [—*¦ alanyazı]
alay bindallısı Kadife üzerine sırma ve kılaptan işlemeli kaftan. (“Merzifon -Ama.)
alay.bozan Bir düzeni, veya kararı bozan. (“Maçka köyleri, -Tr.)
alay bozmak Kararlaşmış bir işi bozmak. (“Maçka -Tr.)
alaycı Gelin getiren erkekler. (Gelen-be “Kırkağaç -Mn.)

204
alaycık [— alacık]
alay çekmek Halay çekmek. (*Bor
-Nğ.) alay çık [— alacık]
âlâ’yek Alâ’bış da denilen bir çeşit saksağan. (Direvli »Gazipaşa -Ant.)
alay günü Düğünden altı gün sonra, güveyin arkadaşlarının köy meydanında toplanıp, tüfek, tabanca atarak eğlendikleri gün. (Ziğere -Ama.)
alayı [alayişi] Hepsi, bütünü : Evdeki ekmeğin alayı bu işte! (-Sm. çevresi; »Merzifon köyleri -Ama.; »Tirebolu ve köyleri -Gr.; -Gaz.; -Mr.; »Antakya -Hat.; Telin çevresi »Gürün, -Sv. ve çevresi; Sarıhamzalı »Sorgun, Kuşçu, -Yz.; Üçem »Balâ, »Keskin -Ank.; Avşar ve Türkmen aşiretleri »Pınarbaşı, »Bünyan -Ky.; -Nğ.; »Kozan -Ada.)
[alayişi] : (»Ladik çevresi -Sm.; -Gaz.)
alayı bazarlık Toptan pazarlık. (»Hozat -Tn.)
alayımka Bir çeşit ekmek. (Mençek »Ermenek -Kn.)
alayişi [— alayı]
alaylı 1. Çalımlı yürüyüş. (Banus »Eğridir -Isp.; »Sarayköy köyleri -Dz;) 2. Düğüne veya bayrama gidenlerin toplu yürüyüşü. (»Senirkent; -Isp.; Çebiş, Çeltikçi -Brd.) 3. Göz alıcı, geniş etekli elbise, kıyafet. (»Sarayköy köyleri —Dz.; -Brs.; —Sm.; Harşit bucağı köyleri »Torul -Gm.; Bağlıca »Ardanuç -Ar.) 4. BUgiç kadın. (-Ks.)
alaylıklı Şatafatlı, gösterişli. (-Ezm.; »Vize -Krk.)
alay malay Olduğu gibi, gelişigüzel: Düzeltmeden alay malay getirin. (Hacavera »Maçka -Tr.)
alayoş [— alaöş] alayöş [—»¦ alaöş]
alaysa Kayığın ortasında su biriken yer. (Yeşilada »Eğridir -Isp.)
alayyalh Köylerde dolaşan gezici satıcı, çerçi. (Kösten çevresi, Honaz bucağı köyleri -Dz.)
alaz (I) [alazlık] 1. Seyrek bitmiş ekin, ot, ağaç. (»Dinar köyleri -Af.; Bozan, Tokat -Es.; »Zile -To.; Ağın »Keban -EL; Lohan -Gaz.; Hisarcık »Yayladağı -Hat.; Ahırlı -Ank.; -Krş.; Çakırlar »Akşehir -Kn.) 2. Ağaçsız, açıklık yerler : Karşıki alazda koyunlar yayılıyor. (Banus »Eğridir -Isp.; Eğri-dere »Kuyucak -Ay.; Parsa -Iz.; Bozan, Tokat -Es,; »Zile -To.; »Göksün ve köyleri, önsen -Mr.; »Zara, Çöplü »Gürün, Karaözü »Gemerek -Sv.; Çukurbağ »Ermenek —Kn.; Faydalı ^Kozan, Değirmen ocağı »Osmaniye, »Kadirli, Doğanbeyli »Saimbeyli, Feke, Ka-rakuyu, —Ada.; »Gazipaşa köyleri -Ant.)
[alazlık] : (încesu »Dinar -Af.) 3. Yarı karlı toprak. (Ağın »Keban -EL; Hisarcık »Yayladağı -Hat.; »Haymana -Ank.; Fariske »Ermenek -Kiı.) 4. Saç çıkmıyan baş, kel. (»Kemaliye-Eze.) 5. Yarım-ya malak, üstünkörü. (Avşar aşireti »Pınarbaşı -Ky.) alaz (II) [aloz (II)] l.Soğuk ve. don etkisiyle sebze ve meyvaların donması, don vurmuş sebze ve meyva: Dünkü soğuktan bahçelere alaz inmiş. (»Eşme köyleri -Uş.) 2. Yazın birden çıkan yel, hızlı esen yel. (Kuşçu »Yerköy -Yz.)
[aloz (II)] î (Gökçekışla -Yz.)

205
alaz (III) [alazı (I), aloz (I)] 1. Alev: Ocağı alazlayıver. (‘Eşme köyleri -Uş.; * Edremit -Ba.; -Kü.; Bozan, Tokat-Es.; ‘Karamürsel, Inebeyli ‘İzmit —Kc.; ‘Düzce, Kürkçüler -Bo.; ‘Akyazı çevresi -Sk.; ‘Safranbolu, Cumayam-Zn.; ‘Taşköprü, ‘İnebolu-Ks.; Yapraklı -Çkr.; Çıkrık ‘Mecitözü, -Çr. köyleri; ‘Merzifon köyleri, -Ama.; ‘Zile —To.; ‘Alucra, ‘Şebin Karahisar —Gr.; Kızılçakçak ‘Arpaçay —Kr.; Çepni ‘Gemerek, ‘Koyulhisar -Sv.; Kuşçu ‘Yerköy, ‘Sorgun, -Yz.; ‘Ceyhan ve köyleri -Ada.; ‘Silifke -îç.)
[alazı (I)] : (‘Yalvaç -Isp.)
[aloz (I)] : (Gökçekışla -Yz.)
2. Ucu ateşli odunun sallanmasiyle
meydana gelen ışıklı çizgi. (Zile
‘Mesudiye, -Or.) alaz (IV) Cümbüş, eğlence, oyun.
(‘Alucra, ‘Şebin Karahisar -Gr.;
‘Maçka köyleri, -Tr.; Çamlıköy,
-Gm.; -Ağrakos ‘Suşehri -Sv.) alaz (V) [alaz armırt, alaz armudu,
alaz armut] Yabani armut, ahlat.
(Ekse ‘Çal -Dz.)
[alaz armırt] : (Aydoğmuş ‘Keçiborlu -Isp.)
[alaz armudu] : (Kayadibi ‘Yeşilova -Brd.)
[alaz armut] : (Çerçin -Brd.)
alaz (VI) Bir çeşit cilt hastalığı. (Çamlıbel ‘Artova -To.; ‘Gürün -Sv.; -Nğ.)
alaz (VII) [—»• alaağız]
alaza [alavzada, alazada, alazı (II), alazlama (II) ] Dökülen tohumlarla ertesi yıl kendiliğinden çıkan tahıl, soğan v.b. (‘Eşme köyleri -Uş.; Aydoğmuş ‘Keçiborlu,
İğdecik -Isp.; ‘Alaşehir -Mn.; Yeniköy -Ba.; ‘Karabük -Zn.; Zencidere -Ky.; Kışla ‘Elmalı -Ant.)
[alavzada] : (‘Bozkır -Kn.) [alazada] : (Bahçeli ‘Bor -Nğ.) [alazı (II) ] : (Horzum ‘Tefenni -Brd.)
[alazlama (II)] : (İleydağı ‘Uluborlu -dsp.; Görece -İz.; Çepni-dere ‘Turgutlu -Mn.)
alazada [— alaza]
alazağar Boşboğaz, geveze. (Karamanlı ‘Tefenni —Brd.)
alaz alaz 1. Dalga dalga, yol yol, yer yer : Yağmur alaz alaz yağmış. (Mahzemin -Ky.; ‘Düzce -Bo.) 2. Alev alev : Çocuğun yüzü alaz alaz yanıyor. (‘Düzce -Bo.)
alaz armırt [— alaz (V)]
alaz armudu [—*¦ alaz (V)]
alaz armut [— alaz (V)]
alaz ataz [alaz daraz -1] Baştan savma, acele. (‘İnebolu -Ks.) [alaz daraz -1] : (‘Alaşehir -Mn.)
alaz belez [alaz bulaz -1] 1. Yarı karlı toprak. (Bozan -Es.) [alaz bulaz -1] : (Küçükboynul -Yz.) 2. Şöyle böyle, bulanık : Yoldan geçeni alaz belez görüyorum. (İğneciler ‘IVIudurnu -Bo.)
alaz bulaz [alaz malaz -1, alaz ulaz] 1. [—*¦ alaz belez -1] 2. Seyrek, yer yer, tektük : Tarla alaz bulaz yeşeriyor. (Küçükboynul -Yz.) [alaz malaz *1] : (Bahçeli ‘Bor -Nğ.)
[alaz ulaz] : (‘Afşin, ‘Elbistan -Mr.)
alazdamah Alevlenmek, yakmak,ateşlemek. (Kızılçakçak ‘Arpaçay -Kr.)

206
alazdanmak Alevlenmek, yanmak. (Kızılçakçak ‘Arpaçay -Kr.)
alaz dar az 1. [ alaz ataz] 2. Renkte ve dokumada alacalık, seyreklik. (-Gaz.)
alazdımak [— alaznnak]
alaz etmek Biraz ateş yakmak: Bir alaz etsene. (-Yz.)
alazı (I) [-* alaz (III) -1]
alazı (II) [—*¦ alaza]
alazdamak [—*¦ alazlamak (I)-1]
alaznnak [alazdımak, alazıtmak -1] Yağmur, kar dinmek, hava açd-mak : Yağmur biraz alazıdı. (“Mesudiye -Or.; Mencilis “Keşap -Gr.; Kabah “Hafik Sv.) [alazdımak] : (“Şebin Karahisar -Gr.)
[alazıtmak -1] : (Arpaköy, -Or.)
alazıtmak 1. [— alaznnak] 2. Aydınlatmak, şavklandırmak. (Şumnu, Bulgaristan)
alazlama (I) [alazına] 1. Yüzde ve vücutta çıkan çıbanlar, kızartılar. (-Uş.; -Es. köyleri; “Kandıra-Kc; “Akyazı çevresi -Sk.; -Ks.; Hüse-yinli, Orta -Çkr.; Çıkrık “Mecitözü, -Çr. çevresi; -Or.; -Tr.; Cinis “Aşkale -Ezm.; “Yıldızeli, “Hafik, -Sv.; Küçükboynul -Yz.; Çanıllı “Ayaş -Ank.; Bahçeli “Bor -Nğ.; “Akşehir köyleri -Kn.) [alazma] : (“Çarşamba -Sm.)
2. El, ayak ve yüzün kızarıp şişme-siyle meydana gelen hastalık, yılancık. (İğdecik, Sancaklı -Mn.; Büyükyenice “Osmaneli -Bil.; Tepe “Seben -Bo.; “Bartın -Zn.; Genek -Çkr.; -Sn.; -Sm.; Kör “Merzifon -Ama.) 3. Yeni buzağılayan ineğin memeleri şişerek süt veremez hale
gelmesi ve sığırlarda karın şişmesi. (“Bor -Nğ.)
alazlama (II) [—» alaza]
alazlama (III) 1. Kâğıt, çalı veya otla yakdan ateş. (“Düzce —Bo.; -Yz. köyleri) 2. Birdenbire yamp geçiveren kaba alev. (—Nğ. ve köyleri) 3, Köpek nefesiyle pislendiği addedilen kabları su ile yıkadıktan sonra, bunların içinde çaput, kâğıt, çakmaktaşı -yakarak etrafımızda çevirme. (“Hasankale -Ezm.)
alazlamak (I) [alazdamak, alazlama olmak] 1. Bir şeyi ateşe tutup çekmek, alev yalamak, hafifçe yakmak: Çocuk elbiseyi ateşe düşürniüş alazlamış: (Bornova —Iz.; “Eşme aşiretleri -Mn.; Bozan, Tokat —Es.; -îst.; “Kurşunlu -Çkr.; “Ardanuç köyleri, Pmarlı “Şavşat -Ar.; “İğdır ve çevresi -Kr.; -Ezm.; Kertme-ağcamescit, “Kangal —Sv.; Kuzgun,. -Yz.; Hisarlıkaya “Polatlı, Çanıllı, “Ayaş -Ank.; -Ada.; “Mut köyleri,. “Süifke, “Mersin ve köyleri —Iç.;. Kerkük)
[alazdamak] :* (Bayat “Emirdağ -Af.)
2. Ateş yakmak, çalı çırpı tutuşturmak. (“Bandırma -Ba.; “Düzce -Bo.; “Cide -Ks.; Kozlu “Erbaa, “Niksar -To:; -Yz.; “Silifke, Civanyayla “Mersin -îç.) 3» Alazlama hastalığına – tutulmak. (“Bandırma -Ba.; “Zara -Sv.) [alazlama olmak] : (-Tr.) 4. Alazlama hastalığını ateşle veya kızgın bir şeyle tedavi etmek. (Bozan, Tokat -Es.; “Kandıra -Kc; “Düzce -Bo.; Karabüzey “Araç, * İnebolu, -Ks.; Kızık, Çamlıbel “Artova -To.; Davdas “Ermenek

207
-Kn.) 5. Dövmek, korkutmak, can yakmak: Ahmedi iyice alazladım. (Karabüzey *Araç -Ks.; Ersis “Yusufeli, Kocabey, Düzenli *Şavşat -Ar.)
alazlamak (II) özentisiz, baştan
savma iş yapmak. (-Ky.) alazlama olmak [—* alazlamak (I) -3] alazlanmak 1. Vücut sıcaktan kızarmak. (Bornova -îz.; Gölcük, “Yenişehir -Brs.) 2. Hafifçe ısınmak: Bir ateş yak da alazlanalım. (Kartal, Aşağıoba *Araç -Ks.; Büyük-incirli-Yz.) 3. Yanmak, kavrulmak. (*Şavşat köyleri -Ar.; “Ardahan, * Göle -Kr.; Yaraşlı * Haymana -Ank.; -Nğ.) 4. Alevlenmek, tutuşmak. (“Bor -Nğ.) alazlatmak Alazlama hastalığını tedavi ettirmek. (-Bo.) alazhk [-»alaz (I) -2] alazma [— alazlama (I) - 1] alaz malaz 1. [— alaz bulaz - 2] 2. Yarı su basmış tarla. (Bahçeli *Bor -Nğ.)
alaz ulaz [- alaz bulaz - 2]
albaba Beddua. (Ladik *Niksar -To.)
albaddcan Domates. (-Eze. köyleri)
albağ Kadınların alınlarına bağladıkları bir çeşit yazma. (Kerkük)
al bağlamak 1. Gelinin başına kırmızı bir örtü bağlamak. (*Eşme, -Uş. köyleri) 2. Sevinmek, murada ermek: Oğlan doğuran al bağlar. (Cumalıkızık -Brs.; -Çr.; -Sv.; “Silifke -îç.)
albah Yuvarlak ve dolgun yüzlü, ablak. (Uluşiran *Şiran -Gm.)
albah Vişne. (Taşburun * İğdır -Kr.)
al basma (I) [al bastı -3,4; algömlek -2] 1. Loğusa kadınlarda görülen bir hastalık, loğusa humması : Aman lo-
ğusayı yalnız bırakmayın al basar. (-Uş.; -Brd. çevresi; * Gelibolu -Çkl.; -Kü.; “Kandıra, -Kc.; Yeniköy -îst.; -Çr. ve çevresi; “Merzifon ve çevresi, —Ama.; -Or.; Harşit bucağı köyleri, Süle “Torul, -Gm. köyleri; “Şavşat köyleri -Ar.; “Kilis -Gaz.; Çoğulhan “Afşin -Mr.; “Beyhanlı ve Amik ovası Türkmenleri-Hat.; “Divriği, Çepni “Şarkışla -Sv.; -Yz. köyleri; Yaraşlı, “Haymana, Solakuşağı “Şerefli Koçhisar -Ank.; Avşar aşireti, Fa-kıekinciliği “Pınarbaşı, Mahzemin -Ky.; -Nğ.; “Ermenek -Kn.; “Mersin köyleri -îç.; “Korkuteli ve “Elmalı köyleri -Ant) [al bastı -3]: (“Safranbolu -Zn.; -Ks.; Tuzla -Sv.; -Krk.)
2. Loğusa olmıyan kimselerde al denilen görüntünün uyku arasında verdiği boğucu sıkıntı, kâbus. (“Kırıkhan, Amik, Gâvurdağı-Hat.; Kırka -Es.; Ersis “Yusufeli -Ar.) [al bastı -4] : (“Kadirli -Ada.)
3. Üzüntü ve kederden bayılma. (Bahçeli “Bor -Nğ.) 4. Sara hastalığı. (“Bor -Nğ.) 5. Kızıla benzer bir çeşit hastalık. (“Kurşunlu -Çkr.) [algömlek -2] : (-Brs.; “Kurşunlu -Çkr.)
al basma (II) Sonradan görmelerdeki gurur, kibir, şımarıklık. (“Sarayköy köyleri —Dz.)
al basmak 1. Loğusalık sırasında, hasta kötü bir ruh tarafından boğucu ve öldürücü krizlere maruz kalmak. (-Ba. çevresi; Tokat, Bozan-Es.; “Gümüşhacıköy, “Merzifon köyleri -Ama.; Çamlıbel, Kızılca “Artova -To.; -Gm.; “Yusufeli -Ar.; -Gaz.; “Bor -Nğ.) 2. Kâbus

208
basmak. (*Ardanuç köyleri, ‘Yusufeli -Ar.)
al bastı 1. Çok ağla masonundaki bayılma hali : Fatma al bastı olmuş. (İğdir ‘Çivril -Dz.) 2. [ — algöm-lek - 1] 3. al basma (I) -1] 4. al basma (I) – 4]
albe Teraziyi dengeye getirmek için hafif tarafa konulan ağırlık. (Güney Anadolu)
albemek [albermek, alberimek, alıgel-mek] Getirmek. (Aşağıkayı ‘Tosya -Ks.)
[albermek] : (‘Tosya -Ks.; Orta, Karacaviran-Çkr.; ‘Boyabat —Sn.; ‘Alanya -Ant.)
[alberimek] : (-Ks.; Çukurbağ, Uğurlu ‘Ermenek -Kn.; Köseço-banlı ‘Gülnar. -İç.) [alıgelmek] : (İshaklı :’Bolvadin -Af.; Sücüllü ‘Yalvaç —Isp.) albeni Cazibe, güzellik, sevimlüik. (‘Edremit, -Ba.; ‘Bayramiç, ‘Çan, ‘Gelibolu -Çkl.; ‘İnegöl, ‘Mustafakemalpaşa, ‘İznik -Brs.; Yenice ‘Emet -Kü.; Yeniköy -İst.; -Ant.; -Ed.)
albeni kıvrak İşgüzar, hamarat.
(‘Elmalı -Ant.) albenli, alibenli [— ala kuşak] alber, alver Getir. (-Çkr.; -Ant.) alberger Bir şey çekmeye yarıyan
ve gelberi denilen aygıt. (Mastavra
-Ba.)
alberimek [— albemek]
albermek [— albemek]
albez 1. [— ala kuşak] 2. Kırmızıya boyanmış bez, bayraklık bez.(‘Şavşat köyleri -Ar.;. Avşar aşireti, Fakıekinciliği ‘Pınarbaşı -Ky.; As-lanköy ‘Mersin —İç.) 3. Kayınvalide tarafından örtülen bez. (—Ba.)
albez tartmak Kayın valide bez örtmek. (-Ba.)
albır [albur] Nisan ayı: Sakın albır beşinden, camızı ayırır eşinden. (M. Hüyük ‘Şarkışla -Sv.) [albur] : (Palha ‘Divriği -Sv.; Aldemirci ‘Çayıralan —Yz.)
albız Şeytan. (‘Uzunköprü —Ed.)
albubara Sarı erik kurusu. (Taşbu-run, ‘İğdır —Kr.)
albur [— albır]
albustan Kırmızı ve ufak taneli bir çeşit buğday. (‘Hacıbektaş -Nş.)
albüm Solucan : Çocukta albüm var. (‘Gelendost -Isp.)
alca 1. [-»-alaca (I) -2] 2. [- ala (III) -2] 3. [-»ala (I) - 5]
alca belce [— ala (I) - 5]
alca düşmek [—*¦ alaca düşmek -1]
alcaş [—*¦ alaca aş - 2]
alcı Alevî mezhebinden olan. (‘Turgutlu -Mn.)
alcık Kuyu çıkrığını çevirmeye yarıyan kol. (Kiralan ‘Çivril -Dz.)
alcıkarı 1. [-»• al (I) - 2] 2. Şirret, edepsiz kadın. (Karakuş bucağı köyleri ‘Ünye -Or.)
alça (I) [alsa] 1. Alın. (Horzum ‘Tefenni -Brd.; Darıveren ‘Acıpayam -Dz.; Bingi ‘Çeşme —îz.; Bağyaka, Çavdır ‘Finike, Eğmir, ‘Elmalı, ‘Kaş, -Ant.; Eldirek ‘Fethiye, ‘Marmaris köyleri, ‘Datça -Mğ.) 2. Ayakkabı kalıplarının ön tarafına konulan üç köşeli mukavva, vaketa veya meşin parça. (-Ba.; -To.;-Nğ.) [alsa] : (‘Zile -To.)
alsa (II) Erik. (‘İğdır köyleri -Kr.; ‘Erciş, -Vn.)
alça (III) Erkeğin nişanlısına verdiği hediye. (Çıtak ‘Çivril -Dz.)

I
209
al çabıdı Loğusa hummasına tutulan, al basan kadınlara (tedavi veya korunmak için) verilen efsunlu bez. (»Reyhanlı ve Amik ovası Türkmenleri -Hat.)
alçacık Tarlada ekin arasında biten, beyaz çiçekli bir ot. (Kıbrıs)
alçak Dere boyu, düz otlak yer, vadi : Hayvanları alçakta gördünüz mü? (Karapınar »Çaycuma -Zn.)
alçalamak Sindirmek, hakaret etmek, yenmek : Benim horoz seninkini al-çaladı. (-Brd. ve çevresi)
alçelme Türkmen kızlarının baş örtüsü üzerine alından bağladıkları katlanmış örtü. (»Dinar köyleri -Af.)
al çevre Erkeklerin kullandıkları büyük kırmızı mendil. (Kerkük)
alçı Aşık kemiğinin dikine bir yüzü. (İrişli, Bayburt »Sarıkamış, Kızılçakçak »Arpaçay, »Göle, »Posof, »Ardahan ve çevresi, -Kr.; Başköy -Eze.)
alçım (I) Sert, sarp : Onların işi alçıma sarmış. (-Mn.)
alçım (II) Çeşit, tür : Alçım alçım sürme olsam -Yar kaşına sürse beni. [Karacaoğlan] (-îst.)
alda Bir çocuk oyunu. (Kıbrıs)
aldak [—» aldanca]
aldak buldak [aldak saldak] Aldatarak, kandırarak : Çocuğu aldak buldak getirebildim. (Çerçin -Brd.) [aldak saldak] : (»Fethiye köyleri -Mğ.)
aldak saldak [—+ aldak buldak] aldamak Aldatmak, kandırmak.
(»Düzce -Bo.; -Çr.; »Zile -To.;
-Tr.; Harşit bucağı köyleri »Torul,
Süle -Gm.; -Rz. köyleri; Gürcü »Kızdcahamam -Ank.)
aldanat Arabaya sap koymak için kullanılan, üç çatallı tahta ‘dirgen. (»Acıpayam -Dz.)
aldanca [aldak, aldancak, aldangaç, aldanğeç (II), aldangıç'-2, aldanguç] Avutacak, kandıracak, gönül alacak şey, söz : Üzüntülü günlerimde bir aldanca bulamadım. (-Ed.; Çilehane »Reşadiye, »Zile, Kızılköy -To.) [aldak] : (Tokat -Es.; İcüli -Gr.; Çoğulhan, »Afşin -Mr.; Kerkük) [aldancak] : (Eğridere »Kuyucak -Ay.)
[aldangaç] : (-Mr.; »Fethiye ve köyleri -Mğ.; Büyükmanika »Saray -Tk.)
[aldanğeç (II) ] : (Ürkütlü »Bucak -Brd.; »Bozdoğan -Ay.) »
[aldangıç -2] :’ (»Bozdoğan -Ay.; »Kurşunlu -Çkr.; Ortaköy »Mecitözü -Çr.; »Karaisalı -Ada.; »Mut köyleri -Iç.)
[aldanguç] : (»Merzifon ve köyleri
-Ama.) aldancak [—aldanca] aldancık Tuzak olarak hazırlanmış
kar çukuru. (Mençek »Ermenek
-Kn.)
aldanç Çabuk aldanan, uysal adam. (-İst.)
aldangaç [— aldanca]
aldanğeç (I) İlkbaharda kırlarda yetişen ve patatesin küçüğüne benzi-yen yenebilir bir çeşit bitki. (İğdir »Çivril -Dz.)
aldanğeç (II) [— aldanca]
aldangıç 1. Üzeri ot veya kumla örtülmüş çukur, tuzak, hile. (Eymir »Bozdoğan -Ay.) 2. [— aldanca] 3. [— aldil] 4. Yavrusu ölen ineğin
Derleme, 14

210
sütünü almak için yapılan, içi samanla doldurulmuş buzağı derisi. (-Sm.)
aldangıçhk Aldanma, yanılma : Katırı değiştim, biraz aldangıçhk oldu-ya zararı yok. (Uğurlu “Ermenek -Kn.)
kldanguç [— aldanca]
aldauk Yalan. (“Karaçayca’dan” Baş-höyük “Kadınhanı -Kn.)
aldaukçu Yalancı. (“Karaçayca’dan” Başhöyük “Kadınhanı -Kn.)
aldavut Faraş biçiminde, tahtadan yapılmış, süprüntü veya su boşaltmada kullanılan aygıt. (Ereğli “Karamürsel -Kc.)
aldıç Alıç. (“Antakya -Hat.)
aldırayaz 1. Her yam açık, soğuk olan yer : Amcamın evi aldır ay azmış. (“Taşköprü -Ks.; “Boyabat -Sn.; “Çarşamba, -Sm.; “Merzifon ve köyleri, “Gümüşhacıköy, Zara -Ama.; Kızılca “Artova, -To.; Uluşiran “Şiran —Gm.; -Sv.) 2. Çırılçıplak, giyimi bozuk adam : Adamcağız aldırayaz ortada kalmış. (Boyacılı, “Çarşamba -Sm.; Karakuş bucağı köyleri “Ünye -Or.) 3. Yıldızlı, açık gece: Bu gece hava aldırayazdı. (Karakuş bucağı köyleri “Ünye -Or.)
aldırık Şımarık. (“Gerede -Bo.)
aldırmak (I) 1. Yüklü hayvanın bir yanı hafif, bir yanı ağır gelmek, meyletmek : Hayvan aldırıyor, futta düzeltelim. (Kuşbaba “Bucak -Brd.; İshakh “Bolvadin -Af.; Or haniye “Marmaris -Mğ.) 2. Hamlatmak, yormak: Hayvanı çok sürdük, aldırmışız. (Görmel, Uğurlu “Ermenek -Kn.) 3. İki parçayı birbirine
uygun hale getirmek, alıştırmak. (“Afşin -Mr.)
aldırmak (II) Bir türkü veya şarkıyı kendi kendine söylemek, tutturmak : Kız bir türkü aldırmış gidiyor. (“Düzce —Bo.)
aldil [aldangıç] Kurnazlık, hile: Beni aldille söyletti, yoksa söylemezdim. (İrişli, Bayburt “Sarıkamış -Kr.) [aldangıçf: (-Ba. ve çevresi -Sm.)
aldimnit Pembe renkli bir çeşit üzüm. (-Brd.)
aldurmak Kendini beğenmek, kibirlenmek : Evlenince alduruverdi. (“Gerede -Bo.)
alduruk Kendini’ beğenmiş, kibirli. (“Gerede -Bo.)
ale (I) [—ala (I) -3]
ale (II) Hayret, şaşma ünlemi : Ale ! Şu at ne iyi koşuyor. (Karaağaç “Şavşat -Ar. ;Sücüllü “Yalvaç -Isp.)
ale Bütünü, hepsi. (-Mr. ve çevresi)
âle Sonra : Ale ne oldu. (“Kandıra -Kc.)
aleca [-* ala (III) - 2]
alecük [— alacık -1]
aleçik [— alacık - 1]
alef [— alaf (I) -1]
alefe İmam, çoban gibi kimselere
belli bir süre için verilen ücret. (-Tr.
çevresi)
alefet Saçı başı dağınık. (“Silifke -İç.)
alefi Deri cilâlamakta kullanılan
mermer tozu. (-Isp.) aleflemek [— alaflamak (II) - 2] alefte İffetsiz, kötü kadın. (-Brd.) alegöz Gelincik. (İskele “Bigadiç
-Ba.)
aleh Davarı çağırmak için çıkarılan ses, çağrı ünlemi. (Başköy -Ank.) alehey Tahkir, alay anlamında bir

211
ünlem. (Sarıköy “Merzifon -Ama.; “Afşin, “Elbistan -Mr.; -Sv. ve çevresi)
âlek Hayvanların toplandığı yer. (Tanır “Afşin -Mr.)
alele Heyecan bildirir ünlem. (Yakaköy “Gelendost -Isp.)
alelemek Hürmet, ikram etmek, hatır saymak. (“Elbistan, “Afşin -Mr.)
aleleyip asartmak Besleyip büyütmek: Çok aleleyip asarttık da şimdi bize bakmıyor. (“Afşin, “Elbistan -Mr.)
âlemde Haniya, ah keşke : Canım sıkılıyor, âlemde sigaram olsaydı. (“Yusufeli -Ar.)
aleme [— alemida]
alemet Yüksek alevli ateş : Bağdan inerken alemet yakacağız. (-Ky.)
alemida [aleme, âlemidi, alemit, alemli, alenine] İplik çilelerini çözgü kalemlerine sarmaya yarıyan çark, dolap. (Selimiye -Bz.) [aleme] : (İnebeyli “Karamürsel -Kc.)
[alemidi] : (“Çayeli köyleri, -Rz. köyleri)
[alemit] : (“Perşembe, -Or. ve köyleri; Kalafka -Tr.) [alemli] : (Balibey “Şile -İst.) [alenine] : (—Ba.; Yağcılar -Kc.)
alemidi [— alemida]
aleminas Herkes, bütün insanlar, çoğunluk. (“Ardanuç —Ar.)
alemir [—* ala kuşak]
alemit [— alemida]
alemli [—¦ alemida]
alenine [— alemida]
alemşat [abî*velek] Ara bozucu, ikiyüzlü. (“Bor -Nğ.) [alevelek] : (-Ba.)
alençik [—»• alacık -1]
alen telen etmek [— alan talan etmek - 1]
alerik Boynu siyahlı beyazlı, küçük bir kuş. (Kaya “Fethiye -Mğ.)
aleste (I) Yalancı. (Çaltı “Gelendost -Isp.)
aleste (II) Bakir olmıyan kız. (Çallı
“Gelendost -Isp.) aleste (III) İyi. (Mençek “Ermenek
-Kn.)
aletmek [algetmek, algitmek, alı-gitmek, alitmek] 1. Hile etmek, aldatmak: Sen bana bu işte alettin. (Sürez “Bozdoğan -Ay.; —To.) 2. İletmek, götürmek, alıp gitmek.’ (-Sn.)
[algetmek] : (“Kilis köyleri -Gaz.)
[algitmek] : (-Çkr.; -Gaz.)
[ahgitmek] : (“Bor -Nğ.)
[alitmek] : (Gümenüz “Alaçam
-Sm.) alevçik [— alacık -1] alevelek [— alemşat] alevere [— alavere - 1] alevir Kiraz kabuğundan yapılan halka
bilezik : Kaval yarılmadan bir alevir
geçirelim. (“Keçiborlu -Isp.) alevlet Alıçtan büyük, bir yabani
meyva. (Sofaran -Gm.) alevrez Eylül ayında çok görülen
ibikli bir kuş. (Denizli “Vakfıkebir
alev torbası Kâğıt fener. (Ayranci “Ereğli -Kn.)
aley 1. Soy sop, sülâle : Onların aleyi çoktur. (Yenice “Emet -Kü.) 2.’[-.. alay (I) - 5]
aleyçik 1. [— alacık - 1] 2. içinde kaymak tutturmak için ağaç dallarından veya ince tahtadan yapılan kulübe. (Yaraşlı “Haymana -Ank.)

212
aleyçin Çiçeği dökülmüş çiğdem.
(Ortaköy »Şarkışla -Sv.) aleyim zahman [— ala kuşak] aleyh Küme küme, yer yer: Buğday aleyli bitmiş. (Yenice *Emet -Kü.)
alfat [alhat] Yabani armut, ahlat, (Gölcük »Tefenni -Brd.; Çandarh »Bergama -Iz.; Pelitköy, Karaağaç »Burhaniye -Ba ; »Mustafakemalpaşa -Brs.; »Kandıra -Kc.) [alhat] : (»Edremit Yörük köyleri -Ba.; Kunderen -Kü.; Bozan —Es.; Akçakavak »Düzce, -Bo.; Çayır-dere »Silivri -ist.)
alfel Kötülük, fesatlık, hile. (Akya-ka -Brd.; »Bor -Nğ.)
algaç [— alkaç]
algan (I) İhtiyaç halinde «İle çekilen buğday unu. (Burhaniye »Dinar -Af.)
algan (II) Fatih. (»Saray -Tk.)
algar 1. Bıldırcın tutmaya yanyan, ucunda ağ bulunan aygıt. (»İnebolu -Ks.; »Gerze -Sn.) 2. Ateş veya dal çekmeye yanyan araç, gelberi. (Taflı »Çarşamba -Sm.; Karakuş bucağı köyleri »Ünye -Or.)
algarısı Çocukları korkutmak için uydurulmuş görüntü. (Kcsirik-El.)
algarna Kayıkta, halatları çekmekte , kullanılan makara. (-Tr.)
algay Bulanık : Gözlerin algay algay olmuş. (»Menemen -îz.)
algaz [—*¦ ala ağız]
algelini [— al (I) - 2]
algemre Güvez renkte, dayanıklı bir çeşit üzüm. (»Acıpayam, Kale, Kepez -Dz.)
algetmek [— aletmek - 2]
algı (I) [algı (I), algı bıçağı] 1. Haşhaş kozasını çizip “kan sütü almaya
yanyan aygıt. (»Dinar köyleri, İshaklı »Bolvadin, Hocalar »Sandıklı, Bedeş, -Af.; »Keçiborlu köyleri, Uluğbey, Yassıviran, »Senirkent, İnesara, İleydağı, »Uluborlu, İğde-cik —Isp.; »Yeşilova köyleri, Ürküttü »Bucak, »Tefenni, Gökçeyaka, -Brd.; İsabey »Çal -Dz.; Beşkarış »Altıntaş, -Kü.; -Çkr.) [algı bıçağı] : (İshaklı »Bolvadin -Af.)
2. Haşhaştan alman afyon sütü: Sarıyerde yarım dönüm algım kaldı. (Dişli »Bolvadin, -Af.) [algı (I)] : (İshaklı »Bolvadin -Af.)
»Ui1 (n) [alg» verg* alğ' (n) -2» alığı, alım (III) -1] 1. Kazanç, alacak : Bir evin algısı, vergisine denk olmalı. (Hadım »Çal -Dz.; Bahçeli, »Bor, -Nğ.; »Milas -Mğ.; -Ed.) 2. Rüşvet, ganimet. (Lohan -Gaz.; »Develi -Ky.) 3. Vergi : Yol algısını verdim. (Dişli »Bolvadin -Af.; Kozluca »Keçiborlu, Yassıviran »Senirkent, Çaltı, »Gelendost -Isp.; -Brd.; »Acıpayam, Çıtak »Çivril -Dz.; »Akhisar -Mn.; Pelitköy, »Susurluk ve köyleri -Ba.; »Bayramiç, »Çan, »Biga -Çkl.; Cumalıkızık -Brs.; -Es.; İğneciler »Mudurnu -Bo.; »Akyazı çevresi -Sk.; Cumayanı -Zn.; -Or.; Lohan -Gaz.; »Develi -Ky.; »Bor, -Nğ.; »Ermenek köyleri -Kn.; »Silifke, »Anamur, -İç.; »Elmalı, Güzelsu, »Akseki -Ant.; Orhaniye »Marmaris -Mğ.; -Ed.) [algı vergi] : (*Sarayköyr köyleri -Dz.)
[algı (II) -2] : (Bozan-Es.; »Afşin -Mr.; Akkışla »Bünyan -Ky.)

213
[alığı] : (Avşar aşireti “Pınarbaşı -Ky.)
[alım (III) -1] : (Minnetler “ivrindi -Ba.)
algıcı Tahsildar, alımcı. (“Susurluk köyleri -Ba.; “Bor -Nğ.; -Mğ. Yörükleri)
algıç etmek Yok etmek, saklamak : Arkadaşın kitabını algıç ettim. (Hü-yüklü “Yalvaç -Isp.)
algım salgım [—*¦ ala kuşak]
algın (I) [algın -1, 2, 3; alğun (II) -1, al km -1,2] 1. Renksiz;, cılız, zayıf, hastalıklı, yılgın. (“Eşme köyleri -Uş.; Ileydağı “Uluborlu, Yakaköy, “Gelendost, Yassıviran’ “Senirkent, Kozluca, Aydoğ-muş, Senir “Keçiborlu, Yarıkkaya “Yalvaç -Isp.; Ekse, Yukarı-seyit “Çal, Çöplü “Çivril, “Sarayköy köyleri, Tekkeköy -Dz.; “Gelibolu -Çkl.; Yenice “Emet, -Kü.; “Sivrihisar, Keskin -Es.; Genek, -Çkr.; -Çr.; Kızık “Artova, “Zile -To.; -Dy.; “Nizip, -Gaz.; Çoğulhan “Afşin, “Elbistan, “Göksün -Mr.; “Reyhanlı -Hat.; “Gürün köyleri, Karaözü, Çepni “Gemerek, “Şarkışla -Sv.; Bektaşlı “Boğazlı-yan, -Yz. ve köyleri; Bayram “Ayaş, Yaraşlı “Haymana, “Şerefli Koçhisar ve köyleri -Ank.; —Krş.; Avşar aşireti, Fakıekincjliği “Pınarbaşı, Mahzemin -Ky.; “Mucur köyleri -Nş.; Bahçeli, “Bor, -Nğ.; Akçalar “Seydişehir, Çukurbağ, Görmel, “Ermenek -Kn.; Incirgediği, Y. Yirikler “Karaisalı, “Kadirli -Ada.; “Mut, “Silifke-Iç.”; Karadere “Gündoğmuş -Ant.; Eldirek “Fethiye -Mğ.; “Çorlu -Tk.) [algın-1]: (Tokat, Bozan -Es.;
“Reyhanlı Türkmenleri -Hat.; Çepni” “Gemerek -Sv.; Avşar ve Türknen aşiretleri, “Pınarbaşı, “Bünyan -Ky.)
[alğun (II) -1] : (Varay -Ama.; Başköy -Ank.)
[alkın -1] : (“Çiçekdağı -Krş.)
2. Kötürüm. (-Ba.; -Çr. ve çevresi; Çanıllı “Ayaş -Ank.) 3. Kuvvetli, dolgun. (Çaltı “Gelendost -Isp.; Eldirek “Fethiye -Mğ.) 4. Çok, fazla : Döne, algın hastaymış. (Tahtacı aşireti -Isp.; Çiftepınar “Mersin -Iç.) 5. Keskin: Sizin bıçak çok algın. (Aydoğmuş “Keçiborlu -Isp.; Ovacık “Tavas -Dz.; Alamut “Bozdoğan -Ay.) 6. iyi, güzel. (Tahtacı aşireti -Isp.; Tekkeköy -Dz.; -Kü.) 7. Sıcakkanlı, sevimli, cazip. (-Mn.; -Brs.; Büyükyenice “Osmaneli -Bil.) 8. Alışık, yakın, tutkun : Bu arkadaş bana çok algın. (Ulubey “Senirkent, Sofular “Eğridir -Isp.; Gökçeyaka “Yeşilova -Brd.) 9. Sevdalı, âşık, vurgun. (Sarıidris “Eğridir -Isp.; Güney “Yeşilova -Brd.; Keskin -Es.; -Yz.; Develi, -Ky.; Bahçeli, “Bor, -Nğ.) [algın - 2] : (Tokat, Bozan -Es.) [ahun - 2] : (Belekler “Ilgın -Kn.)
10. Alıngan, işkili. (“Gelendost, Sücüllü “Yalvaç -Isp.; -Mn.; “Bandırma -Ba.; Hacıilyas “Koyulhisar -Sv.; Genek “Yatağan -Mğ.)
11. Şaşkın, sersem. (“Akşehir -Kn.)
12. Öfkeli, kinli, düşman: Babam bu sıra çok algın. (“Eğridir köyleri -Isp.; Güney “Yeşilova -Brd.; Yu-karıseyit “Çal -Dz.; Cumayanı -Zn.; Damşman “Fatsa -Or.; Eldirek “Fethiye -Mğ.)

214
[alğın-3] : (Körküler *Yalvaç -Isp.; Pazaravdan * Bucak -Brd.) algın (II) [algun-1, alğun (I), alkon] 1. lâğım, su yolu. (‘İnebolu, Aşağı-kayı *Tosya, *Cide -Ks.; -Çkr.; ‘Osmancık -Çr.; ‘Alaçam -Sm.; ‘Zile -To.; ‘Ünye -Or.; ‘Bulancak -Gr.; Eldirek ‘Fethiye -Mğ.) [algun-1] : (‘Safranbolu, Cumayanı -Zn.; Karabüzey ‘Araç -Ks.; ‘Kurşunlu -Çkr.; ‘İskilip -Çr.; -Sm.; ‘Merzifon, ‘Gümüşhacıköy —Ama.; ‘Taşova, ‘Zile -To.; ‘Ünye -Or.; ‘Tirebolu -Gr.; -Sv.) [alğun (I)]: (‘Ereğli-Zn.;’Merzifon köyleri -Ama.; Başköy -Ank.) [alkon] : (-Tr.)
2. Hızlı akan su. (Banus, Bağıllı ‘Eğridir -Isp.; Hatipkışla ‘Çine -Ay.; Maden ‘İnegöl -Brs.; Bahçeli ‘Bor -Nğ.; Eldirek, Yakabağ ‘Fethiye, Yaşycr, ‘Milas -Mğ.)
algm (III) Ağır basan, meyilli (yük): Dengin algın yanını biraz yukarı kaldırın. (Çiftepınar ‘Mersin -İç.; Yakâbağ ‘Fethiye -Mğ.)
algın (IV) Yağma, zorla alınmış mal. (Erzin ‘Dörtyol -Hat.; ‘Develi -Ky.)
algm (V) Soğuktan kurumuş bağ çubuğu : Bu yıl bağlarda kış algını var. (‘Bor ve köyleri -Nğ.)
algın gözle bakmak Alıcı gözle bakmak. (Aslanköy ‘Mersin -İç.)
algınlaşmak Sıhhati bozulmak, güçsüz kalmak. (‘Bor -Nğ.)
algınlık Düşmanlık, garazlık : Buna algınlığı vardı zaten. (İbradı ‘Akseki -Ant.)
algın olmak [algın olmak, alğun olmak] Çok çalışmaktan, ağır işten halsiz düşmek, kötürüm hale gelmek.
(‘Kilis -Gaz.; Eldelek ‘Elbistan -Mr.; -Nğ.; ‘Kadirli -Ada.; ‘Anamur -İç.; ‘Elmalı -Ant.) [algın olmak] : (Çoğulhan ‘Afşin -Mr.)
[alğun olmak] : (‘Merzifon köyleri -Ama.)
algın salgın Köy muhtarının köylüden topladığı para. (Anbarcık *Göl-hisar -Brd.)
algısız Sevimsiz, hoş olmıyan. (Büyükyenice ‘Osmaneli -Bil.)
algı vergi [—»¦ algı (II) - 3]
algitmek [—*¦ aletmek - 2]
algömlek [albastı - 2, algöynek -1, 3; alpeştembal] 1. Kızıl hastalığı. (‘Gelendost, ‘Senirkent -Isp.; -Brd. köyleri; Çıtak ‘Çivril -Dz.; -Mn.; ‘Bigadiç -Ba.; ‘Mustafakemalpaşa -Brs.; Beşkarış ‘Altıntaş -Kü.; Bozan, -Es.; -İst.; Çaparkayı ‘Şabanözü -Çkr.; ‘Çarşamba -Sm.; ‘Maçka köyleri -Tr.; -Yz.; ‘Haymana -Ank.) [albastı -2] : (‘Edremit -Ba.) [algöynek -1] : (Bozan -Es.) [alpeştambal] : (-Çkr.)
2. [—»• al'basma (I) - 5] 3. Kızamık, kızamıkçık. (-Kü.; -Or.; ‘Maçka köyleri -Tr.)
[algöynek - 3] : (‘Ayaş -Ank.) algöynek 1. [— algömlek -1] 2. Kurdeşen hastalığı. (‘Bor -Nğ.)
3. [-* algömlek - 3] 4. Bir çeşit kırmızı erik. (-Çr.)
algım 1. [—»• algın (II) -1] 2. Tümsek,
tepe. (‘Silifke -İç.) alguncu Lağım temizleyici. (-Sm.) algura Boş gezen. (‘Tosya -Ks.) al gurşak [—*• ala kuşak] alguş Bir çeşit iri bezelye. (Develi
‘Düzce, -Bo.)

215
al guşak 1. [— ala kuşak] 2. Düğün ve bayramlarda köy kızlarının bellerine doladıkları çok renkli kuşak. (Bekilli *Çal -Dz.)
alğaç [— alkaç]
alğayuk Vurdumduymaz, ağır kanlı. (¦Boyabat -Sn.)
alğı(I) [-alg, (I)-2]
algı (II) 1. ilgi, alâka. (Çulhan »Bozdoğan -Ay.) 2. [—algı (II) -3]
algı bıçağı [— algı (I) -1]
algın 1. [— algın (I) -1] 2. [— algın (I) -9] 3. [-algın (I) -11]
algın olmak [— algın olmak]
alğış ayak Düğünlerde kullanılan ve üzerine iyi temennilerde bulunulan boza tası. (“Karaçaycadan” Baş-höyük “Kadınhanı -Kn.)
alğış hiçin Tebrike gelenlere ikram edilmek üzere yapılan börek. (“Karaçayca’dan” Başhöyük “Kadınhanı -Kn.)
alğışlamak Tebrik etmek, iyi dileklerde bulunmak. (“Karaçayca’dan” Başhöyük Kadınhanı -Kn.)
alğış tepsi Tebrike gelenlere çıkarılan yemek tepsisi. (“Karaçayca’dan” Başhöyük “Kadınhanı -Kn.)
alğun (I) [-algm (II) -1]
alğun (II) 1. [— algm (I) -1] 2. Dalgın. (Uluşiran “Şiran -Gm.)
alğun olmak [— algın olmak]
alha [alhabası] Hayret, şaşma ünlemi: Alha işte Mehmet de geldi. (“Antakya çevresi—Hat.; “Bünyan -Ky.; -Çr.)
[alhabası] : (“Gemerek, “Şarkışla
-Sv.) alhabası [— alha] alhat [— allat] alhatak [— ala kabak (I) - 3] alhış [—alkış]
alı Erik. (“İğdır -Kr.)
alıbusun Kurnaz, hileci. (Doğanbey-li -Ada.)
alıca 1. [— ala (III) - 6] 2. [— ala (III) - 2] 3. [— alaca (I) -1]
alıceli beliceli [— ala (I) - 5]
alıcı (I) 1. Azrail: Alıcıya derman olmaz. (Eymir “Bozdoğan -Ay.; Yeniköy -Ba.; Yenice “Emet, -Kü.; Bozan, Tokat, —Es.; “Eğridir köyleri -Isp.; -Ks.; “Zara -Sv.; Çukurbağ “Ermenek, -Kn.; *Silifke-îç.) 2. Görücü, kız istemiye gelenler. (“Mesudiye köyleTİ -Or.; -Gm. köyleTİ) 3. içli, alıngan. (Ersis “Yusufeli -Ar.) 4. Öldürücü, devasız hastalık. (“Göksün köyleri -Mr.; “Zara -Sv.)
alıcı (II) [ahcı guş, alıcı guşu, alıcı kuş, alıcı kuşu] Atmaca : Alıcının ömrü az olur. (Ov.asaray-Çr.; “Merzifon -Ama.; “Erciş -Vn.; Çepni “Gemerek, -Sv.; “Bor, -Nğ.; -Ada.; “Silifke -îç.; Kerkük) [ahcı guş] : (“İğdır köyleri -Kr.; -Ky.)
[alıcı guşu] : (Çardak -Dz.) [alıcı kuş] : (“Emirdağı -Af.; “Taşova, Kızık “Artova, “Zile, Kızılkö-yü, —To.; Havsu “Kelkit —Gm.; “İğdır ve çevresi -Kr.; “Refahiye -Eze; -Vn.; -Gaz.; Çoğulhan “Afşin, -Mr.; “Reyhanlı ve Amik Ovası Türkmenleri, “Antakya köyleri -Hat.; Tekerrahma “Gürün, -Sv. ve çevresi; Bektaşlı “Boğaz-lıyan, Gökçekışla -Yz.; Yaraşh “Haymana -Ank.; Bahçeli, “Bor, -Nğ.; Görmel, Uğurlu “Ermenek, Kaplanlı “Hadım, Zıvarık —Kn.; Karakuyu -Ada.; “Silifke, “Mersin ve köyleri -îç.)
SanaDiaba
216
‘Şabanözü -Çkr.; Çitli ‘Mecitözü, Diği ‘Sungurlu -Çr.; -Sn.; ‘Havza -Sm.; -Ama.; ‘Taşova -To.; Düz-köy ‘Keşap -Gr.; ‘Borçka, Meydancık ‘Şavşat -Ar.; ‘Göksün ve köyleri, ‘Afşin köyleri, ‘Elbistan -Mr.; Çaldı, Küçükboynul, -Yz.; Çayırlı ‘Haymana, Hisarlıkaya ‘Polatlı -Ank.; -Krş.; Talaş, Mah-zemin -Ky.; ‘Ürgüp -Nş.; ‘Bor -Nğ.; Göçer ‘Karaman -Kn.; ‘Kozan, Şıhşamı, ‘Kadirli, -Ada.; ‘Mut köyleri-İç.; ‘Serik, Bağyaka ‘Finike, Karadere ‘Gündoğmuş -Ant.; ‘Fethiye ve köyleri, Yenice -Mğ.) [alıh-1] : (‘Göle, ‘Ardahan çevresi -Kr.)
[aluk (IV)-l]: (Gümenüz ‘Alaçam-Sm.; Efte -Ama.; Tekke ‘Erbaa -To.; Düzköy’Keşap -Gr.; Keşa-nuz —Ank.)
2.Hayvanlara semersiz vurulan yük : Alığı iyi sar, yolda yıkılır. (‘Sütçüler köyleri, Körküler ‘Yalvaç -Isp.) 3. Semerin içine konulan yün, keçe, kırpıntı. (Söğüt ‘Tefenni -Brd.) 4. Gön, çarığın içine konulan veya ayağa sarılan çorap eskisi. (Yayla, ‘Tefenni -Brd.) 5. Palto, aba, gocuk. (İshaklı ‘Bolvadin -Af.; Bereketli ‘Tavas -Dz.; -Yz.; -Kn.; ‘Kozan -Ada.) 6. Kirli ve eski çamaşır : Çıkar gayri şu alıkları. (‘Dinar -Af.; Aydoğmuş ‘Keçiborlu -Isp.; Çöplü, BhI-kaz, ‘Çivril -Dz.; ‘Sungurlu -Çr.) 7, Giyecek eşya, çamaşır, giysi, elbise. (Kızılca ‘Tavas, Güney ‘Buldan -Dz.; -Çr. çevresi; -Or.; Nursal *Divriği -Sv.; Köşker -Krş.; ‘Bor -Nğ.; Uzuncaburç, ‘Silifke, ‘Mut köylçri, Aslanköy, ‘Mersin, -îç.) 8. Yırtık, çok eski, partal (gi-

[alıcı kuşu] : (-Çr.; Karahacılı aşireti, *Çamardı, -Nğ. ve çevresi; Kerkük)
alıcı guş [—* alıcı (II)]
alıcı guşu [— alıcı (II)]
alıcık [— alacık - 1]
alıcı kuş [— alıcı (II)]
alıcı kuşu [— alıcı (II)]
alıcım [— alımcıl -1]
alıcısı tutmak öldürücü hastalığa yakalanmak: Alıcısı tuta (ilenç). (-Gaz.)
ahi [-* alaf (II) -1]
alıfaka [— alafakı -1]
alıfakı [—*¦ alafakı -1]
aldatma (I) Ateşli, öldürücü hastalık. (İrişli, Bayburt ‘Sarıkamış -Kr.)
alıfatma (II) Tahıl içindeki yabancı maddeler. (İrişli, Bayburt ‘Sarıkamış -Kr.)
alıgelmek [—*¦ albemek]
ahgomak Alakoymak, bırakmamak. (‘Bor -Nğ.)
alığı [-»algı (II) -3]
alığın At üstüne konulan minder. (‘Şabanözü -Çkr.)
alığını almak [— alımını almak - 2]
alıgitmek [— aletmek - 2]
alıh 1. [ -» alık (I) -1] 2. [-* alık (I) - 8] 3. [-+ alık (IV)]
ahhlatmak Kuvvetle vurmak. (Bayburt ‘Sarıkamış -Kr.)
alık (I) [alıh .1,2; aluk (IV) -1,2] 1. Eğer, semer, palap, hayvamn beline konulan eski çul. (Dişli ‘Bolvadin, Çiftlik, Burhaniye ‘Dinar -Af.; ‘Eşme ve çevresi —Uş.; ‘Eğridir köyleri, Y. Bademli, -Isp.; Örencik ‘Yeşilova -Brd.; ‘Buldan köyleri, Ekse ‘Çal, Honaz -Dz.; Sürez ‘Bozdoğan -Ay..; —Brs. köyleri; Kuyucak -Es.; Hüseyinli
217
yim eşyası, yatak yorgan). (Isabey *Çal, *Çivril köyleri -Dz.; »Sungur lu -Çr.; *Zile, -To.; »Koyulhisar, Çepni »Gemerek, M. Hüyük »Şar kışla, Telin, Göbekviran »Gürün, -Sv. çevresi; »Sorgun, Divanlı -Yz.; Fakıekinciliği »Pınarbaşı. Epçe, »Develi, »İncesu,-Ky.; »Bor, »Ulukışla -Nğ.; Y. Yirikler »Karaisalı-Ada.; Namrun,*Tarsus -İç.) [aldı - 2] : (İncesu »Dinar -Af.)
[aluk (IV) -2] : (»Osmancık -Çr.; -Ama. köyleri; Meğdün »Reşadiye, Kızılköy -To.; Eynesil köyleri »Görele, Çandır -Gr.; Haciilyas »Koyulhisar -Sv.)
9. Çamaşır yıkarken giyilen eski elbise. (Alâeddin »Acıpayam, Kösten, Honaz -Dz,; »Silifke -Iç.) 10. içine pamuk veya yün konularak dikilen ve yalnız içe giyilen yelek, hırka. (»Bor, Ortaköy, -Nğ.)
alık (II) 1. Düzensiz, tertipsiz. (Ki-* lıçköyü »Keçiborlu -Isp.) 2. Anlayışlı, kavrayıcı, alıngan, hassas. (»Gelendost —Isp.; Hacavera »Maçka -Tr.; Güneyce—Rz.) 3. Sözünde durmıyan, yalancı, dönek. (Navlu »Yeşilova -Brd.)
alık (III) 1. Besili koyunların sırtında biraz yün bırakarak vurulan işaret: Oğlum alıklı koyunu buraya getir. (Medele »Çal -Dz.) 2. Koyunların sırtından alman ilk yün. (Çıtak, Çöplü »Çivril -Dz.) 3. Nişan, işaret için kulağın ufak bir parçasının alınması. (Bozan -Es.; »Kemaliye —Eze.) 4. Boğaların boyunlarındaki şişkin yer : Bizim boğanın alığı pek büyüktür. (Sofular »Eğridir, Körküler, Kumdanlı »Yal-
vaç -Isp.; Kuşbaba, Devri »Bucak, Salda »Yeşilova, Kurna -Brd.)
alık (IV) [aldı-3] Zayıf, halsiz, renksiz, soluk. (Bükrüce, Bekilli »Çal -Dz.; Sürez, »Bozdoğan -Ay.; »Kurşunlu -Çkr.; Dodurga »Çamlıbel -To.; incesu -Ky.; »Lalapaşa -Ed.) [aldı -3] : (Çöplü »Gürün, Karaözü »Gemerek -Sv.)
alık (V) Akarsuların, sellerin sürükleyip getirdiği tahta, odun, çalı çırpı. (»Silifke, -İç.)
alık (VI) Iç güveysi. (Sarhon »Niksar -To.)
ahkalmak Geri kalmak : Döğmediği kapı, alıkalmadığı iş yok. (-Sv.)
alıkapı Bahçe, avlu kapısı, cümle kapısı. (Medele »Çal -Dz.)
alıklama Kaba ve hafif yük : Samanı çuvala alıklama yapıverdim. (»Bor -Nğ.)
alıklamak (I) Kuzuların karın tüylerini kırkmak. (Bahçeli »Biga -Çkl.)
alıklamak (II) Zayıflamak, sararmak. (»Lalapaşa -Ed.)
alıklı Karısının baskısında olan adam: Alıklının biridir, karısının sözünden çıkmaz. (»Bor —Nğ.)
alıldı melefe Çok eski ve kat kat giyinmiş adam. (»Bor -Nğ.)
alım (I) Çalım, gösteriş, hal, tavır. (Yassıviran »Senirkent—Isp.; Pelitköy »Burhaniye -Ba.; Bahçeli »Bor,
alım (II) 1. Pekmez kaynatılan taya veya kazanın ölçüsü: Senin bağdan iki alimlik pekmez olur. (Devri »Bucak -Brd.; »Mut köyleri -Iç.) 2. Genişlik, hacim: Bur çuvalın alımı fazla. (»Taşköprü -Ks.; »Bor -Ng.)

218
alım (III) 1. [— algı (II) - 3] 2. Ceza, kötülüğe karşılık : Ahmet edepsizlik yaptı ama, Hasandan da alımını aidi. (»Merzifon -Ama.; »Pınarbaşı -Ky.; »Mut köyleri -Iç.)
alım (IV) 1. Pamuk ipliği. (B. Anafarta »Eceabat -Çkl.) 2. Eğiril-mek üzere hazırlanmış bir miktar yün. (Yenice »Emet -Kü.)
alıma [— alama -1]
alınıcıl [alıcım, ahmcır, ahnıker, alımkerim] 1. Talip, müşteri, satın almaya istekli olan kimse : Ahmet bizim dükkâna alımcıl. (»Merzifon -Ama.; -Çr.; iğdir »Çivril -Dz.; »Afşin, »Elbistan, »Göksün ve köyleri -Mr.; »Bor, -Nğ.; Kılbasan »Karaman -Kn.; »Silifke, Kükür, »Anamur -tç.; Genek »Yatağan, Orhaniye »Marmaris -Mğ.) [alıcım] : (Karakuş bucağı köyleri »Ünye -Or.)
[ahmcır] : (Karakuş bucağı köyleri »Ünye -Or.)
[ahnıker] : (Ürkütlü »Bucak, Medele »Çal -Dz.; Sürez »Bozdoğan -Ay.)
[alımkerim] : (Alanlı -Ay.) 2. [—alımlı -1] alımcd olmak Talip olmak, almak istemek. (»Mut köyleri. »Silifke -Iç.)
ahmcır [—» alımcıl -1]
alımı geniş Hazımlı, vurdum duymaz, tahammüllü. (Aşudu »Darende -Mİ.)
alımını almalı Fazlasiyle tatmin olmak, ağzma kadar dolmak. (»Divriği -Sv.)
alımını almak [alığını almak] 1. Hak ettiği cezayı görmek, paylanmak, hakarete uğramak: O ko-
nuşmasını bilmedikçe benden alımını alacaktır. (»Dinar -Af.; Yenice »Emet -Kü.; -Çr. ve çevresi; »Merzifon ve köyleri, -Ama. köyleri; »Mesudiye köyleri -Or.; Uluşiran »Şiran, Süle -Gm.; »Refahiye çevresi -Eze.; »Elbistan -Mr.; Yayladağı »Antakya^ -Hat.; »Zara, »Gürün -Sv.; Saray »Yerköy, »Boğazlıyan, -Yz. ve köyleri; -Ky.; -Nş.; Bahçeli, »Bor, -Nğ.; Çukurbağ »Ermenek -Kn.; Aslanköy »Mersin -Iç.) 2. Bir şeyin veya birisin huyunu, kolayını almak, meleke kes-betmek, alışmak: Usta işin alımını almış, eline hiç iş bulaşmıyor. (»Yalvaç ve köyleri -Isp.; »Sarayköy köyleri -Dz.; Beşkarış »Altıntaş, -Kü.; iğneciler »Mudurnu -Bo.; »Kandıra -Kc.;- »Bartın -Zn ; »İnebolu-Ks.; Harşit bucağı.köyleri »Torul -Gm.; -Ur.; »Kilis -Gaz.; »Zara -Sv.; »Şerefli Koçhisar, Hisarlıkaya »Polatlı -Ank.; »Silifke -Iç.)
[alığını almak] : (Karadere »Gündoğmuş -Ant.)
3. Hevesini almak: Çocuk bisikletten alımını aldı. (»Sarayköy köyleri -Dz.; Görmel »Ermenek -Kn.) 4. Bir işte başarısızlığa uğramak, zarar etmek. (-Çr.; -Krş.) 5. Dert, hastalık kazanmak: Oğlu ölünce alımını aldı, çok yaşamaz artık. (-Gm.; »Bor -Nğ.) 6. Yükünü tutmajk, alacağı kadar doldurmak: Bu araba alımını aldı artık. (»Bor -Nğ.)
ahnıker [— alımcıl -1] alımkerim [— alımcd -1] alımlı [alımcd -2, alıncak, akngaç,ahn-ganç, ahngeş, alıngın] 1. Anlayışlı,

219
hassas, alıngan, onurlu. (*Dinar -Af.; -Uş.; *Şarki Karaağaç -Isp.; -Dz.; Yeniköy -Ba.; *İznik -Brs.; -Kü.;Büyükyenicc “Osmaneli -Bil.; “Kandıra -Kc.; Karaağaç -Bo.; -Sn. ve çevresi; -Sm.; “Merzifon -Ama.; —To.;-Gm. ve köyleri;Aşağı-ırmak “Ardanuç -Ar.; -Vn.; “Kilis, -Gaz.; “Gürün, “Zara, -Sv.; Camili, “Ayaş -Ank.; “Bor, -Nğ.) [ahnıcd-2]: (“Afşin, *Elbistan-Mr.) [almcak] : (Tanır, “Afşin -Mr.) [afmgaç] : (“Tefenni -Brd.; Hamzabali “Bozdoğan —Ay.; Kemaliye *Alaşehir-Mn.; “Edremit ve çevresi, Yeniköy -Ba.; “Sivrihisar -Es.; “Taşköprü -Ks.; Gebeme “Mesudiye -Or.; “Şebin Karahisar -Gr.; “Yusufeli, “Ardanuç -Ar.; Bahçeli “Bor, -Nğ.; “Silifke-İç.; Orhaniye “Marmaris -Mğ.) [alınganç] : (“Merzifon -Ama.) [alıngeş] : (Ürkütlü “Bucak -Brd.) [alıngın]: (“Göksün ve köyleri-Mr.) 2. Gururlu, çalımlı,kurumlu.(-Brd.; “Akyazı çevresi -Sk.; Uşhum “Y’usufeli -Ar.; “Erciş -Vn.)
alımpa [—*¦ alama-1]
ahin yeşilim (I) Varım yoğum, eşyam, malım mülküm: Alım yeşilim üstüme dökülsün, birşeyden haberim yok. (-Gaz.; “Afşin, *Elbistan-Mr.)
alım yeşilim (II) [— ala kuşak]
alın Karşı, karşı taraf: Alnımdan çekil, göremiyorum. (Bozan -Es.; Ayvalı “Taşköprü -Ks.; -Nğ.)
alman emir [— ala kuşak]
almcak [—* alımlı - 1]
alınca Taze siyah erik. (Irişli, Bayburt “Sarıkamış -Kr.)
alın çatı [alm gâbâ, alm kabağı, alın-şakı, alnı kabağı, alnın çatı] Alnın
ortası, iki kaşın arası. (“Hozat -Tn.; Çoğulhan “Afşin -Mr.; -Sv. ve çevresi; -Nğ.)
[alıngâbâ]: (Ürkütlü “Bucak-Brd.; Yenice “Emet -Kü.) [alın kabağı] : (Banus “Eğridir -Isp.; Devri “Bucak -Brd.; “Bozdoğan, Alanlı -Ay.; —Mn.; Yeniköy -Ba.; -Brs. ve çevresi; Bozan -Es.; Eldelek “Elbistan -Mr.; Çeş-melizebir “Cihanbeyli -Kn.; Pir-hasanlar “Elmalı -Ant.; “Milas, Orhaniye “Marmaris -Mğ.) [alın şakı] : (“Merzifon -Ama.) [alnı kabağı] : (Karaköy “Turgutlu -Mn.; Pelitköy “Edremit, -Ba.; Küçükkuyu “Ayvacık -Çkl.; “Mustafakemalpaşa -Brs.) [alnm çatı] : (Çoğulhan “Afşin -Mr.; -Sv. ve çevresi; -Nğ.)
almdırmak ilgilenmek, aldırmak: Çocuğunu dövüyorlar, hiç alındırmıyor. (“Fethiye köyleri -Mğ.)
alm gâbâ [— alın çatı]
alıngaç [— alımlı - 1]
alınganç [—•» alımlı - 1]
alıngeş [— alımlı -1]
alıngın [— alımlı -1] .alını aldırmak Güzellik ve gençliğini kaybetmek: Alımı aldırdım, gülümü soldurdum. (“Bor —Nğ.)
alın kabağı [— alın çatı]
alınlanıak Fırsat kollamak. (-Ky.)
alınlık 1. Kitabe, levha, tabelâ. (“Zara -Sv.; “Beyşehir -Kn.) 2. Kapının üstü (eşik karşıtı). (“Zara -Sv.) 3. Kadınların alınlarına taktıkları altm veya gümüşten süs eşyası. (-Gm. köy ve ilçeleri) 4, Hayvanlara vurulan başlığın’alın kısmı. (-Ank.)

220
alınmak (I) Dişi hayvan gebe kalmak, döl tutmak. (* Şarki Karaağaç -Isp.; “Darende köyleri -Mİ.; -Nğ.; Çiftepmar “Mersin -îç.)
alınmak (II) 1. Zayıflamak, kuvvetten düşmek : Bir alındı, daha düze-lemedi. (“Bor -Nğ.) 2. Kurumak, su çekilmek: Yerler iki günde alındı. (Aliköy “Çaycuma —Zn.)
alınmış Felçli, inme inmiş : Hüseyin ağanın sol tarafı alınmış. (Büyük-çavuşlu “Silivri —îst.)
alın şakı [—»¦ alın çatı]
alıntaşı Ocağın içinde, arka tarafa konulan ve ekmek taşi da denilen taş. (Gürcü “Kızılcahamam —Ank.)
alıntı Kırpıntı, küçük parça. (Sofular, Yılanlı “Eğridir -Isp.)
ahniı’ı Seyrek. (Nerlihanlar “Buldan -Dz.)
abraş Yaramaz, hareketli. (“Taşköprü -Ks.)
alırmak Kudurmak, delirmek. (“Karaçayca’dan” Başhöyük “Kadınhanı -Kn.)
alır satır Tüccar. (Çavuşbucağı “Silifke -îç.)
alısın Tarlada ekine zarar veren yabancı otlar. (îrişli, Bayburt “Sarıkamış -Kr.)
alışmak Hakkını zorla almak. (Şa-banözü “Polatlı -Ank.)
alış [— aluç - 2]
akşdırmah, alışdırmak [— alaf lamak (II) -2]
alışgan [alışkan] Kibrit. (“İğdır ve “köyleri -Kr.) [alışkan] : (-Kr. köyleri)
alışıh [alışturacah] Odunu kolay tutuşturmak için araşma konulan çalı çırpı, yonga. (“İğdır -Kr.) [alışturacah] : (Kesirik -El.)
alışık Alacak, veresiye, Verilen mal
karşılığı, ödünç verilen para, süt v.b.: Köye alışık toplamağa gidiyorum. (“Afşin, “Elbistan, “Göksün, -Mr. ve çevresi; “Bor,-Nğ.; “Karaman, “Ermenek ve köyleri, “Hadım ve köyleri -Kn.; “Karaisalı -Ada.; “Silifke, “Mersin köyleri -îç.; El-direk “Fethiye -Mğ.)
alışkan [—»• alışgan]
alışma Koyun, sığır v. b. alıp ortaklaşa kesme, ortaklaşma: Sen de alışmaya girer -misin? (-Kr. çevresi)
alışmalı [—»• alışmak - 1]
alışmak [ahşmah, alişmak] 1. Tutuşmak, yanmaya başlamak: Soba alışadursun, gel iki lâf edelim. (“Safranbolu, Cumayanı -Zn.; -Ks.; “Kurşunlu, Dikenli -Çkr.; -Çr. ve köyleri; “Çarşamba, -Sm.; “Merzifon ve köyleri ¦-Ama.; “Artova, “Niksar köyleri, Çilehane “Reşadiye, “Zile, Kızılköyü, -To.; “Ak-kuş köyleri, Zile “Mesudiye, Karakuş bucağı köyleri “Ünye, Arpa-köy,-Or.; Karabörk “Görele, Zil, “Alucra, “Şebin Karahisar, Düzköy “Keşap, -Gr.; Hacavera, Mağura “Maçka, -Tr. ve çevresi; Harşit bucağı köyleri “Torul, Sobfan, -Gm.; Ersis, Uşhum, “Yusufeli, Bağlıca “Ardanuç, Yoncalı, Çayağzı, Yavuz “Şavşat -Ar.; -Brs.; -Kü.; Taş-burun, “İğdır, -Kr. köyleri; Sosun-ga “Çayırlı, “Refahiye ve çevresi, -Eze. köyleri; “Erciş, -Vn.; Aşudu “Darende -Mİ.; “Kilis, -Gaz.; Ço-ğulhan “Afşin -Mr.; “Reyhanlı ve Amik Ovası Türkmenleri, “Antakya -Hat.; Çepni “Gemerek, “Zara, Zi-niski “Divriği, Soğukpmar “Kangal, Tekerahma “Gürün, “Koyul-
SanaDiaba
221
hisar, Sıyruıhk “Suşehri, -Sv.; Bek-taşh “Boğazlıyan -Yz.; Sobran, “Nallıhan, “Şerefli Koçhisar ve köyleri, “Bor, -Nğ.; Kerkük) [alışmalı] : (Kızılçakçak “Arpaçay -Kr.)
[alişnıak] : (Anaraş “Sürmene —Tr.)
2. Ağaç veya demir, yontuk yerlerinde birbirine uygun gelmek,, intibak etmek: Şu iki tahtayı- birbirine alıştır. (“Zara, “Gürün —Sv.)
3. Suyu emerek tavlı hale gelmek: Ekmeği sulayın da alışsın . (“Bor -Nğ.)
alıştırma Çabuk yanan çalı çırpı, yonga v.b.: Alıştırma getir de sobayı yakayım. (-Yz. köyleri)
alıştırmah [—*¦ alaflamak (II) - 2]
alıştırmak 1. İki parçayı birbirine uydurmak, tutturmak (marangoz ve demirciler arasında) : Oğlum dolap kapaklarını alıştır. (“Sarayköy ve köyleri -Dz.; —Brd.; Beşkarış “Altıntaş -Kü.; “Sivrihisar —Es.; -Ks.; Genek-Çkr.; “Göksün ve köy-leri-Mr.; Çanıllı “Ayaş -Ank.; -Nğ.; Uğurlu “Ermenek -Kn.; -Ed.) 2. Helva şerbetini kıvamına getirmek : Mablağı (koyu şerbet) alıştırın-caya kadar bileklerim koptu. (-Kü.) 3. [—» alaflamak (II) - 2] 4. Ağaçlara aşı yapmak. (—El.) 5. Hazmetmek: Yediğimi hâlâ^alıştıramadım.(-Ed.)
alışturacah [—» alışıh]
ahta [— alata (III) - 1]
ahvali Kışın görünen dilenci, isteyici. (Değirmenköyü, Salda “Yeşilova -Brd.)
alıynan Al, alsana. (İrişli, Bayburt “Sarıkamış -Kr.)
alız (I) [aliz] 1. Zayıf, cılız. (“Bolvadin, Kırıklar “Dinar, Hocalar
“Sandıklı, Anbanaz, -Af.; “Şarki Karaağaç, “Senirkent, Çaltı “Gelendost, Yarıkkaya, “Yalvaç, “Eğridir köyleri, Aydoğmuş “Keçiborlu, İle-güp “Uluborlu, Cebel, Gönen, -Isp.; Çerçin-Brd.; Ekse, “Çal, Sarımah-mutlu “Buldan, Irgıllı, Çöplü “Çivril -Dz.; Bozan, Tokat -Es.; Cumayanı -Zn.; Aliözü “Çerkeş -Çkr.; -Vn.; Mustafabeyli -Ky.; Ortaca, “Akşehir, Doğanbey “Beyşehir, Manyan, Bardas “Karaman, Kolu-kısa, Tömek *~Kri.; Toprakkale “Osmaniye, Yirikler, Kamışlı -Ada.; -Ant.; Eldirek “Fethiye -Mğ.) [aliz] : (Kışla “Elmalı -Ant.) 2. Yaz ekini. (-Uş. çevresi) 3. Aşılanmamış dağ armudu. (Senir “Keçiborlu -Isp.)
alız (II) Kurnaz, sinsi. (Y. Yirikler “Karaisalı, Gerdan -Ada.)
alızanıak [ahzınıak, alkazımak] Yıpranmak, zayıflamak, kuvvetten düşmek. (“Akşehir “köyleri -Kn.) [ahzınıak] : (Doğanbey “Beyşehir -Kn.)
[alkazımak] : (“Mut -İç.) ahzınıak [—» alızanıak] ülızlamak Cılız taneleri samandan
ayırmak için savurmak. (Devri
“Bucak -Brd.) alızlık Hilekârlık. (Berit ve Gâvur-
dağı Yörükleri -Mr.) ali Perşembe. (Kerkük) alibeğ ‘buğdayı Bir çeşit buğday.
(Mahzenim -Ky.) aliçehre Yuvarlak, küçük ve siyah
renkli, üzüme benzer meyvası olan
ve dericilikte kullanılan bir ağaç.
(-Vn.)
alicingil ocağı Karmakarışık, çok dağınık yer : Ortalık alicingil ocağına dönmüş. (“Bor -Nğ.)
SanaDiaba
222
alidede Güz armudu, küçük ve bir tarafı kırmızı armut. (Uçbisar — Nş.)
alifaka Lâf ebesi, laf ustası. (Balı *Ereğli -Zn.)
alihanı Büyük kadın baş örtüsü. (Kerkük)
alikarı Kadınların işine çok karışan erkek : Alikarıhk etme beyim, ben işimi bilirim. (*Elmalı -Ant.)
alikız 1. Eli ev işine yatkın, kadın işi yapabilen erkek. (-Ks.) 2. Vücudu ve harekelleriyle erkeğe benziyen kız. (—Or.; *Ayaş -Ank.)
alimallahsın İnan ki : Alimallahsın geliyor. (Büyükyenice ‘Osmaneli -Bil.)
aliman Kulübe. (‘Çayıralan -Yz.)
alimana Yeşil renkli, iri kertenkele. (Kıratîı ‘Dikili -İz.)
aliman yeşilisan [—* ala kuşak]
aJimbaş Bir çeşit ördek. (Yaşyer ‘Milas -Mğ.)
alim erik Aşdı ve tatlı bir çeşit erik. (Arvallı, Çeltikçi -Brd.)
alim üzümü Küçük ve sık taneli siyah üzüm. (Bolat, ‘Hadım -Kn.)
aliökrüz Çiğdeme benzer, beyaz çiçekli bitki. (-Yz.)
alişiş Hindi. (‘Zile -To.; Kerkük)
alişmak [— alışmak -1]
alitmek [—*¦ aletmek - 2]
alivelek Dönek, sözünden cayan : Aliveleklik etme! (-Ba.)
ali yonca Küçük yapraklı ve yoncaya benzer bir ot. (‘Kargı —Ks.)
aliz [-*ahz (I) -1]
alka Çember, halka. (Çulhan ‘Bozdoğan -Ay.; Çayağzı ‘Şavşat -Ar.)
alkaç [algaç, alğaç] Almak üzere kaçırılan kız. (Çiftlik ‘Dinar -Af.; Ekse, Moraca ‘Çal -Dz.; ‘İğdır
-Kr.; Güvere ‘Silifke, ‘Mut, —İç. ve köyleri)
[algaç] : (Senir -Isp.; Çıtak ‘Çivril -Dz.; ‘Tarsus, ‘Silifke -İç.; Baklalı -Ada.) [alğaç] : (‘Silifke -İç.)
alkaçıcı Kaçırıcı, dolandırıcı. (Ta-şoluk ‘Göksün -Mr.)
alkaçinak Kız kaçırmak. (‘Kilis köyleri -Gaz.; Taşoluk ‘Göksün -Mr.)
alkakuca Gelincik çiçeği. (Ersis ‘Yusufeli -Ar.)
alkalamak Hırpalamak, çok oynamak. (-Brs.)
alkanası [—*¦ alkarısı]
alkap 1. Yakalama, yaka paça etme. (-M1.) 2. Dalavereci, dönek. (‘Elbistan ve köyleri -Mr.) 3. Misafiri iyi karşdama,-(-M1.; ‘Zara -Sv.)
alkara Yaba. (Küflek ‘Havza -Sm.)
alkara kdçık [alkara kılçıık] Siyah kılçıklı bir çeşit buğday. (Çıtak ‘Çivril -Dz.; ‘Taşköprü -Ks.; Gökçam ‘Sungurlu, Saimbey -Çr.; -Sn.; ‘Vezirköprü, -Sm.; ‘Gümüşhacıköy, ‘Merzifon ve köyleri —Ama.; ‘Zile, Karaçay -To.; Dişli ‘Sorgun -Yz.)
[alkara kılçuk] : (Varay -Ama.) alkara kılçuk [—»¦ alkara kılçık] alkarısı [alkanası] k-oğusa ve yeni doğmuş bebeklere musallat olarak onları boğduğu sanılan Ve samanlıkta dolaşarak atlarm yelesini ördüğüne inanılan görüntü. (Çamlı-bel ‘Artova -To.; -Gm.; ‘Pasinler -Ezm.; ‘Refahiye çevresi -Eze; ‘Divriği köyleri, ‘İmranlı, Çepni ‘Şarkışla -Sv. ve çevresi) [alkanası] : (‘Erciş -Vn.)

22$
alkasan Zahmet, yürek çarpmtısı. (-Kn.)
alkazımak [ — alızamak]
alkazıtıuak [alkızıtmak] Yormak, kuvvetten düşürmek, ürkütmek: Pehlivanı alkazıttın. (*Mut -îç.) [alkızıtmak] : (Köseçobanlı “Gülnar -îç.)
alkemel Kırmızı renkli ve desenli basma. (Medele *Çal -Dz.)
alkım [— ala kuşak]
alkın 1. [— algın (I) -1] 2. [— algın (I)-9]
alkmmak Şaşırmak, alıklaşmak. (-Uş.; “Gerze -Sn.)
alkış [alhış] Hayır, dua, iyi dilek : Oğlum sözümü tut, alkışımı al. (“Emirdağı Türkmenleri -Af.; Sar-pmcık “Karaburun -îz.; “Akhisar -Mn.; Çilehane “Reşadiye —To.; “Kangal ve köyleri -Sv.; Ayva” gediği “Mersin -îç.) [alhış] : (Koyundere “Ahıska -Kr.)
alkış etmek [alkış vermek] Dua etmek, iyi dileklerde bulunmak : Ben sana alkış ederim. (Arısama “Karapınar -Kn.; “Karaisalı -Ada.) [alkış vermek] : (Çilehane “Reşadiye -To.; Sobran -Gm.; -Mr. ve çevresi; Çepni “Gemerek-Sv.; Darıcı “Sorgun -Yz.)
alkış vermek [— alkış etmek]
alkıt ağacı Düvene oku bağlıyan, enine konulmuş ağaç. (-Gaz.)
alkızıtmak [— alkazıtmak]
alkmak Yoketmek, tüketmek. (“Kırkağaç, “Akhisar -Mn.)
alkon [- algın (II) - 1]
alkum Bir avuç, bir tutam. (Cumayanı -Zn.; “Ünye —Or.)
alkuru Düz yol. (Şıhlar “Ulubey -Or.)
alkuş Bezelyeye benzer bir çeşit bitki. (Elemen -Bo.)
al kuşak [—*¦ ala kuşak]
allâ emri [allah emri] Deprem, zelzele. (“Düzce, iğneciler “Mudurnu -Bo.)
[allah emri] : (“Düzce, İğneciler “Mudurnu -Bo.)
allaf [allef -1] Zahireci, aşlıkçı: Al-laftan un aldık. (-Mr.) [allef-1] : (-Ur.; -Mr.)
allah adamı Saf, yüreği temiz kişi: JYe söylesen inanır, allah adamıdır. (-Gr. köyleri; “Bor -Nğ.)
allahamanatettuh Allahaısmarladık. (Çayağzı “Şavşat -Ar.)
allah bullah [— alak bulak]
allah devesi 1. Uzun bacaklı ve gövdeli, yeşilimsi kül renkli kanatları olan ve çekirgeye benziyen bir çeşit böcek. (Bademli “Dinar-Af.; Yakaköy, “Gelendost, Yassıviran, Uluğbey “Senirkent, Körküler, Sücüllü “Yalvaç, Sağrak, “Sütçüler, Y. Bademli -Isp.; Salda, “Yeşilova, Karamanlı “Tefenni, Anbarcık “Gölhisar -Brd.; “Buldan köyleri -Dz.; “Karaman, “Ermenek ve köyleri -Kn.; “Silifke, “Mersin köyleri-İç.; “Elmalı, Karadere “Gündoğmuş, Bağyaka “Finike, “Kaş köyleri -Ant.; “Bodrum -Mğ.) 2. Gövdesi küçük, ayakları çok uzun, kül renkli, örümceğe benzer bir böcek. (Bahçeli, “Bor, -Nğ.; -Kn.; “Serik -Ant.)
allah emri [—* allâ emri]
allah ekmeği İlkbaharda, çokça yağmur sonu, taş ve kayalık yerlerde görülen mantar cinsinden, köksüz ve çocuklar tarafından yenen bir çeşit bitki. (“Keçiborlu -Isp.)

224
-allahise Biliyor musun : Allahise Fadime hanımın oğlu ohuyerî (Çayağzı *Şavşat -Ar.)
allahtan babıçlı Yalınayak. (*Bor -Nğ.)
allahtanlık Oyunda tek kalan çocuğun iki kişi yerine oynama hakkı: Bana allahtanlık verin. (-Ks.)
allak Becerikli. (*Eşme ve çevresi -Uş.)
allak bullak Teker meker. (-Mr.)
allak döllek Eski, paramparça elbise: Elbiseleri allak döllek olmuş. (Çandır »Sütçüler -Isp.)
allak pullak [— alak bulak]
allaksız Düşüncesiz, ilgisiz. (Karapınar, -Ay.)
allalem [allalliğm, allâme, allehelem, allelem, alleylem] Zannederim, herhalde, belkide, galiba. (»Antakya -Hat.)
[allalliğm] : (İsmetiye -Brs.) [allâme] : (»Çarşamba -Sm.) [allehelem] : (Uğurlu »Ermenek -Kn.)
[allelem] : (Körküler »Yalvaç -Isp.) [alleylem] : (»Gelibolu -Çkl.; -Kn.)
allalliğm [— allalem]
allanı, alaram Alırım. (Taşburun, »İğdır -Kr.)
allamak Boyamak : Allanan yumurtalar çok satılır. (Ekse »Çal -Dz.)
allâme [— allalem]
allampa [-* alama - 1]
allampura Salıncak. (Alâeddin »Acıpayam -Dz.)
alla m sellem Düzensiz, başıboş (giyiniş ve davranış hakkuıda) : Bir daha böyle allem sellem gezdiğini görmiyeyim. (Çandır »Sütçüler -Isp.) “
allanıpdı (I) Aklanmış. (Taşburun, »İğdır -Kr.
allanıpdı (II) Kızarmış. (Taşburun, »İğdır -Kr.)
allanmah 1. [—»-allanmak -1] 2. [—» allanmak -5]
allanmak [allanmah -1, 2] 1. Süslenmek. (Bağıllı »Eğridir, »Sütçüler köyleri -Isp.; Çamköy »Gölhisar, Gökçeyaka -Brd.; Isabey »Çal, Karahisar »Tavas -Dz.: ismetiye -Brs.; Cumayanı -Zn.; Ziyere -Ama.; »Kelkit çevresi -Gm.; Çayağzı »Şavşat -Ar.; M. Hüyük »Şarkışla, Soğukpmar »Kangal -Sv.) [allanmah -1] : (»Mucur -Nş.) 2. Çalım satmak. (Bagîlh »Eğridir -Isp.) 3. Sarkıntılık etmek. (Karahisar »Tavas -Dz.) 4. Kızarmak. (»Kandıra -Kc; Görmel »Ermenek -Kn.) 5.Utanmak, arlanmak. (-Çr. köyleri; Ziyere -Ama.; Çepni »Gemerek -Sv.; Görmel »Ermenek -Kn.) [allanmah -2] : (»Mucur -Nş.)
allâsoğen Kertenkele. (Gökçeburun »Silifke -Iç.)
allay Öyle, o şekilde. (“Karaçayca’-dan” Başhöyük »Kadınhanı -Kn.)
aile Şaşma ve beğenme bildirir ünlem. (Hadım »Çal, İshaklı »Çivril -Dz.)
allef [allefei] 1. [- allaf] 2. Hububatı kalburla taşından, toprağından temizliycn adam. (»Kilis -Gaz.) [allefei] : (Gaz.)
allefei [-»• allef - 2]
alleflemek Kalburla hububat temizlemek. (»Kilis -Gaz.)
allehelem [— allalem]
allek 1. Düzenci, yalancı, dönek,

225
geveze. (‘BergaSPa -Îz.;-Kü.; Aydınlı *Gebze -Kc.; ‘Devrek —Zn.; -Ur.; ‘Oğuzeli, Lohan -Gaz.; -Mr. ve çevresi; ‘Antakya -Hat.; *Bor, -Nğ.) 2. Zeki, açıkgöz, hamarat. (Karatepe, Sarıkavak —Es.; Cuma-yam -Zn.; ‘Alaçam -Sm.; Bahçeli, *Bor-Nğ.; ‘Karaman, Tömek, Belekler, -Kn.) 3. İnatçı, müşkülpesent. (*Kihs-Gaz.; ‘Antakya-Hat.) 4. Korkak. (‘Karaman -Kn.) 5. Beceriksiz. (Yaşyer ‘Milas -Mğ.)
âllelem [— allalem}
allemir [—*• ala kuşak]
alleylem [— allalem]
allı İleri, ön. (“Karaçayca’dan” Baş-
höyük ‘Kadınhanı -Kn.)
alhbalh Üzümden daha iri taneli • -
mayhoş, bir çeşit meyva. (Kerkük)-allı gelin (I) [—» ala kuşak] allı gelin (II) Bir çeşit kırmızı erik.
(-•)
allık (I) İnce dövülmüş kırmızı biber. (Hadım ‘Çal -Dz.)
allık (II) 1. Kasapların et astıkları çengelli sırık. (-M1.) 2. Kırılan veya bel veren tavan direklerine dikine konulan destek, dikme. (‘Kilis, Alimantar ‘Oğuzeli, -Gaz.; Misis -Ada.)
allık (III) Alacak. (“Karaçayca’dan” Başhöyük ‘Kadınhanı -Kn.)
allıma [—*¦ alama -1]
allım pullum Çok süslü, güzel giyinmiş. (‘Sütçüler köyleri -Isp.)
allım sallım Boylu boslu. (-Gm. köyleri)
allım şallım Suçsuz görünmeye çalışan, suçsuz gibi davranan: Allım şallım geliyor. (-Mn.)
allım yaşü [—»¦ ala kuşak]
aüyn yeşil [— ala kuşak]
allını yeşillim 1. Rengârenk. (‘Ermenek ve köyleri —Kn.; ‘Silifke -İç.) 2. [—*¦ akı kuşak]
allı pullu Mayıs böceği, gelin böceği. (İncesu ‘Dinar -Af.; —Eze. ve köyleri)
allı yeşil [— ala kuşak]
allı yeşilli [—*¦ ala kuşak]
allı yeşilli kibrit Maytap, fişek. (*Yay-ladağı -Hat.)
allı yeşilli olmak Gelin olmak: Allı yeşilli gününü göreyim. (—Gm.)
alli Ayıp: Bu işi yaptın çok alli. (‘Acıpayam -Dz»)
allik tamaşı Küçük ve tatlı bir çeşit erik. (—Eze. ve köyleri)
alli siillü Kusursuz, mükemmel: Ahmet ağa alli süllü bir düğün yaptı. (‘Darende -Mİ.)
allo Bahçede, sebze yetiştirmek için ayrılan ve kenarı çitle çevril yer. (‘Akkuş köyleri, -Or. köyleri)
allöv [alluh] Hayret, korku bildirir ünlem. (Uğurlu, ‘Ermenek —Kn.) [alluh] : (‘Buldan köyleri -Dz.)
alloza Başıboş, aylak, işsiz güçsüz. (Ören ‘Akçadağ -Hat.)
allu [alluv] Vay anlamında ünlem: Allu başıma gelenler! (Güllü, Eziler ‘Buldan -Dz.; Sofular ‘Eğridir -Isp.; Eğridere ‘Kuyucak, Kırcaklı ‘Nazilli -Ay.; Uğurlu ‘Ermenek -Kn.)
[alluv] : (Uğurlu ‘Ermenek -Kn.) alluca [alluce] Yemeklere konulan
ekşi yeşil erik. (-Md.)
[alluce] : (-Dy.) alluce [— alluca]
alluç Üşüyen kimsenin kullandığı söz: Alluç, üşüdüm! (‘Buldan köyleri -Dz.)
alluh [- allov]
Derleme. İS

226
alluv allu]
allüh Allık. (»Ardahan -Kr.)
allüş Korku, hayret, alay anlamında ünlem. (-Ada.)
alma [alme] 1. Elma. (»Dinarköyleri, Dişli »Bolvadin-Af.; »Eşme köyleri -Uş.; »Şarki Karaağaç, »Gelendost, »Yalvaç köyleri, Ilyas »Keçiborlu, Sağrak »Sütçüler, Yassıviran »Senirkent, Bağdlı, »Eğridir, -Isp. köyleri; »Tefenni ve çevresi, Devri »Bucak, »Yeşilova ve köyleri, Hacılar, Çerçin, -Brd.; »Sarayköy köyleri, Karahüyükavşarı, Yeşil-yuva, »Acıpayam, İğdir, Çıtak »Çivril, »Çal köyleri, -Dz.; »Bozdoğan -Ay.; Yuntdağı -Mn.; Yörük köyleri »Susurluk, Danişment »Savaştepe, Yeniköy —Ba.; Küçük -kuyu »Ayvacık -Çkl.; Yenice, »Emet -Kü.; »Sivrihisar köyleri, -Es. köyleri; -Bo.; »Akyazı çevresi -Sk.; Yazıköy, »Safranbolu, Aliköy »Çaycuma -Zn.; Karabüzey »Araç, »Daday ve köyleri, »Taşköprü köyleri -Ks.; Genek -Çkr.; -Çr.; * Boyabat, —Sn. ve çevresi; Arım »Çarşamba, -Sm.; Varay, -Ama.; »Taşova, »Zile, Necip »Turhal, Kızılca »Artova -To.; Danışman »Fatsa, »Akkuş köyleri, Karakuş, »Ünye köyleri, -Or. köyleri; Uluşiran »Şiran’ -Gm. ve köyleri; »Ardanuç köyleri, Uş-hum, »Yusufeli, Yavuzköy »Şavşat -Ar.; »İğdır ve çevresi, »Göle, »Posof, »Ardahan ve çevresi, Koyundere, Ahıska, Kızdçakçak »Arpaçay-Kr.; »Erciş -Vn.; -Bt.; -EL; »Arapkir -Mİ.; »Siverek, »Birecik, »Viranşehir -Ur.; »Kilis, -Gaz.; Çoğulhan, »Afşin, -Mr. ve
çevresi; Hisarcık »Yayladağı, »Reyhanlı ve Amik Ovası Türkmenleri, »Antakya ve çevresi, -Hat.; Savrun, »Divriği, »Zara, Yeniçubuk »Gemerek, Yaylacık »Gürün, Ağrakos »Suşehri —Sv.; Bahattin, Sarıhamzalı »Sorgun-Yz.; »Şrefli Koçhisar, Sobran »Nallıhan, Keşanuz, Çamlh, »Ayaş, Çalış, Yaraşlı »Haymana, Hasanoğlan -Ank.; Yahyalı »Develi, Avşar ve Türkmen aşiretleri, »Pınarbaşı, »Bünyan -Ky.; »Mucur köyleri -Nş.; Bahçeli, »Bor, -Nğ.; »Ermenek ve köyleri, —Kn.; —Ada.; »Silifke, »Anamur, »Gülnar -Iç.; »Elmalı, »Gazipaşa köyleri -Ant.; Yakabağ »Fethiye -Mğ.; »İpsala köyleri -Ed.; Çavuşköy »Ba-baeskit -Krk.)
[alme] : (Saracık »Keçiborlu -Isp.; Garipköy »Tavas, Ezder »Buldan -Dz.; * Bozdoğan, -Ay. ; İbradı »Akseki -Ant.; »Milas, Orhaniye »Marmaris -Mğ.)
2. Bir çeşit erik. (»Refahiye-Eze.) almabaş 1. Kırmızı başlı yaban ördeği. (Ilyas »Keçiborlu -Isp.; »Çarşamba — Sm.; Incekum »Silifke -Iç.) 2. Kızıl arı. (»Çal -Dz.)
3. Serçeden küçük, kırmızı başlı bir kuş. (»Antakya -Hat.)
almacıh [—*¦ almacık (I) ]
alnıacık (I) [almacıh, almacuk (I), al-nıecik] Kalça kemiği, uyluk başı. (Yassıviran »Senirkent -Isp.; Bunak »Tefenni -Brd.; Eymir »Bozdoğan -Ay.; Görece -îz.; Yeniköy -Ba.; »Mustafakemalpaşa, »İznik -Brs.; Yenice »Emet -Kü.; Bozan -Es.; »İzmit -Kc.; Çayırdere »Silivri -ist.; Giremez »Araç -Ks.; -Çr.; »Taşova -To.; Harşit bucağı k$y-

227
leri “Torul, -Gm. köyleri; Yavuz-köy * Şavşat -Ar.; Hisarcık “Yayladağı, “Antakya köyleri-Hat.; Camili, *Ayaş, Çalış, Yaraşlı “Haymana –Ank.; “İspsala köyleri -Ed.; Çavuşköy “Babaeski -Krk.; “Saray köyleri -Tk.)
[aknacıh]: (“Şerefli Koçhisar-Ank.) [almacuk (I)] : (Süle -Gm.) [ahnecik] : (Alamut “Bozdoğan -Ay.)
ahnacık (II) 1. Elmaya benzer mey-vası olan küçük bir ağaç. (Sofular “Eğridir -Isp.) 2. Büyük yapraklı, sarı ve pis kokulu çiçekleri olan bir çeşit bitki. (Karaatlı “Yeşilova, Bunak “Tefenni -Brd.) 3. Kalın yapraklı, ince uzun, beyaz çiçekli bir ot. (Alâeddin “Acıpayam -Dz.; Mahzemin -Ky.) 4. Küçük yapraklı, elma şeklinde irice meyvalı, yenebüen bir ot. (Suboğaz -Gaz.)
almacık (III) Serçeden büyük bir kuş. (“Tefenni -Brd.; “Bünyan -Ky.)
almacık otu [almacuk (II)] Geniş yapraklı bir çeşit ot. (Çayırlı “Haymana -Ank.)
[almacuk (II)] : (Keşanuz “Ayaş–Ank.; Bahçeli “Bot -Nğ.) almacuh [almacuk gemugu] Elmacık kemiği. (-E1.) [almacuk gemugu] : (-Ks.) almacuk (I) [—¦ ahnacık (I)] almacuk (II) [—»¦ ahnacık otu] almacuk gemugu [— almacuh] almaçlı Yenilen kimsenin ortaya koy: duğu şeyi (para, bilye, aşık v.b.), yenen kimsenin alıp kendisine mal-etmesi şart koşulmuş olan oyun : Bilye oynıyalım ama almaçlı olsun. (-Sv.)
almaç vermeç Alıp verme, alışveriş. (Taşoluk “Göksün -Mr.)
alma erdiren Dikenli, be-faz bir ot. (Körküler “Yalvaç -Isp.; Ortaköy “Çal -Dz.)
almagöz Gözleri büyük ve parlak at (bu atlar makbul sayılmaz). (-Nğ.)
almak (I) Parlamak, tutuşmak. (“Afşin -Mr.; -Ada.; “Silifke -îç.)
almak (II) 1. îki parça uygun gelmek. (“Afşin -Mr.; -Ada.) 2. Meyletmek, bir taraf ağır gelmek : Merkebin bu yanı alıyor. (Pirhasanlar “Elmah -Ant.)
almahh [-» almalık (II) - 2]
almalık (I) [almelik] 1. Eşya koymaya yarıyan ve tavana yakın yapdan raf, terek. (“Tavas ve köyleri, “Sarayköy köyleri, -Dz. ve köyleri; “Bozdoğan -Ay.; “Gelibolu -Çkl.; Cumayanı -Zn.; Kavaklıdere, “Yatağan, Ortaçam —Mğ.; —Ed.) [almelik] : (Tekeler, “Çine -Ay.; -Mn.; Selimiye “Milas -Mğ.) 2. Şapka siperliği.. (“Zile -To.)
almalık (II) [almahh] 1. Büyük yapraklı bir çeşit ot. (îsabey “Çal -Dz.) 2. Elma bahçesi. (“Alaçam köyleri -Sm.; Hacıilyas “Koyulhisar —Sv.) [almahh] : (“Mucur -Nş.)
almamak Koyun, keçi v.b. yavrularını emzirmemek. (Yenice “Emet -Kü.)
almaş Elmas. (Koyundere “Ahıska, Taşburun, “İğdır -Kr.; Palha “Divriği -Sv.)
almaşık Değiştirerek kullanılmak üzere çifte veya arabaya koşulan yedek hayvan. (“Kilis, -Gaz.) almaştırmak Değiştirmek, nöbetle kullanmak. (-Ba. ve çevresi)

228
alma yaprağı Enli yapraklı bir çeşit bitki. (Aslanköy “Mersin -İç.)
almaz Yavrusunu emzirmiyen koyun veya keçi. (Darıveren “Acıpayam -Dz.; Türkçayırı “Afşin -Mr.)
almaz almaz bakmak Kıskançlık ve kinle bakmak. (-Gaz.)
almazdan almazdan Bön bön, aptal aptal. (-Ba. ve çevresi)
almazıya Almamak niyeti ile. (“Afşin -Mr.)
almazlık 1. Kuzusunu emzirmiyen koyunu alıştırmak için, yavrusuyla birlikte konulduğu çukur. (Bozan, Aziziye, Sultaniye -Es.; Zile, “Mesudiye -Or.; Çepni “Gemerek -Sv.; Karaköy “Nallıhan -Ank.; Gödene,- Zıvarık, Tömek -Kn.) 2. Koyun ve keçiyi bağlamaya yarıyan ve dikine çakılmış çatal ağaç. (Bozan -Es.) 3. Gusüİ-hane, oda içinde banyo için ayrılan yer, dolap. (Çardak “Mihalıççık -Es.; Karaköy “Nallıhan -Ank.)
aline, [— alma -1]
almecik [—*¦ almacık (I)]
alma çalısı Adaçayı. (“Bodrum -Mğ.)
almelik [— almalık (T) -1]
almemyo Almıyor mu? (Gönen -Isp.)
almes Pembe. (Kamışlı “Karaisalı -Ada.)
ahııe yağı Adaçayı yaprağından çıkarılan yağ. (“Bodrum -Mğ.)
almeyyö Almıyor. (-Dz.)
almık Almıyacağım: Ben senin kalemini almık. (Hüyüklü “Yalvaç -Isp.)
almuharı Bir çeşit erik. (“Kağızman -Kr.)
ahnut Armut. (-Vn.)
almümmük Gelincik. (Uğurlu “Ermenek -Kn.)
alnaç [— annaç (I) -1]
alnaklamak Gözetlemek, alın doğrultusuna bakmak: Şu tepedeki büyük ağacı alnakla. (Şehsadi -Ama.; “Reşadiye —To.)
alneç [—»• annaç (I) -1]
alnı alnına Yüzde yüz faizle : Alnı alnına vermek insafsızlıktır. (Oyaca “Haymana -Ank.)
alnı kabağı [— ajın çatı]
alnm çatı [— alın çatı]
alo (I) Öküzü besiye çekme : Öküzleri aloya verdim. (Pmarlı “Şavşat -Ar.)
alo (II) Can eriği. (“Erciş, -Vn.)
alo (III) Deli, budala. (-Yz.)
alo (IV) [alov (I), alü (II), aluf, aluh
(II) ] Şaşma, korku bildirir ünlem.
(“Ermenek -Kn.)
[alov (I)] : (Arapköyü “Artova -To.;
“Ermenek -Kn.)
[alü (II)] : (Güllü “Buldan -Dz.;
“Ermenek -Kn.)
[aluf] : (“Ermenek -Kn.)
[aluh (II)] t (“Ermenek-Kn.; “Silifke köyleri -İç.) alo alo Hindi kızartması. (Gündük
“Kızıltepe -Md.) aloç (I) [aloş] Al renkli hayvan.
(“Pasinler -Ezm.; -Bt.)
[aloş] : (“Göle, “Ardahan -Kr.) aloç (II) [-+ aluç - 2] alogüz Saksağan büyüklüğünde, siyahlı beyazlı bir kuş. (Gülümpa-
şalı “SUifke -İç.) aloğlu Yemeye ve şarap yapmıya
yarıyan kokulu, sarı renkli üzüm.
(Yoğunpelit “Beypazarı, Keşanuz
-Ank.)
alopa Düğünden önce, delikanlıların
SanaDiaba
229
erkek evinden aldıkları haraç (baklava, ceviz, fındık v.b.). (Selimiye -Rz.)
aloruh Otların üzerinde görülen, yeşil, vişneye benzer bir çeşit bitki. (Cola * Çıldır -Kr.)
aloş [— aloç (I)]
alot Çamaşır yıkamakta kullanılan beyaz killi toprak. (*Şavşat köyleri, Kapıköyü ‘Ardanuç —Ar.)
alov (I) [-»alo (IV)]
alov (II) [-+ alaf (I) - 1]
aloy Pullukla bir günde sürülen tarla. (-Kr.)
aloz (I) [-* alaz (III) - 1]
aloz (II) [-+ alaz (II) - 2]
alpak (I) Bir çeşit yerli dokuma. (-Brs.; Çayırlı -Zn.)
alpak (II) Kırmızı. (Mahmutlar ‘Ilgın —Kn.)
al peştemal [al peştimal] 1. Kadınların kullandıkları renk renk çizgili önlük. (Güney, Değirmenköyü ‘Yeşilova -Brd.; Isabey ‘Çal -Dz.) [al peştimal] : (Çeltek ‘Yeşilova -Brd.)
2. Peşkir, (Çulhan ‘Bozdoğan -Ay.)
alpeştembal [— algömlek -1]
al peştimal al peştemal – 1]
al pehlivan Bir çeşit kırmızı üzüm. (Erenköy, Yakacık -İst.)
alpımak Saygı göstermek, hürmet etmek. (-Ama. köyleri)
alpır Kırmızı yansıma. (‘Yıldızeli Türkmenleri —Sv.)
alsa [-»• alça (I) - 2]
alt Yırtılan çorabın tabanına yeniden örülen parça. (Hacıilyas ‘Koyulhisar —Sv.)
alta [-* alata (III) -1]
altafa İbrik. (Boğazköy —Ama.)
alt ağacı [alt mazısı] Dokuma tez-
gâhında dokunan halı veya kilimin sarıldığı yuvarlak ağaç. ( * Z^le, Kızılköyü – To.; Kıran , -Mğ.)
[alt mazısı] : (‘Bor -Nğ.) altag üstek Altalta üstüste. (Güney
‘Yeşilova -Brd.) altalamah [— altalamak - 2]
altalamak [altalamah, altazıtmak -1,2; altdamak] 1. Hastalık tekrarlamak, fazlalaşmak, halsiz bırakmak : Hasanın hastalığı altaladı. (İncesu ‘Dinar -Af.; İshaklı ‘Çivril, ‘Sarayköy köyleri, ‘Çal köyleri,—Dz.; Tepeköy ‘Torbalı -İz.; -El.; Nam-run ‘Tarsus -İç.; ‘Elmalı -Ant.) [altazıtmak -1] : (Baklalı -Ada.) 2. Yenmek, sindirmek: Sen onu altalıyamazsın. (‘Eşme ve köyleri -Uş.; Yassıviran ‘Senirkent -Isp.; Devri ‘Bucak, Çerçin —Brd.; Yu-karıkaraçay ‘Acıpayam, İğdir ‘Çivril, ‘Sarayköy köyleri —Dz.; Ham-zabali ‘Bozdoğan —Ay.; Tepeköy ‘Torbalı —İz.; —Mn.; Yenice ‘Emet -Kü.; Ağlı »Küre -Ks.; Arapköyü ‘Artova —To.; Uşhum ‘Yusufeli -Ar.; -EL; ‘Kilis, -Gaz.; ‘Göksün ve köyleri, —Mr. ve çevresi; ‘Reyhanlı ve Amik Ovası Türkmenleri -Hat.; ‘Zara, ‘Gürün -Sv.; Sarınınveran, Bektaşlı *Bo-ğazlıyan-Yz.; ‘Bor, — Nğ.; Uğurlu ‘Ermenek -Kn.; Namrun ‘Tarsus, ‘Anamur, ‘Mut köyleri,” ‘Mersin köyleri -İç.; Çomaklı ‘Korkuteli, İbradı ‘Akseki —Ant.; ‘Fethiye köyleri, Orhaniye ‘Marmaris -Mğ.) [altalamah] : (Kızılçakçak ‘Arpaçay -Kr.; -El.)
[altazıtmak -2] : (Baklalı -Ada.)

230
[altılamak] : (Yeşilyuva “Acıpayam -Dz.)
altaltı oniki 12 ocakta başlayıp, 24 ocakta biten bol yağmurlu devre. (Orhana “Anamur -İç.)
altamak Yenmek, mağlubetmek. (“Silifke -İç.)
altatar [—*¦ altılı]
altataş [— altılı]
altateş [—*¦ altılı]
altazıtmak 1. [—*¦ altalamak - 1] 2. [-*¦ altalamak - 2]
altbaş 1. Sonuç, geri, aşağı taraf: Tarlanın akbaşından sürü geçiyor. (Yassıviran “Senirkent, İlyas “Keçiborlu -Isp.; Bulkaz “Çivril, “Sarayköy köyleri -Dz.; Yazırlı “Nazilli —Ay.; Bademye “ödemiş —İz.; -Es.; “Alaçam -Sm.; Zile “Mesudiye, -Or.; Cinali “Maçka -Tr.; Kirazlı “Şavşat -Ar.; “Bor -Nğ.; Görmel “Ermenek -Kn.; “Silifke -İç.; Yaşyer “Milas -Mğ.) 2. Velhasıl, sonunda. (Küçükhol “Of, “Maçka —Tr. çevresi; Çayağzı, “Şavşat -Ar.; Karadere “Gündoğmuş, “Elmalı -Ant.)
altbaşı çekmek Çekinmek, hatır saymak : Ben altbaşı çekmeden söylerim. (“Bor -Nğ.)
altdan bazarlı Sinsi, ikiyüzlü. (“Arapkir -Mİ.)
alt ev Bodrum, evin birinci katında hayvan bağlanan yer. (İlyas, “Keçiborlu -Isp.; “Edremit -Ba.; “Yusufeli, “Ardanuç köyleri—Ar.; —Gaz.; -Yz. köyleri; —Ada.; Hacıhamzalı “Tarsus, “Süifke -İç.; “Yatağan, Müsgeki “Bodrum, Yerkesik çevresi -Mğ.)
altı algın olmak İki kişi arasında kin ve düşmanlık olmak : Onların altı
algındı, döğüşecekleri belliydi. (Eldirek “Fethiye -Mğ.) altıatar [— altılı] altıateş [— altılı] altlatılır [— altılı] altı banak [— altı parmak (I)] altı bannak [— altı parmak (I)] altı barnak [- altı parmak (I)] altıboğumlu Akrep. (“Bozdoğan -Ay.;
Tavaklı “Ezine -Çkl.) altıdan Beleş, bedava, parasız : Bugün yemeği altıdan yedim. (“Silifke -İç.)
altı gıran arpa [altı kenal, altı kıran, altı kıran arpa, altı köşe arpa, altîran] Başağı altı sıralı olan arpa. (“Vezirköprü -Sm.; Çakır, “Şebin Karahisar -Gr.) [altı kenal] : (Çaltı “Gelendost -Isp.)
[altı kıran] : (Saimbey-Çr.;-Ama.; Fineze “Artova, Alihoca —To.; Barguzu -Mİ.; -Kn.) [altı kıran arpa] : (Boyacılı “Çarşamba, -Sm.;Ficek “Reşadiye -To.) [altı köşe arpa] : (“Maçka -Tr.; Çayağzı “Şavşat —Ar.) [altîran, altığran, altıgran] : (“Merzifon köyleri —Ama.) altıkardeş [altıkardeşler] Zatülkürsi, altıkardeş takım yıldızı. (Kalafka, -Tr.; -Gm. köyleri; Kale “Pazar, -Rz.)
[altıkardeşler] : (Cumalıkızık -Brs.) altıkardeşler [— altıkardeş] altı kenal [— altı gıran arpa] altı kıran [—*¦ altı gıran arpa] altı kıran arpa [— altı gıran arpa] altı köşe arpa [—* altı gıran arpa] altılamak [— altalamak - 2] altılı [altatar, altataş, altateş, altıatar,

altıateş, altlatılır, altıpat, altıpat-lak] Altı mermi alan toplu tabanca, altıpatlar. (Ilyas ‘Keçiborlu, Sağrak ‘Sütçüler, Körküler, ‘Yalvaç, ‘Eğridir -Isp.; Güney ‘Yeşilova, Gölcük ‘Tefenni çevresi, Ür-kütlü, Devri ‘Bucak, -Brd. ve çevresi; Ekse ‘Çal, ‘Acıpayam, İğdir ‘Çivril, ‘Sarayköy köyleri -Dz.; Eymir, ‘Bozdoğan -Ay.; ‘Eşme köyleri, Çepnidere ‘Turgutlu, -Mn.; Yeniköy -Ba.; ‘Mustafakemalpaşa -Brs.; Yenice ‘Emet -Kü.; ‘Sivrihisar -Es.; ‘Akyazı çevresi -Sk.; ‘Zile -To.; Kalafka -Tr.; -El.; ‘Bor, -Nğ.; Çukurbağ ‘Ermenek -Kn.; ‘Silifke, ‘Mut köyleri, ‘Anamur -îç.; ‘Elmalı -Ant.; Orhaniye ‘Marmaris, ‘Milas -Mğ.) [altatar] : (‘Gerede -Bo.; ‘Kurşunlu -Çkr.; ‘Çarşamba -Sm.; ‘Akçadağ -Mİ.; ‘Kilis, -Gaz.; ‘Elbistan -Mr.; ‘Reyhanlı -Hat.)
[altataş] : (Karakuş bucağı köyleri ‘Ünye, ‘Mesudiye köyleri -Or.; ‘Gürün – Sv. ; Türkmen aşireti ‘Bünyan -Ky.) [altateş] : (-Ks.)
[altıatar] : (İğneciler ‘Mudurnu -Bo.; Genek -Çkr.; -Mr.; ‘Antakya ve çevresi -Hat.; -Ank.) [altıateş] : (Zile ‘Mesudiye -Or.; Çepni ‘Şarkışla -Sv.) [altlatılır] : (‘Bor -Nğ.) [altıpat] : (‘Susurluk -Ba.; Baklalı ‘Çatalca -İst.; -Ed.; ‘Lüleburgaz köyleri -Krk.; Büyükma-nika ‘Saray -Tk.) [altıpatlak] : (Bereketli ‘Tavas, Başçeşme -Dz.; Fili ‘Biga -Çkl.; «İğneciler ‘Mudurnu -Bo.; ‘Ahtak-
231

ya çevresi —Hat.; ‘Bodrum, Gölcük -Mğ.)
altın amarat Mücevher, ziynet: Para ne ki, altın amaratm var mı onu söyle? (İrişli, Bayburt ‘Sarıkamış -Kr.)
altın askı Külliyat. (‘Bor -Nğ.)
altınbaş (I) İnce, beyaz ve üzeri yaldız çizgili baş örtülük. (Medele ‘Çal -Dz.; ‘Afşin, ‘Elbistan -Mr.)
altmbaş (II) 1. Kabuğu sarı benekli, çok tatlı bir çeşit kavun. (‘Kırkağaç -Mn.; -Ba.; -İst.; İsmetîye -Brs.; -Ed.) 2. Sarı, kaim kabuklu bir çeşit lezzetli üzüm.(Zara-Ama.) 3. Süpürge yapılan, mavi çiçekli bir ot. (‘Ilgın -Kn.)
altmbaş (III) [altunbaş] Baykuş. (-Bo.)
[altunbaş] : {Kıbrısçık -Bo.) altmbaş (IV) 1. Bir çeşit rakı. (‘Afşin, ‘Elbistan -Mr.; Bahçeli ‘Bor, -Nğ.) 2. Sipahi sigarası. (Mahzemin -Ky.)
altmbaş kefal Göl ve derelerde bulunan kefal türünden bir balık. (-Sm.)
altıncık [altun çiçeği] Lâtin çiçeği. (Yeniköy -Ba.; Yeniçubuk ‘Gemerek —Sv.; Çavuşköy ‘Babaeski -Krk.; Varna) [altun çiçeği] : (-To.)
altın çiçeği Alyssum, cruciferae. (-İst.)
altın eşik, altın yapı Rengin evi:
Altın eşiğin, tahta eşiğe ihtiyacı var.
(‘Bor -Nğ.) altın keli [altun hal] Yaldız boya.
(İrişli, Bayburt ‘Sarıkamış —Kr.)
[altun hal] : (‘Gürün —Sv.) altını çaldırmak Bir kimse bilmiye-
rek eksik ve hatalı taraflarım açığa
232
vurmak : Seninki konuşurken altını çaldırdı. (-Ky.)
altım çalmak (I) 1. Süpürmek, temizlemek. (Yakakayı -Es.; “Merzifon, “Gümüşhacıköy -Ama.; Er-kinis “Yusufeli -Ar.; Ağın “Keban -EL; “Zaıa -Sv.; -Yz. köyleri; Çayırlı “Haymana -Ank.) 2. Toplamak, hesabı kapatmak, ilişiği kesmek. (“Kargı -Ks.; -Çr. ve köyleri; “Merzifon, “Gümüşhacıköy -Ama.; Uşhum “Yusufeli -Ar.; -Gaz.; “Göksün ve köyleri, -Mr.; Çepni “Şarkışla, -Sv. çevresi; -Yz. köyleri; Avşar aşireti “Pınarbaşı -Ky.; Bahçeli, “Bor, -Nğ.; -Kn.; “Mut köyleri -tç.)
altını çalmak (II) Yontmak, kesmek. (Mağura “Maçka -Tr.)
altını çalmak (III) Ağzını aramak, niyetini yoklamak: Onun altını çaldım öyle bir fikri yok. (Çepni “Şarkışla, “Gürün, -Sv. çevresi; Bektaşlı “Boğazlıyan, —Yz.; “Şerefli Koçhisar —Ank.; Avşar aşireti “Pınarbaşı, Mahzemin -Ky.; Bahçeli, “Bor -Nğ.)
altım çizmek ilişiğini, dostluğunu kesmek. (Çukurbağ, Uğurlu “Ermenek —Kn.)
altını yakmak Kötülüğü arttıracak şekilde davranmak : Biz işi kapat-mıya çalışıyoruz, o altını yakıyor. (Karakuş bucağı köyleri “Ünye -Or.)
altın iş Çok önemli iş: Altın işin mi vardı da gelmedin ?(*Antakya—Hat.)
altın kuşak Sarpa da denilen bir çeşit balık. (“Gelibolu, “Bozcaada -Çkl.)
altın oluk (I) Verimli iş, sanat. (Körküler “Yalvaç -Isp.)
altın oluk (II) 1. işlemeli kadm panj tolonu. (“Bozdoğan-Ay.) 2. Çizgili dokuma. (Keşanuz -Ank.; “Milas -Mğ.)
altm otu Kayalar üzerinde yetişen ve yaprağının bir yüzü yeşil, bir yüzü sarı olan bir ot. (“Kandıra -Kc; -Mİ.)
altm tabak (I) Nergis, yddız çiçeği. (-Mn.; Bulgaristan)
altm tabak (II) Bir halı çeşidi. (“Ayvacık -Çkl.)
altm tas Tüyleri sarı ve mavi renkli olan bir çeşit kuş. (“Erciş -Vn.)
altm terlik Köşeli çiçek motifleriyle süslü dokuma çuval. (Berit ve Gâ-vurdağı aşiretleri —Mr.)
altı parmak (I) [altı banak, altı ban-nak, altıbarnak] Sırma işlemeli, altı yol çizgüi veya çiçekli ipek kumaş, bu kumaştan yapılan gelin elbisesi. (“Çal -Dz.; Eymir “Bozdoğan, -Ayı; İskele, Çamköy “Bigadiç, “Bayramiç -Çkl.; Elbeyli, Körüstan “iznik -Brs.; Efted “Altıntaş, -Kü.; Büyükyenice “Osmaneli -Bil.; Tokat, Bozan -Es.; “Kurşunlu -Çkr.; “Mecitözü ^-Çr.; “Kemah -Eze; Ovacık “Divriği -J5v.; Bahçeli “Bor, -Nğ.) [altı banak] : (Doğanbey “Beyşehir -Kn.)
[altı bannak]: (“Bor -Nğ.)
[altı barnak] : (Şarki Karaağaç
-Isp.)
alti parmak (II) 1. Uğursuz adam. (Ağın “Keban -El.) 2. Altı parmaklı doğan çocuk. (“Gürün -Sv.)
alta parmak (III) Kısa saplı, iri taneli bir çeşit kiraz. (—Ed.)
altıpat [— altık]
altapatlak [-* altılı]
SanaDiaba
233
altîran, altığran, altıgran [—*¦ altı gıran arpa]
altı yaşar Altı yaş etrafındaki çocukların ayak ölçülerine göre di-kUmiş, aşağı yukarı 20 cm. uzunluğunda yemeni, ayakkabı. (*Gerze -Sn.; “Merzifon -Ama.)
altîş Kesici diş. (“Karaçayca’dan” Başhöyük “Kadınhanı -Kn.)
altlık (I) Yün veya kaim iplikten örülen, yalnız taban ve parmakları örten konçsuz, yarım çorap. (Zev-ker “Refahiye -Eze.; Ağrakos “Suşehri -Sv.)
altlık (II) Üzeri ve üç yanı kapalı, önü açık, içinde ocak, tandır bulunan ve yakılacak şeyler de konulan dam. (“Bor -Nğ.)
altlık (III) Dayanak, kaide, dalav denilen tahterevallinin düşey direği. (“Bor, -Nğ.)
alt mazısı [— alt ağacı]
alttan su çıkmak Tedirgin edecek bir hadise olmak : Altından su mu çıktı, biraz daha otur. (“Bor —Nğ.)
alt tarafı Bir işin aslı, sonucu : Bu işin alt tarafı nereye varır bilmem. (Ölçek “Ardahan -Kr.)
alt teknesine irmek (ermek) Gizli tutulan bir işin asimi kurcalayıp öğrenmek. (“Bor -Nğ.)
alt uç Sonuç, son, ip, urgan gibi şeylerin altta kalan ucu : Alt ucu dediğime geldin, mi? (“Bor -Nğ.; “Karaman -Kn.; “Araç -Ks.)
altunbaş [—* altınbaş (III)]
altun çiçeği [—*¦ altmcık]
altun hal [— altın beli]
altunlu ah Kenarına altın dizilmiş örtü, tülbent. (“Divriği —Sv.)
alt üst parası Hastanın bakımı ve ölümünden sonra gömülme ve hayır
işlerine ayrdan ve harcanılan para. (Oğuz “Acıpayam-Dz.; “Bor-Nğ.; “Elmah -Ant.) alt yaylası kiraz Beyaz renkli kiraz. (-Bo.)
ahi (I) Al, alıver: Şu taşı alu. (Kadıköy “Bigadiç -Ba.)
ahi (II) [-»alo (IV)]
aluc [— aluça (I)]
alııca (I) Abla. (Varay -Ama.)
aluca (II) [—* aluça (I)]
aluç [alış, aloç (II)] 1. Frenküzümü. (“Sarayköy -Dz.; Havsu “Kelkit -Gm.) 2. Alıç ağacı ve meyvası. (“Düzce —Bo.; “Safranbolu -Zn.; “Devrekani, * Küre, Oğul, -Ks.; “Gerze—Sn.; “Merzifon ve köyleri, * Gümüşhacıköy, Merkepçikışlağı, Ziyere -Ama.; Derebaşı, “ZUe, De-reköy, -To.; ZUe “Mesudiye -Or.; Tamzara “Şebin Karahisar -Gr.; -Gm. ve köyleri ;*Befahiye ve çevresi, -Eze; “Varto, -Mş.; * Hozat-Tn.; -El. ve köyleri; Tekerahma “Gürün, Savrun, Palha, “Divriği, HacıUyas “Koyulhisar —Sv.) [alış] : (“Tefenni -Brd.; “Elmah -Ant.)
[aloç (II)] : (“Pasinler, -Ezm. ve çevresi)
aluça (I)[aluc, aluca (II)] Bir çeşit erik. (-Kr. ve çevresi; Cenciğe, —Eze.; “Hozat -Tn.; “Ağın, “Keban, “Har-put ve köyleri, Kesirik, —EL; “Arapkir, -Mİ.) [aluc] : (-Md.)
[aluca (II)] : (Ergân, —Eze; —Dy.) aluça (II) Canlı. (-Eze) aluf [-»alo (IV)]
aluğ Tahta perde, daraba. (“Cide -Ks.)
aluh (I) Çamurda çok yatıp yürüye-

234
aluta (II) [-+ alata (III) -1] alutalamak Zayıf, halsiz kalmak,
kuvvetten düşmek. (‘Koyulhisar
-Sv.)
alüv Üzüntü ile karışık şaşkınlık, korku bildirir ünlem. (‘Ermenek ve köyleri -Kn.)
aluşman Yayılan, şayi olan: Bizim çırağın kaçtığı aluşman oldu, duymadın mı? (Yahyalı ‘Develi-Ky.)
alvac Kabakların içindeki yumuşak, çekirdekli kısım : Bal kabağının alvacı az olur. (Sofular ‘Eğridir -Isp.)
alvala (I) İnce ipekten dokunmuş kırmızı tülbent, gelin baş örtüsü. (-Çr.; ‘Yusufeli -Ar.; Danaman-dıra ‘Süivri -ist.)
alvala (II) Gelincik, tarla gülü. (‘Kurşunlu, ‘İlgaz -Çkr.)
alvala (III) [alvele (I)] 1. Yanar döner çok renkli mavtap. (-Bt.; -Dy.) 2. Bembeyaz : Ağaçlar alvala çiçek açmış. (Mahzemin -Ky.) 3. Kırmızı, akik : Alvala gibi kızarmış. (Pazar ‘Kızılcahamam-Ank.; ‘Hayrabolu -Tk.)
[alvele (I)] : (iğdir ‘Çivril -Dz.)
alvan kâğıt Renkli elişi kâğıdı. (Ersis ‘Yusufeli -Ar.)
alvar 1. Kütük, tomruk. (‘Yalvaç köyleri, Banus, Sofular ‘Eğridir, Sağrak ‘Sütçüler -Isp.; Karamanlı ‘Tefenni -Brd.; Vakıf ‘Tavas -Dz.; -Kn. çevresi; Karadere ‘Gündoğmuş, Güzelsu ‘Akseki -Ant.) 2. Tahta bahçe duvarı, çit. (-BU.) 3. Ardıç ağacı ve tahtası, ölü gömüldükten sonra konulan ardıç tahtası. (Yerkesik çevresi, -Mğ.)
alvar eriği Yaş ve kuru olarak yenen, kırmızı, yuvarlak erik. (Ilyas *Ke-

mez hale gelen öküz. (Karaözü ‘Gemerek -Sv.)
ahıh (II) [-» alo (IV)]
aluk (I) Alayım : Bu çiçeği ben oluk. (Şakuç *Düzce -Bo.)
aluk (II) 1. Delidolu, aklına geleni yapan. (Karaköy * Düzce -Bo.; ‘Kargı —Ks.) 2. Alık, aptal, sersem. (-Bo.; ‘Bartın -Zn.; ‘Taşköprü, ‘Kargı, ‘inebolu—Ks.; Zara —Ama.; ‘Mesudiye —Or.; Düzköy, Hisarüs-tü, ‘Keşap -Gr.)
aluk (III) Beslenememiş, cılız, hastalıklı hayvan. (‘Kargı -Ks.; Eyne-sil köyleri ‘Görele -Gr.)
aluk (IV) 1. alık (I) -1] 2. [— alık (I) - 8] 3. Minder. (Saraycık ‘Keşap -Gr.)
aluk (V) Aşık kemiği ve bu kemikle oynanan oyun. (‘Zile -To.)
alukdurmak Söz vermek, inandırmak. ‘(‘Kargı -Ks.)
alunluk Boyna takılan süs eşyası. (‘Çerkeş -Çkr.)
alup yürümek ilerlemek, yükselmek. (Anaraş ‘Sürmene -Tr.)
alurdaksız Gelişigüzel, ilerigeri, münasebetsiz : Alurdaksız konuşup durma. (Bahçeli *Bor -Nğ.)
alustah Tavan: Alustahdaki örümcekleri alıverin. (Uluşiran ‘Şiran -Gm.)
aluşga Nohutlu et veya tavuk suyuna kuşbaşı büyüklüğünde, yumurta ile yoğrulmuş hamur parçaları konulmak suretiyle yapdan yemek. (‘Merzifon köyleri —Ama.)
aluşgun Alışkan, alışık. (Denizli ‘Vakfıkebir -Tr.)
aluta (I) .Sarp, geçümesi güç yer: Orası pek aluta.. (Geyran *Niksar -To.; ZUe ‘Mesudiye -Or.)
235
çiborlu -Isp.; Çomakhdede “Korkuteli -Ant.)
alvele (I) [-* alvala (III)]
alvele (II) Çiğdem. (Yaraşh “Haymana —Ank.)
alvenet Yumurtayı yağda unla pişirip, üzerine yoğurt dökülerek yapılan yemek. (“Eyüp -İst.)
alver [— alavere -1]
alverci [alverçi] Tüccar. (“İğdır -Kr.; Kerkük)
[alverçi] : (“İğdır köyleri -Kr.)
alverçi [—* alverci]
alverdi 1. Baştan savma, gelişigüzel : Tembel insanlar işi alverdi yaparlar. (Kozağaç “Tefenni -Brd.) 2. Haydi, kazara : Alverdi de o çocuk yansaydı. (Eldelek “Elbistan -Mr.) 3. Boş, hava, esassız : Köpek alverdiye ürüyor. (“Bor-Nğ.; Azap-h “Kadirli -Ada.)
alver etmek Baştan savmak, dağıtmak: Çocukların hepsini alver ettim. (ökse, “Çarşamba —Sm.)
alvurcu Hırsız. (Aslanköy “Mersin -İç.)
alyanak (I) 1. ince kabuklu, tatlı ve kırmızı renkli bir çeşit kiraz. (-Isp.) 2. Ayşekadın fasulyesi. (“Taşköprü -Ks.) 3. Bir çeşit zerdali. (-EL; Keşanuz -Ank.; Bahçeli “Bor -Nğ.) 4. Kırmızı kabuklu bir çeşit üzüm. (“Köyceğiz, Yerkesik -Mğ.) 5. Bir yanı kırmızı renkli elma. (-Ed.) alyanak (II) Kafasının yan tarafları kırmızı kefal balığı. (Kilitbahir “Eceabat -Çkl.) alyeşil [— ala kuşak] alyeşil kuşak [—»• ala kuşak] alyeverme Boşa harcama, israf etme:
Ekmeği alyeverme. (Küçükisa “Zile -To.)
al yonca Hayvanların severek yedikleri, kırmızı çiçekli bir ot. (Uğurlu “Ermenek -Kn.)
a’ma Akma, reçine, çamsakızı. (“Yatağan köyleri -Mğ.)
ama, a’me Kızkardeş. (Uchisar, -Nş.)
amaç 1. Gaye, erek, hedef. (-Uş.; Yassıviran “Senirkent, “Gelendost, Senir -Isp.; Ekse “Çal, Bereketli, Kızılca “Tavas,. Çardak, Başçeşme -Dz.; “Alaşehir -Mn.; “Edremit, “Susurluk -Ba.; “Gelibolu -Çkl.; Bozan —Es.; “Akyazı çevresi —Sk.; “Alaçam -Sm.; “Zile ve çevresi, “Reşadiye -To.; “Akkuş köyleri -Or.; “Kelkit, Sobran -Gm.; “Refahiye -Eze; -Sr.; -Gaz.; Eldelek “Elbistan, -Mr.; “Kangal, Hacıilyas “Koyulhisar, Ağrakos “Suşehri, -Sv.; Çanıllı “Ayaş -Ank.; -Ky.; “Mucur -Nş.; Bahçeli “Bor—Nğ.; “Ermenek -Kn.) 2. [—*¦ annaç (I)
¦i]
amadan (I) [amadandan, amadane, amededen, ameden, amedenden, amedene, âmıdın] Habersiz, ansızm, birdenbire : Kardeşim amadan geliverdi. (Güney “Buldan -Dz.; Oker “Yusufeli -Ar.)
[amadandan] : (Çayır, Aliköy “Çaycuma -Zn.) [amadane] : (-Isp.) [amededen] : (Otacı “Kızılcahamam -Ank.; “Ereğli -Zn.) [ameden] : (-Bo.; “Safranbolu, Bu-runkaya -Zn.; “Zile -To.) [amedenden] : (“Ereğli -Zn.; —Çr.; “Zile ve çevresi -To.) [amedene] s (Bayadı -rOr.; “Elmalı -Ant.)
SanaDiaba
236
[âmıdın] : (*Bartın -Zn.) amadan (II) Kenarlı bakır tepsi.
(-Gaz.; ‘Pazarcık -Mr.) amadandan [— amadan (I)] amadane [—*¦ amadan (I)] amak [annak (I) - 2] 1. [-*¦ annaç (I)
-1] 2. Tepenin en sivri yeri: Şu
dağın amakına kadar çıktım. (Bertiz
-Mr.)
[annak (I) - 2] : (-Mr.) âmak Almak. (‘Akçakoca -Bo.) amal (I) [amallı, amalsız - 2, amere
-1,2] 1. Baş belâsı, usanç verici, yaramaz, inatçı. (‘Sarayköy ve köyleri, -Dz.; Sürez ‘Bozdoğan, Eğridere ‘Kuyucak -Ay,; Falaka ‘Bayındır -İz.; -Mn.; -Es.; Kızıl-köyü -To.)
[amallı] : (-Dz.; Furunlu ‘Bayındır -İz.)
[amalsız-2]: (Tepeköy *Torbalı-İz.) [amere -1] : (Bekilli ‘Çal -Dz.) 2. Eziyet, öfke, hırs: Çocuk bir amallandı, avutamadım. (-Dz.; ‘Bozdoğan, ‘Karacasu -Ay.) 3. Engel, yük, ayak bağı: Haydi yavrum bana sen de amal olma. (Yenice ‘Emet -Kü.) [amere - 2] : (Beküli ‘Çal -Dz.)
amal (II) Zührevi bir hastalık. (Karahisar ‘Tavas —Dz.)
amal azgmı [—*¦ amalsız -1]
amali azmak Sebepsiz coşmak, kabına sığamamak: Ne oluyorsun, amalin mı azdı? (‘Sivrihisar —Es.)
amali domalmak Tamahkâr olmak, açgözlülük etmek. (‘Alaşehir-Mn.)
amalim aramak Kusurunu aramak, yerici gözle bakmak. (-Nş.)
amallı [—*¦ amal (I) -1]
amalsız [amal azgını, amarsız, amasız, amelsiz] 1. Açgözlü, kanaatsız, muhteris: Amalsızlık edip gece gün-
düz çalışıyor. (‘Sarayköy köyleri, Yukarıseyit ‘Çal -Dz.; ‘Alaşehir -Mn.; Yenice ‘Emet -Kü.; ‘Göynük -Bo.)
[amal azgmı] : (-Dz.)
[amarsız] : (İlyaslı ‘Kırkağaç -Mn.)
[amasız] : (*Eşme -Uş.; ‘Simav
-Kü.)
[amelsiz] : (İsmetiye -Brs.) 2. [-• amal (I) - 1]
âmân [âmant] Kusur, kabahat, uzuv eksikliği: Amansız güzel olmaz. (-Çkr.; Aslanköy ‘Mersin -Iç.; -Es.; Hasanoğlan -Ank.) [âmant] : (‘Nazilli, -Ay.; ‘Burhaniye -Ba.)
amanat (I) [—* amarat (II) -1]
amanat (II) Eğreti, çürük, yıkılacak halde: Amanatmış, değmeden yıkıldı. (Avşar aşireti, Fakıekinciliği ‘Pınarbaşı -Ky.)
âmancı Kusur bulan, kusurları açık-Iıyan. (Hasanoğlan -Ank.)
amam [—* amanın]
amamğ [—» amamn]
amanık [— amamn]
amamn [amam, amamğ, amanık, amanin (I), amanîn (II), amâv] Korku, dehşet, hayret, üzüntü, sevinç bildirir ünlem. (Avşar ve Türkmen aşiretleri ‘Pınarbaşı, ‘Bünyan -Ky.; ‘Ermenek köyleri -Kn.; Köseçobanlı ‘Gülnar, Aslanköy ‘Mersin -İç.; Günlükbaşı Tahtacıları ‘Fethiye -Mğ.) [amam] : (Karaözü ‘Gemerek-Sv.) [amamğ] : (Mahzemin —Ky.; Gül-mer ‘Araç -Ks.)
[amanık] : (Akçaeniş Tahtacıları ‘Elmalı -Ant.)
[amanin (I)] : (‘Düzce -Bo.; Aşağı-kayı ‘Tosya -Ks.; ‘Süifke -Iç.)

237
[amanın (II)] : (-Es.; “Kandıra
-Kc; “Antakya -Hat.)
[amâv] : (Çaldı -Yz.) amanin (I) [— amanın] amanın (II) [—»¦ amanın] amanlı Meyüli, eğri. (“Şerefli Koç-
hisar -Ank.) âmânnamnak Denge bozulmak,
meyillenmek: Heybe amannandı.
(“Şerefli Koçhisar -Ank.) amansız Halden anlamaz, zalim.
(Çamlıbel “Artova -To.; Aslanköy
“Mersin -İç.) âmant [—*¦ aman]
aman zaman vermemek Fırsat vermemek, birdenbire bastırmak : Aman zaman vermeden yakaladılar. (“Bor -Nğ.)
amarak Dülger, marangoz. (Kızılca “Tavas -Dz.)
amarat (I) Çalışkan, işbilir, hamarat : Amarat kadın evinden belli olur. (“Sivrihisar —Es.; “Taşköprü, Giremez “Araç, -Ks.; -Çr.; “Merzifon köyleri -Ama.; Düzköy “Ke-şap, Şehli -Gr.; “Nizip, -Gaz.; Yaraşh “Haymana -Ank.; “Lüleburgaz köyleri —Krk.)
amarat’ (II) [amanat (I), anıaret] 1. Dülger, marangoz, demirci ve çiftçilerin kullandıkları testere, keser, balta, saban demiri, çizek gibi aygıtlar. (Danışman “Fatsa, Gebeme, Zile “Mesudiye, Karakuş bucağı köyleri “Ünye, “Akkuş köyleri, -Or. ve köyleri; “Keşap, Şehli -Gr.; Harşit bucağı köyleri “Torul -Gm.)
[amanat (I)] : (Eynesil köyleri “Görele -Gr.)
2. Kilim, çul, çuval gibi yaygı, ev eşyası. (Harşit bucağı köyleri
“Torul, Söfker -Gm.; Yavuzköy “Şavşat -Ar.; -Ezm.) 3. Altın, gümüş gibi ziynet eşyası. (Yavuzköy “Şavşat -Ar.; -Vn.; -EL; -Ky.)
[amaret] : (-Ar. ilce ve köyleri)
4. Orta malı, elden ele gezen:
Benim malım amarat değil. (Ulu-
şiran “Şiran -Gm.) amarat etmek Tarla, bağ ve bahçeleri
ot, çalı gibi yabancı bitkilerden
temizlemek. (-Ur.) amaret [—»• amarat (II) - 3] amariken Bir çeşit buğday. (“Zile
ve çevresi’—To.) amarsız [— amalsız - 1] amasız [—*¦ amalsız -1] amasiya [amasya] Uzun zaman taze
kalan bir çeşit üzüm. (“Arapkir
-Mİ.)
[amasya] : (Ağın “Keban -El.)
amaskene [— amesken]
amasya [— amasiya]
amaştaş Denk, uygun, beraber: Benim ceket kardeşime amaştaş geliyor. (Eymir, “Bozdoğan —Ay.; Güllü “Buldan -Dz.)
amat [ambal (I)] Şaşkın, serseri, budala. (Çeltek “Yeşilova -Brd.; Sü-rez “Bozdoğan -Ay.) [ambal (I)] : (Körküler “Yalvaç -Isp.)
amata Taşla oynanan bir çocuk
oyunu. (“Bodrum -Mğ.) amâv [—* amanın] amaz evi [amaz yeli] Kasırga, çev-
rintili ve şiddetli yel. (Ekse “Çal
-Dz.)
[amaz yeli] : (“Alaşehir -Mn.; Bü-
yükkılıçlı -İst.) amaz yeli [— amaz evi] amba Ama. (Zarşat -Kr.)
SanaDiaba
238
ambah [amburda] Yakındaki bir şeyi göstermek için kullamlır. (-Ezm.) [amburda] : (-Ezm.)
aınbak Cevizin yeşil kabuğu. (-Isp.; -Brs.)
ambaklamak Cevizi yeşil kabuğundan ayırmak. (—Isp.)
ambal (I) [— amat]
ambal (II) Üzüm bağının bölümleri, evlek : Bu gece iki ambal bağ sula-dım. (Bahçeli, *Bor, -Nğ.)
ambar (I) Dağda kesilen odunların taşınmasını kolaylaştırmak için, bir insan boyunda baca gibi örülen odun yığını: Dağda üç ambar odunum kaldı.’ (Darıveren ‘Acıpayam -Dz.)
ambar (II) [ambar oluğu] Değirmen çarkına suyun hızla inmesini sağlı-yan dik ve kapalı oluk. (Karaözü ‘Gemerek -Sv.; Sarıhamzalı ‘Sorgun -Yz.)
[ambar oluğu] : (Uğurlu ‘Ermenek -Kn.)
ambarbuz Dondurma. (‘Kilis —Gaz.) ambar kabuğu Amber kabuğu. (Yaş-
yer ‘Milas -Mğ.) ambarlı Ova. (Hortuna *Torbalı-Iz.) ambaroğu Şişman adam. (Dodurga
‘Artova —To.) ambar oluğu [—*¦ ambar (II)] ambar önü Köylerde misafirhane
olarak kullanılan bina. (‘inebolu
köyleri -Ks.) ambel Daha, çok, beter: iyilik yapayım derken ambel kötü oldu.
(Hiyam ‘Nizip, -Gaz.) ambel beter Daha fena, daha beter:
Ali fakıya yazdırdık, ambel beter
azdırdık. (—Gaz.) ambelebulya Bağ bozumunda sürüy-
le gelen boz renkli bir kuş. (Kıbrıs) ambık Olgun, tokgözlü. (Sofular
‘Eğridir -Isp.) ambugeder, ambunculuh “işte bu
kadar anlamında” büyüklük, küçüklük tarifi. (-Ezm.) amburda [— ambah] -amcacık [—*¦ amıca] ame [amete, amıke, amti] 1. Hala.
(-M1.; Çepni, ‘Gemerek, ‘Şarkışla,
-Sv.; ‘Bünyan, Mahzemin, -Ky.)
[amete] : (‘Ürgüp -Nş.; -Nğ.)
[amıke] : (‘Nazimiye -Tn.)
[amti] : (‘Kilis -Gaz.; ‘Dörtyol,
Belen, ‘Antakya -Hat.)
2. Teyze. (‘Çayıralan -Yz.) amededen [— amadan (I)] ameden [—*¦ amadan (I)] amedenden [—*¦ amadan (I)] amedene [— amadan (1)] ameka Küçük balık. (Güneyce -Rz.) ameli azmak Açgözlü olmak, hırslı
olmak : Bu kadının ameli azmış.
(Çiftlik ‘Dinar -Af.) amelsiz [— amalsız -1] âmen Çukur (oyunda). (—Ks.) amere 1. [— amal (I) -1] 2. [- amal
(I) -3]
amesken, ameskene [amaskene] Bir
çeşit küçük, siyah erik. (‘Kurşunlu
ve köyleri, -Çkr.; -Çr. ve köyleri;
‘Gümüşhacıköy -Ama.; -Ank.)
[amaskene] : (Kuzyaka -Ks.; Bey-
dili ‘Nallıhan -Ank.) amete [— ame - 1] amez Bir çeşit güz armudu. (Karakoca ‘Çan -Çkl.) amıca [amcacık, ami, aııııııi, anınca]
Amca. (incesu ‘Dinar -Af.; Kara-
dere ‘Gündoğmuş -Ant.)
[amcacık] : (Çınarcık ‘Tavşanlı
-Kü.)

239
[ami] : (-Bt.; “Divriği -Sv..) [ammi] : (Bereketli *Tavas, Kara-köy, *Düzce—Bo.; *Zile-To.; —Gaz.; “Antakya -Hat.)
[amuca] : (“Dinar -Af.; Garipköy “Tavas -Dz.; Yeniçubuk, “Gemerek -Sv.; “Mucur -Nş.; Çukurbağ “Ermenek -Kn.)
ânııdın [—»• amadan (I)] – amı dünya Herkes, bütün dünya: Amı dünya bize güldü. (Küçükisa “Zile -To.)
amıb [amuk] : Nane. (-E1.) [amuk] : (Tecde, -Mİ.)
amik Suda yaşıyan çok ince, uzun ve beyaz renkli bir kurt. (Güneyce -Rz.)
amıke [—• ame -1]
amışk [amişk] tkinci defa biçilen yonca. (*Erciş, -Vn.; -Bt.) [amişk] : (-Vn.; -Bt.)
amit [amit, âmut-1] Armut. (Güneyli, Salda “YeşUova, -Brd. ve köyleri; Ekse “Çal, Darıveren, Yukarıkara-çay, Alâeddin “Acıpayam, Karahisar “Tavas -Dz-.; Sürez “Bozdoğan -Ay.; Furunlu “Bayındır, -İz.; Genek “Yatağan -Mğ.) [âmit] : (“Yeşilova köyleri -Brd.) [amut, amut -1] : (“Tavas -Dz.)
amızikli Ağaçtan yapılan su kabı. (İsabey “Çal -Dz.)
ami [—* amıca]
aminimoşgöh Otlamaya giden deveyi çağırmak için kullanılan ünlem. (“Kaş köyleri -Ant.)
amişk [ —¦ amışk]
âmit [—• amit]
amma Nine. (Dağlat, Orhaniye, Akhisar-Af.; Çilehane *Reşadiye-To.)
amme Bağdat hurması veya Trabzon hurması denUen elma büyük-
lüğünde, turuncu renkli bir çeşit
meyva. (Bağyaka “Finike -Ant.;
“Marmaris -Mğ.) ammete Hısım, akraba. (Mençek
“Ermenek —Kn.) ammi [—* amıca]
ammo Üvey baba, babalık. (“Besni, -Adı. köyleri; -Ur.; -Gaz.)
amnon Yaz mevsimi: Buamnon çok bereketli olacak. (“Nazimiye. -Tn.)
amo, anıö [amov] Şaşkınlık ve bez^ girdik bildirir ünlem. (M. Hü-yük “Şarkışla -Sv.; Küçükisa “Zile -To.)
[amov] : (Mahzemin -Ky.) amofta Dağ çileği. (—Tr. köyleri) amov [— amo]
ampa 1. İstifade edilecek şey, yarar, çıkar. (“Bandırma -Ba.; Fili “Biga -Çkl.) 2. Sürek avcdığmda avları yandan kollıyan ve bekleme yeri üzerine süren kimse. (Kalivya “Malkara -Tk.)
ampah [ampak] Bembeyaz. (Bahçeli “Bor -Nğ.) [ampak] : (-Nğ.)
ampak [— ampah]
amrukmak Heveslenmek, özenmek, imrenmek. (Giremez “Araç, Bereketli, *Taşköprü, -Ks.; *Boyabat -Sn.)
amsalah [— amsalak -1]
amsalak [amsalah] 1. Şaşkm, budala, ahmak, alık, pısırık. (İncesu, “Dinar -Af.; Horoz “Yeşilova -Brd.; Kurtlar, Sırcalık “Acıpayam —Dz:; “Nazilli -Ay.; Güney -İz.; Fili “Biga -Çkl.; “Düzce -Bo.; “Zile -To.; Güneyce -Rz.; “Bor -Nğ.; Aslanköy “Mersin -İç.; “Elmalı -Ant.)
[amsalah] : (-Ky.)

240
2. Kadına fazla düşkün erkek. (‘Taşköprü -Ks.; “Merzifon köyleri -Ama.) amti [— ame)
amranmak Yayılıp oturmak, yan-gelmek: Tembelcesine -amranma. (Cihangazi “Bozüyük —Bd.)
amuca [— aınıca]
amuk [— amıfa]
amma Kayık yelkenlerinin bâş tarafı. (“Tirebolu -Gr.; Denizli “Vakfıkebir -Tr.)
amut, amut 1. [— amit] 2. Deve semeri, havut. (Fili “Biga -Çkl.)
amyöt Tulumbanın piston kolunu sıkıştıran kapağın altına sarılan yağlı ve kalınca ip. (Çıtak “Çivril -Dz.)
an, an (I) [anbaşı, ang (I), angı (III) -1, 2; anı, anık (V), anıt (III), ankaşı, anlık-1, annık (I), anyeri -1] 1. iki tarla arasındaki sınır, set şeklindeki ayrıntı, (ishakh “Bolvadin, “Dinar köyjeri, “Emirdağ, Atlıhisar —Af.; Kötüilyaslı -Uş.; Yakaköy, Çaltı, “Gelendost, Nudra, “Şarki Karaağaç, Sağrak, Belence “Sütçüler, “Keçiborlu ve köyleri, Yarıkkaya, Körküler, “Yalvaç, “Eğridir ve köyleri, “Senirkent, Atabey, Yukarıbademli, Senir, Gönen, -Isp.; “Yeşilova köyleri, “Bucak ve köyleri, “Te–fenni ve köyleri -Brd. ve köyleri; iğdir “Çivril, “Acıpayam köyleri, “Tavas köyleri, Hadım, “Çal, *Sa-v rayköy köyleri —Dz. ve köyleri; Sürez, Hamzabali, * Bozdoğan, “Nazilli, Alanlı -Ay.; -İz. ilce ve köyleri; *Burhaniye -Ba.; “Gelibolu, “Bayramiç, “Çan -Çkl.; Orta “inegöl -Brs.; Yenice “Emet, Alayunt -Kü.; “Söğüt ve çevresi,
Dodurga “Bozüyük -Bil.; Sadık-bağı, Dinek, “Sivrihisar -Es. ve köyleri; Tepe, “Seben, “Düzce, “Mengen, örencik, -Bo.; “Vezirköprü, -Sm.; Solakuşağı, “Şerefli Koçhisar, Şabanözü “Polatlı-Ank.; “Mucur, Köşker -Nş.; “Pınarbaşı, Tuzhisar “Bünyan, -Ky.; Bahçeli, “Bor, -Nğ. ve çevresi; Yendiğin “Ilgın, Çukurbağ, Uğurlu, “Ermenek, Kılbasan, “Karaman, “Akşehir, —Kn.; “Karaisalı, Havra-niye “Ceyhan -Ada.; İncekum, “Silifke, Emirşahlar, *Anamur,*Mut köyleri, “Mersin köy ve aşiretleri -İç.; “Gazipaşa, “Serik, Yelten, Çomakhdede “Korkuteli, Pirhasan-lar, Kışla, Akçaeniş “Elmalı, Karadere “Gündoğmuş, Kasaba “Kaş, İbradı, Güzelsu “Akseki -Ant.; Orhaniye “Marmaris, Ceylan, incirköy “Fethiye, “Ula -Mğ.) [anbaşı] : (Senir “Keçiborlu, Yassıviran, “Senirkent -Isp.) [ang(I)] : (ishakh, “Bolvadin -Af.; Yassıviran “Senirkent -Isp.; Değirmen “Yeşilova -Brd.; Isabey “Çal, Kızılca “Tavas, Alâeddin “Acıpayam, -Dz.; Tepecik -Ay.; -tz. köyleri; -Bil.; “Çerkeş -Çkr.; Yukarıkale “Koyulhisar -Sv.; Bahçeli “Bor -Nğ.)
[anık (V)] : (Ger mey an “Çorlu -Tk.)
[anıt(III)] : (Genek “Yatağan -Mğ.)
[ankaşı] : (Inköy -Kü.) [anlık -1] : (Dişli “Bolvadin -Af.; “Acıpayam, “Çal ve köyleri -Dz.; Gölcük “Bayramiç, Pekmezli, Fili “Biga -Çkl.; Safra “Bakırköy -ist.; “Ermenek çevresi -Kn.; -Ed.; Edir-
SanaDiaba
köy, Büyükmaııika “Saray -Tk.) [anmk, aiinık (I)] : (*Karahallı -Uş.; Sağrak »Sütçüler, Hazarzrat »Keçiborlu-Isp.; Ekse,Medele “Çal, Bulkaz “Çivril -Dz.; Yeniköy, Kürse -Ba.; Kocayayla, “Biga -Çkl.; Yaman, “Mudanya, “Mustafakemalpaşa -Brs.; Pazarcık “Bozüyük, Kaynarca “Osmaneli -Bil.; Hereke. “Gebze -Kc; “Silivri köyleri —ist.; Yeniçubuk “Gemerek —Sv.; Kızıllar -Kn.; —Ed.; Pehlivan, Çavuş-köy “Babaeski —Krk.) 2. Saçm ayrdma çizgisi, yiv. (“Sivrihisar -Es.; -Ama. köyleri) 3. Bahçe içinde suyun birikmesi için yapılan toprak set. (Büyükyenice “Osmaneli -Bil.) 4. Eklem, mafsal, boğum. (“Eşme ve çevresi —Uş-.; -Isp.; “Bayramiç, “Çan —Çkl.; Yahçiftlik, “Mudanya -Brs.; -ist.; -Çr.; “Merzifon ve köyleri, Çoran, -Ama.; Karakuş bucağı köyleri “Ünye, —Or. ve köyleri; Hay-darlı “Görele -Gr.; “Karaisalı -Ada.; “Silifke, “Mersin köyleri, -îç.; încirköy “Fethiye -Mğ.) [angı (III) -1] : (Karaptal “Akçaabat -Tr.)
[an yeri, an yeri -1] : (-Ama.) 5. Baldır, diz, incik. (“Köyceğiz, “Milas -Mğ.) 6. Elde, avuç ile bilek arasındaki şişkin yer. (“Gürün -Sv.) 7. Hayvanlarda dişlerin üst tarafında veya damakta çıkarak ot yemelerine engel olan şişlik, et parçası. (Bağıllı “Eğridir -Isp.; “Ermenek köy ve aşiretleri -Kn.) [angı (III) -2] : (-Krş.) [anı] : (Bahçeli, “Bor, -Ng. ve çevresi; Yendiğin “Ilgın -Kn.) 8. Yaprak, sap veya dalın gövdeye
241

bağlandığı yer, budak. (Hamidiye “Keçiborlu -Isp.; -Ba. ve çevresi; B. Çavuşlu *Silivri -îst.; Arpaköy -Or. köyleri; Haydârlı, Nefsiköseli “Görele —Gr-J Çisftepmar “Mersin -îç.; “Meriç -Ed.) 9. Aşıda kullanılan-çeliğin, aşılanan ağaç dalma değdiği yerdeki boğum: Bu çeliğin anı iyi değil. (Düzköy “Keşap -Gr.)
10. Birşey üzerinde yapılan çentik, yontuk. (încirköy “Fethiye -Mğ.)
11. Don ve pantolonlarda iki bacak arasındaki kısık yer, ağ, bu kısma konulan üçgen şeklindeki parça: Donun anını sarkık yapmışsın. (-Çr. ve çevresi; Zara -Ama.;-Gr.; -Ank.; Bahçeli “Bor -Nğ.; Çukur- ” bağ, “Ermenek, “Karaman -Kn.; Karadere “Gündoğmuş, îbradı*Akseki -Ant.)
an, an (II) 1. [- anız (I) -1] 2. Yap-raklardaki damar. (Teke -Ant.; “Meriç -Ed.) 3. Ağaç özü. (Harşit bucağı köyleri “Torul -Gm.) 4. Su. (-Dy.) an, an (III) 1. Alın, baş: 0 hayırsız evlattan annıma gün mü değecek sanki. (“Gürün köyleri -Sv.; “Erciş -Vn.) 2. Karşı, ön. (Emirşah-lar “Anamur, încekum “Silifke -îç.) an, an (IV) [anâ(I)-2] 1. Fırsat, elverişli durum: Anını buldun, elinden geleni yap. (“Merzifon ve köyleri -Ana.) 2. î şte, işte burada. (Ana-raş “Sürmene -Tr.) [anâ- (I) -2] : (“Gelendost -Isp.) anâ (I) [anah, anam (I), anana -1, anaş (II) -1, anav, anay (II) -1, andır (IV), ane, ânem (I), aney (I), ani, anîm, ani, anigu, anih, anim, anîrâ, aniy, anna (I) -1, anneh, annem, anney, aııo, anoğ, anov,
Derleme, 16
242
anfi-1, anuh (II), anuv] 1. Korku, şaşma, hayranlık bildir ünlem. (*Dinar -Af.; *Eşme -Uş.; Yank-kaya, Hisarardı, *Yalvaç, Bunak ‘Tefenni, Devri, Çamlık, * Bucak, -Brd.; İğdir »Çivril, Hırka, Kızılca »Tavas, »Sarayköy köyleri, Ortaköy, »Çal -Dz.; »Bozdoğan, Alanlı -Ay.; -Iz.; »Alaşehir, »Turgutlu, -Mn.; Hisaralan »Sındırgı -Ba.; Yenice »Emet,*Altıntaş -Kü.; »Sivrihisar, Yakakayı, -Es.; Aliköy »Çaycuma -Zn.; »inebolu -Ks.; »Kurşunlu, Saray -Çkr.; -Sm.; Kızdca »Artova, »Zile -To.; -Or. ve köyleri; Sinanlı »Vakfıkebir -Tr.; »Kelkit köyleri, »Bayburt köyleri, Sobran, -Gm.; Çayağzı »Şavşat, »Ardanuç köyleri, Ersis, »Yusufeli -Ar.; »Ardahan -Kr.; -Eze; -El. ve köyleri; »Arapkir -Mİ.; -Gaz.; -Mr.; »Yayladağı köyleri -Hat.; Akdoğan »Kızılcahamam, »Ayaş -Ank,; »Ürgüp -Ky.; Bahçeli »Bor, -Nğ.; Ortaca »Akşehir, Çukurbağ »Ermenek -Kn.; Karakuyu -Ada.; »Mut -îç.; Güzelsu, İbradı »Akseki, »Gazipaşa, »Elmalı -Ant.; Genek, »Yatağan, »Milas -Mğ.; »Lüleburgaz ve köyleri —Krk.) [anah] : (Sücüllü, Hisarardı »Yalvaç, »Senirkent -Isp.; Çepni »Turgutlu -Mn.; »Sivrihisar köyleri -Es.; -Ank.; Bürüngüz »Bünyan, »Ürgüp, Erkilet -Ky.; -Nğ.; »Ermenek ve köyleri, -Kn.; Keben, »Silifke -Iç.; »Gazipaşa -Ant.) [anam, anâm(I)]: (Bekilli*Çal-Dz.; »Edremit -Ba.; Yenice »Emet -Kü.; »Merzifon -Ama.; Karakuş bucağı köyleri »Ünye —Or.; »Ayaş -Ank.; Genek »Yatağan -Mğ.)
[anana-1] : (Güneyce -Rz.) [anaş (II) -1]: (-Gaz.; -Mr.;-Kn.) [anav] : (Ekse »Çal, Darıveren, »Acıpayam, Garipköy »Tavas -Dz.; Tepecik -Ay.; Çepni »Turgutlu -Mn.;’*Zde -To.; Bağlıca »Ardanuç -Ar.; -Gaz.; Soğukpmar »Kangal, -Sv.; »Ereğli, Zıvarık, Sille, -Kn.) [anay (II) -1 ] : (Çerçin -Brd.; Çan-darlı »Bergama —Iz.; »Akyazı çevresi -Sk.; »Bartın, »Safranbolu -Zn.; Karabüzey »Araç -Ks.; Ka-yı »Şabanözü, »İlgaz, —Çkr* ve köyleri; »Yusufeli -Ar.-T »Dörtyol, »Antakya -Hat.; Gürcü »Kızılcahamam, Çayırlı »Haymana, Ke-şanuz -Ank.; »Yatağan -Mğ.) [andır (IV) ] : (»İğdır -Kr.) [ane, ane] : (Başmakçı »Dinar -Af.; Karahisar »Tavas -Dz.; Tavşancıl »Gebze -Kc.)
[ânem (I) ]: (Mencdis »Keşap —Gr.) [aney (I) ] : (Sücüllü »Yalvaç -Isp.; »Bozdoğan -Ay.; »Gerede -Bo.; Çayır »Çaycuma -Zn.; »Taşköprü -Ks.; Irmaksırtı »Çarşamba -Sm.; Çayırlı »Haymana -Ank.) [ani] : (Hamzabali »Bozdoğan-Ay.; -Ba. ve çevresi; »iznik —Brs.; Dudaş »Tavşanlı -Kü.; -Ks.) [anîm] : (Karakuş bucağı köyleri »Ünye -Or.)
[ani, anî] : (Ilyas »Keçiborlu, Gönen -Isp.; Kızılca »Tavas, Kızıl-cabölük -Dz.; »Bozdoğan, »Germencik, Alanlı, -Ay.; Aziziye »Kuşadası -îz.; »Balya ve köyleri,-Ba.; -Bil.; Tavşancıl »Gebze, »İzmit -Ke; »Akçakoca, Ahmatlar -Bo.; »Çerkeş -Çkr.; »Milas ve köyleri -Mğ.)
[anigu, anih] : (-Ba.)

243
[anim, anîm]: (Karakuş bucağı köyleri *Ünye -Or.) [anirâ] : (“Akçakoca -Bo.) [aniy]: (Gökçeyaka “Yeşilova-Brd.; Karahisar “Tavas, “Sarayköy köyleri -Dz.; Eymir, “Bozdoğan, Yazır-h “NazUli -Ay.; “Öd emiş köyleri, “Kiraz köyleri -îz.; -Ba.; îsmetiye -Brs.; “Akçakoca -Bo.; Cumayanı -Zn.; “Taşköprü -Ks.; “Zile -To.; Uşhum* Yusuf eli -Ar.; Ergân —Eze; “Antakya -Hat.)
[arma, annâ (I)-1 ] : (îlyas “Keçiborlu -Isp.; Çıtak, İshaklı, “Çivril -Dz.; Aşağıılaca, Yakakayı —Es.; Gargara, îzvîtler “Ermenek -Kn.) [anneli] : (Doğanbey “Beyşehir -Kn.; Köseçobanlı “Gülnar -îç.) [annem] : (“Ünye -Or.) [anney] : (“Taşköprü -Ks.) [ano, anö] : (“Zile, Kızıh, “Artova -To.; “Refahiye* “Kemaliye —Eze; “Ağın -EL; “Arapkir -Mİ.; Yeniköy “Hafik -Sv.) [anoğ] : (“Zile -To.) [anov] : (Humhal “Yusufeli, To-sunlu “Ardanuç -Ar.; Karatoruk “Gürün -Sv.; Çanılh “Ayaş, Çayırlı “Haymana-Ank.; *Ermenek,-Kn.) [anü -1] : (-Bt.^ Alakilise, Aşağıiz-vit, Yukarıizvit “Ermenek -Kn.) [anuh (II)] : (Bürüngüz “Bünyan -Ky.)
[anuv] : (Mençek “Ermenek —Kn.)
2. [-». an (IV) - 2] ana (II) Esas, asıl, sermaye, temel.
(Çulhan “Bozdoğan -Ay.; -Mn.;
“Edremit -Ba.; “Simav, -Kü.;
Bozan -Es.; -Ks.; “Çerkeş -Çkr.:
-Sm.; Zara -Ama.; Kalafka -Tr.;
-Mİ. köyleri; Bahçeli, “Bor, -Nğ.;
“Elmalı -Ant.) ana (III) [anaç (VI) -2] 1. Değir-
mende çarka giden suyu salmıya yarıyan ark. (Evreşe “Gelibolu -»Çkl.; Danışman “Fatsa, “Mesudiye köyleri, —Or. ve köyleri; “Görele, “Tirebolu ve köyleri, -Gr.; Beşikdüzü “Vakfıkebir -Tr.; —Eze) [anaç (VI) -2] : (ZUe “Mesudiye -Or.; îcilli -Gr.)
2. Irmak, nehir gibi suların aktığı asıl yatak : Sakarya anaya çekilmiş. (Büyükyenice “Osmaneli -BU.; Bozan -Es.; -Ed.) 3. Toprak kazıldığı zaman meydana çıkan alt tabaka, sert toprak. (-Ky.)
ana (IV) Mahyacdıkta çengelle bağlanan esas ip. (-îst.)
ana (V) [anarı (I) ] 1. Ağaç gövdesi : Eriğe anadan bir aşı yaptım. (Hisar “Sarayköy -Dz.) 2. Patlıcan fidesi. (“Ayaş -Ank.) 3. Tütünün alttan üçüncü tabakası olan en iri yaprakları. (“Düzce -Bo.; -Sm.) 4. Arı beyi. (-Ed.)
[anarı (I)] : (îshaklı “Bolvadin -Af.; Çulhan “Bozdoğan -Ay.) 5. Sirke içinde pelte halinde bulunan maya. (Kalafka — Tr.) ana (VI) [anaç (VII) -1, anaç kerpiç, ana kesek] 1. Kapı, pencere kasası. (Bozan -Es.; -To.; -Nğ.) 2. Çatıda kullanılan kalın kereste, kalas. (-Yz. köyleri; îbriktepe, Harala, Karaağaç “İpsala -Ed.) 3. Ana kalıpla dökülmüş büyük kerpiç. (-Mr.; Sobran “Nallıhan -Ank.) [anaç(VII) -1] : (Yeşilyuva “Acıpayam -Dz.; Küperi, -Eze; “Hozat -Tn.; -El.)
[anaç kerpiç] : (“Merzifon -Ama.; -Mİ.)
[ana kesek] : (“Bor -Nğ.) ana (VII) Kilimlerde veya kıldan

244
örülen çul, heybe, çuval gibi şeylerde tam ortaya konulan büyükçe bir motif, (tncekum “Silifke -İç.)
ana ağzı Balık ağının ortası. (“Üsküdar -İst.)
anababa kokusu 1. Kır menekşesi. (Pazarcık “Bozüyük -Bil.) 2. Yaprağı kekik otuna-benziyen, mercan-guş da denilen bir çeşit çiçek. (-Ant.)
ana bacı Bir topluluğa çıkarılacak yemeği düzenliyen, idare eden kadm. (Akçaeniş “Elmalı -Ant.)
ana bala Anne ile çocuğu, ana evlât. (Taşburun, “İğdır -Kr.)
anaberi [anara, anaraberi, anar banar, anarberi -1, anarbeti -1,. anarı be-neri -1, anarı beniri, anarıberi -1, afierberi, anerbeti] Ufak tefek, öteberi, sandık eşyası. (İlyas “Keçiborlu -Isp.; “Tire -İz.; “Gördes -Mn.)
[anara, anaraberi] : (-M1.) [anar banar] : (Erbeyli -Ay.) [anarberi -1] ; (Derbent “Buldan -Dz.; Sultanhisar, Hacıbeyli “Nazilli, “Bozdoğan, Karahayıt -Ay.; “Tire -tz.; “Milas -Mğ.) [anarbeti -1] : (-Ay.) [anarı beneri -1] ı (Sürez, “Bozdoğan, Tekeli -Ay.; “Bergama -İz.; Fodra -Brs.) [anarı beniri] : (“Savaştepe ve köyleri -Ba.)
[anarıberi'-1] : (Denizler “Çal-Dz.; Eğridere “Kuyucak, “Bozdoğan, Tepecik-Ay.; Birgi “Çeşme -İz. ve ilçeleri; Gebeler, “Kırkağaç -Mn. ve çevresi; Çağış, -Ba.; Aşağıılıca -Es.; -Çr.; -Sv.; “Milas -Mğ.) [afierberi] : (Alanlı -Ay.) [afierbeti] : (Alanlı -Ay.)
ana bezi [— analık (III)] anabobulluk, anaboburluk Açıkgözlük. (“Silifke -İç.) anabuba Cevizlerin uzvu tezkiri.
(“Safranbolu -Zn.) anaç 1. [—*¦ anaç (I) 1] 2. Çok
doğuran iyi cins hayvan. (—Ada.)
3; Yaşhkılhğ denilen bir çeşit kuş.
(Kerkük) anacak [—» andaç (I) - 1] anacan babacan Sıkıntılı, telâşlı
zaman veya durum, ana baba günü.
(Kavakiçi “Simav, Yenice “Emet
-Kü.)
anaccopulu Annesinin huyunda olan. (“Ağın -El.)
anacı [anacıl, anacdı, anakız-3] Babadan çok anneyi seven, anneye düşkün olan çocuk. (Yenice “Emet -Kü.; Aliköy “Çaycuma -Zn.; Nef-siköseli “Görele -Gr.) [anacıl] : (İlyas “Keçiborlu -Isp.; Çerçin, -Brd.; “Eşme -Uş.; İğdir “Çivril, “Sarayköy, -Dz.; -Mn.; -Ba.; -Brs.; -Kü.; Avşar aşireti, Fakıekinciliği “Pınarbaşı -Ky.; -Ada.; “Silifke -İç.; Güzelsu “Akseki, “Elmalı -Ant.; “Marmaris köyleri, Ycrkesik çevresi -Mğ.) [anacdı] : (Hamzabali “Bozdoğan -Ay.)
[anakız - 3] : (“Tefenni -Brd.)
anacığını anaa Hayret bildirir ünlem. (Köseçobanlı “Gülnar -İç.)
anacık [ancık(I), ane(II), aney(II), anü - 2] Anne. (“Ulukışla -Nğ.) [ancık(I)]: (Kayırlar “Bigadiç -Ba.) [ane, ane (II)]: (“Erciş -Vn.; “Nazimiye -Tn.; -Ur.; Vazıldan “Divriği, Çöplü “Gürün —Sv.) [aney(H)] : (“Birecik -Ur.; Amik
SanaDiaba
245
ovası “Reyhanlı -Hat.; Karayakup
“Suşehri -Sv.)
[anü- 2] : (-Bt.) anacıl [—*¦ anacı] anacılı [—*¦ anacı]
anaç (I) [anaç -1, anakız-1, anaş (I)-l, aneç (I) -1, 2; aneş (I) ] 1. Ana-laşmış, çok yavru doğurmuş, yaşlanmış, kümes hayvanı, kuş ve evcil memeli hayvan. (Dişli, İshaklı “Bolvadin, Kızılköy “Dinar -Af.; “Eşme ve çevresi -Uş.; “Yalvaç ve köyleri, Yassıviran “Senirkent, “Uluborlu, “Gelendost, Gönen, Senir -Isp.; “Yeşilova köyleri, Kavuncu “Gölhisar, -Brd. ve köyleri; Yeşilyuva, Alâ-eddin “Acıpayam, Ekse, Bekilli “Çal, İğdir, Çıtak “Çivril, “Sarayköy köyleri -Dz.; Eğridere “Kuyucak, Hamzabali, Sürez, Eymir, “Bozdoğan -Ay.; Tepeköy “Torbalı, Çan-darlı “Bergama, Bornova -îz.; Çepni “Turgutlu, “Alaşehir, -Mn.; “Bandırma, “Edremit, -Ba. ve çevresi; Evreşe, “Gelibolu, “Çan, “Bayramiç -Çkl.; “Mustafakemalpaşa, “inegöl, -Brs.; Beşkarış, Geçek, “Altıntaş, “Simav-Kü.; “Sivrihisar, -Es. köyleri; Darıca “Gebze, “Kandıra-Kc; “Düzce, “Gerede, Dadıç -Bo.; “Akyazı çevresi-Sk.; Yeniköy, -ist.; “Bartın, Aliköy, Karapınar “ÇayCuma, Kirpe, “Safranbolu-Zn.; “inebolu, —Ks.; “Kurşunlu —Çkr.; -Çr.; -Sn.; “Çarşamba, “Alaçam -Sm,; “Merzifon ve köyleri, Varay -Ama;; Tekneli, “Zile, Oktap, Kun-duzağdı “Artova, -To. ve çevresi; Karakuş bucağı köyleri, “Ünye, * Ak-kuş köyleri, Zile “Mesudiye, Danışman “Fatsa, -Or. ve köyleri;,”Maçka
köyleri, Beşikdüzü “Vakfıkebir-Tr.; Havsu “Kelkit, -Gm. ve köyleri; Ersis, “Yusufeli, “Şavşat köyleri, “Ardanuç ve köyleri-Ar.; Kızılçakçak “Arpaçay, Toreshev, “Ardahan, “İğdır ve çevresi -Kr.; Küpesi -Eze; “Ağın -El.; “Arapkir -Mİ.; -Ur.; “Kilis, Lohan, -Gaz.; -Mr. çevresi; “Beyhanlı ve Amik ovası Türkmenleri, “Kırıkhan, Gâvurdağı, “Yayladağı köyleri, “Antakya -Hat.; Telin “Gürün, Çepni “Gemerek, Hacıilyas, “Koyulhisar, M. Hüyük, Ortaköy “Şarkışla, Vazıl-dan, “Divriği, “Zara, -Sv.; “Sorgun, -Yz. köyleri; Çanıllı “Ayaş, Solakuşağı “Şerefli Koçhisar, Yaraşlı “Haymana, “Kızılcahamam -Ank. köyleri; Avşar aşireti, “Pınarbaşı, Mahzemin -Ky.; Kaynarca, “Bor, -Nğ.; “Ermenek, Gaziler “Hadım, “Karaman, “Akşehir, Tömek, -Kn.; “Silifke, Meydan “Mut, “Anamur, Namrun “Tarsus -Iç.; “Elmalı, Çukurbağ “Kaş, -Ant.; Genek, “Yatağan, Yakabağ “Fethiye, Orhaniye “Marmaris, “Milas -Mğ.; Kaya-pa “Lalapaşa -Ed.; Kıbrıs, Kerkük) [anaç -1] : (Harşit bucağı köyleri “Torul -Gm.)
[anaş (I) -1] : (Söğüt “Tefenni -Brd.; Kızdca “Tavas, isabey “Çal -Dz.; Cumayanı —Zn.; Kalafka —Tr.; Bağyaka, Çavdır “Finike -Ant.; “Fethiye ve köyleri -Mğ.) [aneç (I) -1] : (ishaklı “Bolvadin -Af.; “Şarki Karaağaç -Isp.; “Yeşilova köyleri,. “Tefenni, Hacılar -Brd,; Danveren, Oğuz, “Acıpayam, Karahisar “Tavas, Bulkaz “Çivril -Dz.; Hereke, Ula-mış “Seferihisar -Iz.; Yenice “Emet

246
-Kü.; Cumayanı -Zn.; *Zile -To.; Hasanlar *Milâs, *Ula -Mğ.) [aneş (I)] : (Çeltek »Yeşilova -Brd.; Bağyaka, Çavdır »Finike -Ant.) 2. Çok oğul vermiş arı. (Yassıviran »Senirkent -Isp.; Kurna -Brd.; »Ardanuç ve köyleri -Ar.; »Divriği -Sv.) 3. ihtiyarlamış, kocamış adam. (Kurşunlu »Gölpazarı -Bil.)
4. Evlenmemiş, yaşlanmış kız. (-Ba.; Çavuşköy »Babaeski -Krk.) [anakız -1] : (»Eşme -Uş.; -Nğ.; -Kn.)
5. Orta yaşlı, ergin, olgun kadın. (»Ünye -Or.; »Ardanuç köyleri -Ar.) 6. Kuvvetli sağlam. (»Karamürsel -Kc.) 7. Çok beslenmiş, iri, dolgun : Anaç bir tavuk aldım. (»Eşme -Uş.; -Brs.; Geçek »Altıntaş -Kü.; »Düzce -Bo.; Hami-tabat »Lüleburgaz —Krk.) 8. iyi cins damızlık hayvan, boğa. (Fili »Biga -Çkl-; Nurgâh »ispir -Ezm.; Belkıs »Serik -Ant.) 9. Aşı yapılan dal, gövde. (»Senirkent, »Uluborlu, »Gelendost, Gönen -Isp.; Alâeddin »Acıpayam, Bekilli »Çal, -Dz.; -Mn.; Eğrigöz »Emet -Kü.; Kirazlı »Güneyce -Rz.)
[aneç (I) -2] : (Eğrigöz »Emet -Kü.)
anaç (II) Köklü, eski : Bu anaç bir ağaçtır. (»Gelibolu -Çkl.; Hayati »Erbaa -To.; Lohan -Gaz.)
anaç (III) Çelik çomak oyununun büyük sopası. (»Antakya -Hat.)
anaç (IV) [anaş (I) -2, aneç (II), aneş (II)] 1. Kurnaz, tecrübeli, bilgili. (Kurna -Brd.; »Bozdoğan -Ay.; Falaka »Bayındır, Bornova -Iz.; »Düzce -Bo.; »Kargı —Ks.; »Kurşunlu -Çkr.; -Çr.; »Boyabat -Sn.; * Alaçam -Sm.; Eraslan
-Ama.; »Zile -To.; Çayağzı »Şavşat, »Ardanuç köyleri -Ar.; Kızılçakçak »Arpaçay, »Göle, »Ardahan, -Kr. ve çevresi; Çepni »Gemerek, »Zara -Sv.; »Mucur -Nş.; Kaynarca, »Bor, -Nğ.; »Karaman, Güvenç -Kn.; »Elmalı-Ant.) [anaş (I) -2] : (Bağıllı »Eğridir -Isp.; Bağyaka, Çavdır »Finike -Ant.; »Fethiye ve köyleri -Mğ.) [aneç (II)]: (»Şarki Karaağaç -Isp.) [aneş (II)] : (Ürkütlü »Bucak-Brd.; Bağyaka, Çavdır »Finike —Ant.) 2. Serbest hareketli, başına buyruk, eksik terbiyeli kız veya kadın: Bu kız amma da anaç olmuş ha… (Eymir »Bozdoğan —Ay.; —Ks.; Meydan »Mut -Iç.)
anaç (V) Huy ve şekil bakımından anneye benzeyen:. Küçüklüğünden beri anaçlığını bırakmadı. (Karaözü »Gemerek, Ortaköy »Şarkışla, So-ğukpmar »Kangal -Sv.)
anaç (VI) 1. Su arkı, bent. (»Koyulhisar -Sv.) 2. [-+ ana (III) -1]
anaç (VII) 1. [-»ana (VI) -3] 2. [—• ana kalıp]
anaç (VIII) Bakımlı, verimli toprak. (»Maçka köyleri -Tr.)
anaç (IX) Kağnı tekerleğinin orta kısmı. (Küperi -Eze.)
anaç (X) [—*¦ annaç (I) -1]
anaç (XI) [—»• andaç. (I) -1]
anacak Çobanların kullandıkları küçük balta. (Kapıköy »Maçka -Tr*)
anaç bal Çok oğul vermiş arının balı. (-Nğ.)
anaç balı Rengi koyu olan bal. (»Hozat -Tn.)
anaç biilüç Çoluk çocuk, büyük küçük, evcek. (Doğanbey »Beyşehir -Kn.)

247
anaç kerpiç [-*¦ ana (VI) - 3] anaçlamak Kız evde kalmak, evlenmeden yaşlanmak. (Cumalıkızık -Brs.)
anaç tikeni Bir iki metre yüksekliğinde dikenli bir bitki. (Uluşiran *Şiran -Gm.)
anaç yapdı Annesinin huyunda olan. (Ağın * Keban -El.)
anadad [—* anadut (I)]
anadan cavlak 1. Doğuştan kel olan kimse. (Ekse »Çal -Dz.) 2. Doğuştan deli olan kimse. (Ekse *Çal -Dz.)
anadan ıra fan [anadan rahvan] 1.
Doğuştan, rahvan olan tay, kısrak, beygir. (»Fethiye köyleri -Mğ.) [anadan rahvan] : (Köseçobanlı »Gülnar — Iç.)
2. Annesine kötü huy bakımından benziyen kız veya kadın. (»Fethiye köyleri —Mğ.)
anadan rahvan [— anadan ırafan]
anadat [—*¦ anadut (I)]
ana davan Yavrularına sahip olmamak şartiyle yalnız yağından faydalanmak ve istenildiği zaman aynı yaşta ve sayıda geri almak üzere bakıcıya verilen dişi kd keçi. (Köseçobanlı »Gülnar -Iç.)
ana demir Arabanın sandık kısmının yan taraflarının içinden, çamurluğa kadar uzanan direkler bölümü. (-Ant.)
ana devli Hasta, rahatsız, hasta mizaç. (-Ar. ilce ve köyleri)
ana dıvar Kerpiç evde taştan örülmüş ,duyar. (—Brs.)
ana d onluğu [—*¦ analık (III)]
anadot [—anadut (I)]
anadut (I) [anadad, anadat, anadot, anaduz, ananat, anat, anatut, ana-
vut, anazıt, anazot, anazut, andat, andut, anduz (I), anenet, anıdot, anlat, annad, annadut, annanat, annat(I)-l] Ekin demetlerini arabaya koymaya ve harmanı aktarmaya yanyan, üç, dört, beş, yedi çatallı olabilen, uzun saplı aygıt, dirgen, yaba. (*Gelendost, »Şarki Karaağaç* »Senirkent -Isp.; Kumarlar »Bayramiç -Çkl.; Hoca »I-negöl —Brs.; Sarıkavak -Es.; Solaklar -Kc; Tepe »Seben, »Mudurnu ve köyleri, »Göynük köyleri, -Bo.; »Safranbolu -Zn.; »Araç ve köyleri, »Taşköprü, Kurusaray ve çevresi »Boyabat, Kuzyaka, —Ks.; Hacımuslu, »Kurşunlu, Genek -Çkr.; Büyükhırka »Alaca, Çıkrık »Mecitözü, »İskilip, — Çr.; Cuma »Boyabat —Sn. ve çevresi; Ahırlı »Kavak -Sm.; »Merzifon, -Ama. köyleri; Dodurga »Artova, Ficek, Çilehane »Reşadiye, Kebün »Niksar, Çayır, »Zile ve çevresi, —To. köyleri; -Tr.;*Şebin Karahisar —Gr.; »Ardanuç, »Şavşat -Ar.; Cinis »Aşkale, Armudan »Ilıç, »Refahiye ve çevresi -Eze; Aşudu »Darende-Ml.; -Gaz.; Mehmetbey, Çardak »Göksün, Çoğulhan, »Afşin -Mr.; Ağrakos »Suşehri, Karaözü, Çepni »Gemerek, Haciilyas, »Koyulhisar, Kayalıpınar, Karak »Yddızeli, »Kangal ve köyleri, »Gürün köyleri, »Divriği ve, köyleri, Ortaköy »Şarkışla, Ulaş, -Sv.; »Boğazlıyan, Dişli »Sorgun, Çaldı -Yz. ve köyleri; Sobran »Nallıhan, Solakuşağı »Şerefli Koçhisar, Yaraşlı »Haymana, Güdül »Ayaş, »Kırıkkale, »Balâ —Ank.; Sanlar ‘»Avanos —Krş.; Üçkuyu »incesu, Avşar ve Türkmen

248
aşiretleri, “Pınarbaşı, “Bünyan -Ky. ve köyleri; “Mucur köyleri, “Hacıbektaş, -Nş.; “Bor -Nğ. köyleri; “Ereğli -Kn.; Yolgeçen -Ada.; -Ed.)
[anadad] : (Uluğbey “Senirkent, Körküler “Yalvaç, Aydoğmuş, “Keçiborlu -Isp.)
[anadat] : (“Dinar -Af.; “Eşme -Uş.; Sofular, “Eğridir, “Uluborlu, Yassıviran, “Senirkent, “Keçiborlu, “Gelendost, “Şarki Karaağaç, Atabey-Isp.; Ürkütlü “Bucak, Kavak “Yeşilova, Bunak “Tefenni, Kozluca, Çerçin -Brd.; Kaynarca “Bor -Nğ.; “Bozkır -Kn.) [anadot] : (islâm -Isp.; Çardak bucağı ve çevresi, “Göksün, —Mr.; -Nğ.; -Ant.)
[anaduz] : (Aşağısoku -Bo.) [ananat] : (Bedeş “Şuhut, “Emirdağ -Af.; Kayadibi “YeşUova—Brd.; Bulkaz “Çivril, Sığma, Karataş “Sarayköy, Solmaz “Tavas, “Çal köyleri, Honaz -Dz.; —Ay.; “Eşme ve çevresi, Uncuboz, —Mn.; Yukarı-sölöz “Orhangazi, Hamzabey, Tah-taköprü “İnegöl —Brs.; Ayvalı*Tav-şanlı, Yenice “Emet, “Simav -Kü.; Yenipazar “Gölpazarı, Dodurga “Bozüyük, Zeyye, Tozman —Bil.; “Sivrihisar ve-köyleri, Bozan, -Es.; -Sm.; Totak, Çalış “Haymana -Ank.; Zıvank “Cihanbeyli, “Akşehir, “Karaman, -Kn,; Bayat “Elmalı -Ant.) [anat] : (-Kn.)
[anatut] : (“Safranbolu -Ks.; “Alaca, Şeydim, -Çr.; M. Hüyük “Şarkışla -Sv.)
[anavut] : (Dereköy “Develi -Ky.) [anazıt] : (“Çeşme -İz.; Bo. köy-
leri; “Ayaş, Şabanözü “Polatlı, Çayırlı “Haymana, -Ank.) [anazot] : (-Bo. ve çevresi; Balcalı “Çarşamba -Sm.) [anazut] : (Bolu, “Gerede, -Bo. ve köyleri; “Çerkeş -Çkr.; -Ank. çevresi; -Ky. çevresi) [andat] : (Aliköy -Isp.; Karamanlı “Tefenni, Çamköy “Gölhisaf, “Yeşilova köyleri, Hacılar, -Brd. ^Acıpayam -Dz.)
[andut] : (“Boyabat -Sn.) [anduz (I)] : (-Bo.) [anenet] : (Borlu “Gördes ^Mn.) [amdot] : (İlyas “Keçiborlu -Isp.) [anlat] : (Çıtak “Çivril -Dz.) [annad] : (“Çivril ve çevresi -Dz.) [annadut] : (Avşar ve Türkmen aşiretleri “Pınarbaşı -Ky.) [annanat] : (İsabey “Çal -Dz.) [annat (I)-l] : (İshakh, Dişli “Bolvadin, Işıklar -Af.; İğdir, Çöplü, “Çivril -Dz.; “Alaşehir -Mn.; Beşkarış “Altıntaş, —Kü.; Atlas “Sivrihisar, Yakakayı, Bozan, —Eş.; Eti-mesut -Ank.)
anadut (II) 1. Yaşlı dut ağacı. (En-giz “Bafra -Sm.; -Sv.) 2. Tanesi ayrdmamış buğday başağı. (-Sm.)
anaduz [—*¦ anadut (I)]
ana eti Çırılçıplak, anadan doğma. (-Ezm.)
anafarta Yele karşı, çok yel alan yer. (Arnavutköy “Beşiktaş -İst.)
anafol kovanda, ana arının büyüdüğü özel petek. (Güneyce -Rz.)
anafur 1. Yolsuz elde edden, çalman şey. (“Zile ve çevresi —To.) 2. Anafor. (Nefsiköseli “Görele -Gr.)
anagenneş Amca karısı, yenge. (Tok-macık “Yalvaç -Isp.)
SanaDiaba
249
anaglamak [afia'lamak] Vuracak gibi olmak, vurmaya niyet etmek. (Beylerli »Bozdoğan ~Ay.) [afia'lamak] : (Şeref »Yatağan -Mğ.)
anagül Demir tarakla taranan ikinci kalite yün. (»Ardanuç -Ar.)
anağız Değirmene öğütülmek üzere getirilen yarım çuvaldan az tahıl. (»Pasinler -Ezm.)
anah [— anâ (I) - 1]
ana hakkı Gelinin annesine başlık sırasında verilen hediye. (-Tr. köyleri)
ana hah [ana hali, analık hali] Kadınlarda aybaşı, âdet, kirlenme. (»Mesudiye köyleri -Or.; Karapa-paklar -Kr.; »Antakya -Hat.; Mah-zemin -Ky.)
[ana hali] : (»Fethiye köyleri -Mğ.) [analık hali] : (Yenice »Emet -Kü.)
ana hali [—» ana halı]
anahtarlı Burnundaki beyaz leke çene altına kadar inen at. (Kalafka -Tr.)
ana ini [ana yoluğu] Nişandan sonra kızın annesine gönderilen hediyelik kumaş. (»Pasinler -Ezm.) [ana yoluğu] : (-Eze.)
ânak [— anlak (I) - 1]
anak [andaş - 2] 1. Hafıza, bellek. (-Ba. köyleri; -Ada.) 2. Karşılık, mukabil. (»Zile -To.) 3. [-»andaç (I) - 1] 4. Heykel, abide. (-Sv.) [andaş - 2] : (-Ada.)
anakados etmek Sıkmak, bunaltmak : Beni anakados etme. (Dağ köyleri »Maçka -Tr.)
ana kalıp [anaç (VII) - 2] Büyük kerpiç kalıbı. (»Of -Tr.) [anaç (VII) -2] : (»Bor -Nğ.)
anakara üzümü Şarapçdıkta kulla-
nılan iri taneli, ince kabuklu bir çeşit üzüm: (Dereköy -To.) anakdar [anakder, anâtar, anâte, anedder, anehder, ântar] Anahtar. (-Sm.)
[anakder] : (-Gaz.) [anâtar] : (-Es.)
[anâte] : (Büyükyenice »Osmaneli -Bil.)
[anedder] i (»Merzifon köyleri -Ama.)
[anehder] : (Sarıhamzalı »Sorgun -Yz.)
[antar] : (Yassıhüyük »Çivril, -Dz.) anakder [— anakdar] ana kesek [—*¦ ana (VI) - 3] anakız 1. [—»• anaç (I) - 4] 2. Sevimli,,
cana yakın küçük kız çocuğu.
(»Eşme -Uş.; -Kü.) 3. [—»anacı]
4. Öksüz. (-Kü.) anakız çorbası Mercimek ve pirinçle
yapılan bir çeşit çorba. (»Taşköprü
-Ks.)
anaklamak Gözetlemek, bakmak. (-Mn.)
anakodos 1. Dargın, somurtkan. (»Tirebolu -Gr.) 2. Sıkıntı, keder. (»Akçaabat -Tr.)
ana kuzu Çatılara konulan yerli kiremitlerin altta (ana) ve üstte (kuzu) bulunmalarına göre aldıkları ad. (»Elmalı -Ant.)
analamak [— ağnamak (I) -1]
afia’lamak [— anaglamak]
analı Anneciğim anlamında. (Ersis »Yusufeli -Ar.)
analıh [—*¦ analık (I) -1]
analık (I) [analıh, analüh, analuk - 2] 1. Üvey anne. (»Dinar köyleri,. Dişli »Bolvadin -Af.; »Eşme köyleri -Uş.; Sağrak »Sütçüler, »Keçiborlu köyleri, Çaltı »Gelendost,.

250
“Senirkent, “Eğridir köyleri, Tahtacı aşireti -Isp. köyleri; “Yeşilova köyleri, Devri, Kuşbaba “Bucak, Bunak “Tefenni, -Brd. ve köyleri; “Sarayköy köyleri, Çıtak, İğdir “Çivril, Yeşilyuva “Acıpayam, Bereketli “Tavas, “Çal köyleri, -Dz. köyleri; Eymir, Sürez, “Bozdoğan, Eğridere “Kuyucak, Dallıca “Nazilli, Tepecik -Ay.; “Bergama, Tepe-köy “Torbalı, Falaka “Bayındır -İz.; “Akhisar, “Alaşehir -Mn.; “Edremit ve çevresi, “Bandırma, Yeniköy, -Ba.; Evreşe, “Gelibolu, Fili “Biga-Çkl.; “Mustafakemalpaşa, “İnegöl, İsmetiye, -Brs.; Yenice, Eğrigöz “Emet, Geçek “Altıntaş, —Kü.; “Sivrihisar, Bozan, -Es.; “Kandıra -Kc; İğneciler “Mudurnu, “Gerede, -Bo. ve köyleri; “Akyazı çevresi -Sk.; Baklalı “Çatalca -İst.; “Bartın, Aliköy, Çayır, “Çaycuma, “Safranbolu, Cumayanı-Zn.; -Ks.; Dümeli “Şabanözü, “Kurşunlu, Genek-Çkr»; “İskilip, -Çr.; -Sn.; “Alaçam -Sm.; “Merzifon ve köyleri, “Gümüşhacıköy -Ama.; “Taşova, Çilehane “Reşadiye, “Zile ve çevresi, -To. ve köyleri; “Akkuş köyleri, Karakuş bucağı köyleri, Zile “Mesudiye, -Or.; Düzköy “Keşap, “Görele köyleri, “Tirebolu ve köyleri, “Bulancak ve köyleri -Gr.; Denizli, Beşikdüzü “Vakfıkebir, “Çaykara, -Tr. köyleri; -Gm. ilce ve köyleri; Hamidiye “Pazar, Dağınıksu -Rz.; “Ardanuç köyleri” “Şavşat ve köyleri, Uşhum, Ersis “Yusufeli, “Hopa -Ar.; “Ardahan, “İğdır ve çevresi -Kr. köyleri; Ke-çek “Oltu -Ezm.; “Kemaliye, So-sunga “Çayırlı, -Eze ve köyleri;
“Erciş, -Vn.; -Bt.; -Sr.; “Hozat, “Nazimiye -Tn.; “Ağın -El.; -Mİ.; “Kilis, -Gaz.; “Afşin, “Elbistan, -Mr.; Hisarcık “Yayladağı, “Dörtyol, “Reyhanlı, Amik Ovası Türkmenleri, “Antakya ve köyleri,-Hat.; “Zara, Hacıilyas, “Koyulhisar, Çepni “Gemerek, Ağrakos “Suşehri, Ka-yalıpınar “Yıldızeli, Soğukpmar, “Kangal, Çöplü, Tekerahma, “Gürün, —Sv. ve çevresi; -Yz.; Çanıllı, “Ayaş, Solakuşağı “Şerefli Koçhisar, Sobran “Nallıhan -Ank.; Mahzemin -Ky.; -Nş.; Bahçeli, “Bor, -Nğ.; Doğanbey “Beyşehir, “Ermenek ve köyleri, “Karaman ve köyleri -Kn.; -Ada. ve köyleri; “Silifke, “Mut köyleri, “Anamur, “Mersin köyleri, -İç.; Semayük, “Elmalı, İbradı “Akseki, Bağyaka, Çavdır “Finike -Ant.; Dont, Yakabağ “Fethiye -Mğ.; Kayapa “Lalapaşa, -Ed.; Saray çevresi -Tk.; “Lüleburgaz ve köyleri -Krk.; Kıbrıs) [analıh] : (Hayati “Erbaa -To.; Tekke -Gm.; * İğdır, Kızılçakçak * Arpaçay -Kr.; -Ezm.; -Dy.; -El.; * Arapkir -Mİ.; * Birecik, *Siverek, Sürüç, -Ur.; *Divriği -Sv.; Sarıhamzalı “Sorgun -Yz.; Avşar ve Türkmen aşiretleri “Pınarbaşı, “Bünyan -Ky.; “Hacıbektaş, “Mucur -Nş.) [analüh] : (“Ardahan -Kr.) [analuk -2] : (Anaraş “Sürmene-Tr.) 2. Kaynana. (“Dinar köyleri, İshaklı “Bolvadin -Af.; Sağrak “Sütçüler, Sücüllü, Körküler “Yalvaç, “Şarki Karaağaç, “Keçiborlu köyleri, Çaltı, Yakaköy, “Gelendost, Uluğbey “Senirkent, “Eğridir köyleri, Tahtacı aşireti —Isp.

251
köyleri; Çamköy * Gölhisar, ‘Yeşilova köyleri, Kuşbaba * Bucak, Söğüt, Bunak, ‘Tefenni, -Brd. ve köyleri; Sarınıahnıutlu ‘Buldan, ‘Sarayköy köyleri, İğdir, Bulkaz *Çivril, ‘Acıpayam köyleri, ‘Tavas köyleri, Isabey ‘Çal, -Dz. ve köyleri; Sürez, ‘Bozdoğan, Eğridere *Ku-yucak, Tepecik, Alanlı -Ay.; Bozan -Es.; Çayır ‘Çaycuma -Zn.; ‘Çarşamba ve köyleri -Sm.; ‘Merzifon -Ama.; Karakuş bucağı köyleri ‘Ünye, ‘Perşembe, -Or. ve köyleri; -Tr. köyleri; Ergân —Eze; ‘Ermenek -Kn.; Semayük, ‘Elmalı, İbradı, Güzelsu ‘^kseki, Bağ-yaka, Çavdır ‘Finike -Ant.; Ortaca ‘Köyceğiz, Yaşyer ‘Milas, Yerkesik çevresi -Mğ.) 3. Düğünde sağdıçlık eden kimsenin karısı, annesi. (Mağura ‘Maçka, -Tr. köyleri; Ergân -Eze) 4. Gelini düğüne hazırlıyan kadın, (Hacavera ‘Maçka -Tr.) 5. Kardeşlik olan kadın ve kızlara şerbeti içiren kadın. (-Tr. köyleri)
analık (II) Bir çeşit çocuk oyunu. (Akçaşar ‘Eğridir -Isp.; Çeltek, Salda ‘Yeşilova -Brd.)
analık (III) [ana bezi, ana donluğu, ana yolluğu, ana yolu] Düğünde kızın annesine verilen elbiselik kumaş. (İğneciler ‘Mudurnu -Bo.) [ana bezi] : (Tekke -Gm.; -Kn.) [ana donluğu] : (-Çr. köyleri) [ana yolluğu] : (Giremez ‘Araç, –Ks.; -Çr.; Kızılca ‘Artova -To.; ‘Afşin -Mr.; -Yz.) [ana yohf] : (‘Refahiye çevresi -Eze; -Yz. köyleri)
analık hah [—*¦ ana hah]
analı kızlı 1. Salkımında irili ufaklı |
taneleri bulunan bir çeşit üzüm. (‘Sivrihisar -Es.) 2. içinde kesilmiş hamur bulunan mercimek çorbası. (-Sm.)
analım Acı bildirir ünlem. (Tekke-köy -Dz.)
analis [analiz] Yumuşama, gevşeme, su çekme. (‘Maçka ve köyleri -Tr. köyleri; -Rz. köyleri; Ağrakos ‘Suşehri -Sv.)
[analiz] : (Anaraş ‘Sürmene -Tr.)
analis etmek [analislamak] Gevşemek, yumuşamak. (Güneyce -Rz.) [analislamak] : (Kalafka -Tr.)
analislamak [— analis etmek]
analislatmak Yumuşatmak, gevşetmek, ıslatmak. (Kalafka -Tr.)
analiz [—» analis]
analûh [-* analık (I) - 1]
analuk 1. Ebe. (Anaraş ‘Sürmene -Tr.) 2. [— amalık (I) -1]
anam, anâm (I) [—*¦ anâ (I) - 1]
ânam (II) [anem (II)] Küçük baş hayvanlardan alman vergi. (Sarıhamzalı ‘Sorgun -Yz.) [anem (II)] : (Arablı -Yz.)
ânamah [— ağnamak (I) -1]
anamak, ânamak (I) 1. [—*• ağnamak (I) -1] 2. [-»ağnamak (I) -4]
anamak, ânamak (II) [—*• ağnamak (II)]
anamas Börülce. (-Isp.)
anameli [anameyh] Anne evi. (Karapınar ‘Çaycuma -Zn.) [anameyli] : (Aliköy ‘Çaycuma -Zn.)
anameyli [— anameli]
anam garı (karı) Yaşı küçük olduğu halde büyükler gibi konuşan bilgiç kız. (*Eİor-Nğ.)
anana 1. [—*¦ anâ (I)- -1] 2. Büyükanne. (Güneyce -Rz.)

252
ananat [—*¦ anadut (I)]
ananın Annenin çocuğuna hitabı.
(*Düzce köyleri —Bo.) anan içi Gerçekten, sahiden. (Be-
killi *Çal -Dz.) ânanmak [— ağnamak (I) - 1] ana oğul (I) Arının ilk verdiği oğul.
(Hocalar ‘Sandıklı -Af.; Hacıilyas
‘Koyulhisar -Sv.) ana oğul (II) [anoğul] 1. Bağda iki
karık büyüklüğünde açılan bölme.
(‘Sungurlu -Çr.; Soğukpmar ‘Kangal -Sv.)
[anoğul] : (Senir ‘Keçiborlu -Isp.) 2. İrili ufaklı kerpiç çıkaran bir çeşit kalıp. (M. Hüyük ‘Şarkışla -Sv.)
anapa [anapa pahlisi] Bir çeşit fasulye. (-Or. köyleri; ‘Zara -Sv.; ‘Bünyan -Ky.)
[anapa pahlisi] : (Anaraş ‘Sürmene -Tr.)
anapa pahlisi [— anapaj
anapara Sermaye. (Bornova -İz.)
ana pilâvı Gelinin annesinin düğünden bir kaç gün sonra erkek evine gönderdiği etli pirirtç pilâvı. (‘Elbistan -Mr.)
anara, anaraberi [—¦ anaberi]
anarat (I) Pirinç unu veya nişastayı şekerle pişirerek yapılan çocuk maması. (Bektaşlı ‘Boğazlıyan -Yz.; Mahzemin -Ky.)
anarat (II) Saf, katıksız, arı, temiz, öz : Bu yıl tohumluğu anarat buğdaydan koydum. (Mahzemin -Ky.; -Sv.; ‘Bor, -Nğ.; -Çr.; ‘Bafra -Sm.)
anar banar [— anaberi]
anarberi [anarbeti -2] 1. [— anaberi]
2. Yemiş, çerez. (‘Nazilli, Eymir ‘Bozdoğan -Ay.)
[anarbeti -2] : (-Ay. ve çevresi)
anarbeti 1.” [— anaberi] 2. [— anarberi - 2]
anarı (I) f—*¦ ana (V) – 4]
anarı (II) 1. Çabuk, tez : Evde işim var gel anarı. (Ortaköy ‘Çal -Dz.) 2. Ters, aksi : İşim anarı gitti. (Aşağııhca –Es.) 3. Ayrı : Bizim at başka hayvanlardan anarı duruyor. (-Ed.; ÎSöbüova aşireti ‘Gelendost -Isp.)
anarı (III) [anın, afin] 1. İtibaren, -den beri (yer ve zaman hakkında): İpi buradan anarı çek. (Yassıviran ‘Senirkent -Isp.; Mürüvvetler ‘İvrindi -Ba.)
[anın] : (Avşar aşireti, Damızlık ‘Elbistan -Mr.)
2. -den doğru, yönünden, tarafından : Koyunlar bağlardan anarı geldi. (Yassıviran ‘Senirkent, Senir -Isp.; Hisar ‘Sarayköy -Dz.; Genek -Çkr.; -Gaz.; Çukurbağ, ‘Ermenek -Kn.; Aslanköy -İç.; ‘Yatağan -Mğ.) 3. Dolayı, ötürü. (Söbüova aşireti ‘Gelendost -Isp.) 4. Karşı taraf, karşı yaka : Anarı yemyeşildir. (İshakh ‘Bolvadin-Af.; Cebel -İç.) 5. Öteye, öte taraf* öte : Anarı dur. (Kızılçakçak ‘Arpaçay, Zellice, ‘Sarıkamış, Taş-burun, ‘İğdır -Kr.; Taşhçay ‘Diyadin, Mengeser -Ağ.; -Ama.; -Brd.)
[anrı] : (Azerî köyleri -Ama.; Ko-yundere ‘Ahıska -Kr.) anarı beneri, anarı befieri [anarıberi-2] 1. [— anaberi] 2. Sebze (Fodra -Brs.)
[anarıberi - 2] : (İlyas ‘Keçiborlu -Isp.)
anarı beniri [—¦ anaberi]
SanaDiaba
anarıberi, anarıberi 1, [— anaberi]
2. \~* anarı beneri – 2] anarut Nişasta. (-^Nğ.) anası danası Can sıkıcı kalabalık
ziyaretçi. (“Düzce -Bo.) anası dobuısın Annenin çocuğuna
sevgi bitabı. (Nefsiköseli “Görele
-Gr.)
anası kızı Hepsi, tamamı, tümü: Anası kızi otuz koyunum var. (İğneciler “Mudurnu -Bo.)
anasının kızı Bakire olmıyan kız. (“Fethiye köyleri, -Mğ.)
anası ölük İçi geçmiş, yumuşamış (kavun, karpuz hakkında). (-Sm.)
anason Hayvan doğurduktan sonra, yavrusunun arkasmdan düşen kana benziyen madde. (Bekilli “Çal -Dz.)
anaş (I) 1. [-»anaç (I) -1] 2. [-
anaç (IV) -1] anaş (II) 1. [— ana (I) -1] 2. Sevgi,
şefkat bildirir ünlemıAnaşım benim.
(îsabey “Çal -Dz.; Navlu “Yeşilova
-Brd.; “Afşin, “Elbistan -Mr.) anaşta 1. Sabah kahvaltı etmemiş
olarak, aç karnına. (-Mr.; -Gaz.;
Kerkük)
anaştakğ, anaştahh Sabah kahvaltısı. (Kerkük)
anaş toyuh Kart, yaşlı tavuk. (“İğdır köyleri -Kr.)
anat [—*¦ anadut (I)]
anatana Ayrık otu. (-Kn.)
anâtar [—*¦ anakdar]
anâte [—*¦ anakdar]
anatlamak Acele etmek. (Bulgaristan göçmenleri)
ana topu Düğünde, kız tarafına gönderilen hediyelik kumaş. (Aliköy “Çaycuma -Zn.; “Ünye -Or.)
anatut [—*¦ anadut (I)]
253

ana tüyü Kuş. veya tavuk yavrularının yumurtadan çıktıkları zamanki ilk tüyleri. (“Kandıra -Kc.)
anav [—» ana (I) -1]
anavah, anavalh [anavul-2, anool] Suyun küçük arklara aynldığı yer, bent başı. (-Nğ.) [anavul - 2] : (-Ba.) [anool] : (Ziyere -Ama.)
anavul 1. Sebze ekmek için ayrılmış toprak parçaları, evlek. (Çıkrık” “Mecitözü, Duğla -Çr.; Ziyere, Bu-ğaz -Ama.) 2. [—»anavah]
anavula Köstebek. (Bozukkale,-Rz.)
anavut [— anadut (I)]
anay (I) [aney(III)] 1. Birkaç katlı yüksek bina. (Sofular “Eğridir -Isp.; Fili “Biga -Çkl.; “Zile -To.; Davdar “Ermenek -Kn.; Ceylan “Fethiye -Mğ.; Hamitabat “Lüleburgaz -Krk.)
[aney (III) ] : (Köseçobanlı “Gülnar -İç.)
2. Evlerde önü açık yer, sofa. (Çan-darlı “Bergama -Iz.; Halkalı “Bakırköy -İst.; ZaTa -Ama.; Reşadiye -Ky.; “Fethiye ve köyleri -Mğ.)
3. Dağlarda ayıların balı yemesine engel olmak için yüksek ağaçlar üzerine yapılan ve kovan koymaya yarıyan yer. (Tuzla -Ada.) 4. Evlerin üst katında duvar yerine uzatılan kiriş. (Çukurbağ “Ermenek -Kn.)- 5. Irmaktan ayrılan suyun başlangıç yeri: Suyu onaydan kestim. (Denizli “Vakfıkebir -Tr.)
ânay (II) 1. [-» ana (I) -1] 2. Bezginlik, bıkkınlık, usanç bildirir ünlem. (“Kurşunlu -Çkr.)
anay (III) Ara bozucu, müzevir. (“Bayramiç -Çkl.; Ceylan “Fethiye -Mğ.)
254
ana yelpazesi Bir körüğün ana kısmında dışarı hava vermeye yariyan teneke kapak. (-İst.)
ana yolluğu [-»analık (III)]
ana yolu [-» analık (III)]
ana yoluğu [— ana ini]
anaz (I) Düşmanlık, garez, kin: Kimseye anazım yok. (Doğanbeyli “Saimbeyli —Ada.)
anaz (II) Ufak çapta arı kovam veya oğul. (“Nazimiye -Tn.)
anazıt [-» anadut (I)]
anazot [-»anadut (I)]
anazut [-»anadut (I)]
anbak Yeşil kabuklu taze ceviz. (“Dinar -Af.; -Kn. ve köyleri)
anbaşı [ -» an (I) -1]
anbık Ateş tutuşturmakta kullanılan çalı çırpı. (“Pasinler -Ezm.)
an biçmek Tarla kenarındaki otları biçmek. (Yakakayı -Es.)
anca (I) [ancah-1, ancileyin-2, ança-1] 1. Ancak. (“Dinar köyleri, Hocalar “Sandıklı -Af.; Sücüllü, Yarıkkaya, “Yalvaç -Isp.; Güney “Yeşilova, “Tefenni, -Brd. ve çevresi; “Sarayköy köyleri, İğdir “Çivril, Darıve-ren “Acıpayam, Eziler “Buldan -Dz.; Hamzabali, “Bozdoğan, -Ay.; “Turgutlu, Kemaliye “Alaşehir, -Mn.; “Bergama, Tepeköy “Torbalı -İz.; ismetiye, Nilüfer -Brs.; Üçü-yük “Altıntaş, Yenice “Emet, -Kü.; Yakakayı, Bozan -Es.; “Kandıra -Kc.; Yeniköy -ist.; Giremez “Araç -Ks.; -Çr.; —Sm.; Ziyere -Ama.; Kızılca “Artova, Çilehane “Reşadiye -To.; Karakuş bucağı köyleri “Ünye ve köyleri, -Or.; “Görele”, “Alucra, “Şebin Karahisar, “Tirebolu -Gr.; Harşit bucağı köyleri, “Torul, Ishak “Kelkit,-Gm. köyleri;
Uşhüm, “Yusufeli, “Ardanuç, -Ar.; -Eze. ve köyleri; “Hozat -Tn.; “Kilis, -Gaz.; Eldelek “Elbistan -Mr.; Hisarcık “Yayladağı, “Antakya ve köyleri -Hat.; M. Hüyük, “Şarkışla, Çepni, Karaözü “Gemerek, Soğukpınar “KangaL, Çöplü, Teke-rahma, “Gürün, “Zara, Sincan “Divriği, -Sv.; Çandlı “Ayaş, Yaraşh, Çayırlı “Haymana -Ank,; “Bünyan ve köyleri -Ky.; -Nş.; Bahçeli, “Bor —Nğ.; Çukurbağ, “Ermenek, -Kn.; -Ada,; “Silifke, “Mut, -Iç.; Güzelsu, “Akseki, -Ant, “Bodrum, “Fethiye köyleri -Mğ.; -Ed.; “Lüleburgaz köyleri -Krk.; “Saray -Tk.)
– [ancah -1] : (Taşburun, “İğdır, -Kr.; -El. köyleri) [ancileyin -2] : (Kösten -Dz.) [anca -1] : (—Tr. çevresi) 2. Sanki: Anca biliyormuş gibi söylüyorsun. (“KUis -Gaz.) anca (II) [ancacuk, ancah - 2,3; an-cahdan, ancak -1, anca -2] 1. Biraz önce, demin, henüz. (Darıveren “Acıpayam -Dz.; “Bozdoğan -Ay.; “Alaçam -Sm.; Karakuş bucağı köyleri, “Ünye köyleri, Danışman “Fatsa, Zile “Mesudiye, Uzunmusa, Arpaköy, -Or.; “Görele köyleri, Düzköy”*Keşap, Eynece “Bulancak -Gr. ve köyleri; Denizli “Vakfıkebir, -Tr. çevresi; Harşit bucağı köyleri “Torul,-Gm.; -Sv.; “Elmalı -Ant.)
[ancah -2 ] : (Uluşiran “Şiran -Gm.) [ancahdan] :(Uluçınar *Şiran-Gm.) [aneak-1] s (“Mesudiye köyleri-Or.) 2. Şimdi, bu anda. (-Brd. ve çevresi; Yukarıboğaz “Tavas -Dz.; “Bozdoğan ve köyleri -Ay.; Yenice

255
•Emet, -Kü.; “Sivrihisar, Yaka-kayı,—Es.; “Safranbulu -Zn.; -Ks.; “Çarşamba ve köyleri, -Sm.; “Erbaa, “Niksar, -To.; Karakuş bucağı köyleri, “Ünye ve köyleri, Arpaköy -Or.; “Alucra, “Şebin Karahisar, Eynece, “Bnlancak, Eynesil “Görele -Gr.; Denizli “Vakfıkebir, -Tr. ve çevresi; Harşit bucağı köyleri “To-ruljüluköy, Süle,-Gm.; -Rz. köyleri; “Ardanuç, “Yusufeli, -Ar.; “Zara -Sv.; “Ermenek -Kn.; Karadere “Gündoğmuş —Ant;; “Fethiye köyleri, Yaşyer “Milas -Mğ.) [ancacuk] :(*Mesudiyeköyleri-Or.) [ancah -3] : (Uluşiran “Şiran -Gm.) [anca -2] : (Çamköy “Gölhisar -Brd.; Çulhan “Bozdoğan -Ay.)
3. Birazdan, daha sonra. (Karahisar, Kızdca “Tavas, Yukarıkaraçay “Acıpayam -Dz.; Dallıca “Nazilli -Ay.; “ödemiş, “Kiraz köyleri-îz.; “Fethiye köyleri -Mğ.)
4. Her zaman, daima: Anca sen böyle yaparsın. (“ZUe ve çevresi -To.; -Eze. köyleri; “Divriği köyleri -Sv.) 5. Devamlı olarak, temeli”: Anca bizim eve geliyor. (Kızdköyü -To.) 6. Zamanla, yavaş yavaş: Sabret her şey anca olur. (Isabey “Çal, Çardak, Başçeşme —Dz.) 7. Bu kadar, bu miktar.: Borcumun ancasını verebilirim, fazla veremem. (“Hozat -Tn.)
anca (III) [anca] Alın: Çocuğun an-casına vurma. (Ceylan “Fethiye, Bağyaka -Mğ.)
[anca] : (Halilbeyli-Ay.; “Yatağan köyleri, Yerkesik çevresi.-Mğ. köyleri)
ancacuk – [— anca (II) - 2]
ancah 1. [—*¦ anca (I) - 1] 2. [ — anca (II) -1] 3. [-»anca (IIj -2]
ancahdan [—*¦ anca (II) -1]
ancakâ Zorla, kesin olarak: Ancaka dediğimi yaptırdım. (—Es.)
ancak 1. [- anca (II) -1] 2. Tereddütle sorulan bir soruya karşı “evet” anlamında söylenen söz. (*Maçka köyleri -Tr.)
anramî Acemi, tecrübesiz. (Karadere, Kayabaşı -Rz.)
ancap Bir çeşit yaban armudu.(Zile, “Mesudiye, Akpınar, -Or.; “Alucra -Gr.; “Koyulhisar -Sv.)
ancar (I) Baharat.* (“Reyhanlı ve Amik ovası Türkmenleri —Hat.)
ancar. (II) Saçma, barut, kurşun gibi av malzemesi. (“Reyhanlı ve Amik ovası Türkmenleri -Hat.)
ancef Büe bile, bilerek, istiyerek. (Şabanözü “Polatlı -Ank.)
ancık (I) [— anacık]
ancık (II) öc, intikam, kin. (Kara-büzey “Araç -Ks.)
ancd Obur, doymaz. (“Vize -Krk.)
ancılayın [ancileyin -1] öyle, onun gibi. (-Çr.; Belvar “Merzifon-Ama.) [ancileyin -1] : (“Osmancık — Çr.)
ancileyin 1. [— anedaym] 2..[— anca
(i) - i]
ancor Çok ağlıyan, huysuz, yaramaz çocuk. (-Mş.)
anculamak Hastaya ilâç vermek. (“Akhisar -Mn.)
ancur Bir çeşit hıyar, acur. (“Siverek, “Viranşehir -Ur.)
anca 1. [—*¦ anca (I) -1] 2. [—* anca (II) -2] 3. [- anca (III)]
an çal Çatal. (-Kn. çevresi)
anda Kardeş. (Gürnes *Akşehir-Kn.)
anda banda [anda bunda -3] Şöyle
SanaDiaba
256
[andaçhk] : (-Kn.)
[andaş -1]: (Kümbet ‘Kadirli
-Ada.)
[anbç – IJ : (Narhdere ‘Buldan -Dz.; -Sv.; ‘Silifke -îç.) [andırak – İli (-Sv.) [angaç(İ)-2] : (-Bo.; -Ank.) [angı (II)] : (Sancaklı aşireti -Mn.; ¦Ezine -Çkl.)
[anık (VI)] : (-Mn.; »Mustafakemalpaşa -Brs.)
[ansak(II)]: (Yayla *Tefenni-Brd.) 2. ölen kimsenin arkada kalan tek evlâdı. (-Sm.; ‘Ünye, -Or.; Kü-çükboynül,-Yz.; ‘Develi, Tavlısın, -Ky.; ‘Mucur -Nş.; Kuyuluk ‘Kozan -Ada.) 3; Evlât, nesil, döl. (Hamurcu ‘İncesu, Zencidere, Hisarcık -Ky.; ‘Bor, -Nğ.) 4. ölmüş aüe büyüklerinin hatırası saydan insan veya eşya. (‘Şebin Karahisar -Gr.) 5. Halef. (-Ank.)
andaç (II) 1. Damızlık koyun veya keçi. (Burhaniye ‘Dinar -Af.; Kızılca ‘Tavas -Dz.; *Züe -To.; -Or.; Bozüyük ‘Göksün -Mr.; Ağrakos* ‘Suşehri -Sv.) 2. Sürüde baş çeken koyun. (‘Bergama -İz.)
andaç (III) Eş,denk: Sen benim andacım değilsin. (Göbekviran. ‘Gürün -Sv.)
andaç (IV) İsim, ün, şöhret, (^-Or.)
andaç (V) [— annaç (I) -1]
andaçhk [—»-andaç (I) -1]
andah, andah Askerlikte tecrübe atışları. (Uluşiran ‘Şiran -Gm.)
andak (I) Ayağa batan diken, kıymık. (Senir ‘Keçiborlu -Isp.)
andak (II) Sel yarıntısı, kesintisi. (Ilıcaksu ‘Tavşanlı -Kü.)
andak (III) Ondan sonra : Eve gideceğim, andak çarşıya… (‘Söğüt -Bil.)

böyle, Jbelli belirsiz. {Çayır *Çay- cuma -Zn.)
[anda bunda -3] : (Aliköy ‘Çaycuma, »Ereğli köyleri, Yakademirci-ler, Cumayanı —Zn.; —Dy.)
anda bunda (I) 1. Seyrek, tektük: Bu yıl elma anda bunda. (‘Safranbolu -Zn.;—Ks.) 2. Yaran yamalak. (‘Devrek -Zn.) 3. [-*¦ anda kanda.] 4. Orada burada, ötede beride. (-Çr.; Çilehane ‘Reşadiye —To.; -Dy^)
anda bunda yapmak Özenmeden, baştan savma iş yapmak. (Aliköy ‘Çaycuma, Kızdelma ‘Bartın, Cumayanı -Zn.)
andaç (I) [anacak, anaç (XI), anak - 3, andaçhk, andaş - 1, andıç - 1, andırak -1, angaç (I) - 2, angı (II), anık (VI), ansak (II)] 1. Hatıra, hediye, armağan. (İshaklı ‘Bolvadin -Af.; Akçaşar »Eğridir -Isp.; Kayadibi ‘Yeşüova -Brd.; Kebger ‘Kula -Mh.; -Ba. ve çevresi;-Kü.;-Bo.; —Çkr.; Ömerli, Koş3ca -Sm.; *Akkuş köyleri, Karakuş bucağı köyleri, ‘Ünye —Or.; ‘Dörtyol -Hat.; Karaözü ‘Gemerek, Göbekviran ‘Gürün -Sv.; -Yz.; Çalış, Yaraşlı ‘Haymana -Ank.; Güllühöyük ‘Çiçekdağı -Krş.; -Nş.; ‘Bor -Nğ.; Aziziye ‘Ereğli, ‘Karaman -Kn.; Delialiuşağı ‘Feke —Ada.; ‘Silifke, *Mut köyleri, ‘Mersin ve çevresi -İç.; Belkıs ‘Serik A-Ant.) [anacak]: (‘Şarki Karaağaç -Isp.; Alâeddin ‘Acıpayam -iDz.; ‘-Susurluk, Yeniköy -Ba.; -Brs.; ‘Merzifon ve köyleri -Ama.; ‘Küis -Gaz.; Kayapa, -Ed.)
[anaç (XI)] : (İsmetiye -Brs.) {anak – 3] ı (-Sv.)
257
andal (I) [andan (II), andel] 1. Bahçe, I bağ ve bostanda sulamayı kolaylaştırmak için, toprağın eğimine göre aynlmış parçalar, masala, evlek. (Kayadibi “Yeşilova —Brd.; Giremez “Araç —Ks.; -Ckr. ve çevresi; Ortaköy “Mecitözü —Çr,.; —Sn.; “Alaçam, “Bafra, Kal’a “Havza, Ormanköy “Çarşamba, -Sm.; “Merzifon ve köyleri, -Ama.; “Zile ve çevresi -To«; Zile “Mesudiye, “Fatsa, -Or. köyleri; Düzköy “Keşap, Hisargeriş -Gr.; Beşikdüzü »Vakfıkebir —Tr.; Harşii bueağı köyleri “Torul -Gm.; “Pazar köyleri -Rz.; Korcan “Mazgirt -Tn.; -El.; Yeniköy “Zile, Celalli, “Hafik, “Kangal ve köyleri, “Divriği ve köyleri, “Gürün ve köyleri, -Sv.; Hasanoğlan -Ank.; Dereköy “Develi -Ky.; Sabır “Ürgüp, Sadık, “Mucur ve köyleri -Nş.; -Nğ;; Aziziye “Ereğli, “Karaman, “Çumra -Kn.)
[andan (II)] : (-E1.) 2. Evlek sınırı. (Saray -Çkr.; Ortaköy, Çıkrık “Mecitözü -Çr.) 3. Bahçe ve bostanlarda evlekler arasındaki su yolu, ark. (—EL; Sanlar. “Avanos, -Krş.; Dereköy” “Develi -Ky.; “Ürgüp, -Nş.) [andol] : (-Ama.) 4. Sulanan tarla veya bostanda evleklerin suyla dolması, göllenmesi hali : Bahçe andallanıncaya kadar suyu kesme. (“Bayburt, -Gm. ve köyleri) 5. Pirinç ekmeye elverişli akıntısız, sulak yer, bataklık. (“Tirebolu ve köyleri, “Bulancak ve köyleri, “Görele ve köyleri —Gr.; -EL; “Silifke -îç,) 6. Fındığın dövülme zamanı yapılan 40-50 cm.
yüksekliğinde ve 80-100 cm. enindeki kabuklu fındık yığını. (Arpa-köy Or.) 7. Tırpan veya makine ile biçilen ekin sapı yığını: Tarlada üç andal ziyan olmuş. (—Es. köyleri, Deliviran “Çubuk -Ank,) 8. Orman içindeki ince uzun mera. (Ormanköy “Çarşamba —Sm.)
andal (II) [andalh] Sersem, budala: Ahmet bu sıralarda andallaştı. (Falaka “Bayındır -îz.; “Kangal —Sv.) [andalh] s (Furunlu “Bayındır -îz.)
andal (III) Filan, falan: Sofraya ekmek, kaşık, andal geldi mi? (Karahisar “İncesu -Ky-)
andal (IV) Seyrek, aralıklı yapdan iş veya dikiş : Ahmet tarlasını andal sürmüş. (Başveren “Darende -Mİ,; -Sv.)
andallamak«(I) 1. Dikişi seyrek seyrek dikmek : Bize gel de şu yorganı andallayıver. (-Çr. ) 2. Deve yürüyüşü gibi geniş ve büyük adımlarla yürümek. (“Bor, -Nğ.) 3. Bir işi baştan savma yapıp bırakmak. (“Zara -Sv.)
andallamak (II) 1. Kollamak, gözlemek, “takip etmek: Ştt adamı an-dalla, nereye gidecek bakalım. (UIu-şiran “Şiran -Gm.) 2. Bir tarafa sarkmak, eğilmek: Evin duvarı andalladı. (Hudura -Gm.)
andallamak (III) Tarlayı andallara, evleklere ayırmak. (Şıblar -Nğ.)
andallanmak Su bir çukuru veya bir evleği doldurmak, göllenmek. (Çamlıköy, -Gm.)
andalh [- andal (II)]
andalmak Açlıktan içi geçmek, içi ezilmek : Açlıktan andaldtm. (Bek-taşlı “Boğazlıyan -Yz.)
Derleme, 17

258
afi damarı İffet, hamus, hayâ. (*Bor
an damart yırtılmak Namus ve iffetini kaybetmek. (*Bor —Nğ.)
andan (I) 1. Mademki, sonra, bakalım. (Bozan, —Es.; Büyükyenice »Osmaneli -Bil.) 2. Ondan. (»Akyazı çevresi —Sk.)
andan (II) [- andal (I) -1]
andan (III) Tuzsuz pirinç lapası. (•Alucra -Gr.)
andana Sonradan. (*Harput köyleri -El.)
andanç Bir şeyin tamamen kmlması: Bizim tava andanç oldu. (Körküler •Yalvaç -Isp.)
andasız Kimsesiz. (»Bigadiç —Ba.)
andaş 1. [— andaç (I) -1] 2. [-» anak - 4]
andaşı, andaşı [anlık taşı, antaşı] İki tarlayı birbirinden aynan sınır taşı. (•Senirkent -Isp.; Aslanköy —İç.) [anlık taşı]: (Hançalar; *Çal -Dz.) [antaşı] : (-Kü.)
andat [—» anadut (I)]
andatıka Eflâtun renkte meyvası olan kara yemiş. (Güneyce -Rz.)
andaval [andaval palaz, andayat (I)] Aptal, ahmak, beceriksiz, bön, avanak, şaşkın, andavallı. (Çiftlik •Dinar, Dişli * Bolvadin -Af.; Sağ-rak ‘Sütçüler, Sücüllü *Yalvaç, Akçaşar, Sofular *Eğridir, •Keçiborlu köyleri, *Gelendost -Isp.; Çerçin -Brd.; Oğuz ‘Acıpayam, Kösten, Beylerli -Dz.; Dallıca •Nazilli, Çulhan, *Bozdoğan, Tepecik -Ay.; Kadıköy *Bigadiç, *Bandrr-ma, *Susuriuk, -Ba.; Fili *Biga, •Gelibolu -Çkl.; İsmetiye -Brs.; Kavakiçi, Yenice *Simav -Kü.; -Es.; *Düzce -Bo.; * Akyazı çev-
resi -Sk.; Baklalı *Çatalca -ist.; Cumayam -Zn.; * Alaçam -Sm.; •Merzifon -Ama.; Çilehane »Reşadiye, *Zile ve çevresi, Kızılköy, Rizeri —To.; Zile *Mesudiye, Uzun-musa -Or.; *Şebin.Karahisar—Gr.; —Tr. ilce ve köyleri; »Kelkit ve çevresi, Subran, —Gm.; Muradiye, Yolbaşı, -Rz.; Çayağzı »Şavşat, •Hopa -Ar.; ölçek »Ardahan -Kr.; Şosunga *Çayırlı, *Tercan, »Refahiye, Ergân, -Eze; -Sr.; -Dy.; •Hozat—Tn.; Aşudu “*Darende, •Arapkir -Mİ.; •Reyhanlı, *Antakya, •Kırıkhan -Hat.; Kayahpmar *Yd-dızeli, Ağrakos, * Suşehri, Soğuk-pınar »Kangal, Çepni *Gemerek, Palha *DivTİği, Ortaköy *Şarkışla, Hacıilyas, •Koyulhisar, * Gürün köyleri, -Sv.; Çaldı, -Yz.; •Haymana —Ank.; * Mucur —Nş.; Sarı-vadi, *Ermenek -Kn.; Köseçobanlı •Gülnar, Gözne, Darısekisi -Iç.; Karadere »Gündoğmuş, Çavdır, Bağyaka *Finike -Ant.; Orhaniye •Marmaris, Dont »Fethiye, Yaş •Müâs -Mğ.)
[andavat palaz] : (Karaözü »Gemerek -Sv.)
[andavat (I)] : (»Tefenni -Brd.)
andaval palaz [—* andaval]
andavat (I) [—*¦ andaval]
andavat (II) ikinci kata çıkarken, binanın orta kısmına konulan kiriş. (Büyüklü *Çarşamba -Sm.)
andeç [- annaç (I) -1]
andeki Oradaki, (isabey *Çal -Dz.)
ander (X) [andır (I) -1, 2, 3; andil (I) ] 1. Ölüden kalan eşya, sal ipsiz kalan eşya, soyka. (Çilehane * Reşadiye -To.; Havsa »Kelkit, -Gm.;

259
Hemsin, Çinçiva »Pazar, -Rz.-ve köyleri; Keçek »Oltu -Ezm.) [anan- (I) - İ]: (»Çarşamba, -Sm.; »Merzifon -4ma.; »Ünye, -Or. köyleri; »Tirebolu, »Keşap -Gr.; Söfker, Harşit bucağı köyleri »Torul —Gm.; Hamidiye »Pazar —Rz.; »Şavşat köyleri -Ar.; Kızılçakçak »Arpaçay, »İğdır ve çevresi, »Ardahan —Kr.; »Refahiye çevresi -Eze; »Tutak -Ağ.) [andil (I) ] : (Duziacık »Akdağ-madeni -Yz.)
2. însan ve hayvanlara ilenç yerine, sahipsiz kal anlamında kullandır : Ander kalsın yaşmağın, göremedim yüzünü. (Mağura »Maçka, Reşikdüzü »Vakfıkebir, Kalafka -Tr.; »Bafra -Sm.; Balıkhisar »Şiran, -Gm.;Uşhum, Ersis »Yusufeli, »Şavşat ve köyleri, »Ardanuç -Ar,; -Ezm.; -Vn.; »Ahlat -Bt.) [andır (I)-2] : (»Çarşamba, -Sm.; »Merzifon, Zara -Ama.; Karakuş bucağı köyleri, »Ünye -Or,. ve köyleri; »Görele ve köyleri, »Keşap, Piraziz -Gr.; Söfker -Gm.; »Şavşat köyleri -Ar.; »İğdır ve çevresi, »Ardahan -Kr.)
3. Pis, iğrenç, hantal, kötü, uğursuz, çirkin, miskin, tembel. (-Or.; Sob-ran, -Gm.; Anaraş ^Sürmene -Tr. köyleri; LJmanköy »Çayeli, Bozuk-kale, -Rz.; »Şavşat köyleri -Af.; -Ezm.; -Vn.)
[andır (I) - 3 ] : (-Sm.; Zara -Ama.; Karakuş bucağı köyleri, »Ünye -Or.; Söfker -“Gm.; »Ardanuç köyleri —Ar.; »İğdır, »Ardahan -Kr.; »Tutak -Ağ.; Artmak »Pınarbaşı -Ky.) ander (II) [andır (II) -1, 2] 1. Erkek-
lik organı. (Küçükhol »Of -Tr.; Uşhum »Yusufeli —Ar.; -Ezm.) [andır (II) -1] : (-Sm.) 2. Kadınm cinsiyet organı. (»Yusufeli -Ar.)
[andn- (II) – 2} : (Kocabey »Şavşat -Ar.)
anderhana Kızılcık büyüklüğünde, kırmızı, tüylü meyvası olan ve yaprakları defne yaprağına benzi-yen bir çeşit ağaç. (Kalafka -Tr.)
ander kalmak 1. Yok olmak, olmaz olmak : Ander kalsın böyle kâr. (—Ezm.) 2. Ellere kalmak, başkasının olmak : Sahibi öldüya o da ander kalsın. (Süle -Gm.)
andıç 1. [— andaç (I) -1] 2. [— annaç (I) -1]
andık (I) [anduk, angıt kurdu] 1. Sırtlan. (İshakh »Bolvadin -Af.; »Ulubey, »Karahallı-Uş.; Yakaköy »Gelendost, Aydoğmuş »Keçiborlu -Isp.; Duacılı »Sarayköy, »Çivril köyleri* »Çal köyleri -Dz.; H. Sü-leymaniye »Bergama, Dündarlı »Tire —Iz.; Icikler »Demirci, Kemaliye »Alaşehir, »Akhisar, »Gördes, -Mn.; »ivrindi, »Susurluk, »Bandırma, »Edremit ve çevresi -Ba. ve çevresi ; Bergoz »Ezine, Fili »Biga, Küçükkuyu »Ayvacık, »Lapseki, »Gelibolu, »Çan, »Bayramiç, -Çkl.; Lümbe »Yenişehir, Karaoğlan »Mustafakemalpaşa -Brs.; -Kü.; Yakakayı -Es.; Büyükyenice »Osmaneli -Bil.; »Erbaa -To.; Ihlara »Aksaray, »Bor -Nğ.; Afşar »Hadım, Ağızboğazı »Ereğli, »Karaman
. -Kn.)
[anduk] : (-Dz.; Kayalı »Karapınar -Kn.)
[angıt kurdu] : (Alayunt -Kü.)
SanaDiaba
260
2. Mezarlık yakınlarında bulunduğuna ve yırtıcı olduğuna inanılan hayalî bir hayvan. (Kozluca »Keçiborlu -Isp.) 3. Çocukları korkutmak için söylenen, yeleli ve hayalî bir hayvan. (»Söğüt -Bil.)
4. Domuz, (»inegöl köyleri -Brs.)
5. İn : Kovaladığımız tavşan işte bu andığa sokuldu. (İskele »Bigadiç -Ba.)
andık (II) [andıkh] 1. Hödük, görgüsüz, anlayışsız. (-Kü.) 2. Kuvvetli, iri, şişman ve tembel. (Çay »Bolvadin -Af.; Çallı, »Gelendost, »Şarki Karaağaç -Isp.; Çeltek »Yeşilova -Brd.; -Kn.) [andıkh]: (Çakıllı »Karaisalı -Ada.)
3. Terbiyesiz, şımarık: Çocukları da kendileri gibi andık. (HorozkÖy -Mn.) 4. Obur, doymak bilmeyen. (Başmakçı »Dinar -Af.; »Bor -Nğ.) 5. Yüzü, yara Bere içinde ve şeklini kaybetmiş kimse. (Bulkaz »Çivril -Dz.)
andıklamak Sırtını bir yere dayayarak uyumak. (-Kn.)
andıkh [— andık (II) - 2]
andıl Boş gezen, işsiz, serseri : Bizim kız andıl andıl geziyor. (-Yz.; Çal -Nş.; »Eşme -Uş.; »Susurluk -Ba.; »Taşköprü -Ks.)
andıhnak (I) 1. Abanmak, yaslanmak, bir şeyin üzerine yüklenmek, eğilmek. (Muğlasm »Tavas -Dz.; Ağaköy, »Düzce -Bo.; -Ks.; Yeniköy »Ceyhan -Ada.) 2. Bir kimseye asılmak. (»Sandıklı —Af.) 3. Boş vakit geçirmek, hiç bir iş yapmamak. (»Afşin, »Elbistan-Mr.; Inallı-Nş.;-Nğ.)4. Üstüne varmak. (-Ank.) 5. Kuvveti kesilmek, hal-
siz düşmek. (Beyobası »Kırıkkale -Ank.)
andır (I) 1. [— ander (I) -1] 2. [— ander (I) -2] 3. [ — ander (I)-3]
andır (II) 1. [—ander (II) -1] 2. [— ander (II) - 2]
andır (III) Akrep. (-Vn.)
andır (IV) [—ana (I) -1]
andıra İlkbaharda ilk defa olgunlaşan kiraz. (Olukyanı -Zn.)
andırak 1. [ — andaç (I) -1] 2. Anıt. (-Sv.)
andıra kalmak [— andır kalmak]
andır galmah, andıra galmah [— andır kalmak]
andın Aptal, sersem. (»Zara. -Sv.)
andır kafa Kel kafa. (-Ks.)
andır kalmak [andır galmah, andıra galmah, andıra kalmak] Miras kalmak, ölüden artakalmak (ilenç olarak kullanılır) : Andır kalsın senin verdiğin ekmek. (»Alucra, »Şebin Karahisar, »Tirebolu -Gr.; -Sn.; Arpaköy -Or.; -Kr.,köyleri) [andır galmah, andıra galmah] : (Kızılçakçak »Arpaçay -Kr.) [andıra kalmak] : (-Kr. köyleri)
andır kalsın Olmaz olsun, yok olsun: Andır kalsın öyle insan. (-Or, köyleri; -Sm.)
andırlaşmak Kel olmak: Ahmedin yaşı ne ki, kafası andırlaştı. (-Ks.)
andırmak (I) 1; Halıra getirmek, hatırlamak, anmak : Karı koca ara-sıra eski dostlarımızı andırırız. (Taş-dibi Yörükleri -Mn.; »Alaca -Çr.) 2. Anlatmak, etraflıca söylemek : Andır bakalım, bu iş nasıl oldu ? (»Ahlat -Bt.)
andırmak (II) [— ağnamak (I) - 4] andız (I) [anduz (II)] 1. Yaprakları dikenli olan bir çeşit ardıç (mey-

261
vasından pekmez yapılır), (tshaklı »Bolvadin —Af.; »Tavas köyleri, »Acıpayam, Tekkeköy -Dz.; »Foça -İz.; Mustafabeyli »Develi, Avşar köyleri -Ky.; Kızılllar, »Karaman, »Ermenek köyleri -Kn.; »Kilis -Gaz.; »Andırın köyleri, -Mr.; Ye-rebakan »Feke, »Kadirli -Ada.; »Gülnar, »Anamur kasaba, köy ve aşiretleri, Hacıhamzalı »Tarsus, Çömlek »Mut, »Silifke, Gözne ve çevresi -İç. köyleri; Karadere »Gündoğmuş, Güzelsu »Akseki, Yörük »Serik, »Elmalı, -Ant.; »Fethiye köyleri -Mğ;) 2. Selvi ağacı. (-Ant.; -Mğ. köyleri; Kıbrıs) 3. Bir çeşit çam. (»Acıpayam -Dz.; »Ayvaclk —Çkl.) 4. Bir çeşit katran ağacı. (»Elmalı. -Ant.) 5. Zararlı bir ot. (Ağakpy »Düzce -Bo.) 6. Kırlarda yetişen yabani bir otun kökü olup, sütü olmıyan inek, koyun gibi hayvanlara yedirilir. (Kava-cık »Gerede -Bo.) 7. Kırda yetişen bir çeşit ot ki nezleye karşı kökü töz haline getirilip buruna çekilir. (»Zile -To.; Uçem »Balâ -Ank.) [anduz (II)] : (-Çr.; Efte -Ama.; -Dy.)
8. Boyu 1,5 metre veya daha uzun olan çok geniş yapraklı yabani su otu. (Körküler »Yalvaç -Isp.)
andız (II) Sütü olmıyan keçi. {Çam-köy »Gölhisar -Brd.)
andız (III) {anduz (III)]1. İffetsiz kadın, orospu, kahpe. (Uluğbey »Senirkent,. »Eğridir köyleri -Isp.; Kozağaç »Tefenni -Brd.; Medele »Çal—Dz.; »Bergama -İz.; Mençek »Ermenek, Doğanbey »Beyşehir -Kn.-, »Fethiye köyleri -Mğ.) 2. Terbiyesiz, utanmaz, arsız. (»Senirkent —Isp.; Yayla »Tefenni -Brd.;
Kösten -Dz.) 3. Genelev. (»Kara-hallı -Uş.; -Isp.; Yukarıseyit, »Çal, »Acıpayam, »Sarayköy köyleri, -Dz.; »Ödemiş -İz.; »Turgutlu -Mn.; Eğrigöz -Kü.) [anduz (III)] : (»Aksaray -Nğ.) 4. Kadınlar arasında hafif küfür yerine kullanılır : Vay andız vay, ben ne zaman öyle söyledim. (»Senirkent -Isp.) 5. Küçük kız çocuklarına sevgi ifade eden söz. (Uluğbey »Senirkent -Isp.)
andız giliği Andız (ardıç) ağacının meyvası. (Güzelsu »Akseki -Ant.)
andız katranı Andız (ardıç) ağacından çıkarılan katran. (Yeşilyuva »Acıpayam -Dz.; »Bodrum -Mğ.)
andız otu İnula compositae. (-İst.)
andız pekmezi Andız ağacının mey-vasmdan yapılan pekmez. (Çokak bucağı »Andırın -Mr.; Günder »Ermenek -Kn.; »Kadirli, -Ada.; Boz-yazı »Anamur, »Mut köyleri, »Silifke -İç.; Karaderfe »Gündoğmuş -Ant.)
andi (I) Tezgâh. (-Rz.)
andi (II) Çok akdlı, kurnaz. (Yelten »Korkuteli -Ant.)
andikas, andıkas Sıcak bir sıvıya aynı cins soğuk sıvı katarak ılıklaştırma, eşitleme. (Güneyce -Rz.)
andil (I) [- ander (I) -1]
andil (II) Sümüklü : Bu çocuk mahallenin andilidir. (»Ünye —Or.)
andilik [andon(II)] Kadınların, bilhassa kızların bir çeşit yemeni bağlama şekli ki yemeninin bağları saçın altmdan, kulaklarm ardmdan geçirilerek almda düğümlenir : Şu koca koknaya.bakın gençler gibi andilik bağlamış. (»Bodrum -Mğ.) [andon(II)] : {-Zn. çevresi)

262
andiraz Kiraz aşılanan, aci kabuklu, küçük meyvalı bir ağaç. (Zara -Ama.)
ândiyatlı Çeşitli, tuhaf: Bu ne ândiyatlı iş. (-Gaz.)
ando Karanlık, izbe yer. (Güneyce -Rz.)
andol [-» andal (I) - 3]
andon (I) Çokça kadınlara hakaret için söylenen söz. (örencik “Yeşilova -Brd.; Kalafka -Tr.)
andon (II) [—» andilik]
anduk [-»andık (I) -1]
andut [—* anadut (I)]
anduz (I) [—» anadut (I)]
anduz (II) [-» andız (I) - 7]
anduz (III) [-» andız (III) - 3]
ane, ane (I) [—» anâ (I) -1]
ane, ane (II) [—»anacık]
aneç (I) 1. [-»anaç (I) -1] 2. [-* anaç (I) - 9]
aneç (II) [-»anaç (IV) -1]
anedder [—» anakdar]
anehder [—» anakdar]
ânem (I) [—» anâ (I) -1]
anem (II) [—» anam (II)]
anenet [—» anadut (I)]
afierberi [—» anaberi]
anerbeti [— anaberi]
aneş (I) [—» anaç (I) -1]
aneş (II) [-»anaç (IV) -1]
aneşim Annenin çocuğuna sevgi bildiren sözü : Gel aneşim eve gidelim. (»Tefenni -Brd.)
aney (I) [—» anâ (I) -1]
aney (II) [—» anacık]
aney (III) [-» anay (I) -1]
âneyş [—» anlar]
ang(I) [-an(I) -1]
ang(II) [-»anga(II)]
ang (III) [-» anga (I)]
anga (J) [ang (III), angabak, angak,
angalak, angasoy, angat, afigavak, angaz (II), angıbak, angıdak, angı-dık, angddak, angoş, angot, angu, angud -1, angu di, anguduk, an-gult -1, angurt - 2, angut -1, afiıdak, afiıldak, anıt (II) -1, afiitık, anıtkan, anız (V) - 2, anka, ankabak, an-kas (I) -1, ankat, ankavut, ankaz, ankazak, ankıdak, ankd, ankıt-1, ankut(I)-l, anuk(III)] Ahmak, sersem, akılsız, dangalak, angıt. (»Şarki Karaağaç -Isp.; »Bigadiç -Ba.; »Zile -To.; Salman »Akkuş, Karakuş bucağı köyleri »Ünye -Or.; Yerkesik -Mğ.) [ang (III)] : (-Bt.) [angabak, angabak] : (ilyas »Keçiborlu, »Senirkent, Nudra »Şarki Karaağaç, Gönen -Isp.; Kozağaç, »Karamanlı, »Tefenni, Ürkütlü »Bucak —Brd.; »Acıpayam ve köyleri, Medele »Çal, Yukarıboğaz »Tavas, Kösten, Honaz, -Dz.; »Bozdoğan -Ay.;- »Elmalı -Ant.) [angak] : (Bozhane »Beykoz -ist.) [angalak] : (Araplı -Yz.) [angasoy] : (»Bulanık -Mş.) [angat] : (»Maçka köyleri -Tr.) [afigavak] : (»Afşin, »Elbistan -Mr.)
[angaz (II)] : (»Alaşehir -Mn.; Pınarbaşı »Bayramiç -Çkl.; Belkıs *Serik-Ant.)
[angıbak] : (Şeref »Yatağan -Mğ.) [angıdak]: (Ayvalı »Sivrihisar-Es.; Cumayanı -Zn.)
[angıdık] : (Karaath »Yeşilova -Brd.; -Ba.; -Es.) [angddak] : (Kötüboynul -Yz.) [angoş] : (-Tr.)
[angot] : (»Maçka köyleri -Tt.) [angu].: (»Devrek, Cumayanı —Zn.)
SanaDiaba
263
[angud-1] : (“Ermenek -Kn.; Y. Yirikler “Karaisalı -Ada.) [angudi] : (“Düzce —Bo.) [anguduk] : {“Bandırma -Ba.; Ka-raköy “Düzce -Bo.) [angult-1]: (“Mesudiye köyleri-Or.) [angurt -2]: (“Bor -Nğ.). [angut, angut-l]t (İncesu, Çiftlik, “Dinar -Af.; Bereketli “Tavas, Yu-karıkaraçay “Acıpayam, “Buldan köyleri —Dz.; Hamzabali “Bozdoğan -Ay.; “ödemiş, Eurunlu “Bayındır -İz.; Dereköy “Eşme, “Turgutlu-Mn.; -Brs.; İğneciler “Mudurnu, “Düzce, —Bo.; “Kandıra -Kc.; “Ereğli ve çevresi, “Devrek, “Safranbolu -Zn.; Aşağıkayı “Tosya, Ağlı “Küre, “Araç köyleri, “Gde, “İnebolu, —Ks.; -Sn. ve çevresi; -Sm.; “Merzifon köyleri, Ziyere, -Ama.; “Zile, Çamlıbel, -To.; -Tr.; Ağın “Keban -El.; “Divriği, -Sv.; -Nğ.; “Elmalı -Ant.; “Fethiye ve köyleri, “Milas, Yerkesik çevresi -Mğ.)
[anıdak] : (“Sivrihisar, Bozan —Es.) [anddak] : (-Brs.) [anıt (II)-1]: (Bereketli “Tavas -Dz.; Narhdere -İz.) [anıtık, anıtkan] : (Bayat “Emirdağ -Af.)
[anız (V)-2] : (Alâcddin “Acıpayam -Dz.)
[anka] ; (*Refahiye çevresi —Eze.) [ankabak, ankabak] : (Çiftlik “Dinar -Af.; İlyas, Senir “Keçiborlu, Yassıviran “Senirkent -Isp.; “Yeşilova köyleri —Brd.; Karataş *Sar rayköy, Moraca “Çal, Dariveren “Acıpayam* “Tavas köyleri, -Dz.; ¦Bozdoğan -Ks.} Çaklı *Be-
ğazlıyan -Yz.; Korkuteli, “Elmah -Ant.)
[ank&s (I) -1] : (Aliköy -Isp.) [ankat] : (“Maçka köyleri -Tr.) [ankavut] : (Boztepe “Serik -Ant.) [ankaz] : (Çamköy “Gölhisar-Brd.) [ankazak] : (“Çerkeş -Çkr.) [ankıdak] : (Holanta “Sivrihisar -Es.)
[ankd] : (“Şebin Karahisar —Gr.) [ankıt-1]: {Lohan -Gaz.; Dedeli -Yz.)
[ankut (I) -1] : (“Senirkent -Isp.; Eymir “Bozdoğan -Ay.; Tepeköy “Torbalı -İz.; -Mn.; “Akyazı çevresi -Sk.; “Merzifon -Ama.; “Zile, Dereköy, —To.; -Or. ve köyleri; “Kemaliye -Eze; “Zara, -Sv.; Mençek “Ermenek—Kn.; Çomaklı “Korkuteli -Ant.) [amik.(III)]:* (-Ky) anga (II) [ang (II)] Bülbül büyüklüğünde, san renkli bir ilkbahar kuşu, çalıkuşu. (“Alaşehir -Mn.; Kayışlı -Ada.)
[ang(II)] : (Yukarıkale “Koyulhisar -Sv.)
anga (III) 1. Zengin, varlıklı. (Uluğbey “Senirkent -Isp.; Aksakal, Dpğa “Bandırma —Bâ.; -Kü.) 2. Geniş. {Tepecik “Simav -Kü.)
anga (IV) Aksi, lurçın, huysuz hayvan. {Hortu “Ereğli -Kn.)
angabak [— anga (I)]
angaç (I) 1. [-* annaç (I) -1} 2. K andaç (I) -1] 3. [-»angıç (II)]
angaç (II) 1. Budak deliğinin etrafı. (Dağoba “Bayramiç -Çkl.) 2. Dokumalarda direzi arasmdan geçen İplik. (“Bor -Nğ.)
angak {-» anga (I)]
angalak [-»anga (I)]

264
[anges] : (-Nğ.)
[ankas (I) - 2] : (örencik »Yeşil ova -Brd.; Dallıca »Nazilli-Ay.; »Yenişehir -Brs.; »Akyazı çevresi -Sk.; Zindancılar »Ereğli -Zn.; -Bt.; Yakabağ »Fethiye -Mğ.; Çavuşköy »Babaeski -Krk.)
angasoy [—* anga (I)]
angastan, angas t an [angasten, anges-ten, ankastan] Yalandan, şakacıktan, mahsustan. (Akalar »Acıpayam -Dz.; »Bartm —Zn.; Armutlu »Elmalı -Ant.; Şeref »Yatağan -Mğ.)
[angasten] : (»Bor -Nğ.) [angesten] : (Bahçeli, »Bor -Nğ.) [ankastan] : (Kayadibi »Yeşilova —Brd.; Bayralar »Elmalı —Ant.)
angasten [— angastan]
angat [- anga (I)]
angavak [—*¦ anga (I)]
angaz (I) 1. Bir yapının ağaç kısmi, iskeleti : Bizim evin angazları çok eskidi, yıkıp yenilemek lâzım. (Bekilli »Çal -Dz.) 2. Kuru ağaç parçaları, kurumuş, çürümeye yüz tutmuş ağaç gövdesi, kökü : An-gazlar çok iyi yanar. (Dişli »Bolvadin, İncesu »Dinar, Yavaşlar, »Sandıklı -Af.; Yakaköy »Gelendoşt, Sofular »Eğridir, Körküler »Yalvaç —Isp.; Kırca »Acıpayam -Dz.; Dinar »Artova-To.; Mezmerdek »Alucra -Gr.; »Ermenek ve köyleri-Kn.)
angaz (II) [-* anga (I)]
angaze Eğlence, şenlik: Düğünde sabaha kadar angaze yaptık. (Kü-çükisa »Zile -To.)
angeç [- ayıngeç]
anger Bir çeşit armut. (-Kn, çevresi)
anges [-* angaa]

angalamak [— ağnamak (I) -1] angalanmak, angalanmak 1. [— ağnamak (I) - 1] 2. Bir taraftan bir tarafa dönmek, yuvarlanmak (insan iakkmda) : Yatakların içinde an-galanıp durmayın. (*Elmah -Ant.; *Datça -Mğ.) 3. Borçlu borcunu ödememek, üstüne yatmak : Hasan borcunun üstüne angalanıverdi gitti. (»Fethiye çevresi -Mğ.) angaare [angara, angare - 2, angariya, angariye, ankara] Angarya, ücretsiz ve isteksiz gördürülen iş. (*Bor -Nğ.)
[angara] : (Bekilli »Çal -Dz.) [angare - 2] : (Uluköy »Dinar -Af.; Naylu »Yeşilova -Brd.; Bahçeli »Bor -Nğ.) [angariya] : (-Kr.) [angariye] : (»Refahiye çevresi -Eze; M. Hüyük »Şarkışla -Sv.) [ankara] : (Kerkük)
angara [—*¦ angaare]
angare 1. İmece, topluca yapdan koy işi,: Köylerde angareden baş alınmaz. (İncesu »Dinar—Af.; Kayadibi »Yeşilova -Brd.; Ekse »Çal -Dz.; İskele »Bigadiç -Ba.) 2. [-+ angaa-re]
angari çalışmak Boşuna, boş yere çalışmak. (Yaşyer »Milas -Mğ.)
angariya [—*¦ angaare]
angariye [—»• angaare}
angarmak, ağarmak 1. Zorlamak; Çiviyi angara angara söktüm. (»Zara —Sv)-2. Bîr şey yapmak. (—Isp.)
angas [anges, ankas (I) -2] Yalan, şaka : Âli onu angas söyledi. (»Eşme köyleri -Uş.; »Güney —Dz.; »Akyazı çevresi —Şk.; Karadere »Gündoğmuş -Ant.; »Fethiye köyleri, -Mğ.)
265
angeslek [ankaslek] Bilerek, mahsus. (-Gaz.)
[ankaslek] : (‘Kilis -Gaz.)
angesten [— angastan]
anget İnatçı, kanmaz, açgözlü. (‘Şavşat köyleri -Ar.)
angı (I) Şan, şöhret, ün, lâkap. (-Ba. ve çevresi; Cihangir -İst.; -Mğ.)
angı (II) [-* andaç (I) -1]
angı (III) 1. [— an (I) - 4] 2. [-* an W-7]
angıbak [—» anga (I)]
angıç (I) [ankıç, ankış] Harman zamanı, fazla sap yüklemek için öküz ve at arabalarının iki tarafına konan tahta, parmaklıklı kanat. (Ahat *Banaz -üş.; »Dikili -Iz.; ‘Edremit, Demirkapı, ‘Susurluk, Kadıköy ‘Bigadiç, Bağyüzü ‘Ayvalık, ömerköy, Aslıharitepeciğî, -Ba.; ‘Biga, Kumkale -Çkl.; Lümbe ‘Yenişehir -Brs”.; ‘Çatalca ve köyleri -İst.; Yeniçubuk ‘Gemerek, M. Hüyük ‘Şarkışla —Sv.; ‘Haymana köyleri, Şabanözü ‘Polatlı —Ank.; Ortaca ‘Akşehir -Kh.; Akarca ‘Uzunköprü, Kayapa ‘Lalapaşa -Ed.; ‘Lüleburgaz ye köyleri-Krk.; Şahin ‘Malkara, Büyükmanika ‘Saray-Tk.)
[ankıç] : (‘Bergama -Iz.; Osmaniye ‘Ilgın -Kn.)
[ankış]: (‘Karacabey -Bre.) angıç (II) [angaç (I) - 3] Zakkum ağacı. (Ahat »Banaz -Uş.; »Milas -Mğ.)
[angaç (I) – 3J s (»Milas ve çevresi -Mğ.)
angıç (Dil) Doğru dürüst yürümiyen : Angıçhk yapma, biraz, hızlı yürûi (Cumayam -Zn.)
angıç arabası Dört tekerlekli ve kenarlı, yük taşman göçmen arabası. (Papasköy -Sm.)
angıdak [— anga (I)]
an gıdı [angırt, angud - 2, angıılt - 2, angurt -1, angut - 2, angut kazı, anıt(II)-2, ânk, ankjt-2, ankut(I)-2, anrik] ördekten daha iri, kiremit renkli bir çeşit kuş, angıt. (îlyas ‘Keçiborlu -Isp.) [angnt] : (Çerçin -Brd.) [angud-2] : (‘İğdır -Kr.) [angult-2]: ( * Mesudiye köyleri -Or.) [angurt-1]: (Söğüt ‘Tefenni -Brd.; Sasallı ‘Menemen -Iz.; ‘Bor -Nğ.) [angut, angut-2] : (incesu, ‘Dinar -Af.; Bunak ‘Tefenni -Brd.; Be-killi ‘Çal -Dz.; Yeniçağa ‘Gerede, —Bo.; -Sm.; ‘Merzifon köyleri -Ama.; ‘Zile -To.; ‘Ardanuç köyleri, Peterek, ‘Yusufeli -Ar.; Taşburun ‘İğdır, Kızılçakçak ‘Arpaçay, îrişli, Bayburt ‘Sarıkamış, —Kr. köyleri; Cenciğe -Eze; *Do-ğubayazıt -Ağ.; Ağın ‘Keban -El.; Çamlh ‘Ayaş, Yaraşlı ‘Haymana -Ank.; ‘Bünyan ve çevresi —Ky.; -Nğ.; ‘Elmalı -Ant.; ‘Milas -Mğ. [angut kazı] : (‘Silifke -İÇ.) [anıt (II)-2] : (Salda ‘Yeşilova -Brd:; Kızılca »Tavas -Dz.) [ânk] t (‘Silifke köyleri -İç.) [ankıt - 2] : (Îlyas »Keçiborlu -Isp.; -Çr.; Dedeli -Yz.; Güdül »Ayaş —Ank.)
[ankut (I) -- 2] : (-Kü.; »Kurşunlu -Çkr.; ‘İskilip-Çr.; »Mezifon-Ama.;: -To.; ‘Refahiye çevresi -Eze; ‘Erciş-Vn.;* Ahlat -Bt.; Çimşit »Balâ -Ank.; Çomaklı ‘Korkuteli -Ant.) [annk] : (Sofular »Eğridir -Isp.)1 angıdık (—anga (I)]

266
i
angık 1. Turna. (»Eğridir köyleri -Isp.) 2» Su kenarlarında bulunan (halk arasındaki rivayete göre yüksek kayalara yumurta yapan) yeşil renkte, büyükçe bir kuş. (Sofular »Eğridir -Isp.)
angd Aptal bakışlı. (»Niksar -To.)
angddak [- anga (I)]
angddamak [angırdamak - 1] Manda bağırmak. (»Reşadiye, Kekün »Niksar -To.; Karakuş bucağı köyleri »Ünye -Or.)
[angırdamak -1] : (Karakuş bucağı köyleri »Ünye -Or.)
angıh [angıhmş, angın, angıın, anılmış, anlı] Ünlü, tanınmış, namlı, şöhretli, soylu. (Salur »Gördes —Mn.; -Ba. ve çevresi; »Çan, »Bayramiç, »Ezine -Çkl.; -Kü.; Erkinis »Yusufeli-Ar.; »Ula, -Mğ.) [angıhmş] : (-Gm.) [angın] : (»Eğridir köyleri -Isp. köyleri; »Soma -Mn.; »Düzce —Bo.) [angun] : (-Or.) [anılmış] : (Turan -Ky.) [anlı] : (»Merzifon -Ama.)
angılkoç Tahterevalli oyunu. (Baş-ağn »Mesudiye —Or.)
angılmış [— angıh]
angın [— angıh]
angıramak [angn-damah - 2, angır-rnak, angurmak, afiırmak-1, ankır-mah, ankırmak] Eşek bağırmak, anırmak. (Mencilis »Keşap -Gr.; »Kemaliye -Eze.) [ang«âamah - 2]: (Uluşiran »Şiraiı -Gm.)
[angumak] t; (Uluköy, Çapalı »Dinar’ —Af.; Gönen -j[sp.|Düzköy »Keşap -G*.f PenizH »Vakfıkebir -Tr.; —-Gm. köyleri; —Rz.; Ersis, Hum-hal ^«sinfeli -At.; *IğdV ve’vçTev-;.
resi -Kr.; -Eze.; »Erciş -Vn.; »Antakya -Hat.)
[angurmak] : (Anaraş ‘ * Sürmene -Tr.)
[anırmak -1] : (»Şarki Karaağaç, Aydoğmuş »Keçiborlu-Isp.; Garip-köy »Tavas, İshakh »Çivril, Bekilli »Çal -Dz.; »Bayındır köyleri -İz.; Yenice »Emet -Kü.; »Merzifon ve köyleri-Ama.;-Çkr.; »Artova, »Zile. Hayati »Erbaa, Kekün »Niksar-To.: Nefsiköseli »Görele -Gr.; -Tr. ilce ve köyleri; »Kilis -Gaz.; »Antakya -Hat.; -Nğ.; »Ermenek -Kn.; Köseçobanlı »Gülnar, Çiftepmar »Mersin -İç. ; Karadere »Gündoğmuş -Ant.; Orhaniye »Marmaris, İncirköy »Fethiye -Mğ:) [ankırmah] : (»Erciş -Vn.; Kerkük) [ankırmak] : (»Ardanuç köyleri, Çayağzı * Şavşat — Ar.; * Erciş -Vn.)
angıraz Halsiz, dermansız: Hastalık beni angıraz yaptı. (Büyükma-nika »Senirkent —Isp.)
angırda Nerede, nereye. (»Çal -Dz.; Güzejoba -Ant.)
angırdamah, angırdamak 1. [— angddamak] 2» -f— aııgıramak]
angırgan [anırtmaç] Vara yoğa bağıran, ağlıyan, terbiyesiz çocuk, (Çapalı *Dinaf -‘Af.) [anırtmaç] : (»Bor -Nğ.)
angırınak [—* angıramak]
angırnaz [ankırnas] Su çarkından sonra gelen ve değirmen taşını döndüren dişli çark. (—Brs.) [ankn-nas] : (Kurşunlu »Gölpazarı -Bil.)
angut [- angıdı]
angış Söz konusu.-(Güneyce -Rz.)

267
angış etmek Anmak, hatırlamak.
(Anaraş »Sürmene -Tr.) angış olmak Dedikodusu yapılmak,
dedikoduya konu olmak. (Güneyce
-Rz.)
an git (I) [angidik tutu, angut - 5, ankut (II) -1] Bir çeşit çekirdeksiz dut. (Cenciğe, Ergân -Eze.) [angidik tutu] : (»Hozat -Tn.) [angut - 5] : (-Gm.; -Eze. ve köyleri)
[ankut (II) -1] : (-Eze.) angıt (II) Yaşlanmış, işe yaramaz
hale gelmiş hayvan. (Aslanköy
»Mersin -Iç.) angıt (III) Kâkül. (-Ank.) angıt kurdu [— andık (I) -1] angıtmak Şaşırmak, aptallaşmak :
Neye angıttın da öyle bakıyorsun.
(Düzköy »Keşap -Gr.) angız 1. Ağacın toprağa değen
dip kısmı, (ileydağı »Uluborlu
-Isp.) 2. [— anız (I) -1] angidik tutu [— angıt (I)] anglamak [— ağnamak (I) -1] angmak Birinin arkasından konuşmak, lâfım etmek, anmak. (Çatak-lıhoca »Çayeli -Rz.) angona Kör yılan. (*Akçaabat,*Maç-
ka -Tr,; islâhiye, Güneyce ^Rz.) angoş [—anga (I)] angot [— anga (I)] angsırmak [anksırmak, ansırmah, an-
sumak] Aksırmak, öksürmek.(Eğ-
ridere »Kuyucak -Ay.; -Tr. ilce
ve köyleri)
[anksırmak] : (Kalafka -Tr.) [ansırmah] : (Çayağzı, *Şavşat-Ar.) [ansırmak, ansırmak] : (Bayat »Emirdağ -Af.; Kayadibi, »Yeşilova —Brd.; »Sarayköy köyleri —Dz.; Çulhan »Bozdoğan -Ay.; »Bandır-
ma —Ba.; »Ezine, »Gelibolu -Çkl.; ismetiye -Brs.; »Simav -Kü.; »Akyazı çevresi -Sk.; -Çr.; »Çarşamba ve çevresi, -Şm.; »Merzifon -Ama.; »Zile -To.; -Tr. ilce ve köyleri; -Gm. ve köyleri; »Ardanuç ve köyleri, Erkinis »Yusufeli, Çayağzı »Şavşat -Ar.; -Rz. köyleri; »Andırın köyleri -Mr.; Çepni »Gemerek, -Sv.; -Kn.; »Saray köyleri -Tk.) angsırık [anısırık, ansırık] Aksırık. , (Eğridere »Kuyucak -Ay.) [anısırık] : (Kayadibi »Yeşilova -Brd.)
[ansırık, ansırık] : (Dişli, İshaklı »Bolvadin -Af.; Bereketli »Tavas, »Sarayköy- köyleri -Dz.; Çulhan »Bozdoğan -Ay.; »Kırkağaç -Mn.; Pelitköy • »Burhaniye, -Ba.; »Gelibolu -Çkl.; Cumayanı -Zn.; »İskilip -Çr.; »Alaçam -Sm.; »Zile -To.; -Gm. köyleri; Erkinis »Yusufeli, Çayağzı »Şavşat -Ar.; »Andırın köyleri -Mr.; Çepni »Gemerek -Sv.; Gözne »Mersin -Iç.; »Saray köyleri -Tk.)
angu [—anga (I)]
angud 1. [— anga (I)] 2. [— angıdı]
angudi [— anga (I)]
anguduk [— anga (I)]
angult 1. [— anga (I)] 2. [-angıdı]
angun [— angdı]
angur [anguriye, angurya] Hıyar. (*Of-Tr.)
[anguriye] : (»Alaşehir -Mn.) [angurya] : (Yeşilyuva »Acıpayam -Dz.; »Bayramiç -Çkl.; »Elmalı ve köyleri, Kumluca »Finike -Ant.; Yakabağ »Fethiye -Mğ.)
anguriye [— angur]
angur m ak [— angıramak] I angurt 1. [— angıdı] 2. [— anga (I)]

268
angurya [— angur]
anguşuklamak Aralık bırakmak: Kapıyı anguşukla. (îcilli —Gr.)
angut, angut 1. [—*¦ anga (I)] 2. [— angıdı] 3. Bir çeşit küçük orman kuşu. (Ziyere -Ama.) 4. Koyu kızıl renkli evcil güvercin. (—Ur.) 5. [- angıt (I)] .
angut kâzı [—*¦ angıdı]
anğnannıak [— ağnamak (I) -1]
an hara, anharya Kabuklu, ince uzun bir çeşit küçük böcek. (* Şavşat köyleri -Ar.)
anı (I) Yani, hani anlamlarında : Anı sen de olmasan işim harap. (¦Hozat -Tn.)
anı (II) Yayla. (-îç.)
anı [-*• anâ (I) - 1]
anı [- an (I) - 7]
anıdak [— anga (I)]
anıdot [-» anadut (I)]
anıglamak [— anıklamak (I) -1]
anıh 1. [-+ anık (IV) -1] 2, [-* anık (İV) - 2] 3. [-+ anık (IV) - 4] 4. [-»anık (IV) -6]
amhlamak ]—»• anıklamak (I) – 2]
anıh vermek .Çorbaya biber ve soğanla kavrulmuş kızgın yağ dökmek: Çorbaya anıh verdin mi? (îriş-li,1 Bayburt “Sarıkamış -Kr.)
anık (I) Boşboğaz, ara bozucu. (Bekilli *Çal-Dz.)
anık (II) [amik (II)] Hazır, mevcut, var: Hazıra anık, pişmişe kor nuk. (“Silifke -îç.; Pendik, “Kartal -îst.; -Sn. Ve çevresi) [anuk (II)] : (“Kangal -Sv.)
anık (III) Zayıf, cılız; (“Bor -Nğ.)
anık (IV) [anıh -1, 2, 3, 4; annuh, annuk (II), anuh (I) -1, 2, Br anuk (I) -1, 2, 3] 1. Nane, dağ-nanesi. (Düzköy, “Keşap, “Şebin
Karahisar, -Gr.; Cinis “Aşkale -Ezm.; Telin “Gürün -Sv.) [anıh -1] : (-M1.) [annuh] : (“Ağın, “Keban -El.) [annuk (II)] : (-Eze; “Zara, -Sv.) [anuh, anuh (I) - 1] : (Kaydalapa ¦Bafra -Sm.; Mâvrangel, -Gm.; -Mş.; ¦Pertek -Tn.; ¦Çemişkezek, -El. ve köyleri; * Arapkir, “Akçadağ, “Hekimhan —Mİ.; “Divriği ve köyleri, “Kpyulhisar -Sv.) [anuk (I) - 1]: (Kayadibi “Yeşilova -Brd.; Zile “Mesudiye, -Or. köyleri; “Görele köyleri, “Alucra, -Gr. ve köyleri; “Akçaabat -Tr.; Harşit bucağı köyleri “Torul, -Gm. köyleri; Sosunga “Çayırlı, Ergân —Eze; “Pertek -Tn.; “Çemişkezek, Har-put -Eİ.; -Mİ.; Hacıilyas “Koyulhisar, Ağrakos “Suşehri, “Gürün -Sv.)
2. Yemeklere konulan bir çeşit kokulu ot. (Karaözü “Gemerek, Vazddan “Divriği, “Kangal; Telin “Gürün, “Darende, Ortaköy “Şarkışla, -Sv.)
[anıh - 2] : (Karaözü “Gemerek -Sv.)
[anuh, anuh (I) - 2] : (Uluşiran “Şiran -Gm.)
[anuk (I) -2]: (“Refahiye çevresi -Eze; Savrun “Divriği -Sv.)
3. Trabzon yaylalarında yetişen ve çay yerine kullanılan, san çiçekli bir çeşit ot. (-Tr. köyleri) [anuk (I) - 3] : (“Maçka ve köyleri -Tr.)
4. Yemeğe sonradan dökülen kızr d irilmiş yağ ve soğan. (“Ardanuç köyleri -Ar.; Tutmaç -Sv.) [amh - 3] ; (Kızdçakçak, Şahnalar “Arpaçay —Kr.)

269
[anuh, anuh (I) - 3] : (Bağlıca “Ardanuç, Çavdarlı, Düzenli “Şavşat -Ar.)
5.* Mayasız ve az tuzlu ‘ekmek. (Cebre “Bayburt, —Gm. köyleri)
6. Yemek için-biriktirilen, saklanan öteberi, yiyecek içecek : Karpuzdan kış anığı mı olur? (“Bünyan -Ky.) [anıh -4] î (“Bünyan -Ky.)
7. Küçük yağ tavası. (Kırampa “Zile -To.)
amk (V) [- an (I) -1] anık (VI) [-* andaç (I) -1] anıklamak (I) [anıglanıak, anıklamak, anırtlamak, anıtla inak -1, anrtmak -2, ansınmak -1] 1. Vurmaya niyet etmek, korkutmak kasdiyle vuracakmış gibi yapmak: Çocuğa anıkladı ama vurmadı. (Karamanlı, “Tefenni, Kayadibi “Yeşilova -Brd.; Alâeddin, Darıveren, Oğuz, “Acıpayam, Tekkeköy—Dz.; “Bodrum -Mğ.)
[amglamak] : (Oğuz “Acıpayam -Dz.)
[anırtlamak] : (Ürkütlü “Bucak -Brd.)
[anıtlamak, anıtlamak - 1] : (-Isp.; Gölcük, “Tefenni çevresi, Devri “Bucak -Brd.; Oğ^Tz “Acıpayam —Dz.; Hamzabali “Bozdoğan -Ay.; Tepeköy “Torbalı, Furunlu “Bayındır -tz.; -Çkr.; Sobran “Nalbhan -Ank.; “Karaman, “Ermenek köyleri -Kn.; “Silifke, Ortaköy “Anamur, *Mut, “Mersin köyleri, -îç.; Semayük, “Elmah, “Gazipaşa köyleri, Yelten “Korkuteli, Bağyaka “Finike -Ank.; Yerkesik çevresi, -Mğ.)
[anıtmak - 2] : (Bahadırlı “Bayramiç -Çkl.)
[ansınmak, ansınmak -1] : (Ekse, Bekilli “Çal -Dz.)
2. Tçreddüt etmek, karar verememek. (Oğuz “Acıpayam, Tekkeköy -Dz.; “Ermenek -Kn.) [anıklamak] : (“Bismil -Dy.)
3. Yöneltmek, nişan almak : Ali, Hasanı vurmak için tüfeğini anıkladı. (“Fethiye ve köyleri —Mğ.)
anıklamak (II) Zayıflamak. (“Bor -Nğ.)
and “(I) 1. Amaç, erek. (“Alaşehir -Mn.; “Niksar -To.) 2. Bellek, hafıza. (-Mn.) 3. Usul, kaide : Anılı bilinmiyen iş yapılmaz. (Kale “Erbaa -To.)
and (II) Ondan, onun için : Annem yolladı da anıt geldim. (Yenice, Dere “Emet -Kü.)
and (III) Yavaş, ağır: Anıl git, yetişemiyorum. (“Göynük -Bo.)
andcacık Yavaşça. (Dağmarmara “Turgutlu -Mn.)
anddak [— anga (I)]
pfiılmfllc 1. Şöhret bulmak, ünlenmek: Ahmet bey zenginlikte anıldı. (“Merzifon -Ama.) 2. Sözü edilmek, bahsedilmek, andmak. (Çanıllı “Ayaş -Ank.; Uğurlu, Görmel “Ermenek -Kn.)
anılmış [—» angıh]
anîm [—»anâ (I) -1]
anın [ânında] Onun için, tevekkeli değil : Anın söylenmiyor, meğer fewsmüş.-(Kemaliye, “Alaşehir-Mn.) [anında] : (Darıveren “Acıpayam -Dz.)
anında [— anın]
anır (I) Taraf, yön-: Tepe anırmda
bir ışık var. (*Bodrum -Mğ.) anır (II) Onur, kibir. (-To.)

270
dak geliverince beni korkuttun. (‘Bigadiç -Ba.)
anısırık [—»• angsırık]
anıstah [— anıstak]
amstak [anıstah] Tavan, tavan arası. (Hurman ‘Afşin -Mr.) [anıstah] : (Avşar ve Türkmen aşiretleri ‘Pınarbaşı, ‘Bünyan -Ky.)
anış ölen annesinin adını taşıyan çocuğa hitap : Gel buraya anışım. (‘Gazipaşa köyleri -Ant.)
anışdırmak [— anıştırmak]
anışmak, anışmak 1. Birini anmak, birinin arkasından sözünü etmek': Şimdi seni anışıyorduk. (‘Eşme ve köyleri — Uş.; İlyas ‘Keçiborlu—Isp.; Danveren ‘Acıpayam, ‘Sarayköy köyleri -Dz.; Furunlu ‘Bayındır -İz.; Dağmarmara ‘Turgutlu -Mn.; Yenice ‘Emet -Kü.; Aşağıdıca, Bozan, -Es.; Bah ‘Ereğli -Zn.; Boğaç ‘Maçka -Tr.; ‘Elmalı -Ant.) 2. Konuşmak, söyleşmek, anlatmak: Çocuk ölmüş, demin adamlar anışıyordu. (îlyas ‘Keçiborlu -Isp.; Kocahisar ‘Tavas -Dz.; ‘Milas -Mğ.)
anıştırmak, anıştırmak [ anışdırmak, ansıtmak -1, anşırmak - 3, anşırt-mak, ansıtmak] Üstü kapalı anlatmak, sezdirmek, ihsas etmek. (‘Merzifon, ‘Gümüşhacıköy -Ama.; ‘Zile, -Tö. ve çevresi; Ulubey -Or.; ‘Görele, ‘Tirebolu, ‘Bulancak ve köyleri, -Gr.; Harşit bucağı köyleri ‘Torul -Gm.; -Gaz.; -Sv.) [anışdırmak] : (‘Zile -To.) [ansıtmak, aâsıbnak - İ] : (Aşudu ‘Darende -Mİ.; ‘Göksün ve köyleri -Mr.; ”Reyhanlı ve Amik ovası Türkmenleri -Hat.; ‘Kozan -Ada.; Çukurbağ, Uğurlu ‘Ermenek -Kn.;

anırgan, anırgan (I) [anırkan] Çok
anıran eşek, azgın erkek eşek. (Bademli *Dinar -Af.; Senir, Kozluca ‘Keçiborlu, Yassıviran ‘Senirkent, Aliköy -Isp,; Bülkaz ‘Çivril, ‘Sarayköy köyleri, Danveren, Oğuz ‘Acıpayam, Bereketli, Yukarıboğaz, ‘Tavas, Isabey, – Bekilli ‘Çal, Bey-leTİi -Dzî; Eğridere ‘Kuyucak, Çulhan, ‘Bozdoğan -Ay.; Küçükkuyu * Ayvacık;-Çkl.; Yenice *Emet-Kü.; Bozan —Es.; Yerkuzlu ‘İskilip -Çr.; Zara -Ama.; ‘Zile —To.; ‘Bismil -Dy.; -Gaz.; Telin, Tekerahma ‘Gürün,, ‘Zara -Sv.; Darısekisi ve çevresi ‘Mersin — îç.; Dont ‘Fethiye -Mğ.)
[anırkan] : (Aşağnlıca -Es.)
anırgan (II) Ses çıkararak dönen su dolabı: Anırganın olukları ¦ bozulmuş. (Yukarıseyit, ‘Çal -Dz.)
anın [— anarı (III) -1]
anırkan [— anırgan (I)]
anırlanmak Büyüklenmek, onurlanmak. (-To. çevresi)
anırmak 1. [—• angıramak] 2. Birine yüksek sesle, tehdit yollu bağırmak. (Yenice *Emet -Kü.)
anırsımak Et kokmaya, bozulmaya yüz tutmak. (‘Safranbolu -Zn.)
anırşak Kirmanın yuvarlağı, ağırşak. (Çitli ‘Mecitözü -Çr.)
anıt Ekin yiyen, yaban ördeği büyüklüğünde bir çeşit kuş. (Hadım . ‘Çal -Dz.)
amrtkan Çok arsız, azgın. (‘Bor -Nğ.)
anırtlamak [—*¦ anıklamak (I) -1] anırtlan Kartala benzer bir çeşit kuş.
(Çaltı. ‘Gelendost -Isp.) anırtmaç [—* angırgan] anısdak Birdenbire, ansızın: Anıs-
271
“Silifke, “Anamur, —îç. ve köyleri) [anşırmak - 3] : (Bardas “Karaman -Kn.)
[anşırtmak] : (“Senirkent, “Uluborlu —Isp.; —Ama. köyleri; “Afşin, “Elbistan -Mr.) [aşıtnıak]: (“Afşin -Mr.)
anıt (I) İlgisiz, uzak durma hali: Anıt gibi ne duruyorsun, yardım etsene. (Yakaköy “Gelendost —Isp.)
anıt (II) 1. [-» anga (I)] 2. [-» an-gıdı]
amt (III) [-» an (I) -1] anıtık, anıtkan [—*¦ anga (I)] anıtlamak, anıtlamak 1. [—» anıkla -
mak (I) -1] 2. Bir işe girişmek, yapmaya hazırlanmak: Tarlayı, bağ yapmağa anıtladım. (Ydanlı “Eğridir -Isp.) 3. Birden korkarak uyanmak. (Kuşbaba “Bucak —Brd.)
anıtmak, anıtın ak 1. Aptal aptal, şaşkın şaşkın bakarak durmak, baka kalmak. (Bayat “Emirdağ, -Af.; “Eşme ve köyleri —Uş.; —Dz. köyleri; “Sivrihisar,- Satılmış, Bozan -Es.; Kavşit “Sungurlu —Çr.;-Ama. köyleri; Çayırlı “Haymana -Ank,; “Karaisalı -Ada.; “Silifke, “Mut köyleri, —îç.; “”Fethiye köyleri —Mğ.) 2. [-»anıklamak (I) -1] 3. Elle kovalamak, ürkütmek : Arıyı anıt-ma büsbütün azar. (*Osmancık-Çr.)
anız, anız (I) [ağız (VI), an (II) -1, angız - 2] 1. Ekinin biçildikten sonra tarlada kalan köklü sap kısmı. (“Emirdağ, İncesu, Burhaniye “Dinar; Abanoz -Af.; “Eşme ve çevresi -Uş.; “Şarki Karaağaç, “Eğridir köyleri, Yassıviran, “Senirkent, Yakaköy “Gelendost, “Keçiborlu ve köyleri, “Yalvaç, Büyükfindos, Aliköy —Isp.; “Tefenni ve çevresi, “Ye-
şilova ve köyleri, -Çamköy “Gölhi-sar, Çerçin, Kurna —Brd.; “Çal ve köyleri, Garipköy, Bereketli “Tavas, “Acıpayam köyleri, -Dz. ve köyleri; Burhaniye, Dalhca “Nazilli,. Sürez, Çulhan, “Bozdoğan -Ay.; Kızdfaah-çe, “Urla, Furunlu “Bayjıdır —İz.; “Akkisar, “Turgutlu, -Mn.; Pelit-köy “Burhaniye çevresi, “Susurluk, “Edremit —Ba.; Evreşe, “Gelibolu, Fili *Bigav “Lapseki -Çkl.; “Mustafakemalpaşa, “Mudanya, -Brs. ve çevresi; Genişler “Altıntaş, Yenice “Emet, Alayunt -Kü.; Büyükyenice “Osmaneli, “Gölpazarı, Pazarcık, Dodurğa —Bil.; “Sivrihisar, -Es. ve köyleri; “Kandıra -Kc; İğneciler “Mudurnu, “Gerede, Tepe “Seben, “Düzce ve köyleri, Berk, Aşağısoku, —Bo.; “Akyazı çevresi -Sk.; “Safranbolu, -Zn.; Giremez “Araç, “Taşköprü, “Kargı, —Ks.; “Kurşunlu, Genek, -Çkr.; “Osmancık,-Çr.;-Sn.; “Çarşamba, “Alaçam, -Sm.; “Merzifon ve köyleri, Moramul, Zara, —Ama.; “Zile ve çevresi, Hayati “Erbaa, Çamlıbel “Artova, Çilehane “Reşadiye, -To. ve köyleri; Zile “Mesudiye -Or.; Sanhamzalı “Sorgun, Kö-tüboynul —Yz.; Güdül, “Ayaş, Ya-raşlı, Çayırlı, “Haymana, “Nallıhan, -Ank. ve çevresi; —Krş.; Bahçeli “Bor, -Nğ.; Kıraman “Ereğli* “Akşehir, Göçer “Karaman, “Ermenek ve köyleri, Karkın “Çumra, —Kn.; Havraniye “Ceyhan, Misis -Ada.; “Silifke, “Anamur, Çömelek, “Mut, “Mersin köyleri, -îç.; Yuva, “Elmalı, İbradı “Akseki, Ab dur rahmanlar “Serik -Ant.; “Bodrum, “Milas, “Fethiye köyleri, *Datça,

272
-Mğ.;-Ed.; Ceylanköy, “Lüleburgaz -Krk.; “Saray köyleri,-Tk.; Kayalar, Selanik)
[ağız (VI)^: (Hisarardı “Yalvaç -Isp.; Çöplü “Çivril -Dz.; “Boyabat -Sn.)
[an (II) – 11: (Çiftepınar “Mersin -İç.)
[angız-2]: (“Sivrihisar -Es.; “G-ere-de —Bo.; Çilehane “Reşadiye -To.) 2. Mısır sapı. (-Ay.; “Çarşamba ve köyleri —Sm.; Mesken “Yatağan -Mğ.) 3. İğde ve kara çalının dikeni. (Uluğbey “Senirkent —Isp.) 4. Tarla kenarlarındaki otlar. (“Milas köyleri -Mğ.) anız, anız (II) [anız tarhı] 1. Ekini biçüdikten sonra sürülmeden boş kalan tarla : Koyunları anızda otlat. (“Sarayköy köyleri, Bulkaz, İğdir “Çivril, Çömleksaz -Dz.;*Bergama, Çapak *Torbalı, “Kuşadası -İz.; “Akhisar, “Turgutlu, “Alaşehir, Karaağaçtı, Selimşahlar —Mn.; “Susurluk, Minnetler “İvrindi —Bâ.; “Gelibolu, “Ayvacık, Bergaz “Ezine -Çkl.; Devecikonağı, “Mustafakemalpaşa, “İnegöl -Brs.-; İğneciler “Mudurnu, “Düzce, “Mengen, -Bo.; “Akyazı çevresi, -Sk.; “Devrekani, “İnebolu köyleri -Ks.; Genek —Çkr.; -Çr.; “Ayancık -Sn.; “Merzifon ve köyleri, Mbramul -Ama.; Karakuş bucağı köyleri “Ünye -Or.; Kar akız “Sorgun, -Yz. köyleri; Çamllı, Güdül, “Ayaş, “Nallıhan, “Beypazarı, -Ank.; -Krş.; Avşar aşireti “Pınarbaşı -Ky.; “Mucur köyleri, “Hacıbektaş -Nş.; “Aksaray -Nğ.; “Ereğli, “Ermenek, Kıreli “Beyşehir, Hatip -Kn.; -Ada. çevresi; Yerkesik çevresi, “Ula -Mğ.;
“İpsala, Avarız -Ed.; Hediye -Krk.; Akpınar “Saray -Tk.) [anız tarla, anız tarla] : (“Taşköprü -Ks,; — Sn.; -Sm.; *Merzifon -Ama.) 2. Ürün kaldırıldıktan sonra ekilmi-yerek nadasa bırakılan tarla. .^Acıpayam -Dz.; *Reşadiye»-To.; Ağa-eli “Kalecik, “Beypazarı, Bağviran “Kızılcahamam -Ank.) 3. Nadas edilmeden ekilen tarla. (“Bolvadin -Af.; -Dz.; “Çumra -Kn.) 4. Tarla kenarlar, uda sınır yerine geçen hendek veya set şeklindeki tümsekler. (-Brd.; “Beypazarı -Ank.)
anız, anız (III) ‘ 1. Ekin biçildiği zamanki sebze mevsimi : Bahçenin yarısına vakit avarı, yarısına da anız avarı yapacağız. (“Ermenek -Kn.) 2. Sonbaharda tarla bozumu, hasat zamam. (-Mğ.)
anız, anız (IV) İnekler yavrula-dıktan sonra, üç gün içinde sağılan koyu süt, ağız. (Dallıca “Nazilli -Ay.; Yerkesik çevresi, *Ula-Mğ.)
anız, anız (V) [anked] 1. Aksi ve inatçı kimse. (“Eğridir köyleri, -Isp. köyleri)
[anked] : (Aşağıırmak “Ardanuç -Ar.)
% [-»anga (I)] anız biçmek, anız biçmek 1. Ekin biçildikten sonra, tarlada kalan saplarla, aralarında kalan otları biçmek. (“Eşme ve köyleri -Uş.; “Düzce ve köyleri -Bo.; “Anamur -İç.) 2. Tarla kenarmdaki hendek, ark ve yol gibi yerlerdeki otları biçmek, yolmak. (“Sarayköy köyleri -Dz.; “Bozdoğan -Ay.; Küçük-kuyu “Ayvacık -Çkl.; -Çkr. ve köyleri)

273
anız biti Ekin biçildikten sonra tarlada kalan saplarda, kendiliğinden meydana gelerek insanda kaşmtı yapan bir çeşit çok küçük böcek. (»Bodrum. »Fethiye köyleri -Mğ.).
anız bozmak, anız bozmak [anız kaldırmak] Ekini kaldırılmış anız-lı tarlayı sürmek. (-Mn.; Yenice »Emet -Kü.; -Sn.; -Sm.; »Merzifon köyleri -Ama.; Ceylanköy »Lüleburgaz —Krk.)
[anız kaldırmak] : (Medele »Çal -Dz.)
anız kaldırmak [-»• anız bozmak]
anızlama Ağaç kesildikten sonra dipte kalan kısım. (Cumalıkızık -Brs.)
anız sürmesi Biçildikten sonra kalan döküntülerle kendüiğinden yetişen ekin. (Bayat »Emirdağ -Af.)
anız tarla, anız tarla [— anız (II) -1 ]
ahi, anî [— anâ (I) -1]
anigu, anih [—»• anâ (I) -1]
anih anih Vah vah, yazık anlamında ünlem. (Dallıca »Nazilli —Ay.; »Akşehir -Kn.)
anihter Arı kovanının kapağı. (Güneyce -Rz.)
anik (I) Mayası tutmamış hamur. (-Ezm.)
anik (II) Kız çocuklarını çağırmak için kullanılan bir hitap: Anik bîr tas su ver. (Mezirme »Hekimhan -Mİ.)
aniko 1. Anneciğim. (-Mş.) 2. Dost, sevgili. (»Kemaliye -Eze; »Besni, »Kâhta -Ad!.)
anim, anîm [—»¦ anâ (I) -1]
anîrâ [— anâ (I) -1]
anis Yaprağından ve meyvasından yem olarak faydalamlan bir çeşit ağaç. (»Maçka -Tr.)
anisaz [anizaz] Huysuz, yaramaz. (-Bt.; -Ur.) [anizaz] : (-Mş.)
aniş Doğurmayan kadm. (Haremi Yörükleri »Ilgın -Kn.)
aniy [—*¦ anâ (I),-1]
âniya işte, şurada: Gemiyi görmüyor musun, aniy a. (Anaraş »Sürmene -Tr.)
anizaz [—* anisaz]
ank Kavun, karpuz v.b. nin çiçekten sonraki olgunlaşmamış hali. (»Ahlat -Bt.)
ânk [—»¦ angıdı]
anka [— anga (I)]
ankabak, ankabak [—»¦ anga (I)]
ankadazabrak Aptal. (-Bo.)
an kakdırmak iki tarla arasında sınır olarak bırakılan toprağı kendi tarlasma almak, çekmek: Ahmet bizim tarlanın anını kakdırmış. (Kösten, Kızılyer, Menteş ve Honaz çevresi —Dz.)
ankana [ankona] Kısa ve düz kuyruklu zehirsiz bir çeşit yılan. (Zi-ğana »Torul -Gm.) [ankona] : (-Tr. ilce ve köyleri)
ankara [— angaare]
ankas (I) 1. [-» anga (I)] 2. [- an-gas]
ankas (II) Kesilmesi zor odun. (Dont »Fethiye -Mğ.)
ankaslek [—*¦ angeslek]
ankastan [— angastan]
ankaşı [— an (I) -1]
ankat [— anga (I)]
ankavut [— anga (I)]
ankaz [—*¦ anga (I)]
ankazak [- anga (I)]
ankebit Kâbus, uykuda basan ağırlık. (»Bor -Nğ.)
anked [-»•anız (V)]

Derleme, 18
274
ankıç [-* angıç (I)]
ankıdak [—»¦ anga (I)]
ankıl [-»¦ anga (I) ]
ankıldamah Mızrak atıldığı zaman düdük gibi ses çıkarmak. [Bir tarafı delinerek içine zeytin yağı akıtılan mızrağa da "ankıldıyan mız-rah" denir.] (Kerkük)
ankıllı cmkdh Süslü püslü, çok süslü, cicili bicili. (Sarıvadi »Ermenek -Kn.)
ankır Muhit, çevre, taraf: Aradığın hayvan ankırında. (Sofular, Yılanlı »Eğridir —Isp.; —Ant.)
ankır hacı Eşek. (-Bt.)
ankır ma h [—¦ angıramak]
ank ırmak [—*¦ angıramak]
ankırnas [—* angırnaz]
ankış [— angıç (I)]
ankıt 1. [—* anga (I)] 2. [— angıdı]
ankıtlamak Nişan alıp atmak : An-kıtlarım, sağ gözünden vurdum. (Ça-vuşçu »Ilgın —Kn.)
ankiri Şurada, orada : Ankiridekini alıver. (Tepeköy »Torbalı -İz.)
ankmak Anmak, hatırlamak. (Anaraş »Sürmene —Tr.)
ankona [—ankana]
ankri Yaprağı çama, gövdesi ardıca benzer bir çeşit orman ağacı. (-Ar.)
anksırmak [—*¦ angsırmak]
ankudi çuha Kurmay subayların yaka ve apoletlerinde kullanılan kırmızı çuha. (»Merzifon -Ama.)
ankur (I) Ev yapmakta kullanılan
ve evin üzerine konulan büyük
ağaç. (Yukarıkale »Koyulhisar-Sv.; Mollaveyis -Ar.)
ankur (II) Uzun boylu, biçimsiz
kimse. (Küçükhol »Of -Tri)
ankur (III) Bostan. (Kapıköy »Maçka -Tr.)
ankut (I) 1. [- anga (I)] 2. [-
afigıdı] 3. Paçalı iyi cins güvercin. (-Dy.) anknt (II) 1. [-* angıt (I)] 2. Salkım, üzüm çöpü: Bir ankur üzüm yedim. (-Md.)
anknt (III) Kırmızıya yakın koyu san renk. (-Ur.)
ankut tohumu Hayvanlarm öksürük ve sancısı için ilâç olarak kullanılan bir çeşit bitki tohumu. (Merkepçi-kışlacığı -Ama.)
anlaç [— annaç (I) -1]
anlagan Duygulu. (“Karaçayca’dan” Başhöyük »Kadınhanı -Kn.)
anlak, anlak (I) [ânak, anlık - 2, annak (I) - 3] 1. At, eşek, tavuk, keklik gibi hayvanlarm yatıp yuvarlandıkları tozlu yer. (»Eşme -Uş.; »Eğridir çevresi -Isp.; »Ermenek ve köyleri —Kn.; »Anamur ve köyleri, »Mut köyleri, Güvere »Silifke, Aslanköy »Mersin -İç.; Ceylan »Fethiye -Mğ.) [ânak] : (»Eşme köy ve aşiretleri -Uş.)
[anlık - 2] : (Başören, Banus, Mi-rohor »Eğridir -Isp.) [annak, annak (I) - 3] : (İğdir »Çivril —Dz.; Sarısığırlı »Kula -Mn.; Nusratlı »Ayvacık -Çkl.; Ulukışla »Bor -Nğ.)
2. Açıklık, göz önü, karşı: Arkamda durma, anlağıma gel. (Karakuş, »Ünye-O.r.; Hisarüstü *Keşap-Gr.)
anlak (II) Anlayışlı. (*Şarkışla-Sv.)
anlaklamak [—» annaklamak -1]
anlam [annak (II) - 2] Anlayış, duygu. (“Karaçayca’dan” Başhöyük »Kadınhanı -Kn.) [annak (II) - 2] : (-Ağ.)
anlamak, anlamak (I) [—*¦ ağnamak
W - i]

anlamak (II) Anlamak, idrak etmek. (“Karaçayca’dan” Başhöyük “Kâ-dmhanı —Kn.)
anlamlı Anlayışlı. (“Karaçayca’dan” Başhöyük “Kadınhanı —Kn.)
anlanmak, anlanmak (I) [—» ağnamak (I) - 1]
anlanmak, anlanmak (II) Çatlamak : Anlı testi ile suya gidilmez. (“Fethiye köyleri -Mğ.)
anlanmak (III) Buğday, arpa gibi tahıllar başak verme durumuna gelmek. (Kıbrıs)
anlar [âneyş, annah, annak (II) -1, annamak (II) -1] Anlayış, bellek, zekâ : Artık ihtiyarladım, anlarım kıtaldi. (“Gürün —Sv.; Yukankaya “Yalvaç -Isp.) [âneyş] : (-Gaz.)
[annah] : (Kızılçakçak “Arpaçay, “İğdır -Kr.; Taşağıl -Ezm.) [annak (II) -1] : (-Ezm.) [annamak (II) -1] : (“Bor -Nğ.)
anlaş [— annaç (I) -1]
anlat [—» anadut (I)]
anlı [—» angıh]
anlı gabagı [—» annabak]
anlık, anlık 1. [- an (I) -1] 2. [— anlak (I) -1] 3. Bahçe, bağ kapısı. (Bademli “Dinar -Af.; Muğlasm “Tavas -Dz.) 4. Düzgün odun yığını : İki anlık odun sattım. (Karamanlı, “Tefenni, Çamköy “Gölhisar, Kayadibi * Yeşilova, Ka-rakent -Brd.; “Acıpayam ve köyleri -Dz.) 5. Süpürge yapılan bir çeşit ot. (Süle -Gm.)
anlık taşı [— andaşı]
anmak, anmak (I) 1. Açıklamak, söylemek, anlatmak : Bu söylediğimi hiç kimseye anma sakın. (“Fethiye köyleri, -Mğ.; “Çal, Honaz -Dz.;
275

Büyükyenice “Osmaneli *Bil.; Peşman “Daday -Ks.; Saray -Çkr.; “Merzifon, “Gümüşhacıköy —Ama.)
2. Akla gelmek : Andığım başıma geldi. (Köseçobanlı “Gülnar — îç.)
3. Söz Vermek, vaadetmek: Bu’işi andım yapacağım. (“Kelkit -Gm.)
anmak, anmak (II) [— ağmak (I) -1]
anmak (III) [—*¦ ağnamak (I) -1]
ann 1. Karşı: Güneşin annında çalışıyorlar. (“Bor -Nğ.) 2. Alm: Annını karışlarım. (“Bor -Nğ.)
anna, annâ (I) 1. [— anâ (I) -1] .2. Hayır: -Oğlum bu gün pazara git. -Anna gifinem. (Baklan “Çal -Dz.)
anna (II) [—» annaç (I) -1]
anna (III) Dirseğin iç kısmı: Anna-mı acıttın. (“Orhaneli -Brs.)
anna almak Muhatap tutmak, karşısına alıp konuşmak: Ben seni annıma mı alırım hiç. (“Bor -Nğ.)
annabak [ardı gabagı] Alnının ortası: Annabağına bir taş vurursam öldürürüm. (Kozağaç “Tefenni -Brd.) [anlı gabagı] : (Alâeddin “Acıpayam -Dz.)
annacık [—».annaç (I) -1]
annaç (I) [alnaç, alneç, amaç - 2, amak -1, anaç (X), andaç (V), andeç, andıç - 2,"angaç (I) -1, anla ç, anlaş, anna (II), annacık, annak (I) -1, annaş, anncç, anneş, annıç, annuk (I), arnaç - 2, arnak -1, ar nama ç] 1. Karşı, ön taraf, gözönü, her taraftan görülebilen yer, meydan, açıklık. (încesu, “Dinar, Basara “Emirdağ, Hacımah-mut, K. Ahmet, -Af.; “Eşme ve çevresi -Uş.; Yassıviran “Yalvaç, “Şarki Karaağaç, “Senirkent, “Uluborlu -Isp.; Hasanpaşa “Tefenni, Güney “Yeşilova, Anbarcık “Gölhisar -Brd.
276
ve köyıfri; Derbent, Kadıköy »Buldan, *Çal köyleri, »Çivril, -Dz.; Sürez, »Bozdoğan, Karahayıt »Çine -Ay.; »Seferihisar, —iz.; »Turgutlu, »Alaşehir -Mn.; Gökçedağ »Orhaneli -Brs.; Kızdcaören -Kü.; »Sivrihisar ve köyleri, Karatepe, Bozan -Es.; »Düzce, -Bo.; -Ks.; »Kurşunlu, -Çkr.; Çitli, îbek »Mecitözü, Polatlı, »Sungurlu, »iskilip, -Çr.; Hacıbeyli »Çarşamba -Sm.; »Merzifon ve köyleri -Ama. ve köyleri; »Zile,”»Reşadiye -To.; »Şebin Kara-hisar -Gr.; —Tr.; —Gm.; —Dy. çevresi; »Ağın-El.; îriağaç »Hekimhan, Köseceli »Besni, »Arapkir, -Mİ.; Barak »Nizip, »Kilis, —Gaz.; Geben »Andırın, Emirli, »Afşin,- »Elbistan, »Göksün ve köyleri, önsen -Mr.; Başlamış »Dörtyol, »Yayladağı köyleri-Hat.; Çöplü, »Gürün, Mur-sal »Divriği —Sv. ve çevresi; —Yz.; Çamlh, »Ayaş, Akdoğan, »Kızılcahamam, Gelara, »Beypazarı, Köprü »Keskin, Çavundur »Çankaya, »Şerefli Köçhisar -Ank.; Obruk, »Mucur, -Krş.; Avşar aşireti, Fakıekin-ciliği, »Pınarbaşı, Bürüngüz »Bünyan, Hisarcık, —Ky.; -Nş.; Alaca »Aksaray, Alihoca »Ulukışla, »Bor, -Nğ.; Kolukısa »Kadınhanı, »Ermenek köyleri, »Ilgın, Zıvarık, -Kn.; Isabeyli »Feke, »Kozan, -Ada.; Süleymaniye, Güzelsu »Akseki, Seyret, »Kaş, Yanköy »Serik, Akçaeniş, Gilevği, »Elmalı, »Korkuteli, -Ant.; »Silifke, »Tarsus, »Anamur, —Iç. köy ve aşiretleri; »Fethiye köyleri, Bafa, Kapukırı, »Milas -Mğ.)
[alnaç] : (-Af.; Yılanlı »Eğridir, Senir, Atabey, -Isp.; Devri »Bucak,
Çerçin -Brd.;. »Demirci -Mn.; Nu-manoluk »Seyitgazi -Es.; -Bo.; Zindankapı -ist.; Balıkçıhisar* Haymana, -Ank.; -Nğ.) [alneç] : (Ürkütlü -Brd.) [amaç -2]: (-Uş.; »iskilip -Çr.; Eldelek »Elbistan -Mr.; »Antakya -Hat.; Yusufuşağı »Şerefli Koçhisar -Ank.; Ortaköy, Karahisar »incesu -Ky.)
[amak -,1] : (»Andırın -Mr.) [anaç (X)] : (-Ay.; *Kırkağaç-Mn.; »Şebin Karahisar —Gr.; »Yaylddağı köyleri, »Antakya -Hat.; »Elmah -Ant.)
[andaç (V)] : (Alkaran »Çumra -Kn.)
[andeç] : (»Gördes -Mn.) [andıç - 2] : (-Ay.; Tirilye »Mudanya —Brs.; -Kü.) [angaç (I) -1] : (Ağaçköy »Bayramiç -Çkl.)
[anlaç] : (Gelenbe- »Kırkağaç -Mn.;
»Silifke -Iç.)
[anlaş] : (-Sv.)
[anna (II)] : (Küçüklü -Gr.)
[annacık] : (Ilyaslar »Kırkağaç
-Mn.)
[annak, annak (I) -1] : (Biçincik »Kavak, Ayvacık »Çarşamba -Sm.; Çjlehane »Reşadiye, »Niksar -To.; Başağrı, »Mesudiye, Salman »Ak-kuş, Karakuş bucağı köyleri »Ünye -Or. ve köyleri; Icilli »Bulancak, Asarcık »Şebin Karahisar, »Görele ve köyleri,»Tirebolu ve köyleri —Gr. ve köyleri)
[annaş] : (tleydağı »Uluborlu-Isp;; Kozağaç »Tefenni -Brd.; Genek »Yatağan -Mğ.)
[anneç] : (ishakh »Bolvadin, Kırıklar »Dinar, »Emirdağ, -Af.; »Yal-

277
vaç, Kılıç ve çevresi -Isp.; Karamanlı “Tefenni, Çamköy “Gölhisar, “Yeşilova köyleri —Brd.; “Çivril köyleri, “Güney, “Sarayköy köyleri, Kızılhisar “Acıpayam -Dz.; Toygar, “Nazilli, “Bozdoğan -Ay.; “ödemiş köyleri —Iz.; Akviran “Salihli, “Alaşehir -Mn.; Yerkesik “Develi -Ky.; Yakaçiftlik “Elmalı, Bağyaka “Finike -Ant.; -Mğ.) [anneş] : (“Hacılar-Brd.; Darıveren “Acıpayam -Dz.; Germencik -Ay.) [anmç] : (-Af.; Kdıç -Isp.; Buca, Karşıyaka -Iz.)
[annuk (I)] : (Harşit bucağı köyleri “Torul -Gm.)
[arnaç - 2] : (-Bo.; “Ladik -Sm.; -Gaz.; Şekeroba, Çoğulhan, Kitiz “Afşin -Mr.; -Sv.; Kötüboynul-Yz.; Çayırlı “Haymana —Ank.; Köşker -Krş.; Çukurbağ “Ermenek, İbrala, Kızıllar, “Karaman, Emirgazi, Sultaniye -Kn.; “Mut -îç.; Anason “Manavgat, Karadere “Gündoğmuş, Ibradı -Ant.)
[arnak -1] : (Çayırçökek “Çarşamba -Sm.; Zile “Mesudiye, Çandır “Perşembe -Or.; Şehli, Piraziz “Tirebolu -Gr.)
[arnamaç] : (Ayvagediği -îç.)
2. Yan taraf: Bizim evin amacında
bir ağaç var. (“Tire -îz.)
annaç (II) Cevap, karşdık : Mektubumun annacını çabucak yolla.(*Hoı -Nğ.; Fakıekincîliği, Avşar, “Pınarbaşı -Ky.; isabey “Çal -Dz.; -Bo.; -Ks\; -Çr.; Küçükisa “Zile -To.; “Arapkir -MI.; “Yayladağı köyleri -Hat.; Akçaeniş, Gilevği “Elmalı -Ant.)
annaçlamak, anneçlemek [annaşla-ınak, anneşlimek] Cevap vermek,
karşı gelmek: Babanın karşısında annaçlama. (“Elmalı -Ant.) [annaşlamak] : (Gönen -Isp.; Camili “Ayaş -Ank.) [anneşlimek] : (Darıveren “Acıpayam -Dz.)
annaç yeli Güney yeli. (Medele “Çal -Dz.)
annad [-» anadut (I)]
annadut [.-»anadut (I)]
annağa gelmek [anna gelmek] Görünür bir yere gelmek, ortaya çıkmak, karşi tarafa gelmek. (—Or. ve köyleri; -Gr. ve çevresi; Harşit bucağı köyleri “Torul -Gm.) [anna gelmek] : (Yolağzı -Gr.)
anna gelmek [-» annağa gelmek]
annah [-» anlar]
annak, annak (I) 1. [— annaç (I) -1] 2. [-»arnak -2] 3. [-»anlak
(I) - 1]
annak (II) 1. [—» anlar] 2. [-» anlam] annaklamak [anlaklamak] 1. Dikkatle etrafı araştırmak, gözetlemek. (“Çarşamba ve köyleri -Sm.;-Ama. köyleri; Kale, “Erbaa -To.; Karakuş bucağı köyleri “Ünye, Tepe, Arpaköy -Or.; “Tirebolu ve köyleri, “Keşap, “Şebin Karahisar, -Gr.; Harşit bucağı köyleri “Torul -Gm.; “Süifke -îç.)
[anlaklamak] : (Arapzade “Üsküdar -îst.)
2. Bir şeyi gizlice dinlemek, {—Gr.)
annakleyin Karşıdan : Annakleyin üç adam geliyor. (Uluköy -Gm.)
annaltın, arnâltm, alnaltın Alna takılan altın. (—Çr.)
annamağ [annamah, annamak (II) - 2] Anlamak. (Kerkük) [annamah] : (-E1. üce ve köyleri) I [annamak (II) -2] : (Yayla “Tefen-

278
ni -Brd.; -Ba.; -Sm.; -Or. ve köyleri; Koyundere *Ahıska -Kr.; Hisarcık »Yayladağı -Hat.; Çöplü •Gürün -Sv.; Ulukışla *Bor — Nğ.; »Ermenek -Kn.)
anriamah [— annamağ]
annamak, annamak (I) [— ağnamak
annamak (II) 1. [— anlar] 2. [—*¦
annamağ] annandırmak (I) [—* ağnamak (I) -1] annandırmak (II) Ekmeği yağ veya pekmeze batırarak bulamak. (-Bil.) annanmak, aûnanmak 1. [— ağnamak (I) -1] 2. Yatakta bir o yana, bir bu yana dönmek: Ahmet kalk annanıp durma, hayvanları yemle. (Yenice »Emet -Kü.) annanat [— anadut (I)] annaş [- annaç (I) -1] annaşlamak [— annaçlamak] annaşmak, annaşmak Anlaşmak. (Tepe »Seben -Bo.; »Merzifon -Ama.)
annaştırrnak Anlaştırmak, ima yolu ile anlatmak. (»Kilis -Gaz.)
annat (I) [annat üzümü] 1. [—*¦ anadut (I) ] 2. Budanmamış azgın üzüm dab. (Aşağıkayı »Tosya -Ks.) 3. İri taneli, kaim kabuklu siyab üzüm. (^-Çr. ve köyleri) [annat üzümü] : (Dereköy —To.)
annat (II) Söz bilmez, cahil. (Aşağıkayı »Tosya -Ks.)
annat alma Ekin demetlerini bir yere biriktirme veya arabaya götürme. (Dişli »Bolvadin -Af.)
annat üzümü [—*¦ annat (I) - 3]
annavus Avlunun suyunu dışarı akıtmak için duvar altına açdan denk. (»Avanos —Krş.)
anne Büyükanne, nine. (Hazarzrat
»Keçiborlu -Isp.; Fili »Biga -Çkl.; Kaynarca »Osmaneli —Bil.)
anneç [— annaç (I) -1]
anneli [—» anâ (I) -1]
annem [— anâ (I) -1]
anneş [— annaç (I) -1]
anneşlimek [- annaçlamak]
anney [— anâ (I) -1]
annı Alnı : Oriun annı açıktır (yalın halde kullamlmaz). (Sürez »Bozdoğan -Ay.; »İğdır -Kr.; »Zara -Sv. ve çevresi; Köseçobanlı »Gülnar -tç.)
annı akıtmalı Alnı beyaz olan hayvan : Bizim atın annı akıtmalı* (Gökçekışla -Yz.)
annıç [—» annaç (I) -1]
annı çatı [annığın çatı -1, annı kabağı, annın çatı, annıû şakı, annı şakı, annıyın çatı] Alın çatı, alnın ortası : Annv çatına vurursam, kafanı iki parça ederim. (Hisarcık »Yay-ladağı -Hat.; tshaklı »Çivril -Dz.; »Tire köyleri -Iz.) [annığın çatı -1] : (-Çr.; »Zile -To.) [annı kabağı] : (Moraca »Çal, Yu-kankaraçay »Acıpayam, »Sarayköy köyleri -Dz.)
[annın çatı] : (»Dinar köyleri -Af.; »Eşme köyleri -Uş.; -Brd. köyleri; Çöplü, İğdir »Çivril-Dz.; »Merzifon köyleri —Ama.; —Gm. ve köyleri; »Kemaliye -Eze; »Erciş, -Vn.; -Bt.; -El.; -Ur.; »Antakya -Hat.; »Gemerek, »Şarkışla, »Zara, »Divriği, -Sv.;–Nğ.; »Ermenek ve çevresi -Kn.; »Silifke -Iç.; Karadere »Gündoğmuş -Ant.) [annı şakı] : (Bozan -Es.) [annın şakı] : (»Bor -Nğ.) [annıyın çatı] : (»Kırıkhan -Hat.)

279
annı gaş Alın ve kaş: Annı gaşını aldırma. (-Vn.)
annığın çatı 1. [— annı çatı] 2. Her hangi bir şeyin ortası : Annığın çatına getir de öyle çak. (-Çr.)
annık, annık (1) [— an (I) -1\
annık (II) Alnı fazla çıkıntılı insan : Bu adam annık olduğu için gayet çirkin görünüyor. (Palha »Divriği -Sv.)
annı kabağı {— annı çatı] annın çatı [— annı çatı] arının şakı [—»-annı çatı] annı şakı [— annı çatı] annışh Akıllı, anlayışlı. (Kerkük) annışsız Anlayışsız, marifetsiz. (Kerkük)
annıyın çatı [— annı çatı]
annik Köy kadınlarının giydikleri fesin alm kısmına konan altın dizisi. (»Kemaliye ve çevresi -Eze.) annuh [— anık (IV) * 1] annuk (I) [— annaç (I) -1] annuk (II) [—anık (IV) -1] ano, anö [— anâ (I) -1] anoğ [— anâ (I) -1] anoğul [— anaoğul (II) -1]
anol Başkalamun sözüne uyan kimse, (îlyas »Keçiborlu -Isp.)
anom Güzelim, sevgilim anlamında hitap. (»Kemaliye -Eze.; »Çemişkezek, »Pertek-Tn.)
anool [— anavah]
anor [— anur]
anorlu [— anurhı]
anov [—"anâ (I) -1]
«nrntnnlc (I) 1. Boşalmak, sessizleşmek: Komşular gidince evimiz an-radı kaldı. (Yakaköy ‘Gelendost -Isp,) 2. Sağırlaşmak, dilsiz kalmak (ilenç olarak)’ İnşallah anrarsın.
(Uluğbey »Senirkent -Isp.) 3. Çoğalmak, gürleşmek. (Çerçin -Brd.) anramak, «Aramak (II) [— ağnamak
(I) -1]
anranmak [— ağnamak (I) -1]
anrı [— anarı (III) - 5]
anrık [— angıdı]
ansadak [— ansız (III) -1]
ansak, ansak (I) Topal, aksak. (»Edremit, Korucu »İvrindi -Ba.; »Bayramiç -Çkl.)
ansak (II) [—andaç (I) -1]
ansamak (I) Göreceği gelmek, özlemek. (»Afşin -Mr.)
nfiKiimak (II) [ansımak] Topallamak, aksamak. (Korucu, »ivrindi -Ba.) [ansımak] : (Yassıviran »Senirkent —Isp.; Karamanlı »Tefenni —Brd.)
an san Ün, nam, şöhret. (-Sm.)
ansıdak [— ansız (III) -1]
ansımak [— ansamak (H)]
ansınmak, ansınmak 1. [— anıklamak (I) -1] 2. İşleri oluruna bırakmak.(Cumayanı -Zn.) 3. Söz söylemek isterken söyliyememek, tutulup kalmak. (Çömlekçi —Mğ.)
ansır Camsız pencere. (Kaşıkçı, Ba-narh -Tk.)
ansıradan [— ansız (III) -1].
ansırdan [— ansız (III) -1]
ansırık, ansırık [— angsınk]
ansırmah [— angsırmak]
ansınmak, ana ırmak [— angsırmak]
ansıtmak, ansıtmak 1. [— anıştırmak] 2. Andırmak, az benzemek. (Incekum, * Silifke —İç.)
ansız, ansız (I) 1. Söz dinlemez, aksi, haşarı, (»Göksün ve köyleri -Mr.; Avşar aşireti, Toybük »Pınarbaşı -Ky.; *Bor -.Nğ.; -Kn.; ¦Kadirli -Ada.) 2. Utanmaz, sıkılmaz. (*Bor-^Nğ.) 3. Anlayışsız, akılsız

280
(-Nğ.; Çakalh »Karaisalı, »Kadirli -Ada.)
afişiz (II) 1. Cinsî kudretini kaybet-miyen kimse. (»Bor -Nğ.) 2. Piç, gayrimeşru çocuk. (Çakalh »Karaisalı -Ada.)
ansız (III) [ansadak, ansıdak, arîsıra-dan, ansjrdan, ansızca, Jansızdan, afisızlamadan, ansuzdan] 1. Habersiz, birdenbire, ansızm : Ansız önüme çıkıverdi. (Çengelli »Lüleburgaz -Krk.; »Meriç -Ed.; Dişli »Bolvadin —Af.; Falaka »Bayındır -Iz.)
[ansadak] « (»Eşme köyleri -Uş.; -Mn.; —Ba. ve çevresi; »Karacabey -Brs.)
[ansıdak] : (Pelitköy »Burhaniye, »Savaştepe köyleri» -^Ba.; —Brs.) [afisıradan] : (îshaklı »Çivril -Dz.) [ansırdan] : (Kelekçi »Acıpayam -Dz.)
[ansızca] : (Kızılca »Tavas -Dz.) [ansızdan, ansızdan] : (»Turgutlu -Mn.; Abana -Ks.; -Sm.; Cenciğe -Eze.; »Silifke -îç.) [afisızlamadan] : (»Sivrihisar —Es.) [ansuzdan] : (»Taşköprü -Ks.) 2.” Zamansız: Ansız verilen kararda insan ydmlır. . (»Afşin, »Elbistan -Mr.)
ansızca [—ansız (İH) -1]
ansızdan, ansızdan [—ansız (III) - 1]
afisızlamadan ~f— ansız (III) -1]
«Agraftım uğramak Birdenbire ölmek. /-&^Bor
«figıâlılr Hayâsızlık, terbiyesizlik. (»Bor -Nğ.)
afisızhk etmek, ansızljk etmek Büyük sözü dinlemeniek. (»Bor, -Nğ.; •Kadirli-Ada.)
analı, ansli Fena kokulu bir’ çeşit
ot. (»Ardanuç, Çayağzı »Şavşat -Ar.)
ansunlatmak Okutmak, hocaya okutmak : Başın ağrıyorsa ansunlat. (-Eze. ve köyleri)
ansuruk öksürük. (Selimiye, Güney-j ce -Rz.)
ansuzdan [— ansız (III) -1]
anşagadın [anşakadaı, anşekadın] Bir çeşit fasulye. (Çamlıbel »Artova -To.)
[anşakadın] : (Ergân -Eze.) [anşekadın] : (Cenciğe -Eze.) anşakadın [— anşagadın]
anşalaınak (I) Oyun bozanlık, mızıkçılık etmek. (-İz. ve çevresi; »Bartın, »Safranbolu köyleri -Zn.)
anşalaınak (II) Kaynamak: Su an-şaladı indiriver. (Süle -Gm.)
anşekadın [— anşagadın]
anşırnıak 1. Söylemek, demek, anmak, söz konusu etmek: Bu lâfı başkasına anşırma. (Yassıviran »Senirkent -Isp.; Karakuş bucağı köyleri »Ünye -Or.; -Gr. köyleri) 2. Anlamak, bilmek. (Mastat »Karaman -Kn.) 3. [— anıştırmak]
anşırtmak [— anıştırmak]
ansıtmak J— anıştırmak]
antalya muşmulası Yenidünya, malta eriği. (-Isp.)
antar [— anakdar]
antaran İri cüsseli, sevimsiz, şişnjan. kimse (—Ky.)
antaşı [— andaşı]
antbent olmak Şaşırmak : Görüverin-ce atıtbent oldum. (Büyükyenice ^Osmaneli -Bil»)
antep karası Bir çeşit krrnuzı üzüm. (*kui8 -Gaz.) j anter 1. Tepsi. (-Ezm.; -Dy. çev-

281
resi) 2, îşe yaramaz, kıymetsiz şey. (-Bt.)
anteri [antiri] 1. Erkek gömleği, frenk gömleği, mintan. (Büyükyenice »Osmaneli -Bil.; -Rz.; -Mİ.; Yeniçubuk »Gemerek -Sv.; Çavuş-köy »Babaeski -Krk.; Çevrimkaya »Çorlu -Tk.) 2. Entari, kadın giysisi,fİstan. (Kelgin *Develi-Ky.) [antiri] : (»Ünye -Or.)
anteş Tel. (—Krş. çevresi)
antik Kül içinde gömülü ateş.(-Ezm.)
antır kapağı Arı kovanının arka kapağı. (İğneciler »Mudurnu -Bo.)
antızlamak [antuzlamak] 1. Hayvan çifte, tekme atmak. (»Antakya -Hat.)
[antuzlamak] : (»Kilis -Gaz.) 2. Nankörlük etmek, sözünden dönmek (mecazen). (* Antakya -Hat.)
antika taklidi Çinicilikte, büyük yapraklı örnek. (-İst.)
atttike Antika. (Uluğbey, »Senirkent -Isp.; Belekler »Ugın-Kn.; »Silifke -îç.)
antireç Ekmek çevirmeye yanyan kürek. (-Brd.)
antiri [—*¦ anteri - 2]
antiriş [antirişh] 1. Bozuk, karışık, pürüzlü iş veya • nesne. (»Silifke köyleri -İç.) 2. Uydurma, acayip iş nesne veya kimse : Ne antiriş şeyjer söylüyor. (Dumlupmar -Kü.; —Gaz.; »Silifke köyleri —İç.) [antirişb] : (Aslanköy *Mersin,-îç.)
antirişh’ [—» antiriş - 2]
antlık Odunluk. (Salda »Yeşilova -Brd.)
antrahna Meyvası ve gövde kabuğu kırmızı renkli bir çeşit ağaç. (Sol-doy» îlaksa »Maçka -Tr.^
antirikli Hastalıklı. (»Birecik -Ur.) antut Büyü için tütsü yapılan, fena
kokulu bir madde. (Güney Anadolu) antuzlamak [—* antızlamak - 1] anü 1. [-» anâ (1) -1] 2. [-» anacık] anuh, anuh (I) 1. [- anık (IV) -1]
2. [- anık (IV) - 2] 3. [- anık
(IV) - 4] anuh (II) [-» anâ (I) -1] anuk (I) 1. [- anık (IV) -1] 2.
[- anık (IV) - 2] 3. [- anık TV)
-3]
anuk (II) [-* anık (II)] anuk (III) anga (I)] anukluk Kabiliyet, istidat. ( *Akhisar -Mn.)
anukumak Bunamak. (* Kargı, »Tosya -Ks.)
amir [anor] Onur, kibir, haysiyet.
(Karaçal —Brd.; »Düzce ve köyleri
-Bo.; Ersis »Yusufeli -Ar.; Telin
çevresi »Gürün —Sv.)
[anor] : (Gökköy »Reşafliye —To.) anurlanmak Alınmak, gücenmek.
(Kirazlı »Şavşat -Ar.) anurlu [anorlu] Onurlu, alıngan,
haysiyetli. (*Düzce -Bo.; -El.)
[anorlu*] : (»Arapkir -Mİ.) anusun, anasun Anason. (»Gürün
-Sv.)
anuv [-»anâ (I) -1]
an uz Harman sonu. (-Tk.)
anvah Suyun akış yönünü değiştirmek için, dere veya çayın yatağına taş ve kazıkla yapdan bent, suyun ayrım yeri. (-Nğ.)
anyaran Dost, arkadaş. (Beltarla »Dinar -Af.)
an yeri, an yeri 1* [—»an (I) —4] 2. Sınır yeri, ek yeri. (-Ckr-.; »Silifke -îç.)

282
anyos Ahlâksız, kötü adam. (*Zile -To.; *Sorgun -Yz.)
anzarot [anzarut, anzolot -1] Rakı ve benzeri alkollü içkiler. (“Kandıra -Kc.; “Pasinler -Ezm.) [anzarut] : (“Antakya-Hat.;-Nğ.) [anzolot -1] : (“Refahiye -Eze.)
anzaroz Palavracı, ağzı kalabalık. (-Ama.)
anzarut [— anzarot]
anzavur Kinci, gaddar, azgın. (-Kn.; “Lüleburgaz -Krk.)
anzolot 1. [— anzarot] 2. Sigara. (“Refahiye -Eze.)
ao (I) Kardeş. (-Ank.)
ao (II) Eyvah, yazık, vah vah anlamlarında ünlem. (Kalafka —Tk.)
apa (I) 1. Yürümesi gerektiği halde yürüyemeyen çocuk. (İncesu “Dinar -Af.) 2. Sağu”, dilsiz. (“Çayeli köyleri -Rz.) 3. Aptal. (“Çayeli köyleri -Rz.)
apa (II) 1. Arife günü. (-Dz,) 2. Şimdi, sonra: Apa ben ne iş göreyim? (Balıklı “Şavşat —Ar.)
apa (III) 1. Ağabey. (Yaylagöne -To.) 2. H» aba (I) -1]
apabacık [-» abapaçık -1]
apabaçık [apaçik] Apaçık, çırılçıplak, çok açık. (“Gelendost —Isp.) [apaçik] : (Dülgerli —Rz.)
apabak (I) {— apabaçık – 1]
apabak (II) 1. [- abulabut -1] 2. İhtiyatsız, yangına körükle giden. (Köşker —Krş.)
apahbak [-»-abapaçık -1]
apabpak [—*¦ abapaçık -1}
apacer Yepyeni, çok yeni. (Solakuşağı “Şerefli Koçhisar —Ank.)
apaçik [—*¦ apabaçık]
apaçııh [-»abapaçık -1]
apağ [-» abapaçık -1]
apağca Beyaz, ışıklı. (“Zile ve çevresi —To.)
apah [-» abapaçık -1]
apak 1. [=» abapaçık -1] 2. [-» apalak (I) -1] 3. Güzel, iyi. (Yeniçu-buk “Gemerek -Sv.)
apakbak [— abapaçık -1]
apakça [-» abapaçık -1]
apaköy Evli kadın.(“Bandırma —Ba.)
apak sapak Abuk sabuk. (“Senirkent -Isp.)
apak topak {-» apalak (I) -1]
apal 1. [-»apalak (I) -1] 2. İri, büyük: Apal apal kar yağıyor. (Banus “Eğridir —Isp.)
apala 1. Ekmek ufağı. (“Eğridir -Isp.) 2. Çocuklara dağıtılmak üzere, bayramlarda yapılan yağh ekmek. (Körküler “Yalvaç, Sağrak “Sütçüler —Isp.; “Çal -Dz.)
apalaca Alacalı bulacah. (Yenice “Emet -Kü.)
apalak (I) [apak - 2, apak topak, apal -1, apalak topalak, apdak] 1. Tombul, gürbüz, sevimli. (-Brd.; Bereketli “Tavas -Dz.; “Akhisar -Mn,; Cumayanı -Zn.; Giremez “Araç, -Ks.; “Zile, —To. ve köyleri; Kuzköy, Karakuş bucağı köyleri “Ünye -Or.; Beşikdüzü “Vakfıkebir -Tr.; “Arapkir -Mİ.; “Kilis, -Gaz.; Varyardı, Bertiz, ¦• —Mr.; “Zara, Karaözü, Çepni “Gemerek, Kaşköy, Tekerahma, “Gürün, -Sv.; Çayırlı, Yaraşlı “Haymana -Ank.; “Bünyan -Ky.; “Ilgın -Kn.; “Bahçe, Akyar “Osmaniye -Ada.; Namrun “Tarsus -İç.) [apak - 2] : (-Mr.) [apak topak] : (“Kandıra -Kc; Ta-şoluk “Goksun —Mr.) [apal -1] : (“Kilis -Gaz.; Çoğulhan

283
* Afşin, * Göksün ve köyleri, -Mr.;
* incesu -Ky.)
[apalak topalak] : (-Brd.; -Mn.; Aşudu »Darende -Mİ.; »Kilis, Lo-han, -Gaz.; Eldelek *Elbistan,-Mr.; »Koyulhisar, »Zara, Çepni »Gemerek, -Sv.; Orhaniye »Marmaris -Mğ.)
2. iri, tombul yüzlü, ablak. (Karaköy »Düzce -Bo.; Kuzköy, Karakuş bucağı köyleri »Ünye -Or.; Telin »Gürün —Sv.)
[apdak] : (»Eşme -Uş.; »Buldan, Çerçin -Brd.)
3. Yeni emeklemeye başlamış çocuk. (Namrun »Tarsus -Iç.)
apalak (II) I. Çiğdem çiçeği. (Kervansaray »Zile -To.) 2. Kuvvetli, gür fidan. (-Mr.) 3. Biraz yükselmiş ekin. (Zencidere -Ky.)
apalak (III) 1. Ayı yavrusu. (Akyar »Osmaniye -Ada..) 2. Köpek yavrusu. (Tekerahma »Gürün -Sv)
apalaklanmak Gelişmek, serpilmek. (Tuzla, -Ada.)
apalak topalak [— apalak (I) -1]
apalama avı Yerde sürünerek yapılan bir av çeşidi. (-Ant.)
apalamak 1. [— abalamak (I) - 4] 2. Bacakları gere gere, ayırarak yürümek. (»Senirkent -Isp.; -Ba.; »Bor -Nğ.; -Kn.) 3. Sallanarak, sendeliyerek yürümek. (»Şarki Karaağaç -Isp.; »Çerkeş -Çkr.; -Kn.; »Bodrum, Yerkesik -Mğ.) 4. At dörtnala sıçnyarak koşmak. (»Mer-aifon ve köyleri -Ama.) S. Sürünmek. (»Tosya -Ks.)
apal apal [—* abul abul -1]
apalavı [apalavi -1] 1. İş yeri. (Güneyce -Rz.) 2. Devam edilecek işin bırakddığı yer. (Güneyce -Rz.)
[apalavi -1] : (Şimşirli »Ikizdere
-rz;)
apalavi [apulavı] 1. [—*¦ apalavi - 2]
2. işte takip edilen sıra. (-Rz.)
[apulavı] s (Selimiye -Rz.) apalladdırmak Yalvartmak, aman
dedirtmek. (Hacılar -Brd.) apallama Geri kalma, gerileme : Ben
derslerde apalladım. (Gönen —Isp.) apallamak [— abalamak (I) - 4] apal topal Ağır aksak : Apal topal köyünedek gidebildik. (»Bor,
-Nğ.) ‘
apam Ak, beyaz. (»Lapseki Yörükleri -Çkl.)
apambacık [—*¦ abapaçık -1]
apambak [— abapaçık - 1]
apana Apteshane, belâ. (Kozağaç »Gölhisar -Brd.)
apan apan [— abul abıd -1]
apandi Düğünlerde, nişanlarda ve davetlerde alınan bahşiş : Ahmet bugün bir tavuk apandi aldı. (Ça-taklıhoca »Çayeli -Rz.)
apanlamak Geniş adım atmak. (»Edremit -Ba.)
apannamak 1. [— abanlamak -1] . 2. [-* abalamak (I) - 4] 3, Kaplamak, doldurmak, örtmek. (»Elbistan, »Afşin -Mr.)
apansa [-* apansız]
apan sapan Yalan yanlış : Ne dediğinden haberi var mı, apan sapan atar. (Köseçobanlı »Gülnar -Iç.)
apansız [apansa] BirdenBire. (»Edremit çevresi -Ba.; Akviran -Kn.; -Krk.)
[apansa] : (-Rz.)
apanti Gelin almaya gelenlere verilen tatlı ekmek. (-Rz.)
ap ap Şaşma ve korku bildirir ünlem. (»Fethiye -Mğ.)
SanaDiaba
284
apapacık 1. [—» abapaçık -1] 2. [— abapaçık - 2]
apapağı [—» abapaçık -1]
apapak 1. [— abapaçık -1] 2. [— abapaçık - 2]
apapbacık [-* abapaçık -1]
apapbah [—*¦ abapaçık -1]
apapbak [—» abapaçık -1]
apapbecik [—» abapaçık -1]
apapbıcık [— abapaçık - 1]
apappa [—» abapaçık -1]
apappacık [— abapaçık -1]
apappak _ [-* abapaçık -1]
aparca Tertemiz. (»Antakya -Hat.)
apargmen Götürsene. (»Varto -Mş.)
aparıcı Ufak tefek şeyleri çalan. (»Şarki Karaağaç -Isp.)
aparı [—* abo, abö (I) -1]
aparkuru Devamlı düz yol. (Harşit bucağı köyleri »Torul —Gm.)
aparmak 1. [—» aparmak (I) -1] 2. [—*¦ aparmak (I) - 2]
aparmak (I) [aparmah -1, 2; apart-nıak (I) -1, 2, 3] 1. Çalmak, aşırmak, alıp kaçmak, habersiz götürmek, gizlice almak. (İncesu »Dinar -Af.; »Eşme -Uş.; Nudra, »Şarki Karaağaç, Senir, îlyas »Keçiborlu, Hisarardı »Yalvaç, Yakâköy »Gelendost, Yassıviran »Senirkent, Aliköy, -Isp.; Kavak, Akçaköy »Yeşilova, —Brd.; Alâeddin, »Acıpayam, Bulkaz, İğdir »Çivril, Tekkeköy -Dz.; Bornova, *Bergama -İz.; -Mh.; »Mustafakemalpaşa, Yenice »Karacabey -Brs.; -Kü.;—Es.; »Akyazı çevresi -Sk.; »Kurşunlu -Çkr.; »İskilip, »Alaca -Çr.; »Boyabat —Sn.; —To.; Karakuş bucağı köyleri »Ünye, »Arpaköy -Or.; An-barcık, Bozukkale, Güneyce -Rz.; »Ardanuç’ köyleri, “Şavşat köyleri,
»Hopa —Ar.; »Ardahan -Kr.; Sarayköy »Özalp -Vn.; »Ergani —Dy.; Çoğulhan »Afşin -Mr.; Hisarcık »Yayladağı, »Reyhanlı ve Amik Ovası Türkmenleri -Hat.; Tekerah-ma »Gürün, —Sv. ve çevresi; »Yerköy -Yz.; »Avanos -Krş.; »Bor, -Nğ.; Doğanbey »Beyşehir, Mençek »Ermenek, -Kn.; *Silifke,*Mer-sin köyleri -îç.; »Elmalı —Ant.) [aparmah -1] : (-E1.; Bahçeli*Bor, -Nğ.; Kerkük)
[apartmak (I) -1] : (îlyas, Senir »Keçiborlu, Y. Bademli »Şarki Karaağaç, »Gelendost-Isp.; »Yeşilova köyleri, -Brd.; »Sarayköy köyleri, îsabey »Çal, »Buldan köyleri, Bulkaz »Çivril -Dz.; Hamzabali, Ala-mut, »Bozdoğan, Tepecik -Ay.; »Bergama, Falaka »Bayındır -îz.; »Kırkağaç, »Alaşehir, -Mn.; »Bandırma, -Ba.; Yenice 5Emet -Kü.; »Sivrihisar, Bozan -Es.; »Kandıra -Kc.; Karaağaç -Bo. ; »Akyazı çevresi -Sk.; Baklalı »Çatalca —ist.; »Devrek, »Safranbolu -Zn.; Ağlı »Küre, —Ks.; »Kurşunlu -Çkr.; -Çr.; »Havza, »Alaçam -Sm.; Sarı, »Merzifon, —Ama. köyleri; Küçük-isa, »Zile, —To. ve çevresi; Zile »Mesudiye, Danışman »Fatsa, -Or. ve köyleri; Mencilis »Keşap —Gr.; Mağura »Maçka, Denizli »Vakfıkebir—Tr.; Karadere, Muradiye -Rz; Aşudu »Darende -Mİ.; Çoğulhan »Afşin, -Mr.; »Yayladağı köyleri, »Antakya -Hat.; Ağrakos »Suşehri, Kayalıpınaf »YUdızeli, Telin, »Gürün, Pâlha, Ovacık, »Divriği, »Koyulhisar, »Artova -Sv.; Yâraşh, Çayırlı »Haymana -Ank.; .-Nğ.; Kızıllar, “Karaman, Görmek, Uğur-

lu »Ermenek -Kn.; »Silifke, »Mersin köyleri -îç.)
2. Götürmek, alıp götürmek. (Yassıviran »Senirkent -Isp.; Bornova -îz.; »Akhisar -Mn.; Alakach, Ayrancı, Küpeli-Ama.; Sobran,-Gm;; Anbarcık^Rz.; »İğdır ve çevresi, Zarşat, »Arpaçay, îrişli, Bayburt »Sarıkamış, »Ardahan, Karakoyun-lu aşireti, -Kr.; Sosunga »Çayırlı -Eze.; »Erciş, -Vn.; -Bt.; -Dy.; »Varto, -Mş.; »Hozat -Tn.; Har-put, -El.; Pervari »Besni, »Arapkir, -Mİ.; »Siverek, “*Viranşehir, -Ur.; Akçakent »Nizip -Gaz.; »Andırın, Ela -Mr.; Tekerahma »Gürün -Sv.; »Çumra, -Kn.; »Kozan -Ada.; Kerkük)
[aparmah - 2] : (Kızılçakçak »Arpaçay -Kr.; »Erciş —Vn.; -El. ve köyleri; Kerkük)
[apartmak (I) -2] : (»Eşme köyleri -Uş.; Yassıviran »Senirkent, Hisarardı »Yalvaç -Isp.; »Tefenni -Brd.; »Acıpayam -Dz,; Tepecik -Ay.; -Brs.; -To.; -Or. ve köyleri; Küçükhol »Of -Tr.; Sosunga- »Çayırlı -Eze; -Bt.; »Ergani -Dy.; »Pö-türge -Mİ.; »Halfeti, »Birecik -Ur.; »Nizip, -Gaz.; Çoğulhan, »Afşin, Ağrakos »Suşehri, Kayalıpınar »Yıldızeli, »Artova -Sv.; Köprüköy »Keskin, -Ank.; Yakabağ »Fethiye -Mğ.)
3. Getirmek. (-Dy.; »Hozat -Tn.; Harput -EL; Akçakent »Nizip -Gaz.) 4. Almak. (-Brd.; Bornova -îz.; -Bt.; »Besni -Mİ.) 5. Tutmak. (-Ks.; »Besni -Mİ.) 6. Kaldırmak. (Yassıviran »Senirkent -Isp.) [apartmak (I) - 3] : (-Eze)
285

aparmak (II) Yıkamak, temizlemek. (»İğdır -Kr.)
apartmah Götürmek. (Kızılçakçak »Arpaçay -Kr.)
apartmak (I) 1. [—»¦ aparmak (I) -1] 2. [—*¦ aparmak (I) - 2] 3. [— aparmak (I) - 6] 4. Aldatmak, kandırmak. (Çaltı »Gelendost -Isp.; Güney »Yeşilova —Brd.; »Acıpayam -Dz.; Çamlh »Ayaş -Ank.) 5. Çal-dırtmak. (Yassıviran * Senirkent -Isp.; Akçaköy »Yeşilova -Brd.) 6. Yağma etmek. (Yayla »Tefenni -Brd.) 7. Yemek atıştırmak, obur gibi yemek. (Çepni »Gemerek —S^v.)
apartmak (II) 1, Bir işin hakkından gelmek, becermek. (»Ereğli -Kn.) 2. Kendi çıkarma çalışmak, el altından iş yapmak. (Nudra »Şarki Karaağaç —Isp.; Bayralar »Elmalı -Ant.)
apartmak (III) Vaz geçirmek, caydırmak. (Hırka »Tavas —Dz.)
apartmak (IV) [apırtmak] Mübalâğalı konuşmak, mübalâğa etmek. (Aşağıılıca, -Es.; Peşman »Daday -Ks.; »Zile -To.; -Yz.) [apırtmak] i (-Dz.)
apartu Baharda erken biten, beyaz çiçekli bir ot. (Zara —Ama.)
apar yavşanı Beyaz çiçekli, boz renkte, yaprakları kuzu kulağı biçiminde ve çiçeğinden ilâç yapılan bir çeşit bitki. (Lâdik -Kn.)
apas [apaz (II) - 1] Avuç, avuç dolusu : Bir apas şeker verdi. (Anbarcık »Gölhisar, Tefenni -Brd.; Aliköy -Isp.; Ekse »Çal, Beylerli-Dz.; Abana »İnebolu -Ks.; Gulâm -Sm.; »Kaş köyleri -Ant.; Yakabağ »Fethiye -Mğ.)
[apaz (II) - 1] ; (Sandal »Kula,
286
“Alaşehir -Mn.; -Sn. ve çevresi; •Merzifon, -Ama.; “Karaman -Kn.; Dont »Fethiye -Mğ.)
apaşmak Şaşırmak. (Bornova —îz.)
apaşsa Aşağı, düşey : Şu gördüğün böcek ağaçlarda apaşsaya doğru yürüyor. (Hacılar -Brd.)
apat Sal, kelek. (»Kemaliye —Eze.)
apatikli Yeteri kadar, iyice : Hâlâ apatikli bir yağmur yağmadı. (»Yatağan -Mğ.)
apaz (I) Ekmeği çevirmeye yarıyan aygıt. (Çulhan »Bozdoğan -Ay.)
apaz (II) 1. [-» apas] 2. Tokat, şamar. (Mençek »Ermenek -Kn.)
apazlamak (I) [apışlamak (II)] Avuç-lamak, avuç dolusu almak. (Banus »Eğridir, Kozluca, »Keçiborlu, Yakaköy »Gelendost -Isp.; Akçaköy »Yeşilova -Brd.; Bereketli »Tavas, îsabey, Ekse »Çal -Dz.; -Çkr.; -Sn.; -Yz.; »Karaman -Kn.) [apışlamak (II)] : (Geresin »Keçiborlu -Isp.)
apazlamak (II) 1. Hafif yalpalamak. (-Ks.) 2. Gemi rüzgârla yavaş yavaş gitmek. (»Ilgın —Kn.)
apazlamak (III) Hırpalamak, boğmak. (Köşker -Krş.)
apba (I) [-» abba (I) -1]
apba (II) [—• abapaçık -1]
apbacık [—* abapaçık -1]
apbağ [-» abapaçık -1]
apbak [-» abapaçık -1]
apbı [-» aba (I) -1]
apca [— abca -1]
apça 1. [-» abca -1] 2. Dost, arkadaş. (»Devrek -Zn.)
apçalamak (I) [apçallamak] Düzensiz yürümek. (Karaviran »Karapınar —Kn.)
[apçallamak] : (»Akseki, »Gündoğmuş çevresi -Ant.)
apçalamak (II) Deve ısırmak. (îbra-la »Karaman —Kn.)
apçal apçal [-» abul abul -1 ]
apçallamak [—* apçalamak (I)]
apdal (I) 1. [-»abdal (I) -1] 2. [- abdal (I) -2] 3. [-»abdal (I) - 3] 4. [-» abdal (I) - 4] 5. Çingene gibi göçebe hayatı süren bir kabile. (»Eşme çevresi -Uş.)
apdal (II) 1. [-»abdal (II) -1] 2. Görgüsüz. (Sürez »Bozdoğan —Ay.; 3. Bencil, kıskanç. (Sürez »Bozdoğan -Ay.)
apdashk [-» abdeslik -1]
apdastlık [-» abdeslik -1]
apet öğleden sonra. (»Pazar köyleri -Rz.)
apey [-» abe (II)]
apgın [— ahbun -1]
apıç (I) [-»abıç]
apıç (II) Çelik oyununda bir kısım.
(Karamanlı »Tefenni -Brd.) apık (I) 1. [-» abulabut -1] 2. Tembel. (»Eşme -Uş.; Yeniköy -Ba.; Emirler »Balâ -Ank.) 3. Sakallı adam. (-Krş.) apık (II) [-» abık (IV)] apıh sapıh [-» abık sabık] apık sapık [— abık sabık] apık sapuk [-» abık sabık] apık supuk [-» abık sabık] apd Mart ayı. (»Senirkent -Isp.) apdak [- apalak (I) - 2] apdamak [-» abalamak (I) - 4] apdanmak [— abalamak (I) - 4] apd apd 1. [-» abul abul -1] 2. Hızlı, çabuk. (Büyükyenice »Osmaneli -Bil.)
apddak Fazla şişman, etli. (»Mustafakemalpaşa -Brs.)

287
apddamak (I) [— abalamak (I) - 4] apıldamak (II) Şaşırmak, şaşırıp kalmak. (Ekse *Çal -Dz.) apıldatmak, apddatmah Kandırmak, aldatmak. (Sarıhamzalı *Sorgnn, -Yz.)
apddryık Yürümesini bümeyen, düzgün yürüyemiyen. (*Çal —Dz.)
apdımak [—*¦ abalamak (I) - 4]
apınak apınak [—*• abul abul -1]
apırcak Yeşil kabuklu ceviz. (Kesme »Sütçüler -Isp.)
apırcın 1. Şaşkın, telâşlı, perişan. (Sarımahmutlu »Buldan, Çardak -Dz.; »KUis, Lohan, —Gaz.; —Yz.; »Kozan —Ada.; Çukurbağ »Kaş -Ant.) 2. Becerikli, yiğit, kahraman. (Çepni »Gemerek -Sv.)
apırcın etmek Vurgun yapmak : 15 kalemi birden apırcın etti. (Karaözü »Gemerek -Sv.)
apırcın gibi Şahin gibi, çarçabuk : Apırcın gibi iş yapar. (Aslanköy »Mersin -Iç.)
apırcını çıkmak Yorucu bir iş yüzünden bitkin hale gelmek. (Gazi -Ky)
apıroz Aşırma, çalma. (Ovacık »Tavas -Dz.)
apır sapır [— abık sabık] ‘ ,
apırtmak [—»• apartmak (IV)]
apır zapır [— abık sabık]
apır zıpır Gürültü, şamata. (Navlu »Yeşilova -Brd.)
apış Çabuk, hızlı : Apış gel. (Argıt-hanı »Ilgın -Kn.; Tepeköy »Torbalı -Iz.)
apışak (I) [apış apış, apışık - 2, apış-laya apışlaya, apşak (I) -1, 2; apşalak, apuşak] 1. Bacaklarını açarak yürüyen, ayrık bacaklı. (»Eşme köyleri —Uş.; »Tefenni
-Brd.; »Sarayköy köyleri, iğdir, Çöplü, Bulkaz »Çivril -Dz.; Bozan -Es.; Yeniköy -Ba.; »Yenişehir, »iznik -Brs.; »Kandıra -Kc; îğ-necüer »Mudurnu, »Düzce -Bo.; Yerkesik -Mğ.)
[apışık - 2] : (Bulkaz »Çivril -Dz.; Çulhan »Bozdoğan —Ay.; »Bergama -Iz.-; »Akhisar -Mn.; »Bandırma -Ba.; »Gelibolu -Çkl.; Yenice »Emet -Kü.; »Fethiye ve köyleri -Mğ.)
[apşak (I) -1] : (»Senirkent, »Uluborlu -Isp.; Dallıca »Nazilli -Ay.; »Akhisar -Mn.; »Lapseki -Çkl.; Bozan—Es.; Büyükyenice »Osmaneli -Bil.;- »Düzce -Bo.; Dont »Fethiye -Mğ.)
[apşalak] : (Kdbasan »Karaman —Kn.; Kayapa »Lalapaşa —Ed.) [apuşak] : (»Bartın -Zn.) 2. Yan yan, bacakları aça aça yürüme. (Değirmenköyü, Kayadibi »Yeşilova -Brd.; Eymir, Hamzabali, »Bozdoğan, Alanlı -Ay.; Furunlu »Bayındır, Tepeköy »Torbalı -Iz.; Beşkarış »Altıntaş -Kü.; Cumalı-kızık -Brs.; Yeniköy -İst.; Giremez »Araç -Ks.; Çandlı »Ayaş -Ank.) [apış apış] : (-Ba.; -Kü.; Çamlıbel »Artova -To.; Hisarcık »Yayladağı -Hat.)
[apışlaya apışlaya] : (Ortaköy »Çal -Dz.)
[apşak (I) - 2] : (Toygar- »Nazilli -Ay.)
apışak (II) [apşak (II)] Ağır elli, beceriksiz, tembel. (»Eşme köyleri -Uş.)
[apşak (II)] : (Hamzabali »Bozdoğan, Dalama, Köşk, Çiftlik -Ay.; -Ks.)

288
apışak (III) Tarla kenarlarına çit yerine konulan çatallı çam ağacı. (Kuzuluk “iskilip -Çr.) apış apış [—-apışak (I) - 2] npışdı [apıştı] Sacayak. (Sulutas -Kn.)
[apıştı] : (Yeniköy —Ba.; -Bo.)
apışık 1. Yorgun, güçsüz, şaşkın. (Çiftlik *Dinar -Af.; “Senirkent, Senir “Keçiborlu —Isp.; Karaatlı “Yeşilova-Brd.; îsabey; Ekse,*Çal, Çardak -Dz.; “Akhisar -Mn.; -Gm.; “Bismil -Dy.) 2. [— apışak (I) -1]
apış kapış etmek Kapışmak, yağma etmek. (-Sv.)
apış kurmak [apışlamak (I) - 5, apışmak (I) - 5, apuş gurmak] Bağdaş kurmak. (Yassıviran “Senirkent -Isp.; Devri “Bucak -Brd,; “Bozdoğan -Ay.; Yeniköy-Ba.; “iznik —Brs.; Kavakjçi, Yenice “Simav, -Kü.; Bardakçı” “Seyitgazi, Bozan -Es.; Büyükyenice “Osmaneli—Bil.; “Ayaş —Ank.; Güzelsu “Akseki -Ant.)
[apışlamak (I) - 5] : (Yeşilyuva “Acıpayam —Dz.)
[apışmak (I) - 5] : (Cumayanı -Zn.) [apuş gurmak] : (“Bartın -Zn.) apışlamak (I) 1. Duraklamak. (Bul-kaz, Irgıllı “Çivril -Dz.; “Zile -To.; “Bismil -Dy.) 2. Bacakları ayırmak. (Yassıviran “Senirkent -Isp.) 3. Geniş adımlarla hızlı hızlı yürümek. (Geresin “Keçiborlu -Isp.) 4. Adımlamak. (Aydınlı “Gebze -Kc; Karadere “Gündoğmuş —Ant.) 5. [— apış kurmak] apışlamak (II) [— apazlamak (I)] apışlatmak Hayvanın bacaklarını germek, ayırmak. (Yassıviran, “Senirkent -Isp.)
apışlaya apışlaya [—apışak (I) -2] apışmak (I) 1. Oturmak, bacakları ayırarak çömelmek- (tlyas, Senir “Keçiborlu, Yassıviran “Senirkent, Gönen -Isp.; örencik, Salda “Yeşilova —Brd.; Yukarıboğaz “Tavas, tsabey “Çal, Kösten —Dz.; “Bozdoğan, Tepecik -Ay.; “Susurluk -Ba.; Evreşe, “Gelibolu, Fili “Biga -Çkl.; “Karacabey -Brs.; Bozan, -Es.; iğnecik* “Mudurnu -Bo.; Ağlı “Küre -Ks.; “Alaçam -Sm.; Dont “Fethiye -Mğ.) 2.. Bacakları ayırarak durmak, dikdmek. (Akçaköy, Kayadibi “Yeşilova —Brd.; Garipköy, Karahisar, Hırka, Bereketli “Tavas, Kösten -Dz.; Hamzabali, Çulhan “Bozdoğan—Ay.; Harmandalı “Menemen-tz.; “Alaşehir -Mn.; -Ba.; Küçükkuyu “Ayvacık -Çkl.; Baklalı “Çatalca -ist.; Yaşyer, “Milas, “Bodrum-Mğ.;’Ka-yapa “Lalapaşa —Ed.; Çavuşköy “Babaeski -Krk.) 3. Birinin sırtına binmek. (Çandır “Sütçüler -Isp.; Çamlık “Bucak, Hacdar, Çeltikçi, -Brd.; -Mn.; “Elmalı ve köyleri, Bağyaka “Finike -Ant.) 4. Yorgunluktan bacakları tutulmak, yürü-yememek. (“Eğridir köyleri -Isp.; Güney, Kayadibi “Yeşilova -Brd.; “Bünyan -Ky.; Çavuşköy “Babaeski -Krk.) 5. [ — apış kurmak] 6. Atlamak: Suyu apıştı geçti. (-Krk.)
apışmak (II) 1. Şaşırmak, bocalamak,. donup kalmak. (“Akhisar -Mn.; “Bandırma -Ba.; -Es.; Baklalı “Çatalca -ist.; Ağlı “Küre -Ks.; -Krk.) 2. Yola gelmek, yumuşamak. (“Kargı -Ks.)
apışmak (III) 1. Ayrılmak, uzaklaş-
SanaDiaba
289
mak: Tarlaya Ahmetk git, sakın apışma. (Atlandı “Kadınhanı -Kn.) 2. Tutmak. (Atabey —Isp.) apıştı [— apişdı]
apıştırmak 1. Sırta almak, bindirmek. (“Elmalı -Ant.) 2. Oturtmak. (“Kandıra -Kc.)
api Aşık kemiği. (-Isp.)
apik Atik, çevik. (Sille, Tömek, -Kn.)
apfl apil Ağzma kadar, alabildiğine : Fıçıyı apil apil doldurdum. (Sazlı “Ayvacık -Çkl.)
apiçik Köpekleri çağırma ünlemi. (Büyükyenice * Osmaneli —Bil.)
apkın (I) 1. [-*¦ ahbun -1] 2. Gübre taşınacağı zaman arabaların yanlarına konan geniş tahta. (“Saimbeyli çevresi —Ada.)
apkın (II) [apkın sapkın] Akılsız, serseri, delidolu. (Vazddan “Divriği -Sv.)
[apkın sapkın] : (“Ezine -Çkl.)
apkın sapkın [— apkm (II)]
apla [-¦ aba (I) -1]
aplaca [- ablacı {II)]
aplah [- ablah (I) -1]
aplak (I) Parlak ve körpe olan her-şey. (Erküt “Cide -Ks.)
aplak (II) 1. Tembel. (-Ks.) 2. Budala, şaşkın. (İsmetiye —Brs.)
aplamak 1. Atlamak. (Kayadibi “Yeşilova -Brd.; “Sarayköy köyleri, Bereketli “Tavas, Kösten -Dz.; Dallıca “Nazilli, Sürez, “Bozdoğan, Tepecik, Alanlı -Ay.; Bozburun, Gönen, —Mn.; “Susurluk köyleri -Ba.; “İskilip -Çr.; “Fethiye köyleri, “Bodrum, Hasanlar “Milas -Mğ.) 2. Çıkmak, tırmanmak. (Kıratlı “Dikili -İz.) 3. Davranmak. (Kıratlı “Dikili -İz.)
aplamsıra Birdirbir oyunu. (“Afşin -Mr.)
aplan [- ablah (I) -1]
aplangaç, aplangeç, aplangıç 1. Suyun atlanıp geçilebilecek yeri. (Şeref “Yatağan -Mğ.) 2. Köprü. (“Milas -Mğ.)
aplangıç Evlerin önüne, aralıklı çâ-kdan tahta parçalariyle yapdan kapı. (Kelekçi “Acıpayam -Dz.)
apli [- abli (II)]
apo (I) 1. [—¦ aba (I) -1] 2. Serseri,
aptal. (“Gürün -Sv.) apo (II) İnek, sığır. (“Çayeli köyleri
-Rz.)
apo (III) Yemek, mama (çocuk dÜinde). (-Bt.)
apoks Eski demir aletleri döğerek düzeltme. (-Rz.)
aposkal 1. Yapılacak çeşitli işlerden ilki. (Limanköy “Çayeli -Rz.) 2. Başlanmış bir iş. (Karadere ve çevresi -Bz.) 3. Bir işin başlangıç yeri. (Güneyce -Rz.) 4. Tarlada sürülen kısımla, sürülmiyen yer arasındaki sınır. (Çatakhhoca “Çayeli -Rz.)
apoş [— abıç]
apotı Patates. (“Posof -Kr.)
appa (I) [-* abba (I) -1]
appa (İl) Dağlarda biten bir çeşit yabani ot. (İshaklı “Bolvadin -Af.)
appa (III) Meşe oyununda toprağa çizilen ve içine meşelerin konulduğu daire. (“Karşıyaka -İz.)
appacık 1. [-* abapaçık -1] 2. [—* abapaçık - 2]
appaçık [—*¦ abapaçık -1]
appağ [— abapaçık -1]
appak (I) 1. [—»• abapaçık -1] 2. Süt, yoğurt v.b. (Çandır -Gr.)
Derleme, 19

290
appak (II) [abdak, apuh (I)] Kadının cinsiyet organı, ferç. (—Isp.) [abdak] : (»Eğridir köyleri -Isp. köyleri)
[apnh (I)] : (»Zara -Sv.) appanbunak [—» ab anlam ak -1] appappak [—» abapaçık -1] appazlamak Kapmak, ısırmak : Kurt
koyunu appazladı gitti. (»Enez
-Ed.)
appeş iyi, güzel, terbiyeli kimseler için kullanılan sıfat : Appeşin askerden gelecek. (-Dz.)
apra 1. [— abra (I) -1] 2. [— abra (I) - 2] 3. [-». abra (I) -3] 4. [-» abra (I)-4]
aprak 1. Şaşı. (Âşağıırmak, Bağlıca »Ardanuç, Çayağzı. »Şavşat -Ar.) 2. Eğri. (ölçek »Ardahan -Kr.)
aprak dolması Lahana ile s ardan etsiz bir çeşit dolma. (-Mş.)
apramak Korunmak, kendini kollamak. (Kayı »Emet -Kü.)
apranmak (I) Gelişmek, büyümek. (Yenice »Emet -Kü.)
apranmak (II) Otlamak, yayılmak. (Yenice »Emet -Kü.)
apraş 1. [— abraş (I) -1] 2. [— abraş (I) - 9] 3. [- abraş (I) - 2] 4. [- abraş (I) - 8]
apraz (I) 1. Yavru yapmıyan, doğuştan kısır hayvan. (»Sungurlu — Çr.) 2. Hiç yorulmıyan hayvan. (-Yz.)
apraz (II) Yüzde olan siyah lekeler. (»Elmalı -Ant.)
apraz (III) En, enine. (Ölçek »Ardahan —Kr.) aprd [—*¦ abnl (I)] aprdmak [—*¦ abnlmak - 1] april [- abrd (I)] aprul [—*¦ abnl (I)]
apsane Helâ, aptesane. (Büyükyenice »Osmaneli -Bil.)
apsar Geniş karınlı bir çeşit yağ çömleği. (»Ürgüp ve köyleri —Nş.)
apsımat [apsımatı, apsomatı, apsumatı, apsumati] Ateş yanmca üzerinde beliren ilk kül. (»Maçka -Tr.) [apsımatı]: (Hamidiye *Çayeli-Rz.) [apsomatı] : (Güneyce, -Rz.) [apsumatı] : (Selimiye -Rz.) [apsumati] : (-Rz.)
apsımatı [- apsımat]
apsıt [—»apsut (I)]
apsomat Küçük ateş. (Şimşirli »Ikiz-dere -Rz.)
apsomatı [—*¦ apsunat]
apsonlamak [apsunlamak] Afsunlamak, okuyup üflemek. (—Tr. köyleri)
[apsunlamak] : (»Hozat -Tn.) apsumatı [— apsımat] apsumati [—» apsunat] apsunlamak [—*¦ apsonlamak] apsut (I) [apsıt] Kağnı tekerleğinin ağaç parçaları, ispit. (Aşağıkayı »Tosya, Giremez, Karabüzey »Araç, Peşman »Daday -Ks. ; Mülayim »Safranbolu -Zn.; Kalfat »Şabanözü, Dikenli -Çkr.; Gökgöl »Kavak -Sm.; Gürcü »Kızdcahamam -Ank.) [apsıt] : (Sulusaray »Artova -To.; Kurugöl -Nş.) apsut (II) Sersem, avanak, budala. (-Sm.)
apşak (I) 1. [—»apışak (I) -1] 2. [-» apışak (I) -2]
apşak (II) [— apışak (II)]
apşak (III) iskele sehpası. (Alemdar -Bo.)
apşal Salak, sersem. (Arpaköy -Or.; Yolbaşı, Muradiye, Kireçhane-Rz.;

291
—Mr.) 2^ Perişan kılıklı, giyinmesini bilmiyen. (-Or. köyleri)
apşalak [—»apışak (I) -1]
apşara [—*¦ abıç]
apşırmak Aksırmak, hapşırmak. (I-leydağı »Uluborlu -Isp.; Ortaköy »Çal -Dz.; »Gelibolu -Çkl.)
apşirik Aksırık, hapşırma. (-Gaz.)
aptal 1. [- abdal (I) -1] 2. [-» abdal (I) -2} 3. [-» abdal (I) -3] 4. [- abdal (I) - 4] 5. Açgözlü, görgüsüz. (Kızdca »Tavas -Dz.)
aptal baklası Bir çeşit bakla. (»Hadım -Kn.)
aptal ıslatan İnceden yağan yağmur, ahmak ıslatan. (Çamlıbel »Artova -To.)
aptal otu Yaş esrar otu. (»Sdifke -îç.)
aptal öldüren Küçük, yeşil renkli bir
çeşit yaban alıcı. (Türkmen aşireti
»Bünyan -Ky.) aptiri saptiri Delidolu, saçma sapan
(konuşma hakkında). (*Düzce-Bo.) aptul Evin önü, dışı: Haydi, aptulda
oynayın. (Sorkun »Bozkır -Kn.) aptulli Ahmak, budala. (Kıbrıs) apu (I) 1. Eyvah. (»Ayvacık, »Ezine
-Çkl.) 2. Affedersiniz. (-Kn.) apu (II) Pis, kirli : Apu, onu eline
alma oğlum. (»Zara -Sv.) apu (III) Ekmek (çocuk dilinde).
(»Kemaliye -Eze.) apuç kurmak Diz çökmek. (Gönen
-Isp.)
apu etmek işemek, kirletmek. (»Zara -Sv.) apuh (I) [—» appak (II)] apuh (II) Deli. (»Mesudiye -Or.) apukat [—»¦ abıgat] apukot [— abıgat] apuk saptık [—* abık sabık]
apuk supuk [— abık sabık]
apul apul [— abul abul -1]
apulavı [— apalavi - 2]
apuldamak [—*¦ abalamak (I) - 4]
apullamak [—» abalamak (I), - 4]
apur sabur [—*¦ abık sabık]
apırcm Haydut, eşkiya. (»Mut -Iç.)
apur sapur [— abık sabık]
apuskal Başlanmış bir işin yarıda bırakddığı yer. (Kaptanpaşa köyleri »Çayeli —Rz.)
apuş [— abıç]
‘apuşak [—»¦ apışak (I) -1]
apuşka Avcıların tüfeklerine dayanak yaptıkları bir metre boyunda, ağaçtan yapılmış, açılır kapanır bir araç. (»Merzifon -Ama.)
apuş gurmak [—*¦ apış kurmak]
apuşmak Birinin üzerine çullanmak, asdmak. (Uluşiran »Şiran -Gm.)
araba Kağnı. (-Ezm. çevresi)
arabacı Küçük testi. (»Mustafakemalpaşa -Brs.)
arabağı Burun direği (-ist.)
arabah Damın çevresi, saçak kenarı. (-Vn.)
arabalar Büyükayı, küçükayı burçları. (Evreşe »Gelibolu -Çkl.)
araba evi Kağnıda tekerleklerin üstündeki yük taşımaya yarıyan tahta kısım. (Uluşiran »Şiran -Gm.)
arabana (I) Araba. (-Ur.)
arabana (II) Kertenkeleden büyük sürüngen bir hayvan. (Eğrigöz »Emet -Kü.)
arabana (III) Dervişlerin çaldıkları tef. (-Md.)
arabası [arapaşı -1] 1. Çokça tavuk veya koyun etiyle yapılarak, tepside dondurulmuş hamurla, kışın, sıcak içilen ekşili, biberli bir çeşit çorba. (Sağrak »Sütçüler, Sofular
SanaDiaba
292
‘Eğridir, Körküler ‘Yalvaç, Uluğbey ‘Senirkent -Isp.; Karaatb ‘Yeşilova, Çamköy ‘Gölhisar, Karamanlı »Tefenni -Brd.; ‘Çal ve köyleri -Dz.; Çepni, ‘Gemerek, ‘Şarkışla-Sv.; ‘Çayıralan -Yz.; ‘Bünyan -Ky.; ‘Bor -Nğ.; Sarıvadi, ‘Ermenek -Kn.; ‘Silifke, Köseçobanlı, ‘Gülnar, ‘Mut, ‘Anamur, ‘Mersin köyleri -İç.; ‘Korkuteli ve köyleri, ‘Kaş ve köyleri, ‘Elmalı ve köyleri -Ant.; ‘Fethiye çevresi -Mğ.) [arapaşı -1] : (İshaklı ‘Bolvadin* -Af.; Belence ‘Sütçüler -Isp.; Kızılca, Garipköy ‘Tavas, Ortaköy, Medele ‘Çal -Dz.; ‘Elmalı -Ant.; ‘Fethiye köyleri —Mğ.) 2. Üzerine yoğurt veya yağ dökülerek yenen bir hamur yemeği. (Salda ‘Yeşilova -Brd.; isabey ‘Çal -Dz.)
arabatı Derbeder, harabati. (Büyükmanika ‘Saray -Tk.)
araba yddızı Küçükayı yıldız kümesi. (Kocahıdır ‘ipsala -Ed.)
arab bilbili, arab bulbulu Başı ve kuyruğu siyah renkli, tatlı sesli bir kafes kuşu. (‘Antakya köyleri -Hat.)
arab elması irice, koyu kırmızı, mayhoş, kiraz mevsiminde yetişen bir çeşit elma. (‘Bafra -Sm.)
arabırak Arap gibi, koyu renkli, arabımsı. (‘Silifke -îç.)
arabı Acaba. (“Karaçayca’dan” Başhöyük ‘Kadınhanı -Kn.)
arabistan Yumurtalı ıspanak ve kıymalı yumurta yemeklerine verilen ad. (‘Bayburt köyleri -Gm.)
arabi yüzlü ince uzun yüzlü. (‘Antakya -Hat.)
ara boğaz [ara ev, ara göz -2, ara kapı]
Salon, hol, aralık. (Uğurlu, Sarıvadi ‘Ermenek -Kn.)
[ara ev]: (Zıvank’Cihanbeyli-Kn.) [aragöz - 2] : (Bademli ‘Dinar -Af.) [ara kapı] : (Yeniköy *Ereğli-Kn.)
arabulan Hakem, uzlaştırıcı. (Devri ‘Bucak -Brd.; İğdir ‘Çivril -Dz.; ”Alaşehir -Mn.; Yeniköy -Ba.; Bozan -Es.; -Or. ve köyleri; -Gm.; -Rz. ve köyleri; -Eze; -Mr. ve çevresi; =-Sv.; -Ant.)
ara bulmak Vakit bulmak, eli değmek. (‘Dinar —Af.; ‘Şarki Karaağaç, Yassıviran ‘Senirkent -Isp.; -Brd.; ‘Sarayköy köyleri -Dz.; Furunju ‘Bayındır -İz.; -Mn.; Yeniköy -Ba.; -Sm. çevreci; Kalafka —Tr.; -Gm.; -Rz. köyleri; Uşhum ‘Yusufeli, Bağlıca ‘Ardanuç—Ar. ;-Eze; -Mr.; ‘Ayaş -Ank.; -Nğ.; ‘Akşehir, Görmel, Uğurlu ‘Ermenek -Kn.; Orhaniye ‘Marmaris -Mğ.; —Ed.; Büyükmanika ‘Saray -Tk.)
araca Hamal : Yükümü amcaya verdim. (‘Kemaliye -Eze)
aracelll İki kişi arasında lâf getirip götüren, fitneci. (‘Fethiye köyleri -Mğ.)
aracı iki yüzey teşkil eden eriş iplerini birbirinden ayırmaya yarıyan küçük ağaç çivi. (-Çkr.)
aracık Dar, daracık. (İshaklı ‘Bolvadin -Af.)
araç 1. Araba oku, arış*. (Osmaniye ‘Altıntaş -Kü.; Bozan -Es.) 2. Sınır işareti, büyük sınır taşı. (‘Şarkışla -Sv.)
araç cin [— arakçın -1]
aracı Ara bulucu, aracı, uzlaştırıcı. (‘Göle, ‘Posof, ‘Ardahan -Kr.; Kerkük)
araçin [—* arakçın -1]

araçkın Başa sarılan tülbent örtü. (Tavaklı *Ezine -Çkl.)
araçlamağ Kavga edenleri ayırmak. (Kerkük)
ara çoru [— ara hastalığı]
aradam [aradan] Karasaban demirinin eklendiği, ve üstüne geçtiği ağaç parçası. (‘Ahlat -Bt.;.*Erciş -Vn.) [aradan] : (-Vn.)
aradan [—aradam]
aradan çıhmak Bir topluluğun içinden, ortaklaşa tutulan bir işten ayrılmak. (*Bor -Nğ.)
aradan çıkmak 1. Zengin olmak. (‘Merzifon, ‘Gümüşhacıköy-Ama.) 2. Yoksul olmak. (‘Merzifon, ‘Gümüşhacıköy -Ama.) 3. Mücadele dışı olmak- (‘Merzifon, ‘Gümüşhacıköy —Ama’.) 4. Aracdığı bırakmak. (‘Merzifon, ‘Gümüşhacıköy -Ama.)
ara daşı 1. Döğüşte aracıya değen taş. (Taşdluk ‘Göksün-Mr.) 2. Bi-ribiriyle anlaşmazlık halinde bulunan iki tarafça da suçlu gösterilen üçüncü şahıs. (Taşoluk ‘Göksün -Mr.)
arada vaz geçmek Bozuşmak. (‘Şebin Karahisar -Gr.)
ara derdi [—¦ ara hastalığı]
ara ev [— ara boğaz]
araf (I) Karın güneşsiz havada lodos yeliyle erimesi hali. (Selimiye, Güneyce —Rz.)
araf (II) Arap. (Zarşat -Kr.)
arafa Arife. (Kavak ‘Yeşüova -Brd:; Bekilli ‘Çal, Alâeddin *Acıpayam -Dz.; Kapıköy ‘Maçka -Tr.)
araf alık Çocukların dinî bayramlardan bir gûn evvel evlerden topladıkları çerez. (-Ezm.; -Kr.)
293

arafana Çocuklar arasında tertiplenen bir çeşit ziyafet. (-Bt.) arağa [-*¦ araka]
ara gapı Sokak kapısından bir içerdeki kapı. (-Gaz.) ar ağcı [— arakçı]
aragogik Tarlalarda biten ve kestaneye benziyen bir ot kökü. (Kesme ‘Divriği -Sv.)
aragop Tarladan koparılan taze mısır fidanı. (Anaraş ‘Sürmene -Tr.)
ara görmeğ Evlenme konusunda, araya girerek isteklendirmek, yardım etmek. (Kerkük)
ara göz 1. Çoğunca köy evlerinde iki oda arasında bulunan ve fazla eşya koymağa yarıyan yer. (Bademli * Dinar -Af.) 2. [—*¦ ara boğaz]
ara günü Kına gecesinden iki gün önce, geline boya hazırlamak için toplandan ve “boya günü” denilen gün ile kına gecesi arasındaki günler. (Ibradı -Ant.)
arağ [arah, aralıı, arakı] İçki, rakı. (‘İğdır ve çevresi -Kr.) [arah] : (Taşburun, ‘İğdır, -Kr. ve köyleri) [arahi] : (-Gaz.) [arakı] : (-Ur.; ‘Kilis ^Gaz:)
arağa [arakıya] Yapılarda duvar örülürken taşların arasına konulan ağaç, hatıl. (‘Ağın -El.) [arakıya] : (Gündüzbey -Mİ.)
arağan Çok kaybolan. (Ekse *Çal -Dz.)
arah [— arağ]
arabana Örümcek. (Anaraş ‘Sürmene -Tr.)
ara hastalığı [ara çoru, ara derdi; aralık (IV), aralık hastalığı, ara şahmı]
Nezle, grip; (Zile ‘Mesudiye, -Or. ve köyleri; Çivriz -Gr:; Harşit bu-
294
lüğünde bir çeşit diken. (-Nğ. ve çevresi)
arakçın 1. [— arakçm -1] 2. [— arakçın - 2]
arakçı [aragcı] Hırsız. (-Mn.; -Brs.j -Kü.; *Bandırma —Ba.; “”Kandıra -Kc; Yeniköy -İst.; *înebolu-Ks.; •Osmancık-Çr.; -Sm.; -To.; -Mr.; Çukurbağ *Ermenek -Kn.) [aragcı] : (-Brd.)
arakçm [araçcın, araçin, arahçin -1, 2; arahçin, arakcan, arakçın -1, 2; arakçin -1, 2; arakiye, arapçin, araşgın] 1. Bereye benziyen, şapka içine veya yalnız olarak giyilen takke. (*Akhisar -Mn.; Domaniç •Tavşanlı -Kü.; Bozan —Es.; Serpin *Turhal -To.; -Eze; Harput -El.; Eskimalatya -MI.; -Ur.; Karagöz * Afşin —Mr.; * Antakya ve köyleri -Hat.; Çayırlı, Çalış •Haymana, Tahtayazı *Çubuk, Etimesut -Ank.)
[araçcın] : (*Zile -To.)
[araçin] : (* Vezirköprü, Mardar
•Bafra -Sm.)
[arahçin -1] : (*Divriği -Sv.) [arahçin] : (*Merzifon, -Ama. köyleri; -Ur.)
[arakcan] : (Bozan -Es.) [arakçın -1] : (-Es.; -Ks.; Dodur-ga *Artova -To.; -Ezm.; -Sv. köyleri; Çamllı, Bayram *Ayaş, San-kızlı *Kalecik, Yaraşlı *Haymana -Ank.)
[arakçin -1] : (-Bt.; -Md.; * Antakya —Hat.; Kerkük) [arakiye] : (Aşağukca -Es.) 2. Eskiden gelinlerin giydiği bir çeşit taç, takke. (Akmcdar •Kuşadası -Iz.; Ovasaray -Çr.; -Sv. ve çevresi; Üçkuyu, *Keskin -Ank.;

cağı köyleri *Torul -Gm.; Sosunga *Çayırlı -Eze; Ağrakos *Suşehri, Telin *Gürün -Sv.; Uğurlu, Gör-mel, *Ermenek -Kn.) [ara çoru] : (*Bor -Nğ.) [ara derdi] : (-Nğ.) [aralık (IV)]: (*Bor,.-Nğ.; Çay-han, Dedeköy *Ereğli, *Kâraman, Halimiye, Davdas, *Ermenek, Zı-varık, Bolat-Kn.; *Karaisalı-Ada.; *Mut -îç.; Eldirek *Fethiye -Mğ.) [aralık hastalığı] : (-Gaz.; * Silifke -îç.)
[ara salımı] : (Solakuşağı *Şerefli
Koçhisar —Ank.) arahçin 1. [— arakçın -1] 2. [—»
arakçın - 2] arahçin [—*¦ arakçm -1] arahı [—» arağ]
arahti Kirmen, iğ, yün bükeceği, (incirlik -Ada.)
ara ipi Arabaya koşulan iki atın birbirinden ayrılmaması için arasına bağlanan ip. (Ishaklı, Dişli *Bolva-din -Af.)
arak (I) Hayvanların toplu bulunduğu yer. (Dereköy *Develi —Ky.)
arak (II) Kendini beğenmiş, nazlı, şımarık. (-Bt.)
araka [arağa] Bir çeşit bezelye.
(*Bozdoğan ve köyleri —Ay.; —Mn.
ve köyleri; *Edremit -Ba.; -Brs.;
Yeniköy -İst.; -To. ye köyleri;
•Gazipaşa köyleri —Ant.;. *Milâs,
Bozburun *Marmaris —Mğ.)
[arağa] : (Orhaniye* Marmaris-Mğ.) ara kapı [-» ara boğaz] ar akçan [— arakçm -1] arakcıl, arakçd Sebuzek dikeni de
denilen ve köyliüerce süt süzgeci
olarak kullandan yumruk büyük-
295
*Ilgm, Karacaardıç “Bozkır, Bulamaz, -Kn.)
[aralıçın - 2] : (*Zara -Sv.) [arakçın - 2] : (Bedeş *Şuhut -Af.; Bilecik -Kn.)
[arakçin - 2] : (-Ky. ve çevresi)
[arapçin] : (-Dz.)
[araşgın] : (* İğdır ve çevresi -Kr.)
arakçin 1. [- arakçın -1] 2. [—» arakçm - 2]
ara kedisi Ara bozan, münafık. (İshakh “Bolvadin -Af.)
arakenar [— arakere]
arakere [arakenar, aram sekem, ara-seke] Arasıra, hazan, bazı bazı, seyrek. (Devri, “Bucak -Brd.; Bul-kaz “Çivril—Dz.; Evreşe, “Gelibolu -Çkl.; Aliköy “Çaycuma —Zn.; “Zile, Kızdköy -To.; Bağlıca “Ardanuç, Savaş “Şavşat, —Ar.; “Ardahan -Kr.; Soğukpınar “Kangal —Sv.; Çavuşköy “Babaeski —Krk.; Ibribey “Malkara, Büyükmanika “Saray -Tk.)
[arakenar] : (Çayağzı “Şavşat, “Yusufeli -Ar.)
[aram sekem] : (Ağrakos “Suşehri -Sv.)
[araseke] : (Mencilis “Keşap -Gr.) ara kesmek (I) Nişandan önce söz kepmek, kız tarafı ile anlaşmak. (Kızdca “Tavas-Dz.; “Çayeli-Rz.; “Mıit köyleri, Aslanköy “Mersin -İç.)
ara kesmek (II) Ara kesti oyunu oynamak. (-Dy.)
ara kesti 1. Daire içinde ve dışında yirmişer kişilik guruplarla oynanan bir çocuk oyunu, (iğdeli “Gemerek-Sv.) 2. Af koşturma, (iğdeli “Gemerek —Sv.)
arakı [—*¦ arağ]
arakıya [— arağa]
araki Hay vanlarm vaktinden önce büyümesi, irileşmesi durumu* (-Ank.)
arakiye [—» arakçm -1]
araklaşmak iyiyi, kötüyü ayırmak, ayıklamak. (-Nş.)
araklı Edepsiz. (Süle -Gm.)
araklık Buut, boyut, (-ist.)
arakop Birinci çapadan önce seyreltilen, aradan kopardan fazla fideler. (Şimşirli “Ikizdere, Güneyce —Rz.)
araköriye almak Birkaç-kişi, bir kişiyi sözle sıkıştırmak, bunaltmak, kandırmak : Beni dinle, gitme seni araköriye alırlar, kurtulamazsın. (-Ur.)
arak tarak [aram taram, aran taran]
Karmakarışık. (Devri “Bucak -Brd.; -Brs.; Hemsin “Pazar -Rz.) [aram taram] : (Hemsin “Pazar -Rz.)
[aran taran] : (Kıbrıs) aral (I) Harar, büyük çuval. (Fili
“Biga -Çkl.) aral (II) Sıra dağlar. (“Düzce —Bo.) aral (III) iki şey arası, ortası. (“Şile
-ist.)
aralama (I) Evlerin ara duvarı. . (Karakuyu —Ada.)
aralama (II) Pehlivanlarm ilk defa güreşip yenişmeleri: Boş aralamasında yenildi. (Eldirek “Fethiye -Mğ.)
aralamah [—»aralamak (II) -6] aralamak (I) 1. Bitkilerin fazla dal ve çubuklarını kesmek, seyrekleştir-mek, budamak. (Nudra “Şarki Ka-raağaç,-*Eğridir köyleri, İlyas, Yas-: sıviran *Senirkent, Körküler “Yalvaç, Senir “Keçiborlu—Isp.;-Güney “Yeşilova, “Tefenni -Brd.; Beküli,
SanaDiaba
Ortaköy, *Çal, Bulkaz *ÇiyriI, Dan-vererı ‘Acıpayam -Dz.; ‘Karahalh, ‘Eşme ve çevresi -Uş.; Eymir, Hamzabali ‘Bozdoğan, Alanlı -Ay.; ‘Alaşehir -Mn.; ‘Savaştepe köyleri, Yeniköy -Ba.; Yenice ‘Emet -Kü.; Cumahkızık -Brs.; Muradiye -Rz.; ‘Ermenek ve köyleri -Kn.; Yerkesik —Mğ.) 2. Temizlemek ;-Şu kaptaki suyun yüzünü bir arala hele. (‘Ermenek -Kh.) 3. Derleyip toplamak, yerleştirmek. (Büyükyenice ‘Osmaneli -Bil.; -Ks. ) 4. Tmasm samanım tanesinden ayırmak. (Kuşbaba ‘Bucak -Brd.) aralamak (II) [aralamah, aralaştırmak] 1. Kavga eden iki kişiyi araya girerek ayırmak. (‘Eğridir köyleri, -Isp. köyleri; Bulkaz, Çıtak, İshaklı ‘Çivril, Moraca, Ortaköy ‘Çal -Dz.; Giremez ‘Araç -Ks.; -Sm.; ‘Zile-To.;-Gaz.;’Afşin, ‘Elbistan -Mr.; Çepni, M. Hüyük ‘Şarkışla, -Sv. ve çevresi; Kırkprnar ‘Haymana-Ank.; *Bor-Nğ.; ‘Ermenek, Kızıllar, -Kn.; ‘Mersin köyleri -İç.; ‘Fethiye köyleri -Mğ.) 2. Kalabalığı yarıp geçmek. (Nudta ‘Şarki Karaağaç —Isp.; ‘Zara -Sv.) 3.” Güreşte veya döğüşte bir kaç kişiyi döğüş dışı bırakmak, haklarından gelmek. (‘Mut köyleri -Iç.) 4. İki şeyi bn*birînden ayırmak, arayı açmak, aralık bırakmak. (‘Şarki Karaağaç —Isp.;’Düzce —Bo.; ‘Zile -To.; *Bor-Nğ.)l 5. Ayırmak, çözmek (iplik y.b. hakkında). (‘Mersin köyleri—İç.) 6. Uzaklaşmak, geride bırakmak: Kamyon çok araladı. (Yakaköy ‘Gelendost -Isp.; Çerçin -Brd.; Bornova —îz.; ‘Sivrihisar -Es.^ ‘Kandıra -Kc; -Sm*)
[aralamahj : (Uluşiran ‘Şiran -Gm.) 7. Uzamak (zaman hakkında) : Bu iş çok araladı, olmaz artık. (Bulkaz ‘Çivril -Dz.) 8. Uzaklaştırmak, ayırmak. (‘Akyazı çevresi -Sk.) [aralaştırmak] : (‘Taşköprü -Kş.) 9. Değirmende acele işi olan birinin sırasını öne almak, araya sokmak. (‘Eğridir köyleri, -Isp. köyleri)
aralamak (III) Çok bağırarak sesleri bastırmak. (‘Zara —Sv.)
aralanmak Seyrelmek. (‘Düzce – Bo.)
aralaş Git, uzaklaş, defol anlamında hakaretli söz. (İshaklı ‘Çivril -Dz.; ‘Mut köyleri, ‘Silifke, -İç.)
aralaşmak Uzaklaşmak, defolmak. (‘Mersin köyleri -İç.)
aralaş olmak Kovulmak. (‘Silifke -îç.)
aralaştırmak [— aralamak (II) - 8]
aralatmak (I) 1. SeyrekleŞtirmek, arasım açmak. (‘Bozdoğan -Ay.; Başçeşme, Tutluca, Çardak -Dz.; Bornova, ‘Bergama, -îz.; ‘Düzce -Bo.; ‘Alaçam -Sm.; ‘Zile -To.; Uzunmusa -Or.; Beşikdüzü ‘Vakfıkebir -Tr.; ‘Kelkit, -Gm.; -Rz. köyleri; Yoncalı ‘Şavşat -Ar.; -Eze; Çepni ‘Gemerek-Sv.; ‘Saray -Tk.) 2. Ayırtmak, temizletmek: Selektör makinasmda tohum aralat* tim. (Sofular ‘Eğridir—Isp.)
aralatmak (II) Az miktar buğdayı değirmende sırasız öğütmek. (Ba-ğdh ‘Eğridir -Isp.)
aralatmak ‘(III) Soruşturmak, aralaştırmak : Sözlerin r\ereden çıktığını, el altından aralattım. (—Çr.)
arah Uzak: Bu iki taş birbirine çok afalı. (*Müt, -îç.; Bahçeli ‘Bor

297
aralığ 1. [-»aralık {I) - 5] 2. [-» aralık (II) -1]
aralıh (I) [araluh] 1. Sofa, hol, koridor, aralık. (*Ağın, -El.; * Arapkir -Mİ.; Sarıhamzalı *Sorgun -Yz.) [araluh] : (Bağlıca »Ardanuç -Ar.)
2. [- aralık (I) -2]
aralıh (II) Zaman, an, vakit. (-Ur.)
aralık (I) [aralığ -1, aralıh (I) - 2] ı, iki ev ve duvar arasındaki boş» hık.(İshaklı »Bolvadin-Af.; Sofular, Sarıidris, Banus »Eğridir, Y. Bademli »Şarki Karaağaç, Körküler »Yalvaç -rlsp.; Kuşbaba »Bucak, Çerçin -Brd.; Garipköy »Tavas, Moraca, Çovaşlı, Ekse »Çal -Dz.; Kertmeağcameşcit, Veranlıca »Kangal, Karaözü, »Gemerek -Sv.; »Mut -Iç.) 2. Çıkmaz, dar sokak. (-Mn.; -Ba.; ‘Bartın -Zn.; Giremez »Araç-Ks.; M. Hüyük »Şarkışla -Sv.; -Krk.) [aralıh (I) -2]: (Sarıhamzalı »Sorgun -Yz.)
3. iki ev arasında yapdan duvar, bölme. (Çaltı »Gelendost -Isp.; Eldirek »Fethiye -Mğ.) 4. iki tarla arası, ekin arası. (Burhaniye »Dinar -Af.; Gökçeyâka -Brd.; -Kr. köyleri; Eldirek »Fethiye -Mğ.) 5. Ortahk, orta yer : Aralıkta dolaşma. (»Sarayköy köyleri -Dz.)
farahğ -1] : (Kerkük) aralık (II) [aralığ - 2] 1. Ramazan ve Kurban, hayrandan arasında kalan ay, zilkade. (»Eğridir köyleri, »Şarki Karaağaç -Isp.; Reşadiye »Çivril -Dz.; »Gelibolu -Çkl,; -Ba. ve çevresi; Bozan, -Es.; Kurna, »Kartal—ist.; »Safranbolu -Zn.; »Zile -To.; »Bor -Nğ,; ¦Ehhah -Ant.; -Mğ.)
[aralığ - 2] : (Kerkük)
2. Salı günü. (Eldirek »Fethiye
-Mğ.)
aralık (III) Hayvanın ön ayağından, arka ayağına takılan köstek. (-Adı.; Eldirek »Fethiye -Mğ.)
aralık (IV) [— ara hastalığı]
aralık dölü [ara virdi] Piç. (Tıraş »Balâ -Ank.) [ara virdi] : (-M1.)
aralık gapı Evlerde ilk kapı ile ikinci kapı arasındaki aralık: Aralık ga-pıdan odun alda gel. (Nefsiköseli, Eynesil »Görele -Gr.)
aralık hastalığı [— ara hastahğı]
aralık iyisi ölmeden önce, geçici olarak iyileşen hasta, ölüm iyisi : Rahmetli geldiğimde ¦ ne iyi idi, meğer aralık iyisi imiş. (—Ba.)
araltı Yük, engel, “ağırlık. (Kırka -Es.)
arabi bazarhh Aşağı yukarı yapılan pazarlık. (»Arapkir —Mİ.)
araluh [—»aralıh (I) -1]
aram 1. Fırsat, uygun zaman: Arananı bulsam babamdan para istiye-eeğim. (Bozan -Eş.) 2. Aralık, fasıla. (Bozan —Es.)
aramaca Bilmece. (-Ed.)
aram aram 1. Zaman zaman, arasıra: Bu ağrılar aram aram,gelir. (»Şarkî Karaağaç, -Isp.; Bozan —Es.; »Merzifon -Ama.; Solakuşağı »Şerefli Koçhisar, t-Ank.; »Süifke — tç.) 2. Yer yer: Üzüm aram aram kararıyor. (Solakuşağı »Şerefli Koçhisar, —Ank.; »Silifke —İç.)
aramas Biçilmiş olan- ekinden arabalarla toplanarak ortaya getirüen yığın: Bu sene aramaslar çok sık olacak. (Çıtak *Çivrü -Dz.)

298
aram sekeni [— arakere] aram taram [- arak tarak] aran (I) 1. Tütün dizmeye, kurutmaya, işlemeye yanyan üstü kapalı yer, sergi. (*Bafra, *Alaçam, •Çarşamba, Kamalos, -Sm.; ,-Sn.^ Sorhon *Niksar -To.; Arpaköy -Or.) 2. Saman çekmek için ağaçtan yapdan kanat. (Yeniçubuk •Gemerek -Sv.) aran (II) 1. Oya, kuytu, sıcak yer, kışlak : Yaz arandan, güz yayladan göç olur. (Ayrancı, Köpeli, —Ama.; Taşburun, * İğdır, Toresbev * Ardahan, *Göle, Kızdçakçak, •Arpaçay, -Krk.; -Ağ.) 2. Yayla. (Zarşat -Kr.)
aranç (I) Dâva. (-Ank.) aranç (II) Yamaç, karşı. (-İÇ.) ar angı Şimşir ağacı. (-Brs.) arango, arangu Tembel. (-Gr. köyleri)
arammak Ara vermek, dinmek (yağmur ve kar hakkında) : Yağmur bir aranısa bahçeye gideceğim. (As-lanköy »Mersin -îç.)
arani (I) Pekmez, bulgur kaynatmak için kullanılan kazan. (Çaltı, •Gelendost -Isp.; Fili *Biga -Çkl.; Argıthanı * Ilgın —Kn.; Çavuşköy •Babaeski -Krk.)
arani (II) Kavak ağacı. (Burhaniye •Dinar -Af:)
aranmak 1. Kavga etmek için sataşmak, fırsat kollamak. (*Dinar -Af.; -Gaz.; * Afşin, »Elbistan -Mr.; »Gürün -Sv.; *Bor -Nğ.; •Süifke -îç.) 2.. Tahmin etmek. (•Şabanözü —Ank.)
ar anot Patates nişastası. (Kızılca •Aıtova -To.)
aran taran [—*¦ arak tarak]
arantı Ahırlarda iki hayvan araşma konulan kaim ve uzun ağaç. (Bozan —Es.)
ara odası [ar odası] Köy misafir odası. (-Ada. ve çevresi; *Bor -Nğ,)
[ar odası] : (*Bor -Nğ.) ara oku, ar oku Arabanın orta yerine konulup, arka dingili ön dingile bağlamaya yarıyan ağaç. (•Karaman -Kn.) ^
arap [arapiko, arap kabağı] Kara kabak : Bugün bir arap pişirelim. (Kaptanpaşa köyleri »Çayeli —Rz.) [arapiko] : (Selimiye -Rz.) [arap kabağı] : (*Maçka -Tr.)
arapaşı 1. [— arabası -1] 2. Arpa ve darı unu ile şekerden yapdan bir çeşit yemek.(Sücüllü*Yalvaç —Isp.)
arap buturağı Yüksek, kısa dalb, dikenli bir yaz bitkisi. (Sücüllü •Yalvaç -Isp.)
arapcan Su kenarında yetişen, dikenli, ince uzun bir çeşit bitki. (Karamanlı »Tefenni -Brd.)
arapçin [— arakçm - 2]
arap daşagı (I) [arap daşşağı, arap ¦ siki, arap taşağı] 1. Koni şeklinde üzeri çizgili, çok acı ve siyah renkli bir otun meyvası. (incesu, Çiftlik »Dinar, tshaklı »Bolvadin, Atlıhisar »Şuhut -Af.; Kozluca »Keçiborlu, Sücüllü, Kumdanlı »Yalvaç, Uluğ-bey »Senirkent, Söbüova »Gelendost, Sağrak »Sütçüler -Isp.; »Tefenni, Salda »Yeşilova, Gökçeyaka -Brd.; Ekse »Tavas, »Aeıpayam köyleri, Moraca »Çal, »Sarayköy iöyleri, Kösten -Dz.; »Susurluk ve köyleri-Ba.; *Bor-Nğ.; »Karaman -Kn.)

299
[arap daşşağı] : (*Şarki Karaağaç -Isp.; Karaatlı “Yeşilova -Brd.; Bereketli “Tavas, Bulkaz “Çivril -Dz.; “Sivrihisar -Es.; Bahçeli, “Bor -Nğ.; “Silifke -îç.) [arap siki] : (“Silifke -îç.; Kerkük) [arap taşağı] : (Kiralan, Çıtak “Çivril -Dz.; Ağrakos “Suşehri -Sv.; “Bodrum -Mğ.) 2. Yeşil çiçekli, yumru köklü bir çeşit ot. (Ergân -Eze.) 3. înce uzun yapraklı, salkım şeklinde mor çiçekli bir kır çiçeği. (-Ba.) 4. Tam olgunlaşmamış siyah incir. (“Taşova -Ama.) 5. Siyah olan şeylere takılan sıfat. (-To.; Telin “Gürün -Sv.) arap daşağı (II) Müşterek verilecek bir ziyafette masrafa iştirak etti-rilmiyen üçüncü kişi. (“Merzifon -Ama.)
arap daşşağı [— arap daşağı (I) -1] arap dudağı (I) Siyah beyaz iplikten dokunan alaca kumaş. (“Kemaliye -Eze.) arap dudağı (II) Ocakların yanmda, kibrit ve buna benzer mutfak gereçleri koymak için duvara geniş bir alt dudak biçiminde çamurdan yapılan yer. (“Bor -Nğ.)
arape Su yolu: Çeşmenin arapeleri bozulmuş. (Ovacık “Dinar -Af.)
arapiko [— arap]
arap işi Katır. (Genek -Mğ.)
arap, kabağı [— arap]
arap kadayıfı Ekmek kadayıfına benzer bir çeşit kadayıf. (“Elmalı -Ant.)
arap karısı Çirkin kadınlar için kul-landan bir sıfat. (Anbarcık “Gölhi-sar -Brd.)
arap kdçığı Buğdayın içinde bulunan, yulafa benzer bir çeşit zararlı böcek. (“Antakya köyleri -Hat.)
arap könçeği Ebe gümeci cinsinden katmerli ve lezzetli bir kır otu. (Şenköy çevresi, “Yayladağı çevresi -Hat.)
arap osuruğu Kanatlı, siyah, küçük bir böcek. (“Kilis -Gaz.)
arap oturağı Derelerde su akıntılarının yaptığı çukurluklar. (Atabey -Isp.)
arap oyunu Düğünlerde büyükler tarafından oynanan eğlenceli bir oyun. (“İğdır -Kr.)
arap saçı 1. Dere otuna, eğreltiotu-na benziyen, kendine kokusu has olan ve yenilebilen bir çeşit ot. (Çel-tek “Yeşilova -Brd.; Yukarıkaraçay “Acıpayam —Dz.; “Edremit -Ba.; Tepeköy “Torbalı -îz.; Kaynarca “Gürün -Sv.; Yakabağ “Fethiye, Yaşyer “Milas -Mğ.) 2. Eğreltiotu. (Emirşahlar “Anamur —îç.) arap siki [—*¦ arap daşağı (I) -1] arap şalgamı 1. Siyah turp. (“Bergama —îz.; —Es.) 2. Kara kabuklu yerelması. (Giremez “Araç, “Daday -Ks;) arap taşağı [—*¦ arap daşağı (I) -1] arap tavşan! 1. Bir çeşit tavşan. (Otacı “Kızılcahamam, Cimşit “Balâ -Ank.) 2. Sincap. (Telin “Gürün -Sv.)
arap yemeği Tuz ve karabiber karıştırılarak yapılan bir katık. (-Sm.)
âras (I) Pazartesi. [İsparta'nın bucağı olan Âras'ta, (şimdi Atabey) eskiden pazartesi günleri pazar kurulduğundan o güne âı as denihniş.] (“Eğridir, Gönen, —Isp.)
SanaDiaba
300
araş (II) Kendisininmiş gibi sahip çıkılan, bulunmuş mal: Babam aras getirdi. (Çeltek »Yeşilova -Brd.; Ortaköy »Çal -Dz.)
aras (III) [araz (I) -1] Sağır ve dilsiz. (Yakasenek »Bolvadin -Af.) [araz (I)-l]: (Anbanaz -Af.; Ko-yunbaba »Kalecik -Ank.)
arasa (I) Tahıl, meyva ve bazı ürünlerin satıldığı çarşı, pazar. (-Bt.;
–Dy.; -Mİ.; -Ur.; -Gaz.; »Afşin,
»Elbistan, -Mr.; »Gürün Ve köyleri -Sv.)
arasa (II) Çok gezen, sürtük, işsiz dolaşan. (Tekerahma, Telin, Çöplü »Gürün -Sv.)
ara şahmı [—» ara hastalığı]
arasat 1. Ortalık, arayer: Ev dağıldı, çocuk arasatta kalacak. (Zile »Mesudiye, Uzunmusa -Or.; Uğurlu, Görmel, Mençek »Ermenek -Kn.) 2. Cennetle cehennem arasında olduğu düşünülen yer, Araf.
. (Çepni »Gemerek -Sv.; Mahzemin -Ky.; Uğurlu, Görmel »Ermenek -Kn.)
arasat cazısı [arasatçı] Ara bozan, söz taşıyan, münafık. (Ersis »Yusufeli -Ar.)
[arasatçı] : (Karaözü »Gemerek -Sv.; -Kn.)
arasatçı [— arasat cazısı]
arasa uşağı Tahıl komisyoncusu. (-Gaz.)
arasdah [—» arıstak (I) -1]
araseke [—*¦ arakere]
arasd Paralel, koşut. (Şabanözü*Po-latlı -Ank.)
araskesme Gençler arasında oynanan bir oyun. (Hayati »Erbaa -To.)
ara sökümü Salgın hastalık. (Uzunmusa -Or.)
arastah 1. [-»arıstak (I) -1] 2. [-* arıstak (I) - 2]
arastak (I) 1. [- arıstak (I) - 1] 2. [-* arıstak (I) - 2] 3. Çatı. (-Çr.)
arastak (II) [-* arıstak (II)]
araştık [—»arıstak (I) -1]
arastuk [—» arıstak (I) - 1]
araşahar Başşehir. (“Karaçayca’dan” Başhöyük »Kadınhanı -Kn.)
araşan Minnet, şülsran: Canıma araşan oldu. (»Elmadağ -Ank.)
araşgın [— arakçın - 2]
araşk Tepelik. (»İğdır -Kr.)
arati ödünç, eğreti, emanet. (-Adı.)
aratlik Dost, arkadaş, ahretlik.(Dallıca »Nazilli -Ay.)
aratim Kardeşliğim, ahretliğim (kadınlar arasında).(Hamidiye »Bolvadin -Af.)
arav (I) 1. Yarı kirli, sabunlu çamaşır suyu : Bu aravı tenekeye dök. (»İğdır ve çevresi -Kr.; Kerkük) 2. Çökertilen ayrandan geriye kalan su. (»Erciş -Vn.) 3. Yemek artığl. (»Erciş -Vn.)
arav (II) Sebep, yol, uğur: Ben de senin aravına yandım. (»Erciş-Vn.)
ara virdi [— aralık dölü]
aravun Ekmek sacı. (Dağçat, Akhisar, Orhaniye -Af.)
ârayak Gebe. (-Es.)
arayatı 1. Konak yeri. (»Göksün ve köyleri, -Mr.; -Ky. ve çevresi; -Ada. ve çevresi; »Mut köyleri — îç.) 2. Konaklıyarak, konaklama yoliy-le: Ankara”dan Eskişehir”e at ile arayatı gidilir. (Çepni »Şarkışla -Sv.)
araya vermek Boşa salmak, ziyana uğratmak. (»Göksün -Mr.)

301
arayıcı yıldız Akıcı yıldız. J^îst.)
arayış (I) Budama : Ağaçlar yapraklarını döküyor, arayış zamanı geldi. (-Çr. ve köyleri)
arayış (II) 1» Mutafcılıkta ipleri dü-zenliyen küçük takta parçası. (-Ama.) 2. Fasulye, bezelye gibi gibi bitküerin sarılması için ‘dikilen sırık. (Hisarcık *Yayladağı -Hat.)
arayış (III) Kumaş kenarlarından kesilen ince parçalar, şerit. (-Tr.)
arayışcı Dedikoducu. (*Göynük-Bo.)
arayış makası Bir bakırcı aleti. (-Ks.)
arayir Orta, ortalık, ara yer. (*Bor -Nğ.)
araz daraz Seyrek, aralıklı (dokunmuş veya örülmüş’şeyler hakkında). (-Gaz.; »Bor -Nğ.)
araz (I) 1. [- aras (III)] 2. Hastalık, dert. (Yukarıkaraçay ‘Acıpayam -Dz.; Hacıkebir *Emet -Kü.: Görmel ‘Ermenek -Kn.)
araz (II) Esenlik, saadet: Size araz dilerim. (-Brs.)
araz (III) Soğuk. (‘Çıldır, ‘Arpaçay -Kr.)
araz (IV) Sel, akıntılı su. (Bahattin, -Or.; Mencilis ‘Keşap -Gr.)
araz (V) Bir çeşit ot. (Kızılca ‘Tavas -Dz.)
araziye Toprak, arazi. (îrişli, Bayburt ‘Sarıkamış -Kr.; Cenciğe -Eze.)
arazııt Harmanda kullanılan yaba. (Kandamış -Bo.)
arba 1. [-* abra (I) -1] 2. [- abra (I) - 2] 3. [— abra (I) - 4] 4. Kuvvet ve ağırlıkça farklı: Şu pehlivan ötekinden arba geliyor. (Endel ‘Os-
maniye -Ada.; Ulaş ‘Tarsus, Aslanköy ‘Mersin -îç.) arbacan Meyva toplamak için kullanılan üç ayaklı merdiven. (‘Gediz -Kü.)
arbaçı Arabacı. (“Karaçayca’dan” Başhöyük ‘Kadınhanı -Kn.)
arbadan İhmalci, batakçı. (‘Şebin Karahisar -Gr.; ‘Eşme -Uş.)
arbalanmak Ağır gelen yana eğilmek, meyletmek. (Bozüyük -Bil.; ‘Kadirli -Ada.)
arbalı [— abralı - 2]
arbanlamak [— abanlamak - 1]
arbanmak 1. Üzerine çullanmak, abanmak. (‘Buldan köyleri —Dz.) 2. Bir ağaca tırmanmaya çalışmak: Sizin kiraza arbanıp duruyordu. (Mevlütler ‘Acıpayam -Dz.)
arbannamak [— abanlamak - 1]
arbas Çok kuvvetli erkek. (-Ank. ve çevresi)
arbaş 1. Eğri bacaklı. (Eynesil ‘Görele —Gr.) 2. Mavi gözlü, sarı saçlı adanı. (Yanpar ‘Mersin -İç.) 3. Yaramaz. (Aslanköy ‘Mersin -İç.)
arbaşmak Sarılmak. (Bozburun-Mğ.)
arbatan 1. Arsız, hayasız. (‘Alucra -Gr.) 2. Obur. (-Ezm.) 3. Tutumsuz, batakçı. (‘Alucra-Gr.;-Gm.; -Ezm.)
arbaz (I) 1. [— abraz] 2. Zayıf, cılız, hastalıklı. (‘Dinar-Af.; ‘Saimbeyli, ‘Kadirli, Karakuyu -Ada.) 3. Tombul, şişman çocuk. (‘Boğazlıyan -Yz.)
arbaz (II) Avlu. (“Karaçayca’dan” Başhöyük ‘Kadınhanı —Kn.)
arbaza Aykırı, zıt, karşı. (Ekse ‘Çal -Dz.; ‘Koyulhisar -Sv.)
arbe (I) 1. [—abra (I) -1] 2. [— abra (I) - 2]

302
arbe (II) Çarşamba : Arbe günü okula gidiyorum. (Telin »Gürün -Sv.)
arbet [arbet aşert] Çirkin, biçimsiz, gülünç yüz veya vücut. (-Bt.; Akçakent *Nizip, -Gaz.) [arbet aşert] : (»Halfeti -Ur.)
arbet aşert [-» arbet]
arbı Arkalı, kuvvetli adam. (Memişli »Karaisalı -Ada.)
arbd [- abrd (I)]
arbılmak (I) 1. [-» ardılmak (I) -1] 2. [- ardılmak (I) -2] 3. [-» ardılmak (I) - 3] 4. [-» ardılmak (I) -4]
arbılmak (II) [-» ardılmak (III)]
arbış Düzen, intizam: Evin arbı-şıyla uğraşıyor. (Zeyne, Bereket »Gülnar -îç.)
arbışmak 1. [— ardılmak (I) -1] 2. [-»ardılmak (I) -2] 3. [- ardılmak (I) -3] 4. [-»ardılmak (I) - 4] 5. Yoktan kavga çıkarmak. (Çandır »Sütçüler -Isp.) 6. Tutmak, yapmak : Şu işi arbıştım. (Boynuyoğuıl —Ada.)
arbul [- abrd (I)]
arca [arcağ, arcah, arcak] 1. Temiz. (-Dy.; »Birecik,-Ur.; *Kilis,-Gaz.; »Antakya -Hat.; -Nğ.) [arcağ] : (-Mş.)
[arcah] : (-E1. ilce ve köyleri) [arcak] : (Harput, -EL; Eskima-latya -Mİ.; -Ada. köyleri) 2. Namusluca. (»Gazipaşa -Ant.) ,
arcağ [-» arca - 1]
arcah [—arca -1]
arcak (I) [— arca -1]
arcak (II) Koyunları tipiden korumak için götürülen kuytu yer, koyak. (-Kn.)
arcah durcah [-» arcak durcak]
arcak durcak [arcah durcah, arca silce,
arca silice] Tertemiz. (-Brd.; »Silifke -Iç.)
[arcah durcah] : (-E1.)
[arca silce, arca silice] : (»Antakya
-Hat.)
arcalamak Temizlemek. (»Antakya -Hat.)
arcammak Toplanmak, bir araya
gelmek. (-îst.) arca silce, arca silice [-» arcak
durcak]
arcı ağaç Kırlarda bulunan bodur bir çeşit ağaç olup yapraklan oğlaklara yedirilir. (Peterek »Yusufeli -Ar.)
arcıman Karaçalı. (Uşhum »Yusufeli -Ar.)
arcıt Ardıç. (Bektarla »Dinar -Af.; Gökçeyaka -Brd.; -îç.)
arçak Ayı. (-Yz.)
ard (I) Buğdayı azar azar döken”: değirmen hunisi. (Bornova -îz.)
ard (II) Çok iyi. (»inebolu -Ks.)
arda (I) 1. Yere dikilen nişan değneği. (Bornova, »Bergama -Iz.)
2. Çıkrıkçı kalemi. (»Bergama -Iz.)
3. Tespihçi kalemi, (-ist.) 4. Çıkrık iğinin takılacağı, boynuzdan yapılan makaraya (bekere) ilk şeklini veren alet. (-Gaz.)
arda (II) [-» ardala (I) -1] arda (III) Evde kalmış kız. (»Kavak -Sm.) ardaf Terbiyesiz, huysuz-, obur. (»Zile -To.; Nefsiköseli »Görele, Çandır -Gr.)
arda gelmek Zora gelmek, ters gelmek: Ahmedin leolunu arda getirdim, az daha kırıyordum. (Danışman »Fatsa -Or.)
ardah Çocuğun beşikten düşmemesi

303
için kollan ve bacaklan üzerinden sarılan bez. (Çayağzı *Şavşat —Ar,) ardak (I) [ardasak] 1. Çürümüş, çürümeye yüz tutmuş, ağaç. (‘Akyazı çevresi -Sk.; ‘Cide köyleri -Ks.; ‘iskilip -Çr.; ‘Ayancık -Sn.; Bi-zeri, Kızdköy -To.; -Yz.) [ardasak] : (-Brs.) 2. Kesilmeden yerinde kurumuş ağaç. (‘Cide -Ks.) 3. Lifleri karşı-kkk olup, doğramacdığa yaramıyan kereste. (Beşkarış ‘Altıntaş -Kü.)
4. Direklerin seyrek dikildiği yapıda üstüne fazla yük verilen kiriş: Bu kiriş çok ardak olduğundan bellemiş. (Beşkarış ‘Altıntaş -Kü.)